misafir gelmesinin güzel yanları
saymakla bitmeyen şeylerdir.
özellikle çocukken kardeşim ve ben haddinden fazla yaramaz olduğumuz için gün içinde annemin delirtip terlik soslu dayaklarımızı yedikten sonra asıl müsabaka için köşelerimize çekilirdik. müsabaka için eve her zaman hazır gelen babamı beklemeye başlardık. bu heyecan dolu bekleyiş eve gelen misafir ile bir karnavala dönerdi çünkü misafirin yanında darbe almadığımız gibi misafirler gitmeden önce uyuduğumuz için de o günü knock out’suz kapatıp yeni güne umutla başlardık.
ayrıca misafir gelince televizyon bize kalırdı genellikle. çok anlayışlı birer anne ve babaya dönüşen ebeveynimiz bizi izlemek istediğimiz dizilerden mahrum etmezdi. ve biz de gönlümüzce bir akşam geçirirdik.
bir de gelen her misafirin getirdiği çikolatalar vardı elbette ama sanırım bu herkes için geçerlidir. o çikolatalar nedense diğer bütün çikolatalardan daha lezzetli olurdu.
gelen misafir evdeki elle tutulur gerginliği ortadan kaldırır ve bize endişeden uzak bir ev ortamı sunardı. bazen kemalettin tuğcu öykülerinden çıkıp alice harikalar diyarında kitabında koşar gibi olurduk.
hoş gelmişler!
özellikle çocukken kardeşim ve ben haddinden fazla yaramaz olduğumuz için gün içinde annemin delirtip terlik soslu dayaklarımızı yedikten sonra asıl müsabaka için köşelerimize çekilirdik. müsabaka için eve her zaman hazır gelen babamı beklemeye başlardık. bu heyecan dolu bekleyiş eve gelen misafir ile bir karnavala dönerdi çünkü misafirin yanında darbe almadığımız gibi misafirler gitmeden önce uyuduğumuz için de o günü knock out’suz kapatıp yeni güne umutla başlardık.
ayrıca misafir gelince televizyon bize kalırdı genellikle. çok anlayışlı birer anne ve babaya dönüşen ebeveynimiz bizi izlemek istediğimiz dizilerden mahrum etmezdi. ve biz de gönlümüzce bir akşam geçirirdik.
bir de gelen her misafirin getirdiği çikolatalar vardı elbette ama sanırım bu herkes için geçerlidir. o çikolatalar nedense diğer bütün çikolatalardan daha lezzetli olurdu.
gelen misafir evdeki elle tutulur gerginliği ortadan kaldırır ve bize endişeden uzak bir ev ortamı sunardı. bazen kemalettin tuğcu öykülerinden çıkıp alice harikalar diyarında kitabında koşar gibi olurduk.
hoş gelmişler!
devamını gör...
bkm kitap
kirli ve hasarlı kitap gönderen kitap sitesi.
daha önce tek seferde 10 civarı kitap siparişi vermiştim. paketin içinde birbirlerine girmişlerdi ama çoğunu çok uygun fiyata aldığım için umursamamıştım. geçen hafta bazı durumlardan dolayı tekrar bir sipariş vermek durumunda kaldım. tek bir kitap siparişi verdim ve kitap sorunsuz gelsin diye güzelce uyardım. fakat ne yazık ki kitap kirli ve yamulmuş olarak geldi. kendilerine yazdım. özür dileyip iade koşulları için whatsappa yönlendirdiler. iade edersem daha mutsuz olacağım için kabul etmedim. kitabı iyice sildim, şimdi duruşunu düzeltmekle uğraşıyorum. bugünden itibaren bir daha bkmden asla sipariş vermeyeceğim.
daha önce tek seferde 10 civarı kitap siparişi vermiştim. paketin içinde birbirlerine girmişlerdi ama çoğunu çok uygun fiyata aldığım için umursamamıştım. geçen hafta bazı durumlardan dolayı tekrar bir sipariş vermek durumunda kaldım. tek bir kitap siparişi verdim ve kitap sorunsuz gelsin diye güzelce uyardım. fakat ne yazık ki kitap kirli ve yamulmuş olarak geldi. kendilerine yazdım. özür dileyip iade koşulları için whatsappa yönlendirdiler. iade edersem daha mutsuz olacağım için kabul etmedim. kitabı iyice sildim, şimdi duruşunu düzeltmekle uğraşıyorum. bugünden itibaren bir daha bkmden asla sipariş vermeyeceğim.
devamını gör...
dondurma baş ağrısı
devamını gör...
erdoğan'ın bir sonraki seçimde kazanamayacak olması
her seçimden önce çıkan söylenti. ama emzadem bir şekilde kazanıyor seçimi.
şimdi de adres kodu olayı geldi.
fark bile atar hazır olun.
şimdi de adres kodu olayı geldi.
fark bile atar hazır olun.
devamını gör...
garip psikolojik rahatsızlıklar
2016'da bir eylül sabahı, erken saatlerde raquel pijamalarıyla oturma odasına gitti. kocası ona şaşkınlıkla bakıyor, onunla bir yabancıymış gibi konuşuyordu. kim olduğunu bilmiyor gibiydi.
"ona sordum: nerede olduğunu biliyor musun? hangi yıldayız biliyor musun? benim adım ne biliyor musun? ve tüm sorulara hayır dedi" diyor raquel.
"ona soru sordukça daha da kahroluyordu" diye ekliyor.
raquel ona orasının evleri olduğunu, onun eşi olduğunu ve 3 çocukları olduğunu anlatınca adam ağlamaya başladı.
"bana kimliğimi getir. telefonum ve kimliğim nerede?" diye sordu adam.
raquel eşine giyinmesini onu hemen hastaneye götüreceğini söyledi. beyninde bir şeylerin ters gittiğinden endişeleniyordu.
adam gardırobun kapısını açınca "takım elbiselerim nerede?" diye sordu.
raquel ona takım elbise giymediğini onun spor hocası olduğunu anlattı.
adam tereddüt içinde giyindi ve tanımadığı bir kadınla hastaneye gitti.
raquel adam'a yumuşak davranması gerektiğini biliyordu. daha önce de adam'ı bir kadının öldürmeye çalışmasından sonra hafızası iflas etmişti.
bundan 5 yıl önce adam 35 yaşındayken telekom devi at&t'nin şube müdürü olarak çalışıyordu ve teksas lubbock'ta sadık bir kilise lideriydi.
ilk evliliği bittikten sonra yeni ilişkisi de bir felaketle sona erdi. kız arkadaşı ona kötü muamele ediyordu ve sonunda onu bir elektrik kablosuyla nefessiz kalana kadar boğdu. adam'ın öldüğünü sanarak garajda bırakıp gitti.
hastane yolunda adam'ın kalbi üç kez durdu. her seferinde hayata döndürüldü. adam 4 ay komada kaldı.
"uyandığımda kim olduğumu bilmiyordum. evlendiğimi, boşandığımı ve 2 çocuğum olduğunu bilmiyordum" diyor adam.
bir yıl hastanede kalarak yeniden konuşmayı ve yürümeyi öğrendi. fakat geçmiş hayatının anıları hiç dönmedi.
aylar geçtikten sonra adam yeniden oğlu ve kızıyla tanıştırıldı. onları ilk defa gördüğünde hüzünlendi.
"bir baba biyolojik çocuklarını nasıl unutabilir?" diyor.
sonunda evine döndüğünde hatırlamadığı bir sürü fotoğrafı, kazandığı ödülleri gördü. geçmişi artık onu terk etmişti.
"bu adam denen adamın kim olduğunu anlamaya çalışıyordum. ona uyum sağlayabilir miydim?"
yeniden eski yaşam tarzına sahip olamayacağını düşünerek işine geri dönmedi. "hangi üniversiteye ya da okula bile gittiğimi hatırlamıyordum. orada olduğum açıktı ama nasıl oraya vardığımı hayal edemiyordum".
kenti terk etmeye ve sıfırdan başlamaya karar verdi. çocuklarıyla arizona phoenix'e taşındı ve kişisel spor hocası oldu.
2012'de bu şehirde yaşarken internet üzerinden raquel ile tanıştı. raquel 30 yaşında, küçük bir kızı olan, pazarlama müdürü olarak çalışan bir kadındı.
phoenix'te küçük bir bar-restorantta buluşmaya karar verdiler. raquel restoranta geldi ancak bir saat geçtiği halde adam gelmemişti. bir saatin sonunda adam başka bir restoranttan onu aradı.
"özür diledi ve çok mütevaziydi. ben de herkes hata yapar dedim" diyor raquel.
adam daha sonra restoranta üstünde deri bir ceket ve mavi jeansle girdi.
"çok yakışıklı, çok havalıydı" diyor raquel. adam ise "gözlerimi ondan alamadım. çok tatlı bir gülüşü ve harika gamzeleri vardı" diyor.
birbirlerine tutuldular ve görüşmeye başladılar.
birkaç ay çıktıktan sonra çocuklarıyla birlikte aynı eve taşındılar. haziran 2015'te phoenix'in biraz dışındaki küçük bir kilisede evlendiler.
ancak beraberliklerinin 5 yılı o eylül sabahında tamamen silindi.
adam hastaneyde testlere girer çıkarken tanıdığı ve çok güvendiği kişiyi, annesini aradı. annesi raquel ile aşık olduklarını ve evlendiklerini söyledi.
adam ile raquel hastanede yeniden birbirlerini tanımaya ve çıkmaya başladı. kafeteryada sandviç yerken ya da kuytu köşelerde buluşarak sohbet ettiler.
"bana cep telefonundaki fotoğrafları gösteriyordu" diyor adam. raquel ise adam'ın ona evlilik cüzdanını göstermesini istediğini söylüyor.
ancak işler her zaman olumlu gitmiyordu. bir noktada adam ayrılmaları gerektiğini savundu hatta eşine "seni cazip bulmuyorum, beni heyecanlandırmıyorsun" dedi.
bunu duyan raquel dua etmeye başladı. "sizi tanımayan ve sevmeyeceğini bildiğiniz birini sevmek çok zor" diyor.
ancak raquel engelleri aşmaya kararlıydı.
adam hastaneden geldikten sonra raquel yaptığı yemeklerle kocasının gönlünü kazanmaya çalıştı.
adam raquel'in ne kadar iyi bir anne olduğunu ve çocuklarının nasıl iyi anlaştığını gördü. raquel ise adam'ın temel kişilik özelliklerinin değişmemesinden mutluydu.
"hastaneydeyken adam bana dönüp "eğer sen benim karımsan öpüşebiliriz" derdi. bu evlendiğim kişiydi. adam her zaman flörtözdü ve bu devam ediyordu. kendime evlendiğin adam bu, sadece hangi yılda olduğumuzu bilmiyor diyordum".
çocuklar da hayatlarındaki bu ani değişiklikle başa çıkmanın yollarını buldular.
2016'da adam ikinci kez hafızasını kaybettiğinde abby 12, lulu 15 ve elijah 17 yaşındaydı.
"birbirlerine arka çıktılar, daha sevecen oldular. bazen ergenlik çağında kızkardeşinizden hoşlanmazsınız ama hayatınızda bir şeyler oluyorsa aynı kandan kişilere sarılırsınız".
kızlar babalarının iyileşmesine yardımcı olmak için adam'ın onlara öğrettiği jimnastik figürlerini gösterdiler.
adam "sanırım spor salonunda onlarla bayağı zaman geçirdim" diyor.
sonra, birdenbire 2016'da bir aralık günü, hafıza kaybından 3 ay sonra adam bir sabah uyandı ve raquel ile aynı sevecen tonda konuşmaya başladı. 3 yıl önce yaşanan bir olay için özür diledi.
raquel adam'a baktı ve onun kim olduğunu bilip bilmediğini sordu.
adam "seni nasıl unutabilirim? sen benim raquelimsin" dedi.
raquel ise "tatlım sana anlatacak çok şey var" dedi. ancak ailenin geçimini tek başına sağlayan raquel'in işe gitmesi gerekiyordu. adam'dan kızları okula götürmesini istedi.
adam kızlarının hazır olup olmadığını görmeye gidince hatırladığından çok daha büyük olduklarını gördü ve hangi okula gittiklerinden haberi yoktu.
kızlardan okul adreslerini aldıktan sonra adam lulu'dan kaybolmamak için ev adresini istedi.
adam artık pek çok anıyı hatırlıyor. ancak raquel ile evlilik töreni gibi önemli olayların anısının bulunduğu 3 yıl kayıp.
ayrıca 2013 yılında ailesini disneyland'a götürdüğü tatili de anımsamıyor.
"her zaman disneyland'a gitmek istemiştim ama çok yoğun çalışıyordum. tatili hiç hatırlamıyorum".
raquel bellek kaybının tekrarlanması olasılığına karşı ailenin önemli günlerini dikkatle kayıtlara geçiriyor.
raquel çift olarak yaşadıklarını tekrarlamaya hazır ancak bunun olup olmayacağını kimse bilmiyor.
doktorlar adam'ı her türlü teste soktukları halde ikinci bellek kaybının nedenini bulamadı.
gonzales çifti gelecekten umutlu. çocuklarının ikisi üniversite için evi terk ettiğinden beri ikinci balayı planları yapıyorlar.
kilisede pastör olarak çalışmaya başlayan adam "tanrı'ya kendimi adamayı ve en büyük zorlukları aşmaya inanmayı öğrendim" diyor.
raquel "evliliğimizde daha önce olmayan bir tatlılık var artık. bütün hayatım değişti. bu çok güzel bir felaketti" diyor.
kaynak: bbc
"ona sordum: nerede olduğunu biliyor musun? hangi yıldayız biliyor musun? benim adım ne biliyor musun? ve tüm sorulara hayır dedi" diyor raquel.
"ona soru sordukça daha da kahroluyordu" diye ekliyor.
raquel ona orasının evleri olduğunu, onun eşi olduğunu ve 3 çocukları olduğunu anlatınca adam ağlamaya başladı.
"bana kimliğimi getir. telefonum ve kimliğim nerede?" diye sordu adam.
raquel eşine giyinmesini onu hemen hastaneye götüreceğini söyledi. beyninde bir şeylerin ters gittiğinden endişeleniyordu.
adam gardırobun kapısını açınca "takım elbiselerim nerede?" diye sordu.
raquel ona takım elbise giymediğini onun spor hocası olduğunu anlattı.
adam tereddüt içinde giyindi ve tanımadığı bir kadınla hastaneye gitti.
raquel adam'a yumuşak davranması gerektiğini biliyordu. daha önce de adam'ı bir kadının öldürmeye çalışmasından sonra hafızası iflas etmişti.
bundan 5 yıl önce adam 35 yaşındayken telekom devi at&t'nin şube müdürü olarak çalışıyordu ve teksas lubbock'ta sadık bir kilise lideriydi.
ilk evliliği bittikten sonra yeni ilişkisi de bir felaketle sona erdi. kız arkadaşı ona kötü muamele ediyordu ve sonunda onu bir elektrik kablosuyla nefessiz kalana kadar boğdu. adam'ın öldüğünü sanarak garajda bırakıp gitti.
hastane yolunda adam'ın kalbi üç kez durdu. her seferinde hayata döndürüldü. adam 4 ay komada kaldı.
"uyandığımda kim olduğumu bilmiyordum. evlendiğimi, boşandığımı ve 2 çocuğum olduğunu bilmiyordum" diyor adam.
bir yıl hastanede kalarak yeniden konuşmayı ve yürümeyi öğrendi. fakat geçmiş hayatının anıları hiç dönmedi.
aylar geçtikten sonra adam yeniden oğlu ve kızıyla tanıştırıldı. onları ilk defa gördüğünde hüzünlendi.
"bir baba biyolojik çocuklarını nasıl unutabilir?" diyor.
sonunda evine döndüğünde hatırlamadığı bir sürü fotoğrafı, kazandığı ödülleri gördü. geçmişi artık onu terk etmişti.
"bu adam denen adamın kim olduğunu anlamaya çalışıyordum. ona uyum sağlayabilir miydim?"
yeniden eski yaşam tarzına sahip olamayacağını düşünerek işine geri dönmedi. "hangi üniversiteye ya da okula bile gittiğimi hatırlamıyordum. orada olduğum açıktı ama nasıl oraya vardığımı hayal edemiyordum".
kenti terk etmeye ve sıfırdan başlamaya karar verdi. çocuklarıyla arizona phoenix'e taşındı ve kişisel spor hocası oldu.
2012'de bu şehirde yaşarken internet üzerinden raquel ile tanıştı. raquel 30 yaşında, küçük bir kızı olan, pazarlama müdürü olarak çalışan bir kadındı.
phoenix'te küçük bir bar-restorantta buluşmaya karar verdiler. raquel restoranta geldi ancak bir saat geçtiği halde adam gelmemişti. bir saatin sonunda adam başka bir restoranttan onu aradı.
"özür diledi ve çok mütevaziydi. ben de herkes hata yapar dedim" diyor raquel.
adam daha sonra restoranta üstünde deri bir ceket ve mavi jeansle girdi.
"çok yakışıklı, çok havalıydı" diyor raquel. adam ise "gözlerimi ondan alamadım. çok tatlı bir gülüşü ve harika gamzeleri vardı" diyor.
birbirlerine tutuldular ve görüşmeye başladılar.
birkaç ay çıktıktan sonra çocuklarıyla birlikte aynı eve taşındılar. haziran 2015'te phoenix'in biraz dışındaki küçük bir kilisede evlendiler.
ancak beraberliklerinin 5 yılı o eylül sabahında tamamen silindi.
adam hastaneyde testlere girer çıkarken tanıdığı ve çok güvendiği kişiyi, annesini aradı. annesi raquel ile aşık olduklarını ve evlendiklerini söyledi.
adam ile raquel hastanede yeniden birbirlerini tanımaya ve çıkmaya başladı. kafeteryada sandviç yerken ya da kuytu köşelerde buluşarak sohbet ettiler.
"bana cep telefonundaki fotoğrafları gösteriyordu" diyor adam. raquel ise adam'ın ona evlilik cüzdanını göstermesini istediğini söylüyor.
ancak işler her zaman olumlu gitmiyordu. bir noktada adam ayrılmaları gerektiğini savundu hatta eşine "seni cazip bulmuyorum, beni heyecanlandırmıyorsun" dedi.
bunu duyan raquel dua etmeye başladı. "sizi tanımayan ve sevmeyeceğini bildiğiniz birini sevmek çok zor" diyor.
ancak raquel engelleri aşmaya kararlıydı.
adam hastaneden geldikten sonra raquel yaptığı yemeklerle kocasının gönlünü kazanmaya çalıştı.
adam raquel'in ne kadar iyi bir anne olduğunu ve çocuklarının nasıl iyi anlaştığını gördü. raquel ise adam'ın temel kişilik özelliklerinin değişmemesinden mutluydu.
"hastaneydeyken adam bana dönüp "eğer sen benim karımsan öpüşebiliriz" derdi. bu evlendiğim kişiydi. adam her zaman flörtözdü ve bu devam ediyordu. kendime evlendiğin adam bu, sadece hangi yılda olduğumuzu bilmiyor diyordum".
çocuklar da hayatlarındaki bu ani değişiklikle başa çıkmanın yollarını buldular.
2016'da adam ikinci kez hafızasını kaybettiğinde abby 12, lulu 15 ve elijah 17 yaşındaydı.
"birbirlerine arka çıktılar, daha sevecen oldular. bazen ergenlik çağında kızkardeşinizden hoşlanmazsınız ama hayatınızda bir şeyler oluyorsa aynı kandan kişilere sarılırsınız".
kızlar babalarının iyileşmesine yardımcı olmak için adam'ın onlara öğrettiği jimnastik figürlerini gösterdiler.
adam "sanırım spor salonunda onlarla bayağı zaman geçirdim" diyor.
sonra, birdenbire 2016'da bir aralık günü, hafıza kaybından 3 ay sonra adam bir sabah uyandı ve raquel ile aynı sevecen tonda konuşmaya başladı. 3 yıl önce yaşanan bir olay için özür diledi.
raquel adam'a baktı ve onun kim olduğunu bilip bilmediğini sordu.
adam "seni nasıl unutabilirim? sen benim raquelimsin" dedi.
raquel ise "tatlım sana anlatacak çok şey var" dedi. ancak ailenin geçimini tek başına sağlayan raquel'in işe gitmesi gerekiyordu. adam'dan kızları okula götürmesini istedi.
adam kızlarının hazır olup olmadığını görmeye gidince hatırladığından çok daha büyük olduklarını gördü ve hangi okula gittiklerinden haberi yoktu.
kızlardan okul adreslerini aldıktan sonra adam lulu'dan kaybolmamak için ev adresini istedi.
adam artık pek çok anıyı hatırlıyor. ancak raquel ile evlilik töreni gibi önemli olayların anısının bulunduğu 3 yıl kayıp.
ayrıca 2013 yılında ailesini disneyland'a götürdüğü tatili de anımsamıyor.
"her zaman disneyland'a gitmek istemiştim ama çok yoğun çalışıyordum. tatili hiç hatırlamıyorum".
raquel bellek kaybının tekrarlanması olasılığına karşı ailenin önemli günlerini dikkatle kayıtlara geçiriyor.
raquel çift olarak yaşadıklarını tekrarlamaya hazır ancak bunun olup olmayacağını kimse bilmiyor.
doktorlar adam'ı her türlü teste soktukları halde ikinci bellek kaybının nedenini bulamadı.
gonzales çifti gelecekten umutlu. çocuklarının ikisi üniversite için evi terk ettiğinden beri ikinci balayı planları yapıyorlar.
kilisede pastör olarak çalışmaya başlayan adam "tanrı'ya kendimi adamayı ve en büyük zorlukları aşmaya inanmayı öğrendim" diyor.
raquel "evliliğimizde daha önce olmayan bir tatlılık var artık. bütün hayatım değişti. bu çok güzel bir felaketti" diyor.
kaynak: bbc
devamını gör...
canpare
fındık kremalısı ve çikolata kremalısı olan bisküvi. severek ailecek yiyoruz efendim sadece kendileri kilo olarak geriye dönmezlerse daha da mutlu olacağız.
devamını gör...
gremlinler
steven spielberg'in yapımcılığını üstlenip, joe dante'nin yönetmenlik koltuğuna oturduğu mizahi gerilim filmi. ya da absürt gerilim mi desek, bilemedim şimdi. ilk filmi herhalde 10 kere falan izlemişimdir. gizmo, alf'ten sonra en sevdiğim ikinci tüylü yaratık olabilir. garibimin suçu günahı yok zaten. hassas bir yaratık. kaldı ki, ihtiyar size kuralları söylemişti. kurallara uymadığınız için evladım ne işkencelerden geçti. oysa mevzu basit. o tüy yumağı suyla temas etmeyecekti. gece yarısından sonra da hiç bir halt yemeyecekti. ve ışığa maruz bırakılmayacaktı. bu kadar yani. yok arkadaş insanların uyarılara kulak asmamak gibi ciddi bir sıkıntısı var. neyse ben başka bir mevzudan bahsedecektim;
aslında mogwai'lerin ortaya çıkış hikâyesi biraz enteresan. gremlinler, spielberg'in ya da dante'nin ürettiği bir fikir değil. geçmişi 2. dünya savaşı yıllarına kadar gidiyor. o dönemlerde ingiliz pilotlar, uçaklarında ortaya çıkan mekanik sıkıntıları, bir takım yaratıklara bağlarlarmış. eğer uçaklar arızalanır ve sebebi bulunamazsa, ihaleyi gremlinlerin üzerine yıkarlarmış. yani mogwailer esasen minik uçak katilleri olarak literatüre girmiş. hatta sonrasında, ingiliz savaş pilotu roald dahl onlar hakkında bir hikâye kaleme almış, öncelikle bunu senaryo olarak yazmış zira bu minik uçak katillerinin çocukların ilgisini çekeceğini düşünen walt disney kendisinden böyle bir talepte bulunmuş. tabi spielberg ve dante dahl'in, karakterlerini geliştirmiş ve karşımıza bu kült yapım çıkmış.
ilk filmin ve gizmo'nun bende yeri ayrıdır. ha ikinciyi de severim ama ben takıntılı adamım, ikincisini gömecek bir sürü şey yazabilirim. ha göndermeleri güzeldir orası ayrı. gizmo'nun temsil ettiği şey benim için önemli. o tüy yumağı neyi temsil edecek diye sormayın sakın? gizmo işin temeli, kökeni ve onunla ilgili uyulması gereken bir takım kurallar var. orayı kazıdığınızda altından beyin fırtınası yapabileceğiniz yığınla mevzu çıkıyor. ama bu çıkarımları gizmocuğumun başlığında yazayım ben. evrim geçirmiş diğer tiynetsiz mogwailerden bahsedilmesi kuvvetle muhtemel olan bir başlıkta gizmo can arada kaynamasın.
aslında mogwai'lerin ortaya çıkış hikâyesi biraz enteresan. gremlinler, spielberg'in ya da dante'nin ürettiği bir fikir değil. geçmişi 2. dünya savaşı yıllarına kadar gidiyor. o dönemlerde ingiliz pilotlar, uçaklarında ortaya çıkan mekanik sıkıntıları, bir takım yaratıklara bağlarlarmış. eğer uçaklar arızalanır ve sebebi bulunamazsa, ihaleyi gremlinlerin üzerine yıkarlarmış. yani mogwailer esasen minik uçak katilleri olarak literatüre girmiş. hatta sonrasında, ingiliz savaş pilotu roald dahl onlar hakkında bir hikâye kaleme almış, öncelikle bunu senaryo olarak yazmış zira bu minik uçak katillerinin çocukların ilgisini çekeceğini düşünen walt disney kendisinden böyle bir talepte bulunmuş. tabi spielberg ve dante dahl'in, karakterlerini geliştirmiş ve karşımıza bu kült yapım çıkmış.
ilk filmin ve gizmo'nun bende yeri ayrıdır. ha ikinciyi de severim ama ben takıntılı adamım, ikincisini gömecek bir sürü şey yazabilirim. ha göndermeleri güzeldir orası ayrı. gizmo'nun temsil ettiği şey benim için önemli. o tüy yumağı neyi temsil edecek diye sormayın sakın? gizmo işin temeli, kökeni ve onunla ilgili uyulması gereken bir takım kurallar var. orayı kazıdığınızda altından beyin fırtınası yapabileceğiniz yığınla mevzu çıkıyor. ama bu çıkarımları gizmocuğumun başlığında yazayım ben. evrim geçirmiş diğer tiynetsiz mogwailerden bahsedilmesi kuvvetle muhtemel olan bir başlıkta gizmo can arada kaynamasın.
devamını gör...
geceye bir sanat eseri bırak
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
dup duru bir ses, dinlerken sanki derin bir denizin içinde yavaş yavaş dibe doğru soluksuz batıyorsunuz;
yalan dünya senden senden
senden usandım
elden usandım
yardan usandım
candan usandım….
deli gönül senden senden
senden aldandım…
rakı içmelik şarkılar veri tabanı
öyle işte.
yalan dünya senden senden
senden usandım
elden usandım
yardan usandım
candan usandım….
deli gönül senden senden
senden aldandım…
rakı içmelik şarkılar veri tabanı
öyle işte.
devamını gör...
bruce lee
yip man'ın öğrencilerinden biridir. aynı zamanda çok erken kaybettiğimiz önemli bir değer. (bkz: yip man)
devamını gör...
normal sözlük'ün ekşi sözlük’ten farkı
yazdıklarının görülüyor olması.
bana göre en değerli olan şey budur.
bana göre en değerli olan şey budur.
devamını gör...
geceye bir 90'lar şarkısı bırak
rafet el roman-amerika.
devamını gör...
bir erkeğin tehlikeli olduğunu gösteren detaylar
silah merakı, kavga isteği, cinsiyetçi küfür kullanımı gibi şeylere iyi dikkat edin derim çünküm ben hemcinslerimde bu varsa arkadaşlık kurmuyorum millet bunlar ile sevgili oluyor. olacak iş değil yahu.
devamını gör...
arkadaşların yanlış karar almasına engel olmak
bütün yakın arkadaşların boynunun borcu, var oluş amacıdır. işin kötüsü kalkıp kendi hayatında yanlış kararlar almaktır.
devamını gör...
sevgiliyle yemek yapmak
romantik olduğu kadar tehlikeli de olabilen eylemdir. evliliğimizin ilk günlerinde her çift gibi biz de bu romantik etkinliği gerçekleştirmek için eşimle mutfağa girdik. malzemeleri hazırlarken benim açık bırakmış olduğum mutfak dolabı kapağına eşimin kafasını saplamasıyla etkinliğimiz son buldu. filmlerdeki gibi burnumuzun ucuna un sürüp romantik bir öpücük konduracakken adamcağızın kafasını yardık, pekmezi falan hep aktı gitti yazık.
devamını gör...
askerlikten dönünce oluşan boşluk
nizamiye kapısından çıkınca çocuklar gibi şen, kuşlar gibi özgürsündür. halbuki o anda idrak edemezsin ki asıl askerlik şimdi başlıyor. şafak diye bir şey yok. ilk haftalar dinlenme bahanesiyle kendini avutursun. sonra yavaştan iş aramaya başlarsın ama nafile. evdekiler de ufak ufak homurdanmaya başlar. kpss'ye hazırlanmak istersin bu kez de ailenden maddi destek alman gerekecek ve bunu da gururuna yediremeyeceksin. geçici bir iş bulacaksın, sınavlara verimli hazırlanamayacaksın. kısır döngü sürecek gidecek. devlet memuru olmak için çırpınacaksın veya özel sektörün pençelerine kendini bırakacaksın. zengin baban yoksa zaten kendi işini bile kuramayacaksın. türk gençliğinin çoğu bu keşmekeşlikte ömrünün en verimli çağlarını kötü değerlendirmiş oluyor.
devamını gör...
bir dediği bir dediğini tutmayan insan
yerinde sayıp, eserikli olanlarıda vardır. ya da ikizler burcuna sahiptirler.
devamını gör...
aşık olmak
ben eskiden bunun "bir anda" olduğuna inanmazdım. sonra bir anda fark ettim aşık olduğumu. yıllarca sözümona taş kestirdiğimiz kalbimizi eritip, toz konduramadığımız yalnızlığımıza anında sırt döndürebiliyormuş. güçlü bir şey bu. üzerine konuşacağız, bu işleri iyi bilenler arasında bir dertleşme olacak. biralarımız ve çerezimiz hazır; alkol ve müzik de etkisini gösterdiğine göre başlayalım.
ilk olarak, insan aşık olduğunu gün boyunca onu düşünüp, işlerini, odağını ertelemeye başladığında anlıyor. sözgelimi akşam oyun oynayacaksınız ya da film izleyeceksiniz. hiç şansı yok. çıkarsınız balkona, yakarsınız bir sigara ve onu düşünürsünüz. herkesin hayalleri farklı farklıdır ama her biri titizlikle işlenir. adım adım kurgularsın sahneleri. yanlış olan, tutarsız olan bir durum olursa durdurursun mesela hayali. orayı düzenlersin, tekrar tekrar oynatırsın. otobüs durağında sarılmışsındır. orada olmaz, otobüs ve insanlar vardır. o halde otobüs durağının biraz ilerisinde sarılırsın, daha rahattır. olmayacak şeyleri de düzenlersin. öpersin mesela. haha, hop dedik! daha erkendir a.koyim. daha 2 ay geçmiştir ve öpmek için erkendir. hemen geri sararsın, öpücük yoktur. sadece sarılmak yeter de artar bile. allah bereket versin. bir bakmışsın hava kararmış, 1 saattir aynı yere bakmışsın ya da şarkı listenin sonuna gelinmiştir. sigara paketinin dibi görünmüştür; ne hayaller üflenmiştir gökyüzüne. nefistir gerçekten. çok güçlüdür.
allah bereket versindir aslında. eh, bu kadarı yetmelidir neticede. yetmez. bir kadın vardır; bedenen orada değildir ama oradadır. heyecan bastırıyordur sürekli. mutlusundur işte. lakin yetmez. aşk, benlikten bilince buram buram akar. o durmak istese sen durmazsın. "ben biraz uzanacağım, bugün erken uyuyacağım" der kaçarsın. sonra 3 saat geçer, kalkar bir sigara içersin. ne oldu ? "uyku tutmadı a.koyim, kafamız bozuk." haha. kafa falan bozuk değildir, "sevdiğim kadını düşünmek için biraz yalnız kalmak istedim" diyemezsin. aşk biraz özeldir neticede. akıtırsın aşkı her zerrene. bir noktadan sonra bilinç alarm vermeye başlar. hayallerden alınan haz, yerini ızdıraba bırakmaya başlar. bunun sebebi şudur abicim: o ellerini tuttuğun, sarıldığın insanın hayalinde yarattığı duygunun gerçeğini istiyorsun. bu kadar basit. net bir şey. o hissin bir imitasyonunu kafanda kurgulayıp yaşamak yetmiyor insana işte lan. bu kadar basit a.koyim.
işte bu noktada arızaya bağlıyoruz. çünkü hayalimizde kadın, biz ona sarılmak istediğimizde sarılıyordur. çünkü biz öyle istemişizdir. lakin gerçekler farklıdır. gerçek nedir biliyor musunuz ? "bu akşam beraber yemek yiyelim mi ?" bile diyememektir. haha, bu kadar uzaktır işte hayallerle gerçekler. sonra diyelim ki yemeğe çıktık. öyle bir duygusal ortam olur ki davet kabulu tamamen nezakettendir. telefon eldedir, biz sohbet ederken birileriyle konuşulmaktadır. taksi durağına yürüdük. "hadi görüşürüz" deyip kapıyı vurup girer. haha, eve kıçından vurulmuş gibi topallayarak dönersin.
bazıları, hayal dünyası ile gerçek arasında bir ilişki kurar. gerçekler acıdır maalesef, bunu bilirler. o yüzden o günün kurgusunu, kendi hayallerinden ziyade karşısındakinin davranışlarından yapar. basit bir ortamda, birer dal sigara içilmiştir. mevzu basittir. 10 dakikadır toplasan. lakin dakikada bir mesaj için telefona bakılıyordur. nedir bu ya a.koyim. sen, onun gözlerinden başka bir yere baktığın zamanlarda dahi "dön hadi, konu aç, onu dinleyeceğin, onun da konuşacağı bir şey bul aptal herif" diye kendine kızarken, o başka bir insana cevap yetiştirmektedir. senin için adil değildir ama gerçektir. sen onu, o başkasını.
bu sahneye bakarsın, o akşam yemeği davetini düşünürsün. vay anasınıdır ya. altı üstü 2 saat beraber oturup sohbet etmektir bütün mesele. işin içine duygular, başka başka hayal kırıklıkları, umutsuzluklar girince bir anda imkansız gelir o basit yemek. basit bir yürüyüşün arkasından bir sarılma; çok uzaktır artık senden. kendi kendine gelin güvey olmuşsundur kaç gecedir. hiçbirinde aklına bile gelmemişsindir belki. kendin çalıp oynamışsındır. kendi kendini aldatmışsındır.
hepsini bir toparlarsın. "peki" dersin. "bu işler böyleymiş, bizim haddimize değilmiş." artık kenardasındır, kenarı kabullenmişsindir. mücadele yoktur, cesaret yoktur ortada. bir yandan da eskisi gibi yalnızlığınla mutlu değilsindir artık. seni kucağından bir anda bırakmıştır ve tutmasını istediğin insan da tutmamıştır. sen düşerken, o bunu görürken, başka yöne bakmıştır işte. şimdi ne yalnızlık tutar elini ne de aşk. ikisinde terk edip gitmiştir kısacık bir sürede, sahipsiz kalmışsındır. düşüp, paramparça olursun.
bir kenarda, yavaş yavaş kırılan parçalarını toplamaya başlarsın. ilk bir iki gün geçer, biraz toparlanma var gibidir. üçüncü gün, zihnini aldatmaya gücünün kalmadığı zaman, bir anda tüm sahneyi görürsün. parçaların her yerdedir. çok yükselmiş ve büyük düşmüşsündür. artık zaman lazımdır, yine, yeniden zamana sığınırsın.
bu aşkın kavuşulduğu versiyonunu hiç deneyimlemedim. deneyimleyemediğim şeyi de yazamam. ben aşkın, acısını yaşayanlarla konuşabilirim ancak.
ilk olarak, insan aşık olduğunu gün boyunca onu düşünüp, işlerini, odağını ertelemeye başladığında anlıyor. sözgelimi akşam oyun oynayacaksınız ya da film izleyeceksiniz. hiç şansı yok. çıkarsınız balkona, yakarsınız bir sigara ve onu düşünürsünüz. herkesin hayalleri farklı farklıdır ama her biri titizlikle işlenir. adım adım kurgularsın sahneleri. yanlış olan, tutarsız olan bir durum olursa durdurursun mesela hayali. orayı düzenlersin, tekrar tekrar oynatırsın. otobüs durağında sarılmışsındır. orada olmaz, otobüs ve insanlar vardır. o halde otobüs durağının biraz ilerisinde sarılırsın, daha rahattır. olmayacak şeyleri de düzenlersin. öpersin mesela. haha, hop dedik! daha erkendir a.koyim. daha 2 ay geçmiştir ve öpmek için erkendir. hemen geri sararsın, öpücük yoktur. sadece sarılmak yeter de artar bile. allah bereket versin. bir bakmışsın hava kararmış, 1 saattir aynı yere bakmışsın ya da şarkı listenin sonuna gelinmiştir. sigara paketinin dibi görünmüştür; ne hayaller üflenmiştir gökyüzüne. nefistir gerçekten. çok güçlüdür.
allah bereket versindir aslında. eh, bu kadarı yetmelidir neticede. yetmez. bir kadın vardır; bedenen orada değildir ama oradadır. heyecan bastırıyordur sürekli. mutlusundur işte. lakin yetmez. aşk, benlikten bilince buram buram akar. o durmak istese sen durmazsın. "ben biraz uzanacağım, bugün erken uyuyacağım" der kaçarsın. sonra 3 saat geçer, kalkar bir sigara içersin. ne oldu ? "uyku tutmadı a.koyim, kafamız bozuk." haha. kafa falan bozuk değildir, "sevdiğim kadını düşünmek için biraz yalnız kalmak istedim" diyemezsin. aşk biraz özeldir neticede. akıtırsın aşkı her zerrene. bir noktadan sonra bilinç alarm vermeye başlar. hayallerden alınan haz, yerini ızdıraba bırakmaya başlar. bunun sebebi şudur abicim: o ellerini tuttuğun, sarıldığın insanın hayalinde yarattığı duygunun gerçeğini istiyorsun. bu kadar basit. net bir şey. o hissin bir imitasyonunu kafanda kurgulayıp yaşamak yetmiyor insana işte lan. bu kadar basit a.koyim.
işte bu noktada arızaya bağlıyoruz. çünkü hayalimizde kadın, biz ona sarılmak istediğimizde sarılıyordur. çünkü biz öyle istemişizdir. lakin gerçekler farklıdır. gerçek nedir biliyor musunuz ? "bu akşam beraber yemek yiyelim mi ?" bile diyememektir. haha, bu kadar uzaktır işte hayallerle gerçekler. sonra diyelim ki yemeğe çıktık. öyle bir duygusal ortam olur ki davet kabulu tamamen nezakettendir. telefon eldedir, biz sohbet ederken birileriyle konuşulmaktadır. taksi durağına yürüdük. "hadi görüşürüz" deyip kapıyı vurup girer. haha, eve kıçından vurulmuş gibi topallayarak dönersin.
bazıları, hayal dünyası ile gerçek arasında bir ilişki kurar. gerçekler acıdır maalesef, bunu bilirler. o yüzden o günün kurgusunu, kendi hayallerinden ziyade karşısındakinin davranışlarından yapar. basit bir ortamda, birer dal sigara içilmiştir. mevzu basittir. 10 dakikadır toplasan. lakin dakikada bir mesaj için telefona bakılıyordur. nedir bu ya a.koyim. sen, onun gözlerinden başka bir yere baktığın zamanlarda dahi "dön hadi, konu aç, onu dinleyeceğin, onun da konuşacağı bir şey bul aptal herif" diye kendine kızarken, o başka bir insana cevap yetiştirmektedir. senin için adil değildir ama gerçektir. sen onu, o başkasını.
bu sahneye bakarsın, o akşam yemeği davetini düşünürsün. vay anasınıdır ya. altı üstü 2 saat beraber oturup sohbet etmektir bütün mesele. işin içine duygular, başka başka hayal kırıklıkları, umutsuzluklar girince bir anda imkansız gelir o basit yemek. basit bir yürüyüşün arkasından bir sarılma; çok uzaktır artık senden. kendi kendine gelin güvey olmuşsundur kaç gecedir. hiçbirinde aklına bile gelmemişsindir belki. kendin çalıp oynamışsındır. kendi kendini aldatmışsındır.
hepsini bir toparlarsın. "peki" dersin. "bu işler böyleymiş, bizim haddimize değilmiş." artık kenardasındır, kenarı kabullenmişsindir. mücadele yoktur, cesaret yoktur ortada. bir yandan da eskisi gibi yalnızlığınla mutlu değilsindir artık. seni kucağından bir anda bırakmıştır ve tutmasını istediğin insan da tutmamıştır. sen düşerken, o bunu görürken, başka yöne bakmıştır işte. şimdi ne yalnızlık tutar elini ne de aşk. ikisinde terk edip gitmiştir kısacık bir sürede, sahipsiz kalmışsındır. düşüp, paramparça olursun.
bir kenarda, yavaş yavaş kırılan parçalarını toplamaya başlarsın. ilk bir iki gün geçer, biraz toparlanma var gibidir. üçüncü gün, zihnini aldatmaya gücünün kalmadığı zaman, bir anda tüm sahneyi görürsün. parçaların her yerdedir. çok yükselmiş ve büyük düşmüşsündür. artık zaman lazımdır, yine, yeniden zamana sığınırsın.
bu aşkın kavuşulduğu versiyonunu hiç deneyimlemedim. deneyimleyemediğim şeyi de yazamam. ben aşkın, acısını yaşayanlarla konuşabilirim ancak.
devamını gör...
kitaplardaki en etkileyici giriş cümlesi
"hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum."
orhan pamuk/ masumiyet müzesi
orhan pamuk/ masumiyet müzesi
devamını gör...

