yokluğunuzda kafa açan kesitleri tekrar tekrar izleyeceğim. veda videonuzda downtown abbey kullanmanız ayrıca duygulandırdı. umarım çok çabuk dönersiniz.
devamını gör...

batılı yazarlar " sorgulayan, itiraz eden, görüş ve fikir üreten, mevcut düzenden farklı düşünen" olarak tarif eder. hatta jean paul sartre, bu özelliklere " eylemde bulunan" diye de ilave yapar. sonra da şunu yazar :
entelektüel, kendisini ilgilendirmeyen şeylere burnunu sokandır.
devamını gör...

hiçbir zaman acısı gecmiyor kaç yaşına gelirsen de geçmeyecek acıdır .
devamını gör...

buna yetersiz demiyoruz yalnız, lugatımdaki kelimeler internet ağzı ile kısıtlı diyoruz. çünkü türkçe kadar geniş anlatıma sahip başka bir dil olduğunu düşünmüyorum. bir kelimeyle bir kaç farklı duyguyu anlatabiliyoruz.
devamını gör...

doğadan değişmeyi öğrendim. doğumdan ölüme, fırtınadan dingin gökyüzüne, çölden ormana, suskunluktan sese, ağıttan gülümsemeye, sevgisizlikten çok sevmeye anbean nasıl değişir insan ve ondan gelip ona gidecek olan bizler, toprak anamız, gökyüzü babamız, insan kardeşimiz, hala ne çok umut var bir gezegen için onu derinlerinde saklayıp durur.
devamını gör...

connie corleone.
devamını gör...

çok etkileyici bir the cranberries şarkısıdır.

üç yıl önce daha kırk altı yaşında iken hayatını kaybeden dolores o’riordan’ın başka kimsenin söyleyemeyeceği kadar harika bir şekilde seslendirdiği şarkı sözleri ile insanın içinde bir yerlere dokunur.

şarkı annelik içgüdüsü ile ilgilidir ve annelik içgüdüsü hayvani bir içgüdüdür. sarıp sarmalar, koruyucudur, hiçbir menfaat peşinde değildir, kendinden çok başkasını düşünmeyi ve gerektiğinde kendini feda etmeyi gerektirir.

düşünüyorum da muhteşem bir şey. sanki gerçek bir duygu değilmiş gibi. sanki bu fedakarlık duygusu çok fazlaymış gibi.

şarkının klibini de en az şarkıyı sevdiğim kadar çok severim. iki çocuğu için savaşan bir annenin hikayesi anlatılır klipte. tıpkı şarkıda anlatılan o muhteşem içgüdü gibi bir duygu yoğunluğu ile mücadele eder klipteki anne çocukları için.

bence siz de hayata tutunamadığınızı düşündüğünüz, artık iyiden iyiye yorulmaya başladığınızı hissettiğiniz, vazgeçmenin eşiğinde olduğunuz zamanlarda başka hiçbir şey düşünmeden başınızı dolores’in sesine yaslayıp anne şefkatinin tadına varabilir ve biraz sakinleşebilirsiniz. eminim bu size de iyi gelecektir.
devamını gör...

sözlük yönetimi tarafından belirlenen kriterlere uygunluğu kontrol edildikten sonra sol üst köşesine madalya konulan tanımlara denir.*

ancak benim dikkat çekmek istediğim bir husus var ki; madalya aldıktan sonra tanımın düzenlemeye açık kalması.

misal tanım madalya aldı, sonra tanımın sahibi tanımı saçma sapan bir şekilde değiştirdi diyelim. bu durumda tanım editör onayından geçiyor mu?
bence geçmeli.

çünkü madem madalya alırken onaydan geçiyor, edit yiyince de geçmeli diye düşünüyorum.

(bkz: edit yemek)
devamını gör...

hz. ibrahim peygamberin sünnetidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

biz hiçbir kuşağa mensup olamayan geçiş kuşağıyız (1992-1999). biz ne x kuşağı gibi işkolik olabikdik ne z kuşağı gibi anı yaşayabildik ne de y kuşağı gibi teoride iyi olabildik. biz hem sokakta taso oynadık hem de bilgisayar oyunu(knight online, metin2, cs) bağımlısı olduk. biz hep her şeyden azar azar aldık ancak hiçbir şeyden tam anlamıyla alamadık. biz hep her konudan biraz biraz bildik ama hiçbir konudan tam anlamıyla bilemedik.

biz hem (bkz: fight club) izleyip batsın kapitalizm deyip nihilizme kapıldık hem de (bkz: the wolf of wall street) izleyip aslında para önemliymiş deyip paranın peşine takıldık hep bir uçtan bir uca savrulup en sonunda hiçbir uca tutunamadık.
biz ne tam anlamıyla eğlenebildik ne de tam anlamıyla çalışabildik. çünkü biz neredeysek, ne komumdaysak aklımız hep diğer ihtimaldeydi.
çünkü biz biz böyle gördük. biz neye tutunsak hemen yerini onun yenisi aldı ve tutunduğumuz şey anında tarihe karıştı. biz neyi hedeflesek o, biz tam ona ulaşacakken değişti. gün sonunda hep amaçsız kaldık.

işte bundandır, biz ne kollektif bilince inanabildik ne de tam anlamıyla bireysel olabildik.
ne kendimizi feda edecek kadar inançlıydık ne de kendimiz olacak kadar akıllı. biz hep kararsızdık, buydu bizim lanetimiz.
biz o laneti yenemedik yenemedikçe de daha çok derinimize işlemesine izin verdik. işte böyle her gün ya açlıktan öldük, ya oburca her şeyi yiyip, sonunda hiçbir şeye dokunmadık.
devamını gör...

eğleniyoruz işte yahu, illa hep ciddi mi olacağız? diyeceğim başlıktır.
devamını gör...

antik yunan felsefesini iki parçaya bölebilen filozof. bilgisiz bilge.
söylenene göre delphi kahini tarafından dile getirilen bir kehanetin ardından tüm atinadaki kendine bilge diyen kimseleri sorguya çeker. hiçbir şey kaleme almadığı gibi halka açık bir tiyatro şeklinde olan tartışmalarından başka bir felsefi aktivitesi yoktur. çirkin, çıplak ayaklı, kel, iri burunlu bir kimse.
kendisinden önceki felsefenin doğa üzerine spekülasyonlardan oluşması ve kendisinin doğa yerine nesne olarak "iyi", "kötü", "erdem" gibi bilgileri nesne olarak kabul ederek sorgulaması nedeniyle antik yunan felsefesini ikiye ayırır.
tartışmalarında kullandığı sokratik yöntem hala birçok disiplin tarafından kullanılabilir.
ona gore bilgi, insan ruhunda halihazırda vardır. çünkü ruh, birçok kez ölmüş, hadeste öğrenebileceği her şeyi öğrenmiştir. bu nedenle öğrenmek yalnızca hatırlamaktan ibarettir. hatırlamak ise evvela öğrenmeden(dusunmeden) önce bildigin her şeyin yanlış olduğunu kabul etmektir. ardındansa hali hazırda bildigin şeyi hatırlamak yani doğurmak lâzımdır. sokratik diyaloğun amacı bilgiyi doğurmaktir.
atinaya aşık olan filozof gençleri kötü yola düşürdüğü ve yunan tanrılarını reddederek yeni tanrılar ortaya attığı gerekçeleriyle idama mahkum edilir. yunan tanrılarına inanıyor olsa da diyaloglarında sıklıkla diamon adını verdiği, buna vicdan diyebiliriz, içsel güç nedeniyle yeni tanrılar icat etmek ile suçlanır.
kendisinden önce anaksagoras gibi bazı filozoflar da idama mahkum edilmiş olup atina'dan uzaklaşarak bu cezadan kurtulsa da sokrates arkadaşlarının ısrarına rağmen atina'dan uzaklaşmaz ve baldıran zehri ile vefat eder.
bazı yaşamlar bir ölüm yaratmak içindir. böylece insanın "sinematografik bir hayatı olabilir"
devamını gör...

enolpirüvat transferaz enzimini inhibe ederek bakteri hücre duvar sentezinin ilk aşamasını bloke eden antibiyotiktir.
alt üriner sistem tedavisinde tek doz kullanımı mevcuttur.
devamını gör...

sanırım ben insanlarla iletişim kurmayı bilmiyorum ya da beceremiyorum. ya insanları çok bunaltıyorum ya da insanlara çok soğuk bir insanmışım gibi geliyorum. sanırım insanlarla iletişim kurmayı kesmeliyim. bir şeyleri olduramayinca bırakmak en iyisi. olmayınca olmuyor çünkü.
devamını gör...

hemen izleyip bitirdiğim gösteridir.

fakir olduğum için canlı izleyememiştim.
bakın sözlük yazarı olmanın ilk kuralı böyle gösterilere canlı izledim yazmaktır.

ehehehe canlı izlemiştim. *

neyse gelelim olaya. bir kere 30-40 liraya cem yılmaz izliyorsunuz. sağ ol lan netflix.
içeriğe gelecek olursak hayvan gibi komik. kahkaha atarak izledim. tebessümle izlediğim yerler daha fazlaydı.

ben kıyas yapmadım, yaparsam mantıklı olmazdı. abi 2008 de 100 kere kahkaha atmıştım bu gösteride 5 kere attım falan demeyeceğim.

hiciv, eleştiri, tecrübeler, aile, yeni dünya gibi konuları çok iyi gözlemleyerek bize aktarıyor. bazı kısımlar cidden kahkaha attırıyor. gidin izleyin. kıyas yapmayın.
keşke daha uzun olsaydı dediğim bir gösteriydi.
sonuç olarak türkiye’nin en komik adamının gösterisidir.

not: cem çok bozdu yeaa diyerek kendinizi kasarak izlemeyin sonra üzülürsünüz.
devamını gör...

kabataş ve üsküdar'dan kalkan teknelerle ulaşılabilecek, kişinin boğazı değişik bir açıdan izleme imkanı bulabileceği adacık.
devamını gör...

dönüp dolaşıp her defasında aynı yere geliyorum. geldiğim yerde yalniz yapayalnizim.
devamını gör...

avlu'nun eski versiyonu. onun gibi uyarlama olmasına rağmen, gerçek bir hapishanede (meşhur sinop cezaevi) çekildiği ve sanat yönetimi daha gerçekçi olduğu için yapay bir havası yoktu. yine de senaryo olarak avlu daha güçlü.

nisan akman'ın yönetmen, feride çiçekoğlu'nun senarist olduğu, müziklerinde ilk sezonda kibariye'nin vokaldeyken sonraki bölümlerde kazım koyuncu'nun selimina'sının kullanıldığı dizide oyuncu kadrosu sıkça değişiyordu. istanbul dışında çekim yapmanın zorluğu muydu bu, cezaevinde çalışmak psikolojileri mi etkiliyordu yoksa sette başka sıkıntılar mi vardı (ki hatırladığım kadarıyla oyuncular uzun süre alacaklarını alamamıştı) bilmiyorum...


ilk sezonda genel olarak şu karakterler işlenmişti:

hayriye abla*: koğuş ağasının bile pek bulaşmadığı, saygı gören koğuş kıdemlisi. hemşireyken ötenazi yaptığı için ceza almış, daha sonra tahliye olsa da dışarıda yaşayamayıp tekrar ötenazi yaparak tekrar hapse girmiş.

nur ana*: koğuş ağası. tüm otoriterliğinin yanında uyuşturucu bağımlısı bir kızı vardır. kızının ölümünün ardından kocasını da vurur.

gülten*: canavar başgardiyan. astlarını habire ezer, öykünün geçtiği b2 koğuşundansa sevgilisi tahsin orada öldürüldüğü için nefret eder, sürekli kuyularını kazmaya çalışır.

aliye*: koğuşun refüzesi. başlangıçta nur anayla arası bozukken kardeşinin onun kızıyla beraber olması bir tür kader birliğine sürükler. sonraki bölümlerde yeni koğuş ağası ziynet'le de çok uğraşır.

suzan*: öğretmen. kocasından dayak yediği bir anda dayakçı kocasını bıçaklayınca hapse girer, ilk bölüm üstüne kuruludur. daha sonra ağır tahrik vs hükümleriyle yeniden yargılanırken koğuştan alınmıştı.

filiz*: koğuşun üçkağıtçısı, dışarıdan uyuşturucu getirip satar. ayrıca koğuşun ilk bölümden beri şüphelisi olduğu gardiyan tahsin'i öldüren odur.

beray*: namı diğer dağlar kızı, geniş bir kürt aşiretine mensup. ilk bölümlerde tam bir erkek fatma iken sonradan gardiyan cengiz'le tanışmaları ikisinin de hayatını değiştirir...

handan*: cezaevinin almanya'dan yeni gelen müdürü. iyi niyetli ve merhametli biri olmasına rağmen hep ofsayta düşer, özellikle aliye'nin oyuncağı olur.

cengiz*: handan'ın sağ kolu. o da sert bir gardiyandır, ama beray'la işi pişirdikleri zaman hayatı değişir...

doktor tarık*: hapishane doktoru, handan'ın sevgilisi. annesi hapiste öldüğü için kadın mahkûmlara hep şefkatle davranır.

ilk sezon özellikle gardiyan cinayeti ve bu karakterler üstüne şekillenmişti. derken sezon finalinde kumarhane baskınına benzer bir katliam yaşandı, nur ve gülten öldüler, yeni sezona böylece gidildi...

ikinci sezonda yukarıda sayılan karakterlerden sadece beray ve eski muhbir perihan* sonuna kadar gitti. diğer tüm mahkûmlar ya öldü, ya kaçtı, ya başka cezaevlerine sürüldü. idareciler de peyderpey değişti. bu sezon gelen karakterlerse;

ziynet*: parası ve otoriterliğiyle yeni koğuş ağası olur. eski bir fahişedir, ayrıca kesinlikle dokunamadığı, kızıyla yatmasına bile ses edemediği, torunuyla yatınca torununu öldürdüğü bir mafyatik dostu vardır. özellikle koğuşun kıdemlileriyle çok kapışır, otoritesini korkuyla kurar. sonradan eskilerle barış çubuklarını yakar.

kutsiye*: evlat katili, ayrıca üfürükçü. çok yobazdır, ayrıca gelir gelmez koğuşta analığa oynar, ziynet'le kapışır.

yasemin*: hayat kadını, ziynet'in düşmanı ve rakibi. ufak bir suçtan girdiği cezaevinde hızla yeni suçlar işler, ziynet'in kızını öldürmeye kadar varır.

ekrem*: yeni gardiyan. gülten gibi psikopat olmasına rağmen ondan daha sempatik biridir, komik kötü yani. yine de az kişinin sebebi olmadı hani...

savcı tansel*: gülten'in hamisi olan salih bey'in yerine gelen yeni savcı. selefi kadar içten pazarlıklı, sinsi ve ayrıca ekrem'in hamisi. defalarca görevden alındı, hapse bile düştü ama hep sıyrıldı...

ahmet kalafatçıoğlu*: soruşturma için cezaevine gelen müfettiş. geldiği gibi de handan hanımı görevinden alarak kendini müdür ilan eder, savcı hanımla sıkça kapışır. sinop'un en zengin ailelerinden birine mensuptur.

bu sezon da ziynet'in maceraları, aliye başta olmak üzere karakterlerin çıkış öyküleri, beray'ın cengiz'den hamile kalması, doğum yapması ve bebeğin babasını saklaması, derken ahmet bey'in maceraları üzerine kuruluydu.

üçüncü sezonda şarkıcı toprak*, bir mahkûmla resmen evlenen ilk personel olan gardiyan kemal* ve ahmet'in baba bir kardeşi, mafyatik küçük ahmet* katıldılar. bu sezon yüzde 90 ahmet üstüne kuruluydu, ayrıca üç bölümde bir şifahen değişen müdürler, eski müdürün bir mahkemeye bile vermemesi (her daim olmadık işlerden değiştirildikleri halde), müfettişin soruşturmayı unutup hapishane müdürü olması gibi mantık hatalarıyla doluydu. son bölümde de beray'ın kızını alıp hapisten çıkması dışında bir final yoktu, normal bir bölüm gibi bitti gitti.

devamını gör...

insanin bunyesini alt ust edecek bir eylemdir. bunalima hatta depresyona neden olabilir. cok sevmek, iliskinin biranda bitmesi, uzun surmus bir iliski olmasi, farkli sebeplerden oturu yarim kalan bir iliski olmasi ve hatta terkedilmek, bu ruh haline girmenin belli basli sebepleri olabilir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim