hatırlatırım ki bundan milyonlarca yıl önce dünyada da yoktu. yıllar ilerledikçe insan yapmadı mı hepsini? hele bir gidelim mars'a, elbet orası da güzelleşir.

insanoğlu böyledir işte. gittiği yeri ya güzelleştirir, çiçek açtırır oraya, ya da zarar verir, kırar döker, yıkar.
devamını gör...

ayakta işlemeyi bende denedim
kendim için konuşmak gerekirse bir erkekte popo dikkatimi çekiyor
bizi anlayamazsın dememizin sebebi genelde çok basit düşünmeniz. bir kadın erkeğe oranla daha karmaşık düşünür daha fazla detaya takılır. erkekler ise daha basittir biz kadınlar bir erkeğin story ize bakmasından bile anlam çıkarabiliriz ama o erkek o stroye sadece bakmıştır. (genelleme yapıyorum tabiki her kadın böyle değil)
trip atmak kadınlar arasında silah sayılıyor. trip atarak onu parmağımda oynatırım mantığı var (bkz: kocan kadar konuş) ama ben bunu hiç desteklemiyorum
devamını gör...

bakın bugün 3 kadın daha eklendi. ve biri yakılarak öldürüldü. diyeceklerim bu kadar!
devamını gör...

insana sadakat yaraşır görse de ikrah, yardımcısıdır doğruların hazreti allah diyen yani, insan kötülük görse bile insana doğruluğun yakıştığı sözünün sahibi tanzimat dönemi edebiyatçısı.
devamını gör...

başlığın devamını; herkese nasip olamayacak güzellikte bir hayatın sırrına erişmek derim...*
niyetiniz iyiyse nasibiniz de iyi olur.
devamını gör...

leo the deacon (diyakoz leon), iyonya kaloe'de doğmuş bizanslı tarihçi ve vakanüvis. tarihi tamamen kendi gözlemleri ile aktarmaya özen göstermiştir (triaditza kuşatması, antakya ve kuzey suriye bölgesinin fethi, bulgar savaşı vs.) fakat çok sık basit kelimeleri bile unutulmuş eş anlamları ile yazdığı için bu tavrı bilge görünme çabası olarak adlandırılmış ve değersizleştirilmiştir. oysa leo the deacon ne kadar değersizleştirilmiş ve sıkıcı bulunmuş olsa bile döneminin önemli otoritelerinden biri olduğu unutulmamalı. konstantinopolis'te imparatorluk tarihi yazmaya başlamış fakat bitiremeden ölmüştür.

" the events as i saw them with my own eyes (for eyes are more trustworthy than ears, as herodotus says) and as i gathered them from those who saw them, these things i write in my book."

kaynak: bir kaç bilgi catholic encyclopedia'dan teyit edilmiştir.
devamını gör...

yoktur. her insana göre farklılık gösterir. zaten olayın güzelliği de buradadır. dünyanın öteki ucundaki bir insanın sevgi tanımıyla senin sevgi tanımın farklıdır.
ama aynı şeyleri hissedersin aynı mutlulukları aynı hüzünleri yaşarsın.
yazar şöyle diyor.
sevgi tırmananları birbirine bağlayan bir halattı. biri düşerse diğerinin hayatta kalması için halatın kesilmesi gerekiyordu . ancak sevgi, kesilmeyecek kadar kalın bir halattı ve sonunda herkes düşerdi. aptallar sevdikleriyle düşer, kötüler sevdiklerini aşağı çeker.
devamını gör...

nasil olmus da bu klise paylasilmamis dedirtti*.

sesini isirdigiminin dave mustaine'i*.
devamını gör...

içindeki kırılgan gerçek kendisini göstermiştir. bu zamana kadar insanların kirli düşüncelerinden koruduğu masum benliğini birine açmıştır. eğer buna değmeyeceğini düşündüyse buna pişman olmuştur. çünkü o duygular, o düsünceler kendisi için fazlasıyla özel ve değerlidir. insanların zihinlerinde kirlensin istemez. koruduğu özel alanına kolay kolay birini almak istemez, gerçekten hak ettiği biri olduğunu düşünene kadar. karşısındakine duvarlarını indirdiğinde, onun seni her halinle görmesine izin verdiğinde ve o kişi buna değmiyorsa eğer kişi kendisini çıplak kalmış gibi hisseder. kendisi için çok önemli olan şeyler ona anlamsız gelmiş olabilir. bunu fark ettiğinde duvarlarını eskisinden de daha kalın örer.
devamını gör...

hemen itiraflanalım mı desem yoksa acı bir durum mu bilemedim. ben de an itibariyle öğrendim ve bu durumu paylaşacağım yer olarak burayı seçtim. yakınlarıma bunu diyemiyorum çünkü ağlayabilirim.
allah herkese bir kader tayin etmiş ve kaldıramayacağı yükü vermezmiş, öyle diyorlar, ben de buna inanıyorum.
benimki ise benim elimde olmayan ebeveynlerimle başlamış. annem beni aldırmak istemiş. haklı da kadın. işte bunu kaç yıldır ilk defa öğrendim. ablalarımla aramda nerdeyse 3 yaş ve 15 ay fark var. daha onlar küçük ve bi de ben olmazmışım. öğrendiğimde çıldırdım, dedi. sonra vazgeçmiş tabi düşüncesinden. ama vazgeçtiği ilk başta istemediğini değiştirmez. ne olursa olsun evlat, bilmiyorum. annemin yerinde değilim ondan onu yargılayamam. ee babam boş durur mu? ben "erkek" değilim ya da kan uyuşmazlığı sebebiyle sarılık olduğum için tedavi olmasın ölsün dediği bir evladıyım. ama erkek olsaydım var ya tüm malını mülkünü beni iyi etmek için uğraşırdı. o zaman ölmemi istemezdi. hayattayım, ilk başta annemin babamın bile beni istemediği hayatta var olabildim. bu da yaratıcının gücü. ne olursa olsun onları yargılayamam, ailem. acı verici ama yapcak bir şey yok. ben onlar gibi olmayacağım ve bu hissettirdikleri için onlara kin beslemeyeceğim. ablalarım şanslı bu da güzel bir şey. hayat işte, değişik. şu an hiç üzülmedim ve ağlamıyorum çünkü bunları ben istemedim. allah ki bunlara inat beni var etti, keşke ölseydim keşke aldırsaydın demem, ne olursa olsun hayatta olmak güzel. hayatta olduğum için seviyorum, öğreniyorum, hissedebiliyorum, yemekler yiyorum, oğlakları, arkadaşlarımı, çiçekleri, gün batımını, denizi sevebiliyorum. daha nice şeyler olacak bilmiyorum. yine de her şeye rağmen hayatta olmak güzelmiş.
devamını gör...

her geçen sene fikriniz değişmiyor mu sizin? inancı bile değişmiş olabilir kime ne ?
kendini nasıl iyi hissediyorsa öyle yapması gereken ve uygulayan kadındır. durum tam tersi için de geçerlidir. aferindir ona.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1992'den beri dinlediğim müthiş sestir.
ama ben arabesk şarkılarından zevk alıyorum.
2000 sonrası seslendirdiği şarkılar, müslümcüler için olmadı mesela.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
papatyaa gibisiin beyazz ve inceee.
devamını gör...

temsili görselleri:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

emily dickinson, sylvia plath, maya angelou, rupi kaur'dan bihaber insan beyanı.
devamını gör...

ohhh bee. nasıl olmuş bilinmez ama halâ adeleti tecelli ettirecek hakim ve savcılar varmış diye sevinilen haberdir.
devamını gör...

ben de mizahsız hukuk köşesini alabilirim zira hali hazırda hikaye ve denemelerimi her ay deli gibi bekleyen bir dergi var.*
devamını gör...

üstadımın şarkısı çalıyor.* kocaman sırıtıyorum şu an*.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kesinlike lapa pirinç pilavı olmayan yemektir. * bir italyan klasiğidir. italya'dan çıkmış zannımca en lezzetli ve komplike yemektir. evet pizza dahil.
risotto yapımı için birçok pirinç kullanılabiliyor. italya'da bölgelere göre bile kullanılan pirinç değişiyor. en yaygını arborio tabi ki. carnaroli ve bu diğer ikisine göre daha küçük olan vialone nano da sıklıkla kullanılan diğer risotto pirinçleri. daha bir çok risotto pirinci çeşidi var. risotto pirinçlerinin ortak özelliği nişasta oranlarının diğer pirinçlere göre çok daha yüksek olması. yemeğe kremamsı yapıyı veren de bu. italyan şeflerin ve dahi italyan mutfağının tatlılar hariç genel olarak malzeme listelerinde krema olmamasının sebebini ben buna bağlıyorum açıkçası. kabiliyetlerine güvenmeyen şeflerin yemeğe krema eklediğini falan düşünen italyan şefler var. ilginç ama anlıyorum dediğim gibi, sonuçta bu insanlar en çok tükettikleri yemeğe krema eklemeden kremamsı yapabilmeleri ile meşhurlar. adamışlar kendilerini krema karşıtlığına. hayırlısı.

mutfak bir kimya işi arkadaşlar. bir yemeği pişirmek için ne kadar çok şey bilmeniz gerekiyorsa o yemek o kadar komplike olmuş oluyor. risotto pirinçleri az öncede bahsettiğim gibi yüksek nişasta içeren pirinçler. yetiştiriciliğinden başlıyor işin tekniği. asla yıkanmaması gereken, direkt olarak yüksek ısı ile temas ettirdiğimiz, kullandığınız tencere yüzey çapının ve yapısının bile önem arz ettiği bir yemek risotto. iyi ısıtılmış çelik ve geniş tabanlı bir tencerede, zeytinyağında arpacık soğan ve sarımsağın iyice kavrulması gerekiyor. eklediğiniz pirinç ile birlikte pirinç tümünü olmasa da en azından gözünüzle görebileceğiniz kadar nişastasını salana kadar kavurmaya devam etmez ve suyu erken eklerseniz asla iyi bir sonuç alamazsınız. risotto pirinci son derece geç pişen bir pirinç. aynı yöne doğru karıştırılması, suyu eklemeden önce her bir pirinç tanesinin önce yağ ile kaplanıp çıtırlaşması sonra yüksek ısıya daha fazla dayanamayarak nişastasını içinden çıkarması gerekiyor. akabinde kullanacağınız sebze ya da et suyunu (stock) en az 4 defada ve yavaş yavaş pirince eklemeniz, sürekli karıştırmaya devam etmeniz ama pirinçleri ezmemeye, kırmamaya dikkat etmeniz lazım. risotto tabandan karıştırılır. her defasında suyu tamamen çekmesi beklenir ve yeni sıvı ekleme işlemine ancak bu olduğunda geçilir. son stock ekleme işlemi esnasında risottoyu neli yapmak istiyorsanız bu malzemeleri eklemeniz gerekiyor. deniz mahsulü, ciğer, mantar en yaygın olanları. yaklaşık 20-30 dk kadar kapağı açık, kısık ateşte malzemelerle birlikte pişmeli. bazı uygulamalar gördüm ben de, direkt olarak malzeme ile başlayanlar da var. ama ne demiştik: kimya. almak istediğimiz nişastanın son zerreciğine kadar almak istiyorsak sahaya yeni oyuncular sokmanın anlamı olmadığını düşünüyorum ben şahsen. gerekiyorsa başka bir tencerede malzemeleri pişirip, risottoyla son aşamada birleştiriyorum. tercih meselesi. en son, pişme işlemi tamamlandıktan sonra yani, tereyağ ve parmesanla bitiriyoruz. tereyağ miktarından korkmayın. ama parmesana dikkat etmenizi önemle tavsiye ediyorum. güzelim risottoyu bir erimiş parmesan yemeğine çevirmenin alemi yok.
karnım tok, canım çekti. üfff.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim