hepi topu iki insan vardı adem ile havva.
bak bugün 8 milyarız.
milyarlarcası da öldü.
olabiliyormuş isteyince.
devamını gör...

dünya alem bilir beni. muhalifliğin dibine dibine vuran biri olarak söylememem gerekir ki; saçmalamayın. mültecileri sınırlardan sürüyle alan hükümet bu sorunları bilmiyor muydu?
siz ne hakla çocuk sahibi olmaya hakkı olan insanları böyle itham edersiniz? siz kimsiniz? ne sanıyorsunuz kendinizi?
insanlar inek, köpek ve ya herhangi bir hayvan mı ki kısırlaştıracaksınız?
bu mültecilerin en çok gitmesini ben isterim, gitsinler de, çölde yaşıyormuş gibi hissetmeyelim. gitsinler ki araplaşmayalım. ama çözüm kısırlaştırmak değil, insanlık suçudur.
ayrıca olmamış şeyler hakkında olmuş gibi başlık açmak tamamen boştur.
devamını gör...

yunanistanın atina kentinde yaşayan 30'lu yaşlarında olan mickey ve chloe , mickey'nin dj'lik yaptığı partide tanışır. bir hafta sonunu beraber geçirirler ama chloe'nin gitme zamanı yaklaşır. velakin kendilerini büyük bir aşkın içinde bulurlar.

baş rolleri sebastian stan ve denise gough paylaşan film bir kelime ile tanımlayacak olsam sakin olurdu .açıkçası filmi sebastian stan'nın oyunculuğunu beğendiğim için izledim. bu filmde de gerçekten iyi bir oyunculuk sergilemiş çok cesur sahneleri vardı deyim yerindeyse hiç sırıtmamış aynı şekilde denise gough için de söyleyebilirim. çok klasik bir konusu olan film çok büyük bir beklentiye girmeden boş bir kafa ile sadece zaman geçirmek için izlenebilir, izleseniz de izlemesiniz de bir şey kaybetmezsiniz. konuyu ele alış biçimleri dediğim gibi ne kadar klasik olursa olsun yönetmenin farkını ortaya koyduğunu düşünüyorum. önünüzde bir çiftin hayatını izliyorsunuz en açık şekilde ve şunu da eklemeden yapamayacağım filmde habire yemek yapıyorlar habire bir yemek olayı var bir süre sonra absürt bir durum oluyor açıkçası*

imdb 6/10
benim filme puanım da 4/10
devamını gör...

estetik cerrahları
instagram fenomenleri
kuaförler diye sıralayabiliriz.
devamını gör...

bakırköy denince
cumhuriyet meydanı,
capacity,
carrousel,
ataköy marina

gelir aklıma.

ha birde, otobüs için kaldırıma yığılan insanlar.
devamını gör...

tahta yok. g.tünüzden element uydurmayın. evet hava!
devamını gör...

bir boğaziçi yolculuğuna hazır olun...


kuzguncuk
beykoz'da oturmalı
beykoz'da çalışan adam.
fakat kuzguncuk şirin yerdir
ve gayet nefis yapar gül reçelini
pansiyoncu madam
ve kızı raşel…
aynada bir kartpostal:
bir manzara nis şehrinden.
iskemle, karyola, konsol…
denize nazırdı pencereleri…
güneşte tavana suların ışıltısı vurur,
karanlık şilepler geçerdi geceleri
insanı olduğu yerde
eli böğründe bırakarak…
selim’in odası havadardı.
kırmızı yazmalar kururdu yandaki boş arsada.
sağda cevdet paşa yalısı.
yalıda bir tavus kuşu
bir de mebrure hanım vardı.
mebrure hanım
tafta entariler giyerdi.
çok ihtiyardı
ve mavi gözleri kördü.
tentene işlerdi mebrure hanım.
uyanır bir beyaz güle başlar,
uyurken dağıtırdı gülünü…
merhum cevdet paşa yalısında
mebrure hanımı unutmuşlardı…
beykoz'da oturmalı
beykoz'da çalışan adam.
fakat kuzguncuk şirin yerdir
ve kırmızı yazmalar kuruyan boş arsadan
dünyayı zapta gidecek olan
pulsuz balıklar gibi çıplak çocukların
her akşam dinlerdi çığlıklarını selim…
devamını gör...

yorar da yorar, meslek hayatında görmediğin,kullanmayacağın, hatta türkiye'de olmayan bilmem kaç tane ilaç ve etki mekanizması ezberlersin.
devamını gör...

ilk kez aşık olduğum kişinin bana karşı olan davranışlarını yıllar sonra hatırlayıp analiz edebildikçe, o dönemlerde hissetmiş olmam gerektiğini ama aşkın kör gözü nedeniyle hissetmediğimi fark ettiğim duyguya ilişkin durum. meğerse ne değersizmişim onun için ama işte o zamanlar anlamamışım bunu.

sonrası mı? bir daha o duyguyu hissettirmeyecek insanlarla sevgili ya da arkadaş oldum hep.
devamını gör...

kitap alışverişi yapmanızın karşılığında sokak hayvanlarına yardım yapan kitap alışveriş sitesi.

böyle güzel amaca vesile oldukları içinde ayrıca sevdiğim alışveriş sitesidir. fiyat olarak da diğer sitelerle yarışır.

siz de bakmak isterseniz
devamını gör...

abilerim ablalarım z kuşağıyla alakadar açılan bir başlığa daha gönderi girmiştim ve sanıyorum ki orada kendimi anlaşılır bir şekilde ifade etmiştim. kendimi yinelemek istemiyorum. ama rica ediyorum genelleme yapmayınız. bizim kuşağımızda da kayda değer bir şeyler yapmaya çalışan birey sayısı küçümsenemeyecek kadar fazla. teknoloji çağına doğmuş olmamız da bizim suçumuz değil lütfen bunu da göz önünde bulundurun. hatta bu bir suç değil. geleceğin mesleklerinde bir tanesinin de youtuberlik veya tiktokerlik gibi şeyler olacağı internetin ya da görüntülü telefonların yeni yeni çıkmaya başladığı sıralarda bilinmese de bu tür teknolojilerin gelişmesiyle geleceğin meslekleri olacağı belliydi zaten. bir de bu yönden düşünü rica ediyorum. ve lütfen şunu da unutmayın, ileride sizin emekli olduğunuz mesleklerin başına bizler geçeceğiz. belki içimizden birisi cumhurbaşkanı bile olacak. üstelik bizim neslimizi kanser türü olarak adlandıran nesiller de bizim dünyaya gelmemizde aracı olan bir üst kuşak. yani sizin kuşağınız y kuşağı. bu durumda ben de siz y kuşağı büyüklerime şunu sormak istiyorum. madem bu kadar kötü görecektiniz z kuşağını, bu kanser türünü neden yaydınız? kendi kendimize mitoz bölünerek oluşmadık çünkü biz. hadi ben çocuk yapmadım diyorsanız da z kuşağından kardeşi olan birileri illa ki vardır. böyle yaftalamayın artık çok rica ediyorum. gençlerde yanlış gördüğünüz bir şey varsa bunu ona düzgünce söylemek bir büyük olarak sizin bir nevi göreviniz. böyle başlıklar açmak yerine bunun için uğraş gösterseniz inanın bir şey kaybetmezsiniz. hatta gördğünüz yanlışı düzeltmeye vesile bile olabilirsiniz.

teşekkürler.
devamını gör...

günaydın sözlük!

normalde bundan 4-5 saat sonra uyandığım için kendimi biraz garip hissediyorum. yahu siz her gün nasıl erkenden uyanıyorsunuz? ama kabul ediyorum insana tuhaf bir enerji de veriyor. kendimi sorumluluk sahibi biri gibi hissediyorum. koşuya çıkmayı falan düşündüm. kahvaltıda yeşil çay içtim. mesela birazdan da kahvemi yudumlarken maillerimi kontrol edeceğim.
devamını gör...

öncelikli olarak sürekli bu filmin çekilme aşamasında çektikleri videoları izliyorum ve sonra diyorum ki adam montun duruşunu dahi düşünüyor askıdaki montun duruşunu bile. boşuna nuri bilge ceylan olmamışsın be.ahlat ağacına gelirsek sinan üniversiteyi bitirdikten sonra kendisini yine ailesinin yanında buluyor çok fazla çatışmalar yaşıyor ailesiyle babasıyla hesaplaşmaları, yazdığı kitabı bastırmaya çalışması .sinan oldukça mutsuz, yenilmiş,çıkmaya çalıştığı o yerden çıkamıyor.aslında tüm karakterler gerçekten hayatımızda olan örneğin hatice okumaktansa zengin koca bulma hayaliyle yaşıyor. bunlar birebir gerçek hayatta yaşadığımız şeyler ve o kadar doğal anlatılıyor ki.örneğin imam sinanla tartışmaları sırasında sürekli kendi haklılığını iddia etmeye çalışıyor. sadece tartışma olduğunu haklı haksız aranmadığının farkında bile değil.sinan etrafında dönüyor film ve sinan kitabını bastırınca yine bir hayal kırıklığıyla karşılaşıyor kitabı hiç satılmıyor sinan bu labirent gibi yoldan çıkamıyor bir türlü. depresyon ve mutsuzluğu devam ediyor.3. ve 4. izleyişimde başka başka anlamlar çıkaracağıma eminim anlamadığım birçok noktalar olduğuna da eminim.derinliklere indiriyor sizi. nuri bilge ceylan ve zeki demirkubuz izleyiniz.
devamını gör...

kafa sözlük sevişme kulübü olarak yerimizi alıyoruz.
devamını gör...

bir heykel veya bir resime baktığınızda ondan bir şeyler alıyorsanız, o sanat eseri sizin için yapılmıştır.

bin yıldır aynı konu. kimse de çıkıp benim gibi açıklayıcı tanım yazmayınca, kafalar aydınlanamıyor tabi. hadi iyisiniz.
devamını gör...

çözülmek istenseydi çoktan çözülmüş olacaktı denilesi sorunlar. (edit: tanım başlığın ilk haline göre yapılmıştı.) bir yerde bir sorun çok uzun süre devam ediyorsa, o sorunun çözülmesi birilerinin işine gelmiyor demektir. eğitim sorunumuz da, matematikten bağımsız olarak, genel bakışla böyle.

genel olarak bazı öğretmenlerin, düzgün ve anlaşılır cümle kurma problemi var. türkçe konusunda da eksik var çünkü eğitimde. bu kısmı geçiyorum. ne söylediği anlaşılmayan insanın anlattığı matematik de anlaşılmaz, bu 1.

matematik öğretenlerin en büyük eksiklerinden biri, anlattıkları konuların ne işe yaradığından bahsetmiyor olmaları. bunun müfredatta olmasına gerek yok. uzun uzun anlatmaya da gerek yok. "karmaşık sayılar mesela elektronik devrelerde kullanılır" de geç. öğrencinin kafasında hiçbir yere oturmayan, saçma sapan ve gereksiz konular haline geliyor konuların çoğu. zaten bu nedenle "gerçek hayatta ne işimize yarayacak?" sorusu çıktı piyasaya. bu 2...

bir başka sorun, hepimizin kanayan yarası olan ezbercilik. bir gün bir derste bir soru sorup çözmemizi istemişti matematik hocamız. konuyla hiç ama hiç ilgisi olmadığı halde logaritma ile kurdum denklemi ve doğru cevabı buldum. "logaritmayla mı buldun?" dedi kaşlarını şöyle bir kaldırarak, bir de şöyle bir baktı çözümüme. "ilginç" dedi gitti... oysa belki de üzerinde durulması gereken önemli bir şeyi fark etmiştik ya da zaten o problemlerin bir de logaritma ile çözülmesi mümkündü, kim bilir. fakat hocalar istiyor ki, o sırada hangi konuyu anlatıyorlarsa ille de onunla çözülsün soru. başka yöntemlerle de sonuca ulaşabiliyorsa önemli olanın bu olduğu düşünülmüyor. bu 3...

aklıma gelenlerden son olarak şu var ki bu da yine ezbercilikle ilgili aslında. sınavlara ille de her formülü ezberlemiş olarak girmeniz istenir. oysa gerçek hayat böyle bir şey değil. bir formülü unuttuğunuzda açıp bakabilirsiniz. sınavda önemli olan, farklı bakış açılarıyla düşünebilmek, sorunun çözümüne odaklanmak olmalı, neydi o formül diye düşünmek değil. bu yüzdendir ki öğrencilerin çoğu çözüm yolunu ezberler ve farklı bir soru türüyle karşılaştığında bakakalır şaşkın şaşkın. üniversite sınavlarında iyi puan alanların bir kısmı gerçekten çalışkan ve zekidir de bazıları da sadece ezberini iyi yapmıştır. sonuçta ortaya çok da vasıflı olmayan üniversite öğrencilerinin çıkıyor olmasının nedeni budur. bu da 4.
devamını gör...

her işin her zaman göründüğü gibi olmaması anlamına gelen deyim.

bu deyimin çıkış noktasına baktığımızda birden fazla hikaye çıkıyor karşımıza. tahmin edebileceğiniz üzere bu hikayelerin başrolünde karamanoğlu beyliği yer alır.

birinci hikaye, karamanoğlu beyliği'nin osmanlı ve timur imparatorlukları ve de birçok şaire verdiği sözleri tutmamasından ileri geldiğini öne sürer. *

hatta içlerinden bir tanesi şöyledir:
karamanoğlu mehmet bey, yıldırım bayezid ile barış anlaşması yapmak için yanına gider ve içine bir güvercin saklar. barış anlaşması yapılır ve bunun üzerine mehmet bey, "bu can bu tende durdukça ordularımız sizinle savaşmayacaktır" diyerek yemin eder. çadırdan çıktıktan sonra ise güvercini salar ve yeminini bozar.

ikinci hikaye; karamanoğlu beyliği'ne karaman kalesini kuşatan osmanlı ordusu tarafından zor anlar yaşatılmasından ötürü, karaman'da ne kadar koyun varsa başlarına fener takılması olayını anlatır.
bu hikayeye göre; gece vakti çokca feneri gören osmanlı ordusu, koyunları asker sanıp telaşlanır ve çekilir.
durum daha sonra öğrenildiğinde ise bu söz ortaya çıkmıştır.

üçüncü hikaye bana biraz eksantrik geldi. *
bu sefer beyliğimiz moğollarla svaş halinde. moğollar yakıp yıkıyor bildiğiniz üzere, kaçış yok. bu nedenle kara kara düşünen karaman beylerinin aklına bir fikir gelir. karamanoğlu askerleri koyun postu giyerek koyun sürüsüne karışacak ve daha sonra içip sarhoş olacak olan moğol askerlerine saldıracaklardı. hikayeye göre saldırı gerçekleşir, moğollar çok sayıda kayıp verir. kurtulabilen moğol askerleri ise böyle bir söz çıkarırlar.
devamını gör...

"hayır" demek, "hayır" demektir. bu tip hatalı tespitler; kadının hep istemiyor göründüğü ve zorlanmaktan hoşlandığı gibi bir algı oluşturuyor.
devamını gör...

ömer seyfettin'in sonu ürpertici biten hikayesi.
devamını gör...

takip edilesi kaliteli yazar.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim