260 kadını mesajla taciz eden kişinin serbest bırakılması
iki kız annesi bir kadın olarak içimi dökeyim biraz.
taciz kötü bir şey yapıldığını hissettiren her şeydir. otobüste sürtünen biri de taciz etmiştir, uygunsuz içerikler gönderen de. kimin ne kadar etkilendiğini bilmek imkan dahilinde de değil ne yazık.
canının sıkıntısını kadınları taciz ederek gidermeye çalışan birinin neye dayanarak tutuksuz yargılanacağını anlayamadım.
canı sıkıldıkça 260 kadını daha rahatsız etmeyeceğini kim garanti edebilir?
benim önerim, yoksullaşmasına imkan sağlayacak kadar büyük bir para cezasına çarptırılmasıdır madem tutuksuz yargılanıyor. bu ödediği rakam da kadınların yararına kullanılacak bir fona aktarılmalı ve tacize uğrayan kadınlara psikolojik destek verilmelidir.
adı, soyadı, fotoğrafı teşhir edilmeli ve sosyal çevresi de özellikle uyarılmalıdır. çocuklarını görmesine kısıtlama getirilmelidir. zorunlu psikolojik tedavi görmelidir. uygun rapor çıkana kadar da bu tedavinin ücretini ödemelidir.
taciz ettiği her bir kadın için her an pişman olması sağlanamazsa buna devam edeceğine kalıbımı basarım.
taciz kötü bir şey yapıldığını hissettiren her şeydir. otobüste sürtünen biri de taciz etmiştir, uygunsuz içerikler gönderen de. kimin ne kadar etkilendiğini bilmek imkan dahilinde de değil ne yazık.
canının sıkıntısını kadınları taciz ederek gidermeye çalışan birinin neye dayanarak tutuksuz yargılanacağını anlayamadım.
canı sıkıldıkça 260 kadını daha rahatsız etmeyeceğini kim garanti edebilir?
benim önerim, yoksullaşmasına imkan sağlayacak kadar büyük bir para cezasına çarptırılmasıdır madem tutuksuz yargılanıyor. bu ödediği rakam da kadınların yararına kullanılacak bir fona aktarılmalı ve tacize uğrayan kadınlara psikolojik destek verilmelidir.
adı, soyadı, fotoğrafı teşhir edilmeli ve sosyal çevresi de özellikle uyarılmalıdır. çocuklarını görmesine kısıtlama getirilmelidir. zorunlu psikolojik tedavi görmelidir. uygun rapor çıkana kadar da bu tedavinin ücretini ödemelidir.
taciz ettiği her bir kadın için her an pişman olması sağlanamazsa buna devam edeceğine kalıbımı basarım.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının aşk hayatları
yok ki.
devamını gör...
kafa sözlük
yazım yanlışlarıyla ve bomboş içeriklerle dolu olan ve buna rağmen onlarca favori ve beğeni alan entryleri gördükçe soğuduğum sözlüktür.
ana sayfada inanılmaz derecede saçma sapan entryler var. insanlık namına 2-3 bilgi içerikli entry giren yazarlar da vikipediden copy paste yapıveriyorlar.
bakın arkadaşlar ekşiden kaçtık buraya geldik diye başta çok mutluyduk ve oradaki iğrençliği burada çözebileceğimizi düşündük ama burası cidden kafası boş insanlarla dolmuş. arada entrylerine baktığım yazarlar da sıkılmış gitmiş. bu işe bir el atılması lazım.
attınız attınız, atmadınız burası da diğer sözlükler gibi mezarlıkta yerini alır ya da orada burada goygoy malzemesi olur, kızlar soruyor gibi.
hatta bakın el atması gereken kısım moderasyon ekibi de değil ha size söyleyeyim.
ortadaki kitle burayı twitter gibi kullanıyor her gördüklerine veriyorlar şukuyu. sonra ortaya çıkan ana sayfaya düşen entryler insanın anasını ağlatıyor. format vardı, kaliteli mizah vardı, sevgi vardı.
neydi?
emekti falan.
şimdi "beğeni almaya mı giriyorsun sözlüğe?" diyenler olacak. arkadaşlar sözlükler düşüncelerini paylaşmak ve seninle aynı fikirde olan insanları görmek amacıyla vardır. hayatın her aşamasında olduğu gibi insanın motivasyona ihtiyacı oluyor tabi ki. n'apayım girip boş boş yazacaksam? debe diye bi şey var ama siz sözlük nedir bilmediğiniz için bunu da bilmiyorsundur. neyyse
şunu da ekleyeyim tabi ki goygoy olacak. espriler olacak, güleceğiz, eğleneceğiz de goygoyun da içi dolu olanı güzel ya. recep ivedik izliyormuş gibi hissediyorum kendimi ana sayfada gezerken.
e defol zorla tutan mı var derseniz eğer
haklısınız valla.
e ben gideyim o zaman. *
ana sayfada inanılmaz derecede saçma sapan entryler var. insanlık namına 2-3 bilgi içerikli entry giren yazarlar da vikipediden copy paste yapıveriyorlar.
bakın arkadaşlar ekşiden kaçtık buraya geldik diye başta çok mutluyduk ve oradaki iğrençliği burada çözebileceğimizi düşündük ama burası cidden kafası boş insanlarla dolmuş. arada entrylerine baktığım yazarlar da sıkılmış gitmiş. bu işe bir el atılması lazım.
attınız attınız, atmadınız burası da diğer sözlükler gibi mezarlıkta yerini alır ya da orada burada goygoy malzemesi olur, kızlar soruyor gibi.
hatta bakın el atması gereken kısım moderasyon ekibi de değil ha size söyleyeyim.
ortadaki kitle burayı twitter gibi kullanıyor her gördüklerine veriyorlar şukuyu. sonra ortaya çıkan ana sayfaya düşen entryler insanın anasını ağlatıyor. format vardı, kaliteli mizah vardı, sevgi vardı.
neydi?
emekti falan.
şimdi "beğeni almaya mı giriyorsun sözlüğe?" diyenler olacak. arkadaşlar sözlükler düşüncelerini paylaşmak ve seninle aynı fikirde olan insanları görmek amacıyla vardır. hayatın her aşamasında olduğu gibi insanın motivasyona ihtiyacı oluyor tabi ki. n'apayım girip boş boş yazacaksam? debe diye bi şey var ama siz sözlük nedir bilmediğiniz için bunu da bilmiyorsundur. neyyse
şunu da ekleyeyim tabi ki goygoy olacak. espriler olacak, güleceğiz, eğleneceğiz de goygoyun da içi dolu olanı güzel ya. recep ivedik izliyormuş gibi hissediyorum kendimi ana sayfada gezerken.
e defol zorla tutan mı var derseniz eğer
haklısınız valla.
e ben gideyim o zaman. *
devamını gör...
ursula k. le guin
en sevdiğim yazarlardan muhteşem kadın. yerdeniz öyküler ve nicesi.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okumayacak
böyle kaliteli bir uygulamadan haberi bile yoktur. vizyonsuz köpek.
devamını gör...
içilen en kötü içecek
misafirlikte (zoraki) * ikram edilen bayat sabahtan kalma çay (ayıptır) *
devamını gör...
kimi raikkönen
bu sene son sezonu olduğunu duyurmuş, emekliye ayrılacak f1 efsanesidir..
f1'e renk katan, en farklı karakterde yarış pilotlarından biriydi.. resmen kendine özgüydü, onun gibisi yoktu.. soğuk kanlılığı ve umursamaz tavırları, garip tepkileriyle "ice man" lakabının hakkını kesinlikle veriyordu.. şampiyonluğu ve bir çok başarısına rağmen hırsı pek yoktu, başarıları umursamıyordu, öylesine sürüyordu.. ama bu karakteri ve davranışlarının kendisini itici veya kötü biri yapmıyordu, tam tersi büyük bir hayran kitlesi toplamış, bir çok f1 sever tarafından ilgiyle takip edilmiş sevilmişti..
her zaman hırs yapmanın, disiplinli olmanın, başarılı olmaya çalışmanın, çok çalışmanın yaşamdan, yaşamaktan zevk almayı, yaşamanın tadını çıkarmayı engellediğini düşünüyorum.. adeta bir robot gibi, ruhsuz, tutkularından yoksun, tek derdi "şu virajı 0.01 saniye daha hızlı nasıl dönebiliriz" olan, her günü planlı yaşayan ve yarışlarda da bu planlarını uygulayarak f1 izleyicilerine ruhsuz, doğallıktan uzak, rekabetin olmadığı zevksiz yarışların izletildiği f1 dünyasında kendinden ödün vermeden, içinden geldiği gibi yaşayan, canı ne isterse onu yapan, canı ne isterse onu söyleyen, canı nasıl davranmak istiyorsa öyle davranan birisiydi.. insana insan olduğunu hatırlatan, yarın yaşayıp yaşamayacağımızın belli olmadığı, bu sebeple dünya dertlerini bir kenara bırakıp hayatta ne istiyorsak onu yapmamızı, tutkularımızın peşinden gitmemiz gerektiğini bize kendi yaşamı ile gösteren birisiydi..
insanlar belki de bu yüzden kendisinden daha başarılı bir çok pilot var iken kendisini seviyordu, sempati duyuyordu.. insanların yapmak isteyip de yapamadığı, olmak isteyip de olamadığı kişiydi kimi raikkonen.. buz adam her zaman hatırlanacak, asla unutulmayacak.. sauber'de hissesi varmış duyduğuma göre.. umarım motorsporlarından uzaklaşmaz, gerek arka planda, gerekse direksiyon başında kendisini tekrar görürüz..
son olarak:
kimi raikkonen brezilya'da kayboluyor
monaco'da yarış dışı kalınca yatına gidiyor yatının adı da "one more toy" *
kimi raikkonen çölde yürüyor
enstantaneler özet
bir başka güzel enstantaneler
en sevdiğim:
kimi raikkonen lastik ısıtmıyor
f1'e renk katan, en farklı karakterde yarış pilotlarından biriydi.. resmen kendine özgüydü, onun gibisi yoktu.. soğuk kanlılığı ve umursamaz tavırları, garip tepkileriyle "ice man" lakabının hakkını kesinlikle veriyordu.. şampiyonluğu ve bir çok başarısına rağmen hırsı pek yoktu, başarıları umursamıyordu, öylesine sürüyordu.. ama bu karakteri ve davranışlarının kendisini itici veya kötü biri yapmıyordu, tam tersi büyük bir hayran kitlesi toplamış, bir çok f1 sever tarafından ilgiyle takip edilmiş sevilmişti..
her zaman hırs yapmanın, disiplinli olmanın, başarılı olmaya çalışmanın, çok çalışmanın yaşamdan, yaşamaktan zevk almayı, yaşamanın tadını çıkarmayı engellediğini düşünüyorum.. adeta bir robot gibi, ruhsuz, tutkularından yoksun, tek derdi "şu virajı 0.01 saniye daha hızlı nasıl dönebiliriz" olan, her günü planlı yaşayan ve yarışlarda da bu planlarını uygulayarak f1 izleyicilerine ruhsuz, doğallıktan uzak, rekabetin olmadığı zevksiz yarışların izletildiği f1 dünyasında kendinden ödün vermeden, içinden geldiği gibi yaşayan, canı ne isterse onu yapan, canı ne isterse onu söyleyen, canı nasıl davranmak istiyorsa öyle davranan birisiydi.. insana insan olduğunu hatırlatan, yarın yaşayıp yaşamayacağımızın belli olmadığı, bu sebeple dünya dertlerini bir kenara bırakıp hayatta ne istiyorsak onu yapmamızı, tutkularımızın peşinden gitmemiz gerektiğini bize kendi yaşamı ile gösteren birisiydi..
insanlar belki de bu yüzden kendisinden daha başarılı bir çok pilot var iken kendisini seviyordu, sempati duyuyordu.. insanların yapmak isteyip de yapamadığı, olmak isteyip de olamadığı kişiydi kimi raikkonen.. buz adam her zaman hatırlanacak, asla unutulmayacak.. sauber'de hissesi varmış duyduğuma göre.. umarım motorsporlarından uzaklaşmaz, gerek arka planda, gerekse direksiyon başında kendisini tekrar görürüz..
son olarak:
kimi raikkonen brezilya'da kayboluyor
monaco'da yarış dışı kalınca yatına gidiyor yatının adı da "one more toy" *
kimi raikkonen çölde yürüyor
enstantaneler özet
bir başka güzel enstantaneler
en sevdiğim:
kimi raikkonen lastik ısıtmıyor
devamını gör...
normal sözlük kullanmayı öğrenmek
kaba şekilde tanımlarsak; aslında çok kolaydır.
-yazılan yazının başlığı tanımlaması. mesela soda dediğimizde; karbonla zenginleştirilmiş yapay maden suyuna verilen isim denilip altına üstüne bir hatıra, bir espri, bir gönderme yapabilirsiniz. tek istediğimiz cümle içeriğinde başlığı tanımlayan kelimeler olması.
-tanımların sonuna nokta koymak! inanın çok zor değil, son zamanlarda dikkat ediliyor ama bazen gözden kaçıyor; hatta bugün ben bile gözden kaçırdım, sonradan düzelttim.
-küfür, aşağılama olmadan görüş belli ederek tanım yapmak.
işte bu kadar yüzeysel ve rahatça uygulanabilir.
-yazılan yazının başlığı tanımlaması. mesela soda dediğimizde; karbonla zenginleştirilmiş yapay maden suyuna verilen isim denilip altına üstüne bir hatıra, bir espri, bir gönderme yapabilirsiniz. tek istediğimiz cümle içeriğinde başlığı tanımlayan kelimeler olması.
-tanımların sonuna nokta koymak! inanın çok zor değil, son zamanlarda dikkat ediliyor ama bazen gözden kaçıyor; hatta bugün ben bile gözden kaçırdım, sonradan düzelttim.
-küfür, aşağılama olmadan görüş belli ederek tanım yapmak.
işte bu kadar yüzeysel ve rahatça uygulanabilir.
devamını gör...
matera
güney italya'nın basilicata bölgesinde bulunan ve yapılarının benzerliği nedeniyle italya'nın kapadokyası olarak bilinen şehir.
bu şehirde bulunan, eski çağlardan kalma seramik ve paleolitik kalıntılar ridola ulusal müzesi'nde sergileniyor.
peki neden italya'nın kapadokyası deniyor?
çünkü şehir tuf kayalık bölgesinde yer alıyor, kayaya kazılarak inşa edilen kiliseler ve evler oluşturulan meşhur "matera taşları (sassi di matera)" semti de burada bulunuyor. bu semtte hala yaşam devam ediyor ve bu tarihsel yerleşke 1993'te unesco dünya miras listesi'ne kabul edilmiş efendim.
şimdi sizin için şehrin gece ve gündüz görünümüne ait görselleri aşağıya ekleyeceğim ki anlatmak istediklerimi siz de görün. ben mardin'e de benzettim bir miktar, bakalım siz neler düşüneceksiniz;


bu şehirde bulunan, eski çağlardan kalma seramik ve paleolitik kalıntılar ridola ulusal müzesi'nde sergileniyor.
peki neden italya'nın kapadokyası deniyor?
çünkü şehir tuf kayalık bölgesinde yer alıyor, kayaya kazılarak inşa edilen kiliseler ve evler oluşturulan meşhur "matera taşları (sassi di matera)" semti de burada bulunuyor. bu semtte hala yaşam devam ediyor ve bu tarihsel yerleşke 1993'te unesco dünya miras listesi'ne kabul edilmiş efendim.
şimdi sizin için şehrin gece ve gündüz görünümüne ait görselleri aşağıya ekleyeceğim ki anlatmak istediklerimi siz de görün. ben mardin'e de benzettim bir miktar, bakalım siz neler düşüneceksiniz;


devamını gör...
normal sözlük bayram harçlıklarının hesaplara yatırılması
bana niye 100 karma ödemesi yapıldı sadece. yoldaş adam mı kayırıyorsun?
devamını gör...
biz
yevgeni zamyatin tarafından yazılan 1924 yılında yayınlanan ilk distopik kitaptır. rus yazar olmasına rağmen kitapta eleştirdiği toplum sovyetler birliğine benzetildiği için kitabının kendi ülkesinde yayını yapılmamış. ingilizce olarak new york'da yapılmış. ayrıca distopik romanların en bilineni george orwell olsa da ondan önce yayınlanan ilk distopik kitaptır. ayrıca george orwell 1984 kitabını yazarken biz romanından oldukça etkilenmiştir.
kitapta ne özgürlük ne demokrasi ne de birey; sadece matematik ve mantığın hükümranlığının geçerli olduğu bir hayattan bahsediyor. ismi bile olmayan kodlarla varlığını gösteren, her şeyin belirlenen saatlerde yapıldığı, hayalgücünün olmadığı bireylerin anlatıldığı bir kitap.bir mühendisin günlüklerini yazması ile başlıyor. tek devlet ve onun sureti velinimet’in demir eline teslim eden, insanların sadece birer kukla gibi yaşamlarını sürdüğü bir toplum. kitapta oldukça güzel anlatılmış. şaşırtıcı olan 1924 yılında yazılan bu kitabın günümüz şartlarına uygunluğu dikkat çekici. yazarın hayalgücü ve yüksek öngörüsü kitabın başarılı olmasında en büyük etken.
kitapta ne özgürlük ne demokrasi ne de birey; sadece matematik ve mantığın hükümranlığının geçerli olduğu bir hayattan bahsediyor. ismi bile olmayan kodlarla varlığını gösteren, her şeyin belirlenen saatlerde yapıldığı, hayalgücünün olmadığı bireylerin anlatıldığı bir kitap.bir mühendisin günlüklerini yazması ile başlıyor. tek devlet ve onun sureti velinimet’in demir eline teslim eden, insanların sadece birer kukla gibi yaşamlarını sürdüğü bir toplum. kitapta oldukça güzel anlatılmış. şaşırtıcı olan 1924 yılında yazılan bu kitabın günümüz şartlarına uygunluğu dikkat çekici. yazarın hayalgücü ve yüksek öngörüsü kitabın başarılı olmasında en büyük etken.
devamını gör...
evli çiftlerin itici davranışları
ortak sosyal medya hesabı kullanmaları. bu seviye henüz aşılamadı.
devamını gör...
italyanların türkiye'yi tehdit olarak görmesi
sonuçta ya lahmacunun pizzaya benzediği anlaşılırsa italyan pizzasının hali ne olur? ama düşününce güzel de bir haber sonuçta yine ilklere girmişiz.
devamını gör...
hastası olunan sözler
devamını gör...
aşk
"uzun bir yolculuktan sonra eve dönmektir."
piper chapman
piper chapman
devamını gör...
feminizmin erkek düşmanlığı olduğu gerçeği
kesinlikle sonuna kadar katıldığım başlık.
mağdur bir kadınsa, kimse kusura bakmasın kadınlardan daha fazla erkekler tepki gösteriyor. sosyal medya istatistiklerinden bakabilirsiniz.
lakin mağdur erkek oldu mu, hiçbir feminist sayfanın paylaştığını görmedim.
en yakın zamandan olan bir olayı hatırlatmak isterim.
15 yaşında bir kız erkek arkadaşına bana tecavüz etti diye iftira atıyor.
kızın babası genci öldürüyor.
daha sonra öyle bir şey olmadığı ve iftira olduğu kanıtlanıyor.
kız sadece onu korkutmak istemiştim diyor.
kızın yaşı küçük olduğu için ceza almıyor.
bir iftira, bir babayı oğlundan ayırdı.
hiç tepki görmedim bu olayda.
ve şu bir gerçek, bu durumu kullanan çok kadın var. yürüyorsun evine doğru gidiyorsun. kavga ettiğini eski sevglin veya buni zevkine yapacak bir kadına denk geliyorsun. taciz ediyorlar diye bağırıyor. linç ediliyorsun.
böyle bir tehlikenin farkında olunca istemsiz kadınlardan soğuyabiliyor insan.
mağdur bir kadınsa, kimse kusura bakmasın kadınlardan daha fazla erkekler tepki gösteriyor. sosyal medya istatistiklerinden bakabilirsiniz.
lakin mağdur erkek oldu mu, hiçbir feminist sayfanın paylaştığını görmedim.
en yakın zamandan olan bir olayı hatırlatmak isterim.
15 yaşında bir kız erkek arkadaşına bana tecavüz etti diye iftira atıyor.
kızın babası genci öldürüyor.
daha sonra öyle bir şey olmadığı ve iftira olduğu kanıtlanıyor.
kız sadece onu korkutmak istemiştim diyor.
kızın yaşı küçük olduğu için ceza almıyor.
bir iftira, bir babayı oğlundan ayırdı.
hiç tepki görmedim bu olayda.
ve şu bir gerçek, bu durumu kullanan çok kadın var. yürüyorsun evine doğru gidiyorsun. kavga ettiğini eski sevglin veya buni zevkine yapacak bir kadına denk geliyorsun. taciz ediyorlar diye bağırıyor. linç ediliyorsun.
böyle bir tehlikenin farkında olunca istemsiz kadınlardan soğuyabiliyor insan.
devamını gör...
kader
kader konusunda en sık içine düşülen yanlış, kaderin boyun eğilecek, kabullenmek zorunda olduğumuz bir şey olduğunun sanılması, kaderi dramatize eden "alın yazısı" "yazgı" gibi söylemler meselenin özünün kaçırılmasına yol açıyor. aslında kader dediğimiz şey levh-i mahfuz da yazılı olanlar tamamen sizsiniz, ne eksik ne fazla. yaratıcı zaman kavramına bizim baktığımızdan çok daha farklı bir açıdan bakıyor (bunu anlamak için "ezel" sıfatını iyi irdelemek gerekir).
basit bir örnek olarak; beraber yürüdüğünüz arkadaşınızın ayağı takılıp düştü, sizde cebinizdeki zaman makinasını çıkarıp 5 dakika öncesine gittiniz ve bir kağıda "ayağın takılıp düşeceksin" yazdınız, ve 5 dakika sonra arkadaşınız düştüğünde kağıdı ona gösterdiniz, arkadaşınız sizin zamanı bu şekilde kullandığınızı bilmediğinden, kağıtta yazdığı için düştüğünü sanması normal, peki arkadaşınız siz kağıda düştüğünü yazdığınız için mi düştü, tabi ki hayır siz zamanı ondan farklı kullandığınız için ondan önce bundan haberiniz oldu, arkadaşınız sizi daha iyi tanısaydı bu yanılgıya düşmezdi, tıpkı bizler gibi o 'nu daha iyi tanımak bizi yanılmaktan korur, velhasıl kelam yani hiç birimiz kaderimizde olanı yaşamıyoruz, zamanı yaratan, yarattığı zamanın içindekilere vakıf, sadece bu.
basit bir örnek olarak; beraber yürüdüğünüz arkadaşınızın ayağı takılıp düştü, sizde cebinizdeki zaman makinasını çıkarıp 5 dakika öncesine gittiniz ve bir kağıda "ayağın takılıp düşeceksin" yazdınız, ve 5 dakika sonra arkadaşınız düştüğünde kağıdı ona gösterdiniz, arkadaşınız sizin zamanı bu şekilde kullandığınızı bilmediğinden, kağıtta yazdığı için düştüğünü sanması normal, peki arkadaşınız siz kağıda düştüğünü yazdığınız için mi düştü, tabi ki hayır siz zamanı ondan farklı kullandığınız için ondan önce bundan haberiniz oldu, arkadaşınız sizi daha iyi tanısaydı bu yanılgıya düşmezdi, tıpkı bizler gibi o 'nu daha iyi tanımak bizi yanılmaktan korur, velhasıl kelam yani hiç birimiz kaderimizde olanı yaşamıyoruz, zamanı yaratan, yarattığı zamanın içindekilere vakıf, sadece bu.
devamını gör...
en yüksek maaşı hak eden meslek grupları
ben tropico oynarken en yüksek maaşı askerlere veriyorum, kafam rahat oluyor. isyan mı var, yolla orduyu. zaten halkın da elinde pek bir şey olmuyor direnecek. çok dikkat çeken isyankar profildeki insanlar da tesadüf eseri* bir kazaya kurban gidiyor hep. içimde küçük bir diktatör var galiba.
devamını gör...
sözlük radyosu güzin abla köşesi
merhabalar arkadaşlar nasılsınız keyifler nasıl? biliyorsunuz artık canlı yayınlara başlıyoruz. ben ve pek sevgili yayın ortağım quinn ile yayınlarımıza “güzin abla” konsepti uygulamayı düşünüyoruz. eğer sever ve benimserseniz, bu konsepti siz değerli yazarlarımızdan sorular almayı ve yayınlarımızda bir güzin abla köşesi yapıp, sorularınıza burada yer vermeyi planlıyoruz. burada hem, interaktif bir yayın yapmayı, hem daha samimi bir ortam oluşturma amacı ile sizi de yayınlarımızın bir parçası yapmayı planlıyoruz. ilişkinize veya ilişkilere dair sorularınız varsa bu başlık altına yazabilirsiniz. sorularınızı bu başlık altında yazılanlardan toplayacak ve elimizden geldiği kadar üzerinde durmaya çalışacağız. herkese iyi günler, keyifli sözlükler.
devamını gör...
