haziran ayında 20 yaş üstü herkes aşılanacak
t24.com.tr/haber/saglik-bak...
sağlık bakanı fahrettin koca tarafından duyurulan durumdur. inşallah 2021 hazirandır yoksa işimiz zor. evet.
sağlık bakanı fahrettin koca tarafından duyurulan durumdur. inşallah 2021 hazirandır yoksa işimiz zor. evet.
devamını gör...
normal sözlük haykırma köşesi
vakityle radyo d de polat labar 'ın programından esinlenerek açtığım başlık, programa katılan insanlar, ilgili kişiye, makama, geçmişe ulaşmayacağını bilseler bile, bazı olayları durumları pişmanlıkları keşkeleri içlerinde tutmak yerine radyoda haykırıyorlardı, arada hepimizin böyle birt bölgeye ihtiyacı olur diye düşündüm, ufak bir çakıl taşı ile başlıyorum
bu sabah trafikte şeridine girmemem için önündeki aracın tamponuna yapışan arkadaşa sesleniyorum,* ulan beni önüne almadın da işe 30 dakika erken mi gittin, kahvaltının en güzel yerine mi yetiştin, çayın ilk deminin sana mı verdiler, patron konfetiylemi karşıladı seni, prim mi aldın, her sabah birlikte çekiyoruz bu zıkkımı yol istiyorum ya yol, canını değil.
bu sabah trafikte şeridine girmemem için önündeki aracın tamponuna yapışan arkadaşa sesleniyorum,* ulan beni önüne almadın da işe 30 dakika erken mi gittin, kahvaltının en güzel yerine mi yetiştin, çayın ilk deminin sana mı verdiler, patron konfetiylemi karşıladı seni, prim mi aldın, her sabah birlikte çekiyoruz bu zıkkımı yol istiyorum ya yol, canını değil.
devamını gör...
şarkılarla geçtim aranızdan radyo yayını
birbirinden farklı programlarla zenginleşen radyomuza yepyeni bir renk olacağa benzeyen program. yolu açık, dinleyicisi bol olsun.*
devamını gör...
anormal sözlük haber ajansı
evet değerli okuryazarlar gün geçmiyor ki, sözlükte düzenlenmesi planlanan satranç turnuvası ile ilgili yeni skandallar patlak vermesin. büyük bir emek ve özveri ile turnuvayı düzenlemeye çalışan yazarların, kafasının attığına dair söylentiler kulağımıza gelmiş ve yaşanan gelişmeler ziyadesiyle hepimizi üzmüştür. özellikle 0330 mahlaslı yazarımızın an itibarı ile bir elinde şah diğer elinde tahta ve kafasında huni ile gezmeye başladığına dair duyumlar aldık. yazarın; ''arkadaş eni topu bir kaç oyun oynayacağız asgari katılma şartı anaokulu mezunu olmak neden böyle yapıyorsunuz?'' diyerek sözlük sokaklarında bağırarak gezmesi ise cabası. kendisini bu şekilde görenler sözlük kolluk kuvvetlerine haber vermiş olsalar da, kimseye zararının dokunmaması, sadece kendisini paralaması nedeniyle hakkında herhangi bir cezai işlem başlatılmadı.
muhabirimizin 0330'a neden böyle davranıyorsunuz şeklindeki sorusunu yazar şu şekilde cevapladı;
''ne şekilde? hangi şekilde? bende şekil mi kaldı? bak kafamda huni var. sen bir kere onun farkında mısın? huni diyorum. ben bunu niye taktım? var mı fikrin? yok tabi! olmaz. olsa zaten bana bu soruyu sormazsın. ha sordun diyelim, böyle yanıt alırsın. artı ben sana şu anda yanıt dahi vermiyorum. ya bak arkadaş hicligindansi ve hidano'ya söyledim. siz bu deneme oyunlarında neden filleri alıp alıp kaçıyorsunuz? diye defalarca sordum. ayıp değil mi dedim? ne deseler beğenirsin? akıllarına dumbo geliyormuş. o filciği çok seviyorlarmış, dayanamıyorlarmış. sonra sayılar sayılar sayılar... hata verince ben suçlu oluyorum. sonra bu adam niye kafasına huni taktı değil mi? değil işte sorma sen bana böyle soru sorma!'' diyerek muhabirimizin olay yerinden usulca ayrılmasına sebep oldu diyecekken, peşinden koşarak muhabirimizi tekrar yakalamış.
''hooop! sordun bir dinle. madem sordun dinleyeceksin! bitmedi ki daha! bak bir sürü oyuncu var. hepsi bir garip, üzerime sağdan soldan çullanıyorlar. bir kırgın papatya var mesela. mahlasını görünce kırılgandır bu dedim. bunu yenerim dedim. nereye yeniyorsun? kırık sayılar atlası oldum. kendimi kandırılmış hissediyorum. sen ne yaptın bana arkadaş dedim? yugo faülü yapmış. o dedim basketbolda olur. ayıp dedim mahlasından utan dedim. ama sıkıntı bende yugo saldırısı yapana bile efendiliğimizi bozmuyoruz. anlıyor musun?''
muhabirimiz bu ikinci dalga ile birlikte iyice sarsılmış ancak habercilik görevini yerine getirmeye çalışarak kafasını sallamış.
''ha işte anca kafa sallarsın! sen benim buralarda neler çektiğimi bilmiyorsun. bak bu huni var ya bu huni öyle kolay kazanılmıyor. devrin var mesela, tamam iyi oyuncusun arkadaş da, güzel güzel oynarken niye mat ediyorsun! hadi mat ettin elimi sıkarken bana niye devrin daim olsun deyip, benimle kafa buluyorsun. yahu emek var burada emek! ben burada bu turnuva düzenlensin diye kanguruya yumruk atan adam'dan yumruk yemişim, adam bana kanguru muamelesi yapmış ha bende buna mukabil kendisine kafa atmışım, ortalık birbirine girmiş, kaleler vezirler havada uçuşmuş ödeşmişiz. ama bunlar hep emeğin kıymetinin bilinmemesi yüzünden oluyor. bak hafız var misal dedim hafız bir iki oku beni rahatlat, şu oyunu sakince oynayayım. neymiş efendim sekülerleşmiş, okuyamazmış, durumu yokmuş. benim var sanki? bir baksana şu halime kafamda huni var adam bana durumum yok diyor. e ne dersin sen buna? söylesene?''
-ne derim?
''işte sen hiç bir şey diyemezsin, ben derim! dedim de, al dedim şu piyonları kenarda oyna. dinledi mi? dinlemedi! sıkıntı burada zaten. sakal bırakıyorum dinletemiyorum. sinek kaydı traş oluyorum yine dinletemiyorum. beni bunlar delirtti! evet... evet.... sayılarrrrr!''
ha dur asıl meseleye gelemedim. mahsun bakışlı delikanlı var bir tane. bak bu da beni mahlası ile kandırdı. kıyamadım adama, öyle mahzun mahzun bakıyor. delikanlı adam şimdi bunu yenersin adamın gururu incinir yapmayalım şöyle şeyler diyorum kendi kendime. ne oldu? adamın içinden canvarar çıktı. 1-2-3 mat! hoppala tekrar sayılar sayılar sayılar... güreşe doymuyorum sayın basın emekçisi anladın değil mi?''
-anladım efendim.
''efendiler götürsün seni ne anladın yahu? bak sabahtan beri sana ne diyorum? sen anca anladım de, evet de, başını emme basma tulumba gibi salla. bak izmir marşıyla uğurlatacaksın bana kendini. bir dinle hele! önce dinlemeyi öğren. beni kesip durma! gitarist diye bir arkadaş var. 2 bira aldım gittim deneme turnuvasına. dedim bir iki bir şey tıngırdatır keyfimiz yerine gelir. çalamazmış! çalma! çokta ihtiyacımız var sanki. satranç oynuyoruz biz zaten burada ama o mahlasla gelirsen beklentiler değişiyor. benim değişti. sağ olsun ama sonra yumuşadı. çalmaya başladı. vals yaptırdı bana resmen. meğer viyana açılışı mıymış neymiş onu yapmış, punduna getirmiş beni. bende müzik eşliğinde dans edip bira yudumluyorum. sabır! ya sabır! görüyorsun değil mi?''
-görüyorum lakin bence bu röportaj yeterli sayın 0330
''yeterli mi? kime göre? sana göre! niye çünkü algı yaratacaksınız. benim üzerime oynayıp, olmayan şeyleri haber yapacaksınız. yemem ben bunları. o yüzden her şeyi ayrıntısı ile anlatacağım, sende dinleyeceksin. nevermid var misal. rahat adam. hani sinirleri alınmış derler ya öyle gibi sanki, yani emin değilim ama öyle olması lazım. bir boş vermişlik, bir umursamazlık falan. dedim bak bu benim kafadan herhalde. bununla anlaşırız. sıkıntı olmaz. ama oldu! niye oldu peki? adam beni de boş verdi. elimde boş tahta ile kalakaldım. yahu bir iki piyon bırak değil mi? yok tahta tertemiz. hiç taş yok üzerinde, yani hiç taş yok derken benim taşım yok. ahanda bak elimde o tahta. sonra bu adam niye tahta ile geziyor? neyle gezeyim koltuk altıma tavla mı alıp gezeyim. tahta verdiler elimize onunla geziyoruz. ya ne yapacaktık?''
-ne yapacaktınız?
''sabır yahu! bak seni tosbağaya şikayet ederim. attırırım seni işten adam gibi soru sor. benim asaplarımın, sinirlerimin yerlerini mütemadiyen değiştirip durma. beynimde çok fazla sinir stres değişimine yol açıyorsun.''
tamam sayın 0330. ekleyeceğiniz başka bir şey var mı?
''var bir sürü var. ama bir röportaj daha yapacağız orada anlatacağım! anlaştık mı?''
elbette
''hah şöyle ya haberci olun biraz. bak biz adam yemiyoruz. gelin oynayın şu maçları ben oynuyorum başıma gelmeyen kalmadı. fedakarlıkta bir yere kadar. ha bir de yeneceğim birilerini kayıt ettirin şu oyuna. yoldaşı çağırın mesela ben onu yenerim kesin!''
röportaj notu: ayaküstü gerçekleşen bu röportajı yayınlayıp, yayınlamamak konusunda çok kararsız kaldık lakin, yazarların kendini ifade edebilmesi ve sözlük ahalisinin olanları bilmesi açısından yayınlanmasını uygun bulduk.
açık, mert korkusuz kafa sözlük haber ajansı özel röportajını okudunuz.
sürç-i lisan ettiysek af ola!
muhabirimizin 0330'a neden böyle davranıyorsunuz şeklindeki sorusunu yazar şu şekilde cevapladı;
''ne şekilde? hangi şekilde? bende şekil mi kaldı? bak kafamda huni var. sen bir kere onun farkında mısın? huni diyorum. ben bunu niye taktım? var mı fikrin? yok tabi! olmaz. olsa zaten bana bu soruyu sormazsın. ha sordun diyelim, böyle yanıt alırsın. artı ben sana şu anda yanıt dahi vermiyorum. ya bak arkadaş hicligindansi ve hidano'ya söyledim. siz bu deneme oyunlarında neden filleri alıp alıp kaçıyorsunuz? diye defalarca sordum. ayıp değil mi dedim? ne deseler beğenirsin? akıllarına dumbo geliyormuş. o filciği çok seviyorlarmış, dayanamıyorlarmış. sonra sayılar sayılar sayılar... hata verince ben suçlu oluyorum. sonra bu adam niye kafasına huni taktı değil mi? değil işte sorma sen bana böyle soru sorma!'' diyerek muhabirimizin olay yerinden usulca ayrılmasına sebep oldu diyecekken, peşinden koşarak muhabirimizi tekrar yakalamış.
''hooop! sordun bir dinle. madem sordun dinleyeceksin! bitmedi ki daha! bak bir sürü oyuncu var. hepsi bir garip, üzerime sağdan soldan çullanıyorlar. bir kırgın papatya var mesela. mahlasını görünce kırılgandır bu dedim. bunu yenerim dedim. nereye yeniyorsun? kırık sayılar atlası oldum. kendimi kandırılmış hissediyorum. sen ne yaptın bana arkadaş dedim? yugo faülü yapmış. o dedim basketbolda olur. ayıp dedim mahlasından utan dedim. ama sıkıntı bende yugo saldırısı yapana bile efendiliğimizi bozmuyoruz. anlıyor musun?''
muhabirimiz bu ikinci dalga ile birlikte iyice sarsılmış ancak habercilik görevini yerine getirmeye çalışarak kafasını sallamış.
''ha işte anca kafa sallarsın! sen benim buralarda neler çektiğimi bilmiyorsun. bak bu huni var ya bu huni öyle kolay kazanılmıyor. devrin var mesela, tamam iyi oyuncusun arkadaş da, güzel güzel oynarken niye mat ediyorsun! hadi mat ettin elimi sıkarken bana niye devrin daim olsun deyip, benimle kafa buluyorsun. yahu emek var burada emek! ben burada bu turnuva düzenlensin diye kanguruya yumruk atan adam'dan yumruk yemişim, adam bana kanguru muamelesi yapmış ha bende buna mukabil kendisine kafa atmışım, ortalık birbirine girmiş, kaleler vezirler havada uçuşmuş ödeşmişiz. ama bunlar hep emeğin kıymetinin bilinmemesi yüzünden oluyor. bak hafız var misal dedim hafız bir iki oku beni rahatlat, şu oyunu sakince oynayayım. neymiş efendim sekülerleşmiş, okuyamazmış, durumu yokmuş. benim var sanki? bir baksana şu halime kafamda huni var adam bana durumum yok diyor. e ne dersin sen buna? söylesene?''
-ne derim?
''işte sen hiç bir şey diyemezsin, ben derim! dedim de, al dedim şu piyonları kenarda oyna. dinledi mi? dinlemedi! sıkıntı burada zaten. sakal bırakıyorum dinletemiyorum. sinek kaydı traş oluyorum yine dinletemiyorum. beni bunlar delirtti! evet... evet.... sayılarrrrr!''
ha dur asıl meseleye gelemedim. mahsun bakışlı delikanlı var bir tane. bak bu da beni mahlası ile kandırdı. kıyamadım adama, öyle mahzun mahzun bakıyor. delikanlı adam şimdi bunu yenersin adamın gururu incinir yapmayalım şöyle şeyler diyorum kendi kendime. ne oldu? adamın içinden canvarar çıktı. 1-2-3 mat! hoppala tekrar sayılar sayılar sayılar... güreşe doymuyorum sayın basın emekçisi anladın değil mi?''
-anladım efendim.
''efendiler götürsün seni ne anladın yahu? bak sabahtan beri sana ne diyorum? sen anca anladım de, evet de, başını emme basma tulumba gibi salla. bak izmir marşıyla uğurlatacaksın bana kendini. bir dinle hele! önce dinlemeyi öğren. beni kesip durma! gitarist diye bir arkadaş var. 2 bira aldım gittim deneme turnuvasına. dedim bir iki bir şey tıngırdatır keyfimiz yerine gelir. çalamazmış! çalma! çokta ihtiyacımız var sanki. satranç oynuyoruz biz zaten burada ama o mahlasla gelirsen beklentiler değişiyor. benim değişti. sağ olsun ama sonra yumuşadı. çalmaya başladı. vals yaptırdı bana resmen. meğer viyana açılışı mıymış neymiş onu yapmış, punduna getirmiş beni. bende müzik eşliğinde dans edip bira yudumluyorum. sabır! ya sabır! görüyorsun değil mi?''
-görüyorum lakin bence bu röportaj yeterli sayın 0330
''yeterli mi? kime göre? sana göre! niye çünkü algı yaratacaksınız. benim üzerime oynayıp, olmayan şeyleri haber yapacaksınız. yemem ben bunları. o yüzden her şeyi ayrıntısı ile anlatacağım, sende dinleyeceksin. nevermid var misal. rahat adam. hani sinirleri alınmış derler ya öyle gibi sanki, yani emin değilim ama öyle olması lazım. bir boş vermişlik, bir umursamazlık falan. dedim bak bu benim kafadan herhalde. bununla anlaşırız. sıkıntı olmaz. ama oldu! niye oldu peki? adam beni de boş verdi. elimde boş tahta ile kalakaldım. yahu bir iki piyon bırak değil mi? yok tahta tertemiz. hiç taş yok üzerinde, yani hiç taş yok derken benim taşım yok. ahanda bak elimde o tahta. sonra bu adam niye tahta ile geziyor? neyle gezeyim koltuk altıma tavla mı alıp gezeyim. tahta verdiler elimize onunla geziyoruz. ya ne yapacaktık?''
-ne yapacaktınız?
''sabır yahu! bak seni tosbağaya şikayet ederim. attırırım seni işten adam gibi soru sor. benim asaplarımın, sinirlerimin yerlerini mütemadiyen değiştirip durma. beynimde çok fazla sinir stres değişimine yol açıyorsun.''
tamam sayın 0330. ekleyeceğiniz başka bir şey var mı?
''var bir sürü var. ama bir röportaj daha yapacağız orada anlatacağım! anlaştık mı?''
elbette
''hah şöyle ya haberci olun biraz. bak biz adam yemiyoruz. gelin oynayın şu maçları ben oynuyorum başıma gelmeyen kalmadı. fedakarlıkta bir yere kadar. ha bir de yeneceğim birilerini kayıt ettirin şu oyuna. yoldaşı çağırın mesela ben onu yenerim kesin!''
röportaj notu: ayaküstü gerçekleşen bu röportajı yayınlayıp, yayınlamamak konusunda çok kararsız kaldık lakin, yazarların kendini ifade edebilmesi ve sözlük ahalisinin olanları bilmesi açısından yayınlanmasını uygun bulduk.
açık, mert korkusuz kafa sözlük haber ajansı özel röportajını okudunuz.
sürç-i lisan ettiysek af ola!
devamını gör...
tuhaf takıntılar
alarmdan bir dakika önce uyanıp alarmı uyandırıyorum.
devamını gör...
annenin en iyi olduğu konu
karşılıksız sevmek, karşılıksız yardım etmek, karşılıksız ilgilenmek... kısacası bu dünyada yaptığı her şeyi ben ve kardeşim için karşılık beklemeden tüm samimiyeti ile yapmak, hem de yaşamı boyunca.
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
devamını gör...
ruh adam
atsız'ın en büyük şaheseridir ama eğer yeni başlayacaksanız okumamalısınız. diğer kitaplarını okuyun bunu en sona bırakın. romanda gerçekle hayalin iç içe olması ve psikolojinin sembolizm sosuyla harmanlanması özel kılıyor romanı. bu kitap türk edebiyatında eşi benzeri olmayan bir romandır.
ayrıca atsız'ın yarı otobiyografik romanıdır. geri gelen mektup ve hikayesini okuyun anlarsınız zaten hayatını azıcık biliyorsanız. bir sahne var ki atsız'ın bilgisini de kültürünü de konuşturduğu sahnedir ve hala düşündükçe tüylerim ürperir. burası spoiler olacak geçin burayı.
--! spoiler !--
tanrı'yı hakim yapıp tüm türk büyüklerini kendi stillerinde getirerek yargılandığı mahkeme sahnesinde eski türk büyüklerinin ayaklarını yere vurarak selamlaması mthiş bir detaydır.
--! spoiler !--
benim hayatım boyunca iki kez aynı kitabı okumama kuralımı altüst etmiş ve kendisinin her noktasını harfini ezberleme isteği doğurmuş olsa da hayatımda ilk defa bir kitaptan korkmama da sebep olmuştur. çok uzun süre etkisinden çıkamamıştım ve ara vermiştim. velhasıl tüm her şeyimi tamamen değiştirmiştir. çok erken okudum bee.
tekrar söylüyorum eğer ilk defa atsız okuyacaksanız bununla başlamayın. ben bir hata ettim ve okudum. ayarım şaştı. aynı şey sizde olur mu bilmem ama değişimi başlatıyor ister istemez. ah be atsız yaktın beni.
ikincisi olan yalnız adam romanını da sağlık sebeplerinden ötürü yazamamıştır maalesef. hep düşünürüm acaba nasıl bir eser çıkacaktı diye. büyük ihtimal okuyamazdım yalnız adam romanını ruh adamdan sonra.
ayrıca atsız'ın yarı otobiyografik romanıdır. geri gelen mektup ve hikayesini okuyun anlarsınız zaten hayatını azıcık biliyorsanız. bir sahne var ki atsız'ın bilgisini de kültürünü de konuşturduğu sahnedir ve hala düşündükçe tüylerim ürperir. burası spoiler olacak geçin burayı.
--! spoiler !--
tanrı'yı hakim yapıp tüm türk büyüklerini kendi stillerinde getirerek yargılandığı mahkeme sahnesinde eski türk büyüklerinin ayaklarını yere vurarak selamlaması mthiş bir detaydır.
--! spoiler !--
benim hayatım boyunca iki kez aynı kitabı okumama kuralımı altüst etmiş ve kendisinin her noktasını harfini ezberleme isteği doğurmuş olsa da hayatımda ilk defa bir kitaptan korkmama da sebep olmuştur. çok uzun süre etkisinden çıkamamıştım ve ara vermiştim. velhasıl tüm her şeyimi tamamen değiştirmiştir. çok erken okudum bee.
tekrar söylüyorum eğer ilk defa atsız okuyacaksanız bununla başlamayın. ben bir hata ettim ve okudum. ayarım şaştı. aynı şey sizde olur mu bilmem ama değişimi başlatıyor ister istemez. ah be atsız yaktın beni.
ikincisi olan yalnız adam romanını da sağlık sebeplerinden ötürü yazamamıştır maalesef. hep düşünürüm acaba nasıl bir eser çıkacaktı diye. büyük ihtimal okuyamazdım yalnız adam romanını ruh adamdan sonra.
devamını gör...
rüyada normal sözlük'ü görmek
üstümün açık kaldığına delalet bir rüya.
hepimiz yine klavyelerimizin başında, kafa sözlükte dolanmaktayız. kaos kokusu 100 metre ötede duyulabilecek bir başlık açılıyor. "yoldaş'ın dolandırıcı olması".
yazar isimlerini hiç görmemekle birlikte, herkes evet beni de dolandırdı tarzı şeyler yazıyor. meğerse yoldaş hepimizin kimlik bilgilerine ulaşmış. işte para çekmiş hesabımdan falan diye yazanlar oluyor, lanetleyenler, kınayanlar vs. sonra bir kadın yazarın yazdığı sözlüğe bomba gibi düşüyor. "benimle evlenmiş." sjsjjsnk. haberi yok.
yana döne çözüm arıyor.
sonrasında yazılanlar tam evlere şenlik. rüyamda bile gülme krizine girdim.
kendime not: gece uyumadan son işin sözlüğe bakmak olmasın.
hepimiz yine klavyelerimizin başında, kafa sözlükte dolanmaktayız. kaos kokusu 100 metre ötede duyulabilecek bir başlık açılıyor. "yoldaş'ın dolandırıcı olması".
yazar isimlerini hiç görmemekle birlikte, herkes evet beni de dolandırdı tarzı şeyler yazıyor. meğerse yoldaş hepimizin kimlik bilgilerine ulaşmış. işte para çekmiş hesabımdan falan diye yazanlar oluyor, lanetleyenler, kınayanlar vs. sonra bir kadın yazarın yazdığı sözlüğe bomba gibi düşüyor. "benimle evlenmiş." sjsjjsnk. haberi yok.
yana döne çözüm arıyor.
sonrasında yazılanlar tam evlere şenlik. rüyamda bile gülme krizine girdim.
kendime not: gece uyumadan son işin sözlüğe bakmak olmasın.
devamını gör...
cahil filozof
bir voltaire kitabıdır.
voltaire’in ölmeden on iki yıl önce, yetmiş iki yaşında yazmış olduğu kitaptır. sanki bu kadar zamandır yaşadıklarını, düşündüklerini, yazdıklarını ve yanıldıklarını anlatmak istemiş yazar ölmeye yaklaştığını düşünerek.
tanrının varlığı ya da yokluğu, özgür iradenin ne işe yaradığı, sonsuzluğun algılanabilir olup olmadığı ve insan ruhunun çözümlenmesi üzerine pek de uzun olmayan ve okurken insanı yormayan parçalar var kitabın içinde.
dünya üzerinden bu kadar uzun sayılabilecek bir zaman dilimi geçirmiş olan ve birçok insanı etkileyen yapıtlar ve fikirler ortaya koyan bir yazarın hala emin olmadığı bazı şeylerin olması ve yazarın bunları dürüst bir şekilde anlatması kitabı çok daha anlamlı bir hale getirmiş.
kitapta spinoza’ya ayrılmış üç tam sayfa olması da beni cezbeden noktalardan biri açmak spinoza ile ilgili yazarın yaptığı teknik bir hata biraz tat kaçırıyor.
bunun dışında ise benim edebiyat da en sevdiğim şeylerden biri olan kalem savaşlarını filozoflar arasında görmek de heyecan verici idi. bu biraz tek taraflı bir savaş olmuş dönem farkından dolayı ama voltaire’nin kitap boyu dönüp durup descartes’e sallaması kitabı eğlenceli bir hale getirmiş.
ne kadar cahil olduğumu anlamam için bunu bana cahil bir filozofun anlatması gerekti.
voltaire’in ölmeden on iki yıl önce, yetmiş iki yaşında yazmış olduğu kitaptır. sanki bu kadar zamandır yaşadıklarını, düşündüklerini, yazdıklarını ve yanıldıklarını anlatmak istemiş yazar ölmeye yaklaştığını düşünerek.
tanrının varlığı ya da yokluğu, özgür iradenin ne işe yaradığı, sonsuzluğun algılanabilir olup olmadığı ve insan ruhunun çözümlenmesi üzerine pek de uzun olmayan ve okurken insanı yormayan parçalar var kitabın içinde.
dünya üzerinden bu kadar uzun sayılabilecek bir zaman dilimi geçirmiş olan ve birçok insanı etkileyen yapıtlar ve fikirler ortaya koyan bir yazarın hala emin olmadığı bazı şeylerin olması ve yazarın bunları dürüst bir şekilde anlatması kitabı çok daha anlamlı bir hale getirmiş.
kitapta spinoza’ya ayrılmış üç tam sayfa olması da beni cezbeden noktalardan biri açmak spinoza ile ilgili yazarın yaptığı teknik bir hata biraz tat kaçırıyor.
bunun dışında ise benim edebiyat da en sevdiğim şeylerden biri olan kalem savaşlarını filozoflar arasında görmek de heyecan verici idi. bu biraz tek taraflı bir savaş olmuş dönem farkından dolayı ama voltaire’nin kitap boyu dönüp durup descartes’e sallaması kitabı eğlenceli bir hale getirmiş.
ne kadar cahil olduğumu anlamam için bunu bana cahil bir filozofun anlatması gerekti.
devamını gör...
hayatın bazı anlarında gelen save alma isteği
keşke olsaydı diye öykünülen, vakti zamanında çokça oyun oynamış olmanın bir göstergesidir belki de.
devamını gör...
sosyoloji
sosyoloji kelime kökeni olarak latince “socius” ile yunanca “ology” sözcüklerinden türemiştir.
son derece kompleks (yani hemen kavranamayan, anlaşılamayan, çözümü güç olandır.) bir sosyal bilim olan sosyolojiyi tanımlamak sanıldığı kadar kolay değildir.burnu havada bir bilim dalıdır muhatttap olurken dikkat etmek gerekiyor.
sosyoloji; insan davranış, tavır ve hareketlerini daha kitlesel yapıların parçaları olarak görme biçimiyle diğer sosyal bilimlerden ayrılır.
sosyoloji veyahut toplumbilimi, toplum ve insanın etkileşimleri üzerinde yoğunlaşan bilim dalıdır. toplumsal incelemeler sokakta karşılaşılan türlü bireyler arasındaki ilişkilerden evrensel sosyal işleyişlere kadar geniş bir alana yayılmıştır.
ülkemizde sosyologlar oturup bir iki kişiyi inceleyelim derse dayak yiyebilir. komple toplumu incelemeye kalktıklarında doğacak sonuç iç açıcı olmayabilir. toplumumuzda sosyolog kişileri, sosyolog olduklarını saklar kendi aralarında bile bu durumu şifreli ifade ederler. bizim toplumumuz henüz incelenmeye hazır olmadığından sıkıntı çıkabilir. dikkat etmek gerekebilir.
sosyoloji insanların ve toplum ilişkilerinin, sosyal davranış, sosyal konum ve toplumsal kurumlarının içtihatlarını inceleyen bilim dalıdır. toplumbilimi, kişileri çevreleyen farklı sosyal yapıların
etkilerini; birey ve grupların sosyal çevreyi şekillendirme yeteneğini gözlemler.
sosyoloji bireyleri küçük ve büyük düzeyde yerel ve evrensel statüde sosyal dünyayı bilimsel yöntemlerle çözümleme yeteneği kazandırır ve bu anlamda eleştirel fikri ve sosyal kişiliği geliştiren özgürleştirici (dayak geliyor dayak) bir düşünme biçimi sunmaktadır.
insan sosyal bir varlıktır. incelenmesi normal olandır. insanı ve toplumu incelememizin önüne kimse geçemez. ilk ayaklanmayı ben yapıyor, direnişi başlatıyorum. tüm toplumbilimci arkadaşları bu direnişe destekçi olmaya davet ediyorum. sonunu düşünen sosyolog olamaz haydin yiğitlerim. incelenmek isteyenler el ele tutuşup müracaat edebilir.
adres bilgilerim ivedi şekilde sizinle paylaşılacaktır. sürçülisan ettiysek affola. saygılar, sevgiler efem.
son derece kompleks (yani hemen kavranamayan, anlaşılamayan, çözümü güç olandır.) bir sosyal bilim olan sosyolojiyi tanımlamak sanıldığı kadar kolay değildir.burnu havada bir bilim dalıdır muhatttap olurken dikkat etmek gerekiyor.
sosyoloji; insan davranış, tavır ve hareketlerini daha kitlesel yapıların parçaları olarak görme biçimiyle diğer sosyal bilimlerden ayrılır.
sosyoloji veyahut toplumbilimi, toplum ve insanın etkileşimleri üzerinde yoğunlaşan bilim dalıdır. toplumsal incelemeler sokakta karşılaşılan türlü bireyler arasındaki ilişkilerden evrensel sosyal işleyişlere kadar geniş bir alana yayılmıştır.
ülkemizde sosyologlar oturup bir iki kişiyi inceleyelim derse dayak yiyebilir. komple toplumu incelemeye kalktıklarında doğacak sonuç iç açıcı olmayabilir. toplumumuzda sosyolog kişileri, sosyolog olduklarını saklar kendi aralarında bile bu durumu şifreli ifade ederler. bizim toplumumuz henüz incelenmeye hazır olmadığından sıkıntı çıkabilir. dikkat etmek gerekebilir.
sosyoloji insanların ve toplum ilişkilerinin, sosyal davranış, sosyal konum ve toplumsal kurumlarının içtihatlarını inceleyen bilim dalıdır. toplumbilimi, kişileri çevreleyen farklı sosyal yapıların
etkilerini; birey ve grupların sosyal çevreyi şekillendirme yeteneğini gözlemler.
sosyoloji bireyleri küçük ve büyük düzeyde yerel ve evrensel statüde sosyal dünyayı bilimsel yöntemlerle çözümleme yeteneği kazandırır ve bu anlamda eleştirel fikri ve sosyal kişiliği geliştiren özgürleştirici (dayak geliyor dayak) bir düşünme biçimi sunmaktadır.
insan sosyal bir varlıktır. incelenmesi normal olandır. insanı ve toplumu incelememizin önüne kimse geçemez. ilk ayaklanmayı ben yapıyor, direnişi başlatıyorum. tüm toplumbilimci arkadaşları bu direnişe destekçi olmaya davet ediyorum. sonunu düşünen sosyolog olamaz haydin yiğitlerim. incelenmek isteyenler el ele tutuşup müracaat edebilir.
adres bilgilerim ivedi şekilde sizinle paylaşılacaktır. sürçülisan ettiysek affola. saygılar, sevgiler efem.
devamını gör...
alttaki yazara bir şarkı bırak
hadi bakalım. *
devamını gör...
yazarların göz renkleri
benim adım cafer
boyum 1.10
gözlerimin rengini bilmiyorum!
boyum 1.10
gözlerimin rengini bilmiyorum!
devamını gör...
kadınlara çekici gelen meslekler
üniformalı meslekler.
devamını gör...
laz
karadeniz bölgesinde bulunan bir etnik grup. çoğunlukla rize, artvin ve gürcistan'da bulunurlar ancak ilginçtir ki, osmanlı döneminde lazistan trabzon'a bağlı bir sancaktı. trabzon'da laz oldukça azdır diğer şehirlere göre.
bir bilgi daha. lazca'da "çöp" kelimesi yoktur. çünkü lazca doğa ile özdeşleşmiştir ve doğada çöp olmaz.
bir bilgi daha. lazca'da "çöp" kelimesi yoktur. çünkü lazca doğa ile özdeşleşmiştir ve doğada çöp olmaz.
devamını gör...
fotoğrafın hikayesi
harry harding adlı liseye kayıt olan ilk siyahi öğrencilerden biri olan dorothy counts ve onu taciz eden okul arkadaş(!)ları. yıl 1957.
taciz dediysem, olay sadece laf atıp dalga geçmekten ibaret değil. ne yazık ki öğrenciler dorothy kayıt olur olmaz hemen işe koyulmuş ve okulda yürümeyi bile işkence haline getirmişler onun için. üzerine bir şeyler fırlatmak ve tükürmekten, ailesini tehdit etmeye kadar gitmiş işler. hatta onunla arkadaş olan başka kızlar da tacizlerden nasiplenince, arkadaşlıklarını bitirmek zorunda kalmışlar. maalesef aile kızlarını daha 4. günde okuldan almak zorunda kalmış. dorothy daha sonra farklı bir eyaletteki bir okuldan mezun olmuş.

taciz dediysem, olay sadece laf atıp dalga geçmekten ibaret değil. ne yazık ki öğrenciler dorothy kayıt olur olmaz hemen işe koyulmuş ve okulda yürümeyi bile işkence haline getirmişler onun için. üzerine bir şeyler fırlatmak ve tükürmekten, ailesini tehdit etmeye kadar gitmiş işler. hatta onunla arkadaş olan başka kızlar da tacizlerden nasiplenince, arkadaşlıklarını bitirmek zorunda kalmışlar. maalesef aile kızlarını daha 4. günde okuldan almak zorunda kalmış. dorothy daha sonra farklı bir eyaletteki bir okuldan mezun olmuş.


devamını gör...
nejat altıntaş’ın mutasyonlu virüs görünmez oldu açıklaması
bu beyanı anlamak için aşı nedir, bağışıklık nasıl kazanılır bunu anlamak gerekiyor. şimdi özet geçersem corona virüs adını taç şeklinden alıyor. diken gibi çıkıntılı bir dış yüzeyi var ve bunlara mızrak adı veriliyor. bu mızrak dokuya sağlandığı sırada genetik dizilişi vücut tarafından daha önceden tanındığı zaman bu genetik dizilişi oluşturan nükleotidleri bağışıklık sistemi parçalıyor.
eğer bu diziliş mutasyon geçirdiğinde ki geçirdi, farklılaşma yaşarsa o zaman daha önceden aşı ile gelen antikor bunları tanımıyor yani başlıkta geçtiği haliyle görmüyor.
eğer bu diziliş mutasyon geçirdiğinde ki geçirdi, farklılaşma yaşarsa o zaman daha önceden aşı ile gelen antikor bunları tanımıyor yani başlıkta geçtiği haliyle görmüyor.
devamını gör...
paramedik
acil yardım ve hasta nakil ambulanslarında sağlık personeli komuta kontrol merkezinde çağrı karşılama personeli olarak ve hastane acil servislerinde acil tıbbi yardım ve bakım ile sınırlı kalmak kaydıyla sağlık bakanlığı tarafından belirlenen sertifikalı eğitim programlarını tamamlamak suretiyle hastaya müdahale ve bu konuda gerekli iş ve eylemleri yapan sağlık personeli nedir.
devamını gör...
amorium antik kenti
emirdağ ilçesinin adıyla etimolojik bağlantısı gözlerden kaçmayan antik kenttir.
devamını gör...