kırk yapar.
devamını gör...

uçurma abartı. ama mümkün mertebe kullanılmamalıdır.
devamını gör...

ebrar'ın son setteki güçlü smaçlarıyla aldığımız maç. sonu şampiyonluk olsun. tebrikler filenin sultanları. *

ps: ebrar bu gidişle neslihan darnel gibi bir efsane olacak..
devamını gör...

daha okula başlamadığım zamanlarda komşunun benimle yaşıt oğluyla onların bahçede oyun oynardık, apartmanın en üst katı onlarındı, bir gün çok çişim geldi eve kadar tutamam diyerek koşarak işemeye gitti ben de bunun pipiyi uzaktan gördüm ve benimkinden farklı olduğunu görünce şoka uğradım. eve gider gitmez anneme "annee biliyor musun ali'nin* sallanan kukusu vaaaarr" dedim önce anlamadı sonra ali'yi işerken gördüğümü söyleyince 10 dk kahkaha attı, bir daha bakma ayıp diye tembihledi. aklım ermeye başlayınca neden güldüğünü anladım tabii ama konusu geçmemişti bir daha. yıllar sonra ilk kez doğru düzgün sevgilim olduğu zaman anneme bahsettim biriyle konuşuyorum haberin olsun diye, "kim, nasıl biri" diye sormasını beklerken söylediği ilk şey "sallanan kukusu var dimi" oldu. boş anıma denk geldi ve o gün ikimiz de gülmekten hastaneye kaldırıldık. bu da böyle komik bir anı oldu ikimiz arasında. *
devamını gör...

transcranial magnetic stimulation'ın kısaltması. şarlatanlar tarafından hafızanızı siliyoruz, unutma tedavisi uyguluyoruz, beyninizi sıfırlıyoruz şeklinde pazarlanmaya çalışılan yöntemdir.

depresyon ve anksiyete tedavisinde kullanılan yöntemin tam adı repetitive transcranial magnetic stimulation olup genellikle prefrontal cortex'e milisaniyelik aralıklarla güçlü elekromanyetik dalgaların gönderilmesi yoluyla çalışır. depresonu tedavi eden bir yöntem olarak rtms kalıcı(!) davranış değişikliği yaratabilir. seans sırasında halihazırda başka bir hastalığa/probleme sahip olan hastaların nöbet geçirmesi ihtimali vardır. bunun yanında tms ile yürütülen deneylerde katılımcıların başına gelen en kötü şey genellikle fazla gergin olmalarından dolayı yaşadıkları kısa süreli baygınlıklardır (hocamın yalancısıyım). dolayısıyla büyük yan etkileri olan bir yöntem değildir.

beyinde kontrollü sanal lezyonlar oluşturmaya elverişli olması ile lezyon çalışmalarını ve laboratuvar hayvanlarına yapılan eziyeti sonlandırmaya (en azından azaltmaya) yardımcı olması bakımından da önemlidir. ayrıca neural hacking peşinde koşanlar için de kullanışlı olabilecek bir cihaz olup teoride bilişsel becerileri kısa süreli arttırmak için de kullanılabilir. beynin görsel alanları üzerine uygulandığında geçici olarak körlük (ekranda sunulan uyaranı tespit edememe) veya kişinin gözlerinin önünde parlak ışıklar (phosphene) görmesi gibi eğlenceli sonuçlar da elde edilebilmektedir. bir de eski tüplü bir televizyonu çalışamaz hale getirdiğine tanıklık edip hafiften ürkmüşlüğüm vardır. ancak genel itibariyle oldukça güvenilir bir yöntemdir.
devamını gör...

"nighthawks", edward hopper, 1942

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

küfür eden erkekten farkı yoktur. küfür eden erkeği itici görüyorsanız kadını da o şekilde görebilirsiniz sorun olmaz.
devamını gör...

günümüz türkiyesi'nde özellikle fabrikalar için yapılan eylemdir.
devamını gör...

forever çay.
every time çay.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

akbabalar diye okudum.
haksız da sayılmam.
devamını gör...

dizi yapımcılarının konuşmalarında sıkça gözlemlediğim bir unsur. adamlar inatla bunu vurguluyor, "gerçekçi olsun istedik" diyorlar. gerçekçiliğe verdikleri önemden bahsediyor, insanların kendilerinden birer parça bulmalarını umut ediyorlar. bu cidden çok enteresan. zira türkiye fantastik, bilim kurgu içeren dizilerle boğuşuyordu da böyle bir akım mı başladı diye düşünmeden edemiyoruz. zaten 80 yıldır dizilerimiz inanılmaz gerçekçi, bu yüzden iğrençler. ne bir bilim kurgu, ne de fantastik bir yapımımız mevcut. kalas gibi aşk hikayelerini kendimizi bildik bileli yapıştırıp geçiyorsunuz. bize sürekli aşk anlatıyorsunuz, sürekli basit klişe olayları senaryolaştırıp ısıtarak tekrar önümüze koyuyorsunuz. bunun da üzerine gerçekçiliğe önem veriyoruz diyorsunuz. gerçeğimiz çok mu güzel de diziniz güzel olsun? üç aşağı 5 yukarı hepimizin kereste gibi bir hayatı var zaten. ev iş okul, çocuk vs. gerçekçi olunca ne oluyor? bizi bize yansıtarak gösterince ne oluyor? çok mu kıymetli bir iş yapmış oluyorsunuz? bunu cidden anlayamıyorum.
devamını gör...

dünyada yaşanan günlerin uzunluğu dünya ile ay arasındaki çekim kuvvetinden kaynaklandığı düşünülüyor. ay ile dünya arasındaki uzaklık arttıkça dünyanın dönüş hızı yavaşlıyor ve bir günü daha geç bitirmesine sebep oluyor.

yapılan bir araştırmada 1.4 milyar yıl önce dünya'da bir günün 18 saat olduğu bulundu. zamanla ay dünyadan uzaklaştıkça dünyanın dönüş hızı yavaşladı ve günümüzde bir günü 24 saat yaşar hale geldik.
yapılan araştırmalara göre günlerimiz her yıl 0.000018 saniye uzamakta ve ay ise dünya'dan bir yılda 3.8 santimetre kadar uzaklaşmaktadır.

bu hızla devam ederse yaklaşık 1.2 milyar yıl sonra günlerimiz yaklaşık 30 saat olacak gibi duruyor.*
devamını gör...

belli bir yaşa kadar doğru olabilecek önerme. kendi ayakları üzerinde duracak yaş diye bilinen yaşlardan önce kendi kazandığın parayı harcamak anne-baba parasını harcamaktan oldukça güç oluyor.

1990'lı yılların ortasında kıt kanaat geçinen bir ailenin iki çocuğundan biri olan ben 13-15 yaşlarındayım. etrafımda bilgisayara sahip arkadaşlarım var ve biz bilgisayarı olmayan diğer çocuklar o arkadaşlarımızın evlerine gidip bilgisayarı görmek hatta oyun oynamak için yanıp tutuşuyoruz. tabii çoğunlukla bu isteğimiz gerçekleşmiyor. gerçekleşse dahi bilgisayar sahibi arkadaşımızın oynadığı oyunları seyredip başımızı öne eğip çıkıyoruz evden.

dayanamayıp annem ve babama bilgisayarım olmasını istediğimi dillendirdim. annem ev hanımı idi ve evin tek çalışanı babam mahçup bir tavırla bilgisayar alacak bütçemizin olmadığını, eğer daha çok para kazanabilirse bana bilgisayar alabileceğini söyledi. hayal kırıklığı yaşamadım değil ama ailemizin maddi olarak durumunu bildiğim için onlara da çok fazla bir şey söyleyemedim. önümüz yaz tatili idi ve okullar kapandığında para kazanmak için çalışmak istediğimi söyledim. para kazanıp bilgisayar alacağım dedim. ilk karşı çıkan annem oldu. sen daha çok küçüksün ne çalışması dedi.

bir süre sonra babam isten geldiğinde patronu ile konuştuğunu ve çalıştığı lokantada onunla birlikte çalışabileceğimi söyledi. o kadar mutlu olmuştum ki. çalışıp para kazanacak ve istediğim bilgisayarı kendi paramla alabilecektim. annemin yine pek rızası yoktu ama okulların kapandığı haftadan sonraki pazartesi günü babam ile sabah kalkıp işe gittim.

ufak tefek işler yaptırıyorlardı önce. bir süre sonra işi kavrayınca daha büyük ve ağır işlerde de kullanmaya başladılar. ne iş olsa yaparım abi diyen insanlar gibi ne iş verirlerse canla başla yapıyordum. bu arada babam ile baba oğul ilişkimiz iş yerinden içeri girince sona eriyordu. sanırım babam sen istedin der gibi ağır işlerin altında ezilmeme göz yumuyordu. bütün bir yaz uzun saatler haftanın yedi günü çalışarak epey para kazandım. kazandığım paraları anneme veriyordum. yaz tatilinin son günü işten eve döndüğümüzde babam, annem ve ben biriktirdiğim paraları saydık. bahşişler, haftalıklarım, babamın ve annemin de katkıları ile aşağı yukarı gazete ve televizyon reklamlarında gördüğüm casper marka bilgisayarı alacak kadar para biriktirmiştim.

ertesi gün gidip bilgisayar almak istiyordum. babam ben anlamam o işlerden amcanı ara onunla gidin alın dedi. amcamı aradım durumu anlattım. yarın gideriz dedi. o gece sevinçten uyuyamadım bile. bir an önce sabah olsa da artık bilgisayarıma kavuşsaydım. amcam ile birlikte mağazaya gidip bilgisayarlara baktık. paramın yeteceği bir model bilgisayar bulduk. amcam bunu alalım o zaman dedi.

işte tam burada bir aydınlanma yaşadım. 3 ay boyunca uzun saatler daha önce hiç yapmadığım işleri yaptım. sabahları yataktan kalkamadım yorgunluktan. bulaşık yıkamaya varana kadar her işi yaptım ve kazandığım parayı şimdi bu aptal alete verecektim. almayalım amca dedim ben vazgeçtim bilgisayar almaktan. neden oğlum dedi buna paran yetiyor işte. yok amca dedim gözlerimin önünden 3 ayda yaşadıklarım geçerken. vazgeçtim ben. peki dedi ve mağazadan çıkıp eve döndük.

babam işteydi. annem neden almadığımızı sordu. vazgeçtiğimi söyledim. 3 ay zorluklar çekerek kazandığım parayı harcayamamıştım. akşam babam geldiğinde de aynı diyaloglar geçti aramızda. kimseye parayı çok zor kazandığım için harcayamadığımı söylemedim ama anlamışlar sanırım.

bir hafta kadar sonra amcam bir akşam kucağında o gün baktığımız bilgisayar ile eve geldi. parayı harcamaya kıyamadığımı anlayıp benim parama dokunmadan kendileri alıp getirmişler bilgisayarı. o gün bugündür kazandığım her bir kuruşun kıymetini biliyorum. o yaz çalışıp ilk defa para kazanmak bana hala taşıdığım önemli bir özellik kazandırdı.

biraz uzun oldu. anlatımda da sıkıntılarım olabilir. vaktinizi ayırıp buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim. okunmasa da burada dursun da zaman zaman bakıp hatırlarım yine. *
devamını gör...

göç eden kimse/şahıs.
devamını gör...

ev arkadaşımı! çok kıskanıyorum. evet itiraf ediyorum, bu herif bilgisayara geçtiği zaman 5 saat hiç susmuyor, devamlı konuşuyor. ben ise bilgisayar geçtiğimde bir tane konuşacak kişi bulamıyorum, ağzım kilit başlıyorum, kilit bitiriyorum.
bu herifi çok kıskanıyorum. *
devamını gör...

mutlu aile hayatı ile dikkatimi çeken, yakışıklı, güzel bir eşe ve tüm bebekler gibi dünya güzeli bir bebeğe sahip olan, son oynadığı kuruluş osman dizisinde ki rolünden önce çalıkuşu ve kara sevda dizilerinde de çok beğendiğim türk erkek oyuncu.
devamını gör...

ip gibi ince kaş. çok şükür bitti de kurtulduk.
devamını gör...

sözlük yazarlarının güncel olaylar ile ilgili asparagas haber mizahındaki yazıları "kafa haberler" başlığı altında toplanabilir. hiçbir kişi, kurum, kuruluş ve de gerçekle alakası yoktur! denilerek.
zaytung gibi başlık da atılır...sahte aşıya büyük darbe: 21 gözaltı
kafadaşlar imparatorluğu’nda bir ihbarı değerlendiren emniyet birimleri tarafından zonguldak dahil 12 ilde başlatılan eş zamanlı operasyonda suçüstü yakalanan zanlılar suçlamaları inkar ederken, operasyonun zamanlamasına dikkat çektiler. zanlılar arasında çetebaşı olduğu iddia edilen b.f. polise verdiği ilk ifadede dış güçler tarafından kumpasa getirildiğini belirterek şunları söyledi: “büyük resmi gördüğüm için milli kaynaklarımız yurt içinde kalsın dedim. bir filmde “serumun hayat kurtardığını” gördüm. demek ki koronavirüse karşı da hayat kurtarırdı bu serum. mahalledeki hoca da bu gavur aşıları bizi gavur yapacak diye sızlanıyordu. keş bir arkadaş da iğneler konusunda uzmandı. ekibi oluşturduk, “bir alana bir bedava, okunmuş aşı” diye satmaya başladık. aylardan beri satıyorduk da neden bugünü buldular? vaka sayısında dünya şampiyonluğuna oynamamız almanya başta olmak üzere tüm dünya ülkelerini kıskandırdı da ondan. sahte aşı olup ölenler var diyorsunuz. peki neden onların ölüm belgesinde "doğal ölüm" yazıyor. bu işin fıtratında var. benim tepemin tasını artırmayın” diyerek arkadaşı kuryeye telefon açtı. bana teşkilatın numarasını ver diyen b.f. ve tayfası çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
devamını gör...

--- alıntı ---

bir yalan avutacağına seni, bırak doğrular incitsin

--- alıntı ---

eğer inciten doğrular değilse incitmeyin gönülleri. bırakın incitmeyi birini mutlu etmek mutlu olmaktan daha çok keyif verir insana. bir tebessüm de siz kondurun sevgiye susuz kalmış gönüllerin dudaklarına.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim