birhan keskin
penguen 2
o büyük ve muazzam zamanda unuttum
kanatlarım çok oldu üşüyor benim
bu beyaz ıssızlıkta göğsüme düşüyor
bu yüzden eğik boynum
bir kuşun anısı kalmış bende, saklı
bundan gözlerimdeki kayalık,
içimdeki serseri buzullar
dürtme içimdeki narı
üstümde beyaz gömlek var
en sevdiğim şiiridir.
o büyük ve muazzam zamanda unuttum
kanatlarım çok oldu üşüyor benim
bu beyaz ıssızlıkta göğsüme düşüyor
bu yüzden eğik boynum
bir kuşun anısı kalmış bende, saklı
bundan gözlerimdeki kayalık,
içimdeki serseri buzullar
dürtme içimdeki narı
üstümde beyaz gömlek var
en sevdiğim şiiridir.
devamını gör...
kahve pişirmek
anadolu'da yaygın gelenektir. kız istemeye gidildiğinde gelin adayı kahve pişirerek, kendisini istemeye gelenlere kendi eliyle ikram eder.
yine bir gelin adayı aynı şekilde pişirdiği kahveyi ikram etmiş ve uzaktan damat adayını izlemiş. delikanlı önce kahveyi içmiş, sonra da suyunu. gelin adayı annesine anne, beni buna verme demiş. annesi sebebini sorunca da baksana, götürdüğüm kahvenin üzerine su içti, mahvetti kahveyi, beni de böyle mahveder demiş.
bizim kültürümüzde kahve pişirmek, daha çok sütsüz yaptığımız ve içtiğimiz alışkanlık. bir bardak kahve için batılı toplumlar kadar zahmet çekmeyiz.
yine bir gelin adayı aynı şekilde pişirdiği kahveyi ikram etmiş ve uzaktan damat adayını izlemiş. delikanlı önce kahveyi içmiş, sonra da suyunu. gelin adayı annesine anne, beni buna verme demiş. annesi sebebini sorunca da baksana, götürdüğüm kahvenin üzerine su içti, mahvetti kahveyi, beni de böyle mahveder demiş.
bizim kültürümüzde kahve pişirmek, daha çok sütsüz yaptığımız ve içtiğimiz alışkanlık. bir bardak kahve için batılı toplumlar kadar zahmet çekmeyiz.
devamını gör...
seri artı oy veren melek
pozitif başlık beğendim.
devamını gör...
yaran tweetler
"hamile karım beni terk etti.. karım önemli değil de içinde çocuk vardı."
devamını gör...
bir nefeste dünya mitolojisi
mark daniels kaleminden mitlerin kökenlerini, zafer ve yenilgilerini anlatan yaratıcı hikayedir. bu hikaylerin içinde fantastik yaratıklardan oluşan karakterlerle ve aşk ve savaşın bütünlüğünden ve vazgeçilmezliğinden bahseder. kitap şaşırtıcı dünyasında eğlenceli olduğu kadar öğretici bir yolculuğa çıkarıyor. burç ismlerinin kökenleri, yüzüklerin efendisi serisinin iskandinav mitolojisine ait olması, günümüzde mitolojinin aslında müzik, sinema, edebiyat gibi içeriklerde bulunmasını da konu alıyor. içindeki kısımlar şöyle;
1.bölüm :avustralya ve maori mitolojisi
2.bölüm:sümer mitolojisi
3.bölüm:mısır mitolojisi
4.bölüm:çin mitolojisi(ki bence en etkileyicisi)
5.bölüm:amerika yerlilerinin mitolojisi
6.bölüm:güney ve orta amerika mitolojisi
7.bölüm:yunan mitolojisi
8.bölüm:roma mitolojisi
9.bölüm:nors mitolojisi
eğer mitoloji hakkında yüzeysel ve eğlenceli şekilde bilgi sahibi olmak istiyorsanız okunacak ilk kitaplardan biridir.
1.bölüm :avustralya ve maori mitolojisi
2.bölüm:sümer mitolojisi
3.bölüm:mısır mitolojisi
4.bölüm:çin mitolojisi(ki bence en etkileyicisi)
5.bölüm:amerika yerlilerinin mitolojisi
6.bölüm:güney ve orta amerika mitolojisi
7.bölüm:yunan mitolojisi
8.bölüm:roma mitolojisi
9.bölüm:nors mitolojisi
eğer mitoloji hakkında yüzeysel ve eğlenceli şekilde bilgi sahibi olmak istiyorsanız okunacak ilk kitaplardan biridir.
devamını gör...
erkeklere hakaret eden yazar
işin komiği bu yazarlar kendilerini feminist olarak tanımlarlar.
devamını gör...
terazi burcu erkeği
bir çok şey'dir.
terazi burcu erkeği olarak aktarayım.
flörtleşmeyi çok severiz. kafa iyiyken estetik algılarımıza ters düştüğünü bildiğimiz bir kadınla bile barın birinde kesişmek çok leziz gelir. hatta yanımızda sevgilimiz varken bile yaparız bunu 'küçük çaplı heyecanlar' bağımlısıyız bu türden şeyler için yaşıyoruz.
onlar olmazsa hayat pek heyecanlı ve keyifli gelmiyor. dozu zaman zaman arttırır, zamanı gelir de her şeyi 'elimize yüzümüze' batırdıysak azaltırız.
muhteşem yalan söyleme becerilerine sahibiz ve siz olayı anlayana kadar bir yenisi daha eklenir. konuşmak da bir sanattır keza. onun da kendi içinde estetiği olmalıdır.
langır lungur konuşan, bok sesli insanlardan irrite oluruz, güzel konuşanı dinleriz.
evvel zamanlara dönecek olursak biz de sevebiliyoruz arkadaşlar. ama sevmenin götürülerinin getirilerinden fazla olduğunu yaşaya yaşaya, bir kapıdan girip diğerinden çıka çıka hayattaki ideal aşk figürümüzün hikayesi kafamızdan silindi, nasıl bu hale geldiğimizi hatırlamaz olduk, nereden geldik? gitmek istediğimiz yer-vardığımız yer mi artık hiçbir şeyin öneminin kalmayacağı yaşlardan sonra ilgilenmez olduk.
insanın ne türden birisi oldğunu kendi kendine kabul edenlerdeniz. biliriz boklarımızı, kırdığımız insanları, kalpleri. zamanla kendi acılarımızı bile bunlara alet edebiliriz.
her duyguyu her ne boktan olguysa, bir şeyi istiyorsak elde etmek için manipüle ederiz, sonuna kadar kullanır. elde ettikten sonra gelişen 'devam etme süreci' bizim perdeleri kapatmamızla eş değer. geri sayımdır bizim için.
oysa sevgiyi her zaman hayatın en keyif saçan, mutluluk veren meyvesi olarak görmüşüzdür, filmlerden-müziklerden-kitaplardan çok etkileniriz.
ama bunlar büyüdükçe 'içte' kalan şeyler halini alır. zamanla kötü bir insana dönüşmekle alakalı galiba. bilmiyorum.
dostlarımıza çok düşkün olduğumuz kadar, tek yanlışlarında zart diye hayatımızdan uzaklaştırabiliriz. bizdeki asıl olay 'ne ekersen onu biçersin' hem de her türlü bok için.
dünyanın en tembel insanları olabildiğimiz gibi, anlık gazlama yada itici bir güç ile dünyayı 'öfke' 'sevgi' 'özlem' 'başarı' 'hırs' gibi duygularla tersine çevirebiliriz.
öfke demişken, içimiz zaten hep öfke dolu. ama o kadar çok şeye öfkelenip zamanla çoğu şeyin değişmemesi sebebiyle 'elimizde olmadığı için' artık sallamama moduna takmış, devam ediyoruzdur.
hiçbir şeyi umursamaz lafı çok cilalı. iddialı. yok böyle bir şey. özellikle 'hırs' yada 'öfke' mekanizmasına dokunca anlarsınız.
insanlardan nefret edip, yalnız kalmaktan deli gibi korkarız.
romantizmin kralını yaparız. canımız isterse tabi. konu bir yerden sonra sadece 'seks' olduğundan, üzgünüm ama romantizmi sallarız, ama çok şahane numara yaparız.
alkolü bol bol gönlümüzce sever-içeriz. etrafımızda da sevdiğimiz adamlar varsa, elde de manita.. ohh değmeyin keyfimize.
ama hemen ertesi gün 'boşluk' hissederiz evde tek başımıza otururken.
kafası oldukça çalışan insanlarız uyarayım. sinsilik gibi huylarımız bile var. dedikodu yapar-manipüle ederiz örgütleriz insanları-sonra çekilir kenara uzaktan izleriz-insanlar karıştıklarıyla kalır, hatta mevzunun kaynağının 'biz' olduğunu bile düşünmezler.
ama unutmayın 'ne ekersen onu biçersin' birileri mutlaka canımızı sıkmıştır.
vs vs daha sonra devam. sıkıldım.
terazi burcu erkeği olarak aktarayım.
flörtleşmeyi çok severiz. kafa iyiyken estetik algılarımıza ters düştüğünü bildiğimiz bir kadınla bile barın birinde kesişmek çok leziz gelir. hatta yanımızda sevgilimiz varken bile yaparız bunu 'küçük çaplı heyecanlar' bağımlısıyız bu türden şeyler için yaşıyoruz.
onlar olmazsa hayat pek heyecanlı ve keyifli gelmiyor. dozu zaman zaman arttırır, zamanı gelir de her şeyi 'elimize yüzümüze' batırdıysak azaltırız.
muhteşem yalan söyleme becerilerine sahibiz ve siz olayı anlayana kadar bir yenisi daha eklenir. konuşmak da bir sanattır keza. onun da kendi içinde estetiği olmalıdır.
langır lungur konuşan, bok sesli insanlardan irrite oluruz, güzel konuşanı dinleriz.
evvel zamanlara dönecek olursak biz de sevebiliyoruz arkadaşlar. ama sevmenin götürülerinin getirilerinden fazla olduğunu yaşaya yaşaya, bir kapıdan girip diğerinden çıka çıka hayattaki ideal aşk figürümüzün hikayesi kafamızdan silindi, nasıl bu hale geldiğimizi hatırlamaz olduk, nereden geldik? gitmek istediğimiz yer-vardığımız yer mi artık hiçbir şeyin öneminin kalmayacağı yaşlardan sonra ilgilenmez olduk.
insanın ne türden birisi oldğunu kendi kendine kabul edenlerdeniz. biliriz boklarımızı, kırdığımız insanları, kalpleri. zamanla kendi acılarımızı bile bunlara alet edebiliriz.
her duyguyu her ne boktan olguysa, bir şeyi istiyorsak elde etmek için manipüle ederiz, sonuna kadar kullanır. elde ettikten sonra gelişen 'devam etme süreci' bizim perdeleri kapatmamızla eş değer. geri sayımdır bizim için.
oysa sevgiyi her zaman hayatın en keyif saçan, mutluluk veren meyvesi olarak görmüşüzdür, filmlerden-müziklerden-kitaplardan çok etkileniriz.
ama bunlar büyüdükçe 'içte' kalan şeyler halini alır. zamanla kötü bir insana dönüşmekle alakalı galiba. bilmiyorum.
dostlarımıza çok düşkün olduğumuz kadar, tek yanlışlarında zart diye hayatımızdan uzaklaştırabiliriz. bizdeki asıl olay 'ne ekersen onu biçersin' hem de her türlü bok için.
dünyanın en tembel insanları olabildiğimiz gibi, anlık gazlama yada itici bir güç ile dünyayı 'öfke' 'sevgi' 'özlem' 'başarı' 'hırs' gibi duygularla tersine çevirebiliriz.
öfke demişken, içimiz zaten hep öfke dolu. ama o kadar çok şeye öfkelenip zamanla çoğu şeyin değişmemesi sebebiyle 'elimizde olmadığı için' artık sallamama moduna takmış, devam ediyoruzdur.
hiçbir şeyi umursamaz lafı çok cilalı. iddialı. yok böyle bir şey. özellikle 'hırs' yada 'öfke' mekanizmasına dokunca anlarsınız.
insanlardan nefret edip, yalnız kalmaktan deli gibi korkarız.
romantizmin kralını yaparız. canımız isterse tabi. konu bir yerden sonra sadece 'seks' olduğundan, üzgünüm ama romantizmi sallarız, ama çok şahane numara yaparız.
alkolü bol bol gönlümüzce sever-içeriz. etrafımızda da sevdiğimiz adamlar varsa, elde de manita.. ohh değmeyin keyfimize.
ama hemen ertesi gün 'boşluk' hissederiz evde tek başımıza otururken.
kafası oldukça çalışan insanlarız uyarayım. sinsilik gibi huylarımız bile var. dedikodu yapar-manipüle ederiz örgütleriz insanları-sonra çekilir kenara uzaktan izleriz-insanlar karıştıklarıyla kalır, hatta mevzunun kaynağının 'biz' olduğunu bile düşünmezler.
ama unutmayın 'ne ekersen onu biçersin' birileri mutlaka canımızı sıkmıştır.
vs vs daha sonra devam. sıkıldım.
devamını gör...
yazarların içinde oldukları yaş ile ilgili fikirleri
hiçbir fikrim yok.
devamını gör...
yazarların muhabbet kuşları
şu şekil bir yavrucağım var ve kendileri 1.5 aylık. henüz yeni yem yemeye başladığı için eğitmeye yeni yeni başlıyorum. anne ve babasını eğitmedeki üstün başarısızlığımdan sonra bu sefer uysal ve insanlara alışmış bir kuş yetiştirebilmeyi umuyorum. anası da babası da aşırı yabani oldular ,alıştıramadım insanlarla olmaya*, sürekli ısırıp kaçıyorlar. yavruları da şuan onlar gibi ama geç olmadan müdahale edip eğitebilmeliyim.* adını da uysal koyduk, uysal olsun yabani olmasın diye*
devamını gör...
cumhuriyet fabrika ayarlarına dönsün yeni anayasada laiklik olmasın
işte bu tip şeyleri öne çıkaran zevatların hepsi, zamanında isyan edip, yüce atatürk'ün istiklal mahkemelerinde sallandırdığı sarıklı operasyon çocuklarının vasıfsız nesilleri.
ecdadınız neydi ki sizden ne bekleyeceğiz, be hey cahili cühela?
ecdadınız neydi ki sizden ne bekleyeceğiz, be hey cahili cühela?
devamını gör...
normal sözlük'te haber başlıklarının tutmaması
dikkatimi çeken durumdur. kaynanasına göz diken damat gibi aykırı durumlar dışında bu sözlükte haber başlığı tutmuyor lan. futbol zaten konuşulmuyor. hepiniz mi dm'den fingirdeşiyorsunuz ya?
devamını gör...
metafor
dilin hayal alemidir. yunanca transform sözcüğü ile aynı köktendir. anlamı aslında aktarım demektir.
imge ile düşünceyi karşıdakine aktarmak işidir.
bunu dil ile yaparken de "gibi" kelimesi kullanmazsınız.
ahmet haşim'in merdiven şiiri türk edebiyatındaki en güzel örneklerdendir bu başlık adına.
edebiyat seven insanlara da selam olsun.
ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak
sular sarardı yüzün perde perde solmakta
kızıl havaları seyret ki akşam olmakta... diye devam eder merdiven şiiri.
imge ile düşünceyi karşıdakine aktarmak işidir.
bunu dil ile yaparken de "gibi" kelimesi kullanmazsınız.
ahmet haşim'in merdiven şiiri türk edebiyatındaki en güzel örneklerdendir bu başlık adına.
edebiyat seven insanlara da selam olsun.
ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak
sular sarardı yüzün perde perde solmakta
kızıl havaları seyret ki akşam olmakta... diye devam eder merdiven şiiri.
devamını gör...
girift radyo yayını
yerel saat ile 21:00'de kırk yama, ben ve belki ı am melting lan melting ya da reginamills..
ama tuğba gülyeşil yok. (en azından bu günlük)
yayına daha çok olduğundan konu belirlemedik.
aklımıza gelirse eklerim.
c ya.
ama tuğba gülyeşil yok. (en azından bu günlük)
yayına daha çok olduğundan konu belirlemedik.
aklımıza gelirse eklerim.
c ya.
devamını gör...
savaş sanatı
müthiş detaylar müthiş taktikler içeren ince kitaptır. ince olduğu kadar kalındır aslında. şov yapmıyorum bence öyle.
yazarı sun zı (sun tzu) denen bir amcadır.
sadece savaşla ilgili değil aslında kriz çözümü ile ilgili bilgiler veren bir eserdir.
o yüzden iş hayatında çalışan insanların okuması gerektiğini düşünüyorum.
rivayete göre liderlik yeteneği olan insanlar veya liderler bu kitabı çok severlermiş.
ayrıca savaş denen olayda hilenin olabileceğini de anlatmıştır.
kendisi bütün savaşlar hileye dayanır diyor. kazanmak için her yol mübahtır gibi.
ayrıca savaşmadan kazanmayı öğütleyen bir kişidir yazarımız.
ilginçtir bu kitabın ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
hatta böyle bir insanın olmadığı falan düşünülüyor.
mutlaka yazımı okuyup kitapa ilgisi olmayacak yazarlar olacaktır. savaş konusu ilgi çekici olmayabilir ama bu kitap sadece savaşla alakalı demek bir tık haksızlık olur.
hayattaki mücadeleler için çok önemli bir rehber olduğunu düşünüyorum.
hayatta bazen kendimizle bile savaşa giriyoruz.
ayrıca bu kitapla ilgili bir başka rivayet ise yıllarca saklandığıdır. bana pek mantıklı geldi.
adam çok güzel taktikler vermiş. saklamak ele geçmemesini istemek son derece normal geliyor.
sadece generaller ulaşabiliyormuş. tabi bunlar rivayet bilemiyoruz.
bu kitapla ilk tanıştığımda baya heyecanlanmıştım. offf savaş severim hadi okuyayım falan diye düşünmüştüm.
adı savaş sanatı olan bir kitabın ilk öğütlerinden birisi savaştan kaçılması gerektiğiydi. şaşırdım ve daha çok sevdim.
bu kitabın bir diğer özelliği ise ince ve sürekli okunabilecek bir şekilde olması. arada sırada açıyorum göz gezdiriyorum. güzel oluyor. yine başka bir rivayete göre şirketler bu kitabı yol haritası olarak görüyormuş.
okumayanlar varsa mutlaka tavsiye ederim.
düşmanı kuşatınca mutlaka kaçacağı bir tarafı boş bırakın ki düşman askerinin aklında daima kaçma seçeceğiz olsun. yoksa asker ölümüne savaşır.
yazarı sun zı (sun tzu) denen bir amcadır.
sadece savaşla ilgili değil aslında kriz çözümü ile ilgili bilgiler veren bir eserdir.
o yüzden iş hayatında çalışan insanların okuması gerektiğini düşünüyorum.
rivayete göre liderlik yeteneği olan insanlar veya liderler bu kitabı çok severlermiş.
ayrıca savaş denen olayda hilenin olabileceğini de anlatmıştır.
kendisi bütün savaşlar hileye dayanır diyor. kazanmak için her yol mübahtır gibi.
ayrıca savaşmadan kazanmayı öğütleyen bir kişidir yazarımız.
ilginçtir bu kitabın ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
hatta böyle bir insanın olmadığı falan düşünülüyor.
mutlaka yazımı okuyup kitapa ilgisi olmayacak yazarlar olacaktır. savaş konusu ilgi çekici olmayabilir ama bu kitap sadece savaşla alakalı demek bir tık haksızlık olur.
hayattaki mücadeleler için çok önemli bir rehber olduğunu düşünüyorum.
hayatta bazen kendimizle bile savaşa giriyoruz.
ayrıca bu kitapla ilgili bir başka rivayet ise yıllarca saklandığıdır. bana pek mantıklı geldi.
adam çok güzel taktikler vermiş. saklamak ele geçmemesini istemek son derece normal geliyor.
sadece generaller ulaşabiliyormuş. tabi bunlar rivayet bilemiyoruz.
bu kitapla ilk tanıştığımda baya heyecanlanmıştım. offf savaş severim hadi okuyayım falan diye düşünmüştüm.
adı savaş sanatı olan bir kitabın ilk öğütlerinden birisi savaştan kaçılması gerektiğiydi. şaşırdım ve daha çok sevdim.
bu kitabın bir diğer özelliği ise ince ve sürekli okunabilecek bir şekilde olması. arada sırada açıyorum göz gezdiriyorum. güzel oluyor. yine başka bir rivayete göre şirketler bu kitabı yol haritası olarak görüyormuş.
okumayanlar varsa mutlaka tavsiye ederim.
düşmanı kuşatınca mutlaka kaçacağı bir tarafı boş bırakın ki düşman askerinin aklında daima kaçma seçeceğiz olsun. yoksa asker ölümüne savaşır.
devamını gör...
hayata keyif katan şeyler
kafasözlük'ü yer imlerine kaydettikten sonra saatlerce o entry senin bu entry benim dolanmak. bir de güzel kadınlarla çay çorba içmek.
edit: hayata keyif katan işler desem ne kaybederdim bilmiyorum, uykulu olduğuma verin, türkçemi eleştirmeyin. *üzgün sıfat*
ikinci edit: cansın mod...
edit: hayata keyif katan işler desem ne kaybederdim bilmiyorum, uykulu olduğuma verin, türkçemi eleştirmeyin. *üzgün sıfat*
ikinci edit: cansın mod...
devamını gör...
sözlük radyosunun yayına başlaması
evet güzel olmuş.
devamını gör...
öyle birine aşık ol ki
...seni her şeyinle kabul etsin.
devamını gör...
çaylaklar sekmesinin daha keyifli olması
keyifli mi bilmem ama oldukça gizemli deep web gibi ortam. hafif loş ışık ve etrafta koşuşturan ufak çaylaklar. arada uğrayıp beğeni favori dağıtıyorum hayrıma ajfhsdgh mübarek gün çaylakların elinden tutun.
devamını gör...
sözlük mağazasında kendine göre ürün bulamamak
şimdiden yazayım dedim belki karma puan kazanmama yardımcı olmak isteyen olur.
devamını gör...
sözlüğü bırakıyorum deyip geri dönen primci yazar
bir yazar türü.
evet ben de bırakıyorum dedim, 3 aylığına bıraktım ve sonra geri döndüm. o sırada öyle olması gerektiği için öyle yaptım. 3 ay sonra şartlar (sözlükten bağımsız ve kendi hayatımla ilgili olarak) değiştiği için de döndüm. primmiş. peh!
evet ben de bırakıyorum dedim, 3 aylığına bıraktım ve sonra geri döndüm. o sırada öyle olması gerektiği için öyle yaptım. 3 ay sonra şartlar (sözlükten bağımsız ve kendi hayatımla ilgili olarak) değiştiği için de döndüm. primmiş. peh!
devamını gör...