normal sözlük’ün arkasındaki güç
sen, ben, öteki, beriki. kısacası sözlüğün arkasındaki en büyük güç yazarlardır. hiçbirini ayırmadan ama, yazan, okuyan, oylayan, öneren vs. sözlük bir yerlere geldi ve bir yerlere gidecekse bunun en büyük etki eden ayağı yazarlar olacaktır.
yazar olmasa, yazmasa, paylaşmasa, siz en güzel tasarımlarla ya da muhteşem özelliklerle ne yapabilirsiniz? kısacası kendinizi sözlükte "çalışan" olarak görmeyin. hepiniz bu işletmenin ortağısınız, patron yarısısınız.
ayrıca başta yoldaş olmak üzere de bu fikirlerin yanlış olduğunu düşünen hiçbir yönetici, moderatör vs. olduğunu da düşünmüyorum.
o yüzden işin maddi boyutunu kotaran bir yönetim kadrosu varken, bizler de yazar olarak elimizden geldiğince sözlüğün bir adım ileri gitmesine katkıda bulunmalıyız. sezar'ın hakkı sezar'a diyorsak, öyle çekip gitmek yok. başlıkları terk etmeyin. *
yazar olmasa, yazmasa, paylaşmasa, siz en güzel tasarımlarla ya da muhteşem özelliklerle ne yapabilirsiniz? kısacası kendinizi sözlükte "çalışan" olarak görmeyin. hepiniz bu işletmenin ortağısınız, patron yarısısınız.
ayrıca başta yoldaş olmak üzere de bu fikirlerin yanlış olduğunu düşünen hiçbir yönetici, moderatör vs. olduğunu da düşünmüyorum.
o yüzden işin maddi boyutunu kotaran bir yönetim kadrosu varken, bizler de yazar olarak elimizden geldiğince sözlüğün bir adım ileri gitmesine katkıda bulunmalıyız. sezar'ın hakkı sezar'a diyorsak, öyle çekip gitmek yok. başlıkları terk etmeyin. *
devamını gör...
türklerin uzaya gittiğinde yapacakları ilk iş
türkler yeni bir kavramla karşılaştıkları zaman ilk fantezileri hep çay içmek olmuştur, varsa bir zafer, o çay bardağıyla taçlanacak herşey, bu böyle.
japonlar gibi ingilizler gibi bir kültürü de yok bildiğim kadarıyla, bir saati bir ritüeli de yok bizde, non-stop içenler var, manasızca içenler var. kırmızı çizgisi çay olan birisi olarak söylüyorum, bir çok insan bayat çayı, iyi demlenmiş çay zannediyor.
bence çay vücut suyunu kaybettirdiği, tansiyonu düşürdüğü için, türklerin sevdiği şey çayın verdiği o rehavet,
o yüzden, uzaya da çıksak, başka bir yere de gitsek, ne zaman üç kuruşluk iş yapsak biraz hareket etsek, hemen çaya bağlanır herşey, çünkü o rehavete geri dönmek istiyoruz, bence tembeliz, seviyoruz ataleti, hatta bağımlıyız...
japonlar gibi ingilizler gibi bir kültürü de yok bildiğim kadarıyla, bir saati bir ritüeli de yok bizde, non-stop içenler var, manasızca içenler var. kırmızı çizgisi çay olan birisi olarak söylüyorum, bir çok insan bayat çayı, iyi demlenmiş çay zannediyor.
bence çay vücut suyunu kaybettirdiği, tansiyonu düşürdüğü için, türklerin sevdiği şey çayın verdiği o rehavet,
o yüzden, uzaya da çıksak, başka bir yere de gitsek, ne zaman üç kuruşluk iş yapsak biraz hareket etsek, hemen çaya bağlanır herşey, çünkü o rehavete geri dönmek istiyoruz, bence tembeliz, seviyoruz ataleti, hatta bağımlıyız...
devamını gör...
psikolog yazarlar veri tabanı
türk toplumunun en büyük ihtiyaç duyduğu mesleklerdendir.
zira birçok insanın ben dahil ihtiyaç duyduğu ancak kendilerinin bile farkında olmadığı,tolumun huzur ve mutluluk içinde hayat bulmasını sağlayan kişilerdir.
saygı duymuş olduğum mesleklerin başında gelir.
zira birçok insanın ben dahil ihtiyaç duyduğu ancak kendilerinin bile farkında olmadığı,tolumun huzur ve mutluluk içinde hayat bulmasını sağlayan kişilerdir.
saygı duymuş olduğum mesleklerin başında gelir.
devamını gör...
sözlüğe kappa butonu gelsin kampanyası
öncelikle kappa nedir?
(başka yerde yazdığımı alıntılayacağım)
--- alıntı ---
chat'te "kinaye yapıyorum, ironi yapıyorum" tümcelerini ifade eder.
--- alıntı ---
birtakım malum yazarların, birtakım malum entrylerini okuduktan sonra "ne olur ironi yapmış olsun" demekteyim. bu çok mühim bir sorundur! sorunun çözüme kavuşması için de böyle bir şey düşünmüş bulunuyorum.
şöyle güzel bir kappa butonu gelsin de kim gerçekte ne diyor öğrenelim. aksi takdirde engel listemdeki kişi sayısı katlanarak artacak! *
destek bekliyoruz efendim.
(başka yerde yazdığımı alıntılayacağım)
--- alıntı ---
chat'te "kinaye yapıyorum, ironi yapıyorum" tümcelerini ifade eder.
--- alıntı ---
birtakım malum yazarların, birtakım malum entrylerini okuduktan sonra "ne olur ironi yapmış olsun" demekteyim. bu çok mühim bir sorundur! sorunun çözüme kavuşması için de böyle bir şey düşünmüş bulunuyorum.
şöyle güzel bir kappa butonu gelsin de kim gerçekte ne diyor öğrenelim. aksi takdirde engel listemdeki kişi sayısı katlanarak artacak! *
destek bekliyoruz efendim.
devamını gör...
veda ederken söylenecek en güzel söz
avaz avaz gözyaşı...
devamını gör...
güne bir başkent bırak
twitter da görmüştüm bir kadıköylü olarak çok hoşuma gitti :)
istanbul un başkenti kadıköydür
istanbul un başkenti kadıköydür
devamını gör...
sevilmemişim
nasıl dersler bilirsin şarkısı.
devamını gör...
yazarların okuduğu bölümler
2 senedir hacettepe üniversitesi, ingilizce öğretmenliği için uğraşıyorum. şimdilik hedefimi yazdım kazanınca da direkt üni ve bölümümü yazarım artık. hadi hayırlısı.
devamını gör...
türkiye'de siyasilere çok saygı gösterilmesi
bilim insanları kadar saygı gösterilmediğine katılıyorum. ayrıca yaşlı olmaları ve bizim toplumumuzda yaşlılara saygı duyulması ile de ilişkisi olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
porno izleyen kadın
izleyebilirler sorun yokta , hem izleyip hem hayır ya izlemiyorum iğrenç diyen hatunları anlamıyorum. bir keresinde "hayır , izlemiyorum." diyen bir kadının internet geçmişinde "(bkz: anal) , ameteur , turkish" ve hamsterli logolar görmüştüm.
devamını gör...
kolay harcanan şeyler
insan hayatıdır maalesef. bir linç, bir küfür, bir bıçak darbesi, anlık gaflet, anlık sinir, cinnet: netice cinayet.
#falancaiçinadalet
ah ah ne zor.
#falancaiçinadalet
ah ah ne zor.
devamını gör...
öşür vergisi
öşür kelimesinin anlamı 'onda bir''dir.
öşür vergisi ise osmanlı döneminde müslüman halktan alınan 1/10 oranındaki toprak vergisidir.
bir diğer ismi ise (bkz: aşar vergisi)dir.
öşür vergisi ise osmanlı döneminde müslüman halktan alınan 1/10 oranındaki toprak vergisidir.
bir diğer ismi ise (bkz: aşar vergisi)dir.
devamını gör...
konuşacak birinin olmaması
insanın kendisiyle olan muhabbetini geliştirmesi için bulunmaz bir nimettir.
devamını gör...
yeraltı orkidesi
"rhizanthella gardneri" olarak da bilinen bu bitki avustralya'nın batısında yetişiyor. adını ise çiçeklerini dahi yer altından açmasından alıyor. dünyada yaklaşık elli adet kaldığı düşünülüyor. süpürge çalılarının yoğun olduğu bir bölgede yetişen bu ilginç bitki süpürge çalısının köklerinde yaşayan bir mantar türüyle simbiyotik ilişki içindedir.
devamını gör...
fakirlikten sütyen alamayan kız
devamını gör...
eternity and a day
insanın ruhuna seslenen filmdir.
şu replikle etkilemiştir beni:
"neden, anne…
neden hiç bir şey beklendiği gibi olmadı
neden?
neden çürüyüp gider insan… sessizce…
acıyla ihtiras arasında parçalanarak?
…
neden sadece ve sadece kendi ayak seslerimi duydum evin içinde?
neden?
söyle bana, anne…
insan neden bilmez nasıl seveceğini?”
şu replikle etkilemiştir beni:
"neden, anne…
neden hiç bir şey beklendiği gibi olmadı
neden?
neden çürüyüp gider insan… sessizce…
acıyla ihtiras arasında parçalanarak?
…
neden sadece ve sadece kendi ayak seslerimi duydum evin içinde?
neden?
söyle bana, anne…
insan neden bilmez nasıl seveceğini?”
devamını gör...
vergilius'un ölümü
bir hermann broch romanıdır.
bu hacimli kitap modern dünya edebiyatının en büyük ve en iyi örneklerinden biri sayılır. benim için de kesinlikle en iyi ilk on roman içerisindedir.
roman milattan önce 70 yılında galya’da doğan ve milattan sonra 19 yılında yaşlı bir adam olarak italyan brindisinde ölen vergilius dünyanın gelmiş geçmiş en büyük şairlerinden biri olan vergilius’un hikayesidir. bence başyapıtı olan aenis ile dünyadaki ölümsüzlüğünü garantilemiş olan ozan’ı dante de hocası sayar.
(bkz: ilahi komedya) da cehennemi ve araf’ı birlikte gezerler. cennete giremez vergilius bu kitapta ama belki gerçekte cennettedir. hermann broch’un kitabında ise vergilius’un son 18 saati anlatılır.
büyük şairin son 18 saatine ve ölümüne şahitlik ettiğimiz roman okunması çok zor ve yorucu olsa da sonunda insanın verdiği bütün emeklere değiyor.
kitabın çevirmenin iki gözüm ahmet cemal. kitabı bir çeviri şaheseri haline getirmek için tam kırk yıl uğraşmış usta çevirmen ve bence çeviri tarihine adını silinemeyecek şekilde de kazımıştır.
geniş bir zamanda ve odaklanarak okumanız gereken bu kitabı okurken yazarın ve çevirmenin kararlaştırdığı tempoya uymaya dikkat edin bence.
bu hacimli kitap modern dünya edebiyatının en büyük ve en iyi örneklerinden biri sayılır. benim için de kesinlikle en iyi ilk on roman içerisindedir.
roman milattan önce 70 yılında galya’da doğan ve milattan sonra 19 yılında yaşlı bir adam olarak italyan brindisinde ölen vergilius dünyanın gelmiş geçmiş en büyük şairlerinden biri olan vergilius’un hikayesidir. bence başyapıtı olan aenis ile dünyadaki ölümsüzlüğünü garantilemiş olan ozan’ı dante de hocası sayar.
(bkz: ilahi komedya) da cehennemi ve araf’ı birlikte gezerler. cennete giremez vergilius bu kitapta ama belki gerçekte cennettedir. hermann broch’un kitabında ise vergilius’un son 18 saati anlatılır.
büyük şairin son 18 saatine ve ölümüne şahitlik ettiğimiz roman okunması çok zor ve yorucu olsa da sonunda insanın verdiği bütün emeklere değiyor.
kitabın çevirmenin iki gözüm ahmet cemal. kitabı bir çeviri şaheseri haline getirmek için tam kırk yıl uğraşmış usta çevirmen ve bence çeviri tarihine adını silinemeyecek şekilde de kazımıştır.
geniş bir zamanda ve odaklanarak okumanız gereken bu kitabı okurken yazarın ve çevirmenin kararlaştırdığı tempoya uymaya dikkat edin bence.
devamını gör...
kolancılık
semer ve eyerleri bağlamada kullanılan kolanları üreten kişilere verilen isim. eski zamanlarda at arabaları ile ulaşım yaygın olduğu için bir nevi yedek parçacı olarak da görebiliriz. şehirler arası yolculuk ederken lastikçilere çok denk geliriz genelde yol boylarında dükkan açarlar. kolancılarda aynı mantıkla çalışan bir meslek dalıymış aynı zamanda.
devamını gör...
fotoğrafın hikayesi

görselin kaynağını hatırlayamıyorum şuan.
fotoğrafta, bob marley'in son zamanlarını görüyoruz. biliyoruz ki marley sıradışı bir adamdı. marley'in ayak tırnaklarından birisinde bir tür cilt kanseri olan melanom gelişir ve doktorlar eğer kesilmez ise öleceğini söyler. rastafari inancı gereği toprağa tek parça halinde girilmesi gerekir ve marley doktorun bu fikrini red eder. hastalığı ilerler, yıllardır kafasında taşıdığı rastalar marley'e artık ağır gelmektedir.
mayıs 1981'de, dr. joseph ıssels, daha fazla bir şey yapılamayacağını açıkladığında, zaten hastalıktan hırpalanmış olan bob marley, son günlerini ailesi ve arkadaşlarıyla geçirmek için jamaika'daki evine dönmeye karar verdi. miami'de bir hastaneye yatırılmak zorunda kaldığı için geziyi tamamlayamadı. almanya'dan ayrıldıktan 40 saatten kısa bir süre sonra, 11 mayıs 1981'de öğleden hemen önce öldü.
yanında duran siyahi hanımefendi ise marley'in zevcesi rita marley.
rita hanım, marley in hemen arkasından vefat etti lakin sebebini bilemiyorum.
devamını gör...
