unutkanlığa çare
b12 ve ginkgo biloba tablet, oldukça iyi.
devamını gör...
29 aralık 2020 çöpte bebek bulunması
istanbulda çöpte yeni doğmuş bir bebek bulundu. bebeği ayakkabı kutusuna bırakan anne (!) posete sarıp çöp kutusunun kenarına bıraktı. çevredekiler fark edip bakınca kanlı yeni doğmuş bebeği gördüler. bebek hastaneye götürüldü.
doğurmak anne olmaya yetmiyor demek ki.
edit : kaynak eklemeyi unutmuşum. ben okurken siz de benle okuyorsunuz sanıyorum bazen .
buradan
edit 2 : başlık linci yemişim. ne kadar okursanız okuyun, ne kadar gezerseniz gezin ; içinizdeki anadolu şivesini bazen böyle bir şekilde açığa veriyorsunuz . "çöpün içinden" ya da " çöpte" yerine "çöpten" yazmışım. coğrafya kaderdir gerçekten.. özür diliyorum. sevgiler.
doğurmak anne olmaya yetmiyor demek ki.
edit : kaynak eklemeyi unutmuşum. ben okurken siz de benle okuyorsunuz sanıyorum bazen .
buradan
edit 2 : başlık linci yemişim. ne kadar okursanız okuyun, ne kadar gezerseniz gezin ; içinizdeki anadolu şivesini bazen böyle bir şekilde açığa veriyorsunuz . "çöpün içinden" ya da " çöpte" yerine "çöpten" yazmışım. coğrafya kaderdir gerçekten.. özür diliyorum. sevgiler.
devamını gör...
normal sözlük'ün 35 yaş istilasına uğramış olması
arkadaş, biz hiç bir yere sığmayacak mıyız yahu ?
yolun yarısını geçmişiz. artık yokuş aşağı gidiyoruz.
bırakın takılalım şurada. kimseye garezimiz yok inanın ki.
yolun yarısını geçmişiz. artık yokuş aşağı gidiyoruz.
bırakın takılalım şurada. kimseye garezimiz yok inanın ki.
devamını gör...
klişe youtube yorumları
yaşıtlarım aleyna tilki bilmem ne dinlerken ben bunları dinliyorum.
devamını gör...
yaş ilerledikçe azalan şeyler
güven... tamamıyla yok olmasından korkuyorum.
devamını gör...
çayın yanında en güzel giden gıda
soğumuş ve yumuşamış patates kızartmasıdır. lezzetli olmasından değil belki de nostaljik olmasından olsa gerek diye düşündüğüm durum.
devamını gör...
itü tıp kazanan öğrenciler
paralel evrende bugün(bkz: swh)
devamını gör...
hoşlanılan kızı mancınıkla uzaya fırlatmak
hep hayalimdi mancınıkla fırlatılmak.. hem de uzaya... nasip et allahım.
devamını gör...
bir insanla ilişkiyi kesmek için yeterli sebepler
aptal yerine koyulmak,abi yalan söylemeyin ya yalan söylemeyin..
devamını gör...
müthiş kelimesinin aslında olumsuz olması
başlığa bakınca bir düşündüm, m harfini çıkarıp kalan sessizlere baktım: t-h-ş. "dehşet" ile benzer. m de genelde o şeyi yapan şey ya da kişiler için kullanılacağı zaman ekleniyor kelimeye. demek ki dehşet veren dedim
yalnız olmayan arapça bilgim ile bile mükemmelim
yalnız olmayan arapça bilgim ile bile mükemmelim
devamını gör...
çghb 1 vs çghb 2
çghb 1 'in oyuncuları daha iyiydi bence . o yüzden 1 diyorum . ama 2 'nin seri halindeki skeçler çok iyi gerçekten .
devamını gör...
normal sözlük istatistiklerinin dibe çakılması
ergen bebelerde gelip lafımı dinlemedin tribi yapıyo ya ahhahha. he senin bir lafınla kalkınıyo bu sözlük zaten. gidenlerde yazar gibi yazarlardı bee. vah vah, tüh tüh çok mutsuzum. ellerim dizlerimde ağlıyorum şuanda.
bu sözlük elbet yeniden ayağa kalkar. ama bugün, ama yarın. tek başıma da olsa tackleberry gibi çabalayacağım. çünkü zevk.
bu sözlük elbet yeniden ayağa kalkar. ama bugün, ama yarın. tek başıma da olsa tackleberry gibi çabalayacağım. çünkü zevk.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük,
bugün çok koşuşturmalı geçecek... özü ile sözü bir olmayan insanlardan bezdim valla, umarım bugün onlardan birine denk gelmem inşallah, amin...
edit: denk geldim yine, dakika bir gol bir.
bugün çok koşuşturmalı geçecek... özü ile sözü bir olmayan insanlardan bezdim valla, umarım bugün onlardan birine denk gelmem inşallah, amin...
edit: denk geldim yine, dakika bir gol bir.
devamını gör...
fosforlu kalemle tüm sayfayı çizmek
bakın burası çokomelli, şurası da çokomelli. en çokomelli burası diye diye ortaya çıkabilen durumdur. sinir bozucudur.
devamını gör...
buca protestan baptist kilisesi
izmir'in buca ilçesinde, dokuz eylül üniversitesi dokuzçeşmeler kampüsünün çok yakınında bulunan anıtsal nitelikteki bir tarihi kilisedir. daha önce burada yer alan bir şapele (müslümanlardaki mescid benzeri küçük kiliseler) levantenler bir takım eklemelerde bulunarak 1865'te inşa etmişler. 1961'de buca belediyesine devredilmiş, değişik yıllarda sanat merkezi ve evlendirme dairesi olarak hizmet verdikten sonra 2001 yılında türk protestan cemaatinin ibadet ihtiyaçları için devredilmiştir. yani teknik olarak hala buca belediyesine bağlı bir kültür sanat merkezidir. bahçesinde levantenlere ait anıtsal nitelikteki mezarların yanı sıra içerisinde antika bir org da vardır. pastörüne (protestanların imamı, rahibi gibi bir şey) değin cemaatinin tamamı türk olduğu için vaftizlerden ilahilere ve dulara kadar her ritüelin türkçe yapıldığı bu kilise ziyarete de açıktır.
www.bucabaptist.org/blank
www.bucabaptist.org/blank
devamını gör...
mary river kaplumbağası
elusor macrurus ya da pet shop kaplumbağası adı ile de bilinen, avustralyadaki güney-doğu queenslandın mary nehrinde yaşayan yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan kısa boyunlu bir kaplumbağa türüdür.
dişiler 34 cm, erkekler ise 45 cm uzunluğa ulaşabilirler.
genel olarak paslı kırmızıi kahverengi ya da siyah renk olurlar. mary river kamplumbağaları da soyu tükenmekte olan canlılardan biridir. batı avustralya. mary river kaplumbağaları, 2003 yılında kaplumbağa koruma fonu tarafından dünyanın en çok nesli tükenmekte olan 25 kaplumbağa türü arasında listelenmiştir.
devamını gör...
kelebek
ömürleri bir gün olmayan, yanlış algı sonucu kısa ömürlü sanılan rengarenk böcek. eğer havalar soğuk geçer, o zaman oluşan kelebekler kış mevsimine rastlarsa uyku dönemlerini geçirirler. hava koşulları normale dönerse aktif hale gelirler ve 1 ay kadar ömürleri olur. birçok böcek ile birlikte meyvelerin tozlaşmasında, üremesinde önemli katkıya sahipler. bu besin kaynaklarına ulaşmamızda çok önemli rolleri var. her insanın sevdiği ve güzel görüntüsü ile ilgi çeken canlılardan biridir. 25 bin türü bulunuyor ve antarktika harici her yerde bulunan bir eklem bacaklı çeşidi. polenlerin bitkilere taşınmasında büyük role sahiptirler. soğukkanlı oldukları için vücut sıcaklığı düştüğü zaman uçamıyor. besin kaynağı ise çiçek nektarlarıdır.
bir yaratılış mucizesi olarak renk pigmentleri taşırlar. bu pigmentlerle o harika desenler kanatlarına nakış nakış işlenmiştir. her kelebeğin ayrı renk ve desenleri vardır. sabun köpüğündeki gökkuşağı renkleri misali dalgalı ve yanardöner biçimde renklerdir. güneş ışığı, bu kanatların üzerine düştüğü zaman, kelebeğin kanatları gözümüzde renk renk, benek benek, desen desen ışık saçar.
bir yaratılış mucizesi olarak renk pigmentleri taşırlar. bu pigmentlerle o harika desenler kanatlarına nakış nakış işlenmiştir. her kelebeğin ayrı renk ve desenleri vardır. sabun köpüğündeki gökkuşağı renkleri misali dalgalı ve yanardöner biçimde renklerdir. güneş ışığı, bu kanatların üzerine düştüğü zaman, kelebeğin kanatları gözümüzde renk renk, benek benek, desen desen ışık saçar.
devamını gör...
dünyaya düşen adam
walter trevis tarafından yazılan bir bilim kurgu kitabı. fakat her ne kadar bilim kurgu diye geçse de sadece bir bilim kurgu kitabı değil, yayımlandığı dönemin toplumsal sorunlarına da sıkça değiniyor. yazarın kendisi ise kitabı 'üstü kapalı bir otobiyografi' olarak tanımlıyor.
kitabı anlatmaya başlamadan önce kitabın içinde geçtiği dönemden kısaca bahsetmek istiyorum, zira dediğim gibi bu kitap sadece bir bilim kurgu kitabı değil. kitap soğuk savaşın sürdüğü, askeri teknolojilere ciddi yatırımlar yapıldığı, nükleer silahlanma yarışının devam ettiği bir zamanda geçiyor. yazarın kitabı bu nükleer silahlanma yarışının sonunun nereye varacağına dair duyduğu kaygılarından yola çıkarak yazdığını düşünüyorum. her ne kadar kitapta silahsızlaşma görüşmelerinin başladığı söylense de
kitaptaki newton karakteri otuz yıla kalmadan dünyanın büyük bir nükleer çöplüğe dönüşeceğini iddia ediyor.
tabi sadece silahlanma sorunu değil tek bahsedilen. siyahilerin ayaklanması, üniversitelerde başlayan ideolojik hareketler ve bu hareketlerin ulaştığı sonuçlar, medyada yapılan amerika propagandaları, yazarın kendi ifadesiyle üniversitelerin araştırma vizyonunu kaybedip askeri ve ticari projelere yoğunlaşan merkezler haline gelmesi (hatta bryce karakteri [[alıntı]]
"oysa bizim burada yaptığımız bombaları mükemmelleştirmek ya da böcek zehri imal etmek için daha ekonomik yöntemler bulmaktan başka bir şey değil."
[[/alıntı]] diyor konuyla ilgili.), gibi birçok soruna da değiniyor ufaktan.
kitap gezegeni yaşanmaz hale gelen anthealı thomas jerome newton karakterinin dünyaya gelişiyle başlıyor. newton bir yandan dünyaya gelişinin zorluklarla başa çıkmaya çalışırken bir yandan gezegenini kurtarmak için oluşturulan bir planı hayata geçirmeye çalışıyor. karakterin gezegenini kurtarmaya çalışan anthealı kimliğinden sıyrılıp zamanla insanlaşma sürecini okuyoruz kitapta. şahsen ben her ne kadar bu sürecin işlenişinden memnun olsam da sanki daha iyi olabilirdi kanaatindeyim. özellikle son zamanlarda sık sık stefan zweig okuyan biri olarak karakterlerin işlenişi konusunda aradaki farkı net bir şekilde görebiliyorum. tabi burada yazara haksızlık etmemek lazım, karakterin geçirdiği duygusal değişimler anlaşılır ve net bir şekilde aktarılmış okura. fakar ben bazı şeyler biraz daha yavaş geçilse
mesela newton kör olduktan sonrasını onun gözünden daha fazla okumak isterdim. böylesine travmatik bir deneyim bir iki bölümle geçiştirilmemeliydi. ayriyeten bryce ve betty jo arasındaki ilişki de hızlıca gelişti. bryce'ın bettye ne ara aşık olduğunu anlayamadım.
kitap daha vurucu olabilirdi kanaatindeyim. ayrıca anthealılara dair daha fazla şey öğrenmek isterdim. her ne kadar biyolojik özellikleri ayrıntılı bir şekilde düşünülmüş olsa da tarihleri ve kültürleri birkaç cümleyle geçiştiriliyor kitapta. tabi ki yazarın okurlarına asıl anlatmak istediği şey anthealıların tarihi değil, dolayısıyla kitabın tamamını buna adaması beklenemez fakat kitaptaki olayların asıl başlangıcının onların başına gelenler olduğunu düşünürsek eğer gezegenlerinin nasıl mahvolduğuna ve mahvolduktan sonra nasıl yaşadıklarına dair daha çok ayrıntıya girilseydi yazarın okura vermek istediği mesaj çok daha vurucu olurdu diye düşünüyorum.
kitabın en çok hoşuma giden yönü kitapta kullanılan semboller oldu. newton karakteri ıkaros* ve rumpelstilskin karakterleriyle bağdaştırılıyor sık sık. bu iki karakterin öyküsünü bilen ve seven biri olarak bu durum oldukça hoşuma gitti diyebilirim. ayrıca newton karakterinin farklılıkları nedeniyle ötekileştirilmiş ve toplumdan dışlanmış insanları temsil ettiğini okudum bir incelemede. bana da mantıklı geldi açıkçası.
özetle bazı yönlerden oldukça iyi bazı yönlerden ortalama bulduğum bir kitap oldu dünyaya düşen adam. okumak isteyelere rahatlıkla önerebilirim fakat okumazsanız çok da bir şey kaybetmezsiniz bence
kitabı anlatmaya başlamadan önce kitabın içinde geçtiği dönemden kısaca bahsetmek istiyorum, zira dediğim gibi bu kitap sadece bir bilim kurgu kitabı değil. kitap soğuk savaşın sürdüğü, askeri teknolojilere ciddi yatırımlar yapıldığı, nükleer silahlanma yarışının devam ettiği bir zamanda geçiyor. yazarın kitabı bu nükleer silahlanma yarışının sonunun nereye varacağına dair duyduğu kaygılarından yola çıkarak yazdığını düşünüyorum. her ne kadar kitapta silahsızlaşma görüşmelerinin başladığı söylense de
kitaptaki newton karakteri otuz yıla kalmadan dünyanın büyük bir nükleer çöplüğe dönüşeceğini iddia ediyor.
"oysa bizim burada yaptığımız bombaları mükemmelleştirmek ya da böcek zehri imal etmek için daha ekonomik yöntemler bulmaktan başka bir şey değil."
[[/alıntı]] diyor konuyla ilgili.), gibi birçok soruna da değiniyor ufaktan.
kitap gezegeni yaşanmaz hale gelen anthealı thomas jerome newton karakterinin dünyaya gelişiyle başlıyor. newton bir yandan dünyaya gelişinin zorluklarla başa çıkmaya çalışırken bir yandan gezegenini kurtarmak için oluşturulan bir planı hayata geçirmeye çalışıyor. karakterin gezegenini kurtarmaya çalışan anthealı kimliğinden sıyrılıp zamanla insanlaşma sürecini okuyoruz kitapta. şahsen ben her ne kadar bu sürecin işlenişinden memnun olsam da sanki daha iyi olabilirdi kanaatindeyim. özellikle son zamanlarda sık sık stefan zweig okuyan biri olarak karakterlerin işlenişi konusunda aradaki farkı net bir şekilde görebiliyorum. tabi burada yazara haksızlık etmemek lazım, karakterin geçirdiği duygusal değişimler anlaşılır ve net bir şekilde aktarılmış okura. fakar ben bazı şeyler biraz daha yavaş geçilse
mesela newton kör olduktan sonrasını onun gözünden daha fazla okumak isterdim. böylesine travmatik bir deneyim bir iki bölümle geçiştirilmemeliydi. ayriyeten bryce ve betty jo arasındaki ilişki de hızlıca gelişti. bryce'ın bettye ne ara aşık olduğunu anlayamadım.
kitabın en çok hoşuma giden yönü kitapta kullanılan semboller oldu. newton karakteri ıkaros* ve rumpelstilskin karakterleriyle bağdaştırılıyor sık sık. bu iki karakterin öyküsünü bilen ve seven biri olarak bu durum oldukça hoşuma gitti diyebilirim. ayrıca newton karakterinin farklılıkları nedeniyle ötekileştirilmiş ve toplumdan dışlanmış insanları temsil ettiğini okudum bir incelemede. bana da mantıklı geldi açıkçası.
özetle bazı yönlerden oldukça iyi bazı yönlerden ortalama bulduğum bir kitap oldu dünyaya düşen adam. okumak isteyelere rahatlıkla önerebilirim fakat okumazsanız çok da bir şey kaybetmezsiniz bence
devamını gör...
valentina tereshkova
tam adı valentina vladimirovna tereshkova olan, vostok 6 aracı ile uzaya çıkmış olan ilk sivil ve ilk kadın.
kozmonot olmadan önce bir fabrika işçisi olarak çalışıyordu. sonrasında mühendislik eğitimi alarak ve hobi amaçlı paraşüt atlamacılığı yaparak kulvar değiştirdi. sovyetler birliği, uzay yarışında öne geçmek için çabalarken, uzaya ilk kadını gönderen ülke olmayı da amaçlamıştı. gönderilecek kişilerde aranan kriterler içerisinde, paraşütle atlamayı bilmek maddesi de olduğundan, valentina bu iş için önemli adaylardan biri haline geldi.
4 kadın aday seçildi program için ve eğitim aldılar birlikte. ancak nihayetinde seçilen kişi valentina oldu. başarıyla uzaya çıktı ve ay'daki kraterlerden birine onun adı verildi. ancak hakkında çıkan, uzaydaki uçuşu sırasında, dünyadan gelen telsiz çağrılarına yanıt vermediği ve korktuğu için dünyaya geri dönüşünün otomatik olarak sağlandığı iddialarını reddediyor valentina.
uzay görevi sona erdikten sonra sovyetler birliği yüksek sovyet üyesi, komünist parti merkez komite üyesi, yüksek sovyet prezidyumu üyesi gibi birtakım görevlerde bulundu. 1997'de de rus hava kuvvetleri'nden emekli oldu.
ilk evliliğini yaptığı kişi de bir kozmonot olan andriyan grigoryeviç nikolayev'di. böylece kızları elena, annesi ve babası uzaya gitmiş olan ilk insan oldu. ikinci evliliğini de 1999 yılında hayatını kaybeden yuliy shaposhnikov ile yaptı.
kozmonot olmadan önce bir fabrika işçisi olarak çalışıyordu. sonrasında mühendislik eğitimi alarak ve hobi amaçlı paraşüt atlamacılığı yaparak kulvar değiştirdi. sovyetler birliği, uzay yarışında öne geçmek için çabalarken, uzaya ilk kadını gönderen ülke olmayı da amaçlamıştı. gönderilecek kişilerde aranan kriterler içerisinde, paraşütle atlamayı bilmek maddesi de olduğundan, valentina bu iş için önemli adaylardan biri haline geldi.
4 kadın aday seçildi program için ve eğitim aldılar birlikte. ancak nihayetinde seçilen kişi valentina oldu. başarıyla uzaya çıktı ve ay'daki kraterlerden birine onun adı verildi. ancak hakkında çıkan, uzaydaki uçuşu sırasında, dünyadan gelen telsiz çağrılarına yanıt vermediği ve korktuğu için dünyaya geri dönüşünün otomatik olarak sağlandığı iddialarını reddediyor valentina.
uzay görevi sona erdikten sonra sovyetler birliği yüksek sovyet üyesi, komünist parti merkez komite üyesi, yüksek sovyet prezidyumu üyesi gibi birtakım görevlerde bulundu. 1997'de de rus hava kuvvetleri'nden emekli oldu.
ilk evliliğini yaptığı kişi de bir kozmonot olan andriyan grigoryeviç nikolayev'di. böylece kızları elena, annesi ve babası uzaya gitmiş olan ilk insan oldu. ikinci evliliğini de 1999 yılında hayatını kaybeden yuliy shaposhnikov ile yaptı.
devamını gör...
