senin ulaşamadıklarını ben meşgule alıyorum.
devamını gör...

kursa gidiyorum. derd-i maişet derlermiş eskiler.
devamını gör...

anlık 3. sezon 18. bölümdeyim

levi bebeğim eğer o enjektörü armine vurmazsan diziyi bırakıyorumm

armine vurdu tamamdır


o zaman şuana kadar yorumlamamı yapayım.

attack on titan yani orijinal adıyla shingeki no kyojin hajime adlı bi abimizin çizdiği manga/animedir.

anime şuana kadar akıcılık, karakter gelişimi, verdiği mesajlar, merak uyandırma vs açısından efsane gidiyor. özellikle 3. sezon resmen farklı bi boyuta taşıdı. anime ilk bölümlerinden itibaren sizi sürekli bi bilinmezliğe atıp elinize bi kutu kibrit veriyor. bebek adımlarıyla sırlar açığa çıkıyor resmen ama buna rağmen azıcık bile sıkılmıyor insan.

gerçi ben

krallığa darbe yapıp insan insana savaştıkları kısımda bi tık sıkıldım


savaş sahneleriyse gerçekten ayrı bir güzel ama karakterlerin iç seslerini, şok olmalarını, plan yapmalarını ve çevresindekileri ikna etme süreçleri ne kadar izleyicinin heyecanını arttırsada bana fazla zaman harcıyorlarmış gibi geldiği için savaşın artık diye ekrana bağırmamak için zor duruyorum.

neyse gözümde birkaç damla yaşla 3.sezonu bitirmeye gidiyorum. 4.sezonu da bitirince editlerim.

edit: birazcık unutmuşum burayı ama olsun devam edelim. en spoilersız anlatmaya çalışacağım. 3. sezonun son bölümüne kadar bilinmeyen çoğu şey yavaş yavaş açığa çıkıyor. buraya kadar armin ve jean karakter gelişimlerinde ilk sırayı alıyor benim için. eren'in ilk bölümden beri intihara meyilli olması beni biraz deli ediyordu tamam onu öyle sevdik ama insan azıcık akıllanmaz mı? akıllanmaaz. tamam dev oluyorsun anladık, özelsin, güçlüsün hepsi kabulüm ama azıcık düşün be diyordum da demez olaydım 4. sezonda kendisine bu kadar düşünme manyak olursun dememiş kimse. en azından artık kararsız değil. doğruluğu tartışılır ama artık ne istediğini biliyor ve bunun için her şeyi yapmaya hazır.

4. sezon 1. bölümü izlediğimde sanki 2. dünya savaşını izliyormuş gibi hissettim. başta bi nereye düştüm, ne izliyorum ben dedim. 4. sezonda artık anime 3 arkadaş maceralarından, silah arkadaşı, hadi erenin mabadını kurtaralımdan çıkıp bambaşka bir boyuta geldi. anime resmen büyüdü son sezonda.
devamını gör...

insanlar artık güzel ya da en mutlu anlarını bir şekilde kayıt altına almak istiyorlar. sonuçta bu iş belirli talepler doğrultusunda doğuyor.
devamını gör...

en başarılı netflix yapımlarından biri kesinlikle.şimdi nasıl övsem bile bilemiyorum,övülmesi,dikkat edilmesi gereken o kadar çok nokta var ki birini övsem diğeri eksik kalacakmış gibi.en basitinden tepedeki ev sahnelerinde çok dikkat etmeyeceğiniz sürece göremeyeceğiniz arkada görülen hayaletlere ne demeli?
ben normalde korku izlemezdim ama bu dizi korkudan ziyade çok güçlü bir drama.ha;bununla korkutmadı anlamı çıkmasın.eğri boyunlu kadın,luke'nun gördüğü bastonlu hayalet gibi çok çeşitli korku tiplemeleri olduğu gibi aniden bir şeyler fırlayıp sizi korkutma konusunda da usta.hele sekizinci bölüm de kızların arabada olduğu sahnede çıkan şey!anlık felç geçirdiğimi zannettim,yemin ederim.dizi korkutuyor gayet de ama esas istediği korkutmak ziyade çok güçlü bir aile draması ile size pek çok alt metin vermek.bunu da gayet başarılı bir sekilde yapıyor.karakterlerin her birinin derinliği var,her birini kendi gözünden ayrı ayrı izliyoruz ve hepsini,hepsinin korkularını,zaaflarını,bugün geldikleri durumu çok iyi kavrıyoruz.bu cidden müthiş bir şey çünkü tek bir karakteri esas almak yerine her karakteri ayrı ayrı görmek dizinin derinliğini kat be kat arttırıyor.mesela neden o duruma geldiğini gördüğümüz;izlediğimiz için luke karakterine hiç kızılmadığını,hatta aksine en sevilen karakterlerden biri olduğunu fark ettim.işte bu dizinin başarısıdır;normalde kızılacak bir karakteri en derinine kadar anlatıp insanların sempati duymasını sağlamak...
benim de en sevdiklerim luke ve nell oldu.ıkisinin arasındaki kardeşlik ilişkisi apayrı güzeldi ama gerçek olduğu için diğer kardeşlik ilişkilerini de sevdim.kardeşler bazen birbirlerine karsi bencildi,duyarsızdı ve birbirlerini anlamıyorlardı ama nell'in dediği gibi,birbirlerini tüm kalpleriyle sevdiler ve hepsi buydu.beş kardeşin yas aşamalarını temsil etmesi ise mükemmel bir metafor çünkü bu hikaye aslında yıllardir suren bir yası anlatmakta.korku adı altında bitmeyen bir yası,bu yasın tüm karakterlere etkisini ve yıllar sonunda bir olayla nihayet kabullenmelerini izliyorsunuz.daha ne olsun be diyesim geliyor.
en sevdiğim detaylardan biri de farklı karakterlerin gözünden izlediğimiz bölümlerde olayların birbirini tamamlaması.yani önce olayı tam anlamıyla kavramıyorsun,sonra o karakterin bölümü geldiğinde tamamıyla anlıyorsun.puzzle yerleştirme gibi mükemmel bir mantıkla yapılmış.
oyuncu seçimleri de son derece başarılı.çocuk oyuncular inanılmaz yetenekli ve küçücük yaşlarına rağmen çok güzel bir iş ortaya çıkarmışlar.tepedeki ev sahnelerine zaten inanılmaz özenilmiş,o sahnelerde apayrı bir büyü var.
kısacası mükemmel ve son derece gerçek bir aile draması,bitmeyen bir yasın ardından özgürleşme hikayesi istiyorsanız sizi buraya alalım efenim,pişman olmayacaksınız.
devamını gör...

çinli ressam leng jun tarafından yapılmış.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı

detaylar inanılmaz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(kaynak onedio)
devamını gör...

teknoloji bu kadar gelişmemişken ortaya çıkmış; zeka, hareket ve kabiliyet gerektiren oyunlardır. bana göre en güzel özelliği çocukları bir teknolojik alete bağımlı kılmaksızın yaşıtlarıyla eğlenmeye sevk etmesidir.
kendi mesleğimden de gözlemlediğim kadarıyla, bana göre geleneksel çocuk oyunları çocukların keyifle oynadığı, yaşıtlarıyla sosyalleşebildiği ve eğlenirken öğrendiği en güzel oyunlardır diyebilirim.
geleneksel çocuk oyunlarını genel olarak şu şekilde sıralayabiliriz;
-saklambaç
-seksek
-ip atlama
-isim şehir hayvan bitki
-istop
-yakan top
-el kızartmaca
-aç kapıyı bezirgan başı
-körebe
-yağ satarım bal satarım
-mendil kapmaca
-köşe kapmaca
-çelik çomak
-boom oyunu
-hımbıl
-kurt baba
-üç taş
-beş taş
-dokuz taş
-eski minder
-yedi kiremit
-sekiz kuyulu taş
-yerden yüksek
-elim sende
yukarıda aklıma gelen ve yazmış olduğum oyunların tamamı (el kızartmaca hariç)* güvenilir ve güvenlik açısından hiçbir sakıncası olmayan oyunlardır.
kısa bir şekilde bu oyunların faydalarını şu şekilde sıralayabilirim:
-çocukların yaşıtlarıyla sosyalleşmelerini sağlar.
-iletişim becerilerini geliştirir.
-kaliteli ve verimli zaman geçirmelerine yardımcı olur.
-motor becerilerini artırır.
-el-göz koordinasyonu konusunda destekler.
-sözel, bilişsel, duyuşsal alanlarda gelişimlerine katkıda bulunur.
ara ara bu başlığa gelip yukarıda yazdığım oyunların nasıl oynandığını görsellerini ekleyerek yazmayı, benden başka yazılan tanımları okuyarak da yeni oyunlar öğrenmeyi umuyorum.*
devamını gör...

türk'lüğün şamanizm adetlerinden, içinde yaşadığı sistem ve aynı sistemin kadına verdiği değerden bihaber tiplerin aşağılama konusu.

mesela; islam, kadına hür iradesiyle .rospuluk hakkı vermez.
seksapel giyim ve hareketlerle masturbasyon malzemesi olmasına da izin vermez

pavyonda barda çalışmasına da izin vermez.
yan komşunun kocasından çocuk yapmasına ve hadi yaptı, ulusal kanalda oleyyy çekmesine de izin vermez.

kadına özgürlük! diyenler, özgür iradesiyle .rospuluk yapan kadına laf ettirmezler.. ama o kadınla da evlenmezler, kız alıp/verip dünür olmazlar, akrabaları olsa selam vermezler.
canları pahasına korudukları laik demokratik sistemin verdiği hakla, kendi hür iradesiyle "dünyanın en eski mesleğini" icra eyleyen kadınlarını fikren recm ederler.

kadını alınıp satılan, saatlik haftalık aylık kiralanabilen mal statüsüne sokan zihniyet "islamda kadın" ı yargılıyor.

islam'ın kadına verdiği hakları öğrenmek lazım, hacıdan hocadan tarikattan şeyhten diyanetten değil tabii ki.
devamını gör...

okudukça öğretiyor, öğrettikçe de okunuyor. hafızası güçlü, şiddete eğilimli hasta yakınlarının uzak olması temennisiyle.
devamını gör...

yaşım 41.
ben o zaman mezar taşıyım dedirten başlık.
devamını gör...

o senden vazgeçse bile ondan vazgeçmemek.
sesini ona duyurmaya çalışmak.
devamını gör...

elektrik trafolarından gördüğümüz uyarı. üzerinde de çarpı çizilmiş kurukafa levhası olur. hatta çocukken bu kurukafa levhasına dokununca elektrik çarpar diye düşünürdüm.
devamını gör...

yeni alınmış cep telefonu bataryası.
devamını gör...

philoktetes'i bulmuş olmamdır.*
sophokles(m.ö 495-406) yunan tragedyasının en önemli isimlerindendir ki benim için ilk sırada geliyor. yüz yirmi üç tane tragedyasının olduğu biliniyor ve günümüze sadece yedi tanesi ulaşabilmiş. (kral oidipus, oidipus kolonos'ta, trakhisli kadınlar, aias, elektra, antigone, philoktetes). philoktetes dışında hepsini okudum. bugün de onu bulmuş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. çünkü aylardır hiçbir kitabevi'nde bulamamıştım. dost kitabevi yine yüzümü güldürdü.
freud'un psikanalitik kuramları içinde yer alan oedipus(oidipus) ve elektra kompleksleri (elektra fallik dönemdeki kız çocuğun babaya karşı olan tutkusu, oidipus da erkek çocukların anneye karşı tutkusunu işliyor. bu komplekse sahip kız çocuklar anneyi bir düşman ya da rakip görebiliyorlar. erkekler de aynı şekilde babalarını. yaş ilerledikçe bu durum her bireyde farklı şekillerde karşımıza çıkıyor) ilhamını sophokles'in kral oidipus ve elektra tragedyalarından alıyor. gelişim psikolojisine de önemli bir bakış açısı kazandırmış oluyor bu sebeple sophokles. daha sonra firdevsî o meşhur "şehname" eserinde, orhan pamuk da "kırmızı saçlı kadın" romanında bu komplekslere yer veriyor. karşılaştırmalı okuma yapıldığı zaman da öğrenme daha güzel ve kalıcı bir hal alıyor.*
antik yunan dönemi mitlerinden tutun da aristokrasiden, dönem insanlarının inanç sistemlerine, aşklarına, başkaldırılarına kadar pek çok konuyu kitaplarında bulmak mümkün. bu konuları işleyişi de oldukça başarılı. her sahneyi gözünüzün önünde canlandırabiliyor olmak da büyük keyif aynı zamanda. ve bence shakespeare ile kapışır.* okuyun, okutun.



zorlu psm "dijital sahne" antigone'dan bir bölümü bizlere hediye etti. bu kadarı bile sophokles'in ustalığını görmemizi sağlamaya yeterli diye düşünüyorum. keyifli seyirler dilerim.
devamını gör...

bir kemalist, türk milliyetçisi olarak, yazarlık yaptığı dönemde sürekli yeni şafak gazetesinin sitesine girmemi sağlayan orada dahi dayanamayıp ''ya başıma bir iş gelmeyecekse mustafa kemal'i seviyorum'' diyerek önünde etik anlamda secde ettiren muhteşem yazarın muhteşem beyin fırtınasını yansıtan, yıllar yılı değerinden asla kaybetmeyen kitap. ilk çıktığında koşarak alıp, okuyup, tekrar dönüp okuyup, cümlelerin altlarını çizip, beynimin parçalarının yere düştüğünü görürken dance me to the end love çalıyordu diyerek beni ağlatan, güldüren, kendimle her cümlesini özdeşleştirdiğim, güzide kitap. korkma ben varım ve ruhi mücerret de aynı seviyede ne daha iyi ne daha kötü, benim nezdimde murat menteş türk dilini parçalayan, dürüst, samimi ve bizden tabir edilecek bir insan, kitapları da öyle. gerçek aşkı yansıtan, kıskanan, deliren, krizler geçiren, öfke patlamaları ve bilim kurgu eşliğinde kendinizi birden bir filmin içinde bulacağınız cümleler, paragraflar hiç bitmesin isteyeceğiniz, birisinin elinde okurken görünce usulca yanaşıp, gözlerinin içine baktığınız ''sen de mi bizdensin'' diye tepki vermek istediğiniz olabilir. olmayabilir de, insanlar netice olarak farklı farklı yaratılmıştır, bende yarattığı etkiyi herkeste yaratacağını sanmam. ayrıca kitap yayımlandıktan çok uzun süre sonra kıymeti anlaşılmıştır ve aynı metrobüste üç kişinin aynı anda okuduğuna şahit olup, bu kadar yayıldığı için kıskanmışlığım da vardır.
devamını gör...

insanlar saygı çerçevesinde her şeyi eleştirebilir hem de her şeyi. eleştirilere açık olunmalıdır. eleştirelere kapalı olanlar tarafsız olamaz ve önyargılıdır. din (inanç) de eleştirelemez değildir. bu eleştirilerden rahatsızlık duyanlar, yazarları engelleyebilir. her iki tarafta bundan memnuniyet duyar. sözlükte tanım engelleme özgürlüğü de sağlanmış, kullanınız. bu başlıkta da insanların düşüncesini karşı gelmektir hatta yaptıkları tanımları eleştirmektir. böyle basit konularla (dini eleştirenlerle) uğraşmak yerine dini amaçları/çıkarları uğruna kullananları eleştiriniz. uygulama da hep hata yapıyorsunuz. yanlış yerde anlamsız şekilde mahalle baskısı kurmaya çalışıyorsunuz. herkes sizin düşündüğünüz gibi düşünmek zorunda değildir.
devamını gör...

gökkuşağının son rengi olan mor olurdum. bu doğa harikası rengin elde edilmesi tarihte ilk kez fenikeliler tarafından deniz salyangozları kullanılarak gerçekleşiyor. ayrıca mor, güneş gördüğünde parlaklığına parlaklık katar. ufak bir nezaket gördüğümde karşımdakine çok daha nazik ve düşünceli davranmam gibi.

kim taehyung'a göre mor'un anlamı ise ''uzun süre boyunca birbirini sevmek ve birbirine güvenmek''tir.
devamını gör...

"elalem ne der " demeyin patik giyin.
devamını gör...

haksız olduğunu anlayınca "bak 155'i ararun içeri aldırurun" diyen ahlak çeşidir. tamam kabul ediyorum ararsın aldırırsın. peki bu yaptığın senin ahlaksızlığını ikiye katlamayacak mı? bugün tabandan tavana tüm pisliklerini sonsuz gibi görünen gücün ve paranla kapatabildiğini sanarsın. paranın hiç de sonsuz olmadığı, hatta o paranın senin bile değil borç olduğu ortaya çıktı. biz bunu zaten yıllardır söylüyorduk dinlemedin bizi. gücün de hiç gerçek değildir. o güç sadece top, tüfek ve tomadan falan ibaret bir güç. bugüne kadar siyasal islamın tek gücü halk içindeki niceliğiydi. bu nicelik de halk üzerinde en ileri teknikler kullanılan ilizyon bir meşruuiyete dayanıyordu. istediğin kadar sandık çalıp, fazladan oy pusulası bassan da, bu meşruiyetin hızla eridiğini görmüyor musun?
sen hiç mi ibn-i haldun okumadın? hiç mi yunan tregedyası bilmezssin?
devamını gör...

ne yaparlarsa yapsınlar,ne kadar çalışırlarsa çalışsınlar tüm yazarları memnun edemeyecek ekiptir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim