bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
"... yaşadım diyebilmen için? "
mağlup mu desem mahcup mu ama ikisi de değil ben garip sen güzel dünya umutlu öyle bir tuhafım bu akşamüstü sevgilim canavar götürür gibi iki yanım iki süngü
ahmed arif
işte böyle hissiyatlı bir yayına en içten sevgilerimi bırakıyorum. iyi ki...
mağlup mu desem mahcup mu ama ikisi de değil ben garip sen güzel dünya umutlu öyle bir tuhafım bu akşamüstü sevgilim canavar götürür gibi iki yanım iki süngü
ahmed arif
işte böyle hissiyatlı bir yayına en içten sevgilerimi bırakıyorum. iyi ki...
devamını gör...
wien kayma yasası
wilhelm wien tarafından ortaya konmuş olan, kara cisim ışınımının sıcaklığıyla dalga boyu arasındaki bağıntıyı veren yasa. wien yasası adıyla da bilinir. buna göre sıcaklık ile dalga boyu ters orantılıdır.
devamını gör...
üçüncü sayfa radyo yayını
kimyasal hadım ya da idam, karşı karşıya olduğumuz üzücü sonuçlardan yola çıkarak önerdiğimiz yaptırımlar.
bence suça giden yolu ve sebeplerini ortadan kaldırmamız lazım.
kısaca söyleyecek olursak, hukuka duyulan inanç ve eğitim bu meselenin kilit noktası.
bence suça giden yolu ve sebeplerini ortadan kaldırmamız lazım.
kısaca söyleyecek olursak, hukuka duyulan inanç ve eğitim bu meselenin kilit noktası.
devamını gör...
(tematik)
munchausen sendromu
kişinin amacı hastalık üzerinden ilgi çekmektir. yalnız olan yaşlılarda sık görülür.
devamını gör...
istanbul'un yazılı olmayan kuralları
bu şehire aşina olanların bildiği kurallardır.
*kadıköy boğa heykelinde buluşacaksanız asla heykelin yanında durmamalısınız. iki tarafta heykeli gören bir yere geçer ve orada birbirlerini görüp buluşurlar.
*kadıköy, taksim, beşiktaş tarzı insanların kalabalık olduğu yerlerde mutant tipli bir ayakkabı boyacısı size yaklaşıp ayakkabınızı "içinden geldiği için" boyamak istiyorsa boyatmayın. para alana kadar bırakmaz.
*sahilde elinde tavşan olan garip birisini görürseniz uzaklaşın. tavşanı sevdiğiniz için sizden para isteyebilir.
*çok kısa vaktinizi alabilir miyim? diye soran birine asla var demeyin. sizden ya para istiyordur ya da dolaylı yoldan para istiyordur.
*bildiğiniz bir ürünü farklı bir yerden alacaksanız ya da bilmediğiniz bir ürünü yine aşina olmadığınız bir yerden alacaksanız "bu ne kadar?" gibi bir soru sormayın. az çok fiyatını biliyorsanız; "bunun fiyatı şu muydu?" ya da "bu ne kadardı?" gibi bildiğinizi varsayan şekilde sorun. yoksa iki katı fiyatına kitlerler.
*moda sahile giderken 2 bira mı alsam 3 mü? diye düşünmeyin. 3 alın.
*maç günleri olabildiğince yer üstü ulaşımdan uzak durun.
*bir yerde robocop gibi polisler görürseniz orada ya bir olay olmuştur ya da olacaktır ona göre hazırlıklı olun.
*karşıdan karşıya geçerken minibüsçü ve taksilere güvenmeyin. yavaşlamazlar.
*sarı dolmuşlara biner binmez (ilk duraktan biniyorsanız) şoför koltukta yoksa şoför geldiğinde hemen parayı uzatmayın özellikle arkada oturuyorsanız. çünkü öndeki de henüz uzatmamıştır ve uyuz olur. fakat bana ne diyorsanız devam edin.
*otobüse ilk bindiğinizde bir yer boşaldıysa daha siz binerken hemen geçip oraya oturmayın. sizden önce ayakta olanların oturmasını bekleyin. bu aslında çok basit, yazılı olmayan bir görgü kuralı fakat çoğu öküz buna uymaz. siz öküz olmayın.
*dükkanın önünde sığır gibi bağıran gıda işletmelerine girmeyin. hem yemekleri kötüdür hem de çomarlardır.
*kampanya yazan her hangi bir şeyden uzak durun.
*fazla akbili olan var mı? sorusuna kayıtsız kalmayın. yarın sizin ki bitecek. az insan olun.
*minibüse (özellikle sabah) asla ama asla 200 tl vermeyin.
*otobüse at sokmayın. çünkü sığmazlar. binin.
*taksim'e gitmeyin. oranın istanbul ile bir alakası kalmadı.
*galata kulesi ve kız kulesi tamamen overrated'dır. boşuna gitmeyin.
*midyeci ahmet overrated.
*taksiye biniyorsanız kesinlikle ama kesinlikle telefondan harita açın. çünkü asla gidecekleri yeri bilmezler. geçen gün kadıköy'de bir taksici "ortaköy neredeydi? mecidiyeköy'ün altı mı?" dedi. 70 iq'larıyla sizi kandırmaya çalışırlar. bir de asla bilmiyorsanız bile gideceğiniz yeri biliyormuş gibi bir hava takının.
*bilmediğiniz bir yere gidiyorsunuz ve minibüçüye söylediniz. o size hatırlatacağını söyledi diye güvenmeyin. yolculardan birine sorun daha sorumlu hissederler kendilerini. minibüsçüye kaldıysanız da shrek gibi minibüsçüyü delirtene kadar defalarca sorun. geldik mieeeee?
*bir şeyin önünde sıra varsa sosyal medyada popüler olmuştur ve yüzeysel bir yerdir. asla oraya girmeyin. sıraya da girmeyin komik gözüküyor.
*adalarda'ki faytonlara asla binmeyin.
*tanımadığınız insanlara asla güvenmeyin. her bok çıkabilir.
*birisi yolunuzu kesip "yanlış anlama dilenci değilim" ile cümleye giriş yapıyorsa sinyalcidir. bu da dilenci olduğunu gösterir. çelişki dolu insanlarla muhattap olmayın.
*yürürken önünüze bakın malak gibi yürümeyin her yer insan.
*anadolu yakasında e5 yakayı sosyoekonomik olarak bıçak gibi ikiye böler. 500 metrede çevrenizin nasıl değiştiğine şaşırırsınız. gezilecek, gidilecek yerler sahile bakan taraftadır. oturulacak yerlerde tabii ki. paranız yeterse...
*dudullu'ya gitmeyin.
*yağmurlu günlerde kaldırımın yola bakan tarafından yürümeyin.
*kimseyle gereksiz muhabbete girmeyin deli dolu.
*bir deli görürseniz de sizin de deli olduğunuzu ona hissettirin. tırsak durmayın. ağzınıza sıçar.
*arabanız varsa başkasının evinin önüne park etmeyin. olay çıkar.
*kadıköy rıhtım tarafında yemek yemeyin. çok sarhoş değilseniz :)
*gece içtikten sonra ayık 24'e gidebilirsiniz. çorbaları güzeldir. (lokasyon kadıköy)
*karaköy'deki hipster kafelere gitmeyin. bohem adı altında özenti dolu leş gibi bir ortamda bir çay ve tatlıya 50 tl verip götünüze baka baka çıkarsınız.
* her yerden benzin almayın.
*sahilde bisiklet yolundan yürümeyin. üsküdar'dakine bakmayın o göstermelik. orada asla bisiklete binmeyin. hatta üsküdar'a gitmeyin bile bence.
*marmaray'da, sirkeci'de indiyseniz asla merdivenleri kullanmayın. khazad-dumgibi kazmışlar. asansörü kullanın.
*öğleden sonra simit alacaksanız asla "simitler taze geldi, akşam simidi" gibi teranelere inanmayın. yok öyle bir şey.
*kadıköy osmanağa camiinin oradaki durakların arkasında oturmayın. orada hep sapık amcalar oturur.
*aynı şekilde semtin yabancısıysanız haldun taner'in çaprazındaki tuvaletin olduğu parktan geçecekseniz olabildiğince hızlıca geçin. haldun taner yanındaki heykelin yanındaki parkta da oturmayın.
*içip içip sokaklara işemeyin diyecem ama yapacaksınız.
*kadıköy boğa heykelinde buluşacaksanız asla heykelin yanında durmamalısınız. iki tarafta heykeli gören bir yere geçer ve orada birbirlerini görüp buluşurlar.
*kadıköy, taksim, beşiktaş tarzı insanların kalabalık olduğu yerlerde mutant tipli bir ayakkabı boyacısı size yaklaşıp ayakkabınızı "içinden geldiği için" boyamak istiyorsa boyatmayın. para alana kadar bırakmaz.
*sahilde elinde tavşan olan garip birisini görürseniz uzaklaşın. tavşanı sevdiğiniz için sizden para isteyebilir.
*çok kısa vaktinizi alabilir miyim? diye soran birine asla var demeyin. sizden ya para istiyordur ya da dolaylı yoldan para istiyordur.
*bildiğiniz bir ürünü farklı bir yerden alacaksanız ya da bilmediğiniz bir ürünü yine aşina olmadığınız bir yerden alacaksanız "bu ne kadar?" gibi bir soru sormayın. az çok fiyatını biliyorsanız; "bunun fiyatı şu muydu?" ya da "bu ne kadardı?" gibi bildiğinizi varsayan şekilde sorun. yoksa iki katı fiyatına kitlerler.
*moda sahile giderken 2 bira mı alsam 3 mü? diye düşünmeyin. 3 alın.
*maç günleri olabildiğince yer üstü ulaşımdan uzak durun.
*bir yerde robocop gibi polisler görürseniz orada ya bir olay olmuştur ya da olacaktır ona göre hazırlıklı olun.
*karşıdan karşıya geçerken minibüsçü ve taksilere güvenmeyin. yavaşlamazlar.
*sarı dolmuşlara biner binmez (ilk duraktan biniyorsanız) şoför koltukta yoksa şoför geldiğinde hemen parayı uzatmayın özellikle arkada oturuyorsanız. çünkü öndeki de henüz uzatmamıştır ve uyuz olur. fakat bana ne diyorsanız devam edin.
*otobüse ilk bindiğinizde bir yer boşaldıysa daha siz binerken hemen geçip oraya oturmayın. sizden önce ayakta olanların oturmasını bekleyin. bu aslında çok basit, yazılı olmayan bir görgü kuralı fakat çoğu öküz buna uymaz. siz öküz olmayın.
*dükkanın önünde sığır gibi bağıran gıda işletmelerine girmeyin. hem yemekleri kötüdür hem de çomarlardır.
*kampanya yazan her hangi bir şeyden uzak durun.
*fazla akbili olan var mı? sorusuna kayıtsız kalmayın. yarın sizin ki bitecek. az insan olun.
*minibüse (özellikle sabah) asla ama asla 200 tl vermeyin.
*otobüse at sokmayın. çünkü sığmazlar. binin.
*taksim'e gitmeyin. oranın istanbul ile bir alakası kalmadı.
*galata kulesi ve kız kulesi tamamen overrated'dır. boşuna gitmeyin.
*midyeci ahmet overrated.
*taksiye biniyorsanız kesinlikle ama kesinlikle telefondan harita açın. çünkü asla gidecekleri yeri bilmezler. geçen gün kadıköy'de bir taksici "ortaköy neredeydi? mecidiyeköy'ün altı mı?" dedi. 70 iq'larıyla sizi kandırmaya çalışırlar. bir de asla bilmiyorsanız bile gideceğiniz yeri biliyormuş gibi bir hava takının.
*bilmediğiniz bir yere gidiyorsunuz ve minibüçüye söylediniz. o size hatırlatacağını söyledi diye güvenmeyin. yolculardan birine sorun daha sorumlu hissederler kendilerini. minibüsçüye kaldıysanız da shrek gibi minibüsçüyü delirtene kadar defalarca sorun. geldik mieeeee?
*bir şeyin önünde sıra varsa sosyal medyada popüler olmuştur ve yüzeysel bir yerdir. asla oraya girmeyin. sıraya da girmeyin komik gözüküyor.
*adalarda'ki faytonlara asla binmeyin.
*tanımadığınız insanlara asla güvenmeyin. her bok çıkabilir.
*birisi yolunuzu kesip "yanlış anlama dilenci değilim" ile cümleye giriş yapıyorsa sinyalcidir. bu da dilenci olduğunu gösterir. çelişki dolu insanlarla muhattap olmayın.
*yürürken önünüze bakın malak gibi yürümeyin her yer insan.
*anadolu yakasında e5 yakayı sosyoekonomik olarak bıçak gibi ikiye böler. 500 metrede çevrenizin nasıl değiştiğine şaşırırsınız. gezilecek, gidilecek yerler sahile bakan taraftadır. oturulacak yerlerde tabii ki. paranız yeterse...
*dudullu'ya gitmeyin.
*yağmurlu günlerde kaldırımın yola bakan tarafından yürümeyin.
*kimseyle gereksiz muhabbete girmeyin deli dolu.
*bir deli görürseniz de sizin de deli olduğunuzu ona hissettirin. tırsak durmayın. ağzınıza sıçar.
*arabanız varsa başkasının evinin önüne park etmeyin. olay çıkar.
*kadıköy rıhtım tarafında yemek yemeyin. çok sarhoş değilseniz :)
*gece içtikten sonra ayık 24'e gidebilirsiniz. çorbaları güzeldir. (lokasyon kadıköy)
*karaköy'deki hipster kafelere gitmeyin. bohem adı altında özenti dolu leş gibi bir ortamda bir çay ve tatlıya 50 tl verip götünüze baka baka çıkarsınız.
* her yerden benzin almayın.
*sahilde bisiklet yolundan yürümeyin. üsküdar'dakine bakmayın o göstermelik. orada asla bisiklete binmeyin. hatta üsküdar'a gitmeyin bile bence.
*marmaray'da, sirkeci'de indiyseniz asla merdivenleri kullanmayın. khazad-dumgibi kazmışlar. asansörü kullanın.
*öğleden sonra simit alacaksanız asla "simitler taze geldi, akşam simidi" gibi teranelere inanmayın. yok öyle bir şey.
*kadıköy osmanağa camiinin oradaki durakların arkasında oturmayın. orada hep sapık amcalar oturur.
*aynı şekilde semtin yabancısıysanız haldun taner'in çaprazındaki tuvaletin olduğu parktan geçecekseniz olabildiğince hızlıca geçin. haldun taner yanındaki heykelin yanındaki parkta da oturmayın.
*içip içip sokaklara işemeyin diyecem ama yapacaksınız.
devamını gör...
günün tek cümlelik özeti
bunaldım.
devamını gör...
ehad
allah'ın, kuran'da geçen isim ve sıfatlarından biri. allah'ın her zaman tek ve eşsiz oluşu inancının en kısa anlatımı olan la ilahe illallah dediğimiz kelime-i tevhit inancı, allah'ın bu sıfatına olan inanca yöneliktir.
devamını gör...
amerikan şehirlerinin çok düzenli olması
arazinin çok geniş olmasından dolayıdır.
yaygın şehir düzeninde inşaa ediyorlar.
yaygın şehir düzeninde inşaa ediyorlar.
devamını gör...
normal sözlük'ün flash tv'ye benzemesi
aslında gündemde olan olaylar için burada başlık açılıyor tabi, sadece özellikle siyasi konulara girmek istemeyen yazar sayısı fazla o kadar, yoksa sözlüğe elbette gündem taşınıyor.
devamını gör...
sahafta tanışılan kişiyle evlenmek
kiminin dünyanın en sıkıcı işi dediği şey, kimilerinin hayali. hayat çok garip değil mi ya?
arada tanımı da yapmışım. bu gurur hepimizin.
arada tanımı da yapmışım. bu gurur hepimizin.
devamını gör...
kızılderili atasözleri
tüm canlı varlıkları kendileriyle aynı seviyede kabul eden kızılderililer, bir hayvan avladıklarında, hayvanın ruhuna teşekkür eder, onu yalnızca yiyeceğe ihtiyaç duydukları için öldürdüklerini söylerler. bir ağacı kestiklerinde ağaca saygı duyar, onun ruhuna teşekkür ederler. doğadan ihtiyaç duyduklarından fazlasını almazlar. atasözlerinde doğa sevgisi vurgulanır.
her sabah uyandığında; günün ışığı için, yaşadığın ve gücün yerinde olduğu için, karnını doyurduğun için şükret. eğer şükretmek için ortada bir sebep göremiyorsan hata kendinde demektir.
günümüzde insanlar bilgiyi arar oldu, hikmeti değil. halbuki bilgi mazidir, hikmet ise istikbal.
toprak yaratıldığında üzerinde sınır çizgileri yoktu, onu bölmek insanlara düşmez.
bütün bitkiler ve hayvanlar kardeşimizdir. bizlerle konuşurlar, eğer dinlersen; duyabilirsin.
düşünceler oklar gibidir. bir kere salıverildiler mi, gider hedefi vururlar. onlara iyi sahip ol, bir gün hedef kendin olabilirsin.
fakir olmak, şerefsiz olmaktan daha küçük bir meseledir.
ölüler güç ve bilgilerini beraberinde götürmez, yaşayanlara ilave eder.
hayvanlar olmadan insanlar nedir ki? eğer bütün hayvanlar kaybolup giderse insanoğlu büyük bir ruh yalnızlığı içinde ölecektir. hayvanlara ne olduysa insanlara da aynısı olur. her şey birbirine bağlıdır. yerkürenin başına gelen, yerkürenin çocuklarının da başına gelecektir.
hayat nedir? ateş böceğinin bir anlık parıltısı, bir bufalonun kışın aldığı nefes, çimlerin üzerine düşen ve günbatımıyla kaybolan küçük bir gölgedir.
eğer herkes fikrini söyler ve yapması gerekeni yaparsa, barış güneşi sonsuza kadar parlar.
yaratıcının kelimeleri meşe yaprağı gibi sararıp düşmez; çam yaprağı gibi ilelebet yeşil kalır.
son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.
yeryüzü, bize atalarımızdan miras kalmadı, çocuklarımızdan ödünç aldık.
sadece gerçekleşmesini arzu ettiğin şeyleri istemek için dua etme, çünkü insan kendisi için en iyinin hangisi olduğunu bildiğini iddia edemez.
bana anlattığında, unutacağım. bana gösterdiğinde, hatırlamayabilirim. beni işin içine sok, anlayacağım
bizim halkımız ile beyaz halk arasındaki en büyük fark tevazudadır. bizim insanımız ne kadar yükselirse yükselsin, ne kadar ileriye giderse gitsin, bilir ki yaratıcı’nın ve kainatın önünde bir zerredir.
arkamda yürüme, ben öncün olmayabilirim. önümde yürüme, takipçin olmayabilirim. sana uymayabilirim. yanımda yürü ki böylece seni görebileyim, böylece ikimiz eşit oluruz.
bir kere "al şunu" demek, iki kere "ben vereceğim" demekten iyidir.
her şey bir halka gibi hareket eder. hareketlerimiz de döner dolaşır, bize geri gelir.
insanlar tabiattan uzaklaştıkça kalbi katılaşır. insanın gözleri öyle kelimelerle konuşur ki, dil onları telaffuz edemez.
yanlışı gören ve önlemek için eli uzatmayan, yanlışı yapan kadar suçludur.
kartalı vuran kendi tüyünden yapılmış oktur.
doğum yapan her şey dişidir. kadınların ezelden beri bildiği kainatın dengelerini erkekler de anlamaya başladıkları zaman, dünya daha iyi bir dünya olmak üzere değişmeye başlamış olacaktır.
dur, dinle. hep konuşursan hiçbir şey duyamazsın.
dünyadaki her şeyin bir sebebi vardır. her bitki bir hastalığı tedavi etmek için büyür. ve her insan bir görevle yaratılmıştır.
gözlerde yaş yoksa, ruh gökkuşağına sahip olamaz.
insan iki ruhludur. içinde bir iyi köpek bir de kötü köpek kavga eder. hangisini daha çok beslersen o kazanır.
ilkbaharda usul usul yürü; toprak ana hamiledir.
bir ayağı kanoda bir ayağı teknede olanlar daima nehre düşerler.
kaybetmeyi ahlaksız bir teklife tercih et. ilkinin acısı bir an, diğerinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer.
derinin rengi insanları farklı kılmaz. iyi iyidir, kötü kötüdür. büyük yaratıcı hepimizi kardeş olarak yaratmıştır.
kehanet, muhtemel bir olayı kesin bir bakış ile görmekten başka şey değildir. hava ya bulutlu olacaktır, ya da güneş açacaktır.
komşun hakkında hüküm vermeden önce, iki ay onun makosenleriyle yürü!
su gibi olmalıyız. her şeyden aşağıda, ama kayadan bile kuvvetli.
unutmayın çocuklarınız sizin değildir. onu yaratıcı'dan ödünç aldınız.
yükün dürüstlükse, gücün düşer belki ama, başın düşmez.
beyaz adam çok konuşuyor. sürekli konuşuyor. bu yüzden hiç duymuyor.
hayat ölümden ayrı değildir. sadece öyle görünür.
doğduğunda sen ağladın ama dünya çok memnundu, öyle bir hayat yaşa ki sen öldüğünde bütün dünya ağlasın ama sen çok memnun ol.
kuduz bir köpeği besliyorsan minnet ve sadakat bekleyemezsin.
dünün, bugünün işine karışmasına izin verme.
bir düşman çok, yüz dost azdır.
daha sık gökyüzüne bak, daha az ayaklara, böylece düşüncelerin daha net ve hafif olacaktır. konuşmak yerine, daha çok sessiz kal; böylelikle ruhun sakinliğe ve huzura erebilecek.
düşmanımı cesur ve kuvvetli yap! eğer onu yenersem utanç duymayayım
kızılderililer ve hayvanlar, nasıl daha iyi yaşayabileceğini beyaz adamdan çok daha iyi bilir; hiç kimse temiz hava, güneş ışığı ve iyi bir su kaynağı olmadan hayatta kalamaz
esen rüzgarı dinle, onu dinlersen eğer seninle konuşur. sessizliği dinle, eğer onu dinlersen o da seninle konuşur. kalbini dinle, eğer onu dinlersen o her sorunun cevabını bilir.
gözün ile değil yüreğin ile hüküm ver.
aşkı tanıdığında, yaratıcı'yı da tanırsın.
her sabah uyandığında; günün ışığı için, yaşadığın ve gücün yerinde olduğu için, karnını doyurduğun için şükret. eğer şükretmek için ortada bir sebep göremiyorsan hata kendinde demektir.
günümüzde insanlar bilgiyi arar oldu, hikmeti değil. halbuki bilgi mazidir, hikmet ise istikbal.
toprak yaratıldığında üzerinde sınır çizgileri yoktu, onu bölmek insanlara düşmez.
bütün bitkiler ve hayvanlar kardeşimizdir. bizlerle konuşurlar, eğer dinlersen; duyabilirsin.
düşünceler oklar gibidir. bir kere salıverildiler mi, gider hedefi vururlar. onlara iyi sahip ol, bir gün hedef kendin olabilirsin.
fakir olmak, şerefsiz olmaktan daha küçük bir meseledir.
ölüler güç ve bilgilerini beraberinde götürmez, yaşayanlara ilave eder.
hayvanlar olmadan insanlar nedir ki? eğer bütün hayvanlar kaybolup giderse insanoğlu büyük bir ruh yalnızlığı içinde ölecektir. hayvanlara ne olduysa insanlara da aynısı olur. her şey birbirine bağlıdır. yerkürenin başına gelen, yerkürenin çocuklarının da başına gelecektir.
hayat nedir? ateş böceğinin bir anlık parıltısı, bir bufalonun kışın aldığı nefes, çimlerin üzerine düşen ve günbatımıyla kaybolan küçük bir gölgedir.
eğer herkes fikrini söyler ve yapması gerekeni yaparsa, barış güneşi sonsuza kadar parlar.
yaratıcının kelimeleri meşe yaprağı gibi sararıp düşmez; çam yaprağı gibi ilelebet yeşil kalır.
son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.
yeryüzü, bize atalarımızdan miras kalmadı, çocuklarımızdan ödünç aldık.
sadece gerçekleşmesini arzu ettiğin şeyleri istemek için dua etme, çünkü insan kendisi için en iyinin hangisi olduğunu bildiğini iddia edemez.
bana anlattığında, unutacağım. bana gösterdiğinde, hatırlamayabilirim. beni işin içine sok, anlayacağım
bizim halkımız ile beyaz halk arasındaki en büyük fark tevazudadır. bizim insanımız ne kadar yükselirse yükselsin, ne kadar ileriye giderse gitsin, bilir ki yaratıcı’nın ve kainatın önünde bir zerredir.
arkamda yürüme, ben öncün olmayabilirim. önümde yürüme, takipçin olmayabilirim. sana uymayabilirim. yanımda yürü ki böylece seni görebileyim, böylece ikimiz eşit oluruz.
bir kere "al şunu" demek, iki kere "ben vereceğim" demekten iyidir.
her şey bir halka gibi hareket eder. hareketlerimiz de döner dolaşır, bize geri gelir.
insanlar tabiattan uzaklaştıkça kalbi katılaşır. insanın gözleri öyle kelimelerle konuşur ki, dil onları telaffuz edemez.
yanlışı gören ve önlemek için eli uzatmayan, yanlışı yapan kadar suçludur.
kartalı vuran kendi tüyünden yapılmış oktur.
doğum yapan her şey dişidir. kadınların ezelden beri bildiği kainatın dengelerini erkekler de anlamaya başladıkları zaman, dünya daha iyi bir dünya olmak üzere değişmeye başlamış olacaktır.
dur, dinle. hep konuşursan hiçbir şey duyamazsın.
dünyadaki her şeyin bir sebebi vardır. her bitki bir hastalığı tedavi etmek için büyür. ve her insan bir görevle yaratılmıştır.
gözlerde yaş yoksa, ruh gökkuşağına sahip olamaz.
insan iki ruhludur. içinde bir iyi köpek bir de kötü köpek kavga eder. hangisini daha çok beslersen o kazanır.
ilkbaharda usul usul yürü; toprak ana hamiledir.
bir ayağı kanoda bir ayağı teknede olanlar daima nehre düşerler.
kaybetmeyi ahlaksız bir teklife tercih et. ilkinin acısı bir an, diğerinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer.
derinin rengi insanları farklı kılmaz. iyi iyidir, kötü kötüdür. büyük yaratıcı hepimizi kardeş olarak yaratmıştır.
kehanet, muhtemel bir olayı kesin bir bakış ile görmekten başka şey değildir. hava ya bulutlu olacaktır, ya da güneş açacaktır.
komşun hakkında hüküm vermeden önce, iki ay onun makosenleriyle yürü!
su gibi olmalıyız. her şeyden aşağıda, ama kayadan bile kuvvetli.
unutmayın çocuklarınız sizin değildir. onu yaratıcı'dan ödünç aldınız.
yükün dürüstlükse, gücün düşer belki ama, başın düşmez.
beyaz adam çok konuşuyor. sürekli konuşuyor. bu yüzden hiç duymuyor.
hayat ölümden ayrı değildir. sadece öyle görünür.
doğduğunda sen ağladın ama dünya çok memnundu, öyle bir hayat yaşa ki sen öldüğünde bütün dünya ağlasın ama sen çok memnun ol.
kuduz bir köpeği besliyorsan minnet ve sadakat bekleyemezsin.
dünün, bugünün işine karışmasına izin verme.
bir düşman çok, yüz dost azdır.
daha sık gökyüzüne bak, daha az ayaklara, böylece düşüncelerin daha net ve hafif olacaktır. konuşmak yerine, daha çok sessiz kal; böylelikle ruhun sakinliğe ve huzura erebilecek.
düşmanımı cesur ve kuvvetli yap! eğer onu yenersem utanç duymayayım
kızılderililer ve hayvanlar, nasıl daha iyi yaşayabileceğini beyaz adamdan çok daha iyi bilir; hiç kimse temiz hava, güneş ışığı ve iyi bir su kaynağı olmadan hayatta kalamaz
esen rüzgarı dinle, onu dinlersen eğer seninle konuşur. sessizliği dinle, eğer onu dinlersen o da seninle konuşur. kalbini dinle, eğer onu dinlersen o her sorunun cevabını bilir.
gözün ile değil yüreğin ile hüküm ver.
aşkı tanıdığında, yaratıcı'yı da tanırsın.
devamını gör...
lütfen trolleri beslemeyiniz
yani lütfen artık lütfen.
istediğiniz başlığa yazabilir, yorum yapabilirsiniz.
ama dikkati çekecek başlıklar açıp sabrımızı sınıyorlar.
sakin derin bir nefes alarak es geçelim lütfen.
istediğiniz başlığa yazabilir, yorum yapabilirsiniz.
ama dikkati çekecek başlıklar açıp sabrımızı sınıyorlar.
sakin derin bir nefes alarak es geçelim lütfen.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük! ne zaman işten eve gittim, ne zaman uyudum da tekrar işe geldim? morpheus nerede? neo reis yaşıyor mu? trinity evlendi mi? kırmızı hap ı hangi bölüm yazıyor ve sgk karşılıyor mu? kafamda deli sorular dostlar! gününüz güzel geçsin. hala uyumayanlar da yatsın zıbarın artık alüminyum!
devamını gör...
wylde
bugün maşallahı olan yazar. yazıyor yazıyor ve yazıyor...
devamını gör...
we could be the same
harika bir şarkı. hakkı yenilmiştir. lena'nın çukulata reklamı için yapılmış gibi olan şarkısını ezer geçer.
ayrıca kendisi telefon zil sesimdir. her biri aradığında "biz nasıl kazanamadık ulan" deyip söverim.
ayrıca kendisi telefon zil sesimdir. her biri aradığında "biz nasıl kazanamadık ulan" deyip söverim.
devamını gör...
ah'lar ağacı
didem madak’ın bir ah üzerine bin söz söylediği şiirinden adını alan kitabı.
“sesimin tonunu emanet ettiğim ahlat ağacına” diyerek bu ağaca hediye etmiş.* şiirinde ahlat ağacını ah’ların ağacı olarak tanımlıyor. muhtemelen bu şiirin çıkış noktası da bu bağlantı.
kitabın metis yayınlarındaki son basımında kapak tasarımı semih sökmen’e ait. “iyi tasarımcı kitaba ruh üfleyen kişidir” diyen bu beyefendi metis yayınlarının kurucu ortağı imiş aynı zamanda. sonbaharda yere dökülen sarı yaprakları andıran bu tasarımı bence çok başarılı, sahiden kitapta okuduklarımın bir yansıması gibi geldi bana, çok beğendim:

kitabın ilk 33 sayfası kitaba ismini veren “ah’lar ağacı” şiirine ayrılmış. şahsımın çok sevdiği bu şiir hakkında haddimi aşarak birkaç kelam etmezsem eksik kalır. benim için bu şiir hiç şüphesiz içtenliğin şiiridir. yavan, abartılı, süslü tek bir dizesi yok. didem hanımın yaşadığı, hissettiği, isyan ettiği, içinde susturduğu, bastırdığı her şey bu şiire samimiyetle yerleşmiş. hatta belki içinden taşan ve taşamayan her şey oracıkta bir yerde duruyordu da didem hanım sadece üzerlerindeki örtüyü bize servis etmek üzere kaldırdı. yazdıkları öyle kendisinden.
bu şiirin en sevdiğim kısmı:
“iç ses, diye söylendim
çocukken şöyle dua ederdim tanrı’ya:
tanrım bana hiç erimeyen,
kırmızı bir bonbon şekeri yolla.
eski tül perdelerden gelinlik biçerdik
kardeşimle kendimize durmadan,
olmayan çayları,
olmayan fincanlardan içerdik.
olmayan kapıları açardık,
olmayan ziller çaldığında.
siyah papyonlu olurdu mutlaka
resim defterimizdeki damat.
yedi günde yarattığımız dünya
mutlu olurduk pastel koksa.”
kitapta ahlar ağacından başka sekiz şiir daha mevcut. didem hanımın ah ettiklerine tanık olmak adına okunmasını tavsiye ediyorum. bu tanıklık muhakkak bizim de göğsümüze bastırdığımız birçok duyguyu açığa çıkaracaktır.
edit: eser gökay'ın sesinden
“sesimin tonunu emanet ettiğim ahlat ağacına” diyerek bu ağaca hediye etmiş.* şiirinde ahlat ağacını ah’ların ağacı olarak tanımlıyor. muhtemelen bu şiirin çıkış noktası da bu bağlantı.
kitabın metis yayınlarındaki son basımında kapak tasarımı semih sökmen’e ait. “iyi tasarımcı kitaba ruh üfleyen kişidir” diyen bu beyefendi metis yayınlarının kurucu ortağı imiş aynı zamanda. sonbaharda yere dökülen sarı yaprakları andıran bu tasarımı bence çok başarılı, sahiden kitapta okuduklarımın bir yansıması gibi geldi bana, çok beğendim:

kitabın ilk 33 sayfası kitaba ismini veren “ah’lar ağacı” şiirine ayrılmış. şahsımın çok sevdiği bu şiir hakkında haddimi aşarak birkaç kelam etmezsem eksik kalır. benim için bu şiir hiç şüphesiz içtenliğin şiiridir. yavan, abartılı, süslü tek bir dizesi yok. didem hanımın yaşadığı, hissettiği, isyan ettiği, içinde susturduğu, bastırdığı her şey bu şiire samimiyetle yerleşmiş. hatta belki içinden taşan ve taşamayan her şey oracıkta bir yerde duruyordu da didem hanım sadece üzerlerindeki örtüyü bize servis etmek üzere kaldırdı. yazdıkları öyle kendisinden.
bu şiirin en sevdiğim kısmı:
“iç ses, diye söylendim
çocukken şöyle dua ederdim tanrı’ya:
tanrım bana hiç erimeyen,
kırmızı bir bonbon şekeri yolla.
eski tül perdelerden gelinlik biçerdik
kardeşimle kendimize durmadan,
olmayan çayları,
olmayan fincanlardan içerdik.
olmayan kapıları açardık,
olmayan ziller çaldığında.
siyah papyonlu olurdu mutlaka
resim defterimizdeki damat.
yedi günde yarattığımız dünya
mutlu olurduk pastel koksa.”
kitapta ahlar ağacından başka sekiz şiir daha mevcut. didem hanımın ah ettiklerine tanık olmak adına okunmasını tavsiye ediyorum. bu tanıklık muhakkak bizim de göğsümüze bastırdığımız birçok duyguyu açığa çıkaracaktır.
edit: eser gökay'ın sesinden
devamını gör...
bülbülü öldürmek
harper lee eseri.
edebiyat ve okuma kulübü ile beraber okuduğumuz kitaptır.
tom'un siyahi olmasından dolayı gördüğü muamele, haksız suçlamaya maruz kalması, ırkçılık ve insanların ne kadar adaletsiz, acımasız olduğunu anlatan güzel bir eser.
atticus en sevdiğim ve gıpta ettiğim karakter oldu. çocuklarıyla olan ilişkisi, doğru olanın peşinden gitmesi, sonuçları ne olursa olsun haksızlığa uğrayanın yanında olması ve baskılara rağmen yılmaması saygı duyulası.
tom robinson'un gördüğü muamele, yapmadığı bir suçun insanlar tarafından kesin yapmıştır diye düşünülmesi, biz insanların birbirimizi ne denli acımasızca ezebileceğimizi ve birbirimize önyargıyla yaklaştığımızı göstermiştir.
atticus'un tom robinson'u cesurca savunması beni kendine hayran bırakmıştır. şu an bulunduğunuz düzende de bazı şeyleri değiştirebilmek için atticus gibi olmamız gerekir aslında. elbette zordur, bedelleri çoktur atticus gibi olmanın.
ayrıca kitabı scout'un bakış açısından okuyarak bir çocuğun masum, kendine ait düşüncelerini görmüş oluruz.
ilk okumaya başladığımda sıkıcı gelse de daha sonra akıcı şekilde ilerlediğim bir kitap oldu.
boo radley karakteri de kitapta ilgimi çeken isimlerden oldu.
"sadece bir tür insan varsa, neden birbirleriyle anlaşamıyorlar? eğer hepsi aynıysa, neden birbirlerini küçümsemek için kendi yollarından çıkıyorlar? scout, sanırım bir şeyi anlamaya başlıyorum. sanırım boo radley'in bu kadar zaman neden evde kapalı kaldığını anlamaya başlıyorum. çünkü içeride kalmak istiyor."
ayrıca bülbülü öldürmek kitabının filmi ve tespih ağacının gölgesinde adlı ikinci bir kitabı var.
kitap birçok sorunu ele alması açısından olsun, bir çocuğun bakış açısını anlamak açısından olsun kesinlikle okunması gereken bir eser. kalemine sağlık harper lee.
birkaç alıntı
"-sen zencileri mi savunuyorsun, atticus?
-elbette savunuyorum. zenci deme scout. bu kabalıktır.
-okulda herkes öyle diyor.
-bundan böyle o herkesten bir kişi eksilecek."
"atticus, sıfatları çıkarırsan gerçekler kalır dedi."
"ama bazen bir adamın elindeki incil, babanın elindeki viski şişesinden daha tehlikeli olabilir."
"insanlar genelde neyi görmek istiyorlarsa onu görürler, neyi duymak istiyorlarsa onu duyarlar."
"başka insanların yüzüne bakabilmek için ilk önce kendi yüzüme bakabilmeliyim. çoğunluğa bağlı olmayan tek şey insanın vicdanıdır."
"gerçek olması doğru olduğu anlamına gelmez."
"küçük bir çocuğun gözünde yalan yoktur. çocuklar gördüklerinin ve hayal dünyalarının içinde yaşarlar ve onlar her şeyi yalansız görürler. bizler içimizdeki bütün kötülükleri onlara aşılamakla en büyük görevi üstleniyoruz."
edebiyat ve okuma kulübü ile beraber okuduğumuz kitaptır.
tom'un siyahi olmasından dolayı gördüğü muamele, haksız suçlamaya maruz kalması, ırkçılık ve insanların ne kadar adaletsiz, acımasız olduğunu anlatan güzel bir eser.
atticus en sevdiğim ve gıpta ettiğim karakter oldu. çocuklarıyla olan ilişkisi, doğru olanın peşinden gitmesi, sonuçları ne olursa olsun haksızlığa uğrayanın yanında olması ve baskılara rağmen yılmaması saygı duyulası.
tom robinson'un gördüğü muamele, yapmadığı bir suçun insanlar tarafından kesin yapmıştır diye düşünülmesi, biz insanların birbirimizi ne denli acımasızca ezebileceğimizi ve birbirimize önyargıyla yaklaştığımızı göstermiştir.
atticus'un tom robinson'u cesurca savunması beni kendine hayran bırakmıştır. şu an bulunduğunuz düzende de bazı şeyleri değiştirebilmek için atticus gibi olmamız gerekir aslında. elbette zordur, bedelleri çoktur atticus gibi olmanın.
ayrıca kitabı scout'un bakış açısından okuyarak bir çocuğun masum, kendine ait düşüncelerini görmüş oluruz.
ilk okumaya başladığımda sıkıcı gelse de daha sonra akıcı şekilde ilerlediğim bir kitap oldu.
boo radley karakteri de kitapta ilgimi çeken isimlerden oldu.
"sadece bir tür insan varsa, neden birbirleriyle anlaşamıyorlar? eğer hepsi aynıysa, neden birbirlerini küçümsemek için kendi yollarından çıkıyorlar? scout, sanırım bir şeyi anlamaya başlıyorum. sanırım boo radley'in bu kadar zaman neden evde kapalı kaldığını anlamaya başlıyorum. çünkü içeride kalmak istiyor."
ayrıca bülbülü öldürmek kitabının filmi ve tespih ağacının gölgesinde adlı ikinci bir kitabı var.
kitap birçok sorunu ele alması açısından olsun, bir çocuğun bakış açısını anlamak açısından olsun kesinlikle okunması gereken bir eser. kalemine sağlık harper lee.
birkaç alıntı
"-sen zencileri mi savunuyorsun, atticus?
-elbette savunuyorum. zenci deme scout. bu kabalıktır.
-okulda herkes öyle diyor.
-bundan böyle o herkesten bir kişi eksilecek."
"atticus, sıfatları çıkarırsan gerçekler kalır dedi."
"ama bazen bir adamın elindeki incil, babanın elindeki viski şişesinden daha tehlikeli olabilir."
"insanlar genelde neyi görmek istiyorlarsa onu görürler, neyi duymak istiyorlarsa onu duyarlar."
"başka insanların yüzüne bakabilmek için ilk önce kendi yüzüme bakabilmeliyim. çoğunluğa bağlı olmayan tek şey insanın vicdanıdır."
"gerçek olması doğru olduğu anlamına gelmez."
"küçük bir çocuğun gözünde yalan yoktur. çocuklar gördüklerinin ve hayal dünyalarının içinde yaşarlar ve onlar her şeyi yalansız görürler. bizler içimizdeki bütün kötülükleri onlara aşılamakla en büyük görevi üstleniyoruz."
devamını gör...
blacklist
her alanda kullanılması muhtemel yasak listesidir. bir engelleyicidir. açıkça belirtilenler dışında tüm öğelere izin veren temel bir erişim kontrol mekanizmasıdır. bu listedeki öğelere erişim reddedilir ya da bu listedeki öğeler listenin aktif olduğu alanda kullanılması yasaklanmıştır.
devamını gör...
anket dolduran yazarlar uçurulsun kampanyası
daha önceki kampanyalarına göre mantıklı bir kampanya ermolettin.
sana destek atar mıyım? bunu senin tavrın belirleyecek*
meriçlerle uğraşma, anketörleri beraber kovalım.*
sana destek atar mıyım? bunu senin tavrın belirleyecek*
meriçlerle uğraşma, anketörleri beraber kovalım.*
devamını gör...
doğru insan
budistler der ki; biriyle tanıştığında kalbin çarpıyor, ellerin titriyor ve dizlerin çözülüyorsa aradığın kişi o değildir. ruh eşinle karşılaştığında sadece huzurlu hissedersin.
devamını gör...