ibrahim kaypakkaya
bu toprakların yetiştirdiği en büyük devrimcidir kendisi. tkp/ml'nin kurucusu ve genç yaşına rağmen bir çok yayın çıkarmış bir aydın gençtir. 25 yaşında diyarbakır cezaevinde devlet tarafından öldürülmüştür.
devamını gör...
kahvaltıda yaş pasta yemek
ekmek bulamadıklari için yaptıklarıdir.
devamını gör...
her işten sıkılmak
son zamanlarda yaşadığım durum. kitap okumak, film izlemek için bile motivasyonum yok.bazen aynı insanlarla konuşmak bazen aynı yola çıkmak aynı yerden sapmak sürekli aynı cümleyi kurmak hepsi bunaltıyor daraltıyor içimi.tamamen monotonluktan kaynaklanıyor bence. üstteki yazarın yazdıklarına ilave olarak çıtayı yükseltip bazen kendimden bile sıkılırım diyorum. hatta kendimden sıkılmaktan da sıkılırım.*
aman dikkat diyorum (bkz: eksik dikkat sendromu)
aman dikkat diyorum (bkz: eksik dikkat sendromu)
devamını gör...
nickaltında çirkeflik yapan yazar
bana yapabilirsiniz, çok alınan veya umursayan bir insan değilim.*
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
eski mısırlılar kedileri öldüğünde kaşlarını kökünden kazıyarak yas tutuyorlarmış.
devamını gör...
josef stalin
20. yüzyılın en acımasız kişisidir. bebek katili, bir sürü kişinin ölümüne neden olan diktatör.
devamını gör...
ödünç kitap
verildiğinde geri alınmayan alınsa bile aylar geçen aylar geçtikten sonra kitabın ağzı burnu kırılmış şekilde gelme sorunsalı.
devamını gör...
eş cinsellerden nefret etme hakkı
ben genel olarak haterların yaşam motivasyonuna çok üzülüyorum. düşünsene birinden, bir şeyden ya da bir olgudan nefret etmek benliğinin bir parçası. nefret görmezden gelinecek, yok sayılacak, umursanmayacak bir duygu değildir çünkü.
lise zamanlarımda homofobiktim. homofobiden kastım da kızlarla fazla zaman geçiren, kız gibi davranan ya da biraz narin olan erkekler için "top lan bu galiba" demekten öteye geçmedi.
yıllar yıllar sonra bir sevgilim vasıtasıyla eşcinsel insanlarla tanıştım. homofobi bir kenara dursun üzüldüm yaşamak zorunda kaldıkları şeylere. bir insanın ırkı, dini, cinsel yönelimi, memleketi falan o insanın iyi insan olup olmadığını tanımlamaz, tanımlayamaz. bu sebepten bir gruba karşı toptan nefret beslemek pek sağlıklı insan işi gelmiyor bana.
"merhaba. 33 yaşındayım, yazılım mimarıyım, 2 dil biliyorum ve eşcinsellerden nefret ederim" bu ne oğlum ahahsdhsd
lise zamanlarımda homofobiktim. homofobiden kastım da kızlarla fazla zaman geçiren, kız gibi davranan ya da biraz narin olan erkekler için "top lan bu galiba" demekten öteye geçmedi.
yıllar yıllar sonra bir sevgilim vasıtasıyla eşcinsel insanlarla tanıştım. homofobi bir kenara dursun üzüldüm yaşamak zorunda kaldıkları şeylere. bir insanın ırkı, dini, cinsel yönelimi, memleketi falan o insanın iyi insan olup olmadığını tanımlamaz, tanımlayamaz. bu sebepten bir gruba karşı toptan nefret beslemek pek sağlıklı insan işi gelmiyor bana.
"merhaba. 33 yaşındayım, yazılım mimarıyım, 2 dil biliyorum ve eşcinsellerden nefret ederim" bu ne oğlum ahahsdhsd
devamını gör...
evde pijama ile dolaşan köylü
''pardon ingiltere prens/prensesi siz misiniz? '' dediğim başlık. özür dileriz, insan kendi evinde de rahat kıyafetler giymemeli hatta çıplak gezmelidir. aksini iddia eden dağdan inmiş ayıdır!
(şaka şaka, gül diye.)
(şaka şaka, gül diye.)
devamını gör...
kahve'nin anadolu'ya gelişi
kahvenin tadına aşık olan bir diğer kişi de 1555 yılında kahve çekirdeklerini hevesle istanbul’a taşıyan osmanlı’nın yemen valisiydi.
o zamanlarda sultan süleyman’ın yaşadığı topkapı sarayı, yeni bir hazırlama ve içme yöntemi geliştirip kahveyi benimsedi. çekirdekler ateşte kavrulur, ince öğütülür ve suda yavaşça pişirilirdi. kahve servis edilirken taneler içinde bırakılır, bu köpüklü içecek şeker ile tüketilebilirdi. bu lezzetli içecek saray mutfağının o kadar önemli bir parçası haline geldi ki buna özel bir unvan yaratıldı: kahvecibaşı
etkileyici lezzeti ve dayanılmaz demleme aroması sayesinde, kahve ve kahve merakı saraydan zenginlerin evlerine ve oradan sokaktaki vatandaşın mütevazı evlerine kadar taşındı. istanbul, kahve aşıkları ile doldu. yeşil kahve satın alınır, evde tavada pişirilir ve havan veya pistil içinde ince öğütülürdü. bu toz tanecikler cezve adında, özellikle kahve yapmak için tasarlanmış ve geleneksel olarak çinko, bakır, hatta gümüş veya altından yapılan küçük bir demlikte demlenirdi. günümüzde cezve paslanmaz çelik, alüminyum veya seramikten
yapılabiliyor ama türk kahvesi hala aynı şekilde yapılıyor. (bu arada, kahve içildikten sonra fincanın dibinde kalan kahve taneleri yüzyıllardır uygulanan türk kahve falının temelini oluşturur. kahve falı olarak bilinen bu uygulamada, fincanın dibinde kalan telve “okunur” ve içen kişinin geçmişi ve geleceği hakkında açıklamalar yapılır.)
dünyanın bilinen ilk kafesi bu zamanlarda istanbul’da açıldı, bu kuruluşlar genel halkı kahve ile tanıştırdı. kahvehane olarak bilinen bu kafeler faaliyete devam etti ve şehir kültürünün ayrılmaz birer parçası haline geldi. müşteriler bu işletmelere gelip kahve içer, sosyalleşir, müzik dinler, sanatçıları izler, satranç oynar ve güncel yerel ve dünya haberlerini öğrenirdi.
nitekim, kahve türkler için o kadar anlamlı hale geldi ki, türk yasalarına göre bir kadın eve yeterince kahve getiremeyen kocasını boşayabiliyordu. ölüm bizi ayırana kadar; yeterince kahvemiz olduğu sürece.
o zamanlarda sultan süleyman’ın yaşadığı topkapı sarayı, yeni bir hazırlama ve içme yöntemi geliştirip kahveyi benimsedi. çekirdekler ateşte kavrulur, ince öğütülür ve suda yavaşça pişirilirdi. kahve servis edilirken taneler içinde bırakılır, bu köpüklü içecek şeker ile tüketilebilirdi. bu lezzetli içecek saray mutfağının o kadar önemli bir parçası haline geldi ki buna özel bir unvan yaratıldı: kahvecibaşı
etkileyici lezzeti ve dayanılmaz demleme aroması sayesinde, kahve ve kahve merakı saraydan zenginlerin evlerine ve oradan sokaktaki vatandaşın mütevazı evlerine kadar taşındı. istanbul, kahve aşıkları ile doldu. yeşil kahve satın alınır, evde tavada pişirilir ve havan veya pistil içinde ince öğütülürdü. bu toz tanecikler cezve adında, özellikle kahve yapmak için tasarlanmış ve geleneksel olarak çinko, bakır, hatta gümüş veya altından yapılan küçük bir demlikte demlenirdi. günümüzde cezve paslanmaz çelik, alüminyum veya seramikten
yapılabiliyor ama türk kahvesi hala aynı şekilde yapılıyor. (bu arada, kahve içildikten sonra fincanın dibinde kalan kahve taneleri yüzyıllardır uygulanan türk kahve falının temelini oluşturur. kahve falı olarak bilinen bu uygulamada, fincanın dibinde kalan telve “okunur” ve içen kişinin geçmişi ve geleceği hakkında açıklamalar yapılır.)
dünyanın bilinen ilk kafesi bu zamanlarda istanbul’da açıldı, bu kuruluşlar genel halkı kahve ile tanıştırdı. kahvehane olarak bilinen bu kafeler faaliyete devam etti ve şehir kültürünün ayrılmaz birer parçası haline geldi. müşteriler bu işletmelere gelip kahve içer, sosyalleşir, müzik dinler, sanatçıları izler, satranç oynar ve güncel yerel ve dünya haberlerini öğrenirdi.
nitekim, kahve türkler için o kadar anlamlı hale geldi ki, türk yasalarına göre bir kadın eve yeterince kahve getiremeyen kocasını boşayabiliyordu. ölüm bizi ayırana kadar; yeterince kahvemiz olduğu sürece.
devamını gör...
çelebi mehmet
kardeşleri süleyman, isa ve musa çelebi ile olan mücadelesini zoraki olarak kanlı bir şekilde bastırdıktan sonra 10 yıl süren ve osmanlı devletinde büyük bir yara olan fetret devrini bitirmiş olan 5.osmanlı padişahı. osmanlı devletinin ikinci kurusucu adıyla da anılır.
devamını gör...
nuri bilge ceylan
sadece türk sinemasının değil, avrupa sinemasının en iyi otör yönetmenlerinden biridir. 95'te koza(kısa film) ile başlayan filmografisini sırasıyla; kasaba, mayıs sıkıntısı, uzak, iklimler, üç maymun, bir zamanlar anadolu'da, kış uykusu ve ahlat ağacı takip etmektedir. senaryo yazımı biten 9. uzun metraj filmi 'kuru otlar üstüne' de yoldadır. uzak ve bir zamanlar anadolu'da ile grand prix (jüri büyük ödülü), üç maymun ile en iyi yönetmen ve kış uykusu ile cannes film festivalinin en prestijli ödülü olan palme dor'u kazanmıştır. aldığı onlarca ulusal ödül ise cabasıdır.
ne yazık ki ''tutkuyla sevdiği yalnız ve güzel ülkesinin insanları'' tarafından yeteri kadar değer görememiş, tüm filmlerinin gişe toplamı recep ivedik 2'nin yarısı etmemiştir.
onun eserlerini kendi dilimizde seyrettiğimiz için kendimizi ne kadar şanslı hissetsek azdır.
gene kimselerin haberi olmadan yalnız ve güzel ülkesini bir yerlerde gururlandıracak olan, ''yalnız ve güzel insan.''
ne yazık ki ''tutkuyla sevdiği yalnız ve güzel ülkesinin insanları'' tarafından yeteri kadar değer görememiş, tüm filmlerinin gişe toplamı recep ivedik 2'nin yarısı etmemiştir.
onun eserlerini kendi dilimizde seyrettiğimiz için kendimizi ne kadar şanslı hissetsek azdır.
gene kimselerin haberi olmadan yalnız ve güzel ülkesini bir yerlerde gururlandıracak olan, ''yalnız ve güzel insan.''
devamını gör...
türk sinemasının en iyi tiradı
devamını gör...
insan olmasaydın ne olmak isterdin sorunsalı
(bkz: melek)
devamını gör...
ders çalışmamak için yapılanlar
sözlükte gezmek.
devamını gör...
bernard madoff
--- alıntı ---
29 nisan 1938'de queens-newyork doğumlu ünlü borsa simsarı ve dolandırıcı. nasdaq borsasının eski icra yönetim kurulu başkanı.
abd tarihinin en büyük mali dolandırıcısı olarak kabul edilir. madoff, 1960 yılında wall street firması bernard l. madoff ınvestment securities llc yi kurdu ve 11 aralık 2008 tarihinde tutuklanmasına kadar başkanlığını yaptı. firma, wall street'te en iyi piyasa yapıcı işlerden biriydi.
bernard madoff'un kardeşi peter 10 yıl hapis cezasına mahkûm edildi ve oğlu mark, babasının tutuklanmasından iki yıl sonra kendisini asarak intihar etti. diğer oğlu andrew, 3 eylül 2014'te lenfoma nedeniyle öldü.
10 aralık 2008 tarihinde, madoff'un oğulları babalarını firmasının varlık yönetim biriminin büyük bir ponzi oyunu olduğunu itiraf etmişler ve "büyük bir yalan" olduğunu yetkililere anlattılar. madoff, ertesi gün, fbı ajanları tarafından tutuklandı[1] ve menkul dolandırıcılık suçuyla suçlandı. abd menkul kıymetler ve borsa komisyonu önceden madoff'un iş uygulamalarında soruşturma yapmış, ancak büyük bir dolandırıcılık ortaya çıkaramamıştı.
12 mart 2009 tarihinde, madoff, 11 federal suçu kabul etti ve milyarlarca dolarlık yatırım yapan binlerce kişinin dolandırıldığını itiraf etti. madoff, 1990'ların başında ponzi oyununun başladığını söyledi. ancak, federal araştırmacılar dolandırıcılığın 1970'lerde başladığını inandıklarını öne sürdüler. mahkeme tarafından atanan yediemin, yatırımcıların gerçek kayıplarının 18 milyar dolar olduğunu tahmin ettiğini bildirdi. 29 haziran 2009 tarihinde, madoff maksimum 150 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
--- alıntı --- buradan
29 nisan 1938'de queens-newyork doğumlu ünlü borsa simsarı ve dolandırıcı. nasdaq borsasının eski icra yönetim kurulu başkanı.
abd tarihinin en büyük mali dolandırıcısı olarak kabul edilir. madoff, 1960 yılında wall street firması bernard l. madoff ınvestment securities llc yi kurdu ve 11 aralık 2008 tarihinde tutuklanmasına kadar başkanlığını yaptı. firma, wall street'te en iyi piyasa yapıcı işlerden biriydi.
bernard madoff'un kardeşi peter 10 yıl hapis cezasına mahkûm edildi ve oğlu mark, babasının tutuklanmasından iki yıl sonra kendisini asarak intihar etti. diğer oğlu andrew, 3 eylül 2014'te lenfoma nedeniyle öldü.
10 aralık 2008 tarihinde, madoff'un oğulları babalarını firmasının varlık yönetim biriminin büyük bir ponzi oyunu olduğunu itiraf etmişler ve "büyük bir yalan" olduğunu yetkililere anlattılar. madoff, ertesi gün, fbı ajanları tarafından tutuklandı[1] ve menkul dolandırıcılık suçuyla suçlandı. abd menkul kıymetler ve borsa komisyonu önceden madoff'un iş uygulamalarında soruşturma yapmış, ancak büyük bir dolandırıcılık ortaya çıkaramamıştı.
12 mart 2009 tarihinde, madoff, 11 federal suçu kabul etti ve milyarlarca dolarlık yatırım yapan binlerce kişinin dolandırıldığını itiraf etti. madoff, 1990'ların başında ponzi oyununun başladığını söyledi. ancak, federal araştırmacılar dolandırıcılığın 1970'lerde başladığını inandıklarını öne sürdüler. mahkeme tarafından atanan yediemin, yatırımcıların gerçek kayıplarının 18 milyar dolar olduğunu tahmin ettiğini bildirdi. 29 haziran 2009 tarihinde, madoff maksimum 150 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
--- alıntı --- buradan
devamını gör...
sigara
hayatta gördüğüm en sinsi şeydir bu pislik. 11 aydır içmiyorum, günlük hayatta aklıma bile gelmiyor ama bir meseleye birazcık asabım bozulsun, biraz iç sıkıntısı yaşayayım, hemen derinlerimden bir yerden canım hayvan gibi sigara istiyor. içmiyorum tabii ama sinirleniyorum, o kadar sinsi ki, beni kendi ağına çekmek için yine benim irademin en zayıf olduğu anı kullanıyor... yavş*k.
devamını gör...



