redwood ulusal ve eyalet parkında bulunan 114.58m boyu ile dünyanın en uzun ikinci ağacıdır.
devamını gör...

uyutmayan etki.

uzun zaman önce tokyo üniversitesinde bu konuyla ilgili birkaç araştırma yapıldığını okumuştum. üstteki yazarın da belirttiği gibi kütleçekimle alakalı. ana mantık şu: dünyanın %70'i su. dolunay dünyadaki gelgitlere etki ediyor. e insanın da %70'i su. o zaman neden insana etki etmesin?

sonuç olarak bulunanlar ise: dolunayda insanlar daha huzursuz. bazısı daha duygusal. dolunay varken cinnetler daha sık yaşanıyor. kazalar, sakarlıklar artıyor. bir yeriniz kanıyorsa normale nazaran daha geç pıhtılaşıyor falan filan. araştırmayı bulduğumda editleyeceğim.
devamını gör...

allah affetsin ama, bazen böyleleriyle aynı dine mensup olmaktan haya ediyorum.
bence olay alkol, ramazan falan değil birader.
o herif orada tek başına herkesin karşısında dimdik durabiliyor. ne bir ters hakareti, ne bir taşkınlığı var.
diğeri bu özgüveni kıskanıyor işte. kendisinin beceremediği, yıllardır içinde biriktirdiği akıntıya karşı yüzemiyor olmanın verdiği bıkkınlığı ilk fırsatta kusuyor dışarı.
devamını gör...

l’éternité şiiri ile tanıştığım ve yalnızca bir dize ile aklımı bulandıran şair. l’éternité şiirinde bir dize var, rimbaud bunu iki kere kullanıyor ve une saison en enfer'de bu dizeyi değiştiriyor.

"denizdir giden güneşle" (c’est la mer allée avec le soleil) bilinen ilk hali fakat une saison en enfer'de ikinci halini alıyor. "denizdir karışan güneşe" (c’est la mer mêlée au soleil)

şiirleri basit bir kelime oyunu olarak görmemek gerekir diye düşünüyorum, rimbaud her kelimeyi özenle seçiyordu yazarken. neden giden yerine karışan olarak değiştirdiği üzerine uzun süre düşündüm. rimbaud giden derken ölüm ve mutlak kavuşmayı mı ifade etmek istiyordu? gitmekte bir sonsuzluk var, iki sonsuzluğun mutlak buluşması fikri.
devamını gör...
(tematik)

afrika'nın güney doğusunda bulunan malavi ülkesinin başkentidir.
devamını gör...

bende artık bi alışkanlık haline gelmiş durumdur. artık alarmlara da direnmiyorum. alarm çalarken uyumaya da alıştık..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

griyi çok tuttum.
beyaz gözüme alıyordu, siyah içimi karartıyordu.
bana göre bir renk buldular çok şükür.
devamını gör...

gluteus maximus'a gluteus maximus diyen yazar. neyse onu diyor. beğeniyorum ben. ha bu arada yasaklı kelimeyi yazamadığım için (bkz: gluteus maximus).
devamını gör...

peki sizinle neden sevişelim?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

her seferinde istemsizce frida kahlo'yla karıştırdığım yazar. hayır neden ama anlamıyorum ki? biri kadın biri erkek biri yazar biri ressam biri meksikalı biri praglı. her seferinde 'ya bu kadın yazar değil miydi?' oluyorum. değil güzel arkadaşım değil. çok korkuyorum bir gün toplum içinde bu cahilliğimi açık edeceğim diye. içimden 40 kere tekrar ediyorum tamam şimdi oldu diyorum hoopp 3 gün sonra aynı olay. düş yakamdan frida abla düş lütfen.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yemek yemek, su içmek, sigara içmek, tükürmek vs. uzar gider.
devamını gör...

türkçe rap var türkçe rap var dostlar. önemli olan kimi, hangi sarkiları dinlediğinizdir.
devamını gör...

hiç anlaşılmayacağını düşündüğün durum için harika bir çözüm.
devamını gör...

daha bu sene izlemiş olduğum ve kendime sürekli 'nasıl ve neden bu kadar geç kaldın' diye sorup durduğum dizi. çok sıkıldığım, sürekli evde ve genellikle yalnız olduğum bir dönemde bana ilaç gibi gelmişti. fakat dizinin bir yerden sonra girdiği depresif hava, o dönemde beni de benzer bir ruh haline sokmuştu.


buffy'nin annesinin öldüğü 'the body' bölümü bu açıdan muazzam bir bölümdü. çok büyük bir dramı hiç ajitasyon yapmadan, seyirciye hadi ağlayın ne duruyorsunuz akıtın o lanet olası sümüklerinizi diye göze parmak bir anlatım sergilemeden anlatıp bir de sizin içinize taş gibi oturuyorlar. siz de buffy'le birlikte acıyla yüzleşmeye çalışıyorsunuz, siz de joyce'un öldüğüne inanmıyorsunuz. bölüm boyunca bu bir büyü, halüsinasyon, rüya çıksın, giles gözlüklerini silip olayı çözsün joyce geri dönsün diye bekliyorsunuz. ama geri dönmüyor. hem de öyle vampir ısırığıyla, iblis pençesiyle vs. değil beyin kanamasından ölüyor joyce. onca fantastik zımbırtının içinde tüm gerçekliğiyle ölüm çarpıyor yüzünüze. buz gibi.


bana aynı hissi veren -tam bölümleri hatırlamıyorum- bir iki an daha vardı:


buffy ölümden dönüyor. eski neşeli, gamsız, boş boğaz halinden eser kalmamış. herkes cehennemin en dibinde işkencelere maruz kaldığı için (bkz: sam'e bizzat lucifer tarafından işkence edilmesi) (bkz: dean'in cehennemde sgklı işkenceci olarak çalışması) (bkz: spoiler içinde spoiler) böyle olduğunu düşünüyor. spike geliyor yanına, onun çektiği acıları hayal edemeyeceğinden ama acı çekmenin ne olduğunu bildiğinden bahsediyor. o anda buffy benim kalbimi paramparça eden ve günlerce dalıp dalıp uzaklara gitmeme sebep olan şeyler söylüyor (tam cümleleri hatırlamıyorum affola, aklımda kaldığınca aktaracağım): cenneteydim. yani sanırım cennetti. bir sonsuzlukta ve huzur içindeydim. iyi olduğunuzu ve sizi kurtardığımı biliyordum. aklım sevdiklerimde kalmamıştı. bu dünyayla ilgili her şey benim uzağımdaydı ve umrumda değildi. huzurlu ve tamamlanmış hissediyordum. sonra birisi beni oradan çekip aldı ve toprağın altında uyandım.

buffy'i cenneten çekip alıyorlar ve boktan bir hayatın içine atıyorlar. o tamamlanmışlık hissini, bu dünyayla işinin bittiği hissini elinden alıp, onu belirsizlik denizinin içine fırlatıyorlar. buffy geri döndüğünde bir borç batağıyla ve ilgi isteyen salak bir kardeşle uğraşmak zorunda kalıyor. kötü olduğundan emin olduğu bir adama duyduğu arzu yüzünden kendisinde bir şeylerin bozuk olduğunu düşünüyor. kendisinden nefret ediyor. okulunu bırakıp geleceği olmayan bir işe giriyor. tam bu sıralar riley çıkıp geliyor, evlenmiş ve mutlu şekilde. bu karşılaşmadan sonra buffy'nin spike'ın yanına gidip 'beni sevdiği söyle' demesi, cevaba inanmadığı halde çaresizce bunu duymak istemesi çok kalp kırıcı.


dizide karakter gelişimlerini izlemek gerçekten çok keyifli ve bu gelişimler çok güzel işlenmiş. 2021 yılında böyle bir madeni henüz keşfetmemiş başka kerizler varsa onları hızla google'a buffy 1. sezon 1. bölüm izle yazmaya davet ediyorum. ya da 'parası neyse veririm lan' diyorsanız tamozon krime'dan da izleyebilirsiniz. (paralar yatmadan marka söylemiyoruz. biz bu taktikleri geekyapardan öğrendik.)
devamını gör...

her jilet izini okuyacağım bir başlık.
neden sevdim? kaleminiz düşüncelerinizin hızına neredeyse yetişecek. bir hayli zor ve bir o kadar keyiflidir insanın kendiyle bütünleşme çabası. ve siz bu bütünleşme gücüne yaklaşmış görünüyorsunuz. ne kadar yakın olduğunuz size ait bir bilgi elbette.
dağınık fakat okuyucuyu dağıtmayan bir tarzınız var. olduğu gibi...
devamını gör...

türkiye'de bununla alakalı kafa karışıklığının temelinde bence çeviri hatası yatıyor zira orijinal terim theory of evolution'ın türkçesi evrimin teorisi. evrim bir vakıadır, gerçekliktir, evrimin teorisi de bu vakıayı açıklayan teoridir. yani öyle bak bu bir teori hala kanunlaşamamış ehi ehi şeklindeki karşı argümanlar komiktir. teorinin temeli mutasyona, kalıtıma ve doğal seçilime dayanır ve bunlar gayet de gözlemlenebilir şeylerdir.
devamını gör...

hard rock tarzında müzik yapan, hak ettiği değeri görmemiş müzik grupları arasında kesinlikle en iyi ilk beşte yer alması gereken amerikalı grup.

grup isminin hikayesini bilmiyorum ama kült(cult) sözcüğü tam yerinde olmuş.
devamını gör...

birde orta doğuda dağıtılan kartlar hangi kahvede dağıtılıyor. o kahveyi kapatırsa orta doğuda ki problemde çözülür
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim