metal yorgunluğu
iktidar partisinden gelen peş peşe istifalar sonucunda türk siyasi literatürüne giren tabirdir.
ilk başlarda işini düzgün(!) yapan siyasetçilerin, zamanla yaşadığı güç zehirlenmesi sonucunda kibirli birer insana dönüşmesini ve görevini layıkıyla ifa edememesi anlamına gelir.
ilk başlarda işini düzgün(!) yapan siyasetçilerin, zamanla yaşadığı güç zehirlenmesi sonucunda kibirli birer insana dönüşmesini ve görevini layıkıyla ifa edememesi anlamına gelir.
devamını gör...
yazar nicklerinden cümle kurmak
bu arada zugra sessiz* kendi derdinin peşindeydi. olanlardan yazarların haberi yoktu. herkes odasına çekilmiş, artık gün battıktan sonra hesabını yapmaya güç bulamayacak kadar yorgundu.
herkes o ekranların başında aynı şeyin peşindeymiş gibiydi.
zugra merak ediyordu kendi dertlerinin arasında bazen de olsa, hani kendi bencilliğinden bir anlığına sıyrıldığında.
meja derin uykuya dalmadan önce en çok neye üzülürdü hayatıyla ilgili?
ya da abdulseyidbincabbar istanbul'un sokaklarında dolaşırken en çok kimi özlemekteydi?
domestic hıyar burada yoktu artık ama iyi miydi? hani mücadelesini hiç bırakmamasını hep dileyen zugra ayıp ettiyse...
lucifer'a bir ara sormalıydı o iş yerinde plazaların demlerinde sakin olunur muydu?
sahi plazalarda ne olurdu?
hep arşa çıktığını düşündüğümüz binalarda değildik ama herkesin kafası belli ki arştaydı.
yanlış anlamayın, istikbal göklerdeydi ama bunu salık veren eminim şu halimize baksa üzülürdü.
oturdu düşündü günün hesabını yaparken.
soracak mecali yoktu bu insanlara.
buradan sorması da belki abesti.
daha nice yazarlar var dedi kendi kendine.
utandı yeterince bilmediği için.
şu aralar kendi maketinin nasıl bir şey olması gerektiğini bilen bir yazarla karşılaşmıştı.
onu da anmadan geçemeyecekti içinden.
maketleri yapıştıran uhular kafa yapardı.
tıpkı aşk gibi.
herkes o ekranların başında aynı şeyin peşindeymiş gibiydi.
zugra merak ediyordu kendi dertlerinin arasında bazen de olsa, hani kendi bencilliğinden bir anlığına sıyrıldığında.
meja derin uykuya dalmadan önce en çok neye üzülürdü hayatıyla ilgili?
ya da abdulseyidbincabbar istanbul'un sokaklarında dolaşırken en çok kimi özlemekteydi?
domestic hıyar burada yoktu artık ama iyi miydi? hani mücadelesini hiç bırakmamasını hep dileyen zugra ayıp ettiyse...
lucifer'a bir ara sormalıydı o iş yerinde plazaların demlerinde sakin olunur muydu?
sahi plazalarda ne olurdu?
hep arşa çıktığını düşündüğümüz binalarda değildik ama herkesin kafası belli ki arştaydı.
yanlış anlamayın, istikbal göklerdeydi ama bunu salık veren eminim şu halimize baksa üzülürdü.
oturdu düşündü günün hesabını yaparken.
soracak mecali yoktu bu insanlara.
buradan sorması da belki abesti.
daha nice yazarlar var dedi kendi kendine.
utandı yeterince bilmediği için.
şu aralar kendi maketinin nasıl bir şey olması gerektiğini bilen bir yazarla karşılaşmıştı.
onu da anmadan geçemeyecekti içinden.
maketleri yapıştıran uhular kafa yapardı.
tıpkı aşk gibi.
devamını gör...
katar'ın tıp fakültelerimize çökmesi
6 sene okuyabiliyorsa bırakın okusunlar. dogal seçilim diye birşey var. en fazla katarlı bir doktor tercih etmezsiniz
devamını gör...
abdurrahman kızılay
2010'da vefat etmiş olan 1938 doğumlu kerküklü ırak türkmeni türk halk müziği sanatçımız. asıl adı abdurrahman ömer ibrahim'dir. ankara devlet konservatuvarı kontrbas bölümünde tahsil görmüştür. daha sonraları bağdat güzel sanatlar akademisi'nde eğitimine devam etmiştir. ud virtüözüdür. kerküklü usta sanatçılardan reşit küle rıza, mustafa kalayı, izzettin nimet, mehmet gülboy ve abdülvahit küzecioğlu'ndan ders almıştır. ayrıca fahri kopuz'dan da türk mûsikisi dersleri almıştır. ankara ve istanbul radyolarında türkü söylemiş, bağdat radyosu türkmence bölümünde ise programlar yapmıştır. yurt içi ve yurt dışı birçok konser vermiştir. 1974'te türk vatandaşı olmuştur. kerkük kızılayı'nda gönüllü çalıştığı için kızılay soyadı önerilmiş o da bu teklifi kabul etmiştir ve kızılay soyadını almıştır. en ünlü eseri olan "altın hızma mülayim" mükemmel bir eserdir. öyle ki spotify'da tekrara alıp yüzlerce kez dinlenmesinde hiçbir beis yoktur. kerkük türkülerini çok güzel bir şekilde icra etmiştir. urfalı türk halk müziği sanatçısı mehmet özbek ile iyi bir ikili olmuşlardır. vefatından önce türkmeneli televizyonunda program yapmakta idi. (bkz: altın hızma mülayim)
altun hızma mülayim/ seni haktan dileyim
yaz günü temmuzda/ sen terle ben sileyim
gün gördüm, günler gördüm/ seni gördüm şad'oldum
altın hızma incidi/ gömleği narıncıdı
benim lal olmuş dilim/ ne dedi yar incidi
gün gördüm, günler gördüm/ seni gördüm şad'oldum
altın hızma gadağa/ yaraşıp alt dudağa
güzel gel görüşelim/ men gidirem ırağa
gün gördüm, günler gördüm/ seni gördüm şad'oldum.
altun hızma mülayim/ seni haktan dileyim
yaz günü temmuzda/ sen terle ben sileyim
gün gördüm, günler gördüm/ seni gördüm şad'oldum
altın hızma incidi/ gömleği narıncıdı
benim lal olmuş dilim/ ne dedi yar incidi
gün gördüm, günler gördüm/ seni gördüm şad'oldum
altın hızma gadağa/ yaraşıp alt dudağa
güzel gel görüşelim/ men gidirem ırağa
gün gördüm, günler gördüm/ seni gördüm şad'oldum.
devamını gör...
narcissus
mitolojide sudaki yansımasına bakarak kendi güzelliğine tutulan, kendini seyretmekten vazgeçemediği için sonunda can veren ve nergis çiçeğine dönüşen, böylece cezalandırılan avcı.
michelangelo merisi da caravaggio'nun 1599 tarihli tablosunun adı.
caravaggio - narcissus (1599) kaynak: wikimedia
tabloda narcissus'un kendi yansımasına hayranlıkla bakışını görüyoruz. ışık ve gölgeyi çok iyi kullanmasıyla bilinen caravaggio tabloda ustalığını konuşturmuş. nasıl ki narcissus kendini gördüğü andan itibaren ölene kadar kendini seyretmeye devam etmiş, biz de arkaplanın tamamen karanlık olmasıyla eserde sadece ona ve daha koyu tonlarla resmedilmiş yansımasına odaklanabiliyoruz.

kendisini nasıl büyük bir ilgiyle seyrettiğine bakın. rüyada gibi. ayrıca elleri suyun tam kıyısında. o kadar dalmış ki neredeyse suya düşecek gibi bir hava uyandırıyor bu tablo.
daha ayrıntılı bilgi için kaynak
michelangelo merisi da caravaggio'nun 1599 tarihli tablosunun adı.
caravaggio - narcissus (1599) kaynak: wikimediatabloda narcissus'un kendi yansımasına hayranlıkla bakışını görüyoruz. ışık ve gölgeyi çok iyi kullanmasıyla bilinen caravaggio tabloda ustalığını konuşturmuş. nasıl ki narcissus kendini gördüğü andan itibaren ölene kadar kendini seyretmeye devam etmiş, biz de arkaplanın tamamen karanlık olmasıyla eserde sadece ona ve daha koyu tonlarla resmedilmiş yansımasına odaklanabiliyoruz.

kendisini nasıl büyük bir ilgiyle seyrettiğine bakın. rüyada gibi. ayrıca elleri suyun tam kıyısında. o kadar dalmış ki neredeyse suya düşecek gibi bir hava uyandırıyor bu tablo.
daha ayrıntılı bilgi için kaynak
devamını gör...
almanya'nın çifte vatandaşlığı yasaklaması
gurulu düzenümiz var yiğenim milliyetçilerini üzecek haberdir.
haydi bakalım gazanız mübarek olsun, bütün memleket en içten duygularıyla kucaklayacak sizi.
haydi bakalım gazanız mübarek olsun, bütün memleket en içten duygularıyla kucaklayacak sizi.
devamını gör...
kitap alıntıları
– biliyor musun olric.
+ neyi efendimiz?
– onunla ne zaman lades oynasak hep o kazandı.
+ neden efendimiz?
– kalbimdeyken nasıl aklımda derdim?
tutunamayanlar
oğuz atay
+ neyi efendimiz?
– onunla ne zaman lades oynasak hep o kazandı.
+ neden efendimiz?
– kalbimdeyken nasıl aklımda derdim?
tutunamayanlar
oğuz atay
devamını gör...
şahsiyet
t: son bölümlere kadar kabızsal ve aşırı yapaysal bir diziydi. ilk bölümü 6 ay civarında bitirdim.
"kurgu bu sonuçta, yapaylık ne alâka?" demediğinizi duyar gibiyim. efendim, kurgusalın da kendi içinde bir mantığı, olağanlığı var, diye düşünüyorum. gerçek dünyadaki gerçek bir olayı anlatan tamamen yapay bir evren ve buna bağlı olarak yapay diyaloglar gördüm ben dizide. bana göre değil.
son 2-3 bölümde işler iyice ciddiye binince niyeyse bir anda herkes ciddili olmaya başladı. onun öncesinde yapmacık, sahneyle alakasız, bağlamdan kopuk, ne idüğü belirsiz özlü sözler yerlerini sıradan laflara bıraktı.
öz: absürttü, izledik, yarı-beğendik.
"kurgu bu sonuçta, yapaylık ne alâka?" demediğinizi duyar gibiyim. efendim, kurgusalın da kendi içinde bir mantığı, olağanlığı var, diye düşünüyorum. gerçek dünyadaki gerçek bir olayı anlatan tamamen yapay bir evren ve buna bağlı olarak yapay diyaloglar gördüm ben dizide. bana göre değil.
son 2-3 bölümde işler iyice ciddiye binince niyeyse bir anda herkes ciddili olmaya başladı. onun öncesinde yapmacık, sahneyle alakasız, bağlamdan kopuk, ne idüğü belirsiz özlü sözler yerlerini sıradan laflara bıraktı.
öz: absürttü, izledik, yarı-beğendik.
devamını gör...
çayı süt ile içmek
güney afrika'dada sütle karıştırıp içiyorlar. siz nasıl onların süt koymasını tuhaf buluyorsanız, onlarda bize, siz nasıl sade çayı içebiliyorsunuz diyorlar.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlükcüğüm.
günaydın canlarım.
günaydın güzellerim.
günaydın gençler, daima genç kalanlar ve genç kalmakta ısrar edenler.
yorgunluktan memduh bayraktaroğlu'na bağladım.
her şeye rağmen kuyruğumu dik tutmak maksadıyla kuyruğumu enseme bağlamış olsam da...
ben çok yorgunum ya. *
günaydın canlarım.
günaydın güzellerim.
günaydın gençler, daima genç kalanlar ve genç kalmakta ısrar edenler.
yorgunluktan memduh bayraktaroğlu'na bağladım.
her şeye rağmen kuyruğumu dik tutmak maksadıyla kuyruğumu enseme bağlamış olsam da...
ben çok yorgunum ya. *
devamını gör...
luftwaffe
2. dünya savaşı sırasında almanların hava gücüne verilen ad. hermann göring tarafından 1935 yılında kurulmuştur. ingiltereyi işgal planına kadar avrupanın ebesini bellemiştir. genel olarak bu kuvvetin amacı kara kuvvetlerine havadan destek sağlamaktır.
bunun için özel uçaklar bile üretilmiştir tank avcısı stuka gibi. 1. dünya savaşında üstün başarılar kazanan alman hava kuvvetleri, versay antlaşması ile resmen yok edilmişti. almanların hava kuvveti kurması yasaklanmış sadece sivil havacılık yapılmasına izin verilmiştir.
hitler versay antlaşmasını yırtıp attığı zaman ilk iş olarak gestaponun başındaki hermann göring’i buraya getirmek oldu ki bana göre richthofen ailesinden biri daha iyi olurdu.
v1 v2 v3 füzeleri bu have kuvvetleri tarafından kullanılmıştır ki bu füzeler dünya savaş tarihinin ilk füzeleridir.
denizaslanı operasyonu için luftwaffe ingiltere'yi bombalamıştır, ancak çok ağır bir yenilgi almıştır. raf (royal air force)'ın yaklaşık 700 civarında uçağına karşı luftwaffe'nin 3000 uçağı vardı.
alman yenilgisinin sebebi messerschmitt bf 109 ve junkers ju-87 uçaklarının yakıtlarının çok kısa sürede bitmesi olmuştur.
bombardıman uçakları bf 109 uçaklarının koruması dışındayken raf tarafından kolayca avlanıyordu. bu yüzden almanya göklerde ingiltere'ye karşı çok büyük bir yenilgi aldı.
bunun için özel uçaklar bile üretilmiştir tank avcısı stuka gibi. 1. dünya savaşında üstün başarılar kazanan alman hava kuvvetleri, versay antlaşması ile resmen yok edilmişti. almanların hava kuvveti kurması yasaklanmış sadece sivil havacılık yapılmasına izin verilmiştir.
hitler versay antlaşmasını yırtıp attığı zaman ilk iş olarak gestaponun başındaki hermann göring’i buraya getirmek oldu ki bana göre richthofen ailesinden biri daha iyi olurdu.
v1 v2 v3 füzeleri bu have kuvvetleri tarafından kullanılmıştır ki bu füzeler dünya savaş tarihinin ilk füzeleridir.
denizaslanı operasyonu için luftwaffe ingiltere'yi bombalamıştır, ancak çok ağır bir yenilgi almıştır. raf (royal air force)'ın yaklaşık 700 civarında uçağına karşı luftwaffe'nin 3000 uçağı vardı.
alman yenilgisinin sebebi messerschmitt bf 109 ve junkers ju-87 uçaklarının yakıtlarının çok kısa sürede bitmesi olmuştur.
bombardıman uçakları bf 109 uçaklarının koruması dışındayken raf tarafından kolayca avlanıyordu. bu yüzden almanya göklerde ingiltere'ye karşı çok büyük bir yenilgi aldı.
devamını gör...
friedrich goltz
friedrich goltz (1834-1902) psikolog ve yazardır. kaynayan kurbağa (boiling frog) deneyi ile beyni çıkarılmış bir kurbağanın yavaşça ısınan suda kalacağını, ancak 25 ° c'ye ulaştığında normal bir kurbağanın sudan kaçmaya çalıştığını gösterdi.
kaynayan kurbağa hikayesi, genellikle, insanları istenmeyen sonuçlara maruz kalmaları için kademeli değişimin bile farkında olmaları konusunda uyaran bir metafor olarak sunulur.
boiling frog
(bkz: kurbağa deneyi)
kaynayan kurbağa hikayesi, genellikle, insanları istenmeyen sonuçlara maruz kalmaları için kademeli değişimin bile farkında olmaları konusunda uyaran bir metafor olarak sunulur.
boiling frog
(bkz: kurbağa deneyi)
devamını gör...
medeni insanın özellikleri
karşısındaki kişinin özel hayat sınırlarının içine dalmaz, çok özel soru sormaz, zaten merakda etmez medeni kişi..
izin almadan sen demez.. zaten diyemez, istemez..
sohbet ediliyorsa, yüzüne bakıldı, adam yerine koyuldu diye, özellikle erkek medeniyetsiz kişisi gibi, konuları, örnekleri, alakalı alakasız, belden aşağı çekmeye can atmaz..
izin almadan sen demez.. zaten diyemez, istemez..
sohbet ediliyorsa, yüzüne bakıldı, adam yerine koyuldu diye, özellikle erkek medeniyetsiz kişisi gibi, konuları, örnekleri, alakalı alakasız, belden aşağı çekmeye can atmaz..
devamını gör...
yazmak isteyip yazamamak
yazın yazın. hayat kısa kuşlar uçuyooorr.* geç kalmayınız efenim.
devamını gör...
sadece şeyma vs tutunamayanlar
geçenlerde bir magazin programında (bkz: şeyma subaşı)' nın sadece şeyma kitabı ile (bkz: oğuz atay)' ın tutunamayanlar'ı karşılaştırılıyordu. anonim bir kişi şöyle demiş: şeyma subaşı'nın (bkz: ınstagram) da 3 milyon takipçisi var oğuz atay'ın ise ınstagramı bile yok. konuyu çok güzel özetlemiş diye düşünüyorum.
devamını gör...
ahmet hamdi tanpınar
1901 yılında istanbul'da doğmuş, 24 ocak 1962 yılında vefât etmiştir. babası batum'lu hüseyin fikri efendi kadılıktan emekli olmuştur. annesi ise trabzonlu nesime bahriye hanım'dır. babasının memuriyeti sebebiyle memleketin muhtelif şehirlerinde yaşamış, kerkük'te de bulunmuştur. tanpınar, edebiyat öğretmeni olarak yurdun çeşitli şehirlerinde görev yapmış, görev yaptığı şehirleri ''beş şehir'' adlı kitabında tanıtmıştır. yahya kemal beyatlı'nın da öğrencisidir. şiirde muhakkak surette veznin gerekliliği üzerinde durmuştur. ''gençlerimiz vezinle alâkalarını kesmiş gibidir ve hiç olmazsa istidatlıları... halbuki avrupa şiiri, vezni hiç bırakmadı. sazsız bir millet olmaz....'' ayrıca tanpınar, şiirde harc-ı âlem fikirlerin konu edilmesini de doğru bulmamış, bu mânâda orhan veli kanık'ı eleştirmiştir: ''...dil herşeyin üstüne çıktı. haklı veya haksız söylenecek olanın yerini , söyleme tarzına ait endişeler aldı. orhan veli'den beri bir çeşit yârenlik , şiirin büyük üslûp işi olduğunu bize unutturdu...'' sözleri o'na aittir. ahmet hamdi tanpınar'ın ; ''19. asır türk edebiyatı tarihi'', ''beş şehir'', ''huzur'', ''saatleri ayarlama enstitüsü'', ''sahnenin dışındakiler'', ''abdullah efendi'nin rüyaları'', şiirlerinin toplandığı ''bütün şiirleri'', ''mahur beste'' gibi eserleri meşhur olmuştur.
devamını gör...
ışıklı yol
izel'in 2007 yılında piyasaya sürdüğü albüm. albüm ile aynı ismi taşıyan şarkı muazzam. yalnız ben şarkıyı fettah can'dan dinliyorum. yanlışım yoksa söz/müzik fettah can ve sinan akçıl'a ait. tam da emin değilim piyasa çok karışık. belki de izel'indir sözler. neyse şarkının kimin olduğu çok önemli değil. önemli olan şarkının ne kadar güzel olduğu.
devamını gör...
mutfakta sinir eden durumlar
demligin devrilmesi..temizlemesi işkence.. vallahi çay içmekten soğutuyor..
devamını gör...
özgürlüğün hissedildiği anlar
on beş sene çalıştığım kurumdan istifa hakkım dolduğu gün, heyecandan kahvaltıyı bile yarım bırakıp koşa koşa işlemleri başlattığım gün en özgür hissettiğim andır.
devamını gör...
