çok iyiyiz ama muhteşem olmalıyız.
devamını gör...

tonla yalnızlık şeyleri okudum. bir güzellemeler, bir övmeler. tam ikna olacagım ikna olacak yerlerim ağrıyor. * arkadaş yalnızlığa gelemem ben. kardeş olur, kedi olur, ya da bir kuş olsun dokunmam, sarılmam, konuşmam gerek. arkadaş kaybında bile dağılıyorum.*
insanî bir ihtiyaç. hiç de öyle 'aman şöyle böyle' diyemem.
bu olay züğürt tesellisinden ötesi değil. kim istemez biriyle gülmeyi, bir şeyler paylaşmayı? kendimizi kandırmayalım, yalnızsak bal gibi de mutsuzsuz. konuşamasam da, içimde acımı yaşasam da, kardeşlerimin evde varlıkları bile lütuf bana...
devamını gör...

geçtiğimiz yüzyılın caz efsanelerinden, amerikalı kadın şarkıcıdır. ruhları sakinleştiren esrarlı sesiyle ve arada yaptığı nüktedan tonlamalarıyla gözümde dişiliğin en üst mertebesindedir.
2000 yılında hayata veda eden sanatçı, cry me a river klasiğini, bana göre dinah washington’ dan sonra en güzel yorumlayan ikinci kadındır.
fakat ben, başka bir yorumunu paylaşmak isterim; broken hearted melody...

devamını gör...

iletişimsizliktir. kişiler birbirleri ile iletişim halinde olmadığı sürece ve hoşnut olmadıkları durumları birbirlerine belirtmedikleri sürece daima yanlış anlaşılmalara, tahammülsüz davranmaya yol açacaktır. birbirlerine karşı hissettiklerini ifade edebilmeleri daha çok yakınlaşmalarına neden olacakken içlerine atıp o kara günü beklemektedirler.
devamını gör...

türkiye ye filtre kahve gelmeden önce, nescafeyi de sade içerdim, eskiden ben dahil herkes çaya şeker katıp içerken de çocuk yaşta, türk kahvesini bile şekersiz içerdim, doğal olarak filtre kahveyi de sade içiyorum,

şekersiz, sütsüz diye belirtilmesi de saçma geliyor bana, sade kahve istemek zaten, sadece kahve istemek değilmidir,

eskiden şeker bu kadar mevzu olan bir şey değildi, o zamanlar insanlara çok değişik geliyordu böyle tipler, 1995-98 den bahsediyorum, benimki de sağlık sebebiyle değil, tamamen damak tadımla ilgili bir tercihti,

ama şu da bir gerçek, sade kahve içenler, daha net insanlar, herşeyin matematiğini yapmış, belki diğer alternatifleri denemiş, seçimini yapmış, sonuç odaklı insanlar,
ve evet, krem karamelli, çilek şuruplu, üstü renkli şekerlerle süslü, kalp çizilmiş kahve içenlerden, daha yetişkin ve daha ciddi insanlar bence de.
devamını gör...

128 milyar dolar ve ceza*))
devamını gör...

güne erken başlamak.
devamını gör...

- tatlım, toz alır mısın?
- tamam anne.
bir saat geçer
- kızım toz almayacak mıydın?
- tamam anne.
bir saat daha geçer
- anne toz bezi nerde?
- zahmet etme yavrum ben hallettim.

buradaki anne benim.
devamını gör...

- sakalın göğe dikilsin!
- karaltın kalksın!
- çiçeklere kökünden bakasın!
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

edward hopper'ın en meşhur tablosu. ressamın bu resmi çizmek için ernest hemingway'in the killers ya da a clean well lighted place adlı kısa hikayesinden ilham aldığı söylenir.
ressam burada istemeden de olsa büyük şehrin yalnızlığını resmettiğini söylemiştir.


nighthawks depicts not only the bitter alienation of living in a large city, but the paranoia that gripped the united states after the 1941 pearl harbor attack. anxieties over a second attack shrouded the city like the frequent blackout drills new york and its residents were subjected to.

nighthawks, yalnızca büyük bir şehirde yaşamanın acı yabancılaşmasını değil, aynı zamanda 1941 pearl harbor saldırısından sonra amerika birleşik devletleri'ni saran paranoyayı da tasvir ediyor. new york ve sakinlerinin sık sık maruz kaldığı elektrik kesintisi tatbikatları gibi ikinci bir saldırı üzerine endişeler şehri ele geçirdi.


kaynak
devamını gör...

tolstoy bisiklet sürmeyi 67 yaşında öğrendi.
bunun üzerine tolstoyun bisikleti diye bir kavram oluşmuştur.

bunun gibi birçok örnek var
sonuç: öğrenmenin yaşı yoktur.
devamını gör...

kanadali psikolog albert bandura'nin yine kendine ait olan bandura'nın sosyal öğrenme kuramı'ni desteklemek amaciyla yaptigi deneyin adidir. deneyin amaci, siddet dogustan gelen ic gudusel bir durtunun sonucunda mi cikar yoksa cevreden mi ogrenilir bunun test edilmesiydi.

deney şöyle gelisir; 3-6 yas arasi 36 kiz cocuk ve 36 erkek cocuk ikiser gruba ayrilip, resim yapmak icin bir odaya alinirlar. birinci gruba ayrilmis cocuklar resimleriyle ilgilendigi esnada bir yetiskin iceriye girer odada bulunan bob adli haciyatmaz olarak bildigimiz oyuncak bebege siddet uygulamaya baslar. yaklasik 10 dakika boyunca bunu surdurur. bedensel darpla beraber sozlu olarakta siddet gosterir. 10 dakikanin sonunda da odadan cikar. ikinci gruptaki cocuklar ise yine resim yapmaktadir. iceriye giren yetiskin onceki davranisinin aksine bob oyuncaga siddet gostermez, 10 dakika boyunca nazik bir sekilde oyuncakla oynar ve yine odadan cikar. cocuklarin resim yapma isleminin bitimi sonrasinda oyuncaklarin bulundugu farkli bir odaya alinirlar. oyuncaga siddet gosteren yetiskinin bulundugu birinci gruptaki cocuklar boboya karsi siddet uygulamaya basladilar. hatta bunu yetiskinin yaptigindan cok daha acimasiz bir sekilde cekic vb. aletlerle yaparlar.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ikinci gruptaki cocuklar ise birinci gruptaki cocuklarin aksine oyuncaklara kesinlikle siddet egilimi gostermezler. bu deneyin sonucunda anlasilir ki siddet cevreden gozlenim sonucu olusan bir eylemdir. yani sonradan ogrenilir. bandura deneyinden cikardigi sonucu su sozleriyle de desteklemistir;


televizyonda şiddetli içeriklere maruz kalmanın 4 temel etkisi vardır:
-saldırgan davranış biçimlerini öğretir,
-saldırganlık üzerine kurulan davranışsal kontrolü azaltır,
-izleyen kişileri insanın acımasızlığına alıştırır,
-duyarsızlaştırır ve izleyenlerin gerçeklik algısını şekillendirir

deneyle ilgili su kisa videoyu da izlemenizi tavsiye ederim;
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
çanakkale gelibolu
devamını gör...

anne yemeği, hiç kimse ile asla kıyaslanamaz, yan yana bile konulmaz. çünkü o yemekte anne eli, sevgisi, emeği ve kokusu vardır. baştacımız annemiz.
devamını gör...

müslüman kadının özsaygısı var mıdır sorunsalı ve ateist kadının özsaygısı var mıdır sorunsalına en iyi cevaptır.
budist kadının özsaygısı var mıdır sorunsalı başlığını görünce hissettiğiniz o anlamsızlık hissini, ne alaka, oha çok saçma duygusunu müslüman, ateist, seküler kadınlara, insanlara dair olan sorunsalların karşılığı olarak yerleştirin. tartışmanın fazlasıyla içinde olduğunuz için kaybettiğiniz perspektifi kazanmanıza ve olaya dışarıdan bakmanıza yardımcı olur.
aynı olaya taraf olarak değil ancak dışarıdan bakıldığında ortaya çıkan ironiyi sergileyen mükemmel başlık.
devamını gör...

yazılanların hepsi güzel şeyler hakikaten. ama benim aklıma hep kanayan bi diz, sonra onun kabuk bağlaması, sonra o kabuğu (hayvan gibi acısa da) kavlatmak ,sonra o yarayı tekrar kanatmak geliyor.

özellikle 90'larla direkt alakası yok ama şimdi ne zaman çocuk görsem dizine bakıyorum, tertemiz. sonra üzülüyorum o çocuk için, ulan dizin kanamadan büyünür mü hiç?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
caddebostan civarında gardaşım garfieldla karşılaştık. o da çok dertli. abi ehonomi bildiğin gibi değel mamalar ateş pahası afcumuzu yalıyok deyin dert yandı.
devamını gör...

fenerbahçenin futbolcusu. kasımpaşa maçında asıl mevkisinde görünce 10'u hatırlattı.(bkz: alex de souza)
devamını gör...

ekşi'yi bırakmamın en büyük sebebi yazdığım yazıların diğer bomboş entry'ler arasında kaybolması, okunmaması idi. emek emek yazdığım entry'ler sol frame'de 1 dakika bile gözükmüyor, okunmuyor başlıkta kaybolup gidiyor diye üzülüyordum. çöpe altın atsan kıymetini kim bilecek?

o yüzden ekşi'yi bıraktım. burada yazmayı sevmemin sebeplerinden biri yazdığım şeylerin az ya da çok okunabiliyor olması. haftalar önce yazdığım tanımlara oylamalar geliyor, uzun uzun yazdığım tanımlar en azından akışta bir süre kalıyor. tanımları okurken çoğu zaman "bu ne ya resmen yazmış olmak için yazmış" demiyorum. girilen tanım sayısı alt tarafı bir sayı. çok isteyen ekşi'ye gidebilir. çok kasmayın 100 liraya yazarlık satıyorlar.

(sen kimsin de ekşi'yi gömüyorsun diyecekler gelmeden 2006 yılından beri kayıtlı okurum. 8 sene kadar yazardım. 2 binden fazla entry'm var.)
devamını gör...

okudukça güzelleşen,her okuduğunda kalbine dokunan,seni diyar diyar gezdiren kitaplardır.
(bkz: küçük prens)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim