forrest gump
mucizelerin her zaman olabileceğini gösteren harika bir film.
filmde uzun bir bölüm bankta oturup hikayesini anlatıp o olayın sahnelerinin gelmesi modeli (bkz: how i met your mother) dizisinde hikayesini çocuklarına anlattığı şeklinde örnek alınmış olabileceğini düşündürmüyor değil.
kendisine destek veren tek arkadaşını sonuna kadar seven bir karakter olması da ne kadar vefalı olduğunu gösteriyor.
bubba karakterinin shrimp hayalini gerçekleştirmesi de ayrı bir vefa göstergesi.
lieutenant dan karakterininde asil olduğunu söylemeden edemeyeceğim.
life is a box of chocolates,forest you never know what you're gonna get
öncelikle tom hanksten duyduğum bu sözün annesinin söylediği bir söz olması sonrasında beni etkilemiştir.
filmde uzun bir bölüm bankta oturup hikayesini anlatıp o olayın sahnelerinin gelmesi modeli (bkz: how i met your mother) dizisinde hikayesini çocuklarına anlattığı şeklinde örnek alınmış olabileceğini düşündürmüyor değil.
kendisine destek veren tek arkadaşını sonuna kadar seven bir karakter olması da ne kadar vefalı olduğunu gösteriyor.
bubba karakterinin shrimp hayalini gerçekleştirmesi de ayrı bir vefa göstergesi.
lieutenant dan karakterininde asil olduğunu söylemeden edemeyeceğim.
life is a box of chocolates,forest you never know what you're gonna get
öncelikle tom hanksten duyduğum bu sözün annesinin söylediği bir söz olması sonrasında beni etkilemiştir.
devamını gör...
mezür
sıvıların ölçümü için kullanılan laboratuvar malzemesidir. dereceli silindir ya da ölçü silindiri olarak da bilinir.
devamını gör...
sztuka kochania historia michaliny wislockiej
polonyalı jinekolog michalina wislocka’nın hayatını anlatan biyografik dram filmi. film izlerken insanı üzmekle kalmayıp geriyor aynı zamanda. başrolde magdalena boczarska isimli çok güzel bir kadın var, aşık ediyor kendine.
filmin konusu için,
sevme sanatı, imkansızı başaran bir kadının, michalina wislocka'nın hikayesidir. muhafazakarlığı ve yaygın cehaleti bir kenara atan wislocka bütün ülkenin cinsel hayatını kökten değiştirir. hem de sadece bir kitapla.
filmin başında üç kişilik bir ilişkiye sıcak bakan doktorun sonradan sonraya sevgiyi paylaşamadığını görmek ve daha da önemlisi filmin sonlarına doğru kendini yine saçma bir üç kişilik ilişki içerisinde bulması çok üzücüydü.
aynı zamanda dönemin zorlukları, insanların cinselliğe dair bakış açısı, kadınların zaman ve mekan fark etmeksizin ezildiği gerçeği filmde güzel işlenmişti.
kitap yayınlandıktan sonra söyleşide bir soru yöneltiliyor doktora ve şöyle bir diyalog gerçekleşiyor
-kitabı kendi tecrübelerinize dayanarak mı yazdınız?
+kör bir insan renkler üzerine kitap yazamaz.
sanırım filmin en güzel anı buydu benim için.
günümüzde cinsellikle ilgili şeyleri konuşmak hala tabu sayılıyorken ve seks sadece erkekler için var olan bir şeymiş gibi düşünülüp buna göre hareket ediliyorken bu filmi izlemek böyle düşünen kişiler için biraz da olsa faydalı olacaktır diye düşünüyorum.
filmin konusu için,
sevme sanatı, imkansızı başaran bir kadının, michalina wislocka'nın hikayesidir. muhafazakarlığı ve yaygın cehaleti bir kenara atan wislocka bütün ülkenin cinsel hayatını kökten değiştirir. hem de sadece bir kitapla.
filmin başında üç kişilik bir ilişkiye sıcak bakan doktorun sonradan sonraya sevgiyi paylaşamadığını görmek ve daha da önemlisi filmin sonlarına doğru kendini yine saçma bir üç kişilik ilişki içerisinde bulması çok üzücüydü.
aynı zamanda dönemin zorlukları, insanların cinselliğe dair bakış açısı, kadınların zaman ve mekan fark etmeksizin ezildiği gerçeği filmde güzel işlenmişti.
kitap yayınlandıktan sonra söyleşide bir soru yöneltiliyor doktora ve şöyle bir diyalog gerçekleşiyor
-kitabı kendi tecrübelerinize dayanarak mı yazdınız?
+kör bir insan renkler üzerine kitap yazamaz.
sanırım filmin en güzel anı buydu benim için.
günümüzde cinsellikle ilgili şeyleri konuşmak hala tabu sayılıyorken ve seks sadece erkekler için var olan bir şeymiş gibi düşünülüp buna göre hareket ediliyorken bu filmi izlemek böyle düşünen kişiler için biraz da olsa faydalı olacaktır diye düşünüyorum.
devamını gör...
insanı yoran şeyler
zamandan bihaber eden, halsiz ve bitkin bırakan farketmeden içine düşülen yoğun muhakemeler. yavaş yavaş aklını yitirdiğini düşündüğün o an; zihninde büyük bir muharebe, kalbinde alabildiğine hissettiğin müthiş bir kuvvetsizlik hakim. öldürmüyor, yerin en dibine sokuyor sanki.
devamını gör...
everytime i die
arkadaşıma dinlettiğimde kulakları için saygı duruşunda bulunmamı istemişti, ben de hemen esas duruşa geçmiştim.
sonra bu şarkıyla neler yapılmaz ki, mesela kavgaya gidilir dedi. dedim ki kavga da neymiş savaşa bile gideriz.*
bir children of bodom şarkısı. ölüm temalı bir şarkı.
1960'da finlandiya'nın espoo şehrindeki bodom gölünde dört genç kamp yaparken saldırıya uğrar ve sadece bir genç sağ kalır.
grubun ismi de buradan gelmektedir.bodom gölü
şarkıda kirli bir okuyuş var ve müzikalite olarak çok iyi olduğunu söyleyebilirim. hatta o kadar iyi ki bu tarz şarkılara karşı ön yargımı kırmış bile olabilir.
bu kadar kirli okuyuş varken sözleri anlamakta ben zorlandım açıkçası sözlerini şöyle bırakayım:
"ow
oh
the faint blaze of the candle of my life
slowly dying like a fire in a pouring rain
no sparks of hope inside
no shooting stars on my sky
on broken wings, no flying high
another night, another demise
cadaverous wind blowing cold as ice
you'll let the wind blow out the light
'cause it gets more painful everytime ı die
out of strength to fight
ı cannot take another night
ı cannot take it no more
lust of light slips through my fingers
like blood on my arms
black candle wax has buried me
another night, another demise
cadaverous wind blowing cold as ice
you'll let the wind blow out the light
'cause it gets more painful everytime ı die"
sonra bu şarkıyla neler yapılmaz ki, mesela kavgaya gidilir dedi. dedim ki kavga da neymiş savaşa bile gideriz.*
bir children of bodom şarkısı. ölüm temalı bir şarkı.
1960'da finlandiya'nın espoo şehrindeki bodom gölünde dört genç kamp yaparken saldırıya uğrar ve sadece bir genç sağ kalır.
grubun ismi de buradan gelmektedir.bodom gölü
şarkıda kirli bir okuyuş var ve müzikalite olarak çok iyi olduğunu söyleyebilirim. hatta o kadar iyi ki bu tarz şarkılara karşı ön yargımı kırmış bile olabilir.
bu kadar kirli okuyuş varken sözleri anlamakta ben zorlandım açıkçası sözlerini şöyle bırakayım:
"ow
oh
the faint blaze of the candle of my life
slowly dying like a fire in a pouring rain
no sparks of hope inside
no shooting stars on my sky
on broken wings, no flying high
another night, another demise
cadaverous wind blowing cold as ice
you'll let the wind blow out the light
'cause it gets more painful everytime ı die
out of strength to fight
ı cannot take another night
ı cannot take it no more
lust of light slips through my fingers
like blood on my arms
black candle wax has buried me
another night, another demise
cadaverous wind blowing cold as ice
you'll let the wind blow out the light
'cause it gets more painful everytime ı die"
devamını gör...
kitap kazanmak için kendini kasmayan yazar
halihazırda 100 den fazla okumayı bekleyen kitabım olduğundan benimdir. ha kazara kazansaydım bile bir yazara hediye etmek isterdim.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin
(bkz: sözlük sahibi olunca yapılacak ufak şımarıklıklar).*
güle güle git, yine gel sevgili benji.
edito: ya arkadaşlar ilk dakikadan azıtmayalım, adam bari kapıdan çıksaydı, buralar hep bize emanet ya..*
güle güle git, yine gel sevgili benji.
edito: ya arkadaşlar ilk dakikadan azıtmayalım, adam bari kapıdan çıksaydı, buralar hep bize emanet ya..*
devamını gör...
sözlüğe mobilden giren ezik
ezik olduğumu öğrendiğim başlıktır.
devamını gör...
takmayacaksın
"tak açacaksın" diye devam eden grup vitamin şarkısı. zamanında yedigün reklam müziği de olmuştur.
mustafa adında, daha genç lise yaşlarında ve işlerinde hep bir terslik olan delikanlının yaşadığı dramı anlatır.
mustafa adında, daha genç lise yaşlarında ve işlerinde hep bir terslik olan delikanlının yaşadığı dramı anlatır.
devamını gör...
32. gün
akıllara kazınan bir repliğini bırakayım :o gece genelkurmay başkanlığının ışıkları sabaha kadar sönmedi...
devamını gör...
cenk’in arka bahçesi
konuyla alakam yok ama ben de sevincem.
devamını gör...
ağaç adam hastalığı
dünyaca bilinen adı epidermodysplasia verruciformis olan, kabuk benzeri büyümelere sahip olan son derece nadir bir cilt hastalığıdır. kalıtsal bir genetik bağışıklık bozukluğudur.
devamını gör...
dini inancın zayıflama nedenleri
din sömürücülerin ve din üzerinde baskı yapanların sonucudur. hatta din tüccarları da denebilir bu kişilere. dini inancı kullanarak insanların saf duygularını suistimal ederler. böylece dini bu şekilde algılayanlar gittikçe soğuyor ve uzaklaşıyorlar.
devamını gör...
tatsızlık çıkmasın diye her şeyi içine atmak
çeşitli fiziksel ve ruhsal hastalıklara davet çıkarmak demektir. sınır çizmeyi öğrenmek, kendimize yapabileceğimiz en büyük iyiliklerden biri... bu işe nereden nasıl başlanır derseniz muhteşem bir video serisi keşfettim, izleyin, izlemekle kalmayıp uygulayın, şifa olsun efendim. sınırlar eğitimi buradan tık tık
devamını gör...
bilge karasu
canım bilge karasu sohbetinden bir kesit:
"kendim olmak gibi bir kaygım yok galiba. (gülerek) işte nasıl yazıyorsam öyleyimdir diyorum herhalde. bu da yine imgelere getirecektir bizi ama, kendim olmak diye bir kaygım yok, onu anlatmak çok güç. nasıl tasarlıyorsam, nasıl yaşıyorsam öyle oluyor. kendim olmak, başka bir şey değil ki, çünkü onun dışında, onun ötesinde bir kendimlik yok ki, kendimlik burada söylediğimde, yazdığımda, yaptığımda.
kendim olmak diyorduk ya, zaten öyle olunuyor, kendim olayım diye değil, birtakım cendereler yarattığım için kendime."
bilge karasu, [1993], "bitmemiş bir konuşmadan"
"kendim olmak gibi bir kaygım yok galiba. (gülerek) işte nasıl yazıyorsam öyleyimdir diyorum herhalde. bu da yine imgelere getirecektir bizi ama, kendim olmak diye bir kaygım yok, onu anlatmak çok güç. nasıl tasarlıyorsam, nasıl yaşıyorsam öyle oluyor. kendim olmak, başka bir şey değil ki, çünkü onun dışında, onun ötesinde bir kendimlik yok ki, kendimlik burada söylediğimde, yazdığımda, yaptığımda.
kendim olmak diyorduk ya, zaten öyle olunuyor, kendim olayım diye değil, birtakım cendereler yarattığım için kendime."
bilge karasu, [1993], "bitmemiş bir konuşmadan"
devamını gör...
dinlediğin şarkının can alıcı sözü
benim yolum bana doğru
hiç yolumdan döner miyim
eğri eğri, doğru doğru
eğri büğrü ama yine de doğru*
hiç yolumdan döner miyim
eğri eğri, doğru doğru
eğri büğrü ama yine de doğru*
devamını gör...
hdp seçmenine pkk sempatizanı demek
‘şu an türkiye’de kürtleri temsil eden tek bir parti var o da halkların demokratik partisidir.’ kürtleri temsil eden değil pkk’yı temsil eden bir parti var. bu partiyi bilerek veya bilmeyerek oy veren insanlar var, bugün herkes biliyor ki hdp, pkk’ nın meclis ayağı, kaldı ki hdp vekillerinin ne yaptıkları da ortada, seçim mitinglerine pkk bayrağı ile çıkmak ne demek ? ki daha nicesi var. sen bugün kalkıp şunu diyorsan ‘oy attığı parti için birini terörist ilan etmek insan haklarına aykırıdır ve demokrasiyi reddetmektir. kimsenin de demokrasiyi reddetmeye hakkı yoktur. insan olmak çok kolay yeter ki isteyin yani zor bir şey değil…’ onca mazlumun, 20 yaşındaki gencecik askerlerin ahı senin ve senin gibilerin üzerine olsun. başka da diyecek birşey yok. 15 gün önce evlenmiş ve kocası şehit olmuş kadına git söyle bu dediklerini, neyse ya sinirlenmicem.
devamını gör...
edinilmiş en kıymetli hayat tecrübesi
babamla birlikte dükkanda çalışırken yanımıza bir adam geldi ve çakmak sordu. ben de dükkanda varolan tek bir çakmağı aramaya koyuldum. zaten göt kadar dükkan bulurum diye düşündüm. dakikalarca aradım ama bulamadım. kusura bakmayın dedim adama, bulamadım. peki teşekkürler dedi ve gitti. sonra babam da bana seslenip , kafamın içine kazıdığım o muhteşem* hayat dersini verdi:
'lan olum bu kadar yorulma yorulma, sanane adamın sigarasından, bok yemek isteyen kaşığını yanında taşıyacak, başkasında aramayacak.'
benim gibi, bir başkasını kendinden fazla düşünen bir gerizekâlı için güzel bir ders oldu. başkası için gereğinden fazla çabaladığımı anladığım bazı zamanlarda aklıma bu sözü getiriyorum.
'lan olum bu kadar yorulma yorulma, sanane adamın sigarasından, bok yemek isteyen kaşığını yanında taşıyacak, başkasında aramayacak.'
benim gibi, bir başkasını kendinden fazla düşünen bir gerizekâlı için güzel bir ders oldu. başkası için gereğinden fazla çabaladığımı anladığım bazı zamanlarda aklıma bu sözü getiriyorum.
devamını gör...
berlin
dokuzuncu hariciye koğuşu isimli romanın karakterlerinden biri olan nüzhet'in, doktor ragıp ile evlenirse gideceği şehir.
devamını gör...
