1 yıl sonraki kendine not
canım her şeyi atlattamadığın gibi bunu da atlatamayacaksın,fazla yorma kendini tamam bebeğim.
devamını gör...
yaşamanın tanımı ve insanın yaşama nedeni
önceleri çok ciddiye aldığımız sonrasında akışına bıraktığımız anlam.
bunu da ciddiye almayın. ciddiye alınan her adım ömürden bir kaç yıl alıyor.
bunu da ciddiye almayın. ciddiye alınan her adım ömürden bir kaç yıl alıyor.
devamını gör...
kadın erkek eşit mi sorunsalı
eşitlik ayrı aynılık ayrı kavramlardır. kadın ve erkek eşittir ama farklıdır. bu farklılık gereğince de aynı kıstaslara göre değerlendirilmemelidirler.
devamını gör...
menzil tarikatı
tarikat değil cemaattir nakşibendi tarikatına mensupturlar.
edit: nikiforenko adlı yazara göre başında şeyh efendi olduğu için hem tarikat hem cemaat sayılırmış.
edit: nikiforenko adlı yazara göre başında şeyh efendi olduğu için hem tarikat hem cemaat sayılırmış.
devamını gör...
yemekteyiz
can sıkıntısından denk gelirsem ya da canım kaos çektiğinde bakarım.
birisi mutlaka puan dağıtıcı ponçik,birisi pis ve cimri*,biri laf yarıştırmaktan yemek yiyemeyen,birisi hep ezilen ama yine de beğenmeyen,biri de sanatçı, aşçı gibi mesleğe sahip kibirli bilirkişi.*
birisi mutlaka puan dağıtıcı ponçik,birisi pis ve cimri*,biri laf yarıştırmaktan yemek yiyemeyen,birisi hep ezilen ama yine de beğenmeyen,biri de sanatçı, aşçı gibi mesleğe sahip kibirli bilirkişi.*
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
(bkz: celebrant)
devamını gör...
üniversite tercihi yapacaklara tavsiyeler
bazı üniversitelerin bazı bölümleri iyidir. ancak mezuniyetten sonra yine de iş bulma konusu garanti değildir. bazı üniversitelerin ise tüm bölümleri kötüdür. mezuniyetten sonra işsiz kalma konusu neredeyse garantidir.
devlet üniversiteleri için bir şey demeyeceğim. ancak vakıf üniversiteleri için söylemek istediğim bir şey var: tercih zamanı televizyona reklam veren vakıf üniversitelerinden birini seçmeyin. eskici sokak sokak gezip, bağıra çağıra alışveriş yaparken; antikacı alışverişinde sessiz ve asil bir duruş sergiler. işbu benzetme aklınızın bir köşesinde bulunsun.
not: içeriden bildiriyorum. bir vakıf üniversitesinde doçentim.
devlet üniversiteleri için bir şey demeyeceğim. ancak vakıf üniversiteleri için söylemek istediğim bir şey var: tercih zamanı televizyona reklam veren vakıf üniversitelerinden birini seçmeyin. eskici sokak sokak gezip, bağıra çağıra alışveriş yaparken; antikacı alışverişinde sessiz ve asil bir duruş sergiler. işbu benzetme aklınızın bir köşesinde bulunsun.
not: içeriden bildiriyorum. bir vakıf üniversitesinde doçentim.
devamını gör...
takiyüddin'in rasathanesi
ya da direkt takiyüddin rasathanesi. osmanlı topraklarında kurulmuş ilk rasathanedir. adı üzerinde, astronom takiyüddin tarafından 1575'te kurulmuştur. zic-i uluğ bey'in* geçerliliğini yitirdiği gerekçesiyle, sokollu mehmed paşa ve hoca sadettin efendi'nin desteğiyle, 3. murat'ın zamanında ve izniyle gerçekleştirilmiştir. döneminin en ileri teknolojilerini barındırıyor, araştırmacılara çalışma alanı sağlıyor, zengin bir kütüphane de barındırıyor idi.
fakat ne yazık ki uzun ömürlü olamadı. kuruluşundan hemen sonra, takvimler 1580'i gösterdiğinde yıkıldı. gerekçesi de "takiyüddin ve yardımcılarının meleklerin bacaklarını izlediği" idi. bu konuda o zamanlar baş gösteren veba salgını ya da deprem afetleri de söz konusudur. ama gene de genel kanı, kurulmasından hoşnutsuz olan ulema mensuplarının ve birtakım tarikatların karşıtlığı sebebiyle yıkıldığı üzerinedir.
neticede osmanlı'nın cahil cühela halk kesiminin osmanlı'ya ödettiği bir diğer ağır bedeldir. buna rağmen gene de topraklarımızdaki modern astronomi çalışmaları oldukça eskiye dayanmakta fakat gerekli ilgiyi hem geçmişte hem de bugün göremediğinden her geçen gün biraz daha unutulmakta, eskimektedir. ta 16. yüzyılda "dine karşı olduğu" gerekçesiyle engellenen astronomi, 400 küsür yıl sonra hala daha aynı gerekçeyle engellenemese de göz ardı edilebilmektedir. bu da bu toprakların laneti olsa gerek.
fakat ne yazık ki uzun ömürlü olamadı. kuruluşundan hemen sonra, takvimler 1580'i gösterdiğinde yıkıldı. gerekçesi de "takiyüddin ve yardımcılarının meleklerin bacaklarını izlediği" idi. bu konuda o zamanlar baş gösteren veba salgını ya da deprem afetleri de söz konusudur. ama gene de genel kanı, kurulmasından hoşnutsuz olan ulema mensuplarının ve birtakım tarikatların karşıtlığı sebebiyle yıkıldığı üzerinedir.
neticede osmanlı'nın cahil cühela halk kesiminin osmanlı'ya ödettiği bir diğer ağır bedeldir. buna rağmen gene de topraklarımızdaki modern astronomi çalışmaları oldukça eskiye dayanmakta fakat gerekli ilgiyi hem geçmişte hem de bugün göremediğinden her geçen gün biraz daha unutulmakta, eskimektedir. ta 16. yüzyılda "dine karşı olduğu" gerekçesiyle engellenen astronomi, 400 küsür yıl sonra hala daha aynı gerekçeyle engellenemese de göz ardı edilebilmektedir. bu da bu toprakların laneti olsa gerek.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
sallayalım arkadaşlar, bakın daha çok yer var, lütfen salla sallaaaaaaaa!
devamını gör...
hayata sarıl lokantası
adı üzerinde ama tanım olsun.
--- alıntı ---
hayata sarıl lokantası evsiz, toplum tarafından yok sayılan kişilere iş, aş, yaşam imkanı, psikolojik destek, mesleki eğitim desteği vererek hayatlarına tekrar devam etmelerini sağlayan, türkiye'nin “hayata geri kazandıran” ilk lokantasıdır.
--- alıntı ---
çorbada tuzun olsun'a gönüllü katıldığım bir akşam lokantasının önündeki evsizlere yemek verirken içeri girip yemek yememiz için çok ısrar etmişti ayşe abla. o zaman kendisini tanımıyordum, ettiğimiz sohbet en fazla üç dakika sürmüştür. uzun zaman sonra hayat hikayesini okuduğumda karşılaşmamızı çok iyi hatırladım. böyle güçlü insanların ve güzel fikirlerin daha çok bilinmesi ve desteklenmesi gerek.
--- alıntı ---
hayata sarıl lokantası evsiz, toplum tarafından yok sayılan kişilere iş, aş, yaşam imkanı, psikolojik destek, mesleki eğitim desteği vererek hayatlarına tekrar devam etmelerini sağlayan, türkiye'nin “hayata geri kazandıran” ilk lokantasıdır.
--- alıntı ---
çorbada tuzun olsun'a gönüllü katıldığım bir akşam lokantasının önündeki evsizlere yemek verirken içeri girip yemek yememiz için çok ısrar etmişti ayşe abla. o zaman kendisini tanımıyordum, ettiğimiz sohbet en fazla üç dakika sürmüştür. uzun zaman sonra hayat hikayesini okuduğumda karşılaşmamızı çok iyi hatırladım. böyle güçlü insanların ve güzel fikirlerin daha çok bilinmesi ve desteklenmesi gerek.
devamını gör...
normal sözlük 1. istanbul zirvesi
bir daha davos'a gelmem diyenlerin mutlaka çıkacağı zirve.*
devamını gör...
süslüman
(bkz: sana ne) kişisel hak ve hürriyetleri kısıtlamaya yönelik aşağılayıcı ithamlar. bırakın insanlar istediği gibi giyinsin. zamanında insanların türban giymesini engelleyenlerden rahatsız değil misiniz? bu durumdan rahatsız olan islamcılar eskiden dinlerini yaşayamadığı için ağlıyorlardı, şimdi kendilerinden olup kendi istedikleri gibi giyinmeyenler olduğu için yine mağdurlar. insanlar sizin kalıplarınızla yaşamıyor, sizin gibi düşünmüyor ve sizin gibi inanmıyorlar. ne yapacaksınız?
devamını gör...
bir kadının sustuğu an
susuyorum, ne yazık ki bitmesinin eşiğindeyim.
devamını gör...
mir (yazar)
düşündürücü tanımlara sahip, su altı canlılarıyla yakından ilgili, rus kültürüne hakim, tiye almayı çok seven, gayet açık sözlü, saygılı ve anlayışlı değerli bir yazarımız.
devamını gör...
fazla samimi olunmaması gereken insanlar
çalışılan iş kolunda ki müşteriler. kibarlığınız ve gösterdiğiniz nezaket sonrası , kendilerine iltimas geçilmesini bekleyen kurnaz insanlar ve absürt istekleri.
devamını gör...
bir küvet hikayesi
nazım, piraye'yi aldatınca piraye bu şiiri yazıp nazım'a göndermiş. nazım da birkaç dizesini değiştirip 1940 yılında* kendi adıyla yayınlamış.
"süleyman'a karısı telefon etti :
— konuşan ben,
ben, fahire.
tanımadın mı sesimden?
demek çok bağırdım birdenbire.
çığlık mı?
belki...
hayır,
çocuklar hasta değil.
dinle beni :
işini bırak da gel,
çabuk ol ama.
telefonda anlatamam,
olmaz.
daha kıyamet kadar vakit var akşama.
saatlar, saatlar,
kıyamet kadar.
sorma.
dinle beni...
hemen vapur bulamazsan
üsküdar'a kayıkla geç.
bir taksiye atla.
paran yoksa
patrondan avans al.
yolda hiçbir şey düşünme,
mümkün mertebe yalansız gelmeye çalış.
yalan kuvvetliye söylenir
ben kuvvetsizim.
alay etme kuzum.
evet kar yağacak,
evet
hava güzel.
koynuna girdiğim adam gibi
kocam gibi değil,
büyüğüm, akıllım,
babam gibi gel...
geldi süleyman,
fahire, kocası süleyman'a sordu :
— doğru mu?
— evet.
— teşekkür ederim süleyman.
bak işte rahatladım.
bak işte ağlamıyorum artık.
nerde buluşuyordunuz?
— bir otelde.
— beyoğlu tarafında mı?
— evet.
— kaç defa?
— ya üç, ya dört.
— üç mü, dört mü?
— bilmiyorum.
— bunu hatırlamak bu kadar mı güç süleyman?
— bilmiyorum.
— demek ki bir otel odasında.
kim bilir çarşaflar nasıl kirliydi.
bir ingiliz romanında okudum,
bu işlere yarayan otellerde
kırık küvetler varmış.
sizinkinde de var mıydı süleyman?
— bilmiyorum.
— hele düşün,
toz pembe çiçekli, kırık bir küvet?
— evet.
— hiç hediye verdin mi?
— hayır.
— çukulata, filân?
— bir defa.
— çok mu seviyordun?
— sevmek mi?
hayır...
— başkaları da var mı süleyman?
— yok.
— olmadı mı?
— hayır.
— bunu sevdin demek...
başkaları da olsaydı
daha rahat ederdim...
çok mu güzel yatıyordu?
— hayır.
— doğru söyle, bak ne kadar cesurum...
— doğru söylüyorum...
— zaten gösterdiler bana.
inek gibi karı.
belimden kalın bacakları...
fakat zevk meselesi bu...
bir sual daha, süleyman :
niçin?
— bilmiyorum...
karanlıkta pencerenin hizasında
karlı, ağır bir çam dalı.
bir hayli zaman oldu
sofada asma saat on ikiyi çalalı.
süleyman'ın karısı fahire
şunları anlattı kocasına ertesi gün :
— ... dayanılmaz bir acı halindeydi
kendime karşı duyduğum merhamet,
ölmeye karar verdimdi, süleyman...
annem, çocuklarım ve en önde sen
bulacaktınız karda ayak izlerimi.
bekçi, polisler, bir tahta merdiven
ve bir kadın ölüsü çıkaracaktınız
arka arsada bostan kuyusundan.
kolay mı?
gece bostan kuyusuna doğru yürümek,
sonra kenarına çıkıp durarak
baş aşağı atlamak karanlığına?
fakat bulmadınızsa eğer
karda ayak izlerimi
sade korktuğumdan değil.
bekçi, merdiven, polisler,
dedikodu, kepazelik,
aldatılmış bir zevcenin intiharı :
komik.
niçin öldüğümü anlatmak müşkül.
kime? herkese, sana meselâ.
insan, ölmeye karar verirken bile
insanları düşünüyor...
sen yatakta uyuyordun
yüzün rahat,
her zaman nasıl uyursan
ondan evvel ve o varken.
dışarda kar yağmaya başladı.
bir tek gecelikle çıkmak balkona :
zatürree ertesi gün,
nümayişsiz ölüvermek.
hayır,
hiç aklıma gelmedi nezle olmak ihtimali.
yaktım sobamızı.
iyice ısınmak lâzım ilkönce.
ciğer bir çay bardağı gibi çatlarmış.
pencereye, kara bakıyorum :
«eşini gaip eyleyen bir kuş
gibi kar
geçen eyyamı nev baharı arar...»
babam bu şiiri çok severdi.
sen beğenmezsin.
«sağdan sola, soldan sağa lerzânı girizan...»
lambayı söndürmeden balkona çıktım.
« ... gibi kar
düşer düşer ağlar...»
oturdum balkonda iskemleye.
havada çıt yok.
karanlık bembeyaz.
uykudayım sanki.
sanki çok sevdiğim bir insan
korkarak beni uyandırmaktan
yumuşacık dolaşıyor etrafımda.
üşümüyordum.
kederim duruluyor
berraklaşıyor.
odanın camlı kapısından balkona vuran ışık
sıcak bir kumaş gibiydi üstünde dizlerimin.
ben rehavetli bir mahzunluk içinde
acayip şeyler düşünüyordum :
feneryolu'ndaki çınar
150 yaşındaymış.
ömrü bir gün süren böcekler.
gün gelecek
insanlar çok uzun
çok bahtiyar yaşayacaklar.
insanın yüreği ve kafası var...
insanın elleri...
insan?
ne zamanki,
nerdeki,
hangi sınıftan?
onların insanları,
bizim insanlarımız.
ve her şeye rağmen
yeni bir dünya için yapılan kavga.
sonra sen
ben
bir kırık küvet
ve benim
kendime karşı duyduğum merhamet...
kar durdu.
sökmek üzre şafak.
utanarak
odaya döndüm.
o anda uyansaydın
sarılıp boynuna...
uyanmadın.
evet,
çok şükür nezle bile değilim.
şimdi?
zaman zaman hatırlayıp
zaman zaman unutacağım.
yine yan yana yaşayacağız
beni sevdiğine emin olarak.
altı ay kadar geçti aradan.
bir gece karı koca denizden dönüyorlardı.
gökte yıldızlar, ağaçlarda yaz meyveleri vardı.
fahire birdenbire durdu
baktı muhabbetle kocasının gözlerine
ve suratına tükürür gibi bir tokat vurdu."
- nazım hikmet
"süleyman'a karısı telefon etti :
— konuşan ben,
ben, fahire.
tanımadın mı sesimden?
demek çok bağırdım birdenbire.
çığlık mı?
belki...
hayır,
çocuklar hasta değil.
dinle beni :
işini bırak da gel,
çabuk ol ama.
telefonda anlatamam,
olmaz.
daha kıyamet kadar vakit var akşama.
saatlar, saatlar,
kıyamet kadar.
sorma.
dinle beni...
hemen vapur bulamazsan
üsküdar'a kayıkla geç.
bir taksiye atla.
paran yoksa
patrondan avans al.
yolda hiçbir şey düşünme,
mümkün mertebe yalansız gelmeye çalış.
yalan kuvvetliye söylenir
ben kuvvetsizim.
alay etme kuzum.
evet kar yağacak,
evet
hava güzel.
koynuna girdiğim adam gibi
kocam gibi değil,
büyüğüm, akıllım,
babam gibi gel...
geldi süleyman,
fahire, kocası süleyman'a sordu :
— doğru mu?
— evet.
— teşekkür ederim süleyman.
bak işte rahatladım.
bak işte ağlamıyorum artık.
nerde buluşuyordunuz?
— bir otelde.
— beyoğlu tarafında mı?
— evet.
— kaç defa?
— ya üç, ya dört.
— üç mü, dört mü?
— bilmiyorum.
— bunu hatırlamak bu kadar mı güç süleyman?
— bilmiyorum.
— demek ki bir otel odasında.
kim bilir çarşaflar nasıl kirliydi.
bir ingiliz romanında okudum,
bu işlere yarayan otellerde
kırık küvetler varmış.
sizinkinde de var mıydı süleyman?
— bilmiyorum.
— hele düşün,
toz pembe çiçekli, kırık bir küvet?
— evet.
— hiç hediye verdin mi?
— hayır.
— çukulata, filân?
— bir defa.
— çok mu seviyordun?
— sevmek mi?
hayır...
— başkaları da var mı süleyman?
— yok.
— olmadı mı?
— hayır.
— bunu sevdin demek...
başkaları da olsaydı
daha rahat ederdim...
çok mu güzel yatıyordu?
— hayır.
— doğru söyle, bak ne kadar cesurum...
— doğru söylüyorum...
— zaten gösterdiler bana.
inek gibi karı.
belimden kalın bacakları...
fakat zevk meselesi bu...
bir sual daha, süleyman :
niçin?
— bilmiyorum...
karanlıkta pencerenin hizasında
karlı, ağır bir çam dalı.
bir hayli zaman oldu
sofada asma saat on ikiyi çalalı.
süleyman'ın karısı fahire
şunları anlattı kocasına ertesi gün :
— ... dayanılmaz bir acı halindeydi
kendime karşı duyduğum merhamet,
ölmeye karar verdimdi, süleyman...
annem, çocuklarım ve en önde sen
bulacaktınız karda ayak izlerimi.
bekçi, polisler, bir tahta merdiven
ve bir kadın ölüsü çıkaracaktınız
arka arsada bostan kuyusundan.
kolay mı?
gece bostan kuyusuna doğru yürümek,
sonra kenarına çıkıp durarak
baş aşağı atlamak karanlığına?
fakat bulmadınızsa eğer
karda ayak izlerimi
sade korktuğumdan değil.
bekçi, merdiven, polisler,
dedikodu, kepazelik,
aldatılmış bir zevcenin intiharı :
komik.
niçin öldüğümü anlatmak müşkül.
kime? herkese, sana meselâ.
insan, ölmeye karar verirken bile
insanları düşünüyor...
sen yatakta uyuyordun
yüzün rahat,
her zaman nasıl uyursan
ondan evvel ve o varken.
dışarda kar yağmaya başladı.
bir tek gecelikle çıkmak balkona :
zatürree ertesi gün,
nümayişsiz ölüvermek.
hayır,
hiç aklıma gelmedi nezle olmak ihtimali.
yaktım sobamızı.
iyice ısınmak lâzım ilkönce.
ciğer bir çay bardağı gibi çatlarmış.
pencereye, kara bakıyorum :
«eşini gaip eyleyen bir kuş
gibi kar
geçen eyyamı nev baharı arar...»
babam bu şiiri çok severdi.
sen beğenmezsin.
«sağdan sola, soldan sağa lerzânı girizan...»
lambayı söndürmeden balkona çıktım.
« ... gibi kar
düşer düşer ağlar...»
oturdum balkonda iskemleye.
havada çıt yok.
karanlık bembeyaz.
uykudayım sanki.
sanki çok sevdiğim bir insan
korkarak beni uyandırmaktan
yumuşacık dolaşıyor etrafımda.
üşümüyordum.
kederim duruluyor
berraklaşıyor.
odanın camlı kapısından balkona vuran ışık
sıcak bir kumaş gibiydi üstünde dizlerimin.
ben rehavetli bir mahzunluk içinde
acayip şeyler düşünüyordum :
feneryolu'ndaki çınar
150 yaşındaymış.
ömrü bir gün süren böcekler.
gün gelecek
insanlar çok uzun
çok bahtiyar yaşayacaklar.
insanın yüreği ve kafası var...
insanın elleri...
insan?
ne zamanki,
nerdeki,
hangi sınıftan?
onların insanları,
bizim insanlarımız.
ve her şeye rağmen
yeni bir dünya için yapılan kavga.
sonra sen
ben
bir kırık küvet
ve benim
kendime karşı duyduğum merhamet...
kar durdu.
sökmek üzre şafak.
utanarak
odaya döndüm.
o anda uyansaydın
sarılıp boynuna...
uyanmadın.
evet,
çok şükür nezle bile değilim.
şimdi?
zaman zaman hatırlayıp
zaman zaman unutacağım.
yine yan yana yaşayacağız
beni sevdiğine emin olarak.
altı ay kadar geçti aradan.
bir gece karı koca denizden dönüyorlardı.
gökte yıldızlar, ağaçlarda yaz meyveleri vardı.
fahire birdenbire durdu
baktı muhabbetle kocasının gözlerine
ve suratına tükürür gibi bir tokat vurdu."
- nazım hikmet
devamını gör...
sözlük yazarlarının yaptığı mesleğin en zor yanı
her gün ayrı ayrı yalan söylemek.
evet bildiniz , esnafım.*
evet bildiniz , esnafım.*
devamını gör...
spora yeni başlayanlara tavsiyeler
yeni başlayanlar için protein tozu değerinde tavsiyelerdir.
ilk olarak amacınızı belirlemelisiniz.kilo verme ,kilo ve hacim kazanma,güç ve dayanıklılığı artırma,kardiyovasküler sistemi geliştirme gibi.genel olarak makarna bacaklı delikanlı kardeşlerimizin yapılı bir tosuncuğa dönüşmek için bu işe merak sardığını varsayarak dilim döndüğünce ,dağarcığım yettiğince bir kaç altın tavsiyede bulunmak isterim.elimden geldiğince kısa tutmaya çalışacağım.
1) oku.elinden geldiğince insan anatomisini, gelişme aşamasında kasın davranışını,temel compound(birleşik,aynı anda birden fazla kas grubunu aktive eden)egzersizleri ve yapılış biçimlerini öğren.okuma alışkanlığın yoksa veya üşeniyorsan youtube'da tonla içerik mevcut,izlemeni tavsiye ederim
2) ortalama yeterlilikte bir spor salonu ve antrenör bul. muhtemelen seninle ciddi anlamda ilgilenebilecek antrenör bulamayacağın için bir koyun olarak kendi bacağından asılacaksın.o yüzden oku ve öğren.tosun olmak kolay değil.
3)''tosun olmak kolay değil'' ,''senin genetiğin müsaade etmez'' gibi saçma salak konuşan tiplere kulak vermemelisin.(bana kulak ver, ben dilimin ucuyla şakasına söyledim).azmedip sabredersen her şekilde şimdiki halinin kat kat ötesinde olacaksın,hatta ağırlığının üstüne 20 kilo fazla koyacaksın.bırak süper genetikli goril arkadaşların kolu 50 cm,seninki 40 cm olsun.
4) sabırlı ve gerçekçi olmalısın.bunları zaten biliyorsun ancak asla ve asla sentetik hormon kullanan o devasa sporcular gibi olamayacaksın.hatta sentetik hormon alsan dahi muhtemelen olamayacaksın çünkü bu iş sandığımızdan daha karmaşık.
5) vücut geliştirme ve diğer tüm sporları hayatına entegre edebilmek bir disiplin işidir.zaman ve ekonomi yönetimidir.işin içine girince bunu daha iyi anlayacak ve kendi mücadele metodunu belirleyeceksin.
6) asla ama asla aceleci davranma ve salondakilerle kendini kıyaslama.
7) beslenme konusunda genel bir disiplin oturtmaya çalış.birden bire tam randımanlı bir beslenme programı uygulayamayabilirsin ama sabredersen, iştahın da mide hacmin de yavaş yavaş artacaktır,endişe etmemelisin.
8) makrolar mikrolar kalori hesapları vitamin hesapları vs bunlara fazla takılmamalısın.ilk etapta yiyebildiğin kadar sağlıklı karbonhidrat(pirinç,bulgur,makarna) ve protein(et ,yumurta ,balık ,tavuk, kuru ,baklagil) yemelisin.kilo sorunun çok fazlaysa antrenman öncesi ve gece uyurken delikanlı gibi birer kase cicibebe ve süt tüketebilirsin.ve tabi yiyebildiğin kadar kuruyemiş.
9) farklı antrenman metodları araştırmalısın.ve zamanla değişik varyasyonlarla bu programları tatbik etmelisin.gelişimini de takip ederek senin için en uygun olanını tespit edersin.vücudunu tanımaya başlamalısın.
10) ilk başta(en azından ilk iki ay) tüm vücut antrenmanı yapmalısın.böylelikle hem genel vücut postürün yerleşecek hem de motor ünitelerin daha fazla uyarılacak ve merkezi sinir sistemin strese daha iyi adapte olacaktır.
11)ağırlıkları bir setten diğerine geçerken değil de ,hafta hafta artırmanı tavsiye ederim.bu metod,kasın mevcut hacmini belleğine almasında çok önemli rol oynar.mesela bir hafta içinde antrenmanda bir bölgeyi yalnızca 10 kg ile çalışıp,diğer hafta aynı bölgeyi 12,5 kg la çalışmak gibi.elbette genel olarak hareketten harekete(her makinenin verimli sunabildiği ağırlık miktarı farklıdır) de aynı bölge için farklı ağırlıklar zorunlu olmaktadır.
12)herhangi bir bölgedeki kas grubunun güçsüz olduğunu anladığın an o bölgeyi düşük ağırlıkla çok yüksek tekrarlar çıkarmak suretiyle güçlendirebilirsin.kuvvet kazandıkça ağırlık artırabilirsin.
şimdilik aklıma gelen başlangıç tavsiyeleri bunlar kıymetli arkadaşım.
ilk olarak amacınızı belirlemelisiniz.kilo verme ,kilo ve hacim kazanma,güç ve dayanıklılığı artırma,kardiyovasküler sistemi geliştirme gibi.genel olarak makarna bacaklı delikanlı kardeşlerimizin yapılı bir tosuncuğa dönüşmek için bu işe merak sardığını varsayarak dilim döndüğünce ,dağarcığım yettiğince bir kaç altın tavsiyede bulunmak isterim.elimden geldiğince kısa tutmaya çalışacağım.
1) oku.elinden geldiğince insan anatomisini, gelişme aşamasında kasın davranışını,temel compound(birleşik,aynı anda birden fazla kas grubunu aktive eden)egzersizleri ve yapılış biçimlerini öğren.okuma alışkanlığın yoksa veya üşeniyorsan youtube'da tonla içerik mevcut,izlemeni tavsiye ederim
2) ortalama yeterlilikte bir spor salonu ve antrenör bul. muhtemelen seninle ciddi anlamda ilgilenebilecek antrenör bulamayacağın için bir koyun olarak kendi bacağından asılacaksın.o yüzden oku ve öğren.tosun olmak kolay değil.
3)''tosun olmak kolay değil'' ,''senin genetiğin müsaade etmez'' gibi saçma salak konuşan tiplere kulak vermemelisin.(bana kulak ver, ben dilimin ucuyla şakasına söyledim).azmedip sabredersen her şekilde şimdiki halinin kat kat ötesinde olacaksın,hatta ağırlığının üstüne 20 kilo fazla koyacaksın.bırak süper genetikli goril arkadaşların kolu 50 cm,seninki 40 cm olsun.
4) sabırlı ve gerçekçi olmalısın.bunları zaten biliyorsun ancak asla ve asla sentetik hormon kullanan o devasa sporcular gibi olamayacaksın.hatta sentetik hormon alsan dahi muhtemelen olamayacaksın çünkü bu iş sandığımızdan daha karmaşık.
5) vücut geliştirme ve diğer tüm sporları hayatına entegre edebilmek bir disiplin işidir.zaman ve ekonomi yönetimidir.işin içine girince bunu daha iyi anlayacak ve kendi mücadele metodunu belirleyeceksin.
6) asla ama asla aceleci davranma ve salondakilerle kendini kıyaslama.
7) beslenme konusunda genel bir disiplin oturtmaya çalış.birden bire tam randımanlı bir beslenme programı uygulayamayabilirsin ama sabredersen, iştahın da mide hacmin de yavaş yavaş artacaktır,endişe etmemelisin.
8) makrolar mikrolar kalori hesapları vitamin hesapları vs bunlara fazla takılmamalısın.ilk etapta yiyebildiğin kadar sağlıklı karbonhidrat(pirinç,bulgur,makarna) ve protein(et ,yumurta ,balık ,tavuk, kuru ,baklagil) yemelisin.kilo sorunun çok fazlaysa antrenman öncesi ve gece uyurken delikanlı gibi birer kase cicibebe ve süt tüketebilirsin.ve tabi yiyebildiğin kadar kuruyemiş.
9) farklı antrenman metodları araştırmalısın.ve zamanla değişik varyasyonlarla bu programları tatbik etmelisin.gelişimini de takip ederek senin için en uygun olanını tespit edersin.vücudunu tanımaya başlamalısın.
10) ilk başta(en azından ilk iki ay) tüm vücut antrenmanı yapmalısın.böylelikle hem genel vücut postürün yerleşecek hem de motor ünitelerin daha fazla uyarılacak ve merkezi sinir sistemin strese daha iyi adapte olacaktır.
11)ağırlıkları bir setten diğerine geçerken değil de ,hafta hafta artırmanı tavsiye ederim.bu metod,kasın mevcut hacmini belleğine almasında çok önemli rol oynar.mesela bir hafta içinde antrenmanda bir bölgeyi yalnızca 10 kg ile çalışıp,diğer hafta aynı bölgeyi 12,5 kg la çalışmak gibi.elbette genel olarak hareketten harekete(her makinenin verimli sunabildiği ağırlık miktarı farklıdır) de aynı bölge için farklı ağırlıklar zorunlu olmaktadır.
12)herhangi bir bölgedeki kas grubunun güçsüz olduğunu anladığın an o bölgeyi düşük ağırlıkla çok yüksek tekrarlar çıkarmak suretiyle güçlendirebilirsin.kuvvet kazandıkça ağırlık artırabilirsin.
şimdilik aklıma gelen başlangıç tavsiyeleri bunlar kıymetli arkadaşım.
devamını gör...
19 nisan 2021 fahrettin koca açıklaması
ülkeyi kırmızıya boyayan akp kongrelerini tebrik eden sağlık bakanının açıklaması. harita kıpkırmızı olmuş bakan bey. hatta istanbul artık kırmızı bile değil siyah olmuş. aşı bulunalı, piyasaya sürüleli aylar olmuş, ingiltere, israil, amerika ve başka bir çok ülke nüfüsun büyük bölümünü aşılamış, kısmen maskesiz ve normal hayata geçmiş, vaka sayılarını bile yüzün altına düşürmüş ama bizde daha 55 yaşa ancak aşı sırası gelmiş. üllkenin sağlık bakanı diyor bunu. 55 yaş. ne büyük başarı. üstelik bu mutant virüslerin gençleri daha çok etkilediği ve genç hasta sayısında artış olduğu da söyleniyor. siz daha marifetmiş gibi 55 yaşa anca aşı sırası geldiğini açıklıyorsunuz.
öyle bahtsız bir nesiliz ki.
öyle bahtsız bir nesiliz ki.
devamını gör...
normal sözlük'ün reklam almaya başlaması
helali hoş olsun canım yoldaşım. olması gerekeni yaptın.
günümüzde reklam,promosyon ve ortaklık olmadan böyle bir yapıyı kendi başına ayaklar üzerinde tutmak oldukça güç.
ben şahsım adına bu zamana kadar verdiğiniz emekler için çok teşekkür ederim. normal sözlükte kült bir şey oluştuysa bu tamamen sizin çabalarınız sayesinde.
bundan sonrası için daha da iyiye gideceğimizi düşünüyorum. sana ve arkadaşlarına kolaylıklar diliyorum brom.
günümüzde reklam,promosyon ve ortaklık olmadan böyle bir yapıyı kendi başına ayaklar üzerinde tutmak oldukça güç.
ben şahsım adına bu zamana kadar verdiğiniz emekler için çok teşekkür ederim. normal sözlükte kült bir şey oluştuysa bu tamamen sizin çabalarınız sayesinde.
bundan sonrası için daha da iyiye gideceğimizi düşünüyorum. sana ve arkadaşlarına kolaylıklar diliyorum brom.
devamını gör...