/aklını kaşık kaşık yemek istiyordu kadın
en ateşli sevişmelerden daha çok haz verecekti sanki ona
yaşamak, görmek ve dinlemek
sebepsiz bir tutkuya kelepçeliydi bir nevi
aklı oyunlarında durgun
dili sözlerinde suskundu
meydandan başlayıp koşmaya
kızgın denizlerde sönmekti tek arzusu
/

her yer karanlık olsa da önünü az çok seçebiliyordu. gözleri alışmıştı karanlığa. uykudan yeni uyanmanın verdiği mahmurlukla ağır ağır mutfağa ilerledi. aspiratörün düğmelerini eliyle yokladıkan sonra en kenardakine basarak aspiratörün ışığını açtı. hala oturma odasından şarkı sesleri geliyordu. yine şarkı dinlerken uymuş olmalıydı. yanan turuncu ışık uykudan yeni kalkmış ve karanlığa alışmış gözlerini acıtsa da şimdiden alışmaya başlamıştı. mutfak lavabosunda yüzünü yıkadı, dirseklerini dayadı tezgaha. karşısındaki pencereden ay gülümsüyordu kendisine. bir selam verdi ona.telefon? telefonu neredeydi? hızlı adımlarla oturma odasına yöneldi. ayakları sorduğu sorunun cevabını vermişti bile. masanın üzerinde duran telefonu yatmadan önce koyduğu yerden aldı. bildirimlere bakarken aynı zamanda da mutfağa dönüyordu. canı deliler gibi sigara is... hassss**** ayağını vurduğu kapı eşiğine savurduğu küfürle birlikte derin bir nefes aldı. birkaç mesaj ve şarjının az kaldığını gösteren uyarı dışında bildirim yoktu. bir arama bekliyordu, belki de bir ses, bir nefes. ocağın kenarında duran sigara paketine yöneldi. 1,3,4,6... 6 sigarası kalmıştı. "sigara almalı" diye düşündü. içlerinden bir tanesini alıp dudaklarına götürdü. saçlarını yakmamak adına eliyle toplayıp ocakta yaktı sigarasını. ciğerlerine çektiği zehirli dumanın tadı yayıldı ağzına. ocağın üzerinde duran çaydanlığın yüzeyindeki yansımasına denk gelmesiyle duraksadı bir an. aklındaki tüm sorular ve yanıtlar uçup gitti. günlerdir aynalardan kaçmasına rağmen yakalanmıştı işte kendisine. dağınık saçları, şişmiş göz altları ve çökmüş yüzü hiç iyi şeyler anlatmıyordu ona. içinde garip bir telaş aynı zamanda da bitkinlik vardı. hem sokaklarda deliler gibi bağıra bağıra koşmak hem de tüm gün yatağında yatmak istiyordu. çaydanlığa biraz su koyup altını yaktı. biraz kahve ayılmasına yetecekti. tezgahın kenarına çöküp bacaklarını çekti kendisine. aklında deli sorular ve cevaplar, cevapların getirdiği yeni sorular ve yeni cevaplar... koca bir döngü, büyük bir çıkmaz. sigarasından derin bir nefes alırken sıkıca kapattı gözlerini. bir şeyi görmeye bile mecali yoktu sanki. susmak istiyordu, sadece susmak. beyninin içinde dönüp duran tilkileri bir bir öldürmek... çaydanlıktan taşan suyun sesiyle geldi kendisine. bitmiş sigarasının külleri üzerine dökülmüştü. üzerini silkeleyerek ayağa kalktı. suyun altını söndürdü. bir bardak kahve ve bir dal sigara alarak balkona çıktı. turuncu sokak lambasının aydınlattığı sokak bomboş ve sessizdi. ağustos ayının ortasında olmasına rağmen üşüdüğünü hissetti kadın. sandalyeye oturacakken sigarasını yakmadığını fark etti. sabır dilenircesine derin bir nefes alarak mutfak masasının üzerinde duran çakmağa yöneldi. masanın üzerindeki ayrıntıyla duraksadı bir an. deli gibi ağlamak geliyordu içinden. çakmağı hızlıca alarak balkondaki sandalyesine oturdu. sigarasını yakmak istiyordu, sigarasını yakmak ve o zehirli dumanı ciğerlerine çekmek. lakin elleri inadına deliler gibi titriyordu. bir anda hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. fakat ne gözünden bir damla yaş geliyordu ne de sesi çıkıyordu. sadece hıçkırıyor, nefessiz kalıyor ve nefes almaya çalışıyordu. arkada yalnızlığım diyordu (bkz: zuhal olcay). geçen sayısız dakikalar ardından kendine geldi kadın. gitmeli diye düşündü, çok uzaklara gitmeli. tutunarak zor bela kalktı yerinden. son bir kez gecenin soğuğunu çekti içine ve içeriye girdi. aspiratörün ışığını kapatıp mutfaktan çıktı. ardından kapanan dış kapının sesi yankılandı karanlıkta... o sırada tezgahın üstünde bir ışık belirdi önce, ardından bir melodi... telefonu çalıyordu, peki ya arayan kimdi?
devamını gör...

ben bu adaletsiz, hoşgörüsüz ve merhametsiz dünya düzenini hiç sevmedim. keşke kadınların katledilmediği ve mal gibi alınıp satılmadığı, sokaktaki hayvanların hepsinin ya devlet koruması altında olduğu ya da sahiplenildiği, her çocuğa eşit eğitim fırsatlarının sunulduğu, herkesin el ele verdiği ve fakirliğin mimimuma indiği, din ve düşünce özgürlüğün lafta değil icrahatta olduğu, kimsenin ne malına ne de canına kast edilmeyen bir dünya düzeninde yaşıyor olsaydık, ya da böyle bir düzen için çabalıyor olsaydık.
devamını gör...

mevcut yönetime büyük faydası var.

zira adamlar gözünü açmış, okumuş ve değerlendirme yapmasını bilen insanları sevmiyorlar.

istiyorlar ki haline şükreden fakirler olsun hep, bizleri seçsinler istediğimiz gibi at oynatalım.

ne demiş aziz nesin;"%70'i gerizekalı olan bir ülkede en geçerli ticaret din tüccarlığıdır" boşa dememiş işte.
devamını gör...

herkese merhabalar, iyi geceler.
doğrudur, sözlük gececisidir kendileri.
mümkün mertebe sözlükte geceleri nöbet bırakır, tanımsız bırakmaz.
devamını gör...

izmir’in dikili ilçesi’ne bağlı bademli köyü’nde bulunan koylardan bir tanesidir. zindancık koyu olarak da bilinir. killik koyunun hemen yan tarafında yer almaktadır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

nasıl çektiğime inanamadığım fotoğrafımdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

evet arkadaşlar bu konu hakkında hiç konuşulmamış ondan dolayı konuşmak istiyorum. aldığım 10 mesajdan 8’i of mahlasını gördüm canım tarhana çorbası çekti oluyor, bu nedenle önermemin haklı olduğunu düşünüyorum. yalan yok benim de canım çekiyor, hakkınız var. geçen tantuni sultan süleyman gördüm mesela canım tantuni çekti, kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakasını gördükçe kaymaklı süt içesim geliyor zaten demeye bile gerek yok sanırım. ayrıca adında yemek adı geçen yazarların ayrı bir havalı olduğunu düşünüyorum *, şimdi bana yaprak sarma fan kılapın havalı olmadığını söyleyemezsiniz bence. * *
bu arada buradan da yürüyeyim, elma kurdunu ayrı bir yerim.
bu tanımda çok fazla yazar ismi geçirdim garip oldu, her neyse, fikrimin arkasındayım.
devamını gör...


japon çiçek düzenleme sanatı. bu düzenlemede genel olarak çiçek yerine çiçek yaprakları ve gövdesi üzerinde durulmaktadır.

her ne kadar budistlerin ölülerin ruhlarına çiçek sunma ritüelinden ortaya çıkmış olsa da dinden bağımsız bir sanattır.

japonya ve yurt dışında 1000'in üzerinde farklı ikebana okulu bulunmaktadır. en iyi okullar ise ikenobo, ohara ve sgetsu'dur.

ikebana okullarında lemoto denilen katı bir hiyerarşik yapı vardır. her lemoto genelde bir usta tarafından yönetilmekte ve sonrasında da unvanı ailenin bir diğer üyesine geçmektedir. geleneğin bir parçası olan bu okullar değişmemek için sıkı bir sisteme sahip oldukları için sıklıkla eleştiri almaktadırlar.

ikenobo, budist papaz ikenobo senkei tarafından 15. yüzyılda kurulmuş en eski okuldur. rikka stilinin de bu okulda geliştirildiği düşünülmektedir.

ikebana, tam bir sessizlik içinde yapılır. sessizliğin nedeni ise uygulamayı yapan kişinin sabrını ve estetik anlayışını geliştireceğine olan inançtır. bazı uygulayıcılar bu sessizliğin gerekli olmadığını düşünmektedir.

ilk ikebana stili, kuge olarak adlandırılan, az sayıda çiçek ve yaprak dalı içeren basit bir ikebana stiliyken 15. yüzyıl sonlarında gelişerek daha sanatsal bir yapıya dönüşmüştür.

rikka(ayakta duran çiçekler) tarzı, doğanın güzelliğini budist bir ifade ile geliştirme stilidir.

chabana tarzı, japon çay seremonilerinde çay töreni odaları için geliştirilmiş bir stildir. momoyama'nın tersi olup basitliği vurgular.

nageire, seika veya shoka diye adlandırılan tarzın gelişmesine vesile olan tarzdır. seika veya shoka tarzı, on(cennet), chi(toprak) ve jin(insan) olmak üzere üç ana bölümden oluşur. bitkinin kendi güzelliğini ve eşsizliğini ortaya çıkarmak için dizayn edilmiş basit bir tarzdır.

jijuka, serbest tarzdır. sadece çiçeklerle olmayıp her malzeme kullanılır.

japonya'da ilgi gören bu sanat ülke çapında çok yaygın olan resim ve heykel gibi bir sanat olarak kabul edilmektedir.
devamını gör...

bugünkü instagram postumuzda tanımı yer alan yazarımız.
şuradan
devamını gör...

(bkz: cingulomania)

bazen gerçekten sarılmaya ihtiyaç duyuyorum. sarılmak güvende hissettiriyor, ihtiyaç duyduğumuz güvende hissetmektir belki de.
devamını gör...

hahahaha kafayı yiyeceğim artık. bu süreçte evlere servis dövme artisti var mı kulağımın arkasına leylek dövmesi yaptırmak isterim. çünkü s**mediğimiz bi leylek, s**ilmedik bi kulağımın arkası kaldı.
devamını gör...

6 mart 1475- rönesans dönemi ressamı ve heykeltıraş michelangelo'nun (1475-1564) doğum günü.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel david (1504) heykelinden detay.
devamını gör...

hayatın boş olduğunu düşünen insanların, içi fazla doludur..

murathan mungan
devamını gör...

(bkz: ay hadi inş)
devamını gör...

atanamamış olmak şimdilik. vallahi çok üzülüyorum sözlük, biraz da burada üzüleyim.
devamını gör...

tam (bkz: gestalt psikoloji)'ye örnek teşkil edecek durum.
yani, her güzelden bir parça al en güzeli bul yok öyle.*
güzel bulunca idare et.
gözün başka güzellerde olmasın.
devamını gör...

random gülücük sanılan başlık. meğerse bir kasaba ismiymiş.
devamını gör...

(bkz: çok tuhaf soruşturma) adlı tiyotrosunun sinema versiyonu olan filmdir. tiyatrosu da güzeldir, bulursanız izleyinizdir efendim.
devamını gör...

tiyatroda sahnede unutulan replikleri seyircilere duyurmadan söyleyerek oyuncuya hatırlatma işi.
devamını gör...

günaaaydıııın sözlük.
uykumu alamasam da keyifli uyandım. şu boynum hala geçmedi, ama halletcem onu ben.
sevgilisinden hiç böyle günaydın mesajı alamayanlar size de günaydın bu başlık en çok da sizin için. hadi gülümseyin , gülümsemek bulaşıcı.. çok güzel bir gün diliyorum herkese..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim