fantz izleme deneyi
1961 yılında yaptığı deneyde fantz basit ama dahice bir deney gerçekleştirdi. bir bebeğin üzerine yerleştirdiği düzeneğe bir insan yüzü ve bir boğa gözü resimleri yerleştirdi.
iki aylık bebek insan yüzüne, boğa gözüne baktığının iki katı daha fazla bakıyordu. daha sonraki yıllarda yapılan çalışmalarda da psikologlar insanların 'insan yüzüne' karşı belli bir algıyla doğduğunu kanıtladı. bunun hayatta kalma içgüdüsüyle doğrudan ilişkili olduğuna inanılıyor.
iki aylık bebek insan yüzüne, boğa gözüne baktığının iki katı daha fazla bakıyordu. daha sonraki yıllarda yapılan çalışmalarda da psikologlar insanların 'insan yüzüne' karşı belli bir algıyla doğduğunu kanıtladı. bunun hayatta kalma içgüdüsüyle doğrudan ilişkili olduğuna inanılıyor.
devamını gör...
sözlük yazarlarının garip özellikleri
sağ elini kullanan bir babadan, ve tam olarak sol elini kullanan bir anneden gelmiş biri olarak, sol eliyle yazı yazan, sağ eliyle bıçak kullanan, sol eliyle bardak tutup, sağ eliyle mouse kullanan, sol eliyle çekirdek çitleyip, sağ bileğiyle güreşen, sağ ayağı raket gibi kullanıp, telefonu daima sol kulağına götürerek konuşan, ve sağ tarafa yatarak uyuyan bir yazara sahip özelliklerdir.
devamını gör...
sözlükte sürekli yazar dışlayan güruh
sözlüğün tümörü olan güruh. en basit geyiğe bile tahammülleri yok. sanırım erişkin yaşta olup düzenli cinsel hayat yasayamadiklari için bu kadar gerginler...
şu geyik başlığına girilen entrye bakın...
kafasozluk.com/entry/85376
hemen her baslikta gördükleri en ufak bir şeyde 'eksiden gelenler gitsin, uludan gelenler gitsin.'
adamlarda öyle bir tahammülsüzlük, öyle bir faşizm var ki... kendisi gibi olmayan herkes ölsün bitsin.
adama sorarlar; 'sen misin lan bu sözlüğün sahibi.'
edit: bize git diyen adam noktalama işareti kullanmayı bile bilmiyor, şaka gibi. ekside yapsa uçururlar, o yüzden eksiyi ve eksicileri istemiyor galiba.
şu geyik başlığına girilen entrye bakın...
kafasozluk.com/entry/85376
hemen her baslikta gördükleri en ufak bir şeyde 'eksiden gelenler gitsin, uludan gelenler gitsin.'
adamlarda öyle bir tahammülsüzlük, öyle bir faşizm var ki... kendisi gibi olmayan herkes ölsün bitsin.
adama sorarlar; 'sen misin lan bu sözlüğün sahibi.'
edit: bize git diyen adam noktalama işareti kullanmayı bile bilmiyor, şaka gibi. ekside yapsa uçururlar, o yüzden eksiyi ve eksicileri istemiyor galiba.
devamını gör...
çocukken aşık olunan ünlüler
emre aydin.
hala da aşığım bu adama. kimlerden nelerden vazgeçtim de bi bu adamdan vazgeçemedim. posterlerini,rozetlerinide hala da saklarım.
şimdi ise her hafta düzenli şarkılarını tavaf eder, yeniden aşık olurum. ah emre aydin , soğuk odalarına yandığım*
hala da aşığım bu adama. kimlerden nelerden vazgeçtim de bi bu adamdan vazgeçemedim. posterlerini,rozetlerinide hala da saklarım.
şimdi ise her hafta düzenli şarkılarını tavaf eder, yeniden aşık olurum. ah emre aydin , soğuk odalarına yandığım*
devamını gör...
koklaması zevkli olan şeyler
başka evlerden gelen kızartma, özellikle biber kızartması kokusu... evde kendim kızartma yaparken leş gibi kokarken, başkalarından gelen kızartma kokusu niye bana bu kadar güzel geliyor çözemedim.
devamını gör...
karanlıkta oturmak
davlumbaz ışığının loşluğunda mutfak masasında oturmak..bu da sayılıyorsa en sevdiğim şeydir kendileri.
devamını gör...
namuslu kadın evinde oturur
bazı sorularım var.
ne derdiniz var bizimle? sizin takılmak istediğiniz kadınlar da evde oturursa siz birbirinizle mi takılacaksınız? neden sürekli namus kavramı kadın üzerinden işlemekte? bizim de biraz dağıtmaya, çalışmaya, hayatı dibine kadar yaşama hakkımız yok mu? neden tüm görevler kadınların üzerine yapışmış?
böyle başlıklar gördüğümde nefret ediyorum, içimde büyük bi öfke patlaması yaşıyorum. kibar, naif ve karşısındakini sorgulamadan birliktelik kurmak isteyen adamlara hasret kaldık (azınlıkta olanları ayrı tutuyorum). her şeyden önce insanız biz. söylemek istediğim çok şey var fakat son olarak böyle düşünen herkes için - kadın veya erkek- kendi pisliğinizde boğulun.
ne derdiniz var bizimle? sizin takılmak istediğiniz kadınlar da evde oturursa siz birbirinizle mi takılacaksınız? neden sürekli namus kavramı kadın üzerinden işlemekte? bizim de biraz dağıtmaya, çalışmaya, hayatı dibine kadar yaşama hakkımız yok mu? neden tüm görevler kadınların üzerine yapışmış?
böyle başlıklar gördüğümde nefret ediyorum, içimde büyük bi öfke patlaması yaşıyorum. kibar, naif ve karşısındakini sorgulamadan birliktelik kurmak isteyen adamlara hasret kaldık (azınlıkta olanları ayrı tutuyorum). her şeyden önce insanız biz. söylemek istediğim çok şey var fakat son olarak böyle düşünen herkes için - kadın veya erkek- kendi pisliğinizde boğulun.
devamını gör...
üniversiteyi şehir dışında okumak
eksileri hemen, artıları ileride hissedilen, toplamda büyük faydası olan eylemdir.
devamını gör...
oje bağımlılığı
bende de var olan bağımlılık. oje sürmesi, o renklerin elde görünüşü falan çok güzel olsa da tırnaklara zarar veriyor. ara sıra tırnakları ojesiz bırakıp bakım yapmakta fayda var.
devamını gör...
kuşlar yasına gider
''babalar alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır...''
yaklaşık 1,5 sene önceydi...
bir gece yarısı, sarsılarak uyandığım uykunun ertesinde, hızlı adımlarla yalpalayarak evin balkonuna atıp kendimi, titreyen ellerimle beceriksizce yaktığım 2-3 sigarayı içene kadar hüngür hüngür ağlamıştım...
eşim, dolu dolu gözlerle bana sarılıp “n’oldu” “ne gördün” gibi sorularıyla kulaklarımdan beynimi deliyor; kafamın içinde yankılanan sorularına cevap verecek kudreti bulamıyordum kendimde...hıçkırıklara karışan nefesimin arasına iki kelime sıkıştırıp cümle haline getiremiyordum ne yazık...
bir müddet sonra, hıçkırıklarım kesilip sakinleşince; ağlamaya devam ederek anlatmaya başlamıştım rüyamı.
rüyamda eşim hamileydi ve doğum için hastaneye gelmiştik. eş, dost, akraba ve çok samimi olduğum arkadaşlarımla birlikte kahkahalar atarak bebeği bekliyorduk.
derken, hastane kapısına sirenlerini çala çala bir ambulans yanaştı acı bir frenle. ambulansın içinden sedyeyle bir adam çıkardılar. hastane kapısından içeri girip, yanımdan tam geçerlerken; sedyede bilinçsizce yatan adamın babam olduğunu gördüm...
6 sezonluk bir dizi kadar uzun bir rüyaydı.
bebeğimi beklerken, babamın ölüm haberini alıyordum...
hayatımda bu kadar üzülüp, bu kadar gözyaşı döktüğüm an olmamıştı o geceye kadar.
bu kitap o gece ne hissettiysem, aynı duyguları her satırında tekrar hissettirdi bana.
dağıldım.
darmadağın oldum.
kitap hakkında söyleyeceklerim bu kadar...
okumamışlara şimdiden iyi okumalar...
yaklaşık 1,5 sene önceydi...
bir gece yarısı, sarsılarak uyandığım uykunun ertesinde, hızlı adımlarla yalpalayarak evin balkonuna atıp kendimi, titreyen ellerimle beceriksizce yaktığım 2-3 sigarayı içene kadar hüngür hüngür ağlamıştım...
eşim, dolu dolu gözlerle bana sarılıp “n’oldu” “ne gördün” gibi sorularıyla kulaklarımdan beynimi deliyor; kafamın içinde yankılanan sorularına cevap verecek kudreti bulamıyordum kendimde...hıçkırıklara karışan nefesimin arasına iki kelime sıkıştırıp cümle haline getiremiyordum ne yazık...
bir müddet sonra, hıçkırıklarım kesilip sakinleşince; ağlamaya devam ederek anlatmaya başlamıştım rüyamı.
rüyamda eşim hamileydi ve doğum için hastaneye gelmiştik. eş, dost, akraba ve çok samimi olduğum arkadaşlarımla birlikte kahkahalar atarak bebeği bekliyorduk.
derken, hastane kapısına sirenlerini çala çala bir ambulans yanaştı acı bir frenle. ambulansın içinden sedyeyle bir adam çıkardılar. hastane kapısından içeri girip, yanımdan tam geçerlerken; sedyede bilinçsizce yatan adamın babam olduğunu gördüm...
6 sezonluk bir dizi kadar uzun bir rüyaydı.
bebeğimi beklerken, babamın ölüm haberini alıyordum...
hayatımda bu kadar üzülüp, bu kadar gözyaşı döktüğüm an olmamıştı o geceye kadar.
bu kitap o gece ne hissettiysem, aynı duyguları her satırında tekrar hissettirdi bana.
dağıldım.
darmadağın oldum.
kitap hakkında söyleyeceklerim bu kadar...
okumamışlara şimdiden iyi okumalar...
devamını gör...
boş iş olduğunu bile bile yapılan şeyler
kafada yazmak...
devamını gör...
dinlemekten bıkmayacağınız şarkılar
efsane.
devamını gör...
maskesiz hayatın ilk günü yapılacaklar
elimdeki maskeleri en yakın hastaneye vermeye gideceğim.
devamını gör...
kişinin aşık olduğunu anladığı an
en sevdiği rengi görünce mutlu olduğunuz andır.
devamını gör...
aldatan kişi affedilir mi sorunsalı
affedilmez. sizi aldatan bi insan zaten sizi kaybetmeyi göze almış, sizi gözden çıkarmış demektir. kendisine saygısı olan hiç kimse -ne kadar yakını olursa olsun ya da ne kadar severse sevsin- böyle bi şeyi affetmemeli.
devamını gör...
arkadaş olmak istediğiniz dizi ve film karakteri
joker le arkadaş olmak isterdim
ve sihirli annem avni ile de.
ve sihirli annem avni ile de.
devamını gör...
çayı süt ile içmek
doğuş mistik chai ile denedim ve sonra gerçekten çok sevdim. ön yargılı olmamak lazım. içinde; siyah çay , tarçın , böğürtlen yaprakları , zencefil , vanilya aroması , hindiba kökü , karanfil , meyan kökü , kakule meyvesi , karabiber var. 20 ‘li poşet çay ve ılık süt ile demlendirip keyifle içebilirsiniz. daha çok ingiliz kültüründe var ama biz elite burujuva soyluları olarak arada içiyoruz.(swh)
devamını gör...
altı şapkalı düşünme tekniği
insanların düşünme biçimleri üzerinde araştırmalarıyla düşünmeyi öğretme konusunda öncülük
yapan de bono isimli abimiz insanların yaygın 6 düşünce biçimi kullandığını belirtmektedir . şimdi altı şapkalı düşünme tekniği olarak isimlendirilen de bono’nun fikirlerine bir göz atalım
beyaz şapka :beyaz tarafsız ve objektif şapkadır rakamlarla ilgilidir.
kırmızı şapka :öfke ve tutkuyu çağrıştırır duygusal bir bakış açısı katar.
siyah şapka : renginden belli olacağı üzere kötümser ve karamsardır.
sarı şapka : sarı şapka güneş gibidir olumludur olumlu iyimser düşünmeyle ilgilidir.
yeşil şapka :yeşil bereket demektir yaratıcılık ve yeni fikirlerle ilgilidir.
mavi şapka : mavi soğukkanlılıktır her şeyin üstündeki göğü temsil eder düşünce sürecinin kontrolü ile ilgilidir.
şapkaların işlevleriyle değil de renkleriyle tanımlanmasının çok mantıklı bir sebebi vardır insanları incitmemek. birine olumsuz konuşmayı bırak angut demektense lütfen siyah şapkanı çıkar demek daha mantıklıdır. veya hadi sözlük kırmızı şapkalarımızı takalım ifadesi daha doğru ve saygılıdır.
altı şapkalı düşünme tekniği ile ilgili daha fazla bilgi almak isteyenler kitabı alıp inceleyebilirler veya pdf olarak bulabilirler.
yapan de bono isimli abimiz insanların yaygın 6 düşünce biçimi kullandığını belirtmektedir . şimdi altı şapkalı düşünme tekniği olarak isimlendirilen de bono’nun fikirlerine bir göz atalım
beyaz şapka :beyaz tarafsız ve objektif şapkadır rakamlarla ilgilidir.
kırmızı şapka :öfke ve tutkuyu çağrıştırır duygusal bir bakış açısı katar.
siyah şapka : renginden belli olacağı üzere kötümser ve karamsardır.
sarı şapka : sarı şapka güneş gibidir olumludur olumlu iyimser düşünmeyle ilgilidir.
yeşil şapka :yeşil bereket demektir yaratıcılık ve yeni fikirlerle ilgilidir.
mavi şapka : mavi soğukkanlılıktır her şeyin üstündeki göğü temsil eder düşünce sürecinin kontrolü ile ilgilidir.
şapkaların işlevleriyle değil de renkleriyle tanımlanmasının çok mantıklı bir sebebi vardır insanları incitmemek. birine olumsuz konuşmayı bırak angut demektense lütfen siyah şapkanı çıkar demek daha mantıklıdır. veya hadi sözlük kırmızı şapkalarımızı takalım ifadesi daha doğru ve saygılıdır.
altı şapkalı düşünme tekniği ile ilgili daha fazla bilgi almak isteyenler kitabı alıp inceleyebilirler veya pdf olarak bulabilirler.
devamını gör...

