geceye bir sanat eseri bırak
2010 yılında yapılan heykel sam jinks tarafından silikon, insan saçı, poliüretan köpük, kereste, akrilik, naylon ve ipek kullanılarak yapılmış olan "kadın ve çocuk" adlı heykel.

görselin kaynağı

görselin kaynağı
devamını gör...
yetenekli bulduğunuz oyuncular
yönetmenine göre farklılık gösterecek oyunculardır.
kötü bir yönetmenin eline anthony hopkins'i bile verseler durumu kurtar(a)maz.
kötü bir yönetmenin eline anthony hopkins'i bile verseler durumu kurtar(a)maz.
devamını gör...
little bighorn savaşı
a.b.d ordusunun kızılderililer karşısında aldığı ikinci büyük yenilgidir. montana'nın güney batısındaki little bighorn bölgesinde, 7. süvari alayının, general custer ile birlikte yok edildiği savaştır.
a.b.d ordusu, altın keşfedilen kızılderili topraklarını satmayı kabul etmeyen ve rezervasyonlara gelip teslim olmayan herkesi düşman kabul etmişti ama kızılderililer kendi ülkelerinde yaşadıkları için, niye teslim olalım ki dediler. a.b.d üç farklı orduyu kızılderilileri bulup yok etmesi için görevlendirdi.
25 haziran 1876 sabahı, general custer'ın crow (apsaroke) ve arikara izcileri oturan boğa'nın hunkpapa sioux kampını keşfettiler. general custer, yıllar önce 1868'de güneyli cheyenne ve arapaho'ların kampını şafak sökerken, insanlar uykudayken basıp, washita river katliamını yaptığı gibi, bu kampa da ertesi sabah saldırmaya karar verdi. ama aslında bu kızılderililer yalnız değildi, çünkü birçok kabile, dini törenleri güneş dansı için biraraya gelmişti. ama kızılderililer belli bir düzen ve mesafe ile kamp kurdukları için, izciler uzaktaki yada tepelerin ardındaki diğer kampları görmemişti.
general custer ertesi sabah, herkes uykudayken saldırmayı planlıyordu ama etrafı gözetlemeye çıkan bazı sioux gençleri a.b.d askerlerini gördü ve hızla kendi kamplarına doğru haber vermeye gittiler. custer artık ani, şok bir sabah baskını yapamayacağını anlayınca, ordusuyla üç koldan saldırıya geçti. kampın dışında yabani meyve, kök toplayan bazı kadınları, çocukları öldürdüler ve kampa girdiler ama oturan boğa ve savaşçılarıda karşılık vermeye başlamışlardı. birkaç savaşçı etraftaki kabilelere haber vermeye gönderildi, bazı kabilelerde silah seslerini duyup gelmişti zaten. oglala sioux'ların reisi çılgın at gelince savaşçıları belli bir düzen içinde askerlere saldırttı. custer kadın, çocuk birkaç yüz kişiyi öldürüp yine kahraman sayılacağını hayal etmişti ama etraftan hâla yüzlerce savaşçı atlarla yada koşarak geliyor, çevresindeki askerler teker teker vuruluyorlardı. sonunda general custer, iki erkek kardeşi, kızılderili izcileri ve birliğindeki tüm askerleri öldürüldü. kızılderililer 268 a.b.d askeri, 4 crow ve 2 arikara izciyi öldürmüşlerdi. diğer iki birliğin başındaki komutanlar hakim bir yere sığındılar, ve kayıplar verselerde tamamen yok olmaktan kurtuldular.
a.b.d ordusu, altın keşfedilen kızılderili topraklarını satmayı kabul etmeyen ve rezervasyonlara gelip teslim olmayan herkesi düşman kabul etmişti ama kızılderililer kendi ülkelerinde yaşadıkları için, niye teslim olalım ki dediler. a.b.d üç farklı orduyu kızılderilileri bulup yok etmesi için görevlendirdi.
25 haziran 1876 sabahı, general custer'ın crow (apsaroke) ve arikara izcileri oturan boğa'nın hunkpapa sioux kampını keşfettiler. general custer, yıllar önce 1868'de güneyli cheyenne ve arapaho'ların kampını şafak sökerken, insanlar uykudayken basıp, washita river katliamını yaptığı gibi, bu kampa da ertesi sabah saldırmaya karar verdi. ama aslında bu kızılderililer yalnız değildi, çünkü birçok kabile, dini törenleri güneş dansı için biraraya gelmişti. ama kızılderililer belli bir düzen ve mesafe ile kamp kurdukları için, izciler uzaktaki yada tepelerin ardındaki diğer kampları görmemişti.
general custer ertesi sabah, herkes uykudayken saldırmayı planlıyordu ama etrafı gözetlemeye çıkan bazı sioux gençleri a.b.d askerlerini gördü ve hızla kendi kamplarına doğru haber vermeye gittiler. custer artık ani, şok bir sabah baskını yapamayacağını anlayınca, ordusuyla üç koldan saldırıya geçti. kampın dışında yabani meyve, kök toplayan bazı kadınları, çocukları öldürdüler ve kampa girdiler ama oturan boğa ve savaşçılarıda karşılık vermeye başlamışlardı. birkaç savaşçı etraftaki kabilelere haber vermeye gönderildi, bazı kabilelerde silah seslerini duyup gelmişti zaten. oglala sioux'ların reisi çılgın at gelince savaşçıları belli bir düzen içinde askerlere saldırttı. custer kadın, çocuk birkaç yüz kişiyi öldürüp yine kahraman sayılacağını hayal etmişti ama etraftan hâla yüzlerce savaşçı atlarla yada koşarak geliyor, çevresindeki askerler teker teker vuruluyorlardı. sonunda general custer, iki erkek kardeşi, kızılderili izcileri ve birliğindeki tüm askerleri öldürüldü. kızılderililer 268 a.b.d askeri, 4 crow ve 2 arikara izciyi öldürmüşlerdi. diğer iki birliğin başındaki komutanlar hakim bir yere sığındılar, ve kayıplar verselerde tamamen yok olmaktan kurtuldular.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
devamını gör...
sevilen kitabın en vurucu cümlesi
"o gözlere asla uzun süre bakamazdınız ama niçin bakamadığınızı anlamak için bakmaya devam etmeniz gerekirdi."
devamını gör...
anonim yazar
her daim bir şekilde adından söz ettirmeyi başarabilen, mikser vasfını kafa sözlükte hiç kimseciklere kaptırmayacak olan değerli dostum. akıyor yine bu akşam maşallah.
devamını gör...
rütbeni nickine monte et
devamını gör...
unutulmayan lise anıları
lisede eski sevgilimin okulu benim okulun az ilerisindeydi. bir gün bahçeye oturmuşuz arkadaşlarla, sohbet muhabbet derken o taraftan kalabalık bir grup insanın geldiğini gördük. baktık ki bir sınıf insan güle oynaya çarşıya doğru yürüyor. ufak bir göz gezdirmemle benimkinin de aralarında olduğunu farkettim ve oradan uzaklaşmak istedim.
fırlama bir arkadaşım da omuzlarımdan bastırarak kalkmamı engelledi ve ''bakın lümpeninki geliyor'' diye de ekledi. arkamı dönmeye çalıştım döndürmediler, kalkıp gitmek istedim bırakmadılar. illa o insanlara bakacak, eski sevgilimle belki de son defa karşılaşacaktım. sonunda önümüze geldiler, herkes gözünü benim eski sevgilime dikti ve ne yapacağını izlemeye koyuldu.
önce bi bana baktı, omuzlarıma abanan arkadaşıma baktı, diğer arkadaşlarımın ona dik dik bakıp sırıtmalarını gördü. sonra da yerden taş alıp fırlattı bana doğru. gözlerini dikti gözlerime ve ''senin allah belanı versin'' dedi ve gitti.
ayrılık sebebimiz ise bizim sınıftan başka bir çocuktan hoşlanmasıymış. tabi bu olaydan sonra o çocukla olamadı çünkü erkek raconudur; kimse birbirinin eski sevgilisiyle sevgili olmaz.
boş boş sokakta gezinirken karşıma dikildi yıllar sonra. sinirli bir ifadeyle gözlerime baktı, tokat attı ve ''seni hiçbir zaman affetmeyeceğim'' dedi. tabi yine etraf kalabalık, herkes gülüyor.
ne zaman karşılaşsak hem kendini hem de beni rezil etmeye ant içmiş gibi davranıyor hala daha. çocukça bir kini var bana ve sanırım geçmeyecek bir ömür.
fırlama bir arkadaşım da omuzlarımdan bastırarak kalkmamı engelledi ve ''bakın lümpeninki geliyor'' diye de ekledi. arkamı dönmeye çalıştım döndürmediler, kalkıp gitmek istedim bırakmadılar. illa o insanlara bakacak, eski sevgilimle belki de son defa karşılaşacaktım. sonunda önümüze geldiler, herkes gözünü benim eski sevgilime dikti ve ne yapacağını izlemeye koyuldu.
önce bi bana baktı, omuzlarıma abanan arkadaşıma baktı, diğer arkadaşlarımın ona dik dik bakıp sırıtmalarını gördü. sonra da yerden taş alıp fırlattı bana doğru. gözlerini dikti gözlerime ve ''senin allah belanı versin'' dedi ve gitti.
ayrılık sebebimiz ise bizim sınıftan başka bir çocuktan hoşlanmasıymış. tabi bu olaydan sonra o çocukla olamadı çünkü erkek raconudur; kimse birbirinin eski sevgilisiyle sevgili olmaz.
boş boş sokakta gezinirken karşıma dikildi yıllar sonra. sinirli bir ifadeyle gözlerime baktı, tokat attı ve ''seni hiçbir zaman affetmeyeceğim'' dedi. tabi yine etraf kalabalık, herkes gülüyor.
ne zaman karşılaşsak hem kendini hem de beni rezil etmeye ant içmiş gibi davranıyor hala daha. çocukça bir kini var bana ve sanırım geçmeyecek bir ömür.
devamını gör...
kitaplardaki cümlelerin altını çizmek
twitter öncesi rt leme. beğendiğin bir cümlenin altı çizilir. tekrar tekrar okuyunca güzel oluyor.
devamını gör...
abd kongre binası'na saldıran boynuzlu adam
amacının ne olduğunu çözemediğim adamdır. ilk başta en mantıklı seçenek olarak amerikan yerlisi kıyafetidir diye düşündüm ancak ne adam amerikan yerlisi ne de trump destekçileri yerlileri sevecek sayacak kadar cana yakınlar.
devamını gör...
fener
haliç'in batı yakasında, balat ile ayakapı arasında yer alan, yığma binaları, dar sokakları ve rum asıllı sakinleriyle tarihi bizans zamanına kadar uzanan, istanbul'un en eski semtlerinden biridir.
sırtlarına çıkıp, etrafa bakınca insan daracık sokaklar, çoğu yıkılacak aşamaya gelmiş 3 - 4 katlı cumbalı, yaşlı ve yorgun kagir evler görüyor. bu evlerde yaşayanlar evlerin kırık, dökük, çatlağını renkli badanalar ile kapatmaya çalışıyor. karşılıklı gerilmiş iplerdeki çamaşırlar haliç dolaylarından esen rüzgarla dalgalanıyor.
rum patrikhanesi ve ortodoks kilisesi'nin de bulunduğu semtte en önemli yapılardan biri olarak da halk arasında kırmızı okul diye de bilinen ve semtin kendine has atmosferini bütünleyen fener rum erkek lisesi de bulunmaktadır. osmanlı zamanında yoğun bir şekilde rum vatandaşlar yaşamış. cumhuriyet döneminde de bu özelliğini sürdüren tarihi semt, bahtsız bir biçimde 6-7 eylül 1955 olaylarından sonra rumların büyük gruplar halinde ülkeden gitmeleri ve kırsal kesimlerden göç eden türk vatandaşlarının bu semtin yeni sakinleri olması sonucu yavaş yavaş kimliksel değişim yaşamıştır.
sırtlarına çıkıp, etrafa bakınca insan daracık sokaklar, çoğu yıkılacak aşamaya gelmiş 3 - 4 katlı cumbalı, yaşlı ve yorgun kagir evler görüyor. bu evlerde yaşayanlar evlerin kırık, dökük, çatlağını renkli badanalar ile kapatmaya çalışıyor. karşılıklı gerilmiş iplerdeki çamaşırlar haliç dolaylarından esen rüzgarla dalgalanıyor.
rum patrikhanesi ve ortodoks kilisesi'nin de bulunduğu semtte en önemli yapılardan biri olarak da halk arasında kırmızı okul diye de bilinen ve semtin kendine has atmosferini bütünleyen fener rum erkek lisesi de bulunmaktadır. osmanlı zamanında yoğun bir şekilde rum vatandaşlar yaşamış. cumhuriyet döneminde de bu özelliğini sürdüren tarihi semt, bahtsız bir biçimde 6-7 eylül 1955 olaylarından sonra rumların büyük gruplar halinde ülkeden gitmeleri ve kırsal kesimlerden göç eden türk vatandaşlarının bu semtin yeni sakinleri olması sonucu yavaş yavaş kimliksel değişim yaşamıştır.
devamını gör...
malatyalı yazarlar özelliğinin gelmesi
bir an yanlış mı okudum dediğim başlık. ama evet, biz kayısılar için gelmeli bu özellik*. hem sonuçta bir malatyalı olarak ben de kayısıyım haha. hatta "uff malatya'nın kayısısı" diyerek o videoyu hemen bırakıyorum.
devamını gör...
apophasis
bir durumdan bahsetme niyetinde olmadığını tam da o durumu dile getirerek ifade etmek anlamına gelen retorik bir terimdir.
"şimdi size ali'nin ne kadar tembel bir çocuk olduğundan bahsetmeyeceğim elbette..." şeklindeki bir cümle bu duruma örnektir. veya "ismi lazım değil..." şeklinde kurulan cümleler de yine aynı amaca hizmet etmektedir.
ayrıca bu şekilde konuşan kişilere apopatik ya da apofezik denmektedir.
"şimdi size ali'nin ne kadar tembel bir çocuk olduğundan bahsetmeyeceğim elbette..." şeklindeki bir cümle bu duruma örnektir. veya "ismi lazım değil..." şeklinde kurulan cümleler de yine aynı amaca hizmet etmektedir.
ayrıca bu şekilde konuşan kişilere apopatik ya da apofezik denmektedir.
devamını gör...
ekliptik
dünya'nın güneş etrafında dolandığı yörüngenin bulunduğu düzlem. tutulum olarak da bilinir.

görselin kaynağı

görselin kaynağı
devamını gör...
meridyen
başlangıç merkezi ingiltere’den geçen ve dünya’yı bir uçtan diğer uca dikey olarak kesen çizgi, boylam. saat hesaplamaları ve ülkelerin konumunu bulmaya yardımcı olur.
zamanında coğrafya notlarımında itinayla içinden geçmiştir.
zamanında coğrafya notlarımında itinayla içinden geçmiştir.
devamını gör...
normal sözlük patreon hesabı
benim aklım kupa ve tshirtte kaldı. ne yani bağış yapmayan yirmi bin karmayı boşuna mı toplamış olucak? ağlarım, zırlarım. *
devamını gör...
bayramı buruk geçen yazarlar
annemden ayrı ilk bayramımm. şuracıkta ama gidemiyor insan..
sabah kahvaltı hazırlıyorken görüntülü konuşuyorduk, dayanamadım ağladım. allah sesini nefesini eksik etmesin canım anam.
sabah kahvaltı hazırlıyorken görüntülü konuşuyorduk, dayanamadım ağladım. allah sesini nefesini eksik etmesin canım anam.
devamını gör...
kişinin aşık olduğunu anladığı an
yüzüne kan gelmiş derler ya hani öyle oluyor. bi yaşama sevinci doğmuştu içime. kendimi sevmeye başlamış, dağa taşa uçan kuşa bile selam veresim gelmişti. hayatta en nefret ettiğim işi bile isteyerek içimden gelerek yapmıştım. sadece onu düşünür olmuştum. sanki dünya da bir o varmış hissiyatı ve bana aitmiş hissi oluşmuştu. ılk ve sondu. ondan sonrası da olmuyor zaten.
devamını gör...
yazarların uyumama sebepleri
uyanmaya değecek yeni bir güne inanmadığım için uyumadım.
devamını gör...
kırmızı oda sayesinde babasının tacizini ortaya çıkaran 11 yaşındaki kız çocuğu
bir kız çocuğu öz babasından bile çekinecekse,ondan korkacaksa,öz babası tarafından tacize uğrayacaksa,neden ya diyor insan..neden?
devamını gör...