yeniler bilmez, old’ların gözü yaşlı.
devamını gör...

nereden baksan 10/10 aktivite. düştük bi’ batağa yine.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

günaydın sözlük,
alarmın çalmasına 1 dakika kala uyanıp, o 1 dakika boyunca telefonun kilit ekranına bakmışım gibi bir sabah.
devamını gör...

eee, yani kaynayınca ne oluyor ki. daha başka neler neler kaynıyor bir bilseniz genşler.
devamını gör...

küresel ısınma ve iklim değişikliğinin etkilerini göstermesi durumu.
her geçen kış arkadaki farkı bu kadar somut bir şekilde hissediyor olmamız ürkütücü ve ciddiye alınmalı.
ciddi önlemler alınmadığı sürece daha zor günler bizi bekliyor olacak.
devamını gör...

tanım: yalnızlık kafasına vurmuş olan bir arkadaşın yapmaya çalıştığı aktivite.
şahsi yorum: kalkışmayın böyle şeylere.
devamını gör...

seçmeli astronomi dersinde fizik işlendiğini, seçmeli sanat tarihi dersinde hocanın serbest bıraktığını gören bu gözler için çok da şaşırtıcı gelmeyen karardır.
devamını gör...

westlife'ın ciddi anlamda güzel ve birazcık duygusal olan parçası.
bırakalım şöyle;


şarkı sözleri


ıf only you could see the tears
ın the world you left behind
ıf only you could heal my heart
just one more time
even when ı close my eyes
there's an image of your face
and once again ı come to realize
you're a loss ı can't replace
soledad
ıt's a keeping for the lonely
since the day that you were gone
why did you leave me
soledad?
ın my heart you were the only
and your memory lives on
why did you leave me
soledad?
walking down the streets of nothingville
where our love was young and free
can't believe just what an empty place
ıt has come to be
ı would give my life away
ıf it could only be the same
'cause ı can't still the voice inside of me
that is calling out your name (calling out your name)
soledad (soledad)
ıt's a keeping for the lonely
since the day that you were gone
why did you leave me
soledad?
ın my heart you were the only
and your memory lives on
why did you leave me
soledad?
time will never change the things you've told me
after all we're meant to be
love will bring us back to you and me
ıf only you could see
soledad (soledad)
ıt's a keeping for the lonely
since the day that you were gone (you were gone)
why did you leave me
soledad? (soledad)
ın my heart you were the only
and your memory lives on
why did you leave me
soledad?
ıt's a keeping for the lonely
since the day that you were gone
why did you leave me
soledad?
ın my heart you were the only
and your memory lives on
why did you leave me
soledad? (soledad)
why did you leave me soledad?
@armysuzy ukdesidir.
devamını gör...

doğu kap. güney afrika cumhuriyeti'nin güneyinde, hint okyanusu'na kıyısı olan bir eyaletidir. yüzölçümü 168.996 km²'dir.
lesotho ülkesi ile sınırı vardır.
port elizabeth ve east london en büyük şehirleridir.
devamını gör...

üniversiteyi sadece okumayın, yaşayın.
devamını gör...

"kavram; tanımlanmış, çerçeveleri belirlenmiş düşüncelerin ifadesidir. her yeni düşünce kendisini açıklayabilmek için kendi kavramlarını da beraberinde getirir. bu kavramları açıklamaya, onları belirli kalıpların içine yerleştirmeye daha önce kullanılmış benzer kavramlar varsa yeni düşüncenin farklılıklarını belirtmeye gayret eder. böylece gündelik dilde kullanılan bir kelime o yeni düşünceyle birlikte kavram katına yükselmiş olur."
anlamı dışlaştıran ve içleştiren sözdür. söz anlamı ifade eder. anlam ise zihnimizde resim olarak var olur. o resme tasavvur *denir. sözlerin kapsadığı tasavvurlar kültürle iç içedirler. o tasavvuru kültür belirlemiştir. tasavvur o kültürün ruhunu taşır. mesela ortadoğu'da "modernleşme" kavramının ve avrupa'da "modernleşme" kavramının zihinlerdeki tasavvuru taban tabana zıttır. bunun sebebi dine ait kültürlerin birbirinden farklı olmasıdır. bundan dolayı tanzimat ile hız kazanan modernleşme doğuda "kafa karıştıran kelimeler" ile birlikte kültürel bir yıkım getirmiştir.*
"ben bir söz yobazıyım" diyor teoman duralı. "sözlerin değiştirilmesi kadar korkunç bir cinayet düşünemezsiniz. tüm bir kültür geçmişini tarumar ediyorsun."
ithal kavramların girdiği ülkelerde, yabancısı olunduğundan anlaşılmadığı için bu kavramlar birer tabu, arkasına sığınılacak kalkan haline dönüşebilir. ülkemizden demokrasi, sosyalizm, bilim bunlara örnek gösterilebilir. batı felsefesi ve doğu felsefesi'ndeki temel ayrım da burada yatmaktadır. batı'nın ruh ve insan kavramlarına yüklediği anlam ile doğu'nun yüklediği anlam farklıdır. aynı şekilde bunları kendi içlerinde değerlendirirsek batı'nın 13.yüyılda dünyaya bakışı ile 17.yüzyılda dünyaya bakışı farklıdır ve kavramlara yüklediği anlamlar kültür ve yaşayış ile beraber değişmiştir. (bkz: paradigma) #843138
bugün kavram kargaşalarının temel sebebi dilin yapısı veya gramer kaynaklı değil perspektif kaynaklıdır.
bunlar bir yana her kavram tasavvur yüklü olmayabilir. bilimde kullandığımız kavramlar tasavvurdan ne kadar yoksun olurlarsa o kadar sağlamdırlar. çünkü tasavvur öznel ve yereldir. dolayısıyla bilimin nesnel ve evrensel olabilmesi için tasavvurdan kurtulması gerekir. bunun en üst mertebesi mantık ve matematiktir. mantık ve matematikteki kavramların tasavvuru, yoktur. bunlara terim denir. neyse odur. nesneldir, evrenseldir. bundan dolayı bir bilim ne kadar matematikleşmişse, ayakları yere o kadar sağlam basar.
devamını gör...

içine ;votka, rum, tequila, archers, red bull lime, renk için çok az kola ve bol buz konularak yapılan en sevdiğim kokteyl.
devamını gör...

türkiye'de genç yahudi olmak: "istanbul benim evimdir ama bitti"

lütfen önyargısız, obejktif bir şekilde dinleyiniz.
enteresan bir bakış, farklılık korkutucu olmamalı..
tam tersi, bir zenginliktir.


devamını gör...

en basit tanımını şu şekilde yapabilirim, "bir insanın diğer insanlara yansıttığı kişilik, karakter".

böyle söyleyince çok havada kaldı gibi. halbuki persona felsefik bir kelime. diğer insanların dikkatini çeken, sizi "şöyle şöyle bir insan" diye kategorilemelerine neden olan davranışlarınızdır persona. konuşma şekliniz, davranışlarınız falan gibi mesela.

cambridge sözlük der ki konuyla ilgili olarak: "the particular type of character that a person seems to have and that is often different from their real or private character" yani bir kişinin sahip olduğu belirli bir karateristik özelliktir persona, ki bu öyle bir özelliktir ki kişinin gerçek karakterinden farklıdır.

amiyane tabirle "rol kesmek"tir, yapmacıklıktır persona. zaten sinemada persona, bir aktörün canlandırdığı karakterdir, aktörün sesiyle konuşan karakterdir. misal beren saat'in kendi karakteri farklıdır, fakat canlandırdığı bihter bambaşka biridir. bu "maske", bu rol yapmacılıktır aslında persona. kurgu bir karakterin gerçek bir insanda hayat bulmasıdır, gerçek bir insanın hiç olmadığı birisi gibi davranmasıdır.

persona, latincede zaten "maske" demektir bu arada *

ayrıca (bkz: persona non grata) gitmişken bir nickaltı yazın, güzel yazarlardan birisi *
devamını gör...


izmit'te, özel bir diş hastanesine damak ağrısı şikayetiyle giden ve tedavi amaçlı siniri kesilen yeliz demirli yüzünün sol tarafını hissetmez hale geldi. demirli, doktor ve hastane yönetimi hakkında dava açtı.

devamını okumak isteyen için
devamını gör...



doğanın dengesini bozmamak adına sadece gözlemci olunan belgeselcilik anlayışı bana etik geliyor. ama yukarıdaki videodaki gibi sırf onları gözlemlemek için aralarına ajan sokmak onların enerjilerini duygularını sömürmek çok hatalı bence. magazinsel belgeselcilik gibi bir şey.
devamını gör...

gençler bile sistemi zor çözerken yaşlı amcalar,teyzeler sürekli yaşanan yeniliğe nasıl ayak uydursun..belli bir zaman sonra kafa hiçbir şey almıyor daha yeni karttan para çekmeyi öğrettiniz şimdi başka bir şey daha sonra gelecek başka bir şey..teknoloji kullanabilene kolaylık sağlarken kullanamayana ızdırap çektiriyor..
devamını gör...

birincisi, akademi ödülü kazanmış 15 haziran 1994 yılında gösterime giren walt disney pictures yapımı bir animasyon filmidir.

walt disney animasyon klasiklerin 32. filmidir.

hikâye, william shakespeare in hamlet oyununun, afrika'da insansı hayvanların krallık yerinde geçen, hem hüzünlü hem heyecanlı maceralaralarına evrilmesidir. komik diyaloglar, neşeli şarkılar ile daha da keyifli hale getirilmiştir.

1995 yılında ortaokullu olan erkek kardeşimle sinemada izlemiştim. daha sonra cdsini aldık, 4 yaşında iken oğlumla izledik defalarca. çoğu sahneyi ezbere bilirim. simba'nın babası öldüğü zaman oğlum çok ağlamıştı.

filmde aklımdan çıkmayan hakuna matata şarkısı arada dilime dolanır.
hakuna matata geçmez bu moda
üzülme sakın her şeye hayatta
dertsizlik demek bu felsefe
hakuna matata


film çocuk filmi diye bilinir ama içeriği yetişkinlerin yaşadığı hayat ile doludur.
hasis akrabalar, suçluluk yaşayan ergen, eş seçimi vb.

suçluluk psikolojisi üzerine bakışı ile babasının ihtişamı ile mücadele edemeyen çözümü tüm hayatından kaçmakta bulan ergenlerin de kendini arayabileceği ve çıkışı bulabileceği bir animasyon filmidir.

arkadaşlığın nelere kadir olabileceğinin sese görüntüye bürünmüş halidir.

hayatın nefes aldıkça mücadeleye değer olduğunun keyifli kanıtıdır.

alanında hatta tüm alanlarda en iyi olan animasyondur.

psikolojiye iyi eden filmler kategorisinde en başta yer alabilecek filmdir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

fiyatlar genel düzeyinde sürekli ve hissedilir artış olmasına denir. tam tersi ise; deflasyondur.
devamını gör...

tam da bu başlığı arıyordum. bi beş dakika önce ilk sayfada yokken kendime tanıdığım ikinci beş dakikada ilk sayfanın sonuna doğru pat diye karşıma çıktı. sevincim; ufak bir kız çocuğunun elinde sıkı sıkıya tuttuğu mavi bir balon gibiydi. bu sevinç, kız çocuğuna mı aitti yoksa balona mı bilemiyorum. sahiplenmiş ve benimsemiş. bunlar kız çocuğunun mutluluğuna dahildi. balon ise, ait olma duygusunun mutluluğunu dibine kadar yaşıyor olmalıydı.

peki ben? ben ne hissettim?

bu zamana kadar sahiplenmiş, benimsenmiş veyahut ait olmuş hissedemedim. benim için her daim bir denklem vardı: * doğru yer, doğru zaman ve doğru insan…

denklem çok basit; doğru yer ve doğru zamanda doğru insan karşıma çıkacaktı. basit mi? bu kadar basit miydi? doğru… kime göre doğru? ne kadar doğru? mesela; psikolojik testlerdeki bakış açısı, benim 9 gördüğümü karşımdaki 6 görse ya da karışık bir görüntüde ilk fark ettiğim kelime “mutluluk”ken onun “nefret” olsa. doğru böyle bir şey değildi. değişken miydi?

benim doğru yerim sahil kenarıyken onun doğru yeri göl, dere belki de çöldü. doğru zaman benim için ilkbaharken onun doğru zamanı belki sonbahar belki de kıştı. ben sabahı severken o geceyi severdi.

düşünüyorum da bu zamana kadar bu denklemi bir türlü kuramadım. doğru yerde yanlış insanla yanlış zamanda karşılaştım. yanlış yerde doğru insanla doğru zamanda karşılaştım. (belki bu tolere edilebilirdi, üstesinden gelinebilirdi ama insan doyumsuzdur; yetinmeyi, sabretmeyi ve düşünsel olarak savaşmayı bilmez.)

ihtimalleri sıraladıkça küçülüyorum. şöyle bir durum var ki o beni hepten üzüyor: doğru insanla yanlış yer ve yanlış zamanda karşılaşmak… denklemde tek bir müspet taraf var: doğru insan… ama yer ve zaman yanlış… insan, doğru insanı bulmuşsun daha ne olsun ki diyor? ne mi olsun? o insan farklı yerde, o insan farklı zamanda. o insan başkasına ait. aklı, yüreği, bedeni… bu sıralar aklımı karıştıran düşünceler yumağının ucunu bulamıyorum…

küçük kız çocuğunun sıkı sıkıya tuttuğu mavi balon aidiyet duygusunu kaybediyor. meğerse mavi balon gökyüzününmüş…
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim