uykusuz kalma sebepleri
onlarca sorun arasında yapayalnız kalma hissi. tek başına bir savaşın içinde gibisin bazen ve kazanma isteğin bile yok. düşmanlara ayıp olmasın diye gard alıyor gibi oluyorsun.
devamını gör...
ayranın ingilizcesi ne olmalı sorunsalı
ırun. *
devamını gör...
türkiye'den umudunu kesmek
düzeltilecek o kadar çok şey var ki. başta toplum, insan. bunların çokluğu ve insanların cahilliği ile yüzleşince insan bu duygu ya kapılıyor.
devamını gör...
pazardan ezilmiş meyve sebze ve kırılmış yumurta almak
bu ürünleri alan, satan insanlar hep vardı. senelerdir sayısız insan bu ürünlerle besleniyor. bayat simit, kırık peynir, kırık yumurta, yarı çürük sebzeler satın alınıyor. akşam pazarında satıcıyı gözlüyor insanlar, satılmayan meyveyi sebzeyi nereye atacak diye. çoğunluk o mecburiyete talim olmadan önce görünmezlerdi ama, konuşulmazdı doğru düzgün. yeni bir şeymiş gibi bahsedilmesine şaşırıyorum. çoğunluk da kötüye gidince fark edilir olmuş demek ki bu alışverişler. orta gelirli insan bu duruma düşünceye kadar her şey normal miydi ki?*
ayrıca bilinçli olarak bu ürünleri satın almayı tercih edenler, yiyecekte estetik aramayanlar da yok değildir.
ayrıca bilinçli olarak bu ürünleri satın almayı tercih edenler, yiyecekte estetik aramayanlar da yok değildir.
devamını gör...
biliyorum sana giden
onur saylak'ın sesinden dinleyince olmayan karşılıksız aşkın hatta direkt olmayan birinin derdini insanın üzerine yükleyen canım cemal süreya şiiri. cemal süreya'nın şiir derlemesi olan sevda sözleri kitabının mektuplarda kalanlar bölümünde yer alıyor. yanlış hatırlamıyorsam 323. sayfada olması gerek.
ben öyle pek cemal süreya şiirleri sevmem, bu şiir de zaten pek cemal süreya'nın kaleminden çıkmış gibi değildir hatta dürüstçe ben hayatımda hiç aşık da olmadım ama dolambaçlı cümlelerden sıyrılıp, bütün o gizli anlamlardan ve edebiyatın olanak tanıdığı bütün bu labirentten silkinip çıkarak öylece; sade cümleler ve karşılıksız aşkın tüm çıplaklığı ile yazılmış bir veda mektubu gibi ağır bir şiirdir bu bence. bir veda mektubu gibi ağır ve külfetli. sımsıkı kapanmış bir kapının altından sızan bulanık ve siyah bir su gibi insanın zihninden içeri dolar. aydınlığın tüm camları büyük bir gümbürtü ile zemini boylarken ufak bir çatlaktan içeri sızan ve ne var ne yok yutan dev bir karanlık veya gözün gözü görmediği kül rengi bir sabahı kaplayan ağır bir sis gibi. benim bin türlü kelime karmaşası içinde kendime bu şiirin ne hissettirdiğini anlatamama karşılık cemal süreya bu şiirde en basit cümleler ile insana o hissi yaşatıyor, başka sözüm yok. yaşamadığım bir duygunun da tarifini verebileceğim daha fazla cümlem de yok zira.
anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği
kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki
tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini
çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri
rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
bu böyle pek de kolay değil gerçi...
ben öyle pek cemal süreya şiirleri sevmem, bu şiir de zaten pek cemal süreya'nın kaleminden çıkmış gibi değildir hatta dürüstçe ben hayatımda hiç aşık da olmadım ama dolambaçlı cümlelerden sıyrılıp, bütün o gizli anlamlardan ve edebiyatın olanak tanıdığı bütün bu labirentten silkinip çıkarak öylece; sade cümleler ve karşılıksız aşkın tüm çıplaklığı ile yazılmış bir veda mektubu gibi ağır bir şiirdir bu bence. bir veda mektubu gibi ağır ve külfetli. sımsıkı kapanmış bir kapının altından sızan bulanık ve siyah bir su gibi insanın zihninden içeri dolar. aydınlığın tüm camları büyük bir gümbürtü ile zemini boylarken ufak bir çatlaktan içeri sızan ve ne var ne yok yutan dev bir karanlık veya gözün gözü görmediği kül rengi bir sabahı kaplayan ağır bir sis gibi. benim bin türlü kelime karmaşası içinde kendime bu şiirin ne hissettirdiğini anlatamama karşılık cemal süreya bu şiirde en basit cümleler ile insana o hissi yaşatıyor, başka sözüm yok. yaşamadığım bir duygunun da tarifini verebileceğim daha fazla cümlem de yok zira.
anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği
kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki
tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini
çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri
rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
bu böyle pek de kolay değil gerçi...
devamını gör...
kızıl saç pişmanlığı
bununla boyarsanız pişmanlık kelimesinin hafif kalacağı durum. vişnemsi bir kızıl istediğim için uzunca bir süre buna katlandım ama resmen küvette adam kesmiş gibi çıkıyordum duştan.
mavi ve mor macerasından da ağzımın payını aldıktan sonra normal kutu boya kızıla döndüm. şimdi halimden memnunum.
mavi ve mor macerasından da ağzımın payını aldıktan sonra normal kutu boya kızıla döndüm. şimdi halimden memnunum.
devamını gör...
ocaklı ada kalesi
istanbul'un şirin ilçelerinden bir olan şile'de bulunur. cenevizliler'den kalma bu kalenin tarihi 2000 yıldan fazladır. üzerinde bulunduğu adada ki kireç taşlarından yapılmıştır. yüksekliği 12 metredir. bizans ve osmanlı dönemlerinde gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. 20 25 askerin anca içine sığabileceği kalenin alt katında bir mahzen bulunur.
bir dönem çoh möhüm çoh böyük bir hazine sakladığı iddiası ile önce defineciler tarafından talan edilmiş sonrasında ise; sünger bob fetişi olan kimseler tarafından restore edilmiştir.
milyonların aklında tek bir soru; neden?*
bir dönem çoh möhüm çoh böyük bir hazine sakladığı iddiası ile önce defineciler tarafından talan edilmiş sonrasında ise; sünger bob fetişi olan kimseler tarafından restore edilmiştir.
milyonların aklında tek bir soru; neden?*
devamını gör...
anne babanın corona olması
insanın içini büken, çaresiz bırakan bir durum. ağzında maske, elinde eldiven annenin terini silmek içerir.
bir süredir sözlükten uzak olmamın da sebebidir kendisi. neyse dönüşüm güzel olacak, gece kartalınız hate.
bir süredir sözlükten uzak olmamın da sebebidir kendisi. neyse dönüşüm güzel olacak, gece kartalınız hate.
devamını gör...
zabaha kadar burdayım diyen dayının her yerde sabaha kadar burdayım demesi
üstteki yazar arkadaşın da dediği gibi böyle ünlü olmuş ve her yerde bunu diyor.
anlatmaya gerek yok diyen dayı da her yerde 'anlatmaya gerek yok' diyordu.
tanım: gayet normal olan bir durumdur.
anlatmaya gerek yok diyen dayı da her yerde 'anlatmaya gerek yok' diyordu.
tanım: gayet normal olan bir durumdur.
devamını gör...
n tane hesap açıp bir tane hesabın tanımlarını beğenmek
sözlükte yaptığını düşündüğüm çok insan var. ip adreslerinden tespit edilip uçurulmaları lazım bence.
not: uygulaması çok basit, login oldukları an servera kaydedilen ip adreslerine bakıyoruz. ip adresleri aynı olup farklı hesap isimlerine sahip hesapları uçuruyoruz.
not: uygulaması çok basit, login oldukları an servera kaydedilen ip adreslerine bakıyoruz. ip adresleri aynı olup farklı hesap isimlerine sahip hesapları uçuruyoruz.
devamını gör...
pınar aylin
doksanlı yıllarda etkin olan türk pop müziği sanatçısı. çıtı pıtı halleriyle o dönemin sevilen yüzlerinden biri olarak kaldı birçoğumuzun aklında. toplamda yedi albüm çalışması ve birçok single yapmış, kendine özgü bir sese sahip güzel bir kadın, bir anne. birçok güzel şarkıya imza attı o dönemde. şarkılarından oluşan bir çalma listesi için
benim aklımda kalan en cici hali ise yalan rüzgarı'nın yakışıklısı michael damian ile 1998 yılında seslendirdiği don't make me wait / bekletme adlı şarkısının klibiydi. tost saçlar, kıpır kıpır melodi, kapadokya görüntüleriyle derslere ve sınavlara sıkı çalıştığımız dönemlerde izleyip neşelendiğimiz zamanlardı. michael damien'ın sevimli aksanıyla bile düzgün seslendirdiği türkçe sözler, ingilizce kısmıyla da anlamca gayet uyumluydu. dahası şarkı bize şahane şeyler duyumsatıyordu. halen çocuktuk, gelen baharla kalbimizde kıpırtılar vardı. bu şarkıyla okulun müzik yarışmasına katılıp birinci olmuştuk üstelik, yaşadığımız ilçenin büyük kültür merkezinde de okul adına sahne almıştık. şarkıya ilk girdiğimde sesim titremişti hatta, sonradan toparlamıştım, bolca da alkış almıştık. on dokuz mayıs çalışmalarını sıcağa rağmen bol eğlenceyle, yeşil erikle, dondurmayla, uzun eşekle, su savaşıyla tamamlamıştık. dönem sonu yaklaşıyordu, sınavları bitirmiştik, keyfimiz kimselerde yoktu. şarkıyı yeniden dinleyince şu berbat vaziyette bile yine o enerjiye rastlamış gibi ediyor insanı. teşekkür etmiş olalım kendisine bu vesileyle.
benim aklımda kalan en cici hali ise yalan rüzgarı'nın yakışıklısı michael damian ile 1998 yılında seslendirdiği don't make me wait / bekletme adlı şarkısının klibiydi. tost saçlar, kıpır kıpır melodi, kapadokya görüntüleriyle derslere ve sınavlara sıkı çalıştığımız dönemlerde izleyip neşelendiğimiz zamanlardı. michael damien'ın sevimli aksanıyla bile düzgün seslendirdiği türkçe sözler, ingilizce kısmıyla da anlamca gayet uyumluydu. dahası şarkı bize şahane şeyler duyumsatıyordu. halen çocuktuk, gelen baharla kalbimizde kıpırtılar vardı. bu şarkıyla okulun müzik yarışmasına katılıp birinci olmuştuk üstelik, yaşadığımız ilçenin büyük kültür merkezinde de okul adına sahne almıştık. şarkıya ilk girdiğimde sesim titremişti hatta, sonradan toparlamıştım, bolca da alkış almıştık. on dokuz mayıs çalışmalarını sıcağa rağmen bol eğlenceyle, yeşil erikle, dondurmayla, uzun eşekle, su savaşıyla tamamlamıştık. dönem sonu yaklaşıyordu, sınavları bitirmiştik, keyfimiz kimselerde yoktu. şarkıyı yeniden dinleyince şu berbat vaziyette bile yine o enerjiye rastlamış gibi ediyor insanı. teşekkür etmiş olalım kendisine bu vesileyle.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
"her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği"
-turgut uyar
-turgut uyar
devamını gör...
günaydın sözlük
raftan sözlüğü alıp ona günaydın demektir.
devamını gör...
en sevdiği renk mor olanlar
en sevdiği çikolata milka olan insandır .
devamını gör...
80 tl'ye normal sözlük hesabını satan yazar
(bkz: sahibinden clockwork orange açılmış satılık hesap)
tanım : ivme bu şekilde devam ederse 1.nesil hesabını o fiyata sattığına pişman olabilecek yazar kişisinin ticari eylemi.
gerçi riske girmek istememiş de olabilir, borsada da böyledir bu işler. değerini gördüğünde satacaksın, sonra kağıt %250 yaptığında kafanı o duvar senin bu duvar benim vuracaksın. hayat biraz buralarda gizli *
ama bu yoldaşa da yazık bir yerde.
10 kişi satsa bismillah 800'lük olacak herif.
tanım : ivme bu şekilde devam ederse 1.nesil hesabını o fiyata sattığına pişman olabilecek yazar kişisinin ticari eylemi.
gerçi riske girmek istememiş de olabilir, borsada da böyledir bu işler. değerini gördüğünde satacaksın, sonra kağıt %250 yaptığında kafanı o duvar senin bu duvar benim vuracaksın. hayat biraz buralarda gizli *
ama bu yoldaşa da yazık bir yerde.
10 kişi satsa bismillah 800'lük olacak herif.
devamını gör...
bir iktidar ne zaman yıkılır
ibni haldun'un muazzam öngörüsü;
“beşinci evre ölçüsüzlük ve israftır. bu aşamada hanedan [iktidar] kendisinden öncekilerin birikimlerini sorumsuzca şatafat ve gösterişe harcar. bunun yanı sıra en yakınındaki aile efradına da oldukça cömert davranır. bu yüzden etrafına toplumun en karaktersiz en kötü insanlarını çeker. bunlara [liyakat sahibi olmadıkları için] altından kalkamayacak görevler yükler, sorumluluklar verir. tabii [liyakat sahibi olmayan] bu insanlar bu görevlerin altından kalkamazlar; neyin öncelikli neyin sonra yapılması gerektiğini bilmeden karar verirler. dolayısıyla eski devlet görevlilerinin itirazlarına ve hatta eski dönemin [rejimin] insanlarının tepkisine neden olur. hatta insanlar ondan [hanedan] nefret etme derecesine gelir.
bunun sonucunda insanlar ondan uzaklaşır ve onu bir başına bırakırlar. ardından askerlerinin [taraftarlarının] maaşlarını ve ödeneklerini bile ödeyemez hale gelir çünkü onlara dağıtılması gereken paraları kendi işlerine harcar. kapılarını halka kapatır, insanlardan uzaklaştıkça söz dinlemez olur, etrafına etten duvar örer.
en sonunda kendisinden önceki dönemlerde inşa edilmiş bütün eserleri tahrip eder, onları yıkar ve ardından [toplumsal] enkaz bırakır. >> bu artık kronik hastalık belirtisidir ve bundan kurtuluş yoktur. iyileşme umudu tükendiği için kendi içine çökerek yıkılır.”
dünyayı değiştiren düşünürler, c.5, ibni haldun s.453-454
“beşinci evre ölçüsüzlük ve israftır. bu aşamada hanedan [iktidar] kendisinden öncekilerin birikimlerini sorumsuzca şatafat ve gösterişe harcar. bunun yanı sıra en yakınındaki aile efradına da oldukça cömert davranır. bu yüzden etrafına toplumun en karaktersiz en kötü insanlarını çeker. bunlara [liyakat sahibi olmadıkları için] altından kalkamayacak görevler yükler, sorumluluklar verir. tabii [liyakat sahibi olmayan] bu insanlar bu görevlerin altından kalkamazlar; neyin öncelikli neyin sonra yapılması gerektiğini bilmeden karar verirler. dolayısıyla eski devlet görevlilerinin itirazlarına ve hatta eski dönemin [rejimin] insanlarının tepkisine neden olur. hatta insanlar ondan [hanedan] nefret etme derecesine gelir.
bunun sonucunda insanlar ondan uzaklaşır ve onu bir başına bırakırlar. ardından askerlerinin [taraftarlarının] maaşlarını ve ödeneklerini bile ödeyemez hale gelir çünkü onlara dağıtılması gereken paraları kendi işlerine harcar. kapılarını halka kapatır, insanlardan uzaklaştıkça söz dinlemez olur, etrafına etten duvar örer.
en sonunda kendisinden önceki dönemlerde inşa edilmiş bütün eserleri tahrip eder, onları yıkar ve ardından [toplumsal] enkaz bırakır. >> bu artık kronik hastalık belirtisidir ve bundan kurtuluş yoktur. iyileşme umudu tükendiği için kendi içine çökerek yıkılır.”
dünyayı değiştiren düşünürler, c.5, ibni haldun s.453-454
devamını gör...
sözlükte tanışıp sevgili olmak
2000 lerde sohbet sitelerinde sık rastlanan durum.
bana şu an saçma gelmektedir.
bana şu an saçma gelmektedir.
devamını gör...
zamanın rengi
toz pembe olmadığı kesin.
devamını gör...

