lasik olarak da bilinen göz ameliyatı.

kornea kalınlığınız uygunsa, her şeyiyle birlikte toplam 25 dakika kadar bir süre içerisinde, lokal anestezi ile yapılan bir ameliyat. gözdeki sorunu giderme kısmı 5 dakikayı bile bulmuyor. miyop nedeniyle yaptırdım, oradan biliyorum.

önce gözünüze bir damla damlatılıyor. göz bebekleriniz bir türlü küçülmüyor damlanın etkisi nedeniyle. yanlış hatırlamıyorsam bunun ertesi günü de ameliyata alıyorlardı.

ameliyat sonrasındaki göz kuruluğu, basit bir göz damlası ile gideriliyor. zaten ertesi güne kadar ihtiyacınız kalmıyor bile buna, tamamen iyileşiyor kuruluk. korkmanızı gerektiren bir durum değil asla.

dikkat etmeniz gereken şey, bir süreliğine darbe almamak göz bölgenize. çocuklarla oynamayı seviyorsanız falan, bir süre uzak durmanız gerekebilir. kediniz, köpeğiniz varsa, onlardan da uzak durun. ne zaman nereye dalacakları belli olmuyor sonuçta. özellikle de kedilerin...

bunun dışında dikkat etmeniz ya da bilmeniz gereken pek bir şey yok. ihtiyacınız varsa korkmayın. gerçekten işe yarıyor.

edit: niyetiniz varsa videolarını izlemeyin. boş yere cesaretinizi kırarsınız. ileri dönemde tekrar ilerleyebilir numaranız, yaşa bağlı olarak. yani ölene kadar sağlam kalmıyor ama ben uzun süredir net görüyorum. yani öyle 3-5 yıl değil etkisi, merak etmeyin.

bir de korneanız sınırdaysa yaptırmayın derim. gözleriniz biraz daha hassaslaşabilir zamanla.
devamını gör...

(bkz: kuranı yırtan kız) zannedersem dördüncü sınıftayken bir arkadaşımın tavsiyesiyle izlemiştim. sekizinci sınıfa kadar tek başıma uyumak adeta kabus olmuştu.
devamını gör...

şair rüştü onur'un biricik sevdiceği mediha'sının ölümünün ardından yazdığı şiir:

***
tanrım, açamadık içimizi
kavuşmak mahşere kaldı

ne yelken ne gemi var limanda
kaçmak bir uzun sefere kaldı

mercan bir sahildeymiş gemiler
bulmak kasvetli günlere kaldı.
***

peki kimdir bu rüştü onur? ya mediha?

yıl 1920. sıcak bir ağustos günü, cihan harbi'nin izleri henüz taze iken devrek'te* gözünü dünyaya açar bir şair: rüştü onur. öğretmen bir babanın oğludur, hayattaki tüm talihi de bu kadarcıktır zaten.

ilkokul ve ortaokulu bitirdikten sonra lise eğitimine zonguldak mehmet çelikel lisesi'nde başlar rüştü. eğitim hayatı da burada sona erecektir zaten. günler peşi sıra kovalarken birbirini, amansız bir hastalığa tutulur bu genç şair: verem*.

yıl 1938. hastalığı nedeniyle okuluna daha sonra devam etmek üzere ara vermek zorunda kalan şair, maalesef ki bir daha asla geri dönemeyecektir eğitim hayatına.

babasının da desteğiyle maliye memuru olarak çalışmaya başlar genç şair ereğli maden işletmeleri'nde. fakat lise yıllarında alevlenen edebiyat tutkusu okul sıralarından taşarak bugününe kadar gelmiştir bu genç şairin. hem memurluk yapıyor hem de şiirler, tiyatro metinleri ve mektuplar kaleme alıyordur.

peki nereden geliyor bu edebiyat tutkusu?
lisede çok sevdiği bir edebiyat hocasından: behçet necatigil. behçet necatigil, henüz parlamaktadır edebiyat çevrelerinde. şiirleri varlık dergisi'nde yaşar nabi, necati cumalı, salah birsel gibi isimlerin şiirlerinin yanında yavaş yavaş yer almaya başlamıştır o yıllarda. peki sadece o mudur rüştü onur'un edebiyat aşkını alevlendiren? elbette hayır. rüştü'nün can dostu, kaderdaşı bir şair: muzaffer tayyip uslu. rüştü'den 2 yaş küçük olan bu genç şairin kaderi bir bütün yazılmıştır rüştü ile. ikisi de şiire aşkla bağlıdırlar, yazdıklarını önce birbirlerine sonra hocaları behçet necatigil'e okurlar. behçet necatigil de o şiirleri istanbul'a, dönemin öncü edebiyat çevrelerinin yazdığı mecmualara gönderir. rüştü'nün de muzaffer tayyip'in de şiirleri dönemin öncü edebiyat dergisi olan varlık'da yayınlanması ile birlikte bu genç şairler istanbul'daki edebiyat çevrelerince tanınır oldular. öyle ki necati cumalı, salah birsel, oktay rifat ve melih cevdet gibi şairlerle mektuplaşmaya da bu dönemde başlarlar.*

yıl 1941. henüz 21 yaşında olan rüştü'nün hastalığı ağırlaşmaya başlar, zonguldak'ta hastaneye kaldırılır 3 aylığına. oradan, hocasının da yardımıyla heybeliada senatoryumu'na* nakledilir. 1942'nin başında da hastalığını yenmiş olarak taburcu olur buradan.

istanbul'dan zonguldak'a geri dönüş yolculuğu şair rüştü onur için sonun başlangıcı olacaktır.

zonguldak'a, evine dönmek için bindiği anafartalar vapuru'nda genç bir kız ile tanışır genç şair, hemencecik de aşık olur tanıştığı bu kıza. o kız, yazının başında bahsi geçen mediha sessiz isimli kızdır.

peki kimdir bu mediha, nereden çıkmıştır, orada ne işi vardır?
mediha istanbul'lu bir ailenin kızıdır. kandilli kız lisesi'nden mezun olmasının ardından girdiği karabük demir çelik fabrikasının memuriyet sınavını kazanır. maaile karabük yolunu tutarlar anafartalar vapuru ile. şair rüştü onur'la da burada karşılaşırlar, tanışırlar. kısa süre sonra da mektuplaşmaya başlarlar.

yıl 1942. ikinci dünya savaşı tüm dünyayı kasıp kavururken mediha karabük'te bilinmeyen bir sebeple hastalanır ve hastaneye kaldırılır, sebebi bir türlü anlaşılamaz. tifo şüphesiyle heybeliada senatoryumu'na gönderilir fakat oradan da "tifolu değilsin" denilerek taburcu edilir. bunun üzerine tekrar karabük'e dönmez, istanbul'da ailesinin yanında kalır.

bu dönemde genç şair gidip gelmeye başlar istanbul'a sevdiceğini görmeye. can dostu muzaffer tayyip'in istanbul'daki aile evinde kalır her gittiğinde de. muzaffer tayyip de istanbul'da ailesinin yanındadır bir süredir. bu gitgellerden sıkılan mediha'nın annesi genç şairi karşısına alır ve "bu böyle olmaz en iyisi evlenin der" ve yıldırım nikahı ile evlenir mediha ile rüştü. birlikte mediha'nın ailesinin evinde yaşamaya başlarlar. genç şair de bu dönemde mediha'nın babasının manavında çalışmaya başlar.

rüştü ile mediha'nın kaderi nihayet düze çıktı demek isterdim fakat mediha, evliliğin 40. gününde bilinmeyen hastalığına yenik düşer ve acılı bir ölüm ile sonlanır hikayesi. şair rüştü onur'un da hastalığı nüksetmeye başlamıştır bu dönemde. derin bir üzüntü ve depresyon hali kaplar genç şairi. mediha'nın kaybı çok ağır gelmiştir ona.*

***
tanrım, açamadık içimizi
kavuşmak mahşere kaldı

ne yelken ne gemi var limanda
kaçmak bir uzun sefere kaldı

mercan bir sahildeymiş gemiler
bulmak kasvetli günlere kaldı.
***

mediha'nın vefatından sadece 15 gün sonra, 22 aralık 1942'de hayata gözlerini yumar şair rüştü onur. henüz 22 yaşındadır..

muzaffer tayyip uslu 1946'da, 24 yaşında veda eder hayata. tıpkı can dostu rüştü onur gibi gencecik ve veremlidir bedeni.

mediha sessiz'in hastalığının ise apandisit olduğu sonradan anlaşılmıştır.

*
devamını gör...

tuttuğu takım in formasını alın.
en makbul olanı.
devamını gör...

ted mosbynin başına gelendir. benim başıma gelse ancak bu kadar zoruma giderdi * allah affetsin stellaya karşı hala büyük kinim var.
devamını gör...

başlığı ne zaman görsem, lan acaba öldü mü diye umutlanıyorum. sonra tekrar hayal kırıklığı.
devamını gör...

nediongenç
devamını gör...

bir kitlenin veya fibrozisin kalbin sağ atriyumuna(kulakçık) açılan vena cava superior damarını sıkıştırması sonucu oluşan tabloya verilen addır.
en sık malign nedenlere bağlı gelişir ve en sık neden küçük hücreli veya yassı hücreli akciğer kanseridir.
damarın sıkıştırılmasına bağlı kalbe ve dolaylı olarak akciğere dönen kan miktarı azalır, dispne(nefes darlığı),boyun ve yüzde şişlik,boyun venlerinde genişleme,siyanoz(morarma) görülür.

tanı genellikle klinik olarak konulur ancak 2 yönlü akciğer grafisi de yardımcı olur.

tedavide oksijen,tuz kısıtlama,diüretik, eğer malign bir durum varsa kemoterapi veya radyoterapi verilebilir.
devamını gör...

yasak aşklardan, 3. sınıf entrikalardan, bol bol ağalardan ve törelerden beslenen vasat ötesi sektör
devamını gör...

"pembe mi o uyku?"
2019 / buca / çok bucaladık.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

a.b.d ordusunun kızılderililer karşısında aldığı ikinci büyük yenilgidir. montana'nın güney batısındaki little bighorn bölgesinde, 7. süvari alayının, general custer ile birlikte yok edildiği savaştır.
a.b.d ordusu, altın keşfedilen kızılderili topraklarını satmayı kabul etmeyen ve rezervasyonlara gelip teslim olmayan herkesi düşman kabul etmişti ama kızılderililer kendi ülkelerinde yaşadıkları için, niye teslim olalım ki dediler. a.b.d üç farklı orduyu kızılderilileri bulup yok etmesi için görevlendirdi.
25 haziran 1876 sabahı, general custer'ın crow (apsaroke) ve arikara izcileri oturan boğa'nın hunkpapa sioux kampını keşfettiler. general custer, yıllar önce 1868'de güneyli cheyenne ve arapaho'ların kampını şafak sökerken, insanlar uykudayken basıp, washita river katliamını yaptığı gibi, bu kampa da ertesi sabah saldırmaya karar verdi. ama aslında bu kızılderililer yalnız değildi, çünkü birçok kabile, dini törenleri güneş dansı için biraraya gelmişti. ama kızılderililer belli bir düzen ve mesafe ile kamp kurdukları için, izciler uzaktaki yada tepelerin ardındaki diğer kampları görmemişti.
general custer ertesi sabah, herkes uykudayken saldırmayı planlıyordu ama etrafı gözetlemeye çıkan bazı sioux gençleri a.b.d askerlerini gördü ve hızla kendi kamplarına doğru haber vermeye gittiler. custer artık ani, şok bir sabah baskını yapamayacağını anlayınca, ordusuyla üç koldan saldırıya geçti. kampın dışında yabani meyve, kök toplayan bazı kadınları, çocukları öldürdüler ve kampa girdiler ama oturan boğa ve savaşçılarıda karşılık vermeye başlamışlardı. birkaç savaşçı etraftaki kabilelere haber vermeye gönderildi, bazı kabilelerde silah seslerini duyup gelmişti zaten. oglala sioux'ların reisi çılgın at gelince savaşçıları belli bir düzen içinde askerlere saldırttı. custer kadın, çocuk birkaç yüz kişiyi öldürüp yine kahraman sayılacağını hayal etmişti ama etraftan hâla yüzlerce savaşçı atlarla yada koşarak geliyor, çevresindeki askerler teker teker vuruluyorlardı. sonunda general custer, iki erkek kardeşi, kızılderili izcileri ve birliğindeki tüm askerleri öldürüldü. kızılderililer 268 a.b.d askeri, 4 crow ve 2 arikara izciyi öldürmüşlerdi. diğer iki birliğin başındaki komutanlar hakim bir yere sığındılar, ve kayıplar verselerde tamamen yok olmaktan kurtuldular.
devamını gör...

iii. thutmose döneminden kalma bir mısır papirüsü olduğu iddia edilen papirüs. * yani, mısır firavunu iii. thutmose döneminden kalma bir mısır papirüsü olduğu iddia ediliyor. papirüs olduğu doğru, ama iii. thutmose döneminden kalma eski bir mısır papirüsü mü? orası sıkıntı. papirüste şunlar yazıyor,

"22'ci on yılda, kışın üçüncü ayı ve altıncı gün. yaşam evinde okurken, gökyüzüne garip bir ateşli disk'in nasıl geldiği ve bağırsaklarından bir koku yayıldığı görüldü. diskin boyutu, uzunluk ve genişlik bakımından aynıydı. hiç ses çıkarmıyordu. daha sonra majestelerinin evinde göründü. kalplerimiz karıştı, bu yüzden midemiz yere düştük. bazılarımız bu olayı bildirmek adına majestelerine gittik. hükümdarımız, yaşam evindeki parşömenlere bu olayın danışılmasını emretti. majesteleri, şu anda yaşanan tüm bu olaylar üzerine meditasyon yaptı. önümüzdeki birkaç gün içinde, diskler gökyüzünde her zamankinden daha fazla sayıda gözüktüler. gökyüzünde güneşin parlaklığından daha fazla parladılar ve gökyüzünün 4 yanına yayıldılar ve havada hareketsiz kaldılar. ordumuz, aralarında majesteleri ile birlikte izledi. akşam, diskler güneye doğru gökyüzünde daha da yükseldi. gökten balıklar ve birçok kuş yağıyordu. ülkenin kuruluşundan bu yana hiç bilinmeyen bir fenomen. majesteleri, her 2 ülkenin tanrısı amun-re'nin kalbini sakinleştirmek için tütsü üzerine meditasyon yaptı. öyle oldu ki, olay majesteleri tarafından yaşam evi arşivlerinde sonsuza dek kaydedilmek üzere kaydedildi."

evet papirüste kullanılan bağırsak ifadeleri, midelerin yere düşmesi falan bunlar ne demek ben de bilmiyorum. papirüste ufolardan bahsedilmesine rağmen, ufolog jacques vallee ve chris aubeck bu papirüsün bir aldatmaca olduğunu söylemiştir. condon raporunda samuel rosenberg bu papirüsün sahte olmasının muhtemel olduğunu bildirdi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bilimsel yaklaşımla ilgisi olmayan, kaba güce dayalı ve deden kalma yanlış bilgilerle köpek eğiten ve milyonlarca insanın hayvanlarını fiziksel ve psikolojik anlamda istismar etmelerine neden olan televizyon programıdır. cesar milan'ın köpek eğitmenliğine dair hiç bir bilgisi ve bu konula ilgili geçerli sertifikası yoktur.
amerika'da köpek eğitmenliği konusunda yasal düzenlemelerin olmaması nedeniyle uzun zaman istediğini yapmıştır.avrupa'da program yapmaya karar verdiğinde, almanya'da köpek eğitmenliği testine girmesi gerekmiş ve testten kalmıştır.
eğitimin temelini dominans teorisi olduğunu söyler ancak hakimiyet - dominans teorisi onun takip ettiği anlamıyla ( monk kardeşlerin teorisi - new skete monks) tamamiyle çürütülmüştür.
monk kardeşlerin teorisi tutsak olarak tutulan kurtlara dayanır. tutsak olmaları nedeniyle kurtlar doğal davranışlarını sergileyememişlerdir. kurtlarda hakimiyet davranışlarına dair çok daha yeni, güncel ve bilimsel çalışmalar vardır.
köpeklerde ve kurtlarda dominans ilişkisi farklıdır. köpeklerde dominans grup içinde akıcı ve değişken bir yapıya sahiptir. bir köpek yiyecek konusunda hakimiyet sahibiyken diğeri oyuncak ya da ilişki konusunda hakimiyet sahibi olabilir.
dominans teorisi sadece aynı türdeki canlıları kapsar. insan ve köpek gibi farklı iki tür arasındaki ilişkide dominans teorisi geçerli değildir.
cesar milan gibi bilimsel yöntemlerle hayvan eğitecek kapasitesi olmayan eğitmenler kaba kuvvetle eğitim verdiklerini sanmaktalar.
ceza yöntemi ile eğitilen köpeklerde ısırma vakaları çok daha fazladır. bu konuda istatistiklere bakın.
ceza yöntemi ile eğitilen köpeklerde hayvan davranış bozuklukları daha sık görülür.
cesar milan'ın skandallarına ve hakkında açılan davalar göz atmanız, size bu adamın bugüne kadar kaç köpeğin ölümünden, yaralanmasından ve kaç kişinin ısırılmasından sorumlu olduğu hakkında bilgi verir.
köpek eğitimin yüz karası bu kişi, normalde köpek eğitimi verecek kapasiteye sahip olmadığı için elektrikli tasma, boğma tasması vb kullanır. elektrikli tasmayı genelde köpeğin boynuna fular takarak saklar.
hayvanların beden dilini bile okumaktan aciz olduğu için ısırılması bile size sadece bu adamın bilgisizliği hakkında ipucu vermeli.
cesar milan ve köpeklere fısıldayan adam taklitlerinden uzak durmanızı tavsiye ederim.
devamını gör...

koltuğa kurulup bira & patates kızartması eşliğinde slam dunk ve fairy tail batağına düşüp durduğum için içinde olduğum topluluk. yaşlanıyorum sözlük.
devamını gör...

son derece normal bir durumdur.
yukarıda bir arkadaş sevdiğiniz bir şiir yoksa tutunacak dalınız yoktur yazmış katılmıyorum çok saçma bir tanım.
şiir sevmezsiniz düz yazı seversiniz resim seversiniz başka şeyler seversiniz.
normaldir sevmek zorunlu değildir.
bazen insan kaçış için şiir okur bazen de resim seyreder.
devamını gör...

akp dönemine denk gelmek. doğumgünümde dedemin ölmesi ve bir daha hiç doğumgünü kutlayamamak.
devamını gör...

dahidir. dahilik bazen yazar için dezavantajdır. çok fazla özgün fikir üretir ve bunu kendi kişisel üsluplarıyla ifade ederler. ortalama okur için bu bir zorluktur. o fikir değil olay okumak ister. ve bu alıştığı bildiği dille yapılsın ister. günday fransa'da yılın en iyi yabancı yazarı seçildi. pamuk ve yaşar kemal hariç bunu başaran türk yok. kazanması çok zor bir ödül.
devamını gör...

sizi mutlu eden tebessümle bakacağınız iki penguenin fotoğrafıdır yılın fotoğrafı seçilmiş.
fotoğraftaki penguenlerin ikisi de eşlerini kaybetmişler (kıyamam size lan) eşlerini kaybettikten sonra ışıkları seyrederek birbirlerini teselli ediyorlar.
fotoğrafı çeken abi üç gün penguenlerle vakit geçirmiş bu kareyi yakalamak için. çok hüzünlü güzel bir fotoğraf.
resimag.com/p1/e64f583631a3.jpeg
devamını gör...

''saian veya doğum adıyla necati güney erkurt, türk rap sanatçısı ve söz yazarıdır. 2001 yılında üniversite nedeniyle istanbula gelmiş ve istanbul teknik üniversitesi gemi inşaat ve deniz mühendisliği bölümünden mezun olmuştur. ayrıca, patron'un ağabeyidir. 1994 yıllarında rap müziğe ilgi duymaya başlamıştır.''

güzel parçaları var efendim. ilk dinlediğim parçası aziz nesin'in ''70 yaşım merhaba'' adlı kitabında yer alan öyküyü rap parça haline getirmiş olduğu kan yüzüğü.

son zamanlarda ece ayhan'dan da parçaları mevcuttur. severek dinliyoruz!
devamını gör...

45 yaş ile sorguladığım şart.
en verimli zamanında bir insandan istifade etmemek, hangi akla hizmet.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim