ya ben kasiyer olmak istiyordum. küçükken, pos cihazından kart çekme hareketi aşırı havalı geliyordu bana. bir de önlerindeki barkod okutucudan "biiip, biiip" diye geçirirlerdi ya o ürünleri, umarsızca bırakırlardı hani yandaki bölmeye.. *
devamını gör...

pomme'nin güzel olan tek şarkısıdır ceux qui revent. kronik uykusuzluk hakkındadır.
devamını gör...

öğrenci, öğretmenim önümüzdeki dönem olacaksınız di mi deyince cevap verememek.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ilk kadın muhtarımız
devamını gör...

linç girişimine soyunmuş insanların kanun, mahkeme, hakim, savcı, karar, cezaevi gibi kelimelerden haberi yok herhalde. kadın bir istismara maruz kalmışsa bunu yapan elbette cezasız kalmamalı. ancak bunun yolu sosyal medya değil.
devamını gör...

bir ulusun çok uzun zaman boyunca ana yurtlarından kopup başka yerlerde azınlık olarak yaşamaları durumu.
devamını gör...

küçükken izlediğimde çok heyecan veren film serisi. hala da öyle 3 5 ay önce izledim tekrar, aşırı keyifli ve heyecanlıı. en sevdiğim film serilerindendir
devamını gör...

artı yağmur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hakan şükür türk futbol tarihinin gelmiş geçmiş en büyük golcülerinden biridir. ve okuduğum diğer tanımlarda anlatıldığı gibi de fetöcüdür, ancak diğer tanımlarda anlatılmadığı üzere değinilmesi gereken birkaç önemli nokta daha vardır.

hakan şükür, galatasaray’a transfer olduğunda da fetöcü idi. galatasaray ile uefa kupası kazandığında, türkiye’nin ligde bir sezonda en çok gol atan futbolcusu olduğunda, dört sene üst üste gelen galatasaray şampiyonluklarında gol yükünü çektiğinde, genç futbolcuların parasını kendi cebinden ödediğinde de öyleydi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


avrupa’ya yaptığı transferler esnasında da fetöcü idi. önce torino’ya sonra inter, parma ve blackburn rovers’a transfer olduğunda ve bu kulüplerde istediği başarıyı yakalayamadığında da.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

milli takımda en çok gol atan futbolcu olduğunda da fetöcü idi. dünya kupasında tarihin en erken golünü güney kore ağlarına bıraktığında, isviçre’ye ceza sahası dışından “ şapka çıkartılacak golü attığında”, oliver kahn’ı topla birlikte kaleye soktuğunda, belçika kalecisinin elle çıktığı yüksekliği kafası ile geçip gol attığında da öyle idi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

iktidar partisinden milletvekili seçildiğinde de fetöcü idi. kendisine futbol ilgili sorular sorulduğunda yorum yapmayıp büyüklerimiz en doğrusunu bilir dediğinde de, trt ekranlarında spor yorumculuğu yaptığında da, darbeden sonra yurt dışına kaçtığında da öyleydi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

velhasılı hakan şükür türk tarihinin gelmiş geçmiş en yetenekli, en golcü vatan hainidir.
devamını gör...

(bkz: iskitler) yani (bkz: sakalar)ın kadın hükümdarıdır.

ayrıca ilk türk kadın hükümdardır.
devamını gör...

maddi ve manevi kisiye zarar verici her turlu eylemdir.
-sagliksiz beslenme,
-asiri alkol tuketimi,
-sigara, uyusturucu ve kimyasal turevlerin kullanimi,
-paranin ve zamanin ziyan edilmesi,
-yanlis kisilerle muhattap olunmasi...
devamını gör...

yaşım çocuk.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

demekki varmış. bi yazara nickaltı girdiğimde bana şey demişti şey: ama ben kimseye nickaltı yazmıyorum. anlık bi şok yaşadım, sonra iyi de ben karşılık beklediğim için yazmadım ki .. dedim.
demekki herkes karşılıklı yazıyormuş ki, o da bundan mütevellit böyle söyleme gereği duymuş.

iyi bunu da öğrenmiş olduk. artık üzülmem.
devamını gör...

herkese merhaba,
sizler için hüzün candır ile beraber hazırladığımız “ama kafamız nasıl güzel” adlı radyo programımız ilk bölümüyle bu akşam 23:00’da başlıyor.
bugünün konusu olarak “biz çocukken” başlığını seçtik.
nasıldı çocukluk yıllarımız, neler değişti, neleri özlüyoruz o yıllara dair…
saat 23’te kafa sözlük radyo’da hep birlikte konuşalım…
devamını gör...

insanı hayvandan ayıran en önemli özellik.

hayvanlar merak etse de soru sormaz. kendilerine verileni kayıtsız şartsız kabul eder. günümüzde bile insan görünümlü bir sürü hayvanın olması soru sormamaktan geçer.
devamını gör...

sigarayı yeni bırakan kişilerde sıklıkla karşılaşılan bir durum. bende şahsen olmuştu her gece üç dört farklı fantastik rüya görüyordum.
devamını gör...

beklentilere ve babadan babaya değişecek durum. bizim ilişkimiz yeterliden yana iyi denebilir. konuşacak bir şey varsa konuşulur çözülür sonra yine bakarsın işine
ne diye tartışacaksın ki babanla. üstüne düşen görevleri yerine getirince hiçbir sorun kalmaz bence*
devamını gör...

güzel bir eylemdir. beğen butonu çökene kadar yüklenebilirsiniz.
devamını gör...

kendisini anlatacak ne bir kelime ne de bir cümle benim lügatımda yok, öyle özel birisidir ki giriz kendisine, zekasına, yazdıklarına, kendisi gibi güzel o kocaman yüreğine hayran olmamak elde değil. bal gibi tatlıdır o.“giriz olmasa ne yapardım?” diye düşünüyorum çoğunlukla, büyük ihtimalle anlaşılamamaktan tükenip biterdim ama giriz var işte, iyi ki de var! iyi ki hayatımdasın, iyi ki dostumsun, hemdemimsin. iyi ki diyorum, iyi ki yollarımız bir şekilde kesişmiş. sıcak bir ağustos gününde karanlık dünyamı aydınlatan bir insan doğuyor ve bu insan benim sırdaşım, biriciğim oluyor. iyi ki doğdun sen, beraber alacağımız daha nice güzel yaşlarımız olsun. seni çoooook ama çok seviyorum. doğum günün kutlu olsun hemdemim!*

sana hediye etmek için şiir yazmaya çalıştım ancak harika yeteneğim sonucu(!) ortaya bu çıkıverdi, şiir bile denmez ama idare ediver artık.*

sıcak bir ağustos günü
karanlığın aydınlığında
bir kız çocuğu doğuyor
dolaşmış kıvırcık saçlarıyla,

sıcak bir ağustos günü
rüzgarın çığlığıyla
bir kız çocuğu doğuyor
bal rengi gözleriyle…

cem karacayı ne kadar çok sevdiğinden elbette haberim var, benden kaçar mı sandın?* o zaman bu şarkı benden sana armağan olsun biriciğim!*


ha bir de ,bu minnoş fareyi senin için çizdim umarım beğenirsin.**
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hemen hemen herkes direkt yazar yapılırsa devam edecek olandır. * * * * *

kafa sözlük'e getirilen eleştirilerde hiç doğruluk payı yok mudur sahiden? sözlük başından beri bu şekilde miydi? yani kimilerinin kokuşmuş, iğrendirici olarak adlandırdığı şekilde...

başından söyleyeyim. söyleyeceklerim kişisel görüşümdür. batması taraftarı olmadığım bir gemi için sarf edilen sözlerdir. ayrıca yazılanlara, genel sözlük haline yönelteceğim eleştiriler kendi yazdıklarımın çok iyi, faydalı olduğu anlamına da gelmemelidir. herkes zaman zaman niteliksiz yazabilir ve yazabilmelidir. faydası olmayan her zaman olacaktır. ancak önemli olan bu faydasızlıklar yığınının artıp artmamasıdır. yani iyi ve nitelikli olanın görülmeyip kötü ve niteliksiz olanın görülmesi. yani sol frame'de okunmaya değer bir şey bulunamamasından bahsediyorum.

vasat olan ve vasat olmayan. bir sözlük ortamında elbette her iki kesimden "tanımlar" bulunacaktır. bundan kaçışımız elbette yok. hele de büyümekte olan bir sözlük'te asla imkanı yok kaçmanın. lakin vasat olan, benim birazdan adlandıracağım üzere tanım yığını, günbegün artmakta. bu “tanım yığını”nın içerisine trolleri tam olarak aldığım söylenemez. nitekim troller de çeşit çeşit artık.
troller ve şu sürekli söylenen "nitelikli yazarlar" birbirlerini besliyordu adeta. birbirlerinin varlığından haberdar değildiler belki ama birbirleri sayesinde sözlüğü ayakta tutuyordular. açık konuşmak gerekirse eğlenceliydi de bu dinamik. bir tarafta joker olan troller ve öteki tarafta batman olan nitelikliler... sözlük ortamı böyleydi işte. joker şehirde yağma yaparken çeşitli araçlarla batman bundan haberdar değildi belki ama batman'in varlığıydı joker'in yağmasının nedeni. bir şehir olarak düşünecek olursak sözlük ortamını, bu çok doğaldı işte. kendimi eğer nitelikliler arasında sayacak olursam ben bu tablodan hoşnuttum. ara sıra trollere bakıp gülüyordum. ta ki scarecrow tüm şehre zehrini salana kadar... artık ortalık zombi kaynıyor arkadaşlar. joker bile pişman artık scarecrow'a övgü dizmekten. * nitelikli tanımlar bu zombilerin yazdıkları arasında silinip gidiyor. dahası o eski trollerin tanımları da... silikleşiyor! bu silikleşme olayını birazdan açacağım. şunu söyleyeyim, o kadar fazla boş tanım ve başlık ortaya çıktı ki sol frame'de açtığım zaman sol frame'i okuma zahmetinde bile bulunmuyorum artık. aile üyelerini kapıştıran başlıklar var örneğin. yahu tamam, başlık adına bir noktada eleştiri getirmem mantıksız olabilir, her türden başlık da illaki olacaktır zaten. ama bir tıklayalım bakalım ne varmış okunmaya değer bir şey... hani okunmaya değer diyorum çünkü kafa sözlük diğer sözlükler gibi olmayacaktı. öyle değil miydi? ben mi yanlış biliyormuşum yoksa... ah, bir başlık daha gözüme takıldı şimdi, kadın yazarlardan erkek yazarlara sorular... bu başlık bir yerden tanıdık geliyor da, dur, neydi? her neyse. cevabı zaten tahmin ediyorsunuzdur.

zombiler: vasat olanlar. troller (ki şu okunası trollerden bahsediyorum tartışmaya açık bir şekilde, geri kalanları yozlaşmıştır kanımca) bile bu zehrin altında iş yapamamaya başladı. nitelikli yazarlar da bir bir çekiliyor kabuklarına. bir sözlükte aynı tür yazarların olmasını beklemek doğru olmayacaktır, nitekim insan doğasının farklılıkları bir araya getirme konusunda üstüne yoktur. yozlaşma illaki bir yerde başlayacaktır. mesele bu yozlaşmayı ne kadar durdurabildiğimizle ilgili. fakat bu yozlaşma günbegün artıyor. yalnızca etkileşim çabası içinde olan kimseler var örneğin. ve bu kimseler beğenip beğenisini çekmek gibi davranışlara sahip. sanırım ilgi çekmek istiyorlar... etkileşim çabası içerisine girip takip edilmek vs. vs. tek amaçları sahiden de etkileşim kasmak. böyle yazarların varlığı, tekrar edeceğim üzere, tamamen silinemez. oldukları gibi kabul etmek gerekir onları da. fakat bakteri popülasyonu gibi artıyorlar katlanarak! bu ne anlama geliyor?

bu, nitelikli yazarların ve nitelikli yazarlara karşı cephe alan makul trollerin gittikçe silikleşmesi anlamına geliyor. örneğin: bir bilgi başlığı açıyorum hukukla alakalı, sol frame'de aniden görülüyor! sonraysa ne mi oluyor? birden yok oluyor. çünkü vasat olanlar, yani zombilerimiz -insan doğasının olanca mide bulandırıcılığını bizlere göstererekten- benzer kelimelerle benzer başlıklara benzer tanımlar yazmışlar! bu da haliyle nitelikli olarak adlandırılabilecek tanımların yok olması ve dolayısıyla okunmaması anlamına geliyor.

bu yüzden başlık/tanım engelleme ve rastgele butonunu kullanma opsiyonlarının bize sunulmasını pek mantıklı bulmuyorum. çünkü vasat olan çok fazla. hangisini engelleyeyim ben? sadece sanat kategorisine falan girip de bir şeyler okumak gibi bir derdim de yok ki benim? sevgili romalılar lütfen bir dinleyin, ben gülmek de istiyorum. mantıklı yazılar görmek istiyorum. faydası olan, en azından kişisel yararıma etki edebilen yazılar istiyorum. kayınvalidemle kayınbabam kapışsa kim kazanır görmek istemiyorum. tamam bunu görsem hoş olabilirdi swh. fakat mantıklı ve iyi tanımlar istiyorum işte... ben de yazabilirim öyle başlıklara hem. ama aşırı derecede boş tanımlar gözüküyor. dolayısıyla sayfayı kaydırırken "boş olan" tanımları görmeyi ve aralarında "boş olmayan" tanımları aramaya çalışmak istemiyorum. tabii bu işin bir boyutu. öteki boyutu ise bakteri popülasyonuyla aynı ortamda bulunmanın verdiği huzursuzluk hissi. kirli bir ortamda bulunmak istemiyorum ben. yolun açık olsun diyenlere de selam. yolum oldukça aydınlık, amacım burayı da aydınlık hale getirmek istemem. falanca kirlenmiş sözlükler gibi olmasını istememem.

umarım derdimi anlatabilmişimdir... benim tanımlarım silikleşiyor sayın yazar ve çaylaklar. gözükmüyor, okunmuyor dolayısıyla da. ve ben tanımlarımın okunmasını istiyorum. benim tanımlarımı okumak isteyen beni takip ediyor elbette ona söz yok. ama nitelikli tanım keşfetmek isteyen kimseler ne yapsın? kendime nitelikli bir yazar demekten çekiniyorum, buna ben karar veremem, doğru olmaz. fakat nitelikli yazıyor olduğum varsayılırsa beni nasıl keşfedecekler? sizi nasıl keşfedecekler sayın nitelikli yazarlar? ben nasıl keşfedeceğim? cevap: keşfedilemeyecek. vasat olan o kadar yüksek bir yerden bakıyor ki bizlere artık, durum içler acısı. bu durumu çözmek adına da bir şey yapılmıyor galiba. ne yapılabilir? vasat olmayana övgüler dizerek. yapıldı mı? evet, karma puanı verileceği söylendi vs. vs. yeterli değil. karma puanı için mi yazıyorum ben? ne yapayım rozeti? ufak bir motivasyondan öteye geçemiyor bile. en azından şahsi görüşüm budur. tabii rozetleri sevmiyorum da diyemem. *

bu geçerli bir çözüm değildir. bir çözüm bile değildir aslında bakarsanız. karma puanı dediğiniz şeyi ben iki de bir boş şeyler yazarak kazanabilirim pekala. hani şu okunmayan tanımları yazarım, hiç beğeni de almam ama yazdıkça yazarım. puan toplarım. ama böyle birisi değilim ve böyle birisi de olamıyorum. kendimi ötekileştiriyorum gitgide. birçok nitelikli yazılar yazmaya çalışan yazarımız gibi ben de çekip gitmeye davranıyorum. keyfim kaçtı, zevk alamıyorum. okumaktan da yazmaktan da. okunacak yazı bulmak zorlaştı (takip ettiğim sevgili yazarları bunun dışında tutuyorum elbette), yazmak da zorlaştı çünkü silikleşip gidiyor.

tabii burada şu konuya da değinmek gerek: "ey piyanist, sen bu söylediklerinle etkileşim istediğini söylemiyor musun bizlere? az önce karşı çıkıyordun ya hani!" saygıdeğer romalılar, etkileşim dediğiniz kavramı hangi anlamıyla kullandığımıza bağlı olarak değişir bu sorunun cevabı. şahsım etkileşim istiyor elbette, nitekim hiç kimse salt kendisi için yazmaz. ancak konu burada yazılanların niteliğiyle değişmektedir. kişisel çıkar boyutu sabittir ve temelde insan doğasının bir parçasıdır, inkar edemeyiz bunu. ancak etkileşim denilen şeyi yazılanların niteliğiyle ölçmeye çalışırsak diğer elimizde farklı yollarla etkileşim sağlamaya çalışan kimselere rastlayacağızdır. bir sözlük burası; elbette yazılanlar hakkında konuşacağım ve konuşacaksınız. etkileşim dediğiniz şey de yazılanlar üzerinden kazanılmalıdır. yoksa sözlüğe yeni girip belirli bir profil fotoğrafıyla * ve sevecenlikle * * girip sürekli boş tanım giren insanlar da yok değil. işte bunlara zombi diyordum. tabii gücenmek yok... sizi de anlayabiliyorum sıkılıyorsunuz. ama bu sıkıntınızı keşke başka yerde giderseniz ya? hali hazırda bir sürü ortam vardı zaten ne diye buraya da gelip mahvettiniz bazı şeyleri? bazıları var ki sözlük'e gelir gelmez vasat olan ile yükseliveriyor. yahu yüz küsür takipçiyi sen ne zaman ne yazdın da kazandın? ne ara o kadar beğenildin? ne yazdın yani? hiçbir şey yazmamış. görüp görüp omuz silkiyorum artık. elde tutulur bir şey olmasa bile beğeniliyorlar. elbette demek istediğim benim profilime ve bazı yazarlara yönelimin niçin az olduğu değil. iyi anlaşılmalı bu. beğenilmek derdim değil. söylemek istediğim anlamsız tanımların artışı ve bu artışı da destekleyen beğenilerin fazlalığı. yani bu tarz profillere yönelimin fazla olması… dolayısıyla sözlük paradigmamızın saçmalığa dönüşüşü.

o halde artık diyebilirsiniz: madem beğenmiyorsun, git. bilgi tanımı mı görmek istiyorsun? vikipedi’ye git. burası böyle. en azından ben geldiğim zaman böyleydi. ve ben bu gidişattan memnunum. lakin anlayın lütfen, siz buradayken burası böyle olabilir pekala ama sözlüğün başlangıçta güttüğü politikanın böyle olmadığını biliyorum. bunu engellemek için bir şeyler yapmaya çalıştıklarını biliyorum. (işe yaramasa da pek.) bilgi istesem elbette bilgi sitelerine girerim sayın okur, burası böyle değildi eskiden. (evet, eskiden. eskiden de aynıydı diyenlere katılmıyorum. eskiden vasat olan vardı ama daha azdı. yani bazılarımız yanlış mı görüyor? ana sayfanın hali neydi ve şimdi ne? artan nüfus ile böyle bir sonucu kabullenmek gerek.) ve sizin bilgi için bilgi sitesine git dediğiniz şeyi ben karikatür paylaşımları için de yineleyebilirim. karikatür görmek istiyorsan sen de karikatür sayfalarına git… yok mu? var. ama burası bir sözlük. belli bir gidişata sahip olması gerektiğini düşündüğümüz bir sözlük.

yönetimi de anlayamıyorum, keşke önlem alacak bir şeyler yapsalardı. başlık engellemek bir şey ifade etmiyor anlatmaya çalıştığım ve fikrim üzere. eleştiriler dinlenmelidir. yoksa pek iyi sonlanacağa benzemiyor. elbette bu gidişattan memnun da olabilirsiniz. ve belli bir perde arkasından bizlere kafa sözlük'ün daha farklı olduğunu söylemeye devam edebilirsiniz. ne yazık ki pek tutarlı bulmuyorum bu yaklaşımı. büyüme çalışan bir sözlükte bu tablo olacaktır. büyüme çalışan mı? yani niceliğe önem veren mi? öyle mi dedim ben? sanırım, evet. nitelik belki de umrunuzda değildir. ve bazı yazarların gitmesi, şikayet etmesi de öyle. ancak herkes bir şeyi söylüyorsa bu şeyde bir hikmet vardır. illaki vardır. eleştiriler haksız olunsa bile bu haksızlıktan alınacak bir ders vardır. boşa yazmıyor kimse.

içerik keşke forumsala dönse… bu tablo karşısında bunu diyesim geliyor. çünkü ne yazık ki vasat olan o kadar berbat ki, anlamsız ki! ne diyeyim ben daha... hangi saçma başlığı şikayet edeyim? nereden baksan hemen hemen çoğu şikayet edilmeli. eğlenceli olan da, bilgi verici olan da yok! yok artık, yok! kaç tane var? ben göremiyorum çünkü pek. azınlıktalar ve azalmaya devam ediyorlar.

bu yüzdendir ki sözlük içinde sözlük yaratmak denilen şey de anlamını yitiriyor. öteki boyutu ise bakteri popülasyonuyla aynı ortamda bulunmanın verdiği huzursuzluk hissi demiştim. huzursuzum. mide bulandırıcı bir tablo var karşımızda ve kimse bir şey yapmıyor. büyüyor büyümesine, nitelik nerede? sözlük içinde sözlük yaratılamayacaktır öyle sanıldığı gibi. yaratılabilir elbette ama bu, kafa sözlük’ü diğer sözlüklerden nasıl ayıracaktır? onlarda sanki yok mu “sözlük içinde sözlük”? pekala var. amaç buysa eğer, peki, istediğiniz gibi olsun. başka sözlüklere dönmesi ve bu mide bulandırıcı akışın sürmesi isteniyorsa sizin bileceğiniz iş. lakin ben ve daha tanıdığım birçok yazar bu tablo karşısında hiç mutlu değil. azınlığız belki ama sözlük’ü kafa sözlük ismine taşıyan bir azınlığız. belirli trol kesimi için de bu geçerlidir. artık akış adeta bir çöplük. kimilerimiz bu çöplük karşısında yazmak bile istemiyor.

her neyse. epey yazdım.

epilog. bazı yazarların nickaltına girilen saçma sapan tanımları, yazdıkları bomboş tanımları görmekten de, önümüze defalarca ısıtılıp ısıtılıp konan eski film/kitap * tanımlarından da bıktım. kiminizin kendini ne yolla ifade ettiğiyle ilgilenmiyorum. isterseniz karikatür paylaşıp durun, ister bilgi, ister trolleyin. fakat boş yazmayın. bomboş tanımlar yazarak kendinizi ifade etmek istiyorsanız da etmeyin. sözlük kurallarına da uyduğu falan yok bazılarınızın.

bir kişinin özgürlüğü, başkasının özgürlüğünün başladığı yerde biter. her topluluğun dinamiğini oluşturacak bu söze bir bakış atmak gerek. gereksizlikler içinde silikleşip gitmek istemeyen onlarca yazar var. bu yüzden doğru düzgün trollemeyen, “nitelikli” yazmayı bırakan onlarca yazar var.

burayı da falanca platformlara çevirmeye çalışıyorsanız, devam edin.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim