o insan doğru insansa zamanı ben hallederim, zamanı da doğru hale getiririm, gerekirse kuantumu çözerim, doğru insan olsun yeter ki.
devamını gör...

mustafa kemal atatürk, mersin viranşehir harabeleri'nin yakınından akdeniz kıyılarını seyrederken, (21 mayıs 1938).

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

diyarbakırdan, hakkariden, giresundan, zonguldaktan, konyadan, çanakkaleden ve birçok yerden gelen kişileri tanımak.
sadece okuyarak değil, tanışarak da birşeyler öğrenebilmek.
insan sarrafı olmak.
yeni dostluklar kurmak.
bazı kişilerden kazık yemek.
şaka yapmak ve sana şaka yapılması.
sabrı öğrenmek.
çalınmasın diye değerli eşyalarını saklamak.
etüd odasında saatlerce ders çalışmak.
ışıkta uyuyabilmek için yatağına perde gerebilmek gibi çözümler üretmek.
biri memleketten geldiyse getirdiği pasta ve çöreklere çöreklenmek.
duş sırası beklerken "dikkat çocuklara basmayın" uyarısını dinlerken yarılmak.
çorapları şampuanla yıkamak.
milletin aşk acısını dinlerken ona teselli vermek.
biri şarkı türkü çalıyorsa ona eşlik etmek.
sınırsız goygoy ve geyik malzemesi üretmek.

4 sene yurtta kaldım. hiç eve çıkmayı düşünmedim. gayet de mutluydum ben.
devamını gör...

#1008387 yazı bir çok kişinin hislerine tercüman oldu. ilmek ilmek anlatmış tüm süreci tebrik ederim. bunun bir üst aşaması herkesi bir bir silmek oluyor. çevrendeki boş boğazlı insanlardan uzaklaşmak kurtulmakta diyebiliriz.
neden iş bulamıyorsun?
çalışmak istemiyor musun?
herkes buluyor vallaha sen hiç başvuru yapmıyor musun? ciddiye alıp savaşıyorsun bunlarla sinirli bir insan olup çıkıyorsun.ilk başlarda kendini eksik hissediyorsun onlar konuştuğunda gözlerin doluyor sonra lafların altında kalmak istemiyorsun onların yaptığı gibi kalp kırmaya başlıyorsun. bir keresinde ben çalışmamayı tercih ediyorum dediğimde benim trollediğimi anlamayacak saflıktaki kişi'nin salak bir yüz ifadesiyle karşılaşmıştım.o an ki sorgulamam da bu gerizekalı iş bulmuş çalışıyor sen nasıl bulamıyorsun şeklinde oluyor genelde. meraklı değiliz işsiz kalmaya. bu süreci hepimiz çok rahat bir şekilde atlatmıyoruz. sadece off her gün çok eğleniyoruz, rahatımıza düşkünüz baba parası yiyiyoruz şeklinde algılanmasını saçma buluyorum.
aslında en iyisini yapıyorsun keşke bende çalışmasam diyeni bile duydu bu kulaklar. geleceğini sağlama alamama ve önünü görememe kaygısı işsizlik. işsiz kalma sürecini bilmeyen yardımcı olamıyorsa kişiye hiç konuşmasın daha iyi.
devamını gör...

yiğit muhtaç olmuş kuru soğana yazar havyar diyor, bilmem sövsem mi sövmesem mi? bugün gene herkesin troll damarı tutmuş alüminyum!
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kimse bundan daha pamuksu elleri olduğunu iddia edemez.*
devamını gör...

puhahah. amca delirmiş. kimlerle aynı oksijeni paylaşıyoruz. amcaya biri sigara uzataydı, susardı.
devamını gör...

olumlu bir hareket değildir. halıhazırda bu şekilde başlıklar açılan mecralar mevcut. ve çoğu kişinin şikayeti bu başlıklar ile kalitenin düşmesi. insanlar bu yüzden yeni bir oluşum arayışında. yeni oluşumlar da diğerlerinin çizgisinde ilerleyecekse o zaman pek de bir anlamı kalmayacaktır.
devamını gör...

90'ların klipleri genelde saçma ama şarkılar güzeldi.

ama bunu dinleyip sanat kokusunu alanlar vardır o dönemde. çocuk yaştakiler de korkmuştur bir dönem izlerken *

devamını gör...

/ bu kadarına razıysan, yaşa, gitsin!
kaç kişiyiz savunan sevdayı?
/

ben demiyorum ki, sezen diyor.
mahalle kızıdır bak kendisi, sözünü tutmazsak sinir yapıyor bi de hatırlatayım ve bilirsin zaten.
çok konuştuk daha önce, çok benziyoruz. o yüzden mırıldan bakiym, duycam!

hem önümüzdeki sonbahara kadar ohoo?
ilk önce yeni bi sayfanın bile öncesine dikmek lazım gözü, inadına..
devamını gör...

2.yi izlemeye başladığım ve bu yerli yapımların arasında iyi diyebileceğim kadar başarılı bir yapım.

tabi ki bir sanat sineması değil ya da bazılarınızın sözde çok profesyonel bakış açısıyla filmi berbat bulmuş olabilir.
türkiye'de bir kürt meselesi varken bunun mizahi bir açıdan da olsa anlatılmaya çalışılması ki bu rahatsız edici bir üslup değildi benim hoşuma gitti ve çoğu sahnesi beni güldürdü.
yo çok kolay kahkahalar atan biri değilim bu arada.

özellikle sermiyan midyat'ın karısı çok başarılı bir güldürü öğesiydi. uzun lafın kısası ben sevdim bir şans verin derim.
devamını gör...

bir murathan mungan öyküsüdür.

türk edebiyatında okuduğum en iyi öykülerden biridir. her okuduğumda ayrı bir keyif aldığım bu muhteşem öykü aslında murathan mungan’ın geyikler lanetleroyunundan bir bölümdür ancak daha sonra cenk hikayeleri kitabında karşımıza bir öykü olarak çıkmıştır.

cenk hikayeleri kitabındaki diğer öyküler gibi bu hikaye de bir savaşı konu alır. ama savaş dediğim zaman aklınıza hemen ordular arasında geçen bir kıyım, bir katliam gelmesin. bu savaş iki kişi arasında geçer ve o kadar çok şey anlatır ki.

dünyadaki savaşlar tarihini şöyle derinden incelediğimizde aslında iki tarafta da bireyler üzerinden yürüyen savaşlar olduğunu görürüz. o yüzden sadece iki insan arasında meydana gelen kıran kırana cenkler birer savaş provasıdır.

insan acımasızlığının bir sınırı olmadığını özellikle içinde yaşadığımız bu dönemde yakından gördük, şahit olduk ve anlayıp kabul ettik. eksik bir yaratık olarak yaratıldığımız için duygularımız da hasarlı. murathan mungan insanı iliklerine kadar inceleyen, didik didik eden bir yazar olduğu için bu kitapta ve özellikle bu öyküde insana bakış açınız darbe üstüne darbe yiyebilir. insanlık ölmedi ama çok uzun süre de dayanamayacak gibi.
devamını gör...

tabi karnelere barış manço gibi 10 puan, 10 puan, 10 puan, şeklinde not verilirse millet uzaktan eğitimde çocuklar bir halt öğreniyor sanar.
devamını gör...

yıldızları izlemek. evet, bu bir ihtiyaç. sadece onları izleyip uykunun huzurlu kollarına bırakmak istiyorum kendimi. belki arada hayaller kurarım.
neyse, gözlerimi kapatıp yıldızları görmeye çalışacağım. gece gece pencereden yıldız avına çıkmaya üşendim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
t: yazarların tam da şu an içerisinde ihtiyaç duydukları şeyi yazdıkları başlık.
devamını gör...

ödev yapıyorum. neden burada olduğumu sormayın ödevim çok zor dikkatimi toplayamıyorum.
devamını gör...

kuru fasulyesi meşhur erzurum ilçesi.ağzının tadını bilen başkasını tercih etmez.
devamını gör...

bu hafta tatlı bir sürprizle canım nükleerimle katıldığım yayın*
yine cigerimizi bırakıyoruz buralara. şarkılar türküler şahane! biz yan yana.. var olunuz.*
devamını gör...

gerçek adı amr bin hişam'dır. kureyş kabilesi'nde bilge kişiliğinden dolayı 'ebu'l hakem' (bilgeliğin babası) olarak tanınırdı.
mekke'nin yönetici sınıfına mensuptu ve kervanları vardı. gelenekçiydi, atalarının dinine inanıyordu. bu nedenle islam peygamberi muhammed'e karşıydı. medine'ye kaçan islamcılar mekkeli kervanlara saldırınca, kervanları korumak için mekke'den çıkan general amr bin hişam bu muharebede yenildi ve kafası kesilerek idam edildi. (bkz: bedir savaşı)(13 mart 624). cesedini bedir kuyularından birine attılar. oğlu da öldürülme korkusuyla atalarının dininden islama döndü. bu yüzden islamcı teröristlere göre kafa kesmek sünnettir.

mekke'de amr bin hişam yönetiminde siyasi baskıya maruz kalan islamcılar 622 yılında muhammed'in liderliğinde medineye hicret ettiler. muhammed'in sahabesi çoğunlukla kölelerden oluşuyordu. kölelere 'kurtarılmayı bekleyen aciz insanlar' olarak bakan muhammed kendi varoluş amacının köleliği kaldrımak olduğuna kendisini ve çevresini inandırdı. islam siyasetinde kölelik karşıtlığı bir politika güdülse dahi cinsiyet eşitliği gibi bir kavram yoktu. yine çok eşlilik vardı, yine cariyelik vardı, yine kadına baskı vardı. ama bir noktada müslüman kadınlar ile diğer kadınlar ayrılıyordu.günümüzdeki 'türban' polemiği o zamanlarda da yaşanmıştı. müslüman kadınlar kendi statülerini çevresine göstermek için beyaz çarşaf giyiyordu. bugün gericiliğin (bkz: irtica) sembolü olan çarşaf o dönemde arap yarımadasındaki bütün toplumlarda kadının ve erkeğin günlük giysisiydi. günümüzde hala bazı müslüman toplumların erkeklerinin türban giydiği görülmektedir ve müslüman kadınların beyaz çarşaf örtünmesinin dini gereklilik olduğuna inanan küçük topluluklar bulunmaktadır.

not1: bu dönemde dünya'da dikiş iğnesi daha keşfedilmediğinden dolayı dikiş teknikleri ve moda diye birşey yok. ancak kumaş renkleri, kıymetli madenler ve bindiğin vasıta üzerinden çevrene "ben buyum" diyebiliyorsun. "beni kafasözlükte derekuşu olarak bilirler" diye kendini tanıtıyorsun. kumaşı boyamak için gereken boya bitkileri ve boyar maddeler ipek yolu'ndaki kervanlarla geliyor.
not2: beyaz çarşaf aslında yeni müslüman toplumda bir ihtiyaçtan ortaya çıkmıştır. müslüman kadınlar müslüman erkeklerle evlenmelidir ama polikültürel bir toplumda bir bakışta kadının müslüman olup olmadığını anlamak gerekiyordu. polikültürel bir toplum olmasının sebebi de ticaret şehri olmalarından dolayıdır. tıpkı bizim levanten liman şehirlerimiz olan izmir, mersin, istanbul gibi. yahudi kadınlar ısiyah çarşaf giyiyorları, müslüman kadınları beyaz çarşaf giymeye başladılar.

630 yılında mekke islamcılar tarafından fetih oldu. muhammed (60), mekke'nin fethine kadar siyasi emelleri için günümüz ılımlı islam politikalarına benzer şekilde 'senin dinin sana benim dinim bana' sloganıyla hareket ediyordu. oysa islamcılar mekke'yi feth ettiklerinde muhammed ve imam ali kabedeki putları kırdılar/deviridler. yani günümüz türkçesiyle darbe yaptılar. artık islam hoşgörü dini değildi.

peygamber olduğunu iddia eden muhammed' 570 veya 571 yılında doğmuştur ve tam adı ebû’l-kâsım muhammed bin ʿabd allâh bin ʿabd’ûl-muttâlib el hâşimî olarak geçer. bu isim türkçeye, kureyşli ʿabd’ûl-menâf oğlu hâşim oğlu ʿabd’ûl-muttâlib oğlu ʿabd allâh oğlu kâsım’ın babası muhammed olarak tercüme edilebilir. yani dedesi "abdulmuttalb" babası "abdullah" ve oğlu da "kasım" olan birisidir. tıpkı yahudiler gibi kureyşliler de birbirlerine sıfatlarla, lakaplarla hitap ederlerdi. bu yüzden islam peygamberi'in mekke'deki ismi "el-emin" yani dürüst kişidir.
muhammed'in soyu ibrahim peygamberin oğlu ismail peygamberin soyundan adnaniler kavminden kureyş kabilesinin haşimoğulları sülalesinden gelir. 'muhammed' ismi de özel isim değildir. h-m-d kökünden geliyor. artık ona o zamanlar ahmed mi diyorlar, hamid mi diyorlar, mahmud mu diyorlar belli değil.

muhammed'in soyu hakkında tabi ki kesin konuşamayız. ancak şu bir gerçektir; hakimiyet yetkisinin soydan geldiğini meşrulaştırmak için batılı hanedanların tarih kayıtlarında soylarını romulus ve remus'a dayandırdğı gibi, arap yarımadasında da soyunu peygamber ilan etmek monarşik gücü meşrulaştırıyordu.


to be continued canlarım....
references:
(bkz: diamond tema)ebu cehil kimdir?
prof dr ekrem bugra ekinci
devamını gör...

başlarken sıkılabilirim gibi bir önyargıyla yaklaştığım ama daha sonra yüzümde tebessümle okuduğum kitap. nerde olursan ol, kaçıncı yüzyılda yaşarsan yaşa demek ki bazı düşünceler her insanda ortak oluyormuş dedim bittiğinde.

kitaplar ve insanlar kısmından: " o kadar ki, bence en orta malı, en çok bilinen, en gösterişsiz şeyleri kendi ışıklı yanlarından görebilirsek, onlardan doğanın en büyük mucizeleri, örneklerin en zenginleri çıkarılabilir, özellikle insan eylemleri konusunda."
devamını gör...

hakedene özür dilemekten ve teşekkür etmekten büyük haz alan bir yazar. ama hakedene! diğerlerine, kendi, gelişmemiş, sığ kelime dağarcıklı hayatlarında, bir gün gelişmelerini dilemekten başka, zamanını harcamamayı hayatına şiar edinmiş bir kişidir aynı zamanda.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim