uyuşturucu bağımlılığı sebebiyle ömrünün son dönemleri bakırköy akıl ve sinir hastalıkları hastanesi'nde geçmiş. hayatı şahin kaygun tarafından filme, nezihe araz tarafından da tiyatroya konu oldu.
devamını gör...

geldim kardaş geldim. neyden utanacağız ulann bizz? sizin gibi pusatsız yüz binlerin katili miyiz ki utanalım? yetimin kanadından yağ sıkıp saray, hamam sefaları mı yapıyoruz utanalım? acılı bir babanın yüreğini yedirir miyiz size?

deniz kürdistan'ın kızıdır. bu cinayette tüm türkiye'ye değil yine kürtlere ve hdp ye sıkılmış bir kurşundur. lakin biz öldükçe ülkede kimse yaşamıyor. barış süreci bozulduğu 2015 den beri katman katman hepimiz yoksullaştık. milyon milyon kaçıyor insanlar. kalanlar da kaçamadıkları için kalıyor. cennet vatan bu hale sırf sağın solun faşist masturbasyonu bozulmasın diye geldi. daha beter, bin beter olacağımız günler yakındır.

şimdi yazacaklarım kaşar faşistleri muhattap alıp da, kürt nedir? kürdistan nedir anlatacağım hususlar olmayacak. a politik öğrenme çabasında olan gençler için anlatacağım.

tüm dillerde "ülke" "devlet" kavramları karıştırılır. bu iki kavram hukuki ve siyasi açıdan bambaşka anlamlar içerir. ülke sözcüğü daha çok coğrafi bölgeler için kullanılır. mesela kapadokya. özgür atlar ülkesi demektir. bir coğrafi belirteçtir. lakin trakya, kapadokya ve benzeri bölgeler siyasi, hukuki devletler değillerdir.
kürdistan da tarih boyu bir coğrafi bölge olarak var olagelmiştir. hiç bir inkar bunu tarihten ve hatta günümüzden silemez. ırak kürdistan yönetimi bizim devletimizin de büyükelçiliği bulunan siyasi, hukuki bir yapıdır.
osmanlı devletinde ve cumhuriyetimizin ilk yıllarında bizde de kürdistan bölgesi hukuki, siyasi bir bölge ismiydi.

insanların kendi bölgelerine verdiği isimler hainlik, bölücülük ihtiva etmezler. lakin inkarcılık faşizm ihtiva eder. sonu tüm ülke için felakettir. sağlamasını görmek isteyen her yerden mecazi ve mecazi olmayan lağım, salya patlamalarına baksın.
coğrafya, hukuk ve siyaset bilimleri zorunuza gidiyorsa bırakıyorum kendi halinize gitsin.
devamını gör...

elden ayaktan düşmeden, ona buna muhtaç olmadan.
devamını gör...

2015 yapımı, shahrukh khan ve kajol filmi.

bu iki şahane insanı beraber oynarken görmek mükemmel bir şey. ben böyle güzel aşk yaşayan başka bir çift görmedim. film hakkında çok şey söylemek istemiyorum. izleyin, kesinlikle pişman olmayacaksınız.
devamını gör...

sokakta yürürken dinlediğin şarkıya sessizce eşlik etmek açısından iyi oluyor.
devamını gör...

eşhedüü... dur ya kafirim ben.*
t: hangi coğrafyada olduğunun farkında olmayan yazar beyanı...

ayrıca açık kalmış pilot kalemin çanta içerisinde her şeye akması gibi, birbirine haddinden fazla bulaşan çiftler bana itici geliyor.
devamını gör...

banyo yaparken depreme yakalanmak, karanlık, örümcek.
devamını gör...

diriliş ertuğrul ve kuruluş osman dan sonra serinin 3. ve son halkası olacak olan dizi. merakla bekliyoruz.
devamını gör...

müziğin sesini duymayanlar,dans edenleri deli sanıyor.
friedrich nietzsche
devamını gör...

“rahatına, keyfine çok düşkün kişi” anlamına gelen kelimedir.
devamını gör...

hormonlarınızı takip edin ama her hormonu değil üreme hormonları başınıza bela açacak gibi dursa bile aslında işin temelinde biraz bu hormonlar var onun harici mutluluk hormonları olan serotonin, endorfin, adrenalin sizi zaten doğru insana yönlendirecektir yalnız adrenalin hormonuna pek kulak asmayın yanlış kişilere yönlendirirse olay bdsm, mazoşizm gibi fetişlere kayabilir.
erkekler, siz bişey denemeyin zaten biz seçici değil seçileniz zalım atalar kadın kısmına dinazor falan öldürdüğü için farkında olmadan bizi seçilenler yaptı.
devamını gör...

geçenlerde yaptığım şey. düşman değiliz ya. hatırladığım hâlde neden kutlamayayım. hatta arkadaşlarına falan da önceden hatırlattım, unutmasınlar diye. kendileri seviniyor böyle şeylere. neyse, iyi ki doğdunuz efenim.
devamını gör...

@pastirmalicorek senden bahsediyorlar çöreğim.
devamını gör...

çocuğunun seçim yapmasını izin vermeden, onun hayatına dair her şeyi kendilerinin belirlemesi. gideceği okul, giyeceği ayakkabı, saçının stili dahil bir çok şey.
devamını gör...

-----------spoiler-----------------

ahlat ağacı, yalnız, ayrı bir yerde kendi başına duran, kara kuru şekilsiz bir ağaç. sinan ve babası idris ahlat ağacına benziyorlar. içinde yaşadıkları taşra toplumundan ayrı bir yerdeler. onunla uyum sağlayamıyorlar. kendilerini, o toplumun ortalamasından daha üstün, daha yetenekli, daha bilgili görüyorlar. ancak bu hor gördükleri toplum onları başarısız, işe yaramaz kişiler olarak görüyor. üstelik gerçekte de yapmak istediklerini başaramamış, hayal kırıklıkları içinde yaşayan kişiler.

idris köyde kurmak istediği örnek çiftliği, tüm o cahil köylülere hayvancılık nasıl yapılır gösterecek olan o çiftliği bir türlü kuramıyor. sinan, kitabını bir türlü bastıramıyor, kimseye bu konuda derdini anlatamıyor, ahlaksız bir şekilde bir yolunu bulup bastırsa dahi, kitabını kimse okumuyor. taşra gerçekliğinden sıyrılmak isteyen idealist ve romantik tiplerin, gerçeklik duvarına toslamasının örneklerini görüyoruz.

ceylan realizm ve idealizmi karşı karşıya getirip, romantik hayallerin, hayatın acımasız gerçekleri karşısında çaresizliğini mi vurgulamak istiyor? yaşamın sertliği ve acımasızlığı karşısında realistleşmiş, hayat okulundan mezun taşra toplumu karşısında bu gerçekliğe ayak uyduramayan, ahlat ağacı gibi ayrı bir yerde duran tipleri izliyoruz. bu realizmi aşmaya yönelik her çabaları realizmin duvarına çarpar. gerçekçi babanın tüm acı tecrübesi ile aksini iddia etmesine rağmen bahçede su olduğunu iddia edersin, kuyuyu kazdıkça kazarsın, onları cahillik ve bilmemezlik ile suçlarsın, savını bir takım bilimsel argümanlar ile desteklersin ancak haklı çıkan baban olur, bahçede su çıkmaz. kitabın çıktığında, yazdıklarının büyük bir olay olacağına, toplumda infial yaratacağına inanırsın. belki yazdıklarını kaldıramayıp seni mahkemeye vereceklerdir. ancak kitap çıktığında okuyan bir allahın kulu dahi olmaz.

bu realizm, idealizm çatışmasının sinan’ın annesi asuman ve hatice’de de cisimleştiğini görüyoruz. hatice’nin sinan’a olan meylini hissediyoruz. yanyanalarken söylediği şu sözler: “aslında arzu ettiklerimiz (sinan yani), çok yakınımızda, ancak bir o kadar da onlardan uzağız.” sonrasında ışıl ışıl caddelerden, yağmurda ıslanmaktan bahsetmesi, hatice’nin gerçekliğe boyun eğmiş bir romantik olduğunu gösteriyor. o yaşamak zorunda kaldığı kahredici taşra hayatının dışında gördüğü sinan ile o hayatın dışında olduğunu hayal ettiği şeyleri yaşamak istiyor. buna ulaştığında hayatının ne olabileceğini ise asumanda görüyoruz. asuman bu romantik hayallere bağlı benzer sebepler ile idris’i tercih etmiş ve ona kaçmıştır. ancak gerçeklik yine galip gelmiş ve kendisini bulduğu yer, mutsuz bir aile hayatı olmuştur. hatice’nin ise bu hayallerine rağmen zengin kocaya varması, gerçekliğin acımasız üstünlüğünü bir kez de kanıtlamaktadır.

bunlar göz önüne alındığında ceylan’ın hayata bakışının çok karamsar olduğu söylenebilir. gerçeklik acıdır, karanlıktır. orada yaşanan hayatlar berbat ve mutsuzdur. romantik idealler ise bu gerçekliği yıkmaya yetmez. kitabını bastıramazsın, kimse düşüncelerinle ilgilenmez. öğretmenlik sınavını kazanamaz, çevik kuvvet olmak zorunda kalırsın. bahçenden su çıkmaz. meralar hayal ettiğin gibi verimli değildir ve hayal ettiğin gibi koyunlarını beslemeye yeterli olmazlar, kışın saman almak zorunda kalırsın. kaldığın yer bakımsız, pis, soğuk ve rutubetlidir. çekilmez hayatının dışında olduğunu düşündüğün hayalindeki adam ile evlenemezsin. o seni görmez. zengin ve yaşlı kuyumcu ile evlenmek zorunda kalırsın. ıstediğin kişi ile evlendiğinde ise yine hayatın gerçekleri dönüp dolaşıp seni bulur. gerçek hayat yaşanamayacak kadar kötü, ruhsuz ve acımasızdır, romantik idealizm ise çözüm olmaktan uzaktır. bu durumda tek çözüm ya herkes gibi gerçeği kabullenmek ya da kendini bu gerçekliği kabul edemeyecek kadar önemsediğin durumda ise intihar etmek midir? sinan’ın kuyuda intihar ettiğini hayal etmesi, babasını, ahlat ağacının altında uyuyup kaldığını gördüğünde intihar ettiğini zannetmesi, böyle bir çıkış yolunu aklından geçirdiğini gösteriyor.

ancak ahlat ağacı metaforu ile özdeşleştirilen karakterlerin davranışlarına daha yakından baktığımızda başka bir nüans ile karşılaşıyoruz. aslında onların hiç de idealist olmadıklarını, sıradan gördükleri insanlardaki kusurlara pekala sahip olduklarını görüyoruz. sinan mesela, insan durumunun gerçekliğine inmek gibi bir derdi olduğunu söylemesine rağmen, yazma sebebinin bu olduğunu iddia etmesine rağmen, çevresindekiler ile gerçekten ilgilenen, onları anlamaya çalışan birisi değildir. kendisini seven kızı, hatice’yi fark etmez. parmağındaki nişan yüzüğünü fark etmez. ağlamasına anlam veremez. babası ile ilişkisi mesafelidir. onunla samimi bir diyaloğa girdiğini söyleyemeyiz. kardeşi ile ilgilendiğine hiç tanık olmayız. annesini sürekli yargılar. oluşturduğu peşin hükümler haricinde çevresindekilerden bir fikir edinme derdi yoktur. kitapçıda konuştuğu yazarı “stratejik” olarak takip eder. onunla konuşmaya başlamasının amacı kitabını bastırmaktır, aslında yazar da sinan için yayınevleri ile konuşabileceğini ima eder ancak amacını unutup yazarı eleştirmeye başlar. nezaketen sorduğu soruların cevabını dinlemez bile. kendi oluşturduğu yargıları üzerine boca etmek ile meşgüldür. atom bombası ile yok etmeyi tahayyül ettiği bir yerin yazdıklarına neden değer vereceğini düşünmez bile. kitabını bastırmak için evdeki değerli eşyaları satmayı mübah görür. hatta babasının ölümüne sevdiği av köpeğini dahi satar. babasının, köpeğini kaybettikten sonraki ruh halini ise şaşkınlıkla karşılaması, babasını dahi, kendi gibi bir ahlat ağacını dahi anlayamadığını gösterir. aslında bu yaptıkları ile kendi cehennemini kendisi yaratıyordur. bunun güzel bir örneğini satılan av köpeğinin yerine babasının aldığı çoban köpeğinin sinan’a davranışında görüyoruz. sattığı av köpeği, sinan’a yakınlık gösterdiğinde onu tekmeleyecekmiş gibi korkutuyor. babasının av köpeğinin yerine aldığı çoban köpeği ise bağlı olmasa sinan’ı parçalayacaktı.

babası için de benzer şeyler söylenebilir. oğlunun sınavı ile gerçekten ilgilenmemesi. ona sınava giderken yolda eşlik etmek bahanesi ile, asuman’ın komşundan ödünç alıp sinan’a verdiği para ile at yarışı oynamayı düşünmesi. hayalllerine ulaşmak, ya da hayatına bir anlam katmak için başvurduğu yolun at yarışı oynamak olması. bunu, karısı ve çocuklarının hayatını mahvetme pahasına yapması.

görülüyor ki idealist/romantik tipler gerçek anlamda böyle değiller. taşra gerçekliğini oluşturan cahiller olarak gördükleri kişilerin onlarda eleştirdikleri şeyleri kendileri de yapıyorlar. en önemlisi birbirlerini anlamıyorlar ancak aşağı gördükleri kişilerin kendilerini anlamamalarını kızgınlıkla karşılıyorlar.

ceylan, gerçekliğin aşılmasını hemen hemen imkansız gibi görse de, yine de elimizdeki tek çarenin mücadele olduğunu, ancak ikircikli ve içten pazarlıklı, bencil ve kendine yontan değil, tam anlamıyla idealist ve fedakar bir mücadele olduğunu söylüyor gibi.

bunu, filmin son bölümünde baba ile oğulun, yani iki ahlat ağacının birbirlerini anlamaya başlayıp, yaklaşmalarında görüyoruz. babası oğlu ile gerçekten ilgilenmeye başlayıp kitabını okuyor hatta bazı yerleri tekrar okuyor, oğlunun kitabı en iyi arkadaşı olmuş durumda. sinan da askerden dönüşünde, babasının kaldığı yere onu görmeye geliyor. babasının cüzdanında kendisi hakkında bir gazete küpürünü sakladığını gördüğünde, onunla gerçekten ilgilenen tek kişinin babası olduğunu fark ediyor. bu kez tereddütsüz ve içinden gelerek babasına yardım etmeye başlıyor. birbirlerini gerçekten dinleyerek ve anlayarak sohbet etmeye başlıyorlar. sinan bir ara babasının su bulmak umudu ile kazdığı kuyuda, kendini asarak intihar ettiğini hayal ediyor. bu kuyu acımasız gerçekliğin, hayallere galip gelmesini temsil ediyor filmde. taşra toplumunun gerçekliğini temsil eden dedenin söylediği gibi su çıkmıyor kuyudan. anca son sahnede sinan’ın büyük bir arzu ile kuyuyu kazmaya devam ettiğini görüyoruz. her şeye rağmen, tüm umutsuzluğa rağmen, mücadele devam ediyor. değişim umudu korunmuş oluyor.

hamiş: sinan’ın klasik ve reformist islamın temsilcileri olarak filmde zuhur eden imam ile köyü bir baştan başa kat ederken yaptığı uzun muhabbet var bir de. bu sahnenin uzunluğu ve dış çekim olarak, zor kareler ile kurgulanması ceylan’ın bu bölüme özel bir önem atfettiğini düşündürüyor. ancak burada sinema dilinin sınırları biraz fazla zorlanmış gibi. sinema burada yapılanı ve böyle bir anlatım tekniğini roman gibi kaldırmıyor sanki. uzun ve adeta bir metinden okurcusuna hazır diyaloglar, biraz yapmacık durmuş. bu iki imam karekteri, dinde reform, gerçekçi ve idealist din anlayışı gerilimi, inançsızlık problemi, teknolojinin din ve toplum üzerindeki etkisine de değinilecek bir ortam yaratmak için gökten zembille inmişler gibi.

-----------spoiler-----------------
devamını gör...

ne demiş gabriel garcia marguez

"akıttığın göz yaşlarını silmek yerine, akmasına neden olanları sil hayatından."
devamını gör...

ilk 3 sezondan sonra bozmasının nedeni yaratıcısı dan harmon'ın bazı nedenlerden dolayı yapımdan ayrılmasıdır. hatta ne ayrılması kovulmuştur. 4. sezonun tam bir hayal kırıklığı olmasından ötürü yapımcılar dan harmon'dan özür dilemiş, abi biz bir hata yaptık etme eyleme geri dön demiş. en azından harmon sayesinde 5 ve 6. sezonu biraz toparlamıştır. tabii ayrılan karakterlerden dolayı son 2 sezon ilk 3 sezonun tadını verememiştir.

ayrıca 4. sezondan karakterlerimiz gbkz(:gas leak year) olarak bahsederler. bunun nedeni dan harmon'sız sezonda karakterlerin 3 sezon boyunca geliştirdikleri karakterlere aykırı davranmalarıdır. harmon da eline geçen her fırsatta bu sezonu boklamıştır ki hakkıdır da.

genel fikrin akisne 5. ve 6. sezon da fena değildir. aralarında iyi bölümleri vardır ancak ilk 3 sezonla tabii ki karşılaştırılamazlar. yine de community sevenlerin dişini sıkıp izlemesini öneririm. yeni karakterlere alışınca community tadı alınabilir.

harmon gidince dizi ivme kaybetmiş midir? evet. ancak daha geniş bir açıdan bakarsak, dan harmon bu arayı justin roiland ile birlikte rick and morty (dizi)'yi geliştirmek için kullanmıştır. bir bakıma community gibi bir diziyi kaybetmeseydik rick and morty'e erişemeyebilirdik.
devamını gör...

reginamills'in güzel sesiyle şahane başlamış yayındır, aman kimseler hastalanmasın, mobil halde dinlemedeyiz.* aykut, kırkyama ve thedansözkiller'a iyi yayınlar dileyelim de nazar değmesin.*
devamını gör...

eleştiri yapmayı bilen insanların eleştirisini elbette kabul ederiz. lakin eleştiri adı altında hakaret ettiğinizde bunu kabullenmek zorunda değiliz. önce eleştiri nedir onu anlamak lazım.
devamını gör...

hep güzel kahkasıyla aklımda kalan değerli bir sanatçı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim