açılan başlığa kimsenin tanım girmemesi
neredeyse her başlıkta başıma gelen olaydır. ben anlatmak ve paylaşmak istediğimi yazmaya devam ediyorum tabi..
devamını gör...
iskandinav ülkelerinde 6 ay gündüz 6 ay gece olması
ayrıca 6 ay kış ve bir altı ay daha kış mevsimi ile ünlü bir coğrafyadır.
devamını gör...
bal porsuğu
alayına isyan alayına gider mottosuyla bütün hayvanlar alemi ile kavga edebilen, delikanlı, racon bilen, o bitti demeden bitmeyecek olan hayvanlar aleminin ağır abisi.
devamını gör...
we could be the same
kan davam sona ermedi hala arada aklıma geliyor açıp sövüyorum ulan nasıl birinci olamadık diye. ondan sonra birinci olanı açıyorum ulan bu nasıl birinci oldu diye.
devamını gör...
düşünen adam heykeli
auguste rodin’in en önemli eserlerinden biri olan düşünen adam heykeli, felsefi düşünceyi simgeler.
çok sayıda kopyası bulunan heykel, rodin’in, dante’nin ilahi komedya eserinin sahneleriyle süslenecek dekoratif sanatlar müzesi’ndeki kapının üzerine yerleştirmek amacıyla alçıdan yaptığı figürün büyük halidir.*
dünyanın çeşitli yerlerindeki birçok önemli yapıda kopyaları bulunur. türkiye'de 1951 yılında bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesi'nin bahçesine hastalar tarafından bir kopyası yapılmış ve akıl hastalıklarının sembolü haline gelmiştir.
bizdeki "düşünen adam"ın hikayesine gelince... bakırköy ruh ve sinir hastalıkları başhekimi olan celal göktulga, okuduğu bir dergide "düşünen adam"ı görür ve hastane bahçesine yaptırmaya karar verir. bunun için yeterli ödenek bulamaz. ancak o sıralarda anksiyete ve somotoform bozukluk nedeniyle hastanede bulunan heykeltıraş kemal künmat'a bu heykeli yapıp yapamayacağı sorulur. o da yapabileceğini söyler. bunun üzerine askeriyeden de yardım alınarak kireç taşından büyük bir kaya kütlesi hastane bahçesine getirilir.
ve heykelimizin yapımı başlar.
çok sayıda kopyası bulunan heykel, rodin’in, dante’nin ilahi komedya eserinin sahneleriyle süslenecek dekoratif sanatlar müzesi’ndeki kapının üzerine yerleştirmek amacıyla alçıdan yaptığı figürün büyük halidir.*
dünyanın çeşitli yerlerindeki birçok önemli yapıda kopyaları bulunur. türkiye'de 1951 yılında bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesi'nin bahçesine hastalar tarafından bir kopyası yapılmış ve akıl hastalıklarının sembolü haline gelmiştir.
bizdeki "düşünen adam"ın hikayesine gelince... bakırköy ruh ve sinir hastalıkları başhekimi olan celal göktulga, okuduğu bir dergide "düşünen adam"ı görür ve hastane bahçesine yaptırmaya karar verir. bunun için yeterli ödenek bulamaz. ancak o sıralarda anksiyete ve somotoform bozukluk nedeniyle hastanede bulunan heykeltıraş kemal künmat'a bu heykeli yapıp yapamayacağı sorulur. o da yapabileceğini söyler. bunun üzerine askeriyeden de yardım alınarak kireç taşından büyük bir kaya kütlesi hastane bahçesine getirilir.
devamını gör...
yazarları bugün mutlu eden olaylar


nasıl mutlu olmayayım yahu?
güzelliğe bak güzelliğe.
en sevdiğim çizerin kitabı gelmiş.
en sevdiğim diğer çizerlerin kitabı niye gelmemiş? püffff.
haberleri izlememeye çalışıyorum.
izlediğimde içim kan ağlıyor.
dünden beri tv kapalı evde. ben zaten tv izlemem pek anneme de açtırtmıyorum. tansiyon hastası zaten en son izmir depreminde hastanelik olmuştu üzüntüden. o başlıklara girip okumuyorum oraya yazmak istemedim bu yüzden.
ayrıca bu memlekette mutlu olmak, mutlu kalmak çok zorlaştı artık. kendi iç huzurunu yakalasan bile hergün yeni bir şey oluyor insanı huzursuz eden dibe çeken.
bir an önce bitsin artık.
düşün şu memleketin yakasından.
devamını gör...
isengard sanayi odaları
ak büyücü saruman başkanın büyük emekleri sonucunda kurulmuş olan, günümüzde halen faaliyetlerine devam etmekte olan vatana millete hayırlı bir kuruluştur.

odanın icraatları say say bitmez, detaylı bilgi için linkleri buraya bırakıyorum. orta dünyayı muassır medeniyetler seviyesine çıkarmak için canla başla çalışırken gri hokkabaz yüzünden şehit düşen başkanımızı sevgi ve saygıyla anıyoruz...
buradan
buradan

odanın icraatları say say bitmez, detaylı bilgi için linkleri buraya bırakıyorum. orta dünyayı muassır medeniyetler seviyesine çıkarmak için canla başla çalışırken gri hokkabaz yüzünden şehit düşen başkanımızı sevgi ve saygıyla anıyoruz...
buradan
buradan
devamını gör...
arkadaş olduğun kadınla sevişebileceğini sanmak
"arkadaş olduğun kadınla ilişkini sevişmeye doğru götürdüğünü zannederken aslında asla onunla sevişemeyeceğini anlamak" şeklinde açıklanabilir.
aslında başlık böyle açılacaktı ama karakter sınırına takıldı.
her sohbeti bir şekilde kendini övmeye ve cinselliğe getirirken karşıdaki kadının da gidişatı bozmadan flörtöz devam etmesi sonucunda arkadaşlık kısmını bırakıp tamamen onunla sevişmeye odaklanmayla sonuçlanan yanılsama. hiç gerçekleşmeyeceğini anlamak acı olsa gerek.
aslında başlık böyle açılacaktı ama karakter sınırına takıldı.
her sohbeti bir şekilde kendini övmeye ve cinselliğe getirirken karşıdaki kadının da gidişatı bozmadan flörtöz devam etmesi sonucunda arkadaşlık kısmını bırakıp tamamen onunla sevişmeye odaklanmayla sonuçlanan yanılsama. hiç gerçekleşmeyeceğini anlamak acı olsa gerek.
devamını gör...
sözlük radyosunun yayına başlaması
radyoda takılan yazarlara artı karma puan verilmelidir.
çünkü bir sürü yazar ömrünü burada geçirecektir.
elinize emeğinize yüreğinize güzel kafanıza sağlık.
çünkü bir sürü yazar ömrünü burada geçirecektir.
elinize emeğinize yüreğinize güzel kafanıza sağlık.
devamını gör...
recep tayyip erdoğan'ın gittiği gün yapılacaklar
şükür namazı kılmak.
devamını gör...
dondurma kabından sarma çıkması
şanslı olduğunu anlayıp tanımlarına yansıtan canım yazarların toplandığı başlıktır.
çok şanslı insanlarsınız siz ya. biz de biber salçası çıkıyor. moralim sifir sifir sifir. *
çok şanslı insanlarsınız siz ya. biz de biber salçası çıkıyor. moralim sifir sifir sifir. *
devamını gör...
niyet mektubu
yüksek lisans/doktora/iş başvurularında sıklıkla istenen mektup türü.
yüksek lisans/doktora için bu mektupları okuyup rapor veren bir üniversite çalışanı olarak tavsiye vermek istedim, umarım yardımı dokunur. iğrenç, berbat, komik mektuplar yazıyor çoğu insan hem de kafasında dert ediniyor bunu. benim görevim içinde küfür/argo ifade olanları elemek üzerineydi(boş bir işti yani ama küfür yazan orijinal arkadaşlar vardı gerçekten). nitekim bu boş işi değerlendirip iyileri kendim için ayırdım. binlerce mektuptan 20 iyi belki ayırabildim 4 başvuru döneminde. şu sözlüğe yazabilen insan çok önde sıradan bir insana göre öncelikle bu konuda içiniz rahat olsun. kıyaslandığınız mektuplar çok komikler çünkü.
şimdi bu mektup sizin için fırsat, kendinizi anlatmanız için, kısa sürede güzel bir özet geçebilmeniz için bulunmaz nimet, kıymetini bilerek yazın.
yapmanız gerekenleri kısa öz anlatacağım(altta kısımda daha ayrıntılı anlatacağım yazılması gerekenleri) çünkü sıklıkla bu hatalara denk geliyorum:
+kısa cümleler kurulması mecburi.
+gerçekten dersini aldığınız ya da türkiyede saygın prof'ların sözleri veya düşüncelerine yer vermek.(steve jobs yazıyor bazı insanlar, komik duruyor.)
+hayat mottosu belirlemek, örneğin "carpe diem". bunun hocanızın bir lafı olması daha makbul. "bilmem kim hocamdan öğrendiğim ve hayatımın sonuna kadar uygulayacağım gerçek ise; 'carpe diem'" (şüpheniz olmasın okuyan çok etkilenecektir, üstteki maddeyle beraber yapılırsa daha güzel olur.)
+2 hocadan fazlasının adını geçirmeyin.
+giriş gelişme ve sonuç vs kendinize en makul geleni yapın. 4 paragraf daha iyi gözüküyor ama. birbirini tekrar eden mektuplar sağlam sırıtıyor. sizce kendinizi anlatmanız, neden oraya başvurduğunuzdan daha önemliyse onu 2. paragrafa alın vs. neticede özgün bir tarz belirleyin.
+neden oraya başvurduğunuzu yazın. oranın hakkında bilgi sahibi olduğunuzu gösterin, bilginiz yoksa bilgi edinin. (üniversitenizin bilmem ne konusunda çok iyi olduğunu biliyorum ve sürekli olarak takip ediyorum şeklide)
+2 üniversiteye aynı mektubu göndermeyin, bundan haberdar olunuyor bazı bölümlerde, özellikle aynı üniversite 2 tercih yaparken. mülakatta alay konusu olursunuz ruhunuz bile duymaz neden alay konusu olduğunuzu.
+1 paragrafta çalışmalarınızdan bahsedin, kendinizden bahsedin, eğitim hayatınızın nasıl geçtiğini anlatın, kişisel özelliklerinizden bahsedin ve şu cümleyi kurun "beni diğerlerinden ayıran özelliğimin dirseğimi yalayabilmek olduğunu düşünüyorum". çünkü bilmek istiyoruz ne konuda iyisin, ukalalık değil bu. kiminin disiplin hayatında ön plandadır, kiminin sosyal beceresi. buna göre seçilecek zaten ilgili kişi.
+sonuç kısmına; eğer kabul alırsam, üniversitenizin kültürünü benimseyeceğime şeklinde temiz cümleler yazın ve kendinizi gelecekte nerede gördüğünüzden bahsedin.
+1 paragraf bunu neden yapmak istediğinizi anlatsın.
+kimseyi ya da hiçbir şeyi kötülemeyin.
+başlığa saçma şeyler yazmayın. başlık niyet mektubu zaten. 'bilmem ne enstitüsüne' gibi başlıklar atanlar çok var, dilekçe değil güzel kardeşim bu. torpil kağıdı gibi düşün bunu.
+imzaya garip şeyler yazmayın, adres falan gibi. isim, tarih, imza olsun sadece.
+gereksiz kelime kullanmayın. "mihenk taşıdır" gibi kalıplarla yazarsanız, kimse o mektuba vakit ayırmaz. 'elzem' gibi kelimeler mesela, akademiye yakışmıyor.
+imla hatalarını bir bilen arkadaşınıza düzelttirin, imla hatası çok kötü gözüküyor(abartı bir imla istenmiyor tabi ama noktalı virgül, 2 nokta kullanmayı bilmeyen adamın mektubunu niye okuyalım diye düşünülüyor.)
---------------------------------------
şimdi asıl üst seviye dediğimiz mektuplarda gördüğümse; adamların/kadınların gerçekten özgün tarzlarının olması ve edebiyatı parçalamadan 1-2 kelime ile edebiyat yapmalarıydı. bu kişilerin yazdıklarını okurken; zaten kabul edilmeseler bile hayatlarında başarılı olacaklar diye içimden geçiriyordum.
kimseden çekinmeden, içinizdekileri doya doya yazın işte, kararlı olun, ne yaptığınızdan emin olun, neden yaptığınızdan şüpheniz olmasın. samimi bir dil kullanın, laubali de olmayın; işinize odaklanın sadece. yazmak için yazmayın. eğer bu şekilde düşünmekte zorlanıyorsanız, zaten mektubunuz kabul edilmeyecek gibi düşünün ve şansınızı öylesine deniyormuş gibi davranın bana kalırsa çünkü bu mektup iyi yazılırsa şansınız artıyor ancak kötü yazılırsa şansınızı azaltmıyor. siz sadece kötü yazarsanız bir fırsatı kaçırmış oluyorsunuz. bu her üniversitede böyle.
ayrıca güzel niyet mektubu yazan insanların ortak noktası da mezun oldukları üniversiteye başvurmamalarıydı. genelde idealist insanlar yerinde duramaz daha iyisini hedefler aynısıyla yetinmez imajı veriyorlar mektuplarında da, krizi gole çevirmek bu resmen. yani başka üniversiteye başvuranlar bu mektupla 10 adım öne geçebilirler.
---------------------------------------
cevap verilmesini istediğimiz sorular ise:
1.giriş:
-neden bu üniversiteye başvurdun? (kısa özet)
-çalışmak istediğin hoca var mı? (tek cümle)
-neden yüksek lisans/doktora yapmak istiyorsun? (tek cümle, kısa özet)
-şu anki güncel durumun nedir?(örneğin 2 senedir bilmem ne şirketinde çalışıyorum veya geçtiğimiz dönemde bilmem ne yüksek lisansından mezun oldum) (tek cümle)
-farklı üniversiteyse veya farklı bölümse neden bu şekilde bir başvuru yaptın.(tek cümle="at gözlüklerimi çıkarmak için farklı bir üniversiteye başvurdum" veya "üniversiteniz kafakopter konusunda mükemmel olduğu için üniversitenize başvurdum.")
not:4-6 cümle arası ideal; yukardakilerin sıralamasını paragraflarınızın sıralamasına göre yapın.
2.paragraf:
-yüksek lisans/doktora yapma sebeplerinizi daha uzun ifadelerle yazın. 2. paragrafın girişi kesinlikle bu olsun.
-senin için bilim nedir?
-senin hayata bakış açın nelerdir?
-okurken etkilendiğin hocam kimdir ve neyinden etkilendin, hangi sözü senin hep aklında kaldı ve bunu uyguladın ve uygulayacaksın?
-bu programa başvurmamda altta yatan düşüncen nedir? (etkili bir cümle örneği: "fizik bilimi benim için çok özeldir çünkü fizik öğrendikçe, aslında olan bilgisizliğimin çok olduğunu fark etmemdir.") ===> entropi bilgisi var, öğrenme isteği var, alçakgönüllük var, okuduğu alana hakimiyet var, var oğlu var bu cümlede.
-öğrenmeyi neden seversin? öğrenmek nedir?
-paragrafın sonunda ilgili alanda yüksek lisans/doktora yapmanın sizi çok mutlu edeceğini yazın.(aynen bu şekilde yazsanız bile kafidir.)
3.paragraf:
-lisans/yüksek lisans eğitiminde nasıl bir öğrenciydin? (hiç devamsızlık yapmayan bir öğrenciydim gibi)
-ne tür çalışmalarda bulundun, neyin üzerine tez/bitirme ödevi yaptın? ne tür etkinliklere katıldın?(sadece kendi alanınızda olanları yazın 3 etkinlikten fazlası -çok iyi etkinlikler değilse- okuyanı sinirlendirir.) örnek="yüksek lisans eğitimimde en hızlı kafakopter yapma yarışması üzerine girişimlerde bulundum." örnek="yüksek lisans tezimi at nallarının işlevselliği üzerine yazdım."
-kendi alanın dışında nelerde iyisin, neler öğrenmek için fedakarlık yaptın?(derslerde benden istenenlerin yanı sıra şunları öğrenmek için şu girişimlerde bulundum. bu girişimlerde bulunma sebeplerim rahatın batması sebebiyledir.)
-sizin için en iyi öğrenme nedir?(tek başıma çalışmak ya da usta çırak ilişkisiyle öğrenmek gibi.)
-sizi diğerlerinden ayıran özelliğiniz nedir?
-öğrendiklerim kalıcı oldu çünkü sebep sonuç ilişkisi kurdum gibi cümleler de kullanabilirsiniz. (ezbere dayalı eğitimi kötülemeyin sakın)
not:sizin olmayan bir şeyi yazmayın, disiplinli değilseniz disiplinli olduğunuzu kesinlikle yazmayın. samimiyet her zaman kazandırır ondan haberiniz olsun.(bilgisizliğin samimiyeti olmaz bunu da belirteyim. bilgisizliğin sebepleri var olabilir ama bu alanınız dışında yerlere başvuruyorsanız tolere edilir.)
4.sonuç:
-üniversitenizin saygınlığının bilince misin?
-kendini gelecekte nerede görüyorsun?
-kabul alırsanız yine bu durumun sizi mutlu edip etmeyeceğini yazın.(tekrara düşmek bazen vurguyu güçlendirir, tekrarda sakınca yok bu yüzden.)
son not: eski üniversitenizi, aldığınız dersleri, öğrendiklerini kötülemeyin. hiçbir şey hakkında "saçma" gibi ifadeler kullanmayın.
yüksek lisans/doktora için bu mektupları okuyup rapor veren bir üniversite çalışanı olarak tavsiye vermek istedim, umarım yardımı dokunur. iğrenç, berbat, komik mektuplar yazıyor çoğu insan hem de kafasında dert ediniyor bunu. benim görevim içinde küfür/argo ifade olanları elemek üzerineydi(boş bir işti yani ama küfür yazan orijinal arkadaşlar vardı gerçekten). nitekim bu boş işi değerlendirip iyileri kendim için ayırdım. binlerce mektuptan 20 iyi belki ayırabildim 4 başvuru döneminde. şu sözlüğe yazabilen insan çok önde sıradan bir insana göre öncelikle bu konuda içiniz rahat olsun. kıyaslandığınız mektuplar çok komikler çünkü.
şimdi bu mektup sizin için fırsat, kendinizi anlatmanız için, kısa sürede güzel bir özet geçebilmeniz için bulunmaz nimet, kıymetini bilerek yazın.
yapmanız gerekenleri kısa öz anlatacağım(altta kısımda daha ayrıntılı anlatacağım yazılması gerekenleri) çünkü sıklıkla bu hatalara denk geliyorum:
+kısa cümleler kurulması mecburi.
+gerçekten dersini aldığınız ya da türkiyede saygın prof'ların sözleri veya düşüncelerine yer vermek.(steve jobs yazıyor bazı insanlar, komik duruyor.)
+hayat mottosu belirlemek, örneğin "carpe diem". bunun hocanızın bir lafı olması daha makbul. "bilmem kim hocamdan öğrendiğim ve hayatımın sonuna kadar uygulayacağım gerçek ise; 'carpe diem'" (şüpheniz olmasın okuyan çok etkilenecektir, üstteki maddeyle beraber yapılırsa daha güzel olur.)
+2 hocadan fazlasının adını geçirmeyin.
+giriş gelişme ve sonuç vs kendinize en makul geleni yapın. 4 paragraf daha iyi gözüküyor ama. birbirini tekrar eden mektuplar sağlam sırıtıyor. sizce kendinizi anlatmanız, neden oraya başvurduğunuzdan daha önemliyse onu 2. paragrafa alın vs. neticede özgün bir tarz belirleyin.
+neden oraya başvurduğunuzu yazın. oranın hakkında bilgi sahibi olduğunuzu gösterin, bilginiz yoksa bilgi edinin. (üniversitenizin bilmem ne konusunda çok iyi olduğunu biliyorum ve sürekli olarak takip ediyorum şeklide)
+2 üniversiteye aynı mektubu göndermeyin, bundan haberdar olunuyor bazı bölümlerde, özellikle aynı üniversite 2 tercih yaparken. mülakatta alay konusu olursunuz ruhunuz bile duymaz neden alay konusu olduğunuzu.
+1 paragrafta çalışmalarınızdan bahsedin, kendinizden bahsedin, eğitim hayatınızın nasıl geçtiğini anlatın, kişisel özelliklerinizden bahsedin ve şu cümleyi kurun "beni diğerlerinden ayıran özelliğimin dirseğimi yalayabilmek olduğunu düşünüyorum". çünkü bilmek istiyoruz ne konuda iyisin, ukalalık değil bu. kiminin disiplin hayatında ön plandadır, kiminin sosyal beceresi. buna göre seçilecek zaten ilgili kişi.
+sonuç kısmına; eğer kabul alırsam, üniversitenizin kültürünü benimseyeceğime şeklinde temiz cümleler yazın ve kendinizi gelecekte nerede gördüğünüzden bahsedin.
+1 paragraf bunu neden yapmak istediğinizi anlatsın.
+kimseyi ya da hiçbir şeyi kötülemeyin.
+başlığa saçma şeyler yazmayın. başlık niyet mektubu zaten. 'bilmem ne enstitüsüne' gibi başlıklar atanlar çok var, dilekçe değil güzel kardeşim bu. torpil kağıdı gibi düşün bunu.
+imzaya garip şeyler yazmayın, adres falan gibi. isim, tarih, imza olsun sadece.
+gereksiz kelime kullanmayın. "mihenk taşıdır" gibi kalıplarla yazarsanız, kimse o mektuba vakit ayırmaz. 'elzem' gibi kelimeler mesela, akademiye yakışmıyor.
+imla hatalarını bir bilen arkadaşınıza düzelttirin, imla hatası çok kötü gözüküyor(abartı bir imla istenmiyor tabi ama noktalı virgül, 2 nokta kullanmayı bilmeyen adamın mektubunu niye okuyalım diye düşünülüyor.)
---------------------------------------
şimdi asıl üst seviye dediğimiz mektuplarda gördüğümse; adamların/kadınların gerçekten özgün tarzlarının olması ve edebiyatı parçalamadan 1-2 kelime ile edebiyat yapmalarıydı. bu kişilerin yazdıklarını okurken; zaten kabul edilmeseler bile hayatlarında başarılı olacaklar diye içimden geçiriyordum.
kimseden çekinmeden, içinizdekileri doya doya yazın işte, kararlı olun, ne yaptığınızdan emin olun, neden yaptığınızdan şüpheniz olmasın. samimi bir dil kullanın, laubali de olmayın; işinize odaklanın sadece. yazmak için yazmayın. eğer bu şekilde düşünmekte zorlanıyorsanız, zaten mektubunuz kabul edilmeyecek gibi düşünün ve şansınızı öylesine deniyormuş gibi davranın bana kalırsa çünkü bu mektup iyi yazılırsa şansınız artıyor ancak kötü yazılırsa şansınızı azaltmıyor. siz sadece kötü yazarsanız bir fırsatı kaçırmış oluyorsunuz. bu her üniversitede böyle.
ayrıca güzel niyet mektubu yazan insanların ortak noktası da mezun oldukları üniversiteye başvurmamalarıydı. genelde idealist insanlar yerinde duramaz daha iyisini hedefler aynısıyla yetinmez imajı veriyorlar mektuplarında da, krizi gole çevirmek bu resmen. yani başka üniversiteye başvuranlar bu mektupla 10 adım öne geçebilirler.
---------------------------------------
cevap verilmesini istediğimiz sorular ise:
1.giriş:
-neden bu üniversiteye başvurdun? (kısa özet)
-çalışmak istediğin hoca var mı? (tek cümle)
-neden yüksek lisans/doktora yapmak istiyorsun? (tek cümle, kısa özet)
-şu anki güncel durumun nedir?(örneğin 2 senedir bilmem ne şirketinde çalışıyorum veya geçtiğimiz dönemde bilmem ne yüksek lisansından mezun oldum) (tek cümle)
-farklı üniversiteyse veya farklı bölümse neden bu şekilde bir başvuru yaptın.(tek cümle="at gözlüklerimi çıkarmak için farklı bir üniversiteye başvurdum" veya "üniversiteniz kafakopter konusunda mükemmel olduğu için üniversitenize başvurdum.")
not:4-6 cümle arası ideal; yukardakilerin sıralamasını paragraflarınızın sıralamasına göre yapın.
2.paragraf:
-yüksek lisans/doktora yapma sebeplerinizi daha uzun ifadelerle yazın. 2. paragrafın girişi kesinlikle bu olsun.
-senin için bilim nedir?
-senin hayata bakış açın nelerdir?
-okurken etkilendiğin hocam kimdir ve neyinden etkilendin, hangi sözü senin hep aklında kaldı ve bunu uyguladın ve uygulayacaksın?
-bu programa başvurmamda altta yatan düşüncen nedir? (etkili bir cümle örneği: "fizik bilimi benim için çok özeldir çünkü fizik öğrendikçe, aslında olan bilgisizliğimin çok olduğunu fark etmemdir.") ===> entropi bilgisi var, öğrenme isteği var, alçakgönüllük var, okuduğu alana hakimiyet var, var oğlu var bu cümlede.
-öğrenmeyi neden seversin? öğrenmek nedir?
-paragrafın sonunda ilgili alanda yüksek lisans/doktora yapmanın sizi çok mutlu edeceğini yazın.(aynen bu şekilde yazsanız bile kafidir.)
3.paragraf:
-lisans/yüksek lisans eğitiminde nasıl bir öğrenciydin? (hiç devamsızlık yapmayan bir öğrenciydim gibi)
-ne tür çalışmalarda bulundun, neyin üzerine tez/bitirme ödevi yaptın? ne tür etkinliklere katıldın?(sadece kendi alanınızda olanları yazın 3 etkinlikten fazlası -çok iyi etkinlikler değilse- okuyanı sinirlendirir.) örnek="yüksek lisans eğitimimde en hızlı kafakopter yapma yarışması üzerine girişimlerde bulundum." örnek="yüksek lisans tezimi at nallarının işlevselliği üzerine yazdım."
-kendi alanın dışında nelerde iyisin, neler öğrenmek için fedakarlık yaptın?(derslerde benden istenenlerin yanı sıra şunları öğrenmek için şu girişimlerde bulundum. bu girişimlerde bulunma sebeplerim rahatın batması sebebiyledir.)
-sizin için en iyi öğrenme nedir?(tek başıma çalışmak ya da usta çırak ilişkisiyle öğrenmek gibi.)
-sizi diğerlerinden ayıran özelliğiniz nedir?
-öğrendiklerim kalıcı oldu çünkü sebep sonuç ilişkisi kurdum gibi cümleler de kullanabilirsiniz. (ezbere dayalı eğitimi kötülemeyin sakın)
not:sizin olmayan bir şeyi yazmayın, disiplinli değilseniz disiplinli olduğunuzu kesinlikle yazmayın. samimiyet her zaman kazandırır ondan haberiniz olsun.(bilgisizliğin samimiyeti olmaz bunu da belirteyim. bilgisizliğin sebepleri var olabilir ama bu alanınız dışında yerlere başvuruyorsanız tolere edilir.)
4.sonuç:
-üniversitenizin saygınlığının bilince misin?
-kendini gelecekte nerede görüyorsun?
-kabul alırsanız yine bu durumun sizi mutlu edip etmeyeceğini yazın.(tekrara düşmek bazen vurguyu güçlendirir, tekrarda sakınca yok bu yüzden.)
son not: eski üniversitenizi, aldığınız dersleri, öğrendiklerini kötülemeyin. hiçbir şey hakkında "saçma" gibi ifadeler kullanmayın.
devamını gör...
bugün benim doğum günüm insanı
katılmadığım önerme. insanlar sevincini yansıtmalı, mutluluk paylaşılmalıdır bence. bugün doğumgünü olan varsa da kutlu olsun.
devamını gör...
dtcf
ankara üniversitesi dil ve tarih coğrafya fakültesinin kısaltması. gerçi dil tarihte okuyan hiçbir insan evladı "nerede okuyorsun?" sorusuna ankara üniversitesi demezdi. dtcf yahut en kötü dil tarih der geçerdi.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
baruch spinoza
gerek demokrasi, gerek toplum/insan ilişkileri hakkında değerli bir tespit yapmış filozof:
''ruh bir başkası tarafından kandırılmaya ne ölçüde yatkınsa, yargılama yetisi de o ölçüde bir başkasının istemine bağımlı duruma gelebilir.''
''ruh bir başkası tarafından kandırılmaya ne ölçüde yatkınsa, yargılama yetisi de o ölçüde bir başkasının istemine bağımlı duruma gelebilir.''
devamını gör...
yazarların kendine yakıştırmadığı bir hareket
karma puan kazanmak için herkesi oylamak,favlamak.
devamını gör...
bir kadının en güzel yanı doğurabilmesi
bazı kadınlar anne olamıyor ya da olmak istemeyebilir. kategorize edip en güzel yanı demek bence hoş değil.sanki dünyaya onların geliş amacı çocuk doğurup bakmak mı? kaba tabirle damızlık yerine konmuş oluyorlar. doğurmasa da benim için değerlidir , hayatımda var olması yeter.
devamını gör...
uzaylı görünce söylenecek ilk şey
biraz kaba olacak ama büyük harflerle evrene gönderdiğim mesajları sen mi yedin ayı? diye sormak istiyorum.
devamını gör...
