demi moore
kel haliyle bile güzel olabilen kadın.
devamını gör...
normal sözlük 1. istanbul zirvesi
ankara'da sadece rozet vardı.
bozuldum ama şimdi.
hani benim nickli yaka kartım.
olmadı böle, incindim.
biri benim gönlümü alsın.
bozuldum ama şimdi.
hani benim nickli yaka kartım.
olmadı böle, incindim.
biri benim gönlümü alsın.
devamını gör...
kemalistlerin yunanistan'a gitmeme sorunsalı
onları bırak da senin kafa bir yerlere gitmiş dediğim yazar beyanı.
devamını gör...
en hızlı büyüyen şeyler
(bkz: yalan)
devamını gör...
günü kendinden bir cümle ile sonlandır
her gece olduğu gibi ölümün provasını yapmaya gidiyorum. *
devamını gör...
yazarların yaşama motivasyonu
"kışın toparlarım"
kış gelince de;
"yazın toparlarım"
küçük hedefler iyidir,tabii bir de başarılırsa çok güzel olacak..
kış gelince de;
"yazın toparlarım"
küçük hedefler iyidir,tabii bir de başarılırsa çok güzel olacak..
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
babaannem 70li yaşlarında çocukluğumun en büyük travmalarımı o yaşatsa da onu sineye çekmiş o konuyu 1 kere konuşmuş bir daha da açmamıştım. her gün en olduğunu arar konuşuruz lise öğrencisi olduğum için de derslerden öğretmenlerden iyi geçen sınavlardan konuşuruz. ortalama bir haftadır ince memed kitabını almak istediğimi okumam gerektiğinden bahsettim bu gün dr'ye gitmiş kitap almış hediye olarak istediğim kitabı aldığını düşünerek çalıkuşunu almış halamdan da göndermiş, aradı nasılısın kızım diye konuştuk olan bitenden beğendin mi kitabını dedi bende beğendim dedim çok mutlu olduğumu söyledim hatta aynısından kardeşimde de olduğunu söyledim işte ağzımı tutamadım o da şaşırdı sende olmaması lazım hani istiyordun diye orda dank etti işte bunu dememeliyim diye toparlamaya çalıştım toparlayamadım da sonra telefonu kapatmak zorunda kaldı bir kaç dakika sonra geri aradı bende direk konuya girdim:
- aaa babaanne ne oldu biliyormusunn
- ne oldu kızım
- ya ben çalıkuşunu acımakla karıştırdım aynı yazarın farklı kitapları sen doğru olanı almışsın ben karıştırdım
- evet biliyordum kuzum yüzde doksan dokuz emindim sen çalıkuşundan bahsediyordun şimdi çok mutlu olum işine yaradığına doğru olanı almışım
diye bir konuşma geçti aramızda telefonu kapattıktan sonra ağlamaya başladım benim babaannem beni elimden tutar mevlitlere götürür hastalanınca hastaneye götürür veli toplantısına katılır okuma bayarımında o olur hep karşımda hiç yorulmaz yemek yapar hep bir anne figürü oldu bana annem çalıştığı için. duygulandım be sözlük çok üzüldüm yaşlandığını hissettim zihninin artık yaşlandığını gördüm gözlerimle şahit oldum artık onun aldığı çalıkuşu benim aldığım en büyük hediye ve en sevdiğim kitap ben onun için döner döner tekrardan okurum hiç sorun değil.
- aaa babaanne ne oldu biliyormusunn
- ne oldu kızım
- ya ben çalıkuşunu acımakla karıştırdım aynı yazarın farklı kitapları sen doğru olanı almışsın ben karıştırdım
- evet biliyordum kuzum yüzde doksan dokuz emindim sen çalıkuşundan bahsediyordun şimdi çok mutlu olum işine yaradığına doğru olanı almışım
diye bir konuşma geçti aramızda telefonu kapattıktan sonra ağlamaya başladım benim babaannem beni elimden tutar mevlitlere götürür hastalanınca hastaneye götürür veli toplantısına katılır okuma bayarımında o olur hep karşımda hiç yorulmaz yemek yapar hep bir anne figürü oldu bana annem çalıştığı için. duygulandım be sözlük çok üzüldüm yaşlandığını hissettim zihninin artık yaşlandığını gördüm gözlerimle şahit oldum artık onun aldığı çalıkuşu benim aldığım en büyük hediye ve en sevdiğim kitap ben onun için döner döner tekrardan okurum hiç sorun değil.
devamını gör...
türkiye'deki müslümanların türkiye'deki herkesi müslüman zannetmesi
hiçbir istatistiksel veriye dayanmadan ülkenin yüzde %90'nına müslüman diyenler çok büyük yanılıyorlar. gelişi güzel sallıyorlar. bu %90 muhabbeti kulaktan kulağa misali herkesin dilinde, anlamsız ve amaçsız bir şekilde yayılıyor. türkiye müslüman bir ülke olmadığı gibi islam ülkesi de değil.
gelelim yapılan anket ve sonuçlarına:
(bkz: türkiye yüzde 99 müslüman bir ülke değildir)
gelelim yapılan anket ve sonuçlarına:
(bkz: türkiye yüzde 99 müslüman bir ülke değildir)
devamını gör...
35 yaşına kadar evlenmezsem seninle evlenirim
arkadaş çevresinde bir şekilde birbirine yanlayan ama arkadaşlığa sığmaz düşüncesiyle ortaya konan sözdür.
ne hikmetse biri o zaman değin beklerken diğeri evlenmiş olur.
ne hikmetse biri o zaman değin beklerken diğeri evlenmiş olur.
devamını gör...
feridun düzağaç şarkılarında geçen muhteşem sözler
hangi deniz nereye dökülüyor bana ne?
ben içimde boğulurken.
ben içimde boğulurken.
devamını gör...
sözlüğe 90'lardan bir şarkı bırak
cemali~şimdi hayallerdesin.
90'lı yılların benim için en özel en güzel şarkılarından biri.
devamını gör...
osmanlı döneminde olası normal sözlük başlıkları
devamını gör...
evde spor yapmak
dünyanın en zor işlerinden bir tanesidir, başarabileni cindir. bir yandan videodaki ablamızın "bunu yapabilirsin" nidaları bir yandan kapının açılıp içeriye annenin girmesiyle sönen motivasyon...
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
devamını gör...
hastaneye yavrularını getiren kedi
hastane olması gerekeni yapmış ve kedinin tedavisini sağlayarak örnek bir davranış göstermiştir. hala iyi insanların olduğunu gösteren bir haber.
hayvanın davranışını ise kedinin insan gibi hastaneler hastaların tedavisi içindir tarzında bir düşünceye dayandırmak yanlıştır.
hastanedekiler arasında daha önce kediyi o çevrede besleyen, seven birilerinin olduğunu ya da o kedinin insanlardan kötü muamele görmediğini, iyi bir şekilde sosyalleştiğini gösterir. hayvanlar yardıma ihtiyaçları olduğunda daha önce güvene dayalı ilişki kurdukları insanlardan yardım isteyebilir.
bu hayvanın hastanenin ona yardım edebileceği düşüncesinden yola çıkarak değil ancak insanın ona yardım edebileceği düşüncesinden kaynaklı bir davranıştır.
hayvanın davranışı bu kedinin zeki, sosyal ve problem çözme yeteneği yüksek bir kedi olduğunun göstergesidir.
hayvanın davranışını ise kedinin insan gibi hastaneler hastaların tedavisi içindir tarzında bir düşünceye dayandırmak yanlıştır.
hastanedekiler arasında daha önce kediyi o çevrede besleyen, seven birilerinin olduğunu ya da o kedinin insanlardan kötü muamele görmediğini, iyi bir şekilde sosyalleştiğini gösterir. hayvanlar yardıma ihtiyaçları olduğunda daha önce güvene dayalı ilişki kurdukları insanlardan yardım isteyebilir.
bu hayvanın hastanenin ona yardım edebileceği düşüncesinden yola çıkarak değil ancak insanın ona yardım edebileceği düşüncesinden kaynaklı bir davranıştır.
hayvanın davranışı bu kedinin zeki, sosyal ve problem çözme yeteneği yüksek bir kedi olduğunun göstergesidir.
devamını gör...
sivas
hititlerin yediği antik beddualar yüzünden iki yakası bir araya gelmeyen şehirdir.
dev yüzölçümüne rağmen üç yüz elli küsur bin insan yaşar. köy ekonomisi döner, elle turulur doğru düzgün bir sanayi kolu yoktur. dibindeki kayseri ve malatya'dan ve hatta elazığ'dan birkaç yy. geride kalmıştır. aslında yerel halkı karun gibi zengin olup dışarıda çalışanı çoktur. ancak memleketlerinı kalkındıracak yatırımı yapmak yerine ev falan alıp parayı betona gömerler.
sınır komşusu olduğu tüm illerin aksine ağaç falan da yoktur sivas'da.. bozkırda sonsuz bir hiçliğe bakarsın. gölleri de marsın yüzeyinde bulunan su gibidir. ölüye diriye bi faydası yoktur.
memur ve öğrencinin şehridir sivas. onlar da zaten fırsatını bulunca topuklar. her yere ve her şeye uzak kalmış bozkırın ortasında umutsuz bir kara parçasıdır.
dev yüzölçümüne rağmen üç yüz elli küsur bin insan yaşar. köy ekonomisi döner, elle turulur doğru düzgün bir sanayi kolu yoktur. dibindeki kayseri ve malatya'dan ve hatta elazığ'dan birkaç yy. geride kalmıştır. aslında yerel halkı karun gibi zengin olup dışarıda çalışanı çoktur. ancak memleketlerinı kalkındıracak yatırımı yapmak yerine ev falan alıp parayı betona gömerler.
sınır komşusu olduğu tüm illerin aksine ağaç falan da yoktur sivas'da.. bozkırda sonsuz bir hiçliğe bakarsın. gölleri de marsın yüzeyinde bulunan su gibidir. ölüye diriye bi faydası yoktur.
memur ve öğrencinin şehridir sivas. onlar da zaten fırsatını bulunca topuklar. her yere ve her şeye uzak kalmış bozkırın ortasında umutsuz bir kara parçasıdır.
devamını gör...
nefes: vatan sağolsun
2009 yılında gösterime giren ve yönetmenliğini levent semerci'nin yaptığı türk filmi. film, hakan evrensel’in güneydoğu’dan öyküler adlı kitabının uyarlamasıdır ve film için tahtalı dağı’nda bir karakol kurulmuştur. filmde güneydoğu'da bulunan ve 2365 metre yükseklikteki karabal tepesi'ndeki röle istasyonunu korumakla görevlendirilen bir yüzbaşı komutasındaki askerin hikâyesi anlatılmaktadır.
filmi daha önce askere gitmeden önce izlemiştim ama netflix'te görünce sabah tekrardan izledim. daha önce izlemiş olmama rağmen film beni aşırı etkiledi, uzun süre etkisinden çıkamadım. filmde aktarılmak istenen hissi o kadar iyi vermişler ki zaman zaman nefes almakta zorlandım. mete yüzbaşının mektubunda ne demek istediğini ancak ikinci izleyişimde anladığıma üzüldüm açıkcası.
dinlemek isteyenler için 1.30 dan sonra başlıyor.
"canım, birtanem, çiçeğim, aşkım
‘keşke’ diyemeyeceğim kadar uzağım artık
başını göğsüme koyduğunda nefesim dolaşsın isterdim yüzünde
o kadar ısıtmak isterdim ki nefesimle sırtını
keşke yüreğine en güzel aşk şarkılarını fısıldayabilseydim
yapamadım aşkım
kelimelerden utandım
ellerim ellerini sevdi çiçeğim
dudaklarım koynunu
gözlerim yüreğini
o güzel, içinde güneş saklı yüreğini
zannettim ki bakarsam korkmadan bulutlara korkar kaçarlar
elimden bir şey gelmiyor.
artık çok geç
yalvarırım kızma bana
hain bir bulut gözlerimi esir aldı aşkım
kapatamadım
olmadı aşkım
onlar kaçacağına ben bulut oldum
güneş dolu yüreğine yağmurlar yağdırdım
affet beni
çevremi saran bulutları dağıtmaya yetmedi rüzgarım
sesini duyar gibiyim aşkım
inan en çıplak halimle içime alacağım lanetini
affet diyeceğim
nefesim nefesine nefes katsın istedim
ama olmadı
o küçücük nefesi içine üfleyemedim
o kadar isterdim ki o minnacık nefes göğüslerinden sevgini emsin
ama
olmadı aşkım
anamın fısıldadığı masalları fısıldayamadım nefesine
oysa o kadar istemiştim ki masallarımı rüzgarın yapmak,
bir varmış, bir yokmuşta kaldı fısıldamam.,
ötesini fısıldayamadım
o zilin sesini duyduğunda yüreğine düşen acıya lanet ediyorum
artık koklayamayacağım içini
bir bulut gibi kapatacağım önünü içindeki güneşin
beni affet.
kelimeler hiç bir zaman bu kadar anlam kazanmadı canım
vatan sana canım feda derken dışım;
içim,
vatan sensin be aşkım diye haykırdı
toprağın olmaya çalışmak varken, mezarın oldum
nehir olup akmak varken, deren olup taştım
güneş olmak varken, gölgen oldum
beni affet.
aşkım,
neden dinlemedim yüreğini
neden gözlerimle duyup kalbimle bakamadım sana
neden elini uzattığında kalbimi arkaya sakladım
keşke gözyaşlarımı utanmadan yanağımda gezdirebilseydim
aşkım, seni de yanımda götürüyorum
ne kadar acı yüreğinde bulut olarak dolaşmak
bütün sabahların ışığında
yüzündeki aydınlığı alıyorum içime
rüzgarlar yardım edin bana
umarım güneşli bir gün başka bir nefes daha güçlü üfler aşkını yüreğine
ve ben çıkıp giderim.
o gittiğim yerde binlerce kez haykıracağım,
seni seviyorum çiçeğim."
filmi daha önce askere gitmeden önce izlemiştim ama netflix'te görünce sabah tekrardan izledim. daha önce izlemiş olmama rağmen film beni aşırı etkiledi, uzun süre etkisinden çıkamadım. filmde aktarılmak istenen hissi o kadar iyi vermişler ki zaman zaman nefes almakta zorlandım. mete yüzbaşının mektubunda ne demek istediğini ancak ikinci izleyişimde anladığıma üzüldüm açıkcası.
dinlemek isteyenler için 1.30 dan sonra başlıyor.
"canım, birtanem, çiçeğim, aşkım
‘keşke’ diyemeyeceğim kadar uzağım artık
başını göğsüme koyduğunda nefesim dolaşsın isterdim yüzünde
o kadar ısıtmak isterdim ki nefesimle sırtını
keşke yüreğine en güzel aşk şarkılarını fısıldayabilseydim
yapamadım aşkım
kelimelerden utandım
ellerim ellerini sevdi çiçeğim
dudaklarım koynunu
gözlerim yüreğini
o güzel, içinde güneş saklı yüreğini
zannettim ki bakarsam korkmadan bulutlara korkar kaçarlar
elimden bir şey gelmiyor.
artık çok geç
yalvarırım kızma bana
hain bir bulut gözlerimi esir aldı aşkım
kapatamadım
olmadı aşkım
onlar kaçacağına ben bulut oldum
güneş dolu yüreğine yağmurlar yağdırdım
affet beni
çevremi saran bulutları dağıtmaya yetmedi rüzgarım
sesini duyar gibiyim aşkım
inan en çıplak halimle içime alacağım lanetini
affet diyeceğim
nefesim nefesine nefes katsın istedim
ama olmadı
o küçücük nefesi içine üfleyemedim
o kadar isterdim ki o minnacık nefes göğüslerinden sevgini emsin
ama
olmadı aşkım
anamın fısıldadığı masalları fısıldayamadım nefesine
oysa o kadar istemiştim ki masallarımı rüzgarın yapmak,
bir varmış, bir yokmuşta kaldı fısıldamam.,
ötesini fısıldayamadım
o zilin sesini duyduğunda yüreğine düşen acıya lanet ediyorum
artık koklayamayacağım içini
bir bulut gibi kapatacağım önünü içindeki güneşin
beni affet.
kelimeler hiç bir zaman bu kadar anlam kazanmadı canım
vatan sana canım feda derken dışım;
içim,
vatan sensin be aşkım diye haykırdı
toprağın olmaya çalışmak varken, mezarın oldum
nehir olup akmak varken, deren olup taştım
güneş olmak varken, gölgen oldum
beni affet.
aşkım,
neden dinlemedim yüreğini
neden gözlerimle duyup kalbimle bakamadım sana
neden elini uzattığında kalbimi arkaya sakladım
keşke gözyaşlarımı utanmadan yanağımda gezdirebilseydim
aşkım, seni de yanımda götürüyorum
ne kadar acı yüreğinde bulut olarak dolaşmak
bütün sabahların ışığında
yüzündeki aydınlığı alıyorum içime
rüzgarlar yardım edin bana
umarım güneşli bir gün başka bir nefes daha güçlü üfler aşkını yüreğine
ve ben çıkıp giderim.
o gittiğim yerde binlerce kez haykıracağım,
seni seviyorum çiçeğim."
devamını gör...


