bu görselden bir hikâye çıkar be.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ıstedigini soyleyen, istemedigini isitir sozunun karsiligi bir isyandir. kisilerin nasil giyinmesi gerektigi konusunda gram soz hakkina sahip degiliz. hic birimiz! bu kadin icin de, erkek icin de gecerli bir durumdur. cinsiyetleri ayristirmak bir hata, bir de nasil giyinmesi gerektigine laf etmek ayri bir hatadir. boyle sert cikislari gormek istemiyorsak, once biz ne soyledigimize donup bir bakacagiz.
devamını gör...

bence yüzde 68'den fazladır.
devamını gör...

"yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından. "

nazım hikmet / yaşamaya dair
devamını gör...

ezelde olmayan bir şeyi yoktan var etme durumu. bu durumda bunu yapabilecek kişi ancak ezeli biri olabilir. insan ezeli olmadığından, olmayan bir şeyi var etmeye gücü de yetmeyeceğinden yaratmak fiili insan ile beraber kullanılırsa dilde hata yapılmış olur. bir hayvandan bahsederken üretmek, icad etmek gibi fiiller kullanılamayacağı gibi yaratma vasfı olmayan insanda da yaratma fiili kullanılamaz.

insan üretebilir, inşa edebilir, tasarlayabilir fakat yaratamaz.

fakat yaşantısı ithal, kültürü ithal, düşüncesi ithal olan bazı insanların dillerinin ithal olmaması düşünülemez, yeni uydurma dil ile konuşanların böylesine hatalar yapması gayet normal olmakla beraber bu hatanın savunulması ise düşündürücüdür.

aynı dili konuşan insanların anlaşmasına bile böyle kompleksler engel oluyorsa o toplumun bilimde ve edebiyatta ne kadar ileriye gidebileceğini düşünün
devamını gör...

magmanın yeryüzüne ulaştığı, yeryüzünde soğuyarak katılaştığı oluşumlardır. bu türün başlıcalarını tanımlayalım.

baca:merkezi patlamalarda volkanik maddeler baca adı verilen bir kuyu boyunca yüzeye çıkar.

krater:bacanın sonunda huniye benzer oluşan çukura denir.

kaldera:yeni bir patlama ya da çökme sonucu kraterin genişlemesiyle oluşan çanağa verilen isimdir.

maar:magmadan yeryüzüne ulaşan gazların oluşturduğu basınç sonucu meydana gelen patlamalarda oluşan çanaklardır.

somutlaştırmak adına
kaynak: coğrafya kitabım.
devamını gör...

aşının zorunlu tatbik edilmesi durumu, uygulaması hakkında; bilerek veya bilmeyerek, isteyerek veya istemeyerek bilinenlerin yanlış olması durumunda özne olan durum, kimi zaman pratiklerdir.

öncelikle başlığın ve konunun ne kadar hassas olduğunu bilerek açtığımı, aynı veya karşıt fikir olmamız önemsiz şekilde sonuna kadar okumanızı, daha sonra bu entry hakkında yorum yapmanızı rica edeceğim kıymetli arkadaşlarım.

bu konu ve paralel konuları hakkında belki de sözlüğe entry giren ilk kişilerden biriyimdir. zira o günler * bana bugünlere ışık tutmuş ve aşı uygulaması hakkında bu konuları konuşacağımızı hissediyor gibiydim.
(bkz: zorunlu aşı) (bkz: anayasa mahkemesinin halime sare aysal kararı) (bkz: serdar özgüldür)

bu konu ve pratiği tabii ki anayasanın 17. maddesi özelinde incelenip, kişinin vücut bütünlüğü hakkının dokunulmazlığı bağlamında öz iradeye bırakılması gereken, kişiye tıbbi müdahale ve türevleri yapılmaması gereken durumdur. fakat, burada bir hukukçu olarak sizlerle paylaşmak istediğim, aşının aslında otoritelerin iradesiyle şu an bile zorunlu kılınabilecek oluşudur. evet, belki çok az kişinin bahsettiği ya da bahsetmekten çekindiği durum olsa da durum budur. ve ben bu görüşe katılmaktayım.

şöyle ki, anayasa mahkemesinin halime sare aysal kararı'nda bahsettiği, zorunlu aşıyı uygun bulmaması durumu salgın öncesi yaşantımıza ve o şartlar altındaki mevzuatın incelemesine ilişkindir. ve o dönemde isabetlidir. zira diğer kaynaklar ve sonunda anayasamız zorunlu aşıya cevaz vermemektedir. 1593 sayılı kanun'un 72/2'de zorunlu aşı tatbiki pratiğini düzenlemektedir ve sağlık bakanlığına yetki vermektedir. burada 72.madde giriş cümlesinde 57.madde de sayılan hastalıklara ilişkin olarak, numerus clasus ilkesiyle düzenlenmiş olan bu maddedeki hastalıklara 72'de * ki uygulamaları yapabilme yetkisi vermiştir. ve 57.madde de kanunun çıktığı dönemde doğal olarak 2019-ncov * olmadığı için sayılmamıştır. bu mantıkla baktığımızda hem zorunlu aşı bu hastalığa ilişkin uygulanamaz ve anayasa mahkemesinin kararı uygundur deriz, değil mi? evet, öyle. fakat o iş öyle değil. aynı kanunun 64. maddesi şu şekildedir: madde 64 – 57 nci maddede zikredilenlerden başka her hangi bir hastalık istilai şekil aldığı veya böyle bir tehlike baş gösterdiği takdirde o hastalığın veya her hangi bir hastalık şeklinin memleketin her tarafında veya bir kısmında ihbarı mecburi olduğunu neşrü ilâna ve o hastalığa karşı bu kanunda mezkür tedabirin kaffesini veya bir kısmını tatbika sıhhat ve içtimai muavenet vekaleti salahiyettardır. bu demektir ki salgın hastalıklarda, 57.maddede sayılmamış olsa bile zorunlu aşı uygulaması yapılabilir, yani 72.maddede ki eylemler uygulanabilir, yetkilidir. kim bu bakanlık? sağlık bakanlığı.

bu bağlamda lafı çok daha fazla uzatmadan benim yasama ve yürütme'ye tavsiyem dün olduğu gibi, bugünde acilen kanunu düzenleyip kafalardaki soru işaretini giderip, meşruiyeti sağlamalarıdır. zira aşı uygulamanın kaçınılmaz olduğu bir durumdayız ve tüm dünya pcr ya da aşı denklemine gidiyor.
(bkz: aşı olmayanlara pcr testi zorunlu tutulması)

şu haliyle bile sağlık bakanlığı ve otoriteler aşıyı zorunlu kılma yetkisine sahiptir. ilgili uygulama, kanunilik testinden geçmiş bir düzenlemedir. burada benim ve hukukçuların talebi buna özel kanun çıkarılması ya da 1593 sayılı kanunun düzenlenmesidir. buradaki talep ise ölçülülük ve meşruiyete ilişkin taleplerdir.
#71254 burada taa 30 kasım'da yazdığım bilgilerde durmaktadir, kısmen de olsa benzerdir.

değerli fikirleriniz ve vaktinizi ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim sevgili yazarlar. umarım kimseyi incitmeden, üzmeden kanun ve uygulamaya ilişkin fikirlerimi anlatabilmişimdir. zira bir hukukçu olarak, bunu sizlere borç bilirim.
devamını gör...

modluk gömleğimi çıkarıp geldim.
aklıma, gönlüme güvenip te geldim.
hey aşıklar nerdesiniz işte geldim.
hay allah kimse yok, neyse hoş geldim.

hiç takmam casio.
hep tercih ederim seiko.
tatlı kiraz dururken,
vişne yiyenin aklına şaşarım.

kendine demiş afilli bir bey.
severdim, deseydi garip bir bey.
severim nizanimi bilir kendisi.
hem vardır güzel bir kedisi.

ben, bir garip yazarım.
yoktur sizden farkım
tek farkım şarkım.
aşıklar dinleyin bu şarkıyı.
devamını gör...

türk erkeklerinin %70'inde olduğunu düşündüğüm sendrom.
gel gör ki bizimkiler normal olanın bu olduğunu sanıyor. ilginç.
devamını gör...

çıkarların için sözde arkadaşlarını kolayca harcadın.
devamını gör...

sayın soylu'nun geçen hafta patlayan yeşilyurt belediyesi'nin yaptığı insan kaçakçılığı skandalı yüzünden kaç gündür ortadan kaybolduktan sonra o konuyu millete izah etmek yerine böyle bir konu ile ortaya çıkıp suç bastırması gözlerden kaçmıyor.
devamını gör...

bedri rahmi'nin "karadutum, çatal karam, çingenem" diye seslendiği kadın, türkiye'nin ilk kadın heykeltıraşlarından biri olan ermeni asıllı mari gerekmezyan'dır.

--- alıntı ---

1949 yılının bir ilkbahar günü istanbul büyük kulüp'te bir toplantı vardı.
o gece büyük kulüp'tekiler özel konuk olan bedri rahmi eyüboğlu'ndan bir şiir okumasını istediler.
bedri rahmi ayağa kalktı.
şiiri okumaya başladı.
ama gözyaşlarını tutamadı.
bir yandan mısraları söylüyor,bir yandan sular seller gibi ağlıyordu.
gözyaşlarına mendil yetmiyordu.

“karadutum, çatal karam, çingenem
nar tanem, nur tanem, bir tanem
ağaç isem dalımsın salkım saçak
petek isem balımsın a gülüm
günahımsın, vebalimsin. "
...
bedri rahmi'nin hemen yanında eşi eren eyüboğlu oturuyordu.
ama hiç tepki vermiyordu.
o da herkes gibi bu şiirin ona yazılmadığını biliyordu.

--- alıntı ---
devamını gör...

sözüm meclisten dışarı diyerek sayıyorum:
- dar ve kısa paça pantolon ve altına giyilen rugan ayakkabılar ve bu kombinasyonla oluşturulmuş içi yelekli takım elbise.
- zincir kolye.
- küfürlü konuşmak.
isteyen istediğini giysin tabi efendim, ama fikrimce gerçekten yakışmıyor.
devamını gör...

günümün başladığı öğün.
dışarda olanındansa evde olanını tercih ederim. görseldeki gibi kandırıldığım için değil evden aç çıkmayı sevmediğim için..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kişinin kendisi için doğum günü değil de, doğduğu gündür.

ayrıca “yaklaşıyor yaklaşmakta olan”.*
devamını gör...

görüldü atıp bırakan insandan daha saygılıdır.
devamını gör...

dünya koca bir yalan da
aşk seni bağlamasun
umutsuz bir sevdaya da gözlerun ağlamasun
apolas lermi.
devamını gör...

1971 yapımı, asıl senaryosunu colin higgins’in yazdığı bu filmin yönetmenlik koltuğunda hal ashby oturmaktadır.
filmin türüne kara komedi demek pekâlâ uygundur diye düşünmekteyim.

filmin ana konusu, 20’li yaşlarının başında depresif ruh halinde, oldukça ölüme yatkın bir genç olan harold’un (but cort),
80’li yaşların başına gelmiş olan pozitif, neşeli, dopdolu bir yaşam sevincine sahip olan maude’un (ruth gordon) birbirleriyle bir cenaze töreninde karşılaşmalarını ve bu karşılaşma sonucunda ortaya çıkacak olan dostluklarını, arkadaşlıklarını ve aşklarını izlemiş oluyoruz.

harold, çok küçük yaşta babasını kaybetmiştir ve bu yüzden ilgisiz ve sevgisiz büyüyen bir çocuk olarak büyümüştür. bu yüzden bu depresif karakterimiz, annesinin karşısında sayısızca sahte intihar denemelerinde bulunmuş ve annesinden ilgi görmek istemiştir. fakat annesi olan mrs.chasen (vivian pickles), fazlasıyla soğukkanlı bir kadındır ve oğlunun bu davranışlarına alışıktır bundan dolayı oğluna hiçbir şekilde ilgi göstermez.

az önce dediğim gibi, maude seksenli yaşlarının başlarında olmasına rağmen çok neşeli, yaşamayı olabildiğince seven bir kadın. aslında ‘harold’ karakterinin tam tersi. belki de bu iki karakterin zıtlıkları birbirlerini birleştiren, tamamlayan özellik oldu.
avusturya asıllı bir amerikalı olduğunu öğrendiğimiz maude’un filmin ilerleyen sahnelerinde kolunda görmüş olacağımız dövmesi sayesinde, zamanında toplama kamplarında bulunmuş olabileceği fikrini çıkartmak pek de zor değil.

ayrıca bu eksantrik filmin herkese hitap etmeyeceğini belirtmem gerekir. bu iki aşığın sevgisi çok alışılmışın dışında, çok çok farklı. ilk başta izlerken yadırgayabilirsiniz fakat sonradan alışacaksınızdır. ben bu filmi yüzümde büyük bir tebessümle izledim, insana sebepsiz yere yaşam sevinci aşılıyor sanki.

bu harikulade filmin güzide şarkılarını cat stevens bestelemiş. çok da güzel ve keyifli olmuş. ben şarkıların hepsini beğensem de, bana dokunan iki şarkısı var sizlerle de paylaşayım. miles from nowhere ve if you want to sing out

filmi izleyecek olanlara şimdiden keyifli izlemeler diliyorum. cat stevens’ın bu harika şarkıları size yolda eşlik eden çok iyi bir arkadaş olacak. sevgiler.
devamını gör...

bugün sabah evden ,10 dakika geç çıkayım nasılsa kapanma olduğu için trafik olmaz dedim ; ama yinede her zamankinden sadece 4 dakika evet dört dakika geç çıktım.
trafik normal günlerden daha yoğundu.
22 yıldır her gün kullandığım yolda trafikte ilk kez biriyle yol için tartıştım.
kapanma ? kime neye göre kapanma?
dün muaf olacak çalışanlar işyerlerinden aldıkları muafiyet belgesi sabah geçersiz oluyor, e-devlet üzerinden yeniden alın deniyor, ama e-devlet en almak imkansız , içişleri bakanlığı'nın sitesi eror veriyor.
üstelik bunları isteyen devlet görevini yerine getiremiyor . şimdi siz düşünün akıllı telefonu kullanamayan insanlar varken, e-devletten izin belgelerini nasıl alacak?
ekonomi beceriksiz, dış ilişkiler beceriksiz, iç işleri beceriksiz, adalet beceriksiz, sanayi ve ticaret beceriksiz yahu allah aşkına siz yasaklardan, diyanet işleri , ve beton dan başka ( halkın parasını peşkeş çekmek dahil) neyi beceriyor sunuz.
edit. 3 mayıs'a kadar uzatmış lar, ama yine olmayacak, çünkü muaf olan %70 zaman yetmez.
devamını gör...

akp, chp, mhp ve hdp hepsi aynı. hepsini kapatsak sorun ortadan kalkar.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim