neyi yaparken sordular ki onu sorsunlar diye düşündüren başlık.
devamını gör...

gece gündüz savaşı*

saatlerce hiç kalkmadığı masasından kalkmıştı. odada yanan sönük sarı ışık ona hem mayışıklık veriyordu hem de sıcak hissettiriyordu. nitekim ona sıcak hissettiren tek şeyin basit bir masa lambası olması da manidardı. evde her yer zifiri zindandı. gözünü ileride ki pencereye dikti. ona doğru yürümeye başladı. yürürken gözlerinin kararması da geçmiş, etrafı daha iyi görmeye başlamıştı.

insan değil mi, her şeye alışırdı. karanlığa bile alışırdı ama yalnızlığa alışamazdı bir türlü. o inanmazdı, kimsenin yalnızlığa alıştığına. olsa olsa görmezden gelmek olurdu, tüm hislerini. alışmış gibi yapardı, sadece kendini kandırmak için. neden kandırırdı ki kendini? bu başka insanları kandırmaya benzemezdi çünkü. bir insanın kendine yapacağı en büyük kötülüktü.. amansız bir savaşın başlangıcıydı çünkü. kendin ve kendin arasında olan o büyük, bitmek tükenmek bilmeyen amansız bir savaş. bir kere girdin mi çıkamazdın acısız, yarasız, zayıf düşmeden..

aman ya, bir pencereye ulaşmak da ne zormuş! halbuki bir ulaşsam, o yağan karı ve müthiş manzarayı bir görebilsem bitecek tüm acılarım. ama ulaşamıyorum. attığım her adım beni daha da geriye çekiyor. ulaşmak istediğim o pencereden göreceğim o şey, beni anlayacak biliyorum. hissediyorum. ama ulaşamıyorum. o beni anladığında kendimi bulacağım. içimdeki savaş bitecek, inanıyorum. kendimi mi kandırıyorum? heh, en iyi yaptığım şeydir. belki de o savaşın bitmesinden korkuyorumdur. sonunda hissedeceğim o müthiş acıdan kaçıyorumdur. hoş, savaşın içindeyken de hissetmiyor muyum? hissediyorum. ama dedim ya, kendimi çok güzel kandırırım ben. o kadar da zekiyimdir. pardon, o kadar da salak. ulaşırsam eğer o pencereye bir gün, belki de o gün gündüz olur. geceler, gündüze evrildiğinde belki her şey daha güzel olur. inanıyorum. çünkü vazgeçersem inanmaktan, işte o zaman bu savaştan canlı çıkamayacağım. elimi uzatıyorum sana. adım atıyorum. düşen her bir eşsiz kar tanesini sakınma benden. geliyorum.
devamını gör...

izledikçe, dilerim çevremde böyle manyaklar yoktur umma gereği duymama, sebep olan dizi.
han; yakışıklı uşaksın, şirketin var, güzel bir karın var yapma artık manyaklık falan.
insan zincirlemek nedir, yakışmıyor sana.
devamını gör...

bir de çıkınca, paragöz müteahhitlerin ve arsa sahiplerinin, tek kata bi milyon adet daire sıkıştırma hevesleri sonucunda yaptıkları eciş bücüş binalarda, mecburen karşı apartmandaki aynı hiza komşunuzla burun buruna gelmek var. insanlardan kaçayım diye balkona çıkıp insanlarla göz göze oturmak... ne saadet ama!

uzaklaşabilirsem doğrudan büyük şehirden kaçıp bir sahil kasabasına falan yerleşmek isterdim. balkonlarını da başına çalsınlar bu pis apartmanlarda!
devamını gör...

aldatmak..
devamını gör...

bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
kaybetmek için erken, sevmek için çok geç
devamını gör...

yaklaşık 3,4 saat önce arkadaşımla buluşmustuk ve bana " eğer bu kadar güzel olacağını bilseydim süslenir gelirdim" demişti. işte feraset,işte cesaret, iste mertlik, işte adam gibi adamlık dostlar.
devamını gör...

dün gece nickini öptüm de yattım

devamını gör...

midem bulandı. bu ne basitlik, bu ne bayağılık.
ıstediğiniz saraylarda yaşayın. * siz bu kadar avam bir bünyeye sahip oldukça, benim köylü yörük halim bunladan kat kat asil.
bir de bunlara tapan bir kesim var ıyyy...
devamını gör...

sadece açılış sahnesi için bile izlenebilecek aksiyon türündeki, bol müzikli bir film.

devamını gör...

kem gözlüler tepetaklak ettiler bizi. neyimiz vardı halbuki. bazılarınında yıldızı çok düşük oluyor canım.
devamını gör...

1954 doğumlu karadağlı eski kalecidir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

10 kez yugoslavya milli takımının kalesini koruyan simoviç 1984 yılında galatasaray’a transfer olmuş ve tam 6 sezon koruduğu galatasaray kalesinde adını efsaneler arasına yazdırmıştır.

14 yıllık şampiyonluk hasretini sona erdiren takımın da bir parçası olan simoviç galatasaray taraftarının unutamadığı 5 kaleciden biridir. bu efsane beşlinin diğer üyeleri ise claudo taffarel, fernando muslera, turgay şeren ve faryd mondragon‘dur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

simoviç galatasaray’ın monako’yu elediği o unutulmaz maçta da galatasaray kalesinde devleşmiş ve türk futbol tarihinin en önemli başarılarından birinin parçası olmuştur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

simoviç ile ilgili unutamadığım olaylardan biri hangi maç olduğunu hatırlamıyorum ama bir maçta kafasını kale direğine çarpmasına rağmen yoğun bir baş dönmesi ile maçı tamamlayıp gerçek bir futbolcu olduğunu göstermiştir. elbette o dönemde futbol henüz bu kadar endüstriyel bir hal almamıştı, hala yüreği ile oynayan futbolcular vardı.

futbolu bıraktıktan bir süre sonra ise kendi efsanesine büyük zarar veren bir proje içinde yer alması gerçekten çok üzücüdür. türk televizyon tarihinin en cıvık, en rahatsız edici, en itici ve en izansız sunucusu olan mehmet ali erbil’in sunduğu ve dansçı kızların arzı her gözden sonra arzı endam ettiği interaktif program gol show programında kaleye geçerek uygun görülen golleri yiyerek kendini dipsiz bir kuyuya atmıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

jübilesini galatasaray’da yapan zoran ne olursa olsun hala galatasaraylıların kalbindeki yerini korumaktadır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

milattan önce on dokuzuncu yüzyıla tarihlenmiş, eski mısır ''günlük yaşam için gerekli büyüler'' kitabı. ilk bulunduğu zaman eski mısır'ın incil'i benzetmeleri yapılmış olsa da bu kitap mısır dininin kutsal bir kitabı değil, seçkin ruhların öbür dünyaya gittikleri zaman zengin bir yaşama kavuşmalarına yardımcı olacak bir el kitabı idi.

bin yıldan uzun süredir kullanılan kitabın içinde iki yüze yakın büyü bulunur. birçok farklı büyünün bulunduğu birçok nüsha olsa da büyüler milattan önce 650 yılında düzenlenmiştir. büyüler genelde kefenlere, mezarlara, tapınaklara kazınıyordu. çoğu da papirüs dediğimiz kağıtlara yazılırdı. çoğunlukla hiyeroglif şeklinde veya sadeleştirilmiş şekillerle yazılırlardı.

zaman ilerledikçe konuşulan dil de değişti. yeni krallık zamanında, orta mısır dilini anlayan kişi az olmalıydı ki süslemeler giderek önem kazandı. bazı nüshalarda sadece bu geleneksel süslemeler kullanıldı. bu süslemeler daha sonraki yıllarda mezarlarda dekorasyon amacıyla da kullanıldı.

1999 yapımı the mummy filminde de bu kitap işlenir. kitap okunduktan sonra 3000 yıllık bir mühür kalkar ve lanetler dünyaya salınır.
devamını gör...

nick bostrom'un bir kitabı. superintelligence seviyesine erişmiş bir yapay zekanın yapabilecekleri, böyle bir zeka nasıl kontrol edilebilir, böyle bir zekaya nasıl değerler atanabilir vb. konularını tartışıyor. fakat bu superintelligence tartışması bana teolojik bir tartışma gibi geliyor. meselenin konusu, üzerine tartışılan özne hayali bir özne; önce hayali bir özne tanımlanıyor –sonsuz bir zekaya sahip (her şeyi bilen), internet üzerinden her şeyi kontrol edebilen (kadir-i mutlak)– sonra bunun üzerine bir araba dolusu laf ediliyor. bostrom'un, ilk başta böyle bir zekanın neden ortaya çıkacağını ikna edici bir biçimde açıklayamadığını söylemem gerekir. genel zeka seviyesine ulaşmış bir yapay zeka sürekli olarak kendisinden bir tık daha zeki bir yapay zeka ortaya çıkarırsa ve bu işlem, çok kısa bir zaman içinde sürekli olarak tekrarlanan bir süreç ile, sonunda patlama noktasına ulaşıp bir superintelligence ortaya çıkmasına sebep olursa. bu koşulların hepsi, aslında somut olarak tanımlanmamış hayali süreçler ve öznelerden ibaret: genel zeka, kendisinden daha zeki yeni bir zeka oluşturmak, süper zeka.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tövbeliyim ama bi' içim gıcıklandı. gelip, azıcık dayak yerim sizin güzel hatırınıza.
devamını gör...

kendiminki dışında herkesinkinin dolu olduğunu gördüğüm kısımdır bgv.
devamını gör...

hani bir şarkı vardı. bay bay hepinis bay bay loolınıs beni takip edin hepiniz.

devamını gör...

iyi niyet. karşınızdakine iyi niyet gösterirsiniz ama onun için sizin saflığınız hatta salaklığınızdır.
devamını gör...

düğünlerde gelinin beline bağlanan ve bekareti simgeleyen kuşak.
iğrenç bir gelenektir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim