birini unutmanın en iyi yolu
neden unutasınız ki? insan ulen bu! unutmak olur mu? bırakın kalsın sizinle.
ancak bu durum size acı veriyorsa, bunu hafifletmek hatta sorunsuz hale getirmek mümkün.
beyninizde yeni bilgilere yer açın. merak ettiğiniz, ilgilenmek isteyip fırsat bulamadığınız bir alan hakkında kendinizi geliştirin. beyininiz, yeni bilgileri hafızanızda canlı tutacak ve eski bilgileri biraz daha gerilerde saklayacaktır. kendinize ne kadar yeni bilgi yüklerseniz, sizin canınızı sıkan geçmiş yavaş yavaş belleğin dibine doğru itilecektir. bir süre sonra ise “o” kişi sizin için sorun olmayacaktır. bu kadar basit.
hadi iyisiniz. yine hayat kurtardım.
bilimsel makale yazdım valla.
ancak bu durum size acı veriyorsa, bunu hafifletmek hatta sorunsuz hale getirmek mümkün.
beyninizde yeni bilgilere yer açın. merak ettiğiniz, ilgilenmek isteyip fırsat bulamadığınız bir alan hakkında kendinizi geliştirin. beyininiz, yeni bilgileri hafızanızda canlı tutacak ve eski bilgileri biraz daha gerilerde saklayacaktır. kendinize ne kadar yeni bilgi yüklerseniz, sizin canınızı sıkan geçmiş yavaş yavaş belleğin dibine doğru itilecektir. bir süre sonra ise “o” kişi sizin için sorun olmayacaktır. bu kadar basit.
hadi iyisiniz. yine hayat kurtardım.
bilimsel makale yazdım valla.
devamını gör...
özgürlük
zamanın başlangıcından beri varolagelmiş ve insan ırkını kontrol altında tutmak için sürekli varlığı vurgulanan ama var olduğuna inanmamız için hiçbir somut delile sahip olmadığımız yanılsamayı anlatan sözcüktür.
goethe “ nerede bir kavram yoksa bir sözcük tam zamanında imdada yetişir.” demişti bir keresinde. aslında bu özgürlük sözcüğü için de geçerli. öyle bir kavram yok ama bu yanılsamayı anlatan bir sözcük olduğu için gölgeler arasında kalmış bir görüntü olarak bize zaman zaman görünüyor.
george orwell’a göre “ özgürlük iki kere ikinin dört ettiğini söyleyebilmektir.” peki bu kadar açık bir gerçeği öylece ifade edebilmek kolay mı? değil elbette. winston smith’in çektiklerini unutmadık, unutturmayacağız.
ocean vuong ise bol ödüllü kitabı yeryüzünde bir an için muhteşemiz kitabında özgürlüğü “ özgürlük, avcıyla av arasındaki mesafeden başka bir şey değilmiş.” diyerek tanımlamıştır. peki o mesafe ne zaman kapanır? hiç ummadığınız kadar hızla ve hiç ummadığınız anda.
dolayısıyla özgürlük bir simülasyondur. bunu anlamak için mavi hapa ihtiyacınız yok. güvenli alanınızın dışına çıkın ve daha da ileri gitmek için şansınızı zorlayın. göreceksiniz ki özgürlük sandığınız şey bir karahindabaya dönüşecek elinizde.
yeteneksiz bir yazarın söylediği bir sözle bitireceğim tanımımı. çünkü özgürlük yanılsamasını yerle bir eden şeyin insan zihni olduğunu da unutmamak gerekir:
insan zihni tamamen özgür bırakılsaydı esareti seçerdi.
goethe “ nerede bir kavram yoksa bir sözcük tam zamanında imdada yetişir.” demişti bir keresinde. aslında bu özgürlük sözcüğü için de geçerli. öyle bir kavram yok ama bu yanılsamayı anlatan bir sözcük olduğu için gölgeler arasında kalmış bir görüntü olarak bize zaman zaman görünüyor.
george orwell’a göre “ özgürlük iki kere ikinin dört ettiğini söyleyebilmektir.” peki bu kadar açık bir gerçeği öylece ifade edebilmek kolay mı? değil elbette. winston smith’in çektiklerini unutmadık, unutturmayacağız.
ocean vuong ise bol ödüllü kitabı yeryüzünde bir an için muhteşemiz kitabında özgürlüğü “ özgürlük, avcıyla av arasındaki mesafeden başka bir şey değilmiş.” diyerek tanımlamıştır. peki o mesafe ne zaman kapanır? hiç ummadığınız kadar hızla ve hiç ummadığınız anda.
dolayısıyla özgürlük bir simülasyondur. bunu anlamak için mavi hapa ihtiyacınız yok. güvenli alanınızın dışına çıkın ve daha da ileri gitmek için şansınızı zorlayın. göreceksiniz ki özgürlük sandığınız şey bir karahindabaya dönüşecek elinizde.
yeteneksiz bir yazarın söylediği bir sözle bitireceğim tanımımı. çünkü özgürlük yanılsamasını yerle bir eden şeyin insan zihni olduğunu da unutmamak gerekir:
insan zihni tamamen özgür bırakılsaydı esareti seçerdi.
devamını gör...
aşık olmak
beyindeki kimyasal süreçler sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. bir de bir filozofun dediği gibi doğanın kendi devamlılığını sürdürebilmesi için insanlar üzerinde kurduğu tuzaktır.
devamını gör...
albert caraco
istanbul'da sefarad bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş filozof. yaşamı neredeyse ölümü beklemek üzerine kuruludur. tüm ailesini yitirdikten çok kısa bir süre sonra da bu bekleyişi intihar ile sonlandırmayı seçmiştir. her ne kadar post mortem'deki o karamsar ve umutsuz tutum annesinin ölümünün bir etkisi olsa bile caraco'nun zihninin içinde başından beri benzer düşünceler dışarıya çıkmak için kıvrandığından bu tutumu tamamen annesinin ölümüne de bağlamak mümkün olmuyor. caraco'nun üslubu bellidir, cümleleri bulduğu ilk çatlaktan içeri sızar ve ruhunuzun her köşesine sirayet eder. caraco okumak açıkça saldırıya uğramaktır ama tam olarak bu yüzden okunmalıdır. sanat ruhumuza bir balyoz gibi indiğinde gerçek bir değişim yaratabilir zannımca. zihin içine bilgileri ve başkalarının düşüncelerini tıkıştıracağımız bir kap değil daha çok düşünmek için ateşlenmesi gereken bir çıradır ve caraco bunun bilincinde olarak yazar. kendi fikirlerini empoze etmeye değil düşünmeye iten bir mizacı benimser kitaplarında. bundan ötürü kısa ama etkili bir anlatı sunar ve okuyucuyu yormak yerine insanın derinine, karanlığa inmesine yardımcı olacak bir yol işlevi görür. insanın içindeki karanlığı huzursuz eden (bkz: bréviaire du chaos) kitabından bir kaç alıntı:
" biz deliliği ve ölümü sunakların üzerine yerleştirdik, tanrı'nın çıldırdığını ve can çekiştiğini söylüyorsak artık ne kalır geriye sorarım size? paradoksun bedelini ödemek kalır ve bunun ödeneceğini öngörüyorum, vaktiyle oynadığımız fikirler şimdi insanlarla oynamaya başlıyor ve insanlar ölçüsüzce tüketecekler kendilerini. hiçbir şeyden kaçamayacağız ve hiçbir şey bize artık lütufta bulunmayacak, sürdürdüğümüz düzen asla iyileşmeyecek, delilik ve ölüm bu düzenin temelleri olarak kalıyor, düzen onlara bağlı ve sağlıklı bir şekilde değişemeyeceğinden, biz istemesek de destekleyen şey öldürecek düzeni. "
"biz onarmak istiyoruz ve bu nedenle yok etmeyi düşünüyoruz, uyuma yeniden kavuşmak istiyoruz ve bu nedenle kaosu sevgimizle silahlandırıyoruz, her şeyi yenilemek istiyoruz ve bu nedenle hiçbir şeyi affetmeyeceğiz. çünkü eğer canlılar böcek olma ve karanlıklarda, uğultu ve pis koku içinde üreyip çoğalma tercihinde bulunursa bile, biz onları engellemek ve insan'ı soyunu kurutarak kurtarmak için buradayız."
"dünya çirkin, giderek daha da çirkinleşecek, ormanlar balta darbeleriyle yok oluyor, her yandan şehirler her şeyi yutarak yükseliyor, çöller her yerde yayılıyor, çöller de insanın eseri. toprağın ölümü şehirlerin uzağa yansıyan gölgesidir, şimdi buna suyun ölümü de ekleniyor, sırada havanın ölümü var, ama dördüncü element olan ateş, diğerlerinin intikamını almak için varlığını sürdürecek; bizler, sıramız geldiğinde, ateşle öleceğiz."
" biz deliliği ve ölümü sunakların üzerine yerleştirdik, tanrı'nın çıldırdığını ve can çekiştiğini söylüyorsak artık ne kalır geriye sorarım size? paradoksun bedelini ödemek kalır ve bunun ödeneceğini öngörüyorum, vaktiyle oynadığımız fikirler şimdi insanlarla oynamaya başlıyor ve insanlar ölçüsüzce tüketecekler kendilerini. hiçbir şeyden kaçamayacağız ve hiçbir şey bize artık lütufta bulunmayacak, sürdürdüğümüz düzen asla iyileşmeyecek, delilik ve ölüm bu düzenin temelleri olarak kalıyor, düzen onlara bağlı ve sağlıklı bir şekilde değişemeyeceğinden, biz istemesek de destekleyen şey öldürecek düzeni. "
"biz onarmak istiyoruz ve bu nedenle yok etmeyi düşünüyoruz, uyuma yeniden kavuşmak istiyoruz ve bu nedenle kaosu sevgimizle silahlandırıyoruz, her şeyi yenilemek istiyoruz ve bu nedenle hiçbir şeyi affetmeyeceğiz. çünkü eğer canlılar böcek olma ve karanlıklarda, uğultu ve pis koku içinde üreyip çoğalma tercihinde bulunursa bile, biz onları engellemek ve insan'ı soyunu kurutarak kurtarmak için buradayız."
"dünya çirkin, giderek daha da çirkinleşecek, ormanlar balta darbeleriyle yok oluyor, her yandan şehirler her şeyi yutarak yükseliyor, çöller her yerde yayılıyor, çöller de insanın eseri. toprağın ölümü şehirlerin uzağa yansıyan gölgesidir, şimdi buna suyun ölümü de ekleniyor, sırada havanın ölümü var, ama dördüncü element olan ateş, diğerlerinin intikamını almak için varlığını sürdürecek; bizler, sıramız geldiğinde, ateşle öleceğiz."
devamını gör...
kalt
bff muhabbet kuşu cast ajansı, malatyalıların ortak özelliği ve utandırmaz isimli videolarıyla beni günlerce güldüren, yüksek zekanın ve değişik mizah anlayışının ürünü olan youtube kanalıdır.
devamını gör...
24 kasım öğretmenler günü
1998'den beri, benim için daha ayrı bir anlam ve önemi olan gün.
işini seven, öğrencilerini seven, öğretmeyi seven, hayatı seven tüm öğretmenlerin günü kutlu olsun.
işini seven, öğrencilerini seven, öğretmeyi seven, hayatı seven tüm öğretmenlerin günü kutlu olsun.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydınn bunu okuyan her kimse!
günün güzel geçsin;)
günün güzel geçsin;)
devamını gör...
gençlerden oy almak için yapılan saçmalıklar
sosyal medyaya ayak uydurma çabası. yanlış anlaşılmasın bu durumu çok takdir ediyorum. gerçekten gençlerin dertlerini, ilgi alanlarını anlamak için yapan siyasilerimiz iyi ki varlar. lakin bunu sadece oy almak için yapanlar oldukça samimiyetsiz ve iyice kendilerinden soğutuyorlar.
devamını gör...
lahmacun yiyen kızın asıl amacı
sana, gel yiğidim ağzımdaki soğan aromasını gel al benden. bekliyorumm.... demek istiyordur.
devamını gör...
kahvaltıda portakal suyu içmek
bir yudum alıp ivedilikle evden çıkmak zenginlik belirtisidir.
devamını gör...
lgbt bireylerin evlat edinme hakkı
toksik bir anne veya toksik bir babayla büyümekdense iki kadın veya iki erkek ebeveyne sahip olmayı tercih ederdim açıkçası. bir çocuğun psikolojisini bu dayatma ebeveyn algısının eksikliğinin bozmayancağına emin olabilirsiniz.
devamını gör...
kemalistlerin cahil olma nedenleri
olum zaten bir şeyin fanatiği olmak cahilliktir dediğim başlıktır.
saygı duymak sevmek ayrıdır fanatiktik yapmak ayrıdır.
ayrıca kışkırtmak istiyor sayın yazarlar kışkırmayın lan.
saygı duymak sevmek ayrıdır fanatiktik yapmak ayrıdır.
ayrıca kışkırtmak istiyor sayın yazarlar kışkırmayın lan.
devamını gör...
ölmenin en kötü yanı
yeni çıkan şarkıları dinleyememektir.
devamını gör...
kiminle vakit geçirirsek beynimizin onunkine benzemeye başlayacak olması
oldukça mantıklı olan önermedir.
bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim demiş büyüklerimiz.
bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim demiş büyüklerimiz.
devamını gör...
panna meena ka kund
hindistan'ın pembe şehir olarak adlandırılan jaipur şehrinde yer alan ve sanat eseri niteliğindeki su kuyusunun ismidir. neden sanat eseri sayıldığına geçmeden önce su kuyularına bir göz atalım;

görsel kaynak: panna meena
bu kuyular yağmur sularını biriktirmek amacıyla yapılmış olup hindu dilinde farklı şekillerde adlandırılıyor. bunlardan bazıları; barav, bawdi, baoli, kalyani, vaav gibi. kuyuların sadece su deposu değil dini seremonilerin gerçekleştiği ve insanların serinlediği yerler olması sebebiyle de bölge halkı için önemi büyük.
genel olarak basamaklarla biriken sulara inilecek tarzda tasarlanan yukarıdaki su kuyusu 16. yüzyılda inşa edilmiş ve geleneği bozmayarak geometrik basamaklardan oluşmuş. hem tarihi eski hem de görsel olarak bir şölen vaat ettiği için turistlerin ve fotoğrafçıların uğrak mekanı olduğu söylenebilir.

kuyulardaki sular mevsim şartlarındaki yağmura göre yükselip alçalıyor, merdivenli olması sayesinde de insanların kuyulara ulaşması daha kolay oluyor. suların en çok yükseldiği ve kuyunun en çok dolduğu dönem muson yağmurları yağdığı zamanlar.

görsel kaynak : panna meena
hindistan'da yer alan en önemli ve en ünlü kuyu kara şövalye yükseliyor filmine set olması sebebiyle abhaneri bölgesinde yer alan chand baori kuyusu. kuyu sadece filme set olduğu için değil 33 metreye varan derinliği ile dünyanın en derin su kuyusu unvanına sahip olduğu için de adından söz ettirir.
kaynak 1 : panna meena'ya gider
kaynak 2 : buradan da gidebilirsiniz

görsel kaynak: panna meena
bu kuyular yağmur sularını biriktirmek amacıyla yapılmış olup hindu dilinde farklı şekillerde adlandırılıyor. bunlardan bazıları; barav, bawdi, baoli, kalyani, vaav gibi. kuyuların sadece su deposu değil dini seremonilerin gerçekleştiği ve insanların serinlediği yerler olması sebebiyle de bölge halkı için önemi büyük.
genel olarak basamaklarla biriken sulara inilecek tarzda tasarlanan yukarıdaki su kuyusu 16. yüzyılda inşa edilmiş ve geleneği bozmayarak geometrik basamaklardan oluşmuş. hem tarihi eski hem de görsel olarak bir şölen vaat ettiği için turistlerin ve fotoğrafçıların uğrak mekanı olduğu söylenebilir.

kuyulardaki sular mevsim şartlarındaki yağmura göre yükselip alçalıyor, merdivenli olması sayesinde de insanların kuyulara ulaşması daha kolay oluyor. suların en çok yükseldiği ve kuyunun en çok dolduğu dönem muson yağmurları yağdığı zamanlar.
görsel kaynak : panna meena
hindistan'da yer alan en önemli ve en ünlü kuyu kara şövalye yükseliyor filmine set olması sebebiyle abhaneri bölgesinde yer alan chand baori kuyusu. kuyu sadece filme set olduğu için değil 33 metreye varan derinliği ile dünyanın en derin su kuyusu unvanına sahip olduğu için de adından söz ettirir.
kaynak 1 : panna meena'ya gider
kaynak 2 : buradan da gidebilirsiniz
devamını gör...
mutluluk
ısaac asimov'a göre mutluluk; başka bir yerde olmanız, başka bir şey yapmanız, başka biri olmanız gerekirdi duygusuna kapılmamaktı. kendini ve mevcut durumunu şu an ki haliyle sevmek zor ama denenebilir.
devamını gör...
henüz 16 yaşında olan ceyda toyran'ın miss model seçilmesi durumu
bu 16 yaşındaysa ben daha doğmamışım dediğim durum.
devamını gör...
her şeyi bildiğini sanan insan tipi
belkide biliyordur,
bunun gerçek değilde, "sanmak" olduğunu kim söylüyor ve ispat edebilirmi diye de düşündürdü beni...
bunun gerçek değilde, "sanmak" olduğunu kim söylüyor ve ispat edebilirmi diye de düşündürdü beni...
devamını gör...

