beni neden favlamadın diyen tip
"oy versek neden oy verdin.","oy versek neden fav vermedin","oy ve fav versek sapıksın mısın " çok değişik bir insan tipi mevcut. anlamaya çalışıyorum anlayamıyorum.
edit:kankacilik lobisini devrediyorum. ciddi alıcılar dm.*
edit:kankacilik lobisini devrediyorum. ciddi alıcılar dm.*
devamını gör...
bilinmeyene olan korku
"dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen kuyuya inecek bir kahraman bulmak, muhakkak ki, dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır."
diye özetlemiş durumu sabahattin ali.
diye özetlemiş durumu sabahattin ali.
devamını gör...
durduk yere insanı mutlu eden şeyler
yağmurlu bir havada aniden çıkan güneş
güneşli bir havada aniden başlayan yağmur.
(bkz: beni bu güzel havalar mahvetti).
güneşli bir havada aniden başlayan yağmur.
(bkz: beni bu güzel havalar mahvetti).
devamını gör...
disembriyoblastik nöroepitelyal tümör
genellikle çocuklarda görülen,klinik olarak epilepsi ile ortaya çıkan ve tipik olarak temporal lobun yüzeyel kısmına yerleşen grade 1 düşük dereceli nöronal tümördür.
dnet olarak kısaltması yapılır.
dnet olarak kısaltması yapılır.
devamını gör...
âşık
ozan-baksı geleneğinin ortadan kalkması ile anadolu'da gelişen aşık edebiyatına mensup kişerin alaylı bir şekilde öğrenip icra ettikleri meslek.
aşıklar şiirlerini genellikle dörtlük düzeneğinde; yedili, sekizi ve on birli hece ölçüsü ile söylerler.
mahlasları ile tanınırlar ve de şiirlerini saz eşliğinde söylerler.
köroğlu, karacaoğlan, dadaloğlu, aşık veysel öne çıkan aşıklardandır.
sazlı, sözlü aşık veysel'den 'atam' için seslendirilmiş bir örneği şuraya bırakayım.
okumak isteyenler için de.
ağlayalım atatürk'e
bütün dünya kan ağladı
başbuğ olmuştu mülke
geldi ecel can ağladı
şüphesiz bu dünya fani
tanrı'nın aslanı hani
insi cinsi cem'i mahluk
hepsi birden ağladı
doğu batı cenup şimal
aman tanrım bu nasıl hal
atatürk'e erdi zeval
amir memur altın kürsü
yas çekip mebsan* ağladı
iskender-i zülkarneyin
çalışmadı bunca leğin
her millet atatürk deyin
cemiyet-i akvam ağladı
atatürk'ün eserleri
söylenecek bundan geri
bütün dünyanın her yeri
ah çekti vatan ağladı
fabrikalar icat etti
atalığın ispat etti
varlığın türk'e terk etti
döndü çark devran ağladı
bu ne kuvvet bu ne kudret
vardı bunda bir hikmet
bütün türkler inönü ismet
gözlerinden kan ağladı
tren hattı tayyareler
türkler giydi hep karalar
semerkand'ı buhara'lar
işitti her yan ağladı
siz sağ olun türk gençleri
çalışanlar kalmaz geri
mareşal fevzi'nin askerleri
ordular teğmen ağladı
zannetme ağlayan gülmez
aslan yatağı boş kalmaz
yalınız gidenler gelmez
felek-el mevt'in elinden
her gelen insan ağladı
uzatma veysel bu sözü
dayanmaz herkesin özü
koruyalım yurdumuzu
dost değil düşman ağladı
a. v. ş.
aşıklar şiirlerini genellikle dörtlük düzeneğinde; yedili, sekizi ve on birli hece ölçüsü ile söylerler.
mahlasları ile tanınırlar ve de şiirlerini saz eşliğinde söylerler.
köroğlu, karacaoğlan, dadaloğlu, aşık veysel öne çıkan aşıklardandır.
sazlı, sözlü aşık veysel'den 'atam' için seslendirilmiş bir örneği şuraya bırakayım.
okumak isteyenler için de.
ağlayalım atatürk'e
bütün dünya kan ağladı
başbuğ olmuştu mülke
geldi ecel can ağladı
şüphesiz bu dünya fani
tanrı'nın aslanı hani
insi cinsi cem'i mahluk
hepsi birden ağladı
doğu batı cenup şimal
aman tanrım bu nasıl hal
atatürk'e erdi zeval
amir memur altın kürsü
yas çekip mebsan* ağladı
iskender-i zülkarneyin
çalışmadı bunca leğin
her millet atatürk deyin
cemiyet-i akvam ağladı
atatürk'ün eserleri
söylenecek bundan geri
bütün dünyanın her yeri
ah çekti vatan ağladı
fabrikalar icat etti
atalığın ispat etti
varlığın türk'e terk etti
döndü çark devran ağladı
bu ne kuvvet bu ne kudret
vardı bunda bir hikmet
bütün türkler inönü ismet
gözlerinden kan ağladı
tren hattı tayyareler
türkler giydi hep karalar
semerkand'ı buhara'lar
işitti her yan ağladı
siz sağ olun türk gençleri
çalışanlar kalmaz geri
mareşal fevzi'nin askerleri
ordular teğmen ağladı
zannetme ağlayan gülmez
aslan yatağı boş kalmaz
yalınız gidenler gelmez
felek-el mevt'in elinden
her gelen insan ağladı
uzatma veysel bu sözü
dayanmaz herkesin özü
koruyalım yurdumuzu
dost değil düşman ağladı
a. v. ş.
devamını gör...
pal sokağı çocukları
ferenc molnar tarafından yazılmış çocuk kitabı.
kitap özetle, bir grup yoksul çocuğun yaşantılarından bazı kesitleri anlatır. aslında, mahallelerinde oyun oynadıkları arsayı, diğer mahallelerin çocuklarından korumak için verdikleri savaş, insanoğlu olarak hayatta kalma mücadelemizin bir sembolüdür.
kitabın, 1969'da bir de filmi çekildi ve yabancı dilde en iyi film oscar'ına aday gösterildi.
son olarak, kitabı okuyanlar için erno nemecsek'i anmadan geçmeyeyim. kesinlikle çoğunuz onun hikayesinde gözyaşlarına boğulmuşsunuzdur diye düşünüyorum ve kitabı çocuk yaştayken okuyan hemen hemen herkesin mutlaka bir kahramanı vardır bu kitapta.
kitap özetle, bir grup yoksul çocuğun yaşantılarından bazı kesitleri anlatır. aslında, mahallelerinde oyun oynadıkları arsayı, diğer mahallelerin çocuklarından korumak için verdikleri savaş, insanoğlu olarak hayatta kalma mücadelemizin bir sembolüdür.
kitabın, 1969'da bir de filmi çekildi ve yabancı dilde en iyi film oscar'ına aday gösterildi.
son olarak, kitabı okuyanlar için erno nemecsek'i anmadan geçmeyeyim. kesinlikle çoğunuz onun hikayesinde gözyaşlarına boğulmuşsunuzdur diye düşünüyorum ve kitabı çocuk yaştayken okuyan hemen hemen herkesin mutlaka bir kahramanı vardır bu kitapta.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
her hafta farklı konseptiyle bana kendimi, bize kendimizi ifade edebilme fırsatını sunan bengaripsengüzeldünyaumutluya, bu konseptleri yaşanabilir, yaşatılabilir kılan tüm kafa sözlük ekibine, gerek yorumları gerek nickaltı iltifatlarıyla gecemizi müstesna kılan tüm kafa sözlük camiasına teşekkürü borç bilirim.
canım memlekette elimizde kalan ufak tefek mutluluk kırıntılarıyla hayatımızı yaşanılabilir kılmak, bazen ahmed arif'e bazen nazım hikmet'e hepsinden öte türk halkına, türk gençliğine ve yarınlarımıza büyük bir umut beslemiş olan mustafa kemal'e borcumuzdur. ne güzel borç ne güzel sorumluluk...
canım memlekette elimizde kalan ufak tefek mutluluk kırıntılarıyla hayatımızı yaşanılabilir kılmak, bazen ahmed arif'e bazen nazım hikmet'e hepsinden öte türk halkına, türk gençliğine ve yarınlarımıza büyük bir umut beslemiş olan mustafa kemal'e borcumuzdur. ne güzel borç ne güzel sorumluluk...
devamını gör...
serseri erkek seven kadınlara tavsiyeler
birde, serseri değil beyefendi görüntüsü çizen ama anlaşamadığınız konularda, farklı kişiliğe bürünüp, konu dışı kadının karekterine yönelik ağır hakaretler eden, tartışma adabından yoksun adamlar var.tercih edilirse tavsiyeler aynı.
devamını gör...
herkes mahlasına yakışanı yapsın
yaranın üzerine boca etmiyoruz, yara kenarlarına uyguluyoruz...
ayrıca tentürün zamanı geçti, yerimi batikona bırakıyorum, gençlere her zaman şans vermek gerekir.
ayrıca tentürün zamanı geçti, yerimi batikona bırakıyorum, gençlere her zaman şans vermek gerekir.
devamını gör...
el desorden que dejas
ispanya yapımı, carlos montero'nun aynı isimli kitabından uyarlanmış netflix mini gerilim dizisi. başrollerinde inma cuesta ve bárbara lennie oynuyor.
raquel adında bir öğretmen küçük bir kasabada 'geçici' olarak başka bir öğretmenin yerine çalışmaya başlıyor ve daha sonra kendisinden önceki öğretmenin intihar etmiş olduğunu öğreniyor. olayı biraz deştikçe intihar değil de cinayet olduğunu düşünmeye başlıyor. daha sonra ne olduğunu çözmek için bir şeyler yaptıkça, birileri kendisiyle oynuyor, tehdit ediyor. hatta raquel, bir süre sonra dayanamayıp ölen öğretmen viruca için "bir ölü bile benden daha çok varlığını gösteriyor" tarzı bir cümle sarf ediyor.
8 bölümlük bir dizi, biraz yavaş ilerliyor. ilk bölümlerini ben biraz sıkıcı bulsam da, gittikçe açılıyor. kim ne yapmış, işin aslı ne iyice merak etmeye başlıyorsunuz. o yüzden izleyecek çok uzun olmayan bir şey arayanlara öneririm.
bir de dizide ispanyolca'nın dışında galiçyaca da duyuluyor.
raquel adında bir öğretmen küçük bir kasabada 'geçici' olarak başka bir öğretmenin yerine çalışmaya başlıyor ve daha sonra kendisinden önceki öğretmenin intihar etmiş olduğunu öğreniyor. olayı biraz deştikçe intihar değil de cinayet olduğunu düşünmeye başlıyor. daha sonra ne olduğunu çözmek için bir şeyler yaptıkça, birileri kendisiyle oynuyor, tehdit ediyor. hatta raquel, bir süre sonra dayanamayıp ölen öğretmen viruca için "bir ölü bile benden daha çok varlığını gösteriyor" tarzı bir cümle sarf ediyor.
8 bölümlük bir dizi, biraz yavaş ilerliyor. ilk bölümlerini ben biraz sıkıcı bulsam da, gittikçe açılıyor. kim ne yapmış, işin aslı ne iyice merak etmeye başlıyorsunuz. o yüzden izleyecek çok uzun olmayan bir şey arayanlara öneririm.
bir de dizide ispanyolca'nın dışında galiçyaca da duyuluyor.
devamını gör...
rakı
devamını gör...
artık güzel başlıkların açılmaması
açılsa da yüz verilmemesi.
ben "güzel başlık"tan ne anlaşıldığını gerçekten merak etmeye başladım. sadece benim bile atasözlerinden futbolculara kadar geniş bir yelpazede açılmış 1000'den fazla başlığım var. haydi diyelim bilim ilgilinizi çekmedi, futbol çeker. o da mı çekmedi, bir başkasının film başlığı ilgi çeker. o da mı değil, başka birinin sanat başlığı? e hiçbirinde yoksunuz ki?
sahi, nedir size göre güzel başlık?
ben "güzel başlık"tan ne anlaşıldığını gerçekten merak etmeye başladım. sadece benim bile atasözlerinden futbolculara kadar geniş bir yelpazede açılmış 1000'den fazla başlığım var. haydi diyelim bilim ilgilinizi çekmedi, futbol çeker. o da mı çekmedi, bir başkasının film başlığı ilgi çeker. o da mı değil, başka birinin sanat başlığı? e hiçbirinde yoksunuz ki?
sahi, nedir size göre güzel başlık?
devamını gör...
libidosu yüksek kadın
değeri bilinmesi gereken özel kadındır.
devamını gör...
patti smith
1975 yılının başlarında, arista records'a adının duyuran, sokaklarda ve yeraltının yüksek barlarında ve publarında sahne alan, herkesin "çok çirkin bir erkek!" dediği bu güzel kadın, arista records'tan john cale ile bir albüm anlaşmasına varmıştı.
her şey olduğundan daha hızlı ve daha güzel ilerliyordu. ama ortada çok büyük bir eksiklik vardı; şarkılar, sözleri ve besteleri!
elinde 2 adet şarkı bulunan patti, bir şekilde bunu 8'e çıkarması için john'dan baskı görüyordu. şarkı sözü yazmak ve bestelemek bir gecede yapılabilecek bir iş değildi.
patti'yi gerçekten yıpratacak ama bir o kadar da olgunlaştıracak bir nisan ayı ufukta görülmüştü.
nisanın ilk günü, evine kapanan patti, eline aldığı kalemi ve düşlediği rimbaud'u ile, ilk eserlerini vermeye başlamıştı. aklına bir arada en yakın dostlarından biri, nam-ı diğer çiçek adam geldi!
allan ginsberg!
allen'in patti üzerinde büyük bir etkisi vardı. savaş karşıtı olan bu çiçek adam, bizlere ilkokul rehberlik öğretmeni mottolarını hatırlatır cinsten şiirlere sahipti.
sahi, ne diyorlardı bize bu rehberlik öğretmenleri?
"sana taş atana sen gül at!"
şarkılarına savaş karşıtlığı, ufak tefek hipsterlıklar eklemeyi göz ardı etmeyen bu kadın, çıtayı biraz daha yükseltmeye karar vermişti. şimdi de sırada, en sevdiği şairin, en vurucu kısımları yer almaya başlayacaktı.
ne diyor patti?
"go rımbaud, go rımbaud!"
kimdi bu rimbaud?!rimbaud, bilindiği üzere sembolizmin en büyük şairlerinden, en katkı veren ruhlarından biriydi.
rimbaud'u bu kadar ilahlaştıran, şiirlerinin yepyeni bir edebiyat devrimine yol açması olarak görülebilir. bir anda, kansız ve acısız olan bu devrim, edebiyatın bazı akımlarının önünü kesmiş, bazılarını yok etmiş ve onların kalan ruhlarından da fazlası ile beslenmişti.
aynı zamanda kendisi ateşli bir paris komünü savunucusu, sessiz bir devrimci ve harika latince bilen cambaz idi.
ama genelde edebiyatla ilgilenmeyip bu adama denk gelenler için akıllarda en kalan kısım, kendisinden 10 yaş büyük olan verlain ile aşk yaşaması olabilir velhasıl.
sahi nerede kalmıştık? evet! patti ve rimbaud…
tarih 13 aralık 1975'i gösterdiğinde, patti ablaımızın ilk albümü çıkmış, bir anda amerika'nın hipster camiasını dolaşmış, underground kültürü talan etmiş ve patti kadar albüm de bir ikon haline gelmişti.
punk müziğin önünü açmış, edebiyat şöleninin dinlenme zevkine erişmesini sağlamıştı.
60 kuşağının önemli ikonlarından olan patti ablamızın, rimbaud hayranlığı öylesine büyüktü ki, jim morrison onun için "rimbaud'un reenkarne olmuş hali!" sözlerini, horses albümü ile boşa çıkarmamış, land, kimberly, elegie ve birdland şarkıları ile, adeta rimbaud'un düzelerine yakın şarkı sözleri ile bizlere edebiyatı dinletmeyi başarmıştı.
uzun lafın kısası, patti'nin ilk albümü olan horses, hala büyük başarısının gözardı edilmeyeceği bir dönemde olmaya devam ediyor.
dinleyelim, dinlettirelim.
her şey olduğundan daha hızlı ve daha güzel ilerliyordu. ama ortada çok büyük bir eksiklik vardı; şarkılar, sözleri ve besteleri!
elinde 2 adet şarkı bulunan patti, bir şekilde bunu 8'e çıkarması için john'dan baskı görüyordu. şarkı sözü yazmak ve bestelemek bir gecede yapılabilecek bir iş değildi.
patti'yi gerçekten yıpratacak ama bir o kadar da olgunlaştıracak bir nisan ayı ufukta görülmüştü.
nisanın ilk günü, evine kapanan patti, eline aldığı kalemi ve düşlediği rimbaud'u ile, ilk eserlerini vermeye başlamıştı. aklına bir arada en yakın dostlarından biri, nam-ı diğer çiçek adam geldi!
allan ginsberg!
allen'in patti üzerinde büyük bir etkisi vardı. savaş karşıtı olan bu çiçek adam, bizlere ilkokul rehberlik öğretmeni mottolarını hatırlatır cinsten şiirlere sahipti.
sahi, ne diyorlardı bize bu rehberlik öğretmenleri?
"sana taş atana sen gül at!"
şarkılarına savaş karşıtlığı, ufak tefek hipsterlıklar eklemeyi göz ardı etmeyen bu kadın, çıtayı biraz daha yükseltmeye karar vermişti. şimdi de sırada, en sevdiği şairin, en vurucu kısımları yer almaya başlayacaktı.
ne diyor patti?
"go rımbaud, go rımbaud!"
kimdi bu rimbaud?!rimbaud, bilindiği üzere sembolizmin en büyük şairlerinden, en katkı veren ruhlarından biriydi.
rimbaud'u bu kadar ilahlaştıran, şiirlerinin yepyeni bir edebiyat devrimine yol açması olarak görülebilir. bir anda, kansız ve acısız olan bu devrim, edebiyatın bazı akımlarının önünü kesmiş, bazılarını yok etmiş ve onların kalan ruhlarından da fazlası ile beslenmişti.
aynı zamanda kendisi ateşli bir paris komünü savunucusu, sessiz bir devrimci ve harika latince bilen cambaz idi.
ama genelde edebiyatla ilgilenmeyip bu adama denk gelenler için akıllarda en kalan kısım, kendisinden 10 yaş büyük olan verlain ile aşk yaşaması olabilir velhasıl.
sahi nerede kalmıştık? evet! patti ve rimbaud…
tarih 13 aralık 1975'i gösterdiğinde, patti ablaımızın ilk albümü çıkmış, bir anda amerika'nın hipster camiasını dolaşmış, underground kültürü talan etmiş ve patti kadar albüm de bir ikon haline gelmişti.
punk müziğin önünü açmış, edebiyat şöleninin dinlenme zevkine erişmesini sağlamıştı.
60 kuşağının önemli ikonlarından olan patti ablamızın, rimbaud hayranlığı öylesine büyüktü ki, jim morrison onun için "rimbaud'un reenkarne olmuş hali!" sözlerini, horses albümü ile boşa çıkarmamış, land, kimberly, elegie ve birdland şarkıları ile, adeta rimbaud'un düzelerine yakın şarkı sözleri ile bizlere edebiyatı dinletmeyi başarmıştı.
uzun lafın kısası, patti'nin ilk albümü olan horses, hala büyük başarısının gözardı edilmeyeceği bir dönemde olmaya devam ediyor.
dinleyelim, dinlettirelim.
devamını gör...
sexting
anlamsız bir fantezi olduğunu düşünüyorum.
düzenli nude alışverişi ve birkaç tahrik edici mesaj zaten malum şeye yetecektir, ne gerek var "şimdi seni okşuyorum" "içine giriyorum" tarzı mesajlara. hayvan herifler.
düzenli nude alışverişi ve birkaç tahrik edici mesaj zaten malum şeye yetecektir, ne gerek var "şimdi seni okşuyorum" "içine giriyorum" tarzı mesajlara. hayvan herifler.
devamını gör...
yalan söylediğini itiraf etmek
söylenen yalanı itiraf ederek dürüst konuma gelmektir.
evet bir bug buldum. yalan söyleyince yalancı oluyorsunuz ancak söylediğinizin yalan olduğunu itiraf edince dürüst oluyorsunuz.
şimdi kim bana yalancı diyebilir?
dürüstçe yalan söylediğimi söylüyorum.
evet bir bug buldum. yalan söyleyince yalancı oluyorsunuz ancak söylediğinizin yalan olduğunu itiraf edince dürüst oluyorsunuz.
şimdi kim bana yalancı diyebilir?
dürüstçe yalan söylediğimi söylüyorum.
devamını gör...
bana haram yedi diyemezsiniz
iyi o zaman; helal yememiş diyebilir miyiz?
sorusunu akıllara getiren.
sorusunu akıllara getiren.
devamını gör...
beğenime dokunma
okumadan beğenen yazarlara yönelik bir tedbir . diğer bakış açısı ile bakıldığında ise doğru bir tespit ne yazık ki.bu seri beğenmeyi suistimal edilmemesi adına alınan bir tedbir, sabah uyandığınızda 200 bildirim görmek şaşırtıcı ve pek mantıklı değildi.
edit:imla
edit:imla
devamını gör...
sizin hiç babanız öldü mü
rahmetli babam bir gün erkek evladın babası ölünce birden 10 yaş büyür demişti. kulağımda çınlıyor sözleri. o kadar haklıymış ki.
devamını gör...