normal sözlük yazarlarının hissettikleri
çoook çok sinirliyim.
bilgisayarım çok eski ve sürekli yaptırıyorum o da sürekli bir sorun çıkarıyor. çok ısınıyordu hatta elimi koyunca yakıyordu gidip yaptırdım, yeni batarya aldım. iç parçası yanmış wi-fi’ye bağlanmıyor harici usb girişine takılıp kullanılan parça aldım. sonra hoparlörü patladı parçası yok vs bende gidip bluetooth hoparlör aldım. bu kez de bluetooth’u çalışmıyor bozulmuş. cinnetin eşiğindeyim anlayacağınız. ben halletmeye çalıştıkça o bozuluyor. inatlaştıkça inatlaştı lanet..
bilgisayarım çok eski ve sürekli yaptırıyorum o da sürekli bir sorun çıkarıyor. çok ısınıyordu hatta elimi koyunca yakıyordu gidip yaptırdım, yeni batarya aldım. iç parçası yanmış wi-fi’ye bağlanmıyor harici usb girişine takılıp kullanılan parça aldım. sonra hoparlörü patladı parçası yok vs bende gidip bluetooth hoparlör aldım. bu kez de bluetooth’u çalışmıyor bozulmuş. cinnetin eşiğindeyim anlayacağınız. ben halletmeye çalıştıkça o bozuluyor. inatlaştıkça inatlaştı lanet..
devamını gör...
türkiye'nin en iyi dizisi
kesinlikle 'ezel' sadece dizi olarak değil bir edebî eser.izleyenlere çok ama çok şey kattığı kesindir.
devamını gör...
eş cinsel sözlük yazarları
sevgi ve saygıyla karşıladığım yazarlardır. eşcinselliğe iğrençlik olarak bakanlar, kendi iğrençlikleriyle övünsün.
devamını gör...
maruz kalındığında insanı pamuk şekere çeviren eylemler
saçlarımla oynanması, o an azrail gelse aa sen miydin canım der gülümserim.
devamını gör...
yakışıklı diye yutturulan ünlüler
(bkz: murat boz) (bkz: burak özçivit) (bkz: kerem bürsin) (bkz: mehmet günsur) (bkz: özcan deniz) medyanın yakışıklı diye yutturup milletin bilinçaltına "yakışıklı" diye empoze etmeye çalıştığı kişiliklerdir. sıradan bir erkekten daha yakışıklı belki olabilirler ama kesinlikle çok yakışıklı değiller.
devamını gör...
deliliğin dağlarında
h p lovecraft ın şaheseri. en uzun öyküsüdür. neredeyse 200 küsur sayfaydı yanlış hatırlamıyorsam. antartikaya giden bir fosil inceleme amaçlı keşif ekibinin başından geçenleri anlatır. daha antartikanın alametleri olan dikili sıradağlar ufukta göründüğünden itibaren karakterlerdeki akli dengeler yavaştan sarsılmaya ve bozulmaya başlar. içlerine ilerledikçe, adeta görünmeyen bir deliliğin etrafını atmosferin her hücresinden sardıkları hissi, h.p.lovecraftın meşhur yarı imalı kozmik dehşetleri barındıran şahane betimlemeleriyle okuyucuya verilir.
bütün çılgınlık keşif ekibi tarih önesinde sözü bile edilemeyecek kadar ilkel çağlardan, yıldız tozlarının henüz dünyaya dökülmeye başladığı dönemlerden kalma yarı bitki yarı hayvan şeklinde donuk bir organizmanın kayaçlar arasında bulunmasıyla başlar. sonraki oalyları tabi ki tek tek detayıyla anlatmayacağım ama o yarı ölü ters üçgen biçimli şeyler bir kez açığa çıktıktan sonra geri dönüşü olmayan insanlık dışı korkuların labirentine ekip girmiştir.
hele hele o taş kentin içindeki oyma kabartmalar aracılığıyla tüm eskiler'in ve shoggotların varlık mücadeleleri, korkunç evrimleri ve trajedileri öyle güzel anlatılır ki, hiçbir diyalog olmadan sadece bir fresk kabartması serisi sayesinde nasıl böyle bir öykü kurgulanabilir, nasıl tarih anlatımı yapılabilir diye şaşar kalırsınız.
hele sonlara doğru o feci kovalamacada istasyonlara yönelik o tuhaf esprinin bile sıkıştırılabildiği son sekanslar anlatılmaz yaşanır. h.p. lovecraft kimdir, kozmik korku nasıl yazılır sorularının cevabı için tam başlangıç kitabıdır.
bütün çılgınlık keşif ekibi tarih önesinde sözü bile edilemeyecek kadar ilkel çağlardan, yıldız tozlarının henüz dünyaya dökülmeye başladığı dönemlerden kalma yarı bitki yarı hayvan şeklinde donuk bir organizmanın kayaçlar arasında bulunmasıyla başlar. sonraki oalyları tabi ki tek tek detayıyla anlatmayacağım ama o yarı ölü ters üçgen biçimli şeyler bir kez açığa çıktıktan sonra geri dönüşü olmayan insanlık dışı korkuların labirentine ekip girmiştir.
hele hele o taş kentin içindeki oyma kabartmalar aracılığıyla tüm eskiler'in ve shoggotların varlık mücadeleleri, korkunç evrimleri ve trajedileri öyle güzel anlatılır ki, hiçbir diyalog olmadan sadece bir fresk kabartması serisi sayesinde nasıl böyle bir öykü kurgulanabilir, nasıl tarih anlatımı yapılabilir diye şaşar kalırsınız.
hele sonlara doğru o feci kovalamacada istasyonlara yönelik o tuhaf esprinin bile sıkıştırılabildiği son sekanslar anlatılmaz yaşanır. h.p. lovecraft kimdir, kozmik korku nasıl yazılır sorularının cevabı için tam başlangıç kitabıdır.
devamını gör...
forumsal başlıkların bilgi içerikli başlıklardan daha çok tanım alma sebebi
merak edilendir.
bilgi içerikli başlıklar en çok iki üç sayfa tanım alırken üstteki yazarın herhangi bir şeyini tahmin etme entryleri sayfalarcadır.
bilgi içerikli başlıklar en çok iki üç sayfa tanım alırken üstteki yazarın herhangi bir şeyini tahmin etme entryleri sayfalarcadır.
devamını gör...
yazarların en sevmediği ay
marttir. dengesiz ayin tekidir. ılk bahar desen degil, kis desen degil. ıki gunu ilimansa ucuncu gunu soguktur.gribal enfeksiyonlarin en cok goruldugu aylardan biridir. sinsidir sinsi...
devamını gör...
eski sevgilinin yeni sevgilisinin eski sevgilisiyle sevgili olmak
tüm tarafların kafasını karıştıracak bir hamle.
devamını gör...
yazarlardan iç dökmeceler
lütfen yeni şeyler öğrenebileceğiniz birini sevin, beraber öğrenebileceğiniz birini. ne kadar yaş almış olursanız olun* yaşama karşı olan heyecanınıza ortak olacak* birini sevin. sizi ilgiyle dinleyen birini sevin.*. mutluluğunuz için emek veren birini sevin. size özel şeyler: size özel olarak korunsun, ne dostunuzu ne de başkalarını bunlara dahil etmekten kaçının. (özelikle tartışmalarınızı başkalarına açmak, fikir almak gibi bir düşünceye girmeyin, öncelikle kendi aranızda halletmeye çalışın sorunları beraber aşabilin.) size ait bir parkınız olsun mesela; yazını, kışını ve sonbaharını bildiğiniz ağaçlarla çevrili bir park. en büyük sözlerinizi orada verin ona, tabii öncelikle kendinize. hayata dair planlarınızı anlatın ona, saçmalamaktan korkmayın. ancak hayatın gücüne gidecek şeylerden kaçının; onsuz yapamam demeyin; o olursa daha iyisini yaparım, deyin. mutluluğumuzu hiçbir şey bozamaz demeyin; bu mutluluğun devamı için elimden geleni yapacağım, demeyi tercih edin. ve en iyi arkadaşlar olun: ona anlatın; düşüncelerinizi, duygularınızı, sevginizi olduğu kadar nefretinizi anlatın. farklılıklarınızdan (benzerliklerinizden olduğu kadar) mutluluk duyun, onu anlamaya çalışın. bu arkadaşlık ne kadar uzun sürer ya da ne boyuta gelirse gelsin, kişisel sınırlarınızı belirleyin. bir yerde farklı iki birey olduğunuzu unutmayın. yıllarca aynı espriye ilk gün ki gibi gülün. bol film izleyin ve ortak kitaplar okuyun, deneyimleriniz hakkında düşüncelerinizi paylaşın. onu yapıcı şekilde eleştirin; onun da bunu yapmasına izin verin ki gelişebilesiniz. benim için ne kadar zor olsa da; planlarla yaşamayın, hayatın sizin için olan planlarını göz ardı etmeyin. spontane gelişen olaylara kendinizi bırakın... *
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
bu fotoğrafı xiaomi redmi 5 plus telefonum ile çekmiştim. o zaman bir fotoğraf paylaşma sosyal medya sitesinde paylaşmıştım kendileri de sevmiş ve twitter hesaplarına paylaşmışlardı. bu nedenle inanmayıp tersine görsel arama yapacak olanlar varsa google da çıkan görsel de bana ait. *
devamını gör...
moderasyon açıklamalarının inandırıcı olmaması
arkadaşlar burada bir çok yazar, bir çok kez, başlığının, entryrsinin hak etmediği biçimde, ortada geçerli net bir eylem olmamasına rağmen silindiğini konu etti , bu konudaki rahatsızlığını dile getirdi .
özellikle küfür konusunda moderasyonun ve ben de dahil bir çok yazarın hassasiyetine rağmen, bu konuda bir çok kişinin, moderasyonun tırpanını yediği bir gerçek.
şimdi problem şu.
moderasyon , kimine göre masum olduğu iddia edilen, tartışmaya açık entryleri bile anında görüp bulup, cımbızlayıp, aradan çıkarırken,
sözlük gündemini bu kadar sorunlu bir biçimde sürekli meşgul eden bazı kişilerle ilgili ,
' yapmayın, etmeyin , bize bildirin ' demesi , bütün bunlar açığa çıkmasına rağmen, bu kişilere hala ciddî yaptırımlar uygulanmaması,
bu ve benzer konularda iyi niyetle de olsa yaptıkları açıklamaların inandırıcılığını, samimiyetini yitirmesine sebep oluyor .
benim veya bir başkasının küfür içermeyen, ama ima yoluyla bu sonuca varilan entry mi nasıl kimsenin bildirimine gerek kalmadan görüyorsanız, bunları da görmelisiniz.
yoksa bu sekilde giderseniz işiniz epey zor görünüyor...
edit:
burada taraf olmayı seçenlerle bir türlü anlaşamıyoruz.
' moderasyon bunlara yetisemediğinden ' cumlesine ,
' bana nasıl yetişiyor da genellikle belirli kişilere yetişilmiyor ' derim.
sorunun ana konusu zaten bu .
ben veya benim gibi düşünenler,
hiç kimse , hic birimiz ' bizim istediğimiz olsun ' demiyoruz ki ,
bu yargıda bulunanlar bunu nerden nasıl çıkarıyor anlamak güç.
bana işleyen kural , ayrım gözetmeksizin herkese işlesin.
bütün söylediğimiz bu. bunun neresi anlaşılmıyor, gercekten ilginç.
ok , sözlükle bir bağınız, veya çalışanlarla bir ilişkiniz, iletisiminiz olabilir ,
ama ortada apaçık duran bir meseleyi de sütten çıkma ak kaşık gibi temizleyip, bunu dile getirenleri de hiiç rahatsız olmadan , sıkılmadan devre dışı birakmaya çalışmak ne derece etik ,
bunun yorumunu herkes kendi yapmalı.
edit 2 :
başlık açmayın, şikayet edin diyenler var .
hiçbirşey değişmiyor, yapılmıyor, ortadaki yanlışa ve haksızlığa başka türlü nasıl dikkat cekilebilir ?
edit 3 :
ben yaptığım tespitlerin ve izlediğim yolun doğru olduğundan oldukça eminim .
bir moderator, keşke birebir bana buradan cevap vermeden önce, yukarıda yaptığım tanımı iyice okusaydı.
öyleydi böyleydi demiyorum artık.
herkesi önce kendi vicdanıyla, sonra da topmumsal etiklik sorgulamasiyla baş başa bırakıyorum.
sizler , bütün entryleri saçma sapan küfürler, iğrenç cinsellikler içeren ve bu durumun diğer yazarların da onayıyla tescillendiği adamları savunup kollayarak , bir anlamda harakiri yapıyorsunuz,
umarım bir gün bundan pişman olmazsınız.
özellikle küfür konusunda moderasyonun ve ben de dahil bir çok yazarın hassasiyetine rağmen, bu konuda bir çok kişinin, moderasyonun tırpanını yediği bir gerçek.
şimdi problem şu.
moderasyon , kimine göre masum olduğu iddia edilen, tartışmaya açık entryleri bile anında görüp bulup, cımbızlayıp, aradan çıkarırken,
sözlük gündemini bu kadar sorunlu bir biçimde sürekli meşgul eden bazı kişilerle ilgili ,
' yapmayın, etmeyin , bize bildirin ' demesi , bütün bunlar açığa çıkmasına rağmen, bu kişilere hala ciddî yaptırımlar uygulanmaması,
bu ve benzer konularda iyi niyetle de olsa yaptıkları açıklamaların inandırıcılığını, samimiyetini yitirmesine sebep oluyor .
benim veya bir başkasının küfür içermeyen, ama ima yoluyla bu sonuca varilan entry mi nasıl kimsenin bildirimine gerek kalmadan görüyorsanız, bunları da görmelisiniz.
yoksa bu sekilde giderseniz işiniz epey zor görünüyor...
edit:
burada taraf olmayı seçenlerle bir türlü anlaşamıyoruz.
' moderasyon bunlara yetisemediğinden ' cumlesine ,
' bana nasıl yetişiyor da genellikle belirli kişilere yetişilmiyor ' derim.
sorunun ana konusu zaten bu .
ben veya benim gibi düşünenler,
hiç kimse , hic birimiz ' bizim istediğimiz olsun ' demiyoruz ki ,
bu yargıda bulunanlar bunu nerden nasıl çıkarıyor anlamak güç.
bana işleyen kural , ayrım gözetmeksizin herkese işlesin.
bütün söylediğimiz bu. bunun neresi anlaşılmıyor, gercekten ilginç.
ok , sözlükle bir bağınız, veya çalışanlarla bir ilişkiniz, iletisiminiz olabilir ,
ama ortada apaçık duran bir meseleyi de sütten çıkma ak kaşık gibi temizleyip, bunu dile getirenleri de hiiç rahatsız olmadan , sıkılmadan devre dışı birakmaya çalışmak ne derece etik ,
bunun yorumunu herkes kendi yapmalı.
edit 2 :
başlık açmayın, şikayet edin diyenler var .
hiçbirşey değişmiyor, yapılmıyor, ortadaki yanlışa ve haksızlığa başka türlü nasıl dikkat cekilebilir ?
edit 3 :
ben yaptığım tespitlerin ve izlediğim yolun doğru olduğundan oldukça eminim .
bir moderator, keşke birebir bana buradan cevap vermeden önce, yukarıda yaptığım tanımı iyice okusaydı.
öyleydi böyleydi demiyorum artık.
herkesi önce kendi vicdanıyla, sonra da topmumsal etiklik sorgulamasiyla baş başa bırakıyorum.
sizler , bütün entryleri saçma sapan küfürler, iğrenç cinsellikler içeren ve bu durumun diğer yazarların da onayıyla tescillendiği adamları savunup kollayarak , bir anlamda harakiri yapıyorsunuz,
umarım bir gün bundan pişman olmazsınız.
devamını gör...
harry potter serisinden favori replikler
"mutluluk her an vardır. en karanlık anlarınızda bile. yeter ki ışığı açmayı unutmayın."
albus dumbledore.
albus dumbledore.
devamını gör...
her kafadan bir tanım
en sevdiğim tanımların genellikle fizikle alakalı olduğundan, dinleyenleri sıkmamak adına hiç bulaşmayacağım ama katılanları desteklediğim güzel etkinlik. hem zaten radyoda katlanıyorsunuz düşük çeneme, burada da eksik oluvereyim *
devamını gör...
kadeş antlaşması
mısır kralı (bkz: ramses) ile hitit kralı iii. hattuşili arasında mö. 13. yüzyılda imzalanmış olan, tarihin ilk yazılı barış antlaşması.
şu an (bkz: istanbul arkeoloji müzesi)'nin eski şark eserleri bölümünde, müzenin en ücra köşesinde şu şekilde ziyaretçilerini bekliyor:

müzenin tüm bölümlerini gezdiğinizde son odada, kil tablet örneklerinin bulunduğu odanın köşesinde duvarın içine yapılmış bir bölmede bulunuyor. bu kadar önemli bir eser müzenin son odasına mı konulmalıydı? cevabım hayır. ayrıca bu eski tip sergilemenin kesinlikle değişmesi lazım. eserin arkasına koydukları tabletin detaylı resmi de tabletin yok olmasına sebep olmuş bence. duvarın içine neden koydunuz tableti ayrıca. bir çok sorum var.
muhtemelen yakında müzenin bu kısmı da restorasyona girecek zaten. ben de şikayet etmiş olayım çünkü neden olmasın.
şu an (bkz: istanbul arkeoloji müzesi)'nin eski şark eserleri bölümünde, müzenin en ücra köşesinde şu şekilde ziyaretçilerini bekliyor:

müzenin tüm bölümlerini gezdiğinizde son odada, kil tablet örneklerinin bulunduğu odanın köşesinde duvarın içine yapılmış bir bölmede bulunuyor. bu kadar önemli bir eser müzenin son odasına mı konulmalıydı? cevabım hayır. ayrıca bu eski tip sergilemenin kesinlikle değişmesi lazım. eserin arkasına koydukları tabletin detaylı resmi de tabletin yok olmasına sebep olmuş bence. duvarın içine neden koydunuz tableti ayrıca. bir çok sorum var.
muhtemelen yakında müzenin bu kısmı da restorasyona girecek zaten. ben de şikayet etmiş olayım çünkü neden olmasın.
devamını gör...
yazarların koleksiyonunu yaptığı şeyler
deniz kabuğu ve sahilde bulunan ilginç taşlar
devamını gör...
duymaya tahammül edilemeyen sesler
ağız şapırdatma sesi, musluktan damlayan su sesi.
devamını gör...
kafanın içinde konuşan bir düzine ses
kendi aralarında sohbet o kadar koyu ki konudan konuya atlıyorlar, asla da bitmiyor. konuşacak ne buluyorsunuz bu kadar ya.
devamını gör...
renk körlüğü
farklı çeşitleri olan kalıtsal hastalık. ben de döteranamoli'yim yani yeşile karşı duyarlılığım düşük. kırmızı-yeşil, turuncu-yeşil, sarı-yeşil, kahverengi-yeşil karıştırdığım renkler. ve de yeşilden ayrı olarak mor-mavi, gri-pembe de karıştırdığım renkler arasında.
günlük hayatta aslında çok da sorun olmazken en kötü yanı insanların kıpkırmızı bir şey gösterip bu ne renk diye sorması ve açıklamakla uğraşmam.
burdan seslenmek istiyorum kıpkırmızı bir elmayı veya yemyeşil ağacın rengini zaten anlayabiliyoruz arkadaşlar. belki sizin kadar doygun göremiyorumdur bunu anlamak imkansız çünkü zaten doğuştan geliyor ve karşılaştıralamaz ama sonuç olarak ana renklerde sıkıntı olmuyor. ama çoğu nesnenin renk paleti direkt yüzde yüz yeşil olmuyor. çoğu şey aslında ana renklerin değişik oranlarda karışımından oluşuyor ve siz bunu yeşilin tonu, morun şu tonu vs. olarak algılarken biz tam olarak hangi renk olduğuna karar veremiyoruz bazen. örneğin renk körlüğü testlerinde birbiriyle aynı koyulukta benzer tonlarda küçük dairelerden oluşan sayılar oluyor. örneğin yüzde 65 kırmızı yüzde 35 yeşil olan daireye siz kırmızı diyorsunuz. yüzde 65 yeşil yüzde 35 kırmızı olan daireye yeşil diyorsunuz. ve bunlarla bi sayı yazıldığında ayırt edebiliyorsunuz. bize göreyse bu ikisi de birbiriyle nerdeyse aynı görünüyor.
umarım açıklayabilmişimdir. bir daha bana bunu ne görüyon diye soran olursa bunu okutacağım çünkü. hala sorusu olan varsa da sorabilir.
günlük hayatta aslında çok da sorun olmazken en kötü yanı insanların kıpkırmızı bir şey gösterip bu ne renk diye sorması ve açıklamakla uğraşmam.
burdan seslenmek istiyorum kıpkırmızı bir elmayı veya yemyeşil ağacın rengini zaten anlayabiliyoruz arkadaşlar. belki sizin kadar doygun göremiyorumdur bunu anlamak imkansız çünkü zaten doğuştan geliyor ve karşılaştıralamaz ama sonuç olarak ana renklerde sıkıntı olmuyor. ama çoğu nesnenin renk paleti direkt yüzde yüz yeşil olmuyor. çoğu şey aslında ana renklerin değişik oranlarda karışımından oluşuyor ve siz bunu yeşilin tonu, morun şu tonu vs. olarak algılarken biz tam olarak hangi renk olduğuna karar veremiyoruz bazen. örneğin renk körlüğü testlerinde birbiriyle aynı koyulukta benzer tonlarda küçük dairelerden oluşan sayılar oluyor. örneğin yüzde 65 kırmızı yüzde 35 yeşil olan daireye siz kırmızı diyorsunuz. yüzde 65 yeşil yüzde 35 kırmızı olan daireye yeşil diyorsunuz. ve bunlarla bi sayı yazıldığında ayırt edebiliyorsunuz. bize göreyse bu ikisi de birbiriyle nerdeyse aynı görünüyor.
umarım açıklayabilmişimdir. bir daha bana bunu ne görüyon diye soran olursa bunu okutacağım çünkü. hala sorusu olan varsa da sorabilir.
devamını gör...
polislerin sevilip askerlerin sevilmeme nedeni
sanki tam tersi bir durum var. ya da bana öyle geliyor.
devamını gör...