uzak mesafe ilişkisi
ilk başlarda bir sorun olmadığını düşündüğün ama ilerleyen zamanlarda eziyetten başka hiçbir şey olmayan denenmemesi gerek bir durum
devamını gör...
erdoğan'ın bir sonraki seçimde kazanamayacak olması
her seçimden önce çıkan söylenti. ama emzadem bir şekilde kazanıyor seçimi.
şimdi de adres kodu olayı geldi.
fark bile atar hazır olun.
şimdi de adres kodu olayı geldi.
fark bile atar hazır olun.
devamını gör...
klişe youtube yorumları
şuradan gelenler like. tarzı yorumlardır.
devamını gör...
aslan burcu
burcum aslan, yükselenim akrep, 10. evde başşşşak stelyumum var. uzak durumlası gereken bi tipim. egoistim. şerefsizim. kendimi beğenmişim. ben seçilmem seçerim kafasında yaşıyorum. her zaman brn haklıyım. beni övün. birazcık da burada övün. hadi bakam yapış butona her ">* bir övgü demektir *
devamını gör...
zülal
bir kız ismidir.
adı zülal olup, güzel olmayanı görmedim.
adı zülal olup, güzel olmayanı görmedim.
devamını gör...
(tematik)
bangui
afrika'nın ortasında bulunan orta afrika cumhuriyeti'nin başkentidir.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
doğum günümün* de yaklaşmasından dolayı uzun zamandır istediğim ve beni gerçekten çookkk mutlu eden bi hediye almam. sözlük yaa deli gibi mutluyum*.
devamını gör...
insanı yoran şeyler
takıntılarımız.
bazen farkında bile olmayız takıntılarımızın. ta ki bize zarar verene kadar.
bazen farkında bile olmayız takıntılarımızın. ta ki bize zarar verene kadar.
devamını gör...
mutsuzlugumdan mutluyum (yazar)
an itibarı ile kendisi de ünlüler kervanına adını kazımış bulunmakta.
günün ünlüsü yazarımız
(bkz: kocaman alkış)
günün ünlüsü yazarımız
(bkz: kocaman alkış)
devamını gör...
hayattan gram zevk almamak
durup durup ağlıyorum, derslerim üst üste biniyor gram odaklanmıyorum. çalışmak istemiyorum kısaca hiçbir şey yapmak istemiyorum. aile üyeleriyle anlaşamıyorum (ki en büyük etken bu bence) yeni bir şey lazım hayatıma yeni bir yer, bir insan ya da başka bir şey ama yeni olsun çünkü ben çok bunaldım. bıktımm
devamını gör...
the thin red line
filmografisinde days of heaven ve badlands gibi görsel açıdan tablo gibi kusursuz filmler yer alan efsane yönetmen terrence malick'in 1998 yapımı underrated savaş filmi. saving private ryan ile aynı dönemde vizyona girmenin talihsizliğini yaşadı demek yanlış olmaz ancak bunun dışında her ne kadar çoğu otoriteden olumlu geri dönüş alsa da genel izleyici tarafından beklenenden daha az ilgi görmüş olması da kaçınılmaz bir gerçekti çünkü film kısmen durağan ilerleyen, savaşa rağmen tüm güzelliği ve tehlikesi ile yaşamaya devam eden doğa ananın gölgesinde; parçalanmış uzuvlar ve yere saçılmış iç organların arasında şuurunu ve insanlığını yitirme korkusu taşıyan askerlerin hikayesiydi, bir kahramanın veya çetin geçen tek tarafı haklı bir mücadelenin öyküsü değil. tamamen felsefi yanı baskın muhteşem bir 3 saat vadediyor terrence malick. oyuncu kadrosu ise şampiyonlar ligi gibi; sean penn, john travolta, adrien brody, john cusack, jim caviezel ve adını saymadığım onlarca oyunculuk dersi vermiş iyi oyuncu. açılış sekansı ise bana göre filmin etkileyiciliğinin ne denli yüksek olduğunun kanıtı gibidir.
"what's this war in the heart of nature? why does nature vie with itself, the land contend with the sea?"
bu filmi bu kadar iyi yapan bir diğer etken; savaşı bir taraf tutmadan, ucuz bir kahramanlık satmadan ve vahşeti haklı çıkarmadan anlatabiliyor oluşu. çoğu film ve kitap bahsetmese bile savaş kahramanlığı çoğu zaman korkudan altına yaptığın, bırakıp gitmekle kalmak arasında sürüncemede olduğun, parçalanmış cesetlerin arasında delirmemek için nefesini tuttuğun bir şeydir. kitaplar ve filmler cesetlere bakıp kustuğun, korkudan altına ettiğin, zalimce davrandığın, kaçmaya çalıştığın veya bunu dilediğin hiçbir andan söz etmezler. zalimliğin ve hırsın da kahramanlık diye pazarlandığı olur çoğu zaman oysa savaş bir kahraman bulunacak en son yerlerden biridir çünkü çift taraflı bir hayatta kalma oyununda kahraman diye bir şey yoktur. malick bunu filme öyle güzel yedirir ki, doğa ananın göbeğinde av ve avcının sürekli yer değiştirdiği hatta bazen hırsları uğruna sizi avlayanın sizden olduğunu en doğal biçimde aktarır.
rudyard kipling'in tommy* şiirinden:
"what's this war in the heart of nature? why does nature vie with itself, the land contend with the sea?"
bu filmi bu kadar iyi yapan bir diğer etken; savaşı bir taraf tutmadan, ucuz bir kahramanlık satmadan ve vahşeti haklı çıkarmadan anlatabiliyor oluşu. çoğu film ve kitap bahsetmese bile savaş kahramanlığı çoğu zaman korkudan altına yaptığın, bırakıp gitmekle kalmak arasında sürüncemede olduğun, parçalanmış cesetlerin arasında delirmemek için nefesini tuttuğun bir şeydir. kitaplar ve filmler cesetlere bakıp kustuğun, korkudan altına ettiğin, zalimce davrandığın, kaçmaya çalıştığın veya bunu dilediğin hiçbir andan söz etmezler. zalimliğin ve hırsın da kahramanlık diye pazarlandığı olur çoğu zaman oysa savaş bir kahraman bulunacak en son yerlerden biridir çünkü çift taraflı bir hayatta kalma oyununda kahraman diye bir şey yoktur. malick bunu filme öyle güzel yedirir ki, doğa ananın göbeğinde av ve avcının sürekli yer değiştirdiği hatta bazen hırsları uğruna sizi avlayanın sizden olduğunu en doğal biçimde aktarır.
rudyard kipling'in tommy* şiirinden:
devamını gör...
teselli kılığına girmiş boş laflar
hakkında hayırlısı.
devamını gör...
normal sözlük'ü mesajlaşma servisi olarak kullanmak
bazılarının maksadının yalnızca bu olduğunu düşünmeye başladım. yazara bakıyorsunuz herkesi tanıyor. nickaltı deli gibi kalabalık. çoğu kişi hakkında sohbeti hoş falan yazmış. kankacılık şebekesi kurmuş resmen. birilerini tanımaya hevesli arkadaşlara tavsiyem sözlüğün derinliklerinde keşfedilmeye hazır pek çok yazarımız vardır. onlara da odaklanalım. bırakalım bu lobicilikleri.
edit: kimseye mesaj servisini kullanmayın mı dedik? komiksiniz valla. ayrıca lobiciler de kendisini belli etti teşekkürler. seviyesiz yorum yapanlara da ayrıca teşekkürler.
edit: kimseye mesaj servisini kullanmayın mı dedik? komiksiniz valla. ayrıca lobiciler de kendisini belli etti teşekkürler. seviyesiz yorum yapanlara da ayrıca teşekkürler.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının süper güçleri
uçabiliyorum. kanıtlamak zorunda da değilim .
devamını gör...
yere düşen dondurma
devamını gör...
bir insanı kaybetmek istememek
sigmund freud, "bir insanı kaybetmek istiyorsanız onu çok sevin." diyor ve ekliyor: "sevildiğinden emin olunca insanlar nasıl da cüretkâr oluyor!"
yani bir insanı kaybetmek istemiyorsanız ona hak ettiği değeri verin.
yani bir insanı kaybetmek istemiyorsanız ona hak ettiği değeri verin.
devamını gör...
uğultulu tepeler
1847 yılında yayımlanan (bkz: emily bronte)' nin yazarın tek romanıdır uğultulu tepeler. yazar ilk önce şiirler yazmıştır ancak (bkz: victoria dönemi) ndeki katı kurallar yüzünden ve kadının ikinci planda tutulmasından dolayı, şiir kitabını erkek takma adıyla (bkz: emily ellis bell) yayımlamak zorunda kalmıştır. aynı şekilde bu romanınıda takma adıyla yayımlamak zorunda kalan yazarın kardeşi (bkz: charlotte brontë) tarafından gerçek ismiyle 1867 yılında yeniden yayımlanmıştır.*
bu eserde gerek romantik akım gerekse gotik özelliklerden izler görürüz. o dönemin en büyük özelliklerinden biri kadın sosyal olarak yüksek ve zengin bir eşle evlenmelidir. ancak romanın başkahramanı catherine, dönemin bu düşüncesiyle tamamen zıt giden ailesinin kim olduğu bilinmeyen, dışlanmış 'öksüz, buluntu, garip' olan heathcliff' e aşık olur. bu yönden toplumun koyduğu ahlaki ve etik kurallara uymadığı için o da toplum tarafından günahkar ve kötü olarak addedilir. bu yüzden heatchliff ile şehir ve toplum hayatından uzakta tutkulu ve yasak bir ilişki yaşamaya çalışır ancak victorya gelenekleri, değer yargıları ve sosyal baskı catherine'nin istediği aşka kavuşmasına izin vermez. bu yüzden catherine sosyal baskılardan, dayatmalardan ve toplumun öngördüğü kadın modelinden kurtulmak için ölümü seçer. çünkü yaşarken gerçek aşkına kavuşamamışsada ölüm sevgisine "vampir kadın" olarak da olsa kavuşma fırsatıdır ve hayalet olarak sevdiğine gerçek aşkına ulaşabilecektir.
bu eserde gerek romantik akım gerekse gotik özelliklerden izler görürüz. o dönemin en büyük özelliklerinden biri kadın sosyal olarak yüksek ve zengin bir eşle evlenmelidir. ancak romanın başkahramanı catherine, dönemin bu düşüncesiyle tamamen zıt giden ailesinin kim olduğu bilinmeyen, dışlanmış 'öksüz, buluntu, garip' olan heathcliff' e aşık olur. bu yönden toplumun koyduğu ahlaki ve etik kurallara uymadığı için o da toplum tarafından günahkar ve kötü olarak addedilir. bu yüzden heatchliff ile şehir ve toplum hayatından uzakta tutkulu ve yasak bir ilişki yaşamaya çalışır ancak victorya gelenekleri, değer yargıları ve sosyal baskı catherine'nin istediği aşka kavuşmasına izin vermez. bu yüzden catherine sosyal baskılardan, dayatmalardan ve toplumun öngördüğü kadın modelinden kurtulmak için ölümü seçer. çünkü yaşarken gerçek aşkına kavuşamamışsada ölüm sevgisine "vampir kadın" olarak da olsa kavuşma fırsatıdır ve hayalet olarak sevdiğine gerçek aşkına ulaşabilecektir.
devamını gör...
kadın yazarların daha fazla oylanması ve takipçilerinin daha fazla olması
yazılan tanımda kadın olduğunu belli eden bir yazı olmadığı sürece, onun kadın olduğunun nasıl anlaşılıp, oy verildiğini merak ettiğim tespit.
ya da bir şekilde o nickin kadın olduğu artık anlaşılmışsa da, oy verirken nicke bakıp öyle mi oyluyorsunuz? ben bazen oy verdikten sonra, özellikle uzun bir yazıysa nicki sonra görmüş oluyorum.
ya da kadın olduğunu bile bile bol bol oy veriyorsunuz diyelim, ee sonuç? oy verdiniz diye oradan size ekmek mi çıkacak?
ne saçma sapan düşünceler bunlar.
ya da bir şekilde o nickin kadın olduğu artık anlaşılmışsa da, oy verirken nicke bakıp öyle mi oyluyorsunuz? ben bazen oy verdikten sonra, özellikle uzun bir yazıysa nicki sonra görmüş oluyorum.
ya da kadın olduğunu bile bile bol bol oy veriyorsunuz diyelim, ee sonuç? oy verdiniz diye oradan size ekmek mi çıkacak?
ne saçma sapan düşünceler bunlar.
devamını gör...




















