kişide kaçma isteği uyandıran muhabbetler
memleket muhabbeti en itici muhabbettir, duyduğum an donup kalıyorum zaten, birde bazen bazı insanların işini beğeniyorsun, bir tasarımını, bir eserini vs.. diyorsunki ne şanslıyım, yetenekli, donanımlı bir insanla tanıştım, ama adam/kadın sana memleketini soruyor ya, inanılır gibi değil, birde üzerine şuralılara benziyorsun da denir fix..
halbuki ben bilmeden sade filtre kahveye alışıp, gündüz parkta yürüyüp, gece bol binalı şehir görüntüsü arayan bir insanım..
ne kadarda newyorklulara benziyorum değilmi..
aynı şekilde baban ne iş yapıyor, nerden emekli filan, nereye varmaya çalışıyorlar anlamıyorum, herkes memleketinden, annesinden babasından bağımsız yapmıyormu herşeyi, ben genelde şunu merak ederim ve konuşmak isterim, "ne istiyordun" "ne yaptın" memnunmusun, yada yapmak istediğin neler var, gibi şeyler, 40 yaşlarında bir arkadaşım bir kızla çıkmaya başlamış, belliki çok keyifli anlatmak istiyor, dedimki hayırlı olsun çok sevindim, uzun süredirde yalnızdı, anlaşıyormusunuz, seninle aynı meslektenmi, ne yapar filan diye sordum, dediki "savcı kızı" (!) te allahım ya, kızın babasının mesleğinden erkilenmiş galiba, ben gerçekten bu muhabbetleri hiçbir zaman anlayamıycam sevgili sözlük..
halbuki ben bilmeden sade filtre kahveye alışıp, gündüz parkta yürüyüp, gece bol binalı şehir görüntüsü arayan bir insanım..
ne kadarda newyorklulara benziyorum değilmi..
aynı şekilde baban ne iş yapıyor, nerden emekli filan, nereye varmaya çalışıyorlar anlamıyorum, herkes memleketinden, annesinden babasından bağımsız yapmıyormu herşeyi, ben genelde şunu merak ederim ve konuşmak isterim, "ne istiyordun" "ne yaptın" memnunmusun, yada yapmak istediğin neler var, gibi şeyler, 40 yaşlarında bir arkadaşım bir kızla çıkmaya başlamış, belliki çok keyifli anlatmak istiyor, dedimki hayırlı olsun çok sevindim, uzun süredirde yalnızdı, anlaşıyormusunuz, seninle aynı meslektenmi, ne yapar filan diye sordum, dediki "savcı kızı" (!) te allahım ya, kızın babasının mesleğinden erkilenmiş galiba, ben gerçekten bu muhabbetleri hiçbir zaman anlayamıycam sevgili sözlük..
devamını gör...
29 ekim cumhuriyet bayramı
umut dolu gelecek yıllar için 29 ekim cumhuriyet bayramımız kutlu olsun.
devamını gör...
yazar nicklerinden cümle kurmak
devam ettirelim. tayber doğan yine beyaz ekranlara cikmis yargi dagitiyordu. konusmanin sonunda peace dedi ve zafer isareti yaparak barış mesajlari verdi. alkis kiyamet kapattim televizyonu.
devamını gör...
edinilmiş en kıymetli hayat tecrübesi
sana zarar veren insanlara değer vermeyeceksin ve ayağa kalkacaksın, hayatta zarar görmemek imkansız ama ayağa kalkarsan istediklerini alamamış oluyorlar.*
devamını gör...
sözlükteki kavgaların çok düzeyli kavgalar olması
normal sözlük'ü diğer sözlüklerden ayıran bir özellik. bir kere küfür yok, ki bu en önemli özelliği sözlüğün. bunun dışında da hasımlar birer uzun tanım girip ayrılıyorlar. yönetim zaten hiç aman vermiyor tatsızlıklara. durun siz kardeşsiniz deyip ayırıyorlar tarafları. kardeşim kan yok, kaos yok bu nasıl bir ortam.
devamını gör...
gelen mülteciler suriyeli ya da afgan değil de rus olsaydı
tüm ciddi konuların sulandırılarak ülkenin kanayan yarasının önemini yitirtme çabası içerisinde olan başlık.
devamını gör...
türklerin uzman olarak doğduğu konular
(bkz: her şey)
bimiyorum diye bir kelime lügatta yok gibi. herkes her şeyin uzmanı, bilirkişisi.
bimiyorum diye bir kelime lügatta yok gibi. herkes her şeyin uzmanı, bilirkişisi.
devamını gör...
vurun kahpeye
bir köy öğretmeni olan aliye'nin başından geçenleri konu edinen halide edip adıvar romanı.
romanını kurtuluş savaşı döneminde kaleme alan adıvar bize göstermiştir ki son 100 yılda değişen pek bir şey yok aslında. kuva-yı milliyeciler ile kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden makyavelist insanların birbirleriyle olan mücadelesini idealist ve vatansever köy öğretmeni aliye üzerinden okura sunan bir roman vurun kahpeye.
bir yanda aşk ve özgürlük mücadelesi diğer yanda da nefret ve erk kavgaları. emperyalizme, bağnazlığa, cehalete ve kötülüğe savaş açmış bir kadının bir asır önce yaşadıklarıyla bugün yaşananlar arasında elbette fark var ama zihniyet ne yazık ki aynı. iyi insanlar istediğiniz yola gelmediklerinde ne kadar da kolaydır çamur atmak, hele ki bir de karşınızdaki kadınsa. kendi yarattığınız namus(!) ölçülerine uymayan kadını hemen çamurla kaplayıverirsiniz...
vurun kahpeye işte tüm bu iyi-kötü, güçlü-güçsüz, ezen-ezilen mücadelesini dönemin şartlarında cesurca ortaya koymuş, kadının toplumdaki yerini ve hukuki varlığını, haklarını kabul ettirmek adına da önemli bir misyon üstlenmiş değerli bir eserdir.
"toprağınız toprağım, eviniz evim; burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım; vallahi ve billahi!"
demiş bir öğretmene "vurun kahpeye" diyebilen bir zihniyet! tanıdık geldi mi?
romanını kurtuluş savaşı döneminde kaleme alan adıvar bize göstermiştir ki son 100 yılda değişen pek bir şey yok aslında. kuva-yı milliyeciler ile kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden makyavelist insanların birbirleriyle olan mücadelesini idealist ve vatansever köy öğretmeni aliye üzerinden okura sunan bir roman vurun kahpeye.
bir yanda aşk ve özgürlük mücadelesi diğer yanda da nefret ve erk kavgaları. emperyalizme, bağnazlığa, cehalete ve kötülüğe savaş açmış bir kadının bir asır önce yaşadıklarıyla bugün yaşananlar arasında elbette fark var ama zihniyet ne yazık ki aynı. iyi insanlar istediğiniz yola gelmediklerinde ne kadar da kolaydır çamur atmak, hele ki bir de karşınızdaki kadınsa. kendi yarattığınız namus(!) ölçülerine uymayan kadını hemen çamurla kaplayıverirsiniz...
vurun kahpeye işte tüm bu iyi-kötü, güçlü-güçsüz, ezen-ezilen mücadelesini dönemin şartlarında cesurca ortaya koymuş, kadının toplumdaki yerini ve hukuki varlığını, haklarını kabul ettirmek adına da önemli bir misyon üstlenmiş değerli bir eserdir.
"toprağınız toprağım, eviniz evim; burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım; vallahi ve billahi!"
demiş bir öğretmene "vurun kahpeye" diyebilen bir zihniyet! tanıdık geldi mi?
devamını gör...
kıskanmak ve imrenmek arasındaki fark
kıskanmak sadece bende olsun, imrenmek bende de olsun.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
uykuların kaçar geceleri,
bir türlü sabah olmayı bilmez,
dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
deli eden uğultudur başlar kulaklarında,
ne çarşaf halden anlar, ne yastık
girmez pencerelerden beklediğin aydınlık,
kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın,
onun unutamadığın hayali,
sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine,
sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu,
şerefin, faziletin, iyiliğin güzelliğin.
gün gelir de, sesini bir kerecik duymak için,
vurursun başını soğuk, taş duvarlara,
büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
duyarsın.
ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın.
sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
niçin yaratıldığını.
bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
uzun uzun seyredersin aynalarda güzeliğini
boşuna geçip, giden yıllarına yanarsın.
dolar gözlerin, için burkulur
sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların
sevilen gözlerin erişilmezliğini
o hiç beklenmeyen saat geldi mi
düşer saçların önüne ama bembeyaz
uzanır gökyüzüne ellerin
ama çaresiz
ama yorgun
ama bitkin
bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın
sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı
sevmek ne imiş bir gün anlarsın
bir gün anlarsın hayal kurmayı
beklemeyi
ümit etmeyi
bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
lanet edersin yaşadığına
maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
o zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden
seni sevdiğimi bir gün anlarsın.
ümit yaşar oğuzcan
bir türlü sabah olmayı bilmez,
dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
deli eden uğultudur başlar kulaklarında,
ne çarşaf halden anlar, ne yastık
girmez pencerelerden beklediğin aydınlık,
kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın,
onun unutamadığın hayali,
sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine,
sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu,
şerefin, faziletin, iyiliğin güzelliğin.
gün gelir de, sesini bir kerecik duymak için,
vurursun başını soğuk, taş duvarlara,
büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
duyarsın.
ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın.
sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
niçin yaratıldığını.
bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
uzun uzun seyredersin aynalarda güzeliğini
boşuna geçip, giden yıllarına yanarsın.
dolar gözlerin, için burkulur
sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların
sevilen gözlerin erişilmezliğini
o hiç beklenmeyen saat geldi mi
düşer saçların önüne ama bembeyaz
uzanır gökyüzüne ellerin
ama çaresiz
ama yorgun
ama bitkin
bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın
sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı
sevmek ne imiş bir gün anlarsın
bir gün anlarsın hayal kurmayı
beklemeyi
ümit etmeyi
bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
lanet edersin yaşadığına
maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
o zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden
seni sevdiğimi bir gün anlarsın.
ümit yaşar oğuzcan
devamını gör...
zor kişilik testi
benimle geçinmek kolaymış %37 çıktı
manipülatif ve duygusuz çıktı.
manipülatif ve duygusuz çıktı.
devamını gör...
sözlükte hiçbir kıza yavşamamış tek erkek yazar olmam
yegane gurur ve kıvanç kaynağım.
bizi sözlükten kız düşürebileceğine inanan kullarından eylemediğin için sonsuz şükür yarabbi...
bizi sözlükten kız düşürebileceğine inanan kullarından eylemediğin için sonsuz şükür yarabbi...
devamını gör...
kilolu kadınların çok itici gelmesi
katılmadığım başlık. elbette zevkler ve renkler tartışılmaz ama, bence kilolu olup göze hitap eden çok güzel kadınlar var. bence her şey yakışanı giymekle alakalı. fiziğin bir önemi olmamalı.
(bkz: tess munster)
(bkz: tess munster)
devamını gör...
değeri sonradan bilinen şeyler
çocukluk
devamını gör...
mitosfer
12 madalyalı tanımı olan, kaliteli yazar.
nickini genel manada stratosfer algıladığım, lakin mitleri ile sanat kaygısı güden tanımlarını bildiğim için aklımı troposferden, kısa zamanda yeryüzüne indirdiğim güzide yazarımız..
kendisine mitsel bir de gif bırakarak, nickaltını serbest bırakıyorum.*
nickini genel manada stratosfer algıladığım, lakin mitleri ile sanat kaygısı güden tanımlarını bildiğim için aklımı troposferden, kısa zamanda yeryüzüne indirdiğim güzide yazarımız..
kendisine mitsel bir de gif bırakarak, nickaltını serbest bırakıyorum.*
devamını gör...
ülke ekonomisini düzeltme yolları
her yönden değişiklik olmalı zannımca.
ilk olarak dış borçtan kurtulmak için yerli üretim yapılmalı. bu dediğimden kasıt hayali ihracat yaratılmamalı. sanayideki gelişmelere ayak uydurulabilmeli. enflasyon kadar genç işsizliğe de önem verilmeli. yeni iş sahaları oluşturulabilmeli.
demokrasi lafta kalmamalı, üniversiteler siyasetten uzak tutulmalı. kurumlar bağımsızlaştırılmalı. hoşgörü kavramı toplumca benimsenmeli. demokrasi, hukuk bunlar da ekonominin iyi olması için olmazsa olmaz kurumlardır.
ilk olarak dış borçtan kurtulmak için yerli üretim yapılmalı. bu dediğimden kasıt hayali ihracat yaratılmamalı. sanayideki gelişmelere ayak uydurulabilmeli. enflasyon kadar genç işsizliğe de önem verilmeli. yeni iş sahaları oluşturulabilmeli.
demokrasi lafta kalmamalı, üniversiteler siyasetten uzak tutulmalı. kurumlar bağımsızlaştırılmalı. hoşgörü kavramı toplumca benimsenmeli. demokrasi, hukuk bunlar da ekonominin iyi olması için olmazsa olmaz kurumlardır.
devamını gör...
du hast
devamını gör...


