alttaki yazara seri oy atıyoruz
hadi bakalim pamuk eller cebe nerde hareket orda bereket. boş geçmeyelim arkadaşlar şimdiden teşekkürlerimi bir borç bilirim herkese.
devamını gör...
harezmşahlar
selçukluların (bkz: katvan savaşı)da yenilmesi ve sultan ahmed sencerin oğuzlar tarafından esir alınmasıyla dağılan selçuklunun harezmden çıkarak bütün iran coğrafyasını eline geçirdi.gurlular ile müchadeleye giriştiler ve karahıtaylar ile ittifak yapılarak onlara boyun eğdirdiler.ardından da karahıtaylar a sefer düzenleyerek maveraünnehiri aldılar.daha sonra cengiz han öncülüğünde moğollar karahıtay devletini yıktıktan sonra harezmşahlar ile komşu oldular.harezmşahlar ile moğollar başta iyi ticari ilişkiler kursa da (bkz: otrar faciası) yüzünden moğollar ile arası açıldı ve cengiz han harezmsahlara sefer düzenledi.çoğu şehirler yağmalandı ama celaleddin harzemşah moğollara karşı direndi ve (bkz: parvan savaşı)nda moğolları bozguna uğrattı lakin cengiz hanla giriştiği (bkz: indus savaşı)nda tam kazanacakken kaybetti ve ordusunun büyük bir kısmını kaybetti.celaleddin harzemşah daha sonra tekrar ordu kurdu gürcülere sefer düzenleyip tiflisi aldı.daha sonra da anadolu selçuklu devleti ve eyyubiler ile arası açıldı ve (bkz: yassıçemen savaşı)nda yenildi ve harzemşahların son kalıntısı da yıkıldı.
devamını gör...
fritillaria delavayi
yapılan çalışmalar sonucunda insandan gizlendiği ortaya çıkan çiçek.
genellikle çin'de, daha az olmak kaydıyla da bhutan'da görülen sarımsı yeşil, ampul şeklindeki çiçeğinin çapı yaklaşık 2 cm kadar. boyu ise maksimum 7 cm'ye kadar uzayabiliyor. çiçeğin 2000 yıldan daha uzun zamandır, insanlar tarafından alternatif tıpta kullanıldığı biliniyor.
yakın zamanda yapılan bir çalışma, çiçeğin toplandığı bölgelerde, görülmemek için bulunduğu zemine rengini uydurarak bir çeşit kamuflaj davranışı geliştirdiği gözlenmiş. insanların pek ulaşamadığı bölgelerde yeşil kalan çiçek, fazlaca toplandığı yerlerde kahverengi veya gri tonlara bürünerek, kendisini ortamdaki taşa toprağa benzetiyormuş.

(görsel, allthatsinteresting. com'dan alıntıdır.)
edit: imla/düzeltme. urlalı'ya teşekkür ediyorum.
genellikle çin'de, daha az olmak kaydıyla da bhutan'da görülen sarımsı yeşil, ampul şeklindeki çiçeğinin çapı yaklaşık 2 cm kadar. boyu ise maksimum 7 cm'ye kadar uzayabiliyor. çiçeğin 2000 yıldan daha uzun zamandır, insanlar tarafından alternatif tıpta kullanıldığı biliniyor.
yakın zamanda yapılan bir çalışma, çiçeğin toplandığı bölgelerde, görülmemek için bulunduğu zemine rengini uydurarak bir çeşit kamuflaj davranışı geliştirdiği gözlenmiş. insanların pek ulaşamadığı bölgelerde yeşil kalan çiçek, fazlaca toplandığı yerlerde kahverengi veya gri tonlara bürünerek, kendisini ortamdaki taşa toprağa benzetiyormuş.

(görsel, allthatsinteresting. com'dan alıntıdır.)
edit: imla/düzeltme. urlalı'ya teşekkür ediyorum.
devamını gör...
otobüste yer vermen için bakışları ile taciz eden yaşlı
psikolojik baskıdır, mahalle baskısıdır. bakışlar nefret doludur. ama her zaman olmayabilir. gelin size başımdan geçen bir hadiseyi anlatayım.
kızılay meşrutiyet caddesinden ego 541’e binmiştim. o zamanlar kızılay’a gidiyordu artık gitmiyor, öta mevcut. tıklım tıkış attım kendimi otobüse, neyse ki sırada ilerideydim, arkalara doğru oturacak koltuk buldum. şanslı hissettim kendimi çünkü donmuşum dışarıda, oh mis gibi geldi. sonra, gerçekten yaşlı ve hasta bir dede arkalara, benim oturduğum yere doğru geldi. ben de yer verdim. ama nasıl yorgunum. dede, biraz utanarak geçti oturdu. insanlar da ön taraftan geldiğinden ben iyice arkalara geçtim.
neyse, eskişehir yolu civarlarında dedenin yan koltuğunda oturan kişi indi. dede, oturmak için atak yapan insanlara karşı mücadele verip en arkada olmama rağmen ısrarla beni çağırdı. insanlara işaret ettirdi, seslenin gelsin diye. gittim, bana söylediği şey şuydu,
“sizler talebesiniz, okuyorsunuz, yoruluyorsunuz. oturmak sizin hakkınız.”
gerçekten bu sözler içime işledi ve böyle bir insanın ne kadar duyarlı olabileceğini orada gördüm.
kızılay meşrutiyet caddesinden ego 541’e binmiştim. o zamanlar kızılay’a gidiyordu artık gitmiyor, öta mevcut. tıklım tıkış attım kendimi otobüse, neyse ki sırada ilerideydim, arkalara doğru oturacak koltuk buldum. şanslı hissettim kendimi çünkü donmuşum dışarıda, oh mis gibi geldi. sonra, gerçekten yaşlı ve hasta bir dede arkalara, benim oturduğum yere doğru geldi. ben de yer verdim. ama nasıl yorgunum. dede, biraz utanarak geçti oturdu. insanlar da ön taraftan geldiğinden ben iyice arkalara geçtim.
neyse, eskişehir yolu civarlarında dedenin yan koltuğunda oturan kişi indi. dede, oturmak için atak yapan insanlara karşı mücadele verip en arkada olmama rağmen ısrarla beni çağırdı. insanlara işaret ettirdi, seslenin gelsin diye. gittim, bana söylediği şey şuydu,
“sizler talebesiniz, okuyorsunuz, yoruluyorsunuz. oturmak sizin hakkınız.”
gerçekten bu sözler içime işledi ve böyle bir insanın ne kadar duyarlı olabileceğini orada gördüm.
devamını gör...
acaba sadece bana mı oluyor diye düşünülen şeyler
willoughby yasası
birine bir makinenin çalışmadığını kanıtlamaya çalışırsanız makine o anda çalışmaya başlayacaktır.
murphy 4 numaralı ölçüt
ne zaman bir işi yapmaya karar verirseniz, o anda yapmanız gereken bir başka iş çıkacaktır.
birine bir makinenin çalışmadığını kanıtlamaya çalışırsanız makine o anda çalışmaya başlayacaktır.
murphy 4 numaralı ölçüt
ne zaman bir işi yapmaya karar verirseniz, o anda yapmanız gereken bir başka iş çıkacaktır.
devamını gör...
normal sözlük'ün 35 yaş istilasına uğramış olması
10 yaş ennes api diyen veletlerin gelmesinden iyidir.en azından tartışabiliyorum.
devamını gör...
kimliksiz hikayeler
garip bir hava var. sisli. sis biraz bana bilinmezliği hatırlatıyor. duygularıma güvenim azaldığında ise rahatsız hissediyorum.
içimde de garip bir his var. gecikeceğimi bile bile o sokağa değil, diğerine saptım. gerçi köpekler de etkendi burada. otobüs geldi saatinde. ben geç kalmıştım ama onun hızlı gitmesini istedim gecikmemek için. oysaki hatalı olan ve düzeltmesi gereken otobüs değildi. ben hayattan bana güzellik yapmasını bekledim. yapmadı. yapmadığı için de küsmedim, kırılmadım. sadece kabul ettim. iskeleye yaklaştığımda vapuru gördüm. hala hareket etmemişti. koşup yakalayabilirdim, koşmadım. arkasından diğer vapur geçiyordu, benim binmem gereken vapur beklemek zorunda diye düşündüm. beklemedi. kaptan cesur çıktı. vapur benim binmeme tam 20 saniyelik yol kalmışken ya da zaman kalmışken hareket etti. vapur hareket etti. ben izlemedim. geri döndüm.
dalgasız, rüzgarsız, puslu bir havada geç kalacağım diğer vapurda metal kokusu eşliğinde merdivenleri çıktım. geç kalıyordum. geç kaldığım şey sadece bir işte bulunmaktı. varlığımın yeteceği bir göreve geç kalıyordum. orada bulunmadığım için görev gerçekleşmiyordu.
yolcu salonuna geçtim. etrafa baktım. bir sürü boş koltuk vardı. içine serpiştirilmiş birkaç insan. içim gibi. derimin altında olması gereken hisler yok. ya dondular ya da yok oldular. belki de endişe hepsini yedi, emin değilim. duygular, duyguları yiyebilir ya da yenebilir mi? yoksa onlar da benim vapurla olan anım gibi sadece izlediler ve kaçırdılar mı beni?
etraf kalbalıklaştı. sesler de... bir adam geldi. yüksek sesle konuşmaya başladı. zihnimin pusları dağıldı. hikaye olmayan hikaye de bitti.
içimde de garip bir his var. gecikeceğimi bile bile o sokağa değil, diğerine saptım. gerçi köpekler de etkendi burada. otobüs geldi saatinde. ben geç kalmıştım ama onun hızlı gitmesini istedim gecikmemek için. oysaki hatalı olan ve düzeltmesi gereken otobüs değildi. ben hayattan bana güzellik yapmasını bekledim. yapmadı. yapmadığı için de küsmedim, kırılmadım. sadece kabul ettim. iskeleye yaklaştığımda vapuru gördüm. hala hareket etmemişti. koşup yakalayabilirdim, koşmadım. arkasından diğer vapur geçiyordu, benim binmem gereken vapur beklemek zorunda diye düşündüm. beklemedi. kaptan cesur çıktı. vapur benim binmeme tam 20 saniyelik yol kalmışken ya da zaman kalmışken hareket etti. vapur hareket etti. ben izlemedim. geri döndüm.
dalgasız, rüzgarsız, puslu bir havada geç kalacağım diğer vapurda metal kokusu eşliğinde merdivenleri çıktım. geç kalıyordum. geç kaldığım şey sadece bir işte bulunmaktı. varlığımın yeteceği bir göreve geç kalıyordum. orada bulunmadığım için görev gerçekleşmiyordu.
yolcu salonuna geçtim. etrafa baktım. bir sürü boş koltuk vardı. içine serpiştirilmiş birkaç insan. içim gibi. derimin altında olması gereken hisler yok. ya dondular ya da yok oldular. belki de endişe hepsini yedi, emin değilim. duygular, duyguları yiyebilir ya da yenebilir mi? yoksa onlar da benim vapurla olan anım gibi sadece izlediler ve kaçırdılar mı beni?
etraf kalbalıklaştı. sesler de... bir adam geldi. yüksek sesle konuşmaya başladı. zihnimin pusları dağıldı. hikaye olmayan hikaye de bitti.
devamını gör...
#helpturkey
global yardım çağrısıdır.
hiç bu kadar sahipsiz ve çaresiz hissettiğim olmamıştı. vatandaşı sakinleştirecek açıklama yapmaktan bile acizler. yangınların başladığı günden itibaren kriz yönetilemedi buna rağmen bir tane dahi istifa gelmiş değil.. toplu akıl tutulması yaşanıyor sanki. allah yardımcımız olsun.
hiç bu kadar sahipsiz ve çaresiz hissettiğim olmamıştı. vatandaşı sakinleştirecek açıklama yapmaktan bile acizler. yangınların başladığı günden itibaren kriz yönetilemedi buna rağmen bir tane dahi istifa gelmiş değil.. toplu akıl tutulması yaşanıyor sanki. allah yardımcımız olsun.
devamını gör...
kutuplaştıran değil kucaklaştıran olduk
anlat anlat böyle iyi oluyor, birazda şuralarıma..
devamını gör...
korkunç iban
pandeminin ilk dönemlerinde insanlar paraya ihtiyaç duyarken bir anda üst düzey yöneticilerin para istemesi üzerine insanların şok yaşamasına sebebiyet veren (bkz: biz bize yeteriz) kampanyasının ibanıdır. insanlarımızı korkutmuştur.
devamını gör...
30 yaşından sonra piyano çalmayı öğrenmek
yaklaşık iki hafta önce başladığım eylem.
malum pandemi koşullarında herhangi bir özel öğretmen ile çalışmaktan veya kursa gitmekten imtina ediyorum. bu sebeple tablete yüklediğim simply piano adlı uygulama ile öğrenmeye çalışıyorum. kendimce ilerleme katettiğimi düşünüyorum. ama acaba gerçekten de öyle mi? zaten geç başladığım bir disiplini bir de yanlış teknikle öğrenmek ileride öğrenme motivasyonumu düşürecek durumlar yaratabilir.
dört gözle tecrübeli arkadaşlardan konu ile ilgili yorum ve yönlendirme bekliyorum. saygılar sunarım.
malum pandemi koşullarında herhangi bir özel öğretmen ile çalışmaktan veya kursa gitmekten imtina ediyorum. bu sebeple tablete yüklediğim simply piano adlı uygulama ile öğrenmeye çalışıyorum. kendimce ilerleme katettiğimi düşünüyorum. ama acaba gerçekten de öyle mi? zaten geç başladığım bir disiplini bir de yanlış teknikle öğrenmek ileride öğrenme motivasyonumu düşürecek durumlar yaratabilir.
dört gözle tecrübeli arkadaşlardan konu ile ilgili yorum ve yönlendirme bekliyorum. saygılar sunarım.
devamını gör...
corona salgını geçtiğinde yapılacak ilk şey
sanırım karşıdan karşıya geçme düğmesini yalamak olacaktır.
o tuşa minimum temas etmek için çektiğim çileleri, girdiğim halleri düşününce, pandemi bittiğinde zevkten yalayabilirim sözlük.
o tuşa minimum temas etmek için çektiğim çileleri, girdiğim halleri düşününce, pandemi bittiğinde zevkten yalayabilirim sözlük.
devamını gör...
reşit olma yaşının 18 olması
bence mevcut düzende lise öğrenimi bitimine denk gelen yaş olduğu içindir.
belki, neden olmasın?
belki, neden olmasın?
devamını gör...
pic
en beğenilmeyen tanımlar için de -pic alanı olsun. yani portakallı içerik cehennemi. sonra da bu tanımı eksileyip cehennemin en başına tutturalım.
devamını gör...
ne zaman gitti tren (yazar)
aklıma kesmeşeker'in ne zaman gitti tren şarkısını getiren yeni yazarımızdır. hoş gelmiş, sefalar getirmiş.
devamını gör...
normal sözlük'ün bağımlılık yapması
şaka değil cidden var böyle bir şey. zamanında sosyal medya bağımlılığından muzdariptim ve bütün hesaplarımı kapattım ama şimdi ne olduysa kendimi dönüp dolaşıp kafa sözlükte buluyorum. bu nedir arkadaş ? sözlüğü açarken kodların arasına büyü mü sıkıştırdınız ne yaptınız ? sabah gözümü açıyorum direkt buraya bakıyorum yahu.
aynı şekilde sözlükten ayrılan bazı arkadaşların "çok zamanımı alıyor" demesi de dikkatimi çekmişti.
aynı şekilde sözlükten ayrılan bazı arkadaşların "çok zamanımı alıyor" demesi de dikkatimi çekmişti.
devamını gör...
tehlikeli insanlar
hep canim cicimli konuşan insanlar.. fazla samimiyet.. ama içi boş bir samimiyet.. laf olsun diye söylenen sözler.. iste bu insanlar tehlikeli.. maskelerini cikarsalar ne irinler çıkar..
devamını gör...
yazarların yazdığı hikayeler
tamamlanmamış kısa bir hikaye:
yalnızlar, yalnızlık yakışan yerleri en iyi bilenlerdir.
saçları, arkasını dönmüş yılların soldurduğu ak rengine bürünmüş bir beyefendi, önünde acı türk kahvesi, elinde sönmeye direnen sigarasıyla dükkanın önünden geçenlere mi yoksa daha uzaklara mı bakıyor bilinmez küçük yeşil taburede oturuyor. yanındaki masadan onu izlediğimden ve hakkındaki meraklarımdan bihaber.
yalnızlar, yalnızlık yakışan yerleri en iyi bilenlerdir.
saçları, arkasını dönmüş yılların soldurduğu ak rengine bürünmüş bir beyefendi, önünde acı türk kahvesi, elinde sönmeye direnen sigarasıyla dükkanın önünden geçenlere mi yoksa daha uzaklara mı bakıyor bilinmez küçük yeşil taburede oturuyor. yanındaki masadan onu izlediğimden ve hakkındaki meraklarımdan bihaber.
devamını gör...

