4 nisan 2021 meral akşener'in emekli generaller açıklaması
adresinden izlenebilecek yayındır.
şu ana kadar tamamen hemfikir olduğum durumları tespit ediyor.
* böyle zevzekliğe gerek olmadığı, iktidara gündemi kaynatmak için (kendi tabiri üzerinde tepinmek) fırsat verildiği, bu ülkede konuşmak zorunda olduklarımızın ekonomik sorunlar olduğunu, ortaya atılan yapay gündemler olmadığını teşhis etti.
* bildiriyi yayınlayanların bütün gerçek gündemi örtecek bir hakları da hadleri de yoktur; herkes fikrini zaman ve çerçevesinde söylebilir, iktidarın hedef saptırma amacına çanak tutmamalıdır.
* bildirinin teması olan montrö ile ilgili meclis başkanı'nın söylediği sözler ve verilen tepkiler üzerine şentop geri adım attı, olayın üzerinden bir hafta geçtikten sonra böyle bir şeyin ortaya konulması ayrıca manidardır.
* akşener demokrasiye bağlılık konusunun da altını çok defa çizdi.
hamiş: yayın, yukarıdaki bağlantıdan yeniden izlenebilir.
şu ana kadar tamamen hemfikir olduğum durumları tespit ediyor.
* böyle zevzekliğe gerek olmadığı, iktidara gündemi kaynatmak için (kendi tabiri üzerinde tepinmek) fırsat verildiği, bu ülkede konuşmak zorunda olduklarımızın ekonomik sorunlar olduğunu, ortaya atılan yapay gündemler olmadığını teşhis etti.
* bildiriyi yayınlayanların bütün gerçek gündemi örtecek bir hakları da hadleri de yoktur; herkes fikrini zaman ve çerçevesinde söylebilir, iktidarın hedef saptırma amacına çanak tutmamalıdır.
* bildirinin teması olan montrö ile ilgili meclis başkanı'nın söylediği sözler ve verilen tepkiler üzerine şentop geri adım attı, olayın üzerinden bir hafta geçtikten sonra böyle bir şeyin ortaya konulması ayrıca manidardır.
* akşener demokrasiye bağlılık konusunun da altını çok defa çizdi.
hamiş: yayın, yukarıdaki bağlantıdan yeniden izlenebilir.
devamını gör...
türkiye'de yaşayamam diyenlerin bilet paralarını vermek
itmesene kardeşim!!!
en ön benim, itme!!!
geç sıraya!!!
alooo! kaynak yapmayın tek sıra!!!
en ön benim, itme!!!
geç sıraya!!!
alooo! kaynak yapmayın tek sıra!!!
devamını gör...
kötüyle baş edilir ama şüpheyle edilmez
belirsizlikten hoşlanmayan kişilerce söylenenilecek bir söz.
kötü bir olayda, ne yapabileceğimizi biliriz. en önemlisi olayı bilir ve kabulleniriz. sonrasında çıkar yolu bulmaya çalışırız.
şüpheli olaylarda neyle karşılaşacağımızı bilemeyiz. sürprizlerden hoşlanan biri değilseniz, sizin için hayli problem yaratacaktır. adım atamazsın,hareket edemezsin. düşmanın nedir bilemezsin.
kötü bir olayda, ne yapabileceğimizi biliriz. en önemlisi olayı bilir ve kabulleniriz. sonrasında çıkar yolu bulmaya çalışırız.
şüpheli olaylarda neyle karşılaşacağımızı bilemeyiz. sürprizlerden hoşlanan biri değilseniz, sizin için hayli problem yaratacaktır. adım atamazsın,hareket edemezsin. düşmanın nedir bilemezsin.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
kara kışlara beklerim bagermam
kapımda bir doberman
kaya kaya geldin sanırsam
geldiğin yoldan giderken çok zorlanıcan.
kapımda bir doberman
kaya kaya geldin sanırsam
geldiğin yoldan giderken çok zorlanıcan.
devamını gör...
doğal işsizlik oranı
bir ekonominin normal çalışma seviyesindeyken mevcut olan işsizlik düzeyine verilen isimdir. genellikle bu oran %5'tir.
devamını gör...
tolga adlı yazar uçurulsun kampanyası
(bkz: tolga büyük harfle başlasın seçeneği)
tolga seni haklı bulmuyorum ve sana laflar hazırladım.
bir zamanların kutsal bilgi kaynağı olan ekşi sözlügü maalesef böyle troll başlıklar yüzünden kaybettik, engel olamadık.
sevgili moderatör arkadaşlara önerim ise; işler çığrından çıkmadan gereken önlemlerin alınması yönünde olacaktır.
tolga seni haklı bulmuyorum ve sana laflar hazırladım.
bir zamanların kutsal bilgi kaynağı olan ekşi sözlügü maalesef böyle troll başlıklar yüzünden kaybettik, engel olamadık.
sevgili moderatör arkadaşlara önerim ise; işler çığrından çıkmadan gereken önlemlerin alınması yönünde olacaktır.
devamını gör...
hi my i run
hiç bilmediğim bir ortama girerken yıllardır tanışıyormuşuz gibi bir samimiyetle karşılayan yazar. teşekkürden ziyade varlığına şükür edilecek iyi kalpli bir moderatördür kendisi :)
devamını gör...
çocuğu olmadan ölen kişinin varlık sebebi
gayet güzel bir yaşamı olmuş olabilir, arkada neslini devam ettirecek bir çocuk bırakmaması mutlu olmaması için bir sebep değildir.
devamını gör...
bir yazar sizi takip etmeye başladı
sözlükte takip et özelliğini keşfeden yazardır.
bir başka adıyla sevinilesi durum.
tebrikler işte şimdi yazarlığı hak ettiniz! *
bir başka adıyla sevinilesi durum.
tebrikler işte şimdi yazarlığı hak ettiniz! *
devamını gör...
regl anıları
hiç yemek anısı paylaşılmamış mı, benim mi gözümden kaçtı?
kızkardeşlerim beyaz peynirin üzerine fıstık ezmesi sürdüğümüzü, patates kızartmasını profiterol çikolatasına buladığımızı falan neden anlatmıyorsunuz? tüm "midesiz" eleştirilerini tek başıma mı göğüsleyeyim? peki ne diyeyim... canınız sağ olsun.
ama neyse madem vibe bu değil ben de bir duygusal anı paylaşayım. üniversitenin ilk senesi. sınav haftası. gerginim, o dönem önemsiyorum okulu, tüm dersleri vereyim diye kasıyorum. mesaj attı arkadaşım; "mikooo niyazi hoca not vermiş, 10 sayfa bir şey hem de, tüm sorular buradan demiş. haberin olsun, gel al mutlaka." peki. keşke okula daha çok gitseydim; "ya aldığın notu tarat da bana mail at yaa" diyebileceğim samimiyette arkadaş edinseydim diye söyleniyorum. hayatta gidemem. reglim. hava çok sıcak. sınav günü erken giderim desem mümkün değil adam 8:30'da yapıyor sınavı. zaten yarın gittim gittim, öbür gün sınav. yoksa kaldık. hayat çok zor yaa...
ertesi gün oluyor. tüm lanetliğim üzerimde. gitmeyeceğim not almaya falan. 2 saat otobüsle yol mol çekemem. beylikdüzü'nden laleli'ye mi gidilir zaten ya her gün? böyle saçmalık olamaz. vur kafayı yat diyorum. kalırsan kalırsın. ama önce bi' sevgilimi arayayım. açmıyor telefonu, gıcık oluyorum. yatmaya devam ediyorum. annem geliyor bir ara.
-kalk bir şeyler ye de ilaç iç.
-yok anne ya, bırak yatayım ben.
çıkıyor. bir süre sonra bir daha geliyor;
-mikoo mikoo, uyan kızım.
-ya anne bir sal beni yaa...
-kızım kalk. arkadaşın geldi, kapıda.
-ya tamam söyle gelsin, kim geldi. kalkmıcam ben.
-yavrum şeyma değil, o çocuk geldi, adı neydi?
-hangi çocuk ya? anne ne diyosun ya?
-ya kızım yok mu o çocuk. ya of neydi adı?
sessizlik... bilinçsizlik. kısa bir an sonra gelen oha anı! ya deli mi bu adam? niye geldi kapıya! kalkıyorum hemen. nabzım 130 falan. annem gülerek çıkıyor odadan. ben de peşinden. ay sonra hemen geri dönüyorum. üstüme başıma bir çeki düzen vereyim. saçlarım cadı gibi. annemin beni kaldırma çabası, benim bütün gün uyumuş halimle şişmiş yüzümü haline yoluna koyma çabam, tüm bunların aldığı zaman, temizinden bir 15 dakika beklemiş garibim kapıda. teşrif ediyorum sonunda. gitmiş notu almış. onu verip gidecekmiş. rahatsızlık verdiği için çok üzgünmüş. annem kabardıkça kabarıyor.
-ay oğlum ne rahatsızlığı, hava çok sıcak, geç serinle biraz içerde.
-yok efendim, hiç tutmayayım, benim de işlerim var biraz, onları hallederim, miko da yorulmasın.
-peki nasıl istersen evladım.
baş başa kalıyoruz kısa bir an. uzanıp öpüyor. göz kırpıp açıyor asansörün kapısını. bakakalıyorum arkasından.
geçemedim o sınavdan ertesi gün. çalışmadım nota daha doğrusu. nota hiç bakamayacak kadar mutluydum. pişman da olmadım.
kızkardeşlerim beyaz peynirin üzerine fıstık ezmesi sürdüğümüzü, patates kızartmasını profiterol çikolatasına buladığımızı falan neden anlatmıyorsunuz? tüm "midesiz" eleştirilerini tek başıma mı göğüsleyeyim? peki ne diyeyim... canınız sağ olsun.
ama neyse madem vibe bu değil ben de bir duygusal anı paylaşayım. üniversitenin ilk senesi. sınav haftası. gerginim, o dönem önemsiyorum okulu, tüm dersleri vereyim diye kasıyorum. mesaj attı arkadaşım; "mikooo niyazi hoca not vermiş, 10 sayfa bir şey hem de, tüm sorular buradan demiş. haberin olsun, gel al mutlaka." peki. keşke okula daha çok gitseydim; "ya aldığın notu tarat da bana mail at yaa" diyebileceğim samimiyette arkadaş edinseydim diye söyleniyorum. hayatta gidemem. reglim. hava çok sıcak. sınav günü erken giderim desem mümkün değil adam 8:30'da yapıyor sınavı. zaten yarın gittim gittim, öbür gün sınav. yoksa kaldık. hayat çok zor yaa...
ertesi gün oluyor. tüm lanetliğim üzerimde. gitmeyeceğim not almaya falan. 2 saat otobüsle yol mol çekemem. beylikdüzü'nden laleli'ye mi gidilir zaten ya her gün? böyle saçmalık olamaz. vur kafayı yat diyorum. kalırsan kalırsın. ama önce bi' sevgilimi arayayım. açmıyor telefonu, gıcık oluyorum. yatmaya devam ediyorum. annem geliyor bir ara.
-kalk bir şeyler ye de ilaç iç.
-yok anne ya, bırak yatayım ben.
çıkıyor. bir süre sonra bir daha geliyor;
-mikoo mikoo, uyan kızım.
-ya anne bir sal beni yaa...
-kızım kalk. arkadaşın geldi, kapıda.
-ya tamam söyle gelsin, kim geldi. kalkmıcam ben.
-yavrum şeyma değil, o çocuk geldi, adı neydi?
-hangi çocuk ya? anne ne diyosun ya?
-ya kızım yok mu o çocuk. ya of neydi adı?
sessizlik... bilinçsizlik. kısa bir an sonra gelen oha anı! ya deli mi bu adam? niye geldi kapıya! kalkıyorum hemen. nabzım 130 falan. annem gülerek çıkıyor odadan. ben de peşinden. ay sonra hemen geri dönüyorum. üstüme başıma bir çeki düzen vereyim. saçlarım cadı gibi. annemin beni kaldırma çabası, benim bütün gün uyumuş halimle şişmiş yüzümü haline yoluna koyma çabam, tüm bunların aldığı zaman, temizinden bir 15 dakika beklemiş garibim kapıda. teşrif ediyorum sonunda. gitmiş notu almış. onu verip gidecekmiş. rahatsızlık verdiği için çok üzgünmüş. annem kabardıkça kabarıyor.
-ay oğlum ne rahatsızlığı, hava çok sıcak, geç serinle biraz içerde.
-yok efendim, hiç tutmayayım, benim de işlerim var biraz, onları hallederim, miko da yorulmasın.
-peki nasıl istersen evladım.
baş başa kalıyoruz kısa bir an. uzanıp öpüyor. göz kırpıp açıyor asansörün kapısını. bakakalıyorum arkasından.
geçemedim o sınavdan ertesi gün. çalışmadım nota daha doğrusu. nota hiç bakamayacak kadar mutluydum. pişman da olmadım.
devamını gör...
çankaya
"o, kalabalıktan ürken ve kalabalığı kendilerinden iki üç asker kordonu uzak tutan diktatörlerin aksine, nefesine nefesi karışan kalabalıkta kuvvet bulurdu. bütün ömrünce halktan hiçbir tecavüz beklememiştir. shakespeare'in kralı, başvekilini tacını bırakıp vatandaş olmakla tehdit ettiği gibi, mustafa kemal de kızdıkça '-millete giderim.'derdi. mustafa kemal' in inkılap iradesinin kaynağı, halkın kendisine inanışıdır. " f. r. a.
atatürk'ü doğumundan ölümüne anlatan eserdir.
atatürk'ün anıları, falih rıfkı'nın anıları... yakın tarihe ışık olur, başka bir pencereden bakmanızı sağlar. ha biraz da yanlıdır. ancak kendisinin de dediği gibi o devri anlatırken kendi anladığını anlatmıştır. okumak gerek, bir yazarın gözünden bir lideri, yeni bir ülkenin kuruluşunu dinlemek gerek.
"ya ben kimim? ben haddini bilen bir yazın adamıyım.
...
kırk, bir olgunluk yaşıdır. daha genç olanları bırakınız, bu yaştakilere bile geçen devre ait hangi hatıramı anlatsam, şaştıklarını görüyorum. hemen hepsi:
-ne olur bunları yazsanız... diyor.
ben de onları yanıma alıp, 1881'den 1938'e doğru geçmişi dolaştırmak istiyorum. bu dolaşmada benim dinlediklerimi işitecekler, gördüklerimi seyredecekler. atatürk'ü ve onun devrini ben nasıl anladımsa öyle anlatmak istiyorum. basit de bir metodum var: fıkralar ve hatıralar içinde sindire sindire anlatmak! gerçi bu bir dağıtmadır. toplamayı okuyanlara bırakıyorum. " f. r. a.
devamını gör...
artı oy veriyoruz kampanyası
hobaaa tepkisiyle karşıladığım başlıktır.
işte başlık böyle olur. hadi basın bana. artıyı basın.
işte başlık böyle olur. hadi basın bana. artıyı basın.
devamını gör...
diyanet'ten domuz proteinli aşı açıklaması
duyunca "are you serious" tepkisini verdiğim açıklamadır. ilginçtir.
devamını gör...
türklerin ısrarla heykel yapmaya çalışması
mevzu türklerin heykel yapmayı bilmemesi değil, yine yine yeniden liyakat sorunu ve düşen eğitim kalitesi. he bir de türk halkının sanata sırtını dönmesi problemi.
istanbulun simgelerinden biridir ilhan koman'ın akdeniz heykeli ve türkiyenin en iyi 10 heykelinden biri sayılır. baksanıza şu heykelin orijinalliğine, güzelliğine. yani demek ki böyle mahir heykeltraşlar da var bu coğrafyada. peki ne oldu bu heykele? israil protestoları sırasında kolu kırıldı. evet kolunu kırdılar, bu ülkede heykel olmak bile zor. akdeniz heykeli-wiki
istanbulun simgelerinden biridir ilhan koman'ın akdeniz heykeli ve türkiyenin en iyi 10 heykelinden biri sayılır. baksanıza şu heykelin orijinalliğine, güzelliğine. yani demek ki böyle mahir heykeltraşlar da var bu coğrafyada. peki ne oldu bu heykele? israil protestoları sırasında kolu kırıldı. evet kolunu kırdılar, bu ülkede heykel olmak bile zor. akdeniz heykeli-wiki
devamını gör...
sürekli ayrılıp barışan çiftler
başka dertleri olmayan çiftlerdir.
devamını gör...
biri hiçbiri binlercesi
italyan oyun ve öykü yazarı luigi pirandello tarafından 1909 yılnda yazmaya başladığı ancak 1926 yılında tamamlayıp yayımladığı felsefi ve mizahi bir roman. kitabın ana kahramanı vitangelo moscarda' nın bir gün aynada yüzünü incelerken karısının ona burnunun sağa doğru yamuk olduğunu söylemesi ile hayatı altüst oluyor ve içsel bir buhranın başlangıcı oluyor. 28 yıl boyunca hiç bu eğriliği fark etmeyen moscarda insanın varoluşundan bu yana kendine bakış açısı ile diğer insanların bakış açısının ve gördüğü şeylerin birbirinden farklı olduğunu anlıyor. sorgulamaya başlıyor ve her insan için farklı bir moscardo olduğunun ama aslında asıl moscardo'nun kim olduğunun bilincine varıyor. oldukça ilginç ama bir o kadar da akıcı olan bu kitapta bu sorgulamaya ve buhrana şahit oluyor ve ara ara okuyucuya da kendini ve benlik kavramını sorgulatıyor.*benlikler arasında kaybolan delirmiş bir moscardoyu okuyoruz ve yazar bize moscardo ile şu soruyu sorgulatıyor:
"insan bir midir. hiç midir, yoksa binlerce midir?"
başkalarının bende birini gördüğü ama o birinin de benim tanımadığım bir ben olduğu; başkalarının ancak bana ait olmayan gözlerle dışarıdan bakarak görebildikleri ve tanıyabildikleri o birisine, benim içimde ve onlara göre benim görüntüm olduğu hâlde( demek ki 'benim' dediğim aslında benim için değildi!!) bana hep yabancı olarak bir görüntü atfedecek olmaları; onlara göre benim olan bu hayatın içine giremeyeceğim düşüncesi, benim huzurumu kaçırıyordu.
"insan bir midir. hiç midir, yoksa binlerce midir?"
başkalarının bende birini gördüğü ama o birinin de benim tanımadığım bir ben olduğu; başkalarının ancak bana ait olmayan gözlerle dışarıdan bakarak görebildikleri ve tanıyabildikleri o birisine, benim içimde ve onlara göre benim görüntüm olduğu hâlde( demek ki 'benim' dediğim aslında benim için değildi!!) bana hep yabancı olarak bir görüntü atfedecek olmaları; onlara göre benim olan bu hayatın içine giremeyeceğim düşüncesi, benim huzurumu kaçırıyordu.
devamını gör...
birden dışarı çıkıp bağırma isteği
sık sık gelen istek.
her sabah daha kötü bir olaya uyanıyoruz; gündemde sürekli yeni aksiyonlar, yeni facialar, yeni skandallar...
su hiç durulmuyor ve bunun getirdiği yorgunluk hiç dinmiyor.
en çok da insanlar yoruyor. anlatmaya çalışmak, ısrarla anlamamaya özen göstermeleri; insanı sanki bir cehennem çukurunun içine sürüklüyor.
böyle bir dünyada içte biriken sıkıntıyı söküp atmanın en rahatlatıcı, belki de en ilkel yöntemi avazımız çıktığı kadar bağırmak.
nadiren güzel şeyler için de gelir bu istek. o zaman kanatlanıp uçuvermek istersiniz, yerlere göklere sığamazsınız.
umarım size hep ikincisi için uğrar ve hiç terk etmez.
ben de yakında (bkz: lanet olsun böyle düzene diyerek çöpü tekmeleyen dayı) gibi olurum büyük ihtimal, yolda rastlarsanız kendi halime bırakınız lütfen. *
her sabah daha kötü bir olaya uyanıyoruz; gündemde sürekli yeni aksiyonlar, yeni facialar, yeni skandallar...
su hiç durulmuyor ve bunun getirdiği yorgunluk hiç dinmiyor.
en çok da insanlar yoruyor. anlatmaya çalışmak, ısrarla anlamamaya özen göstermeleri; insanı sanki bir cehennem çukurunun içine sürüklüyor.
böyle bir dünyada içte biriken sıkıntıyı söküp atmanın en rahatlatıcı, belki de en ilkel yöntemi avazımız çıktığı kadar bağırmak.
nadiren güzel şeyler için de gelir bu istek. o zaman kanatlanıp uçuvermek istersiniz, yerlere göklere sığamazsınız.
umarım size hep ikincisi için uğrar ve hiç terk etmez.
ben de yakında (bkz: lanet olsun böyle düzene diyerek çöpü tekmeleyen dayı) gibi olurum büyük ihtimal, yolda rastlarsanız kendi halime bırakınız lütfen. *
devamını gör...
kurban
yalan dostum, yine, insanlar, sahip, yobaz gibi bomba şarkılarıyla doksanlı yıllarda esip geçmiş bir rock* müzik grubudur. "yalan dostum aşk diye bir şey yok" diyerek bizi geleceğe hazırlamış o yıllarda ufaktan ufaktan.
"sen, yobaz, efendine inanmayanın canını al,
sen, düzenbaz, efendinin haramından payını al... "
........
"ölünce elbet herkese bir ev var,
ve bir kısmının manzarası ateştir" gibi ufaktan mesaj çakan şarkıları da günümüz koşullarında tekrar dinlenilesidir.
"sen, yobaz, efendine inanmayanın canını al,
sen, düzenbaz, efendinin haramından payını al... "
........
"ölünce elbet herkese bir ev var,
ve bir kısmının manzarası ateştir" gibi ufaktan mesaj çakan şarkıları da günümüz koşullarında tekrar dinlenilesidir.
devamını gör...
normal sözlük’te yazar olmak
tam olarak bu günkü mutluluk sebebim.
canım cicim yazarlarım
seviyorummmm bende sizleri
hemida ne gada çok.
şarkı size gelsin.
*
olmaz olsun cüzdanımda milyonlar
kafa sözlüğün ablası oldukça.
*
canım cicim yazarlarım
seviyorummmm bende sizleri
hemida ne gada çok.
şarkı size gelsin.
*
olmaz olsun cüzdanımda milyonlar
kafa sözlüğün ablası oldukça.
*
devamını gör...
insan sarrafı olmak
insan sarrafı diye bir şey yok. iki kazık yiyen kendini insan sarrafı sanıyor. daha yiyeceğimiz çok kazık var. yaşanılan olaylardan tecrübe kazanılması dahilinde, insanlar hakkında olumlu, olumsuz yargılarda bulunulabilir. veya önseziniz kuvvetlidir, içinize doğuyordur birkaç şey. tamamen karakter tahlili yapmak mümkün değil.
devamını gör...