musicbuddy
devamını gör...
nova
çift yıldız sistemlerinde görülen ve süpernovalarla karıştırılmaması gereken patlama türü.
çift yıldız sistemlerinin büyük kısmında yıldızlardan biri bir beyaz cücedir. sistemde bir de hayatının farklı evresinde olan, mesela kırmızı dev gibi bir yıldız bulunur. bu yıldızlardan daha parlak olana "baş bileşen", diğerine "yoldaş bileşen" denir.
bu tip sistemlerde, tıpkı güneş sistemi'nde de olduğu gibi, cisimler birbirlerinin kütle merkezi etrafında dolanırlar. eğer yıldızlar birbirlerine yeterince yakınsa, bileşenlerden biri, beyaz cücenin kütle çekim etkisi nedeniyle madde kaybına uğrar. yıldızdan beyaz cüceye doğru çekilen plazma/gaz, hidrojeni tutuşturacak yani füzyona sebep olacak kadar ısındığında patlamalar gerçekleşir ve hidrojen helyuma dönüşür. bu olay nova olarak adlandırılır ve sitem içerisinde defalarca tekrarlanabilen bir olaydır.
çift yıldız sistemlerinin büyük kısmında yıldızlardan biri bir beyaz cücedir. sistemde bir de hayatının farklı evresinde olan, mesela kırmızı dev gibi bir yıldız bulunur. bu yıldızlardan daha parlak olana "baş bileşen", diğerine "yoldaş bileşen" denir.
bu tip sistemlerde, tıpkı güneş sistemi'nde de olduğu gibi, cisimler birbirlerinin kütle merkezi etrafında dolanırlar. eğer yıldızlar birbirlerine yeterince yakınsa, bileşenlerden biri, beyaz cücenin kütle çekim etkisi nedeniyle madde kaybına uğrar. yıldızdan beyaz cüceye doğru çekilen plazma/gaz, hidrojeni tutuşturacak yani füzyona sebep olacak kadar ısındığında patlamalar gerçekleşir ve hidrojen helyuma dönüşür. bu olay nova olarak adlandırılır ve sitem içerisinde defalarca tekrarlanabilen bir olaydır.
devamını gör...
yazarların gerildiği durumlar
insanın elinde olmadan düştüğü ve insanı kemirip duran durumlar toplamının sonucu. *
çözemediğim bazı olaylar var. kendi içimde yaradır bunlar. bazısı ailevi bazısı dost, arkadaş vs. o olayları düşündüğümde çok geriliyordum.
bazen kendimi hiç sevilmemiş, hiç değer verilmemiş gibi hissederim. eskiden daha çoktu tabi bu durum. artık kanıksadım asıl meselenin insanın kendine değer vermesi gerektiğini anladım. siz kendinize değer verince bir şekilde bir çekim oluşturuyorsunuz. insanların gözünde daha başka bir canlıya evriliyorsunuz sanırım.
neyse işte eskiye dair minik minik te olsa bazı travmalarım var. insan ilişkilerine dair genelde. onlar aklıma gelirse anlık bir geriliyorum. sonra bir şekilde anı yönetiyorum ve toparlıyorum. eskiden çok daha uzun sürüyordu. neyse ki yavaş yavaş hallediyoruz. *
çözemediğim bazı olaylar var. kendi içimde yaradır bunlar. bazısı ailevi bazısı dost, arkadaş vs. o olayları düşündüğümde çok geriliyordum.
bazen kendimi hiç sevilmemiş, hiç değer verilmemiş gibi hissederim. eskiden daha çoktu tabi bu durum. artık kanıksadım asıl meselenin insanın kendine değer vermesi gerektiğini anladım. siz kendinize değer verince bir şekilde bir çekim oluşturuyorsunuz. insanların gözünde daha başka bir canlıya evriliyorsunuz sanırım.
neyse işte eskiye dair minik minik te olsa bazı travmalarım var. insan ilişkilerine dair genelde. onlar aklıma gelirse anlık bir geriliyorum. sonra bir şekilde anı yönetiyorum ve toparlıyorum. eskiden çok daha uzun sürüyordu. neyse ki yavaş yavaş hallediyoruz. *
devamını gör...
edward said
1935 yılında filistinli hıristiyan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. lübnan ve mısır'da edebiyat, müzik ve felsefe okumuş, abd'de princeton ve harvard'da eğitimini tamamlayarak edebiyat profesörü olmuştur. kendi tabiriyle 'postmodernist entelektüeldir.'
1967 arap-israil savaşı'na kadar herhangi bir politik hareketin içinde olmayan said, bu savaşla birlikte yahudi karşıtı bir görüş sergileyerek abd'de büyük bir tepkiyle karşılaşmıştır. daha sonra enver sedat ve yaser arafat tarafından barış görüşmelerinde filistin temsilcisi olarak atansa da sonrasında arafat'la görüş ayrılığına düşerek geri çekilmiştir.
pek çok dilde eserleri bulunan bu ortadoğunun en ünlü barış elçisi 2003 yılında lösemiden vefat etmiştir.
edward said fikrimce, en değerli iki eseriyle o zamanlar batılıların içini boşalttıkları ve daha ziyade küçümsemek için kullandıkları 'oryantalizm' ve 'entelektüel' sözcüklerinin gerçek anlamlarını bize ve literatüre yeniden kazandırmıştır. said'e göre oryantalizm, batılıların ortadoğuyu sömürmek için onların bilim, düşünce ve sanat alanlarından ve dolayısıyla modern toplumlar oluşturmaktan uzak oldukları bahanesiyle uydurdukları bir kolonileşme hareketidir. ve gerçek bir entelektüel bütün siyasi erkten ve yetkeden bağımsız, ahlaksal ortamda doğruları söylemek ve değişim yaratmak zorundadır. aşağıdaki alıntı entelektüel kitabındandır.
"bir entelektüel olmanın en çetin yanı, yazdıkların ve yaptığın müdahaleler aracılığıyla vazettiğin şeyi, bir kuruma, bir sistemin ya da yöntemin emriyle harekete geçen bir robota dönüşüp katılaşmadan temsil etmektir. hem bunu hem de tetikte durup iradeni gevşetmemeyi başarabilmiş olmanın coşkusunu hissetmiş olan varsa, bu çakışmanın ne kadar nadir gerçekleştiğini takdir edecektir.
fakat bunu başarabilmenin tek yolu, bir entelektüel olarak, elinizden geldiğince iyi ve aktif bir biçimde hakikati temsil etmek ile bir haminin ya da otoritenin sizi yönlendirmesine pasif bir biçimde izin vermek arasında seçim yapmanın sizin elinizde olduğunu kendinize hatırlatmanızdır.
laik entelektüel için o tanrılar hep iflas eder."
1967 arap-israil savaşı'na kadar herhangi bir politik hareketin içinde olmayan said, bu savaşla birlikte yahudi karşıtı bir görüş sergileyerek abd'de büyük bir tepkiyle karşılaşmıştır. daha sonra enver sedat ve yaser arafat tarafından barış görüşmelerinde filistin temsilcisi olarak atansa da sonrasında arafat'la görüş ayrılığına düşerek geri çekilmiştir.
pek çok dilde eserleri bulunan bu ortadoğunun en ünlü barış elçisi 2003 yılında lösemiden vefat etmiştir.
edward said fikrimce, en değerli iki eseriyle o zamanlar batılıların içini boşalttıkları ve daha ziyade küçümsemek için kullandıkları 'oryantalizm' ve 'entelektüel' sözcüklerinin gerçek anlamlarını bize ve literatüre yeniden kazandırmıştır. said'e göre oryantalizm, batılıların ortadoğuyu sömürmek için onların bilim, düşünce ve sanat alanlarından ve dolayısıyla modern toplumlar oluşturmaktan uzak oldukları bahanesiyle uydurdukları bir kolonileşme hareketidir. ve gerçek bir entelektüel bütün siyasi erkten ve yetkeden bağımsız, ahlaksal ortamda doğruları söylemek ve değişim yaratmak zorundadır. aşağıdaki alıntı entelektüel kitabındandır.
"bir entelektüel olmanın en çetin yanı, yazdıkların ve yaptığın müdahaleler aracılığıyla vazettiğin şeyi, bir kuruma, bir sistemin ya da yöntemin emriyle harekete geçen bir robota dönüşüp katılaşmadan temsil etmektir. hem bunu hem de tetikte durup iradeni gevşetmemeyi başarabilmiş olmanın coşkusunu hissetmiş olan varsa, bu çakışmanın ne kadar nadir gerçekleştiğini takdir edecektir.
fakat bunu başarabilmenin tek yolu, bir entelektüel olarak, elinizden geldiğince iyi ve aktif bir biçimde hakikati temsil etmek ile bir haminin ya da otoritenin sizi yönlendirmesine pasif bir biçimde izin vermek arasında seçim yapmanın sizin elinizde olduğunu kendinize hatırlatmanızdır.
laik entelektüel için o tanrılar hep iflas eder."
devamını gör...
karnı büyük koca dünya
sivas'ta ağzı salyalı cani yobazlarca katledilen büyük halk ozanı muhlis akarsu'ya ait muhteşem eser..
"nice muhlis akarsu'yu
yedin yine doymadın mı
karnı büyük koca dünya.."
"nice muhlis akarsu'yu
yedin yine doymadın mı
karnı büyük koca dünya.."
devamını gör...
ne alacağını anlamadan markete gitmek
eğer kafamda alacağım şey belli değilse çikolata almak için girmişimdir.kasaya bir avuç dolusu çikolatayla giderim.
devamını gör...
freddie mercury
sesinin bozulacağı korkusuyla ön dişlerini düzelttirmemiş şarkıcı.. tabi şarkıcı olarak nitelendirmek biraz hafif kaçar bu insan için..
devamını gör...
atama
türkiyede kelime kökü yanlış anlaşılmış kelime ,atamıyorlar insanları sonu bu oluyor işte.
devamını gör...
gazprom
rusya'nın doğu avrupaya doğalgaz boru hatlarından oluşan ağını ören dev örümceğidir.
bu şirket, doğalgaz odaklı rus dış politikasının en önemli silahıdır, sadece rusya için bir gelir kaynağı değil, aynı zamanda güçlü politik bir tehdit kartıdır.
hatta şirketin rus devleti ile ne kadar içli dışlı olduğunu anlatmamız için, eski devlet başkanı dimitri medvedev'in eski gazprom başkanı olduğunu söylememiz yeterlidir. şu anda rusya'nın en büyük şirketidir ve dünyanın en büyük şirketi olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.
gazprom'un ve dolayısıyla rusya'nın enerji hakimiyeti için rakamlara bakarsak 2004 sonu itibarıyla gazprom şu ülkelere doğalgaz veren tek kaynaktır: bosna-hersek, estonya, finlandiya, makedonya, litvanya, letonya, moldova and slovakya.
bunun haricinde bulgaristan'ın ihtiyacının %97'sini, macaristan'ın ihtiyacının %89'unu, polonya'nın ihtiyacının %86'sını, çek cumhuriyeti'nin ihtiyacının %75'e yakınını, türkiye'nin ihtiyacının %67'sini, avusturya'nın ihtiyacının %65'ini, romanya'nın ihtiyacının %40'a yakınını, almanya'nın ihtiyacının %36'sını, ıtalya'nın ihtiyacının %27'sini ve fransa'nın ihtiyacının %25'ini gazprom karşılamaktadır. (avrupa birliği'nin tüketiminin yaklaşık %25'ini gazprom karşılamaktadır.) peki nasıl oldu da türkiye rusya'ya bu kadar bağımlı hale geldi diyenler için geliyor; (bkz: mavi akım projesi) (bkz: mesut yılmaz)
bu şirket, doğalgaz odaklı rus dış politikasının en önemli silahıdır, sadece rusya için bir gelir kaynağı değil, aynı zamanda güçlü politik bir tehdit kartıdır.
hatta şirketin rus devleti ile ne kadar içli dışlı olduğunu anlatmamız için, eski devlet başkanı dimitri medvedev'in eski gazprom başkanı olduğunu söylememiz yeterlidir. şu anda rusya'nın en büyük şirketidir ve dünyanın en büyük şirketi olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.
gazprom'un ve dolayısıyla rusya'nın enerji hakimiyeti için rakamlara bakarsak 2004 sonu itibarıyla gazprom şu ülkelere doğalgaz veren tek kaynaktır: bosna-hersek, estonya, finlandiya, makedonya, litvanya, letonya, moldova and slovakya.
bunun haricinde bulgaristan'ın ihtiyacının %97'sini, macaristan'ın ihtiyacının %89'unu, polonya'nın ihtiyacının %86'sını, çek cumhuriyeti'nin ihtiyacının %75'e yakınını, türkiye'nin ihtiyacının %67'sini, avusturya'nın ihtiyacının %65'ini, romanya'nın ihtiyacının %40'a yakınını, almanya'nın ihtiyacının %36'sını, ıtalya'nın ihtiyacının %27'sini ve fransa'nın ihtiyacının %25'ini gazprom karşılamaktadır. (avrupa birliği'nin tüketiminin yaklaşık %25'ini gazprom karşılamaktadır.) peki nasıl oldu da türkiye rusya'ya bu kadar bağımlı hale geldi diyenler için geliyor; (bkz: mavi akım projesi) (bkz: mesut yılmaz)
devamını gör...
kozmos
düzen, evren ve evrenin düzeni anlamlarını taşıyan sözcük.
yunan mitoloji yazınına göre; boşluk ve kaos halinde olan evren, üç farklı nitelikteki bileşenle doğanın, tanrıların ve insanın oluştuğu işleyişe sahip bir düzen haline dönüşmüş, yani kozmos ortaya çıkmıştır. bu nedenle kozmos yalnızca evren ya da düzen anlamının ötesinde düzeni olan ya da düzenli evren anlamı taşımaktadır. bu anlamı itibariyle kozmos, akıl yoluyla anlaşılabilir bir yapıya ve işleyişe sahiptir ki bu durum teolojiden kozmolojiye geçişte ortaya çıkan doğa felsefesinin de mantıksal temelini oluşturmaktadır. buradaki temel yaklaşım, düzenin ancak bir akıl yoluyla ortaya çıkabileceği ve içinde bir akıl barındırdığı; bu nedenle de düzeni anlamanın yolunun da yine akıldan geçtiğidir. böylece teogoniadan kozmogoniaya, kozmogoniadan da kozmolojiye dönüşen felsefenin taşları döşenmeye başlanmıştır.
yunan mitoloji yazınına göre; boşluk ve kaos halinde olan evren, üç farklı nitelikteki bileşenle doğanın, tanrıların ve insanın oluştuğu işleyişe sahip bir düzen haline dönüşmüş, yani kozmos ortaya çıkmıştır. bu nedenle kozmos yalnızca evren ya da düzen anlamının ötesinde düzeni olan ya da düzenli evren anlamı taşımaktadır. bu anlamı itibariyle kozmos, akıl yoluyla anlaşılabilir bir yapıya ve işleyişe sahiptir ki bu durum teolojiden kozmolojiye geçişte ortaya çıkan doğa felsefesinin de mantıksal temelini oluşturmaktadır. buradaki temel yaklaşım, düzenin ancak bir akıl yoluyla ortaya çıkabileceği ve içinde bir akıl barındırdığı; bu nedenle de düzeni anlamanın yolunun da yine akıldan geçtiğidir. böylece teogoniadan kozmogoniaya, kozmogoniadan da kozmolojiye dönüşen felsefenin taşları döşenmeye başlanmıştır.
devamını gör...
ekşi sözlük
çift haneli yıllardır ekşi sözlükte yazarım. hala da yazmaktayım. meh. matah bir şey mi? yoo. binyıllar önce almışım hesabı. onaylanmış. yazmışım. hızlı zamanlarımız da olmuş. bir şeyler yaşanmış tuhaf tuhaf. reenkarne falan olmuşum. bişiler bişiler. olur öyle.
ergenmişiz, çiğmişiz mesela, kaldırmış psikolojimiz. gerçek sosyal yaşantımda taciz edilmişim. sene 2010 falan ya da 2009 anımsayamıyorum; başlığını açmışım. duygumu paylaşmışım. omuz aramışım, buraya bir melek mi düşmüş linci falan yemişim. üzülmüşüm ama baş etmişim ekşi sözlükten tanışıp gerçekten sosyal hayatıma dahil edecek kadar değerli bulduğum insanların da destekleriyle. devam etmiş maceram. çocukmuşum oğlum, sevgilim olmuş sözlükten, ondan ayrılmışım başkasıyla sevgili olmuşum mesela, iki adam birbiriyle hiç sorun yaşamazken aynı sorumluluk çatısına ait olan küçük bir gruba dahil olmalarına rağmen, sözlükle, yönetimle zaağğtteen sorun yaşayan biri takmış bu durumu kafasına, o attırdı beni sözlükten kampanyası başlatmış falan. su kaldırmış mesele hayli. bir öbürüyle hiç görüşmemişim, "o benim eski sevgilim" diye bi' halamın kocasının yeğeninin kaynı kalmış mesaj atmadığı. hayır bir de güzel bir kadın olsam? ahahahha. (random gülemeyen ekşici p.ç mi olur? oluyormuş demek.)
şimdi bunların hepsini 20lerimizin başında yaşamışız, sinirlenmişiz, mesele etmişiz, gülmüşüz, dalgasını geçmişiz falan. duruma göre yaşamışız demek istiyorum. sonra tabi ki, dolayısıyla çıkarmışız hayatımızdan yani, böyle hayat mı geçer zaten? gel zaman git zaman, hepimizin hikayesi başka yollar tutmuş, az gitmiş uz gitmişiz buraya varmışız bir şekilde. tertemiz, pirüpak. henüz! seksistlik yok, linç kültürü yok, mizojini yok, cinsel yönelimlere karşı nefret söylemi yok, holiganizm yok, ırkçılık yok, faşizan bir yönetim anlayışı yok... yok oğlu yok. bazen yokluklar güzeldir arkadaşlar. inanın bu söylediğime.
yani şimdi sıkıldım ben anlıyor musunuz? birçoğunuz da öyle biliyorum. kıyamam yolun başında ya da iyi ihtimal ortalarında olan insanlar var(dır) aramızda. burası bir oyun alanı. her yer gibi. takılmak istiyorlar haliyle, zamanlarının, dönemlerinin gerektiği şekilde. anlıyorum, yemin ediyorum anlıyorum ya. ama yani, bakın burası öyle bir yer değil henüz. burada maks 3-5 günlük sükseler elde edebilirsiniz. yani başka yerlere, başka gündemlerin başka şekillerde ele alınacağı bir topluluğu hedef almalısınız popi yapmak isteyecek kadar işsizseniz. bildiğimden konuşuyorum, ciddiyim sizi düşündüğümden yaa.
burası "bozulana kadar" böyle kalmaya devam edecek. bozan da siz olmayacaksınız. cıks, kalabalık falan da olmayacak; ayıktırayım mı; hadi hadi ayıktırayım, yönetim olacak. yoldaş, selam! ikrah gelecek, salacak, en sonunda da bırakacak. bu olduğunda da duyabilenlerimizin kulaklarına for whom the bell tolls çalmaya başlayacak. bozdu, bozdu, bozmaz dedik yine bozdu falan diye yaşlı yaşlı muhabbet edeceğiz sonra, ışık açılınca kaçışan devcileyin hamamböcekleri olarak kendi aramızda. öyle işte.
ergenmişiz, çiğmişiz mesela, kaldırmış psikolojimiz. gerçek sosyal yaşantımda taciz edilmişim. sene 2010 falan ya da 2009 anımsayamıyorum; başlığını açmışım. duygumu paylaşmışım. omuz aramışım, buraya bir melek mi düşmüş linci falan yemişim. üzülmüşüm ama baş etmişim ekşi sözlükten tanışıp gerçekten sosyal hayatıma dahil edecek kadar değerli bulduğum insanların da destekleriyle. devam etmiş maceram. çocukmuşum oğlum, sevgilim olmuş sözlükten, ondan ayrılmışım başkasıyla sevgili olmuşum mesela, iki adam birbiriyle hiç sorun yaşamazken aynı sorumluluk çatısına ait olan küçük bir gruba dahil olmalarına rağmen, sözlükle, yönetimle zaağğtteen sorun yaşayan biri takmış bu durumu kafasına, o attırdı beni sözlükten kampanyası başlatmış falan. su kaldırmış mesele hayli. bir öbürüyle hiç görüşmemişim, "o benim eski sevgilim" diye bi' halamın kocasının yeğeninin kaynı kalmış mesaj atmadığı. hayır bir de güzel bir kadın olsam? ahahahha. (random gülemeyen ekşici p.ç mi olur? oluyormuş demek.)
şimdi bunların hepsini 20lerimizin başında yaşamışız, sinirlenmişiz, mesele etmişiz, gülmüşüz, dalgasını geçmişiz falan. duruma göre yaşamışız demek istiyorum. sonra tabi ki, dolayısıyla çıkarmışız hayatımızdan yani, böyle hayat mı geçer zaten? gel zaman git zaman, hepimizin hikayesi başka yollar tutmuş, az gitmiş uz gitmişiz buraya varmışız bir şekilde. tertemiz, pirüpak. henüz! seksistlik yok, linç kültürü yok, mizojini yok, cinsel yönelimlere karşı nefret söylemi yok, holiganizm yok, ırkçılık yok, faşizan bir yönetim anlayışı yok... yok oğlu yok. bazen yokluklar güzeldir arkadaşlar. inanın bu söylediğime.
yani şimdi sıkıldım ben anlıyor musunuz? birçoğunuz da öyle biliyorum. kıyamam yolun başında ya da iyi ihtimal ortalarında olan insanlar var(dır) aramızda. burası bir oyun alanı. her yer gibi. takılmak istiyorlar haliyle, zamanlarının, dönemlerinin gerektiği şekilde. anlıyorum, yemin ediyorum anlıyorum ya. ama yani, bakın burası öyle bir yer değil henüz. burada maks 3-5 günlük sükseler elde edebilirsiniz. yani başka yerlere, başka gündemlerin başka şekillerde ele alınacağı bir topluluğu hedef almalısınız popi yapmak isteyecek kadar işsizseniz. bildiğimden konuşuyorum, ciddiyim sizi düşündüğümden yaa.
burası "bozulana kadar" böyle kalmaya devam edecek. bozan da siz olmayacaksınız. cıks, kalabalık falan da olmayacak; ayıktırayım mı; hadi hadi ayıktırayım, yönetim olacak. yoldaş, selam! ikrah gelecek, salacak, en sonunda da bırakacak. bu olduğunda da duyabilenlerimizin kulaklarına for whom the bell tolls çalmaya başlayacak. bozdu, bozdu, bozmaz dedik yine bozdu falan diye yaşlı yaşlı muhabbet edeceğiz sonra, ışık açılınca kaçışan devcileyin hamamböcekleri olarak kendi aramızda. öyle işte.
devamını gör...
lacrimal punktum
göz kapaklarınızın iç kısmında bulunan deliklerin ismidir lacrimal punctum ve tabiri caizse salya sümük ağlamak deyiminin bilimsel açıklamasıdır kendisi.

hem alt hem de üst göz kapağı sınırının, lakrimal ve silli kısımlarının tam kesişiminde bulunur. bu açıklıklar, göz yuvarınıza doğru dönüktür; dolayısıyla göz kapağınızı esnetmeden görmeniz mümkün değildir. çok bilinenin aksine göz yaşlarımızın çıktığı değil bilakis girdiği deliktir. lakrimal açıklık, lakrimal kanal adı verilen bir kanala bağlanır. ardından iki kanal* birleşir ve burun boşluğuna doğru ilerler. ağlarken burnumuzun akma nedeni işte tam olarak budur.

hem alt hem de üst göz kapağı sınırının, lakrimal ve silli kısımlarının tam kesişiminde bulunur. bu açıklıklar, göz yuvarınıza doğru dönüktür; dolayısıyla göz kapağınızı esnetmeden görmeniz mümkün değildir. çok bilinenin aksine göz yaşlarımızın çıktığı değil bilakis girdiği deliktir. lakrimal açıklık, lakrimal kanal adı verilen bir kanala bağlanır. ardından iki kanal* birleşir ve burun boşluğuna doğru ilerler. ağlarken burnumuzun akma nedeni işte tam olarak budur.
devamını gör...
kastamonu
ne zaman gitsem inanılmaz huzur bulduğum, dinginlik veren şehir. ortasından geçen küçük bir akarsuyun iki yanında kurulu iki ana caddesi, tarihî ve manevî miraslarla dolu güzel batı karadeniz kenti.
şehir merkezindeki abdurrahman paşa lisesi ülkenin en köklü eğitim kurumlarındandır. şair arif nihat asya, tiyatro sanatçısı hadi çaman okulun tanınmış mezunlarındandır. kastamonu'lu yazar rıfat ılgaz ' in kendi okul hayatını yazdığı hababam sınıfı, bu okulda yaşanan hikâyelerden doğmuştur. türkiye' nin en çok ilçeye sahip illeri sıralamasında 20 ilçeyle 5. sırada yer alır.
kendi adıma da uzun, hatta çok uzun süren eğitim hayatımın son durağı olan şehirdir.
şehir merkezindeki abdurrahman paşa lisesi ülkenin en köklü eğitim kurumlarındandır. şair arif nihat asya, tiyatro sanatçısı hadi çaman okulun tanınmış mezunlarındandır. kastamonu'lu yazar rıfat ılgaz ' in kendi okul hayatını yazdığı hababam sınıfı, bu okulda yaşanan hikâyelerden doğmuştur. türkiye' nin en çok ilçeye sahip illeri sıralamasında 20 ilçeyle 5. sırada yer alır.
kendi adıma da uzun, hatta çok uzun süren eğitim hayatımın son durağı olan şehirdir.
devamını gör...
vietnam sendromu
abd'nin vietnam savaşı (1965-1975) ardından aldığı yenilgi nedeniyle yaşadığı toplumsal yılgınlık ve korku hali diyebiliriz. abd'nin vietnam' da savaşan askerlerinin, yurda dönüşte kendilerine bebek katili denmesinden, toplumda dışlanıp, iş bulamamalarından dolayı yaşadıkları psikolojik çöküntüdür. bir kısmı kendine yönelik saldırılar, intihar girişimleri, kişilik bozuklukları yaşarken bir kısmı dışa dönük şiddet ve terör uyguladılar. evinde karısını, çocuğunu dövme, öldürme, suç örgütlerine katılma gibi eylemlerde yaptılar.
amerikan sineması buradan beslenerek çokça film yapmışlardır. (bkz: vietnam savaşı filmleri)
amerikan sineması buradan beslenerek çokça film yapmışlardır. (bkz: vietnam savaşı filmleri)
devamını gör...
dut ağacı boyunca
bir azerbaycan türküsü. farklı seslendirmeleri mevcut türkünün sözleri:
dut ağacı boyunca
dut yemedim doyunca
yari halvette gördüm
danışmadım doyunca
menim balam kime neyler
körpe balam kime neyler
menim balam ay balam
körpe balam ay balam
kızıl üzüm siyahladı
verdim anam sahladı
anama kurban olum
meni tez adahladı
gedirdim yavaş yavaş
ayağıma değdi taş
senden mene yar olmaz
gel olah bacı gardaş
her ne kadar müziğin dili olmasa da türkü hakkında doğru yorum yapabilmek için türkçede de bir anlama sahip olan sözcüklerin aslında söylendiği dile bakmak gerekiyor. örneğin "danışmak" eylemi azerbaycan dilinden türkçeye "demek, söylemek" şeklinde çevriliyor.
dut ağacının mitolojik kökleri ise türküye farklı bir hikaye kazandırıyor ki türküde de bu hikayeye göndermeler mevcut. dut nihayetinde meyvesinin lekesinin en iyi koruk dutlar ile temizlenebildiği, ağacı ise bağlama başta olmak üzere farklı çalgıların gövdesini oluşturan bir bitki.
dut ağacı boyunca
dut yemedim doyunca
yari halvette gördüm
danışmadım doyunca
menim balam kime neyler
körpe balam kime neyler
menim balam ay balam
körpe balam ay balam
kızıl üzüm siyahladı
verdim anam sahladı
anama kurban olum
meni tez adahladı
gedirdim yavaş yavaş
ayağıma değdi taş
senden mene yar olmaz
gel olah bacı gardaş
her ne kadar müziğin dili olmasa da türkü hakkında doğru yorum yapabilmek için türkçede de bir anlama sahip olan sözcüklerin aslında söylendiği dile bakmak gerekiyor. örneğin "danışmak" eylemi azerbaycan dilinden türkçeye "demek, söylemek" şeklinde çevriliyor.
dut ağacının mitolojik kökleri ise türküye farklı bir hikaye kazandırıyor ki türküde de bu hikayeye göndermeler mevcut. dut nihayetinde meyvesinin lekesinin en iyi koruk dutlar ile temizlenebildiği, ağacı ise bağlama başta olmak üzere farklı çalgıların gövdesini oluşturan bir bitki.
devamını gör...
yemek yapabilen erkek
karnı acıkan erkektir...
arkadaşlar niye elinizde bir ürün varmış da, iş görüşmesinde size "hadi bize bunu sat" demişler gibi kendinizi pazarlıyorsunuz?
açsan kalkar yemeğini yaparsın. bataklıkta mı yetiştiniz?
arkadaşlar niye elinizde bir ürün varmış da, iş görüşmesinde size "hadi bize bunu sat" demişler gibi kendinizi pazarlıyorsunuz?
açsan kalkar yemeğini yaparsın. bataklıkta mı yetiştiniz?
devamını gör...
lut kavmi
lut ingilizce lot olarak geçer. hz. ibrahim'in kardeşi haran'ın oğludur. lut kavmi kayıp kavimler arasında geçer. lut kavminin son üyeleri moabites , ammonites, midrash ve aggadah olarak geçiyor .
islamda eşicinsellikle anılmakla birlikte lut kavminin hikayesi hristiyanlık ve yahudililkte belli farklar içerir. eşcinsellik vurgusu sadece islamdadır. hristiyanlık ve yahudilikte hikayeler lut'un kızlarına yoğunlaşmaktadır. hristiyanlıkta temel mesaj ise erkeklere kadınların baştan çıkartıcı özelliklerine karşı uyarıladır. sodom'a taşındıktan sonra lut'un ruhunu yavaş yavaş kaybetmeye başladığından bahsedilir. yine ensestte ve alkole dair vurgu vardır.hristiyanlıkta tanrı sodom şehrini şimşekle saldırır ve şehir yanar.
yahudilikte ise lut'un kızları ise nazik olmamakla ve minnettar olmamakla suçlanıyor. lut kavmi tanrıya minnettar olmadığı için yok ediliyor. ( arada suikastle ve tanrıya şir koşmayla ilgili bir olay vardı ancak bu konuda yeterince bilgim yok.
lut kavmi konusunda araştırmacıların ortaya attıkları farklı teoriler var. örneğin o dönemde henüz levitik yasaların olmadığına ve yakubun 1. derece kuzeni olan iki kız kardeşle evliliğine dikkat çekiliyor. teorilerin bir kısmında lut'un kızlarını sodom'da erkeklere sunmasından bahsediliyor.
din çalışmaları değil ancak tarihçilerin şu ana kadar yaptığı arkeolojik çalışmalar ve tarihi bilgiler doğrultusunda ortaya attıkları teoriler ise oldukça farklı.
şehrin deprem ya da meteor düşmesi sonrasında sular altında kalarak yok olmuş olabileceğine yönelik iddialar son yıllarda ağırlık kazanıyor.
(link: https://www.forbes.com/sites/ericmack/2018/12/04/new-science-suggests-biblical-city-of-sodom-was-smote-by-an-exploding-meteor/?sh=3d1d031f5c67::buradan)
buradan
sodom şehrinin yeri hakkında teoriler buradan
incil'e göre lot kavmi soy ağacı

edit - ekleme : çok fazla bilgili olmadığım bir konu. hristiyanlığın ve yahudiliğin lut kavmiyle ilgili olan hikaye, yorum veya tarihi teorileri hakkında daha fazla bilgisi olan varsa, tanımımda yanlış bilgi varsa bana mesaj gönderin düzeltirim ya da sonraki tanımlamalarda ekleme yapın.
islamda eşicinsellikle anılmakla birlikte lut kavminin hikayesi hristiyanlık ve yahudililkte belli farklar içerir. eşcinsellik vurgusu sadece islamdadır. hristiyanlık ve yahudilikte hikayeler lut'un kızlarına yoğunlaşmaktadır. hristiyanlıkta temel mesaj ise erkeklere kadınların baştan çıkartıcı özelliklerine karşı uyarıladır. sodom'a taşındıktan sonra lut'un ruhunu yavaş yavaş kaybetmeye başladığından bahsedilir. yine ensestte ve alkole dair vurgu vardır.hristiyanlıkta tanrı sodom şehrini şimşekle saldırır ve şehir yanar.
yahudilikte ise lut'un kızları ise nazik olmamakla ve minnettar olmamakla suçlanıyor. lut kavmi tanrıya minnettar olmadığı için yok ediliyor. ( arada suikastle ve tanrıya şir koşmayla ilgili bir olay vardı ancak bu konuda yeterince bilgim yok.
lut kavmi konusunda araştırmacıların ortaya attıkları farklı teoriler var. örneğin o dönemde henüz levitik yasaların olmadığına ve yakubun 1. derece kuzeni olan iki kız kardeşle evliliğine dikkat çekiliyor. teorilerin bir kısmında lut'un kızlarını sodom'da erkeklere sunmasından bahsediliyor.
din çalışmaları değil ancak tarihçilerin şu ana kadar yaptığı arkeolojik çalışmalar ve tarihi bilgiler doğrultusunda ortaya attıkları teoriler ise oldukça farklı.
şehrin deprem ya da meteor düşmesi sonrasında sular altında kalarak yok olmuş olabileceğine yönelik iddialar son yıllarda ağırlık kazanıyor.
(link: https://www.forbes.com/sites/ericmack/2018/12/04/new-science-suggests-biblical-city-of-sodom-was-smote-by-an-exploding-meteor/?sh=3d1d031f5c67::buradan)
buradan
sodom şehrinin yeri hakkında teoriler buradan
incil'e göre lot kavmi soy ağacı

edit - ekleme : çok fazla bilgili olmadığım bir konu. hristiyanlığın ve yahudiliğin lut kavmiyle ilgili olan hikaye, yorum veya tarihi teorileri hakkında daha fazla bilgisi olan varsa, tanımımda yanlış bilgi varsa bana mesaj gönderin düzeltirim ya da sonraki tanımlamalarda ekleme yapın.
devamını gör...
sagalassos antik kenti
burdur'un ağlasun ilçesinde bulunan antik kent. aşkların ve imparatorların şehri olarak bilinir.
devamını gör...
namus
herhangi bir dinden bağımsız olmak olmak suretiyle; sadece, nikahlanmadan önce seks yapma boyutuna indirgenmemesi gereken kavramdır. bu namus dediğiniz sadece cinsel bir kavram değil efendim bunu bilin ve her dinde de namussuzluk olarak sayılmıyor.
yalancılık, aldatmak, hırsızlık, sapkınlık, rüşvetçilik gibi hareketler çok daha büyük namussuzluklardır ki, bunlar her dinin kabul ettiği türden. her canlının doğasında olan bir şeyi, sırf bir anlık tutku için yapan kişinin namussuz diye öldürülmemesi lazım. o kadar namussuz karaktersiz insan varken bir tek onlar mı hak ediyor ölmeyi?
yalancılık, aldatmak, hırsızlık, sapkınlık, rüşvetçilik gibi hareketler çok daha büyük namussuzluklardır ki, bunlar her dinin kabul ettiği türden. her canlının doğasında olan bir şeyi, sırf bir anlık tutku için yapan kişinin namussuz diye öldürülmemesi lazım. o kadar namussuz karaktersiz insan varken bir tek onlar mı hak ediyor ölmeyi?
devamını gör...
türkiye'de unutulamayan olaylar
ben şahsen yaptıkları hiçbir şeyi unutmadım. unutacağımı da sanmam. siz de unutmayın, unutturmayın.
devamını gör...