şapel tanım olarak; büyük kiliselerin içinde bir azizin adına ayrılmış küçük ibadet yerleri veya kırsal alanlarda ve küçük yerlerde veya yol kenarlarında dinsel ihtiyaçları karşılayan küçük kilisedir.

esas adı cappella magna olan sistina şapeli, adını onu 1477 – 1480 yılları arasında restore eden papa iv. sixtus'tan alır ve vatikan'dadır.

sistina şapeli' en çok içinde bulunan eşşiz freskleri ile bilinir. bunların arasında en önemlileri michelangelo tarafından yapılan sistina şapeli tavanı ve son hüküm'dür.

ayrıca fotoğraf çekmenin yasak olduğu yer olarakta bilinir. fotoğraf çekmeye çalışırsanız italyanca bas bas bağırıyorlar. bunu gözönüne alıyorsanız çekebilirsiniz. (benim gittiğim zaman cep telefonları sadece alo demeye yarıyordu, video kamera ile çömelip milleti siper alarak epey çekmiştim. çekim yaparken yanan kırmızı ışığıda önceden bantla kapatmıştım. hala öyle mi bilmem). kalabalıktan dolayı çok gürültü olunca da görevliler çocuk azarlar gibi şşşşttt yapıyorlar.

tavandaki fresk ve resimler eşsizdir. tavana bakarak yürümek epey zor, boyun tutulması yaşayabilirsiniz. ancak yolunuz roma'ya düşerse mutlaka vatikan'a uğrayın ve vatikan müzesini gezin. şapel zaten müze gezisinin bir parçası (idi o zamanlar, şimdi nasıl bilmem?).

şu linkten de online olarak gezebilirsiniz:
www.vatican.va/various/capp...
devamını gör...

babam "bir dağ ne kadar yüce olursa olsun üstünden yol aşar, yeterki sen pes etme, mücadele et" derdi.
devamını gör...

bu koyunlar niye serbest bırakılıyor ki? bunlar devlete baş kaldırmış anarşist koyunlar. ben bir vatandaş olarak söz konusu koyunlar ortada meleyerek gezerken nasıl rahat edeceğim? bakın yarın bir gün bizim konut dokunulmazlığımızı da ihlal eder bu anarşist koyunlar. evlerimizin kapısına dayanırlar.

benim tahminim bunlar örgütlü bir suç işleme saiki ile hareket ediyor. kurban bayramında ortaya bir eylem koyabilirler. ortalığı karıştırabilirler. ben bir yurttaş olarak bu koyunların hak ettiği cezayı bir an önce almaları gerektiğini düşünüyorum. ülkede suçlular postlarını, toynaklarını sallayarak gezecekse işimiz var. şahsen kendimi şu andan itibaren hiç güvende hissetmiyorum. çok korkunç bir olay...
devamını gör...

kuzguncukta vişne mi olur?
nizanim sözü üstüne söz mü olur?
ozgur1ey der ki; domestic bir el at la!
biz gelirsek, herkese çok yazık olur.
devamını gör...

lat. peganum harmala
ing. syrian rue, african rue

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

halk arasında nazar otu olarak da bilinir. aktarlardan temin edilebilir. mayıs-temmuz aylarında çiçek açan, yüksekliği 70 cm kadar olan, steplerde yetişen çok yıllık otsu bir bitkidir. tohumları esmer siyah renkli, 1-2 mm uzunluktadır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

peganum harmala halüsinojenik etkiye sahip ayahuasca maddesinin hazırlanmasında kullanılır.

ülkemizde halk arasında meyvelerindan nazarlık, tohumlarından ise nazara karşı tütsü yapılmaktadır. ayrıca bağırsak parazitlerine karşı bal ile karıştırılarak kullanıldığı hakkında bazı kayıtlar bulunmaktadır. tohum ve köklerinden elde edilen boya, kumaş ve yün boyamada kullanılmaktadır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

harmala alkaloitlerinin antihipertansif ve santral sinir sistemi stimulanı olduğu uzun zamandan beri bilinmektedir.

alkaloit ekstresi farelere subkutan (deri altı enjeksiyon) olarak verildiğinde 30 dakika içinde titremelere sebep olmaktadır. ayrıca alkaloitlerden harmin ve harmalin halüsinasyona neden olur ve insanlarda halüsinojenik doz 4 mg/kg'dir. yüksek dozda meydana gelen zehirlenmede renkli görme, titreme, salya ifrazatı, mide bulantısı görülmektedir.

ayrıca afyonun uzaktan kuzenidir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kaynak: buradan
devamını gör...

bir yazarın seçtiği bir konuyla ilgili kendine has görüş ve düşüncelerini fazla derine inmeden okurla konuşuyormuş gibi anlattığı yazı türüdür.

kalemi elime almadığım uzunca bir zaman diliminin ardından bir parça dökülme hissinden yola çıkarak birkaç kelam edeyim istedim.
okumaya durumumuz yoktu kitlesini şurada kaybettiğimizi varsayarak kalanlar için hazırsanız başlıyorum.
bugünkü konu, birçok insanı derinden etkileyen ancak bazıları için hala sıradan görülen bir olay, "kadına şiddet".
şimdi biraz tanımsal bir şekilde başlayacak olursak
nedir kadına şiddet? fiziksel ya da psikolojik tahrip. nedenleri nelerdir? işte bu kısım uzun uzadıya bir makalede konu olarak işlenebilir. keza işlenmiştir de. olayın derinine inmeden zikredecek olursak fiziksel ya da ekonomik açıdan güçlü bireylerin zayıf olan üzerinde gücünü kabul ettirme durumu.
nasıl gerçekleşir? darp, hakaret, küçük görme...
peki kimler şiddet görür? işte bu kısım çok önemli herkes yani her kadın şiddet görebilir, en azından bir kez. eğer tanıdığımız biri ise baba, anne, eş, abi, sevgili bu bir kereden sonra yolumuza bakarız. tabii maddi açıdan kendine yetebilen, hayatta tek başına ayakta kalabilecek şekilde yetiştiysek. bu şartları sağlayamayan bireyler zaten bu zulmün altında ne yazık ki hayatlarına devam etmek zorunda kalıyorlar.
ve bu konu bir kesim tarafından hala sıradanlaştırılabiliyor. basit argümanlar; bir de kadının ne yaptığına bakmak lazım, insanı da çileden çıkarabiliyorlar vesaire... hayır, efendim. çileden çıkabilirsiniz. kadın yanlış yapmış olabilir. ama bu size şiddet hakkını doğurmaz. pozitif ayrımcılık yapmıyorum eğer kadın da psikolojik şiddet uyguluyorsa o zaman aynı kınama, onun için de geçerli olacaktır. ancak fiziksel şiddet tek taraflıdır. kendisini savunamayacak bir bireye saldırmak, zarar vermek için insaniyetin yitirilmiş olması gerekir.
peki şiddeti sadece tanıdıklarımızdan mı görürüz? hayır!
burada anlatmak istediğim iki anım var, konuyu pekiştirmek için ve de şiddetin bazen gerçekten hiç beklemediğiniz bir anda karşımıza çıkıveriyor oluşunu göstermek için. biri henüz yirmi yaşında bir öğrenciyken bir diğeri de öğretmen olduğum, otuz yaşındayken gerçekleşen iki olay.
evet şimdi ilk olay şu şekilde vuku buldu. "o sıralar eskişehir'de, üniversitede okuyorum; bir tatilde yakın bir arkadaşımla birlikte birkaç günlüğüne istanbul'a gidiyoruz. annesi, arkadaşım ve ben alışveriş için dışarıya çıkıyoruz ve akşam on gibi kağıthane'de anacadde üzerinden eve dönüyoruz. o esnada koyu renkli bir araba yanımızdan yavaşlayarak geçiyor. laf atıyorlar. sonra karşı şeritten aynı şekilde laf atarak geçiyorlar. tekrar yanımazdan geçerken arkadaşımın annesi elindeki şemsiyesi sallayarak bağırıyor. 'defolun gidin rahatsız etmeyin' diye. araç birden köklenerek durduluyor. içindeki dört kişiden ikisi iniyor. birden arkadaşımın annesine saldırmaya başlıyor bir tanesi. diğeri izliyor. biz de arkadaşımla araya girmeye çalışıyoruz. ama adam durmuyor. bir müddet bu böyle devam ediyor. yoldan insanlar gelip geçiyor. bağırıp yardım istiyoruz. bir arabadan geçen birinin şu sözlerini duyuyorum o kargaşa esnasında 'kimbilir o....lar, ne yaptılar!' bakın o gece tokat yedim, itildim, fırlatıldım ama bu cümle daha çok acıttı canımı. bu arada adam bizi bir kenara atıyor sürekli kadına yumruk, tekme falan atıyor. bir şey yapamayacağımı anlayınca plakayı aldım, polisi aradım. ama adres bilmiyordum! sonra bir güvenlik ya da bekçi emin değilim ama silahlı üniformalı biri geldi. havaya ateş etti ve adamı kadının üzerinden zor bela aldılar. hastaneye gittik. darp raporu aldık. arkadaşımın annesinin burnu kırıldı, arkadaşımın kaşı patladı ve hepimizde birçok morarmış bölge vardı. doktor beyin tavrına da değinmek istiyorum 'gece vakti sokakta ne işimiz varmış?'*
sonra adam 4 yıl hapis cezasına çarptırıldı. ha bunda başka suçların da etkisi vardı gerçi ama olsun. "
ikinci olaya gelirsek o da bir zamanlar gelibolu'da görev yaptığım sırada gerçekleşti." bir gün bir kadın öğretmen arkadaşımla okul bahçesinde nöbet tutuyoruz. o esnada kapıya yakın bir yerde bir hengame oluyor. koşup gidiyoruz. erkek öğrencilerimizden biri gözyaşı içinde yerde, öğrencimiz olmayan bir erkek ile bir kız da okula doğru yürüyor. ilk önce çocuğu kontrol edip diğerlerinin peşinden koşuyoruz. memurun odasına geçiriyorum. orada beklemelerini, polisi arayacağımı söylüyorum. o ara müdüre falan haber yollayınca erkek olan 'aman işi amma büyüttünüz, kız arkadaşıma top attı,ben de bir tokat attım altı üstü, gidiyoruz biz.' deyip kapıya yöneliyor. hayır gidemezsiniz deyince arkadaşımı da beni tartaklayarak kapıdan çıkmaya çalışıyor. ve başarıyor. okuldan çıkmadan polis geliyor. karakola gidiyoruz. karokolda öğreniyoruz ki başka bir liseden olan bu öğrenci birçok kez başka öğrencilere şiddet uygulamış ancak hatırı sayılan bir dayısı olduğu için hep şikayetler geri alınmış ve de 10 kereden fazla karakolluk olmasına rağmen davranışlarının sonucuna hiç katlanmamış. biz ifade verirken dışarıda bir gürültü kopuyor. bakıyoruz aynı kişi bu sefer bir polis memuru ile kavga ediyor. ama tabii ki polis etkisiz hale getiriyor. ona da şahit olunca hem davacı hem de başka bir olayın tanığı oluyoruz. tam hatırlamıyorum ama 18 ay gibi bir ceza alıyor sonuç olarak. "
konuya geri dönecek olursam görüyorsunuz ki bazen nedenleri kişiden kaynaklanmasa da sebep-sonuçlarıyla ilginiz olmasa da şiddetin ortasında kalıveriyorsunuz. ailemden ya da çevremden hiç şiddet görmemiş bir bireyken fiziksel olarak bir kadından daha güçlü olmalarını hak gören birileri sebebiyle bu durumu yaşadım. suçlu; paşa oğlum her şeyi yapabilir diyen anneler mi, babasından gördüğü şiddeti yansıtan adamlar mı bilmiyorum. bildiğim tek şey var. yakmayın kadınların canlarını!
devamını gör...

bence kahraman ilan edilen türk kadın yazılması gerekir.
kutlarım .
devamını gör...

1980 tarihli biyografisinin anlatıldığı kitap, 2002 yılında steven spielberg tarafından çekilmiştir.
filmde bir çok önemli isim oynamıştır bu isimlerden bazıları, tom hanks, christopher walken, amy adams, martin sheen ve nathalie baye'dir. abagnale'i ise; leonardo dicaprio oynamıştır. halen izlemeyen olduğunu sanmıyorum ama izlemeyen varsa izlesin.


peki kimdir bu abagnale; 16 yaşında anne-babasının boşanmalarına kızıp evi terk eden bir çocuk. terk ederken yanına bir çek defteri de alıyor. 1.80 boylarında iri yapılı olan bir çocuk kendisinin 20 li yaşlarda görünmesinin verdiği rahatlıkla, 16 olan yaşını kimlik belgesinde sahtecilik yaparak 26 yaşında yapıyor. o zamanları kuyrye olarak çalışan bu kişi, bu kadar çok çalışmasına ancak ; gelirinin bu kadar az olmasına sinirlenerek karşılıksız çekler yazıyor.
o artık karşılıksız çeklerin arananıdır ve polis onu aramaktadır.
miamiye kaçtığı bir sırada, aynen fildeki gibi, pilot pilotun çevresinde taş gibi hatunlar görünce yav bir pilot belgesi uydurabilirim diye düşündü.
düşündüğünüde yaptı arkadaşlar. pan am şirketinin pilotlarına bedava uçuş imkanı vardı; böylelikle dünyayı gezdi.
ayrıca bir pilot üniforması giyen birinin çeklerinden asla kimse şüphe etmez ve hemen nakde çevirebilirdi.
bu şekilde iki yıl geçiren bu gözü pek arkadaşımız, utahta frank adams oldu. sosyoloji profesörü olarak çalışmak istedi canı, hooop hemen bir diploma uydurdu. brigham young ünivertesi sosyoloji profesörü olarak işe girdi.
sonra canı avukat olmak istedi. baro sınavını geçmesi gerekiyordu onu da geçti. bu çok zor bişeymiş amerikada...
neyse sonra louisania başsavcılığana danışmanlık bile yaptı herif.
bitti mi? tabi ki hayır.
canı bir de doktor olarak çalışmak istedi. tanıştıralım:
georgia hastanesi çocuk doktoru, frank williams.
bu arada halaa karşılıksız çek imzalıyordu. bu bıraktığı izler 1969'da fransada yakalanmasına sebep olacaktır.
bu film burada biter dediğinizi duyorum ama bitti mi? tabi ki hayır.
fransa'dan amerika'ya sınırdışı edildiğinde uçaktan kaçtı. tekrar yakalandı kanada'ya kaçtı. yakalandı bida kaçtı,, yakandı bidaha kaçtı .....
en sonunda washingtonda bir polis arabası yanından geçerken iki polis onu yakaladı ve 12 sene ceza aldı.
ancak cezasını yatarken 4 yılda fbi, kendilerine danışmanlık yapması şartıyla ,şartlı edebileceği teklifiyle geldi.
fbi danışmanlığı, bankaların dolandırıcılığı öneleme danışmanlıkları yaptı ve bankalara güvenlik danışmanlığı ile ilgili şirket kurdu.
neden bilmem ama en sevdiğim suçlulardan biridir bu adam.
''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''
devamını gör...

kişinin doğduğunda yapabildiği fakat sonrasında unutup, ancak tekrardan öğrenirse yapabileceği eylemdir.
devamını gör...

şu ifşalar deniz baykal'ın, cübbelinin pornosundan beter, bir tane delikanlı çıkıp aksini ispatlayamıyor. demek ki bunların brazzers menşeili seks tapeleri çıksa allah rızası için diye yutturacak seviyeye getirmişler kitleyi.
devamını gör...

çıkmasını canı gönülden desteklediğim uygulama olacaktır.
dışarı çıkıyorum, oturup bir bardak çay içecek yer yok.
bir tabak yemek yiyemiyoruz, birisiyle buluşmak için oturacak yer bulamıyoruz.
parklar ve açık alanlarda oturacak yer yok. herkes paket yemek almış, oturup yiyorlar.
dışarıda yürümekten başka yapacak hiç bir şey yok.
dolayısıyla bir an önce kafe restoranlar açılmalı.
binlerce insan boşta geziyor.
koyun kuralı, uygulayın kanunu ama açın !
yeter artık.
devamını gör...

coğrafya kelimesini kullanan ilk kişidir. günümüzdeki libya sınırları içerisindeki kirene şehrinde doğmuştur. atina'da eğitim almıştır.

enlem ve boylam sistemini bulmuştur.
dünya'nın güneş'e olan uzaklığını tam olarak hesaplamıştır.
dünya'nın çevresini %1.6'lık hata ile ölçmüştür.

eratosthenes'in haritası
devamını gör...

benlik algısı oluşmuş. 5 parçalı insan resmi yapabildiğine göre zekası gelişim yaşı ile uyumlu olabilir. babaya sakal ve bıyık çizmiş. gözlem ve mizahi yeteneği var. küçük ayrintilarda bol miktarda çiçek ayı gibi figürler bulunuyor bu da yaptığı işe zaman ayirdigini söylüyor . karalamalarına bakarsak yaşı ile uyumlu motor gelişim var diyebiriz. perspektif ve kompozisyon oluşturma henüz yok. hikayelestirme gozlenmedi.*
tanım: karadır şu bahtım kara türküsünü seslendiren kişidir.
devamını gör...

vücudu yere dik olarak önden arkaya veya arkadan öne doğru sağ ve sola eşit bölen hayali düzleme verilen isimdir. bu düzlemde
fleksiyon-ekstansiyon hareketleri gerçekleşir.

sagitta, latince'de ok manasına gelmektedir. bu düzlemi düşündüğümüzde okun hareketi, vücudu bu düzlem gibi önden girip arkadaya gidecek şekilde kesiyor. belki bu yüzden sagittal düzlem denmiş olabilir. tabi isim verme konusu sadece benim düşüncem. kesinliği yok.
devamını gör...

fizik sınavından 01 almıştım. o kadar soruyu cevaba geçirip ismimi de doğru bir biçimde yazmıştım oysa ki.
devamını gör...

şu sözlükte arkadaşım olmasından inanılmaz keyif aldığım 3-5 isimden biri.

ben öyle nickaltı mickaltı yazmayı pek sevmiyorum. özellikle sürekli sohbetimin olduğu insanların nickaltına hiç yazmam. özelden yazar söylerim söyleyeceğimi.

birçok özelliği var bu yazarın. aşırı sivri dilli, zekası sözlük ortalamasının 3-5 tık üstü, komik vsvs. yaz yaz bitmez. ve evet hemen herkesten nefret ediyor. bu konuda da pek haksız sayılmaz.

tek negatif yönü var. beraber çokça oyun oynadık, oynuyoruz hatta birazdan yine oynayacağız. ben zaten böyle oyunlar için yaşlı bir birey olarak ellerim kollarım tutmuyor diye kendisini çağırıyorum. çağırıyorum ama kendisinin de elleri tutmuyor. ikimiz de ha bire ölüyoruz. ufacık çocukların eğlencesi oluyoruz.
devamını gör...

hiç şahlanmadık ki çöküşe geçelim..ben sigara içemiyorum ama bugünde bana yakın lütfen..
devamını gör...
(tematik)

afrika'nın ortasında bulunan orta afrika cumhuriyeti'nin başkentidir.
devamını gör...

keşfetmek için buradayım haliyle evet ben de 'arayıştayım.'
devamını gör...

malum soru özlem balcı kim?
tanım: cinsel sahneyi reddeden adını bile duymadığım bir oyuncu.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim