hocasına aşık olmak
ortaokul da yaptık bir şeyler. sonra hocamızın karısını aldattığını öğrenmiştik o zaman dedim ki bugün karısını aldatan yarın seni aldatır boşver. işte böyle de akıllı bir çocuktum.
devamını gör...
battaniyede yaşayan erkek
battaniyenin altında uyuyakalan, sabah siz kalkıp derse gidip döndüğünüzde hala uyumaya devam ettiğini gördüğünüz, yaşıyor mu acaba diye kontrol etmek isteyip battaniyeyi başından biraz çektiğinizde ışıktan ürküp "ımmmmmhhhhhoorrrrrgghhh" şeklinde bir ses çıkararak, battaniyeyi tekrar örtmenize sebep olan erkektir. bir süre sonra dayanamayıp, aç kalmasın diye, battaniyenin altına ufak ufak ekmek parçasıdır, pisküüttür uzatırken bulabilirsiniz kendinizi.
devamını gör...
sınıf atlamak
tek bir nesilde gerçekleşmesi neredeyse imkânsız olan olay.
sınıf kavramının nasıl tanımlandığını anlamayı gerektirir. sınıfı sadece üretim araçlarının üzerindeki hâkimiyet olarak tanımlıyorsan küçük bir atölye açmış eski bir işçiyi-köylüyü “burjuva” olarak tanımlayabilirsin ancak yanılırsın. sadece ekonomik sermayesini arttırmış ve yüksek ihtimal yaşadığı yeri değiştirmiş bir işçi-köylü vardır karşında.
bourdieu’ya göre üç farklı sermaye türü var. ekonomik, toplumsal ve kültürel. bunlardan herhangi birini arttırman diğerlerinde de görece bir artışa sebep olacaktır. en basit örneğiyle mühendislik alanındaki diploman ve yetkinliğin sana ekonomik ve toplumsal sermaye artışı olarak geri dönecektir. bunlar o kadar da net çizgilerle çizilmemiştir. örneğin diplomasız da olsan ve kültürel sermayen çok düşük de olsa bir ülkenin başkanı olabilirsin ancak yine de belli toplumsal çevrelerde var olamazsın. seni kabul etmezler.
sınıf atlamak için yapılması gereken asıl şey ise şudur: yaşama başlarken sana dağıtılan sermaye kartlarıyla, var olmak istediğin “alanın”(bourdieu chambre kavramı) kurallarını anlayıp o kurallara göre hareket edebilmek ve kendini ilgili “habitus’a” göre yetiştirmek. yani entelektüel olmak istencinde isen ancak ailende üniversite bitiren ilk neslindensen bu kolay olmayacak belki de imkânsız olacak. o yüzden tez yazarken kendini bu kadar fazla paralayan insan görüyoruz çünkü gerekli kültürel sermaye kartlarıyla doğmamışlar ve oyunun kurallarını tam anlamıyla yerine getiremiyorlar. kendi bulundukları sınıfın habitus’ünü yok sayıyor ve başka biri gibi davranıyorlar. köşeyi dönmek isteyen “mahalleli çocuklar” da aynı şekilde. paranın ne olduğunu kapitalist sistem içerisinde neyi ifade ettiğini anlayamayan ve ekonomik sermaye kartları çok düşük olan bu insanlar haliyle para kazanmak için gerekli teknik bilgiye ve zihin yapısına sahip olamıyorlar. sınıf atlayamayıp hüsrana uğrayanlar da kendileri oluyor. bu bilgilerle günümüz kripto para algısının da neden bu coğrafyada daha çok tuttuğunu anlayabilir ve sonunun nereye gideceğini öngörebiliriz.
politik iktidarı elinde tutan kesimin de kültürel iktidarı bir türlü eline geçirememesi de bu sebepten. oyunun kültür kısmını anlayamıyorlar ve onları bir adım ileriye götürecek olan kültürel sermayeye de sahip değiller.
tam da bu yüzden sayın okur kendini kötü hissetme, para kazanamamanın sebebi sadece senin yetersizliğin ve/veya sistemin adaletsizliği değil çok daha derin toplumsal mekanizmalar da var. senelerce dirsek çürütüp tez yazamayanlar da aynı şekilde. asıl olan kendi ebeveynlerinden, doğduğun alandan ne kadar ileriye gidebildiğin; hangi alışkanlıklarını değiştirebildiğin. sana dağıtılan kartlarla ne kadar güzel poker oynadığın. hem bunun teorisini –bana göre- en güzel şekilde yazan bourdieu bile şunu diyor. –tam metin değil hatırladığım kadarıyla yazdım-
gazeteci : kırsalda doğdunuz ve fransa’nın en iyi okullarında burslarla eğitim aldınız ve şimdi de bu okullarda ders veren saygıdeğer bir sosyologsunuz. sizce de sınıfınız değişmedi mi?
bourdieu: hâlâ çorbayı ekmek ile yiyorum. çok da değişmemiş.
sınıf kavramının nasıl tanımlandığını anlamayı gerektirir. sınıfı sadece üretim araçlarının üzerindeki hâkimiyet olarak tanımlıyorsan küçük bir atölye açmış eski bir işçiyi-köylüyü “burjuva” olarak tanımlayabilirsin ancak yanılırsın. sadece ekonomik sermayesini arttırmış ve yüksek ihtimal yaşadığı yeri değiştirmiş bir işçi-köylü vardır karşında.
bourdieu’ya göre üç farklı sermaye türü var. ekonomik, toplumsal ve kültürel. bunlardan herhangi birini arttırman diğerlerinde de görece bir artışa sebep olacaktır. en basit örneğiyle mühendislik alanındaki diploman ve yetkinliğin sana ekonomik ve toplumsal sermaye artışı olarak geri dönecektir. bunlar o kadar da net çizgilerle çizilmemiştir. örneğin diplomasız da olsan ve kültürel sermayen çok düşük de olsa bir ülkenin başkanı olabilirsin ancak yine de belli toplumsal çevrelerde var olamazsın. seni kabul etmezler.
sınıf atlamak için yapılması gereken asıl şey ise şudur: yaşama başlarken sana dağıtılan sermaye kartlarıyla, var olmak istediğin “alanın”(bourdieu chambre kavramı) kurallarını anlayıp o kurallara göre hareket edebilmek ve kendini ilgili “habitus’a” göre yetiştirmek. yani entelektüel olmak istencinde isen ancak ailende üniversite bitiren ilk neslindensen bu kolay olmayacak belki de imkânsız olacak. o yüzden tez yazarken kendini bu kadar fazla paralayan insan görüyoruz çünkü gerekli kültürel sermaye kartlarıyla doğmamışlar ve oyunun kurallarını tam anlamıyla yerine getiremiyorlar. kendi bulundukları sınıfın habitus’ünü yok sayıyor ve başka biri gibi davranıyorlar. köşeyi dönmek isteyen “mahalleli çocuklar” da aynı şekilde. paranın ne olduğunu kapitalist sistem içerisinde neyi ifade ettiğini anlayamayan ve ekonomik sermaye kartları çok düşük olan bu insanlar haliyle para kazanmak için gerekli teknik bilgiye ve zihin yapısına sahip olamıyorlar. sınıf atlayamayıp hüsrana uğrayanlar da kendileri oluyor. bu bilgilerle günümüz kripto para algısının da neden bu coğrafyada daha çok tuttuğunu anlayabilir ve sonunun nereye gideceğini öngörebiliriz.
politik iktidarı elinde tutan kesimin de kültürel iktidarı bir türlü eline geçirememesi de bu sebepten. oyunun kültür kısmını anlayamıyorlar ve onları bir adım ileriye götürecek olan kültürel sermayeye de sahip değiller.
tam da bu yüzden sayın okur kendini kötü hissetme, para kazanamamanın sebebi sadece senin yetersizliğin ve/veya sistemin adaletsizliği değil çok daha derin toplumsal mekanizmalar da var. senelerce dirsek çürütüp tez yazamayanlar da aynı şekilde. asıl olan kendi ebeveynlerinden, doğduğun alandan ne kadar ileriye gidebildiğin; hangi alışkanlıklarını değiştirebildiğin. sana dağıtılan kartlarla ne kadar güzel poker oynadığın. hem bunun teorisini –bana göre- en güzel şekilde yazan bourdieu bile şunu diyor. –tam metin değil hatırladığım kadarıyla yazdım-
gazeteci : kırsalda doğdunuz ve fransa’nın en iyi okullarında burslarla eğitim aldınız ve şimdi de bu okullarda ders veren saygıdeğer bir sosyologsunuz. sizce de sınıfınız değişmedi mi?
bourdieu: hâlâ çorbayı ekmek ile yiyorum. çok da değişmemiş.
devamını gör...
hiçbir yere ait olamamak
döndüm dolaştım yine aynı yere geldim. yine kendi kendime kaldım, baş başa vakit geçiriyoruz şu an. nereye ait olduğumuzu da sonra konuşuruz. *
devamını gör...
a şehrinden b şehrine giden araç
meb'den torpilli araçtır.
ne bir benzinlikte durur yakıt takviyesi yapar ne bir ihtiyaç molası verir ne de bir polis çevirmesine denk gelir. sürekli gider. arada c şehrine uğradığı falan da olur. muhasebesini de gariban öğrencilere kitlerler.
ne bir benzinlikte durur yakıt takviyesi yapar ne bir ihtiyaç molası verir ne de bir polis çevirmesine denk gelir. sürekli gider. arada c şehrine uğradığı falan da olur. muhasebesini de gariban öğrencilere kitlerler.
devamını gör...
altın kemer
türkiye'de kırkpınar yağlı güreşlerinde verilen en büyük ödül. kemer, 22 ayar işlemeli altından olup 1 kilo ağırlığındadır. kırkpınar başpehlivanlığını üst üste üç sene kazananlar kemerin devamlı sahibi olmayı hak ederler.
devamını gör...
kız istemeye gidildiğinde artı puan kazandıran şeyler
son zamanlarda babet çorap eksi puan diyorlar ama yine de siz bilirsiniz.
devamını gör...
fahrettin altun'un tweet'lerini rt'leyen hesaplar

şahsen kendisini ve çalışmalarını pek beğendiğim, görüntü olarak da inanılmaz yakışıklı bulduğum hatta daniel radcliffe'e benzettiğim sayın fahrettin altun beyfendinin attığı bir tweet'i beğenen hesaplardır. hesapları bir hayırsever vatandaşımız incelemiş ve profil fotoğraflarının buyer network adlı sosyal paylaşım sitesindeki kullanıcılara ait olduğunu tespit etmiş. başkalarının profil fotoğrafıyla hesap açmak ve etkileşime girmek kul hakkına girmez mi?
twitter.com/farkob/status/1...
devamını gör...
midas
en ilginç bulduğum mitolojik öykü, apollon'un yarışmayı kaybettikten sonraki gazabı bugünün müzik tanrılarının tavırlarına miras kalmış gibi adeta.* bu efsanenin resimlerle anlatılan bir versiyonu afyon karayolunda yanılmıyorsam dinar/suçıkan tarafına kare kare resmedilmişti belediye tarafından, ankara-izmir arası yolculuklarda oradan geçerken canlı bir çizgi roman etkisi yaratırdı. * keza pan'ın da suçıkan tarafında yaşadığı rivayet edilir.
birçok romana, tabloya ve tiyatro oyununa ilham olan zavallı midas'ın hikayesini türkçede en iyi anlatan güngör dilmen olsa gerek. şöyle bir radyo tiyatrosunda efsane isimlerden dinlemek için:
birçok romana, tabloya ve tiyatro oyununa ilham olan zavallı midas'ın hikayesini türkçede en iyi anlatan güngör dilmen olsa gerek. şöyle bir radyo tiyatrosunda efsane isimlerden dinlemek için:
devamını gör...
hristiyanismail'den sonra gelen veda busesi
efenim ben epsilon olarak ismailin bu sesinden sonra size efsane bir ses kaydi ile karşınızdayım:
dinlemek icin lütfen tıklayın
efenim, bu yazarimiz icimizfen biri ve ismini vermek istemiyor.degerli dusuncelerinizi yazarsaniz yazarimiz için geribildirim olur.saygılarımla.
edit: arkadaşlar ses benim değil. erkegim ulan.
edit:
hepsinin ayrı ayrı iltifatları gerçekten duygulandırdı beni. hepsine kocaman sevgilerimi iletiyorum
dinlemek icin lütfen tıklayın
efenim, bu yazarimiz icimizfen biri ve ismini vermek istemiyor.degerli dusuncelerinizi yazarsaniz yazarimiz için geribildirim olur.saygılarımla.
edit: arkadaşlar ses benim değil. erkegim ulan.
edit:
hepsinin ayrı ayrı iltifatları gerçekten duygulandırdı beni. hepsine kocaman sevgilerimi iletiyorum
devamını gör...
nickaltı zorbalığı
eleştirmek ne zamandan beri zorbalık oldu? bu kadar mı eleştiriye tahammülünüz yok? ortada hakaret yok linç yok nerden zorbalık oluyor bu. hepimiz insanız iyi yönlerimiz de var kötü yönlerimiz de. hep övülmeyi bekleyip ufacık bir eleştiriyi bile kabullenmeyip sizi eleştiren yazarı linç ederek asıl zorbalığı siz yapıyorsunuz kusura bakmayın. geçenlerde bir yazarın nickaltına gayet kibar ve yumuşak bir dille hafif bir eleştiri yazdım hatta alınmasın diye iyice yumuşattım ki zaten kolay kolay sivri dilli bir üslup kullanmam. o küçücük eleştiriyi bile kaldıramayıp bana yazdığımı silmemi ima etti. hatta birkaç yazar da anında laf sokmaya çalıştı. ne diye? ufacık bir eleştiride bulundum diye. silmiyorum ulan silmeyeceğim de. bu kadar öz güvensiz, pohpohlanmayı bekleyen tiplerseniz böyle sosyal mecralardan uzak durun.
benim de nickaltımda hem iyi şeyler yazıyor hem kötü. bir kere de kalkıp bunu sil demedim kimseye* hatta beğenip geçtim. o onun düşüncesi çünkü herkes beni sevmek, onaylamak zorunda değil ki. eleştiriye açık olun biraz.
benim de nickaltımda hem iyi şeyler yazıyor hem kötü. bir kere de kalkıp bunu sil demedim kimseye* hatta beğenip geçtim. o onun düşüncesi çünkü herkes beni sevmek, onaylamak zorunda değil ki. eleştiriye açık olun biraz.
devamını gör...
güllerin içinden
erkan oğur'un muhteşem sololarıyla imzasını atmış olduğu mfö parçası.
devamını gör...
insan mantıkla mı karar verir yoksa duygularıyla mı sorunsalı
bence kişiden kişiye hatta durumdan duruma bile değişen bi şey bu. eğer bi olayın istediğiniz gibi gitmesini istiyorsanız aklınız ya da duygularınızdan hangisi size istediğiniz cevabı verecekse onu dinlemek isterseniz mesela. ayrıca hangisi daha doğrudur bilemem ama ben genelde mantık yerine duygularıyla hareket eden bi insanım çünkü ilerde hiçbi şeyden pişman olmamak adına içimden geleni istediğimi yapıyorum küçük kararlar verirken. ama dediğim gibi bu kararda bi doğru olduğuna inanmıyorum o yüzden sadece içinizden geleni yapmanız en doğrusu bence.
devamını gör...
makale okuma alışkanlığı
yazmayı düşündüğünüz basit sayılabilecek bir ifadeyi bile, sizden önce kimlerin hangi kaynakları göstererek kullandığını, yazdığını araştırırken kazandığınız güzel ama zahmetli alışkanlık. bazen kaptırıp gidersiniz, onlarcasının içinde neyi nerede okuduğunuzu hatırlamakta zorlanırsınız.
devamını gör...
ilişkilerin son zamanlarda hızlı tükenme sebebi
kolay kurulabilir olmaları. erkek de kadın da istediğini elde edebiliyor, dilediği ortamı yaratabiliyor dilediği vakitte görüşebiliyor. özlemeye vakit kalmıyor çünkü, insan insanın gözünün önünde olunca da tok oluyor haliyle.
devamını gör...
bana hic ‘gercek arkadasım’ olmadıgını gosteren uygulama.yaklaşık 6 ay once hesabımı sildim.sessiz sakin terk ettim bu mecrayı.hiç benlik değilmiş.sildikten sonra bir rahatladım ama.günün büyük bir bölümünü burda oyalanarak geciriyormusum meğer.o oraya gitmiş,şu şundan ayrılmış,o şöyle demiş..yazık gerçekten.uğraştığımız şeylere bak.
devamını gör...
köpek korkusu olan yazarlara tavsiyeler
kıtmir cennete giden tek köpekmiş ve bir iddiaya göre kıtmirin selamı var denilince saldıracak olan ya da havlayan köpek sakinleşiyormuş.
(bkz: batıl inanç)
(bkz: batıl inanç)
devamını gör...
a clockwork orange
insanı inanılmaz rahatsız eden filmdir. hatta başrol oyuncusu malcolm mcdowell filmin bazı sahnelerinden dolayı psikolojik olarak olumsuz etkilendiğini belirtmiştir.
--! spoiler !--
filmin üzerinde konuşulması gereken çarpıcı yanları var. ama beni en çok alex’in beraber suç işledikleri çeteden arkadaşının utanmadan polis olması etkiledi. (höh be kardeşim) psikopat alex’e nedense o sahneden sonra merhamet beslemeye başladım. insanı da bu garip duygusal dalgalanma rahatsız ediyor.
--! spoiler !--
--! spoiler !--
filmin üzerinde konuşulması gereken çarpıcı yanları var. ama beni en çok alex’in beraber suç işledikleri çeteden arkadaşının utanmadan polis olması etkiledi. (höh be kardeşim) psikopat alex’e nedense o sahneden sonra merhamet beslemeye başladım. insanı da bu garip duygusal dalgalanma rahatsız ediyor.
--! spoiler !--
devamını gör...
cimboma koymaya az kaldı
herkesin bildiği şöyle manidar bir görsel iliştirelim. bilhassa renklendirilmişini koydum ki, taraflar belli olsun. * parçalıyı giyen fenerbahçe efsanesi can bartu. çizgiliyi giyen galatasaray efsanesi metin oktay. kim kime koymuş, kim kabak dolması oymuş o kısımlar benim pek ilgimi çekmiyor. beni, asırları deviren çınarların tarihe not düştükleri böyle güzellikler cezbediyor. kazanırsın kaybedersin lakin rakibinle varsın. bunu unutmamak lazım. ya da unutun bana ne yahu *

kanımca, son yıllarda olduğu gibi tatsız tuzsuz, seyir zevki düşük bir maç bekliyor bizleri. inşallah erken gol falan olur da, maç biraz hareketlenir. yoksa iki takım taraftarı için de eziyet haline gelir maçı izlemek. * *

kanımca, son yıllarda olduğu gibi tatsız tuzsuz, seyir zevki düşük bir maç bekliyor bizleri. inşallah erken gol falan olur da, maç biraz hareketlenir. yoksa iki takım taraftarı için de eziyet haline gelir maçı izlemek. * *
devamını gör...
birinin dizinde uyumak
son nefesimi verirken yaşamak istediğim an.ümit ediyorum ki o'nun dizlerinde olur.
devamını gör...