dünya hayatının iniş çıkışlarla dolu olması
dünya hayatı iniş çıkışlarla doludur. allah dışında kalan hiçbir şey ebedi değildir. yeryüzünden güçlü, kuvvetli, kudretli, zengin nice insanlar, devletler vb. gelip geçmiş; ancak sünnetullah gereği her şey zirveye ulaştıktan sonra inişe geçmeye başlamıştır.
bu hususta (dünya hayatının iniş-çıkışlara dolu olması) ibretlik olması açısından şu kıssa dikkate şayandır:
medine’de heyecan ve coşkunun zirvede olduğu zamanlardan biriydi. allah rasûlü (sav)’nün dişi binek devesi adba ile bir bedevinin genç yük devesi yarışacaktı. o güne dek adba’yı geçebilen hiçbir deve olmamıştı.
ashab bu yarışta da aksinin olacağını düşünmüyordu. derken yarış başladı. bir müddet sonra bedevinin devesi adba’yı geçti. kimsenin aklına gelmezdi hz. peygamber’in devesinin yenileceği. bu durum müslümanların gücüne gitti. “adba yenildi” dediler. ashabının şaşkınlığına rağmen allah rasûlü (sav) bu durumu gayet tabii karşılamıştı, üzülmeye gerek yoktu. zira her kemalin bir zevali vardı. şöyle dedi allah’ın elçisi: “dünyada yükselttiği her şeyi geri indirmek allah’ın bir kanunudur!” (buhari, cihad, 59, rikak, 38)
hz. peygamber bu hadisle aslında hayatımızı kuşatan ama çoğu zaman unutmaya yüz tuttuğumuz ilahi bir kanunu hatırlatır: dünya hayatı, iniş ve çıkışlarla doludur. göz alıcı parlaklığıyla gündüzleri semayı süsleyen güneş, geceleri yerini aya ve yıldızlara bırakırken; baharda rengârenk çiçeklerle, yaz mevsiminde çeşit çeşit meyvelerle kuşanan ağaçlar, kış geldiğinde kurumuş dallarıyla bir başına kalırken; asırlarca hüküm süren devletler bir anda yeryüzünden silinip giderken hep aynı gerçekle yüzleştirir insanı: dünya ve içindeki her şey gelip geçicidir, her şeyin bir sonu vardır, dünyadaki her şey nakıstır, hiçbir şey mükemmel değildir. dünyadaki bu vazgeçilmez kanuna, her canlı gibi âdemoğlu da tabidir. öyle ki insan, anne karnındaki halinden başlayarak ihtiyarlığına kadar hayatı boyunca geçirdiği evreleri (rûm, 30/54) gözlemlediğinde, ömrü uzadıkça yaratılışının tersine çevrildiğini ve böylece gücünü kaybettiğini, (yasin, 36/68) nihayetinde her canlı gibi ölümü tadacağını (âl-i imran, 3/185) düşündüğünde şunu yakinen idrak eder: her türlü eksiklikten ve kusurdan münezzeh tek mükemmel varlık, baki olan yüce allah’tır. dünya hayatının geçiciliği ve aldatıcılığı kur’ân-ı kerîm’de şöyle bir benzetmeyle ifade edilir: gökten yağmur iner ve onun sayesinde yeryüzündeki bitkiler boy verip birbirine karışır. nihayet yeryüzü ziynetini takınıp rengârenk süslenir. sahipleri tam da onun üzerinde kudret sahibi olduklarını sandıkları zaman ansızın bir afet/rüzgar geliverir ve onları sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi kökünden yolunmuş bir hâle getirir. (yunus, 10/24; ayrıca bkz. kehf, 18/45; hadid, 57/20) rabbimizin tayin ettiği gün gelince “aldatıcı metadan başka bir şey olmayan” (âl-i imran, 3/185) dünya da kuruyup kaybolan bu bitkiler misali yok olup gidecektir. insan bu hakikatin farkında olduğu sürece üstünlük, şan şöhret, asalet, mal mülk, güzellik, makam mevki, zenginlik vb. geçici dünya menfaatlerine aldanmayacaktır. “sakın dünya hayatı sizi aldatmasın” (fatır, 35/5) buyuran allah teâlâ’nın da kullarından beklentisi, geçici bir eğlenceden ibaret olan dünya hayatına aldanmadan ebedî kalınacak gerçek yurt olan ahirete hazırlanmalarıdır. yarışta kaybeden taraf olmak gibi hayatta herkesin başına gelebilecek basit bir örnekten hareketle dünyalık nimetlerin geçiciliğine dikkat çeken bu hadis, aynı zamanda allah rasûlü’nün mütevazı kişiliğini de yansıtır. nitekim ashabının gerek sevinçli gerekse üzüntülü anlarında hep yanlarında olan hz. peygamber, bir bedeviyle devesini yarıştıracak ve ona yenilmeyi gurur meselesi haline getirmeyecek kadar insani ve mütevazı bir tavır sergilemiştir.
bu hususta (dünya hayatının iniş-çıkışlara dolu olması) ibretlik olması açısından şu kıssa dikkate şayandır:
medine’de heyecan ve coşkunun zirvede olduğu zamanlardan biriydi. allah rasûlü (sav)’nün dişi binek devesi adba ile bir bedevinin genç yük devesi yarışacaktı. o güne dek adba’yı geçebilen hiçbir deve olmamıştı.
ashab bu yarışta da aksinin olacağını düşünmüyordu. derken yarış başladı. bir müddet sonra bedevinin devesi adba’yı geçti. kimsenin aklına gelmezdi hz. peygamber’in devesinin yenileceği. bu durum müslümanların gücüne gitti. “adba yenildi” dediler. ashabının şaşkınlığına rağmen allah rasûlü (sav) bu durumu gayet tabii karşılamıştı, üzülmeye gerek yoktu. zira her kemalin bir zevali vardı. şöyle dedi allah’ın elçisi: “dünyada yükselttiği her şeyi geri indirmek allah’ın bir kanunudur!” (buhari, cihad, 59, rikak, 38)
hz. peygamber bu hadisle aslında hayatımızı kuşatan ama çoğu zaman unutmaya yüz tuttuğumuz ilahi bir kanunu hatırlatır: dünya hayatı, iniş ve çıkışlarla doludur. göz alıcı parlaklığıyla gündüzleri semayı süsleyen güneş, geceleri yerini aya ve yıldızlara bırakırken; baharda rengârenk çiçeklerle, yaz mevsiminde çeşit çeşit meyvelerle kuşanan ağaçlar, kış geldiğinde kurumuş dallarıyla bir başına kalırken; asırlarca hüküm süren devletler bir anda yeryüzünden silinip giderken hep aynı gerçekle yüzleştirir insanı: dünya ve içindeki her şey gelip geçicidir, her şeyin bir sonu vardır, dünyadaki her şey nakıstır, hiçbir şey mükemmel değildir. dünyadaki bu vazgeçilmez kanuna, her canlı gibi âdemoğlu da tabidir. öyle ki insan, anne karnındaki halinden başlayarak ihtiyarlığına kadar hayatı boyunca geçirdiği evreleri (rûm, 30/54) gözlemlediğinde, ömrü uzadıkça yaratılışının tersine çevrildiğini ve böylece gücünü kaybettiğini, (yasin, 36/68) nihayetinde her canlı gibi ölümü tadacağını (âl-i imran, 3/185) düşündüğünde şunu yakinen idrak eder: her türlü eksiklikten ve kusurdan münezzeh tek mükemmel varlık, baki olan yüce allah’tır. dünya hayatının geçiciliği ve aldatıcılığı kur’ân-ı kerîm’de şöyle bir benzetmeyle ifade edilir: gökten yağmur iner ve onun sayesinde yeryüzündeki bitkiler boy verip birbirine karışır. nihayet yeryüzü ziynetini takınıp rengârenk süslenir. sahipleri tam da onun üzerinde kudret sahibi olduklarını sandıkları zaman ansızın bir afet/rüzgar geliverir ve onları sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi kökünden yolunmuş bir hâle getirir. (yunus, 10/24; ayrıca bkz. kehf, 18/45; hadid, 57/20) rabbimizin tayin ettiği gün gelince “aldatıcı metadan başka bir şey olmayan” (âl-i imran, 3/185) dünya da kuruyup kaybolan bu bitkiler misali yok olup gidecektir. insan bu hakikatin farkında olduğu sürece üstünlük, şan şöhret, asalet, mal mülk, güzellik, makam mevki, zenginlik vb. geçici dünya menfaatlerine aldanmayacaktır. “sakın dünya hayatı sizi aldatmasın” (fatır, 35/5) buyuran allah teâlâ’nın da kullarından beklentisi, geçici bir eğlenceden ibaret olan dünya hayatına aldanmadan ebedî kalınacak gerçek yurt olan ahirete hazırlanmalarıdır. yarışta kaybeden taraf olmak gibi hayatta herkesin başına gelebilecek basit bir örnekten hareketle dünyalık nimetlerin geçiciliğine dikkat çeken bu hadis, aynı zamanda allah rasûlü’nün mütevazı kişiliğini de yansıtır. nitekim ashabının gerek sevinçli gerekse üzüntülü anlarında hep yanlarında olan hz. peygamber, bir bedeviyle devesini yarıştıracak ve ona yenilmeyi gurur meselesi haline getirmeyecek kadar insani ve mütevazı bir tavır sergilemiştir.
devamını gör...
geceye ilginç bir bilgi bırak
1938'de faşist lider benito mussolini italyada mickey mouse dışında tüm amerikan karikatürlerini yasaklamıştır.
devamını gör...
haçlı seferleri
haçlı sefeerlerini anlatmaya başlamadan önce o dönemde avrupa’nın çeşitli özelliklerine bakmak gerekiyor.
o dönemde avrupa’da yönetim şekli olarak feodalite (derebeylik) sistemi vardı.
yine bu dönemde avrupa’da skolastik düşünce (her şeyin cevabının kutsal kitaplarda arandığı düşünce şekli) hakimdi.
din olarak ise hristiyanlık dini hakimdi ve kilise çok önemli yetkilere sahipti. enterdi (bir ülkenin veya topluluğun tamamının dinden çıkarılması), aforoz (bir kişinin dinden çıkarılması), endüljans (para karşılığında günahların affedilmesi, cennetten arsa satılması) bu yetkilerden bazılarıydı.
kilisenin yöneticisi de papa olduğu için bu dönemde avrupa’da resmen tek kişilik otorite hakimdi yani.
zaten haçlı seferleri de tüm yetkileri elinde toplamış olan papa’nın teşvikiyle müslümanların üzerine doğru gerçekleştirilen seferlerdir.
hristiyanlar 11. yüzyıl ve 13. yüzyıl arasında doğu’ya doğru (müslümanların hakim olduğu zengin ticaret yolları ve topraklar üzerine) seferler düzenlemiş, bunlara da haçlı seferleri denmiştir.
ancak bu seferlerin sadece 4 tanesinin çok önemli sonuçları vardır. bu haçlı seferlerine yukarıdaki tanımlarda yazar arkadaşlarımız tarafından değinildiği için ben bunlarla ilgili bir şey yazmayacağım, sadece neden ve sonuçları hakknda bilgi vereceğim.
haçlı seferlerinin nedenleri:
1) türklerin anadolu coğrafyasında önemli ilerlemeler kaydetmesi üzerine, zaten kavimler göçü ile ikiye ayrılmış ve güçsüzleşmiş olan bizans imparatorluğunun avrupalı güçlü devletlerden yardım istemesi,
2) 3 büyük dinin kutsal merkezi olan kudüs’ün o dönemde müslümanların elinde bulunması dolayısıyla buranın müslümanların elinden alınmak istenmesi,
3) papa’nın ve diğer din adamlarının eğemenliklerini çok daha geniş coğrafyalara yaymak ve güçlenmek istemeleri,
4) o dönemde oldukça yoksul durumda olan avrupalı devletlerin, doğu’nun zenginliklerine ulaşmak istemeleri,
5) yine avrupalı devletlerin baharat yolu ve ipek yolu gibi önemli ticaret yollarını ele geçirmek istemeleri,
6) kilise yönetiminin ve tutucu hristiyanların, halkı müslümanlara karşı kışkırtması,
7) senyörlerin macera arayışı,
8) selçuklu devleti’nin iç ve dış karışıklıklar yaşaması sonucu zayıflamasının hristiyan alemini güçlendirmesi.
haçlı seferlerinin sonuçları:
1) türklerin islam dünyasını haçlılara karşı koruması üzerine islam dünyasındaki önemleri ve otoriteleri arttı,
2) ortadoğu ve türk islam topraklarının zarara uğradı,
3) türklerin batıya doğru ilerleyişi bir süre durdu,
4) anadolu-türk siyasi birliğinin sağlanması gecikti,
5) haçlılar, müslümanların elinden almak istedikleri kudüs’ü ve anadolu’yu, dolayısıyla da önemli ticaret yollarını elde edemedi,
6) kilise yönetiminin ve din adamlarının otoriteleri sarsıldı,
7) derebeylerin çoğunluğunun bu seferler esnasında hayatlarını kaybetmesi nedeniyle avrupa’da derebeylik sistemi zayıfladı ve merkezi krallıklar güç kazandı,
8) toprak soylularının bu seferlerde hayatını kaybetmesi sonucu topraklar halkın eline geçti, avrupa’da halkın maddi durumu iyileşti,
9) akdeniz limanları, ticaretin canlanması üzerine önem kazandı, bu durum venediklilerin ve cenevizlilerin önemli kazançlar elde etmesini sağladı,
10) avrupalı devletler türk-islam dünyasını daha yakından tanıma fırsatı buldu,
11) kağıt, matbaa, pusula gibi buluşlar avrupalılar tarafından öğrenildi, bu durum yeniçağ avrupası’ndaki gelişimin temelini oluşturdu.
o dönemde avrupa’da yönetim şekli olarak feodalite (derebeylik) sistemi vardı.
yine bu dönemde avrupa’da skolastik düşünce (her şeyin cevabının kutsal kitaplarda arandığı düşünce şekli) hakimdi.
din olarak ise hristiyanlık dini hakimdi ve kilise çok önemli yetkilere sahipti. enterdi (bir ülkenin veya topluluğun tamamının dinden çıkarılması), aforoz (bir kişinin dinden çıkarılması), endüljans (para karşılığında günahların affedilmesi, cennetten arsa satılması) bu yetkilerden bazılarıydı.
kilisenin yöneticisi de papa olduğu için bu dönemde avrupa’da resmen tek kişilik otorite hakimdi yani.
zaten haçlı seferleri de tüm yetkileri elinde toplamış olan papa’nın teşvikiyle müslümanların üzerine doğru gerçekleştirilen seferlerdir.
hristiyanlar 11. yüzyıl ve 13. yüzyıl arasında doğu’ya doğru (müslümanların hakim olduğu zengin ticaret yolları ve topraklar üzerine) seferler düzenlemiş, bunlara da haçlı seferleri denmiştir.
ancak bu seferlerin sadece 4 tanesinin çok önemli sonuçları vardır. bu haçlı seferlerine yukarıdaki tanımlarda yazar arkadaşlarımız tarafından değinildiği için ben bunlarla ilgili bir şey yazmayacağım, sadece neden ve sonuçları hakknda bilgi vereceğim.
haçlı seferlerinin nedenleri:
1) türklerin anadolu coğrafyasında önemli ilerlemeler kaydetmesi üzerine, zaten kavimler göçü ile ikiye ayrılmış ve güçsüzleşmiş olan bizans imparatorluğunun avrupalı güçlü devletlerden yardım istemesi,
2) 3 büyük dinin kutsal merkezi olan kudüs’ün o dönemde müslümanların elinde bulunması dolayısıyla buranın müslümanların elinden alınmak istenmesi,
3) papa’nın ve diğer din adamlarının eğemenliklerini çok daha geniş coğrafyalara yaymak ve güçlenmek istemeleri,
4) o dönemde oldukça yoksul durumda olan avrupalı devletlerin, doğu’nun zenginliklerine ulaşmak istemeleri,
5) yine avrupalı devletlerin baharat yolu ve ipek yolu gibi önemli ticaret yollarını ele geçirmek istemeleri,
6) kilise yönetiminin ve tutucu hristiyanların, halkı müslümanlara karşı kışkırtması,
7) senyörlerin macera arayışı,
8) selçuklu devleti’nin iç ve dış karışıklıklar yaşaması sonucu zayıflamasının hristiyan alemini güçlendirmesi.
haçlı seferlerinin sonuçları:
1) türklerin islam dünyasını haçlılara karşı koruması üzerine islam dünyasındaki önemleri ve otoriteleri arttı,
2) ortadoğu ve türk islam topraklarının zarara uğradı,
3) türklerin batıya doğru ilerleyişi bir süre durdu,
4) anadolu-türk siyasi birliğinin sağlanması gecikti,
5) haçlılar, müslümanların elinden almak istedikleri kudüs’ü ve anadolu’yu, dolayısıyla da önemli ticaret yollarını elde edemedi,
6) kilise yönetiminin ve din adamlarının otoriteleri sarsıldı,
7) derebeylerin çoğunluğunun bu seferler esnasında hayatlarını kaybetmesi nedeniyle avrupa’da derebeylik sistemi zayıfladı ve merkezi krallıklar güç kazandı,
8) toprak soylularının bu seferlerde hayatını kaybetmesi sonucu topraklar halkın eline geçti, avrupa’da halkın maddi durumu iyileşti,
9) akdeniz limanları, ticaretin canlanması üzerine önem kazandı, bu durum venediklilerin ve cenevizlilerin önemli kazançlar elde etmesini sağladı,
10) avrupalı devletler türk-islam dünyasını daha yakından tanıma fırsatı buldu,
11) kağıt, matbaa, pusula gibi buluşlar avrupalılar tarafından öğrenildi, bu durum yeniçağ avrupası’ndaki gelişimin temelini oluşturdu.
devamını gör...
14 şubat 2021 sözlük store indirimi
2021 sevgililer gününe özel iko'dan %21 indirim başlamıştır.
silin süpürün talan edin.
silin süpürün talan edin.
devamını gör...
martı jonathan livingston
richard bach'ın "jonathan" isimli, özgürlüğü arayan bir martının hikayesini anlattığı kitabıdır. diğer martılar gibi yemeyi, içmeyi değil uçmayı seven, gerektiğinde yalnız kalarak öğrenen bir martının hayat hikayesi paylaşılmaktadır.*
devamını gör...
ana haber bültenine canlı yayınla başka bölgeden bağlanan muhabir duruşu
biraz donuktur. durup durup ana haber sunucusu bir şeyler anlattıkça kafayı sallar. en komiği de sunucunun konuşması biter ama yayındaki gecikmeden ötürü sözün tamamı henüz ona iletilmediği için kafa sallamaya devam eder ve sonda ne diyeceğini düşünmek için bir iki saniye donar kalır.
devamını gör...
seyirci kalma etkisi
1964 yılında new york'ta bir kadın sokak ortasında bıçaklanarak öldürüldü. kitty genovese adlı kadının cinayetinde sokakta yaşayan birçok komşu sesleri duymuş hatta cinayeti görmüş olmasına rağmen kimse polisi aramamıştı.
latané ve darley bunu seyirci kalma etkisine dayandırmıştı. bir olaya şahit olan kişi sayısı ne kadar çoksa verilen tepki de o kadar az oluyordu. kitty genovese olayında komşular bir başkasının polisi aramış olduğunu düşünerek aksiyon almamayı tercih etmişti.
latané ve darley bunu seyirci kalma etkisine dayandırmıştı. bir olaya şahit olan kişi sayısı ne kadar çoksa verilen tepki de o kadar az oluyordu. kitty genovese olayında komşular bir başkasının polisi aramış olduğunu düşünerek aksiyon almamayı tercih etmişti.
devamını gör...
anksiyete bozukluğu
neyin yokluğunu çekiyorsanız onu büyüteçle büyütür ve size onun endişesini yaşatır.
neyi çözemiyorsanız onu büyüteçle büyütür ve onun kaygısını yaşatır.
kontrol edemediğiniz sonu belli olmayan her sorun anksiyeteyi güçlendirir. sürekli (bkz: korku) içinde yaşamak. öyle üzerine giderek çözemezsiniz bazı şeyleri. hele ki bu girdapta iseniz iki depresyona girip bir şeyleri kafaya takıp anksiyete olmuyorsunuz. yavaş yavaş oluyor ve büyüyor. her şey kontrolden çıkıyor, öyle krallığını ilan ediyor. fobi değil bu obsesyon da değil. genelde panik atakla da karıştırılır ama alakası yoktur, gerçek anksiyete bozukluğu panik atakla iç içe benzer gibi görünse de başka bir şey. anksiyete de ölüm korkusu odak noktası değildir, esas olan korkunun kendisidir. bir tür karmaşa, karamsarlık, kontrol edememek. (bkz: don't control)
neyi çözemiyorsanız onu büyüteçle büyütür ve onun kaygısını yaşatır.
kontrol edemediğiniz sonu belli olmayan her sorun anksiyeteyi güçlendirir. sürekli (bkz: korku) içinde yaşamak. öyle üzerine giderek çözemezsiniz bazı şeyleri. hele ki bu girdapta iseniz iki depresyona girip bir şeyleri kafaya takıp anksiyete olmuyorsunuz. yavaş yavaş oluyor ve büyüyor. her şey kontrolden çıkıyor, öyle krallığını ilan ediyor. fobi değil bu obsesyon da değil. genelde panik atakla da karıştırılır ama alakası yoktur, gerçek anksiyete bozukluğu panik atakla iç içe benzer gibi görünse de başka bir şey. anksiyete de ölüm korkusu odak noktası değildir, esas olan korkunun kendisidir. bir tür karmaşa, karamsarlık, kontrol edememek. (bkz: don't control)
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
karadut lekesini sadece kendi yaprağı çıkarırmış.
dipnot : saygı duyduğum ilk meyve olabilir.
dipnot : saygı duyduğum ilk meyve olabilir.
devamını gör...
charlie chaplin
zamanında amerikadaki komünist avından nasibini almıştır.
devamını gör...
yazarların psikolojik durumunun 3 kelime ile özeti
mutlu olamayacağımı anladım.
devamını gör...
rembetiko
mübadelede türkiye'den yunanistan'a göç etmek zorunda kalan rumların "pis turco" "turkosporos" gibi sözcüklerle aşağılandığı ve toplumun dışında, yerleştirildikleri atina gettolarında oluşturduğu varoş kültürün örneği harika müzik türüdür. bir çeşit yunan bluesdur. tüm göç hikayelerinde olduğu gibi rembetikonun notalarında da yarım kalmış, tamamlanmayı bekleyen acı ve hüzün dolu hayatlar vardır.
devamını gör...
düz dünya teorisi
düz falan değil kardeşim,öyle olsa kediler herşeyi aşağı atarlardı zaten.
devamını gör...
büyü ve sihirden korunmak için yapılması gerekenler
selenayı çağırın.
devamını gör...
7 kasım 2021 sözlük ekranında beliren havai fişekler
denk geldiğime sevindim,gece olanı kaçırdım diye üzülmüştüm.*
devamını gör...
makinist ile son istasyon radyo yayını
merhaba arkadaşlar,
bu geceki yayınımızda insanların oynadıkları oyunlar başlığından konuşacağız.
başlığa yazarak yayına katılabilirsiniz.
saat 00:00 da blog.kafasozluk.com/
bu geceki yayınımızda insanların oynadıkları oyunlar başlığından konuşacağız.
başlığa yazarak yayına katılabilirsiniz.
saat 00:00 da blog.kafasozluk.com/
devamını gör...
kafaya iyi gelen şeyler
"kendine hoşça bakmak" kafaya iyi gelir. şöyle ki;
...kendine bir hoşça bak, alemin özüsün, varlıkların gözbebeği olan insansın sen.
ey gönül, ey gönül, neden bu kadar gamla dolusun.
yıkıksın, kırık döküksün ama tılsımlı bir definesin sen.
meleklerin secde etmeleri emredilen kadri yüceltilmiş bir varlıksın, bildiğin gibi değil,
her varlıktan daha olgun daha ilerisin sen.
ruhsun, cebrail’in üfürmesiyle ikizsin, yaradan'ın sırrısın, meryem’in oğlu isa gibisin sen.
mertebeni adlarla sanma; adların sahibindedir.
dönüp varacağın yer her şeyi yaradan'dır, eşyaya gideceğini zannetme.
gördüğün gerçekleri rüya sanma, sen başka bir varlıksın;
kendini her sûreti kabul eden heyulanın büründüğü sûret zannetme.
keşifle gerçekliği meydana çıkan manayı dava sanma,
hakkında söylenen vasıfları gözüne girmek için söylenmiş sözler zannetme.
kendine bir hoşça bak, alemin özüsün sen; varlıkların gözbebeği olan insansın sen.
sırrını inleyip de sakın ağyara açma;
bilmezlikle inkâr çukuruna düşmekten sakın.
ahların, sakın, sevgilinin kâkülüne değmesin, sonra mansur gibi dâra çıkarsın.
sakın yaradan'a incinip de sevgiliye aczini bildirmeye kalkışma;
çaresiz kişi bulduğun kadri yüce incileri sakın.
sevgi sırlarının mahzeni, o sırlar hazinelerinin konduğu yer sendedir, sende.
erlik, yiğitlik nurlarının madeni sendedir, sende.
gizli gizli daha nice ruh halleri var sende.
tanıyıp anlayış sende, hüner sende hakikât sende.
baksan görürsün ki yer de, gök de, cehennem de, cennet de sende, kürsî de sende, melek de elbet sendedir sende.
yazıktır, padişahken alemde yoksul olmayasın, ümit ve yalvarışla boz bulanık bir hale gelmeyesin.
yeis vadisine düşüp bir hiç olarak yok olmayasın, yolunu yitirip bela sahrasının yolunu tutmasayasın.
âdeme yapış ki gerçekten ayrılmayasın, secdeler et ki yaradan reddetmesin seni.
yaradan'dan gayri bütün varlıklardan, çakıp sönen, gelip giden bütün şimşekler gibi geç git.
üstüne takılan, konan çerçöpe aşk ateşini siper et.
gönül bağlanacak şeylerin eserleri, sakın, eteğini tutmasın.
şems gibi, mevlana’yı isteyerek yola koyul, yol almaya bak.
aynanı (gönlünü) arıt, bütün sûretler ona vursun, görünsün.
galip, hele bir duygularını derle, topla da bak.
kendine bir hoşça bak, alemin özüsün sen, varlıkların gözbebeği olan insansın sen. "
(şeyh galip)
...kendine bir hoşça bak, alemin özüsün, varlıkların gözbebeği olan insansın sen.
ey gönül, ey gönül, neden bu kadar gamla dolusun.
yıkıksın, kırık döküksün ama tılsımlı bir definesin sen.
meleklerin secde etmeleri emredilen kadri yüceltilmiş bir varlıksın, bildiğin gibi değil,
her varlıktan daha olgun daha ilerisin sen.
ruhsun, cebrail’in üfürmesiyle ikizsin, yaradan'ın sırrısın, meryem’in oğlu isa gibisin sen.
mertebeni adlarla sanma; adların sahibindedir.
dönüp varacağın yer her şeyi yaradan'dır, eşyaya gideceğini zannetme.
gördüğün gerçekleri rüya sanma, sen başka bir varlıksın;
kendini her sûreti kabul eden heyulanın büründüğü sûret zannetme.
keşifle gerçekliği meydana çıkan manayı dava sanma,
hakkında söylenen vasıfları gözüne girmek için söylenmiş sözler zannetme.
kendine bir hoşça bak, alemin özüsün sen; varlıkların gözbebeği olan insansın sen.
sırrını inleyip de sakın ağyara açma;
bilmezlikle inkâr çukuruna düşmekten sakın.
ahların, sakın, sevgilinin kâkülüne değmesin, sonra mansur gibi dâra çıkarsın.
sakın yaradan'a incinip de sevgiliye aczini bildirmeye kalkışma;
çaresiz kişi bulduğun kadri yüce incileri sakın.
sevgi sırlarının mahzeni, o sırlar hazinelerinin konduğu yer sendedir, sende.
erlik, yiğitlik nurlarının madeni sendedir, sende.
gizli gizli daha nice ruh halleri var sende.
tanıyıp anlayış sende, hüner sende hakikât sende.
baksan görürsün ki yer de, gök de, cehennem de, cennet de sende, kürsî de sende, melek de elbet sendedir sende.
yazıktır, padişahken alemde yoksul olmayasın, ümit ve yalvarışla boz bulanık bir hale gelmeyesin.
yeis vadisine düşüp bir hiç olarak yok olmayasın, yolunu yitirip bela sahrasının yolunu tutmasayasın.
âdeme yapış ki gerçekten ayrılmayasın, secdeler et ki yaradan reddetmesin seni.
yaradan'dan gayri bütün varlıklardan, çakıp sönen, gelip giden bütün şimşekler gibi geç git.
üstüne takılan, konan çerçöpe aşk ateşini siper et.
gönül bağlanacak şeylerin eserleri, sakın, eteğini tutmasın.
şems gibi, mevlana’yı isteyerek yola koyul, yol almaya bak.
aynanı (gönlünü) arıt, bütün sûretler ona vursun, görünsün.
galip, hele bir duygularını derle, topla da bak.
kendine bir hoşça bak, alemin özüsün sen, varlıkların gözbebeği olan insansın sen. "
(şeyh galip)
devamını gör...
olası bir müze gezisinde dikkat edilmesi gerekenler
bağıra bağıra konuşmamak, insan seslerden baktığını anlayamaz hale gelebiliyor. bir de fotoğraf yasağı varsa fotoğraf çekmemek, kuralların genelde bir sebebi var.
bir de girdiğiniz yer artık müze değilse, mesela cami olmuşsa kurallar yine aynı, mesela bu nemlendirici kreminizin kapağını sütunlardan birinin üzerine bırakıp hayatınıza devam edebileceğiniz anlamına gelmiyor.
benden bu kadar. *
bir de girdiğiniz yer artık müze değilse, mesela cami olmuşsa kurallar yine aynı, mesela bu nemlendirici kreminizin kapağını sütunlardan birinin üzerine bırakıp hayatınıza devam edebileceğiniz anlamına gelmiyor.
benden bu kadar. *
devamını gör...
