ekmek kadayıfı
azı yenirse tadına varılmayan, çok yenirse bayan, dozunun ayarlanması gereken tatlı.
devamını gör...
türkiye tarımını birinci sıraya yükselten sizlersiniz
bir çiftçi çocuğu olarak buraya o kadar çok şey yazmak istiyorum ki ama kimsenin kimseyi dinlediği yok.
ben size sadece çiftçinin borcunu, sebze meyve fiyatlarını hatırlatıp konuyu kapatayım.
ben size sadece çiftçinin borcunu, sebze meyve fiyatlarını hatırlatıp konuyu kapatayım.
devamını gör...
feminizm çöplüktür
sonu "izm" ile biten her şeyin b*k olması gibi bu da b*ktur.
ciddiye almıyorum bu kişileri.
ciddiye almıyorum bu kişileri.
devamını gör...
sözlük trollerine bir not bırak
efekan, annecim yapma...
devamını gör...
kişinin eski fotoğrafına bakıp kendini özlemesi
herkese olur mu bilmiyorum. bahsettiğim şey şizofrenik gibi gelebilir ama değildir. eski fotoğraflarda kendimi görünce tuhaf bir his gelir tam başlıktaki gibi. o günkü saf, temiz, kirlenmemiş kendini özlersin. bu günkü halinden biraz mahcubiyet duyarsın. daha iyi olabilirdi lan dersin. sonuçta üzgünüm çocuk der yola devam edersin.
devamını gör...
psikolojik şiddet
duygusal istismar da denir. genelde güç olarak bir diğerinden daha güçlü kişilerce zayıf olanlara onları bastırmak, sindirmek, ezmek için uygulanır.
kimi zaman karşıdaki insanı kışkırtmak için, bir şeylerden vaz geçirmek için, belki sadece baskı altında tutmak için, egolarını güçlendirmek ya da komplekslerini gizlemek için denetimi altındaki veya sadece ilişki halinde bulunduğu kişilerce uygulanan duygusal şiddettir.
azarlama, kışkırtma, korkutma, küfür ve hakaret etme, sürekli eleştirel tavırlar sergileme, başkalarıyla iletişimini, giyimini, kontrol altında tutmaya çalışma, sürekli gözlem altında tutup her hareketini yargılama gibi devamlılığı olan psikolojik baskı uygulama tutumdur.
genellikle aile içinde, iş yerlerinde, duygusal ilişki içinde olan insanlar arasında rastlanır. bir çok insanın mağdur olduğu ama bazı zorunluluklardan dolayı sesini çıkaramadığı aslında sanıldığının aksine oldukça tehlikeli olan şiddet biçimidir.
ilginçtir ki çoğu zaman çok normal karşılanır. aile içinde babanın anneye, annenin ya da babanın çocuklara hatta bazen çocukların anneye babaya uyguladığı bu baskılama aile içi anlaşma, aileyi bir arada tutma gibi güzellemeler yapılarak göze hoş gösterilmeye çalışılır.
işyerlerinde yöneticilerin ya da üstlerin çalışanlara genelde egolarını palazlamak için yaptığı bu şeyin adı artık ast üst ilişkisi olarak algılanmakta.
hatta artık bu durum toplum içinde birbirini tanımayan insanlar tarafından bile birbirine uygulanan bir tutum haline gelmiştir. psikolojik şiddetle büyümüş insanlar ilk fırsatta buldukları ilk kişiye bunu uygulamaya koyulur. bu onların beyninde o kadar normal bir form kazanmıştır ki yaptıklarının başkasının haklarına tecavüz olduğunu algılayamazlar bile. ayrıca toplum içinde hemen taraf bulur bu kişiler kendilerine çünkü bu şekilde büyümüş yetişmiş ve bunu normal tavır olarak algılamış bir çok insan vardır. haliyle tavırlardaki aşırılık onlara normal gelir. toplum içinde minik minik kabul görmüş bu şiddetin fanları taşıdığı bayrağın vehametini kavrayamaz. neyse efem malesef sağlıklı ilişkiler kurmak artık gitgide zorlaşmıştır. malum sağlıklı insan pek kalmadı.
psikolojik şiddet, saptandığında ve gerekli şartların yerine gelmesi halinde eziyet ve tehdit suçu olarak yorumlanır ve cezai işlem uygulanır.
ama burası türkiye kocadır yapar, patrondur para veriyor ezerlerle geçiştirilir. pek karşılığı yoktur.
kimi zaman karşıdaki insanı kışkırtmak için, bir şeylerden vaz geçirmek için, belki sadece baskı altında tutmak için, egolarını güçlendirmek ya da komplekslerini gizlemek için denetimi altındaki veya sadece ilişki halinde bulunduğu kişilerce uygulanan duygusal şiddettir.
azarlama, kışkırtma, korkutma, küfür ve hakaret etme, sürekli eleştirel tavırlar sergileme, başkalarıyla iletişimini, giyimini, kontrol altında tutmaya çalışma, sürekli gözlem altında tutup her hareketini yargılama gibi devamlılığı olan psikolojik baskı uygulama tutumdur.
genellikle aile içinde, iş yerlerinde, duygusal ilişki içinde olan insanlar arasında rastlanır. bir çok insanın mağdur olduğu ama bazı zorunluluklardan dolayı sesini çıkaramadığı aslında sanıldığının aksine oldukça tehlikeli olan şiddet biçimidir.
ilginçtir ki çoğu zaman çok normal karşılanır. aile içinde babanın anneye, annenin ya da babanın çocuklara hatta bazen çocukların anneye babaya uyguladığı bu baskılama aile içi anlaşma, aileyi bir arada tutma gibi güzellemeler yapılarak göze hoş gösterilmeye çalışılır.
işyerlerinde yöneticilerin ya da üstlerin çalışanlara genelde egolarını palazlamak için yaptığı bu şeyin adı artık ast üst ilişkisi olarak algılanmakta.
hatta artık bu durum toplum içinde birbirini tanımayan insanlar tarafından bile birbirine uygulanan bir tutum haline gelmiştir. psikolojik şiddetle büyümüş insanlar ilk fırsatta buldukları ilk kişiye bunu uygulamaya koyulur. bu onların beyninde o kadar normal bir form kazanmıştır ki yaptıklarının başkasının haklarına tecavüz olduğunu algılayamazlar bile. ayrıca toplum içinde hemen taraf bulur bu kişiler kendilerine çünkü bu şekilde büyümüş yetişmiş ve bunu normal tavır olarak algılamış bir çok insan vardır. haliyle tavırlardaki aşırılık onlara normal gelir. toplum içinde minik minik kabul görmüş bu şiddetin fanları taşıdığı bayrağın vehametini kavrayamaz. neyse efem malesef sağlıklı ilişkiler kurmak artık gitgide zorlaşmıştır. malum sağlıklı insan pek kalmadı.
psikolojik şiddet, saptandığında ve gerekli şartların yerine gelmesi halinde eziyet ve tehdit suçu olarak yorumlanır ve cezai işlem uygulanır.
ama burası türkiye kocadır yapar, patrondur para veriyor ezerlerle geçiştirilir. pek karşılığı yoktur.
devamını gör...
2 lira 47 kuruşa burger king whopper menü alma taktiği
azmine hayran kaldığım yazar beyanı. son çarem olsa dahi benim ''acımdan öleyim ağabey böyle iyi'' diyeceğim eylem.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
bu sefer parçalar sesler efsane gidiyor.. sizi gidiler sizi...hepsi dj edasıyla sallıyor kafa radyoyu. bir de beni duyun. nutkunuz tutulacak *
devamını gör...
parasite
bence gayet başarılıydı. oscar'ıda fazla abartmamak gerekiyor. hep kendi kendilerine ödül verecek değiller, başka ülkelere de bir göz atıp fırsat vermeleri çok doğru bir karar olmuş. sinema hollywood'tan ibaret değil çünkü.
filme gelecek olursak beni tatmin etti doğrusu. başından beri sürükleyiciydi ailenin samimiyetiyle, çaresizlik duygusunu çok göze batırmadan kolay bir anlatımla ifade etmişler. verilen mesaj en yalın haliyle izleyiciye ulaşmış. sadece son sahneler sanki bir yerlere bağlama zorunluluğundan biraz aceleye gelmiş ve filmin akışı içinde yapay durmuş. sonu için daha etkileyici bir dokunuş söz konusu olabilirdi.
filme gelecek olursak beni tatmin etti doğrusu. başından beri sürükleyiciydi ailenin samimiyetiyle, çaresizlik duygusunu çok göze batırmadan kolay bir anlatımla ifade etmişler. verilen mesaj en yalın haliyle izleyiciye ulaşmış. sadece son sahneler sanki bir yerlere bağlama zorunluluğundan biraz aceleye gelmiş ve filmin akışı içinde yapay durmuş. sonu için daha etkileyici bir dokunuş söz konusu olabilirdi.
devamını gör...
talkan ve curcan katliamları
araplar tarafından türklere yapılan katliamlar silsilesidir.
talkan katliamı‘nda 100.000 türk katledilmiştir, bunun yanında 50.000 ‘den fazla türk köle ve cariye olarak pazarlarda satışmıştır. bu katliam, islam’ın barış dini olduğunu yeterince kanıtlamış, ayağı kayıp yanlışlıkla arap kılıçlarının üstüne düşen arkadaşlar da olmuş ama dersini iyi alanlar akın akın islamiyet ile şereflenmiştir. hz. muhammed’in ölümüyle birlikte insanlığın iktidar hırsı islam dininde de ortaya çıktı. mezhep ayrımcılığını kesinlikle reddeden islam dininin iktidar çatışmaları sebeple mezheplere ayrılması tamamen arapların eseridir.
sogd meliki neyzek tarhan şehrinin yok olmaması için kuteybe bin müslim ile anlaşma yapar. anlaşmaya göre tarhan haraç verecek ve tarafsız kalacaktır.. ancak bu tarafsızlık ve türklerin bir araya gelememeleri arapların işlerini kolaylaştırmış ve türk beyliklerini istila edip talan etmişlerdir.. ilk saldırıya uğrayan kibac hatun’a diğer beyliklerden yardım gelmeyince, o yardımı esirgeyenler de aynı kırımı yaşadı. türkler örgütlü olmadığı için arap’ların işleri kolaylaştı. neyzek tarhan daha sonra kuteybe ile yaptiğı anlaşmada yanlış yaptığını ve bu anlaşmanın kendisine hiçbir teminat getirmeyeceğini gördü. üstelik diğer türk beylerine de aldattığını anladı. tohoristan’a döndükten sonra diğer türk beyliklerine bir mektup yazıp uyarmaya çalışır. ilk pozitif cevap talkan meliki sehrek’den gelir.. tarhan’ın düşüncelerini öğrenen kuteybe, buna karşılık belh şehrinde hazırlık yaparak, baharda büyük bir silahlı güç ile talkan şehrine doğru yürür.. o ana kadar bir direniş hazırlığı yapamayan talkan şehri meliki sehrek, kuteybe’nin gelişinden önce şehri terkeder.. şehre hiç savaşmadan giren kuteybe’nin adamları şehirde eli kılıç tutabilen nekadar erkek varsa hepsini kılıçtan geçirirler.. bu kırım o vakte kadar yapılanların en büyüğüdür.. kuteybe bu kırımı diğer beyliklere ibret olması için yapar.. kuteybe’nin askerleri öldürebildikleri kadar öldürürler, geri kalanları da, talkan yolu üzerindeki ağaçlara asarlar.. bu yolun 4 fersah ( 24 kilometre.) mesafelik bölümü türklerin ağaçlara asılan cesetleri ile doludur.. talkan katliamı tarihe, arapların o güne kadar yaptıkları katliamların en büyüğü olarak geçmiştir.. halk, müslüman araplarla savaşmadığı halde, kuteybe ve askerleri sırf diğerlerine örnek olsun diye 40.000 kadar kişiyi kılıçtan geçirmiş, ağaçlara asmıştır. tüm bunlar hep islam adına yapılmış.
kuteybe, talkan katliamından sonra suman’a girer.. erkeklerin çoğunu öldürterek, kadınlarını ve kızlarını cariye olarak alır. daha sonra kes ve nesef’de aynı şeyleri yapar. erkekler öldürülür, türk kadın ve kızları utanç verici bir şekilde araplara cariye olurlar. askerlerin yorgunluk eğlencesi olurlar. daha sonra faryab’a yönelir ve faryab’ın teslim olmasını ister. faryab halkı başlarına gelecekleri bildiklerinden teslim olmaya yanaşmazlar. erkekleri kavga ederek can verirler.. tüm şehir yakılır. araplar bu şehre yakılmış şehir manasında muhtereka derler.. kuteybe, faryab’dan sonra, tarhan’ın çekildiği kale bazgis’i abluka eder.. 2 ay müddetle devamlı olarak buraya saldırır lakin bir netice alamaz. aynı zamanda kış yaklaşır. kuteybe’nin kışın savaşacak gücü yoktur ancak, kale içindeki türklerin de yiyecekleri bitmiştir. her iki tarafta savaşın kendileri için kaybedildiğini düşünür.. kuteybe son olarak bir hileye baş vurur. tarhan’ın yanına muhammed bin selim ismindeki adamını gönderir. muhammed ibni selim tarhan’ın teslim olması vaziyetinde kendisine hiç bir şekilde zarar gelmeyeceği güvencesini verir. kalenin açlık içinde olmasından dolayı tarhan’ın kuteybe’nin önerinini kabul etmesinden başka yapılacak bir şeyi yoktur. komutanları ile görüşüp önerisi kabul ederler. silahlarını teslim ederek kaleden çıkarlar. tarhan kaleden çıkar çıkmaz yakalanır, çevresi hendek açılmış bir çadırda zincire vurulur. kuteybe aynı zamanda tarhan’ı hemen öldürmez.. haccac’a haber göndererek ne yapacağını sorar. haccac tarhan için, “ o bir müslüman düşmanıdır hiç aman vermeden öldür” der. kuteybe önce tarhan’ın iki erkek çocuğunu, tarhan’ın ve toplanan halkın gözü önünde öldürtür. arkasından 700 kadar türk savaşçısının başlarını gene tarhan’ın ve halkın gözü önünde kestirir. tarhan’ı da bizzat kendisi öldürür.. bütün kesilen başlar haccac’a gönderilir.
tarhan’ın öldürülmesinden sonra, kuteybe, aral gölü’nün altında bulunan harzem bölgesine yürür. harzem’de caygan ile havarizat arasında taht dövüşü vardır. kuteybe caygan’la işbirliği yapar. önce havarizat ile çevresindekileri öldürtür. arkasından camhud melikini yenerek 4000 civarında tutsak alırlar. ancak, daha sonra bunlar kuteybe’nin buyruğu üzerine öldürülürler.
bu olay, ziya kitapçı”nın, islam tarihi ve türkler isimli kitabında aynen şöyle anlatılır ;
bu harblerden birinde, et-taberi”nin bütün tafsilatı ile anlattığına göre, bir defasında abdurrahman b. müslim, kuteybe’ye, 4000 esirle gelmişti. kuteybe, abdurrahman’ın böyle kalabalık türk esirleri ile geldiğini görünce hemen tahtının çıkarılmasını ve bir alana kurulmasını istedi. tahtının üzerine mağruru bir eda ile oturan kuteybe, bu türk esirlerinden bin tanesini sağına, bin tanesini soluna, bin tanesini arkasına ve bin tanesinide önüne dizilmelerini söylemiş ve sonrada arap askerlerine dönerek yalın kılıç bu türklerin kafalarının koparılmasını buyurmuştur. cebbar, zorba, vicdansız arap komutanının çevresinin bir anda bu türklerin kafa kol ve gövdeleri ile bir kan gölü haline geldiğinden hiç kimsenin kuşkusu olmamalıdır. bu harblerde öldürülen türklerin haddi hesabı yoktu. nitekim bu vahşetten sanki gururlanan bir arap şairi kaah el-aşkari şöyle haykırmıştır,
”kazah ve facfac önlerinde korkudan birbirlerine sarılmış perişan türkleri öldürdüğünüz geceleri hele bir anımsayınız.
herkesi kılıçtan geçirdiniz. yalnızca ata bile binmeyecek yaşta küçük çocuklar kaldı. binenlerde o hırçın atların sırtında sanki bir yük gibiydiler.”
harzem’de ayaklanan halk, kuteybe ile işbirliği yaptığı için caygan’ı öldürür. bunun üzerine, kuteybe bütün harzem’i yakıp yıkar, halkı kılıçtan geçirir. harzemli tanınmış türk bilgini, biruni harzem’deki muasırlığın yok edilişini şu şekilde anlatır. “kuteybe, her çareye baş vurarak harzemlilerin yazılı dilini bilenleri, ananelerini savunanlarını, bütün bilginleri öldürttü, böylelikle herşey karanlıklara gömüldü. islam harzemlilerin içinde girerken, onların tarihi ile ilgili bilinenleri artık öğrenme imkanı bırakmadı. harzem’i yıktıktan sonra kuteybe, semerkant üzerine yürür. semerkant meliki gurek üzerine gelen müslümanlara karşı diğer türk beyliklerinden yardım ister. taşkent ve fergane’den yardım gönderir, ama gelen birlikler yolda kuteybe’nin askerleri tarafından pusuya düşürülerek yok edilirler. semerkant, abluka edilir. araplar mancınık ateşi ile saldırırlar. daha fazla dayanamayacağını anlayan gurek, kuteybe ile anlaşmak zorunda kalır. bu anlaşmaya göre,
1.semerkant araplara her yıl 2.200.000 altın ödeyecektir..
2.bir defaya mahsus olmak üzere 30.000 türk gencini esir olarak verecektir..
3.şehirde cami yapılacaktır..
4.şehirde eli silah tutan kimse dolaşmayacaktır..
5.tapınak ve putlardaki tüm mücevherler kuteybe’ye teslim edilecektir..
daha sonra kuteybe, altından yapılan putları erittirerek alır ve merv’e geri döner. dönerken kardeşi abdurrahman bin muslim’i semerkant’ın başına vali olarak bırakır.
kuteybe’nin merv’e dönüşünden sonra, türkler kendi aralarında işgalci müslümanlara karşı bir direniş birliği kurarlar. ara ara ceyhun ırmağını geçerek araplara pusu kurar ve ciddi zararlar verirler. haccac kuteybe’ye taşkent ve fergana’yi işgal etmesi direktifini verir. kuteybe taşkent’e gider fakat başarılı olamaz. bu arada haccac can verir. halife velid, kuteybe’ye türklere karşı savaşları devam ettirmesini söyler. kuteybe bu sefer kasgar’a doğru yola çıkar. tam kasgar’ı abluka edecekken halife velid can verir, yerine süleyman ibni abdülmelik halife olur. bu yeni halife ile arası hiç iyi olmayan kuteybe kasgar seferini yarıda bırakarak ona karşı ayaklanır, ancak kendi komutanları tarafından 11 yakını ile beraber 716 yılında kafası kesilerek öldürülür. zira kuteybe’nin komutanları halifeye karşı gelmek istememişlerdir.
bu 70 sene süren türk-arap savaşlarının en ehemmiyetli noktaları ve sonuçları ;
1- 100.000’in üstünde türk katledilmiştir.
2- 50.000’in üstünde türk genci köle ve cariye yapılmıştır.
3- şehirler yağmalanmış , ganimet diye halkın herşeyi talan edilmiştir.
4- tüm zenginlikler , tarihi yapıtlar yokedilmiş , yakılmış , yıkılmıştır.
5- dünyanın en büyük katliamlarından biri olan “talkan katliamında” 40.000 türkün kesilerek 24 kilometre yol süresince ağaçlarda sallandırılmıştır.( tarihte örneği çok azdır.)
6- aynı şekilde “curcan katliamında da esir alınan 40.000 türk’ün nehir kenarında kafaları kesilmiş , nehrin suyu kıpkızıl olmuş , cesetler yine ağaçlarda sallandırılmıştır.
7- “teslim olursanız canınız bağışlanacak” sözü hiç bir zaman yerine getirilmemiş , “şeriat söz tanımaz” denilerek kadın-erkek kılıçtan geçirilmiştir.
8- araplar tarihte yaşadıkları bu en büyük yağma ve talandan çok büyük servet ele geçirmişlerdir.
9- türkler böyle bir vahşet ve mezalimi çinlilerden bile görmemişlerdir.
10- bu tarihi gerçekler “islam etkilenmesin” düşüncesiyle gizlenmekte , söz edilmemektedir.
türkçü politikacılar bile konuyu geçiştirmektedir. bundan da araplar nasiplenmektedir
9 tevbe. 123. ey iman edenler! kâfirlerden yakınınızda olanlara karşı savaşın ve onlar (savaş hatıranda) sizde bir sertlik bulsunlar. bilin ki, allah sakınanlarla beraberdir.
çaygan kuteybe’den yardım diledi.çünkü camhüd meliki her zaman gelip çaygan ile cenk ederdi.ve çaygan’ı gayet incitirdi.kuteybe abdurrahman’ı ona yardıma gönderdi.ve abdurrahman varıp muharebe etti ve o meliki öldürdü.çaygan o yerleri fethedip dört bin baş tutsak aldılar. kuteybe emretti. hepsini öldürdüler.
devamını gör...
normal sözlük evcil dost sahiplendirme veri tabanı
hali hazırda bir adet erkek muhabbet kuşu beslemekteyim. izmir içi dişi sahiplendirmek isteyen varsa alabilirim. daha evvelden 4 adet muhabbet kuşum olduğu için deneyimim mevcut. kuşları çiftlersem depodaki keklik kafesini çıkarırım.
eh napalım herkes kedi köpeğe ben de kuşa meraklıyım.
eh napalım herkes kedi köpeğe ben de kuşa meraklıyım.
devamını gör...
kapanmak zorunda kalacağız
karadeniz teknik üniversitesi tıbbi mikrobiyoloji ana bilim dalı başkanı prof. dr. faruk aydın'ın uyarısı.
prof. dr. faruk aydın, 'kış çok ağır geçecek. kapatmamak için direniyoruz ama önlemlerimizi almaz, vaka sayılarını düşüremezsek kapanmak zorunda kalacağız' dedi.
kaynak: bundle.app/fLM0K9TB
prof. dr. faruk aydın, 'kış çok ağır geçecek. kapatmamak için direniyoruz ama önlemlerimizi almaz, vaka sayılarını düşüremezsek kapanmak zorunda kalacağız' dedi.
kaynak: bundle.app/fLM0K9TB
devamını gör...
cansu dere'nin burnu
estetiksiz olduğuna inanamadığım bir burun. çok güzel.
devamını gör...
ahval teorisi
birtakım kelâm bilginlerinin ortaya attığı teori. sıfatullah, kelâm ilminin temel konularından olup allah'ın sıfatları demektir. ki teori de, bu konuyu, meseleyi çözme maksadıyla ortaya atılmıştır. teoriyi ortaya atan ve kullanan ilk kişi mu'tezile kelâmcısı olan ebu haşim el-cübbâî(v.933)'dir. kısaca özetlersek bu teori, allah'ın sıfatlarının o'nun zâtıyla olan ilişkisini, küllî(bu felsefî ve mantıkî bir terimdir)'lerin varlıklarla olan ilişkisini açıklamaya dair tartışmaların sonunda ortaya çıkmıştır.
o dönem iki teori bulunuyordu.
birinci teori şu şekildedir: sıfatlar hem zihin haricinde ve hem de zihinde hem kişisel(zât) olarak hem de nitelik(mahiyet) olarak gerçek bir varlığa sahiptir. bu görüşü savunan sünnilere, sıfâtiyye denmektedir.
ikinci teori şu şekildedir: sıfatlara da gerçek bir varlıktır dersek, o zaman allah'ın sıfatlarının da ezelî olması gerekir, o zaman demek ki birçok ezelî varlık vardır, ama bu hatalıdır. demek ki ilâhî sıfatlar, varlık kavramına dahil değildirler. (mu'tezile'nin çoğunluğu bu görüşü benimser). böyle düşünenlere muattıla denmektedir.
işte bu teori de bu tip sorunları ortadan kaldırmak için vardır, ki, fakat teorinin hakikî yapısı ve sorunu, islam kelâmı öğrencileri için bir problem olarak kalmıştır.
peki ahval teorisi ne der? ahval teorisi der ki, hayır, birinci teori aslında temelde kur'an'a uygundur. ama, akla aykırıdır. ve ahval teorisi der ki, ikinci teoriye gelince, evet der, bu teori tevhid ilkesine uygundur, dolayısıyla aklî bakımdan da doğrudur. fakat bu teori, sıfatları tamamıyla inkâr etmeye götürdüğünden kur'an'ın anlatımlarına aykırıdır.
ahval teorisine göre, cevher(bir terim) ile araz(cevher ve zâtın zıttı), varlık(vücud) ile yokluk(adem) arasında üçüncü bir kavram da yer alır. bu kavram, cevhere çok yakındır, ondan ayrı kalamaz, kendi başına yoktur ve cevherin var oluş şeklidir. işte bu kavram, ahvaldir. evet, haller, arazları cevhere bağlar. haller, cevherle araz arasındaki araçlardır.
haller, var denemez, ama yok da denemez. ezelî denemez, ama sonradan olmuştur da denemez. yani hallerin bağımsız bir varlıkları bulunmaz, bu yüzden gerçek anlamda bunlar varlıktır denemez. eğer bağımsız bir varlığa sahip olsalardı hallere şey* derdik, ama değiller, bundan dolayı haller, şey değildir.
fakat haller göz ardı edilemez. yani vardırlar diyemediğimiz gibi yoktur da diyemeyiz. bu da olmaz. çünkü haller, varlığın zatıyla ilişkilidir, bir varlığı sadece hallerle tanırız. dolayısıyla bunlara şey diyemediğimiz gibi, lâ şey' de diyemeyiz.
hasılı teori der ki, haller, varlığı tanıtır, onu başka varlıklardan ayırt eder. bu sebepten haller, farazî ve zihnî durumlar ve özelliklerdir.
işte ahval teorisinin buraya kadar olan kısmı, allah'ın sıfatlarına da uygulanır. yani tek başına var olamayan haller, allah'ın zâtına eklenen sıfatlar sayılamaz, dolayısıyla tevhid ilkesine bir zarar da vermez, dolayısıyla zâta bağlı bir şekilde düşünülebilen ilâhî sıfatlar da reddedilmemiş olacak.
şehristânî, o zaman ahval, zihnî mevcuddur der. yani teori ahval mevcud değil, zihindedir diyor ya, şehristânî de o zaman zihinde vardır, yani mevcuddur ama zihinde mevcuddur der.
o dönem iki teori bulunuyordu.
birinci teori şu şekildedir: sıfatlar hem zihin haricinde ve hem de zihinde hem kişisel(zât) olarak hem de nitelik(mahiyet) olarak gerçek bir varlığa sahiptir. bu görüşü savunan sünnilere, sıfâtiyye denmektedir.
ikinci teori şu şekildedir: sıfatlara da gerçek bir varlıktır dersek, o zaman allah'ın sıfatlarının da ezelî olması gerekir, o zaman demek ki birçok ezelî varlık vardır, ama bu hatalıdır. demek ki ilâhî sıfatlar, varlık kavramına dahil değildirler. (mu'tezile'nin çoğunluğu bu görüşü benimser). böyle düşünenlere muattıla denmektedir.
işte bu teori de bu tip sorunları ortadan kaldırmak için vardır, ki, fakat teorinin hakikî yapısı ve sorunu, islam kelâmı öğrencileri için bir problem olarak kalmıştır.
peki ahval teorisi ne der? ahval teorisi der ki, hayır, birinci teori aslında temelde kur'an'a uygundur. ama, akla aykırıdır. ve ahval teorisi der ki, ikinci teoriye gelince, evet der, bu teori tevhid ilkesine uygundur, dolayısıyla aklî bakımdan da doğrudur. fakat bu teori, sıfatları tamamıyla inkâr etmeye götürdüğünden kur'an'ın anlatımlarına aykırıdır.
ahval teorisine göre, cevher(bir terim) ile araz(cevher ve zâtın zıttı), varlık(vücud) ile yokluk(adem) arasında üçüncü bir kavram da yer alır. bu kavram, cevhere çok yakındır, ondan ayrı kalamaz, kendi başına yoktur ve cevherin var oluş şeklidir. işte bu kavram, ahvaldir. evet, haller, arazları cevhere bağlar. haller, cevherle araz arasındaki araçlardır.
haller, var denemez, ama yok da denemez. ezelî denemez, ama sonradan olmuştur da denemez. yani hallerin bağımsız bir varlıkları bulunmaz, bu yüzden gerçek anlamda bunlar varlıktır denemez. eğer bağımsız bir varlığa sahip olsalardı hallere şey* derdik, ama değiller, bundan dolayı haller, şey değildir.
fakat haller göz ardı edilemez. yani vardırlar diyemediğimiz gibi yoktur da diyemeyiz. bu da olmaz. çünkü haller, varlığın zatıyla ilişkilidir, bir varlığı sadece hallerle tanırız. dolayısıyla bunlara şey diyemediğimiz gibi, lâ şey' de diyemeyiz.
hasılı teori der ki, haller, varlığı tanıtır, onu başka varlıklardan ayırt eder. bu sebepten haller, farazî ve zihnî durumlar ve özelliklerdir.
işte ahval teorisinin buraya kadar olan kısmı, allah'ın sıfatlarına da uygulanır. yani tek başına var olamayan haller, allah'ın zâtına eklenen sıfatlar sayılamaz, dolayısıyla tevhid ilkesine bir zarar da vermez, dolayısıyla zâta bağlı bir şekilde düşünülebilen ilâhî sıfatlar da reddedilmemiş olacak.
şehristânî, o zaman ahval, zihnî mevcuddur der. yani teori ahval mevcud değil, zihindedir diyor ya, şehristânî de o zaman zihinde vardır, yani mevcuddur ama zihinde mevcuddur der.
devamını gör...
e
alfabenin altıncı harfidir.
devamını gör...
geceye bir kedi bırak
devamını gör...



