#293888 hikaye detaylı olarak anlatılmış.
güzel ve masum bir kadının aldığı adaletsiz ceza.günümüzde bile içimizde var olan bir şey üstelik bu. medusa’nın hikayesi aslında içinde pek çok rengi barındıran karmaşık bir seremoni gibidir. ancak tüm bu renklerin içinde ki en koyu gerçek şüphesiz hiç uğruna kaybedilen masumiyetlerdir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tam tersine çoğu kadın aldatıldığının farkındadır. çok aşikar yapılmadığı ve erkek evdeki sorumluluklarını yerine getirdiği sürece görmezden gelmeyi tercih ederler.
devamını gör...

gizemli başlıktir.gece 3 te tv kendiliğinden açılip kanal değiştirmisti tırstım meğer kumanda üstünde uyumuşum.
devamını gör...

akpli bir teyze ''sorun açlık değil, şımarıklık'' minvalinde bir şey söylemişti. beni biraz düşündürmüştü bu sözü. nedense elimizdeki iphone'lara ''insani hak'' gibi bakıyoruz veya ''über5000 ekran kartlı laptop''a barınma ihtiyacı gibi muamele ediyoruz. veya o giyinme ihtiyacı pekala marka olmayan şeylerle de yapılabilir. nedense bizim giyinişimizde (doğası gereği) bir gösteriş var.

bu ''şımarma'' olayına karşı değilim. evet, bu temel ihtiyaçtan öte şeylere insanlar bazı ülkelerde bizim ülkemizden daha rahat erişiyor. bunun sebebi temel ihtiyaçların alım gücünün tamamını yememesi. insanlar yoksulluk sınırında, açlık sınırında kıt kanaat geçiniyor; ama geçiniyor aslında. o kafa ütüleyen dedelerin soyunun tükenmemesini buna açıklayabilirsiniz. bu ''oksijensizlikten'' ilk canı yanan bizler olduk. en çok sesi çıkanlar gösterişi en çok sevenler oldu. biraz kendimi suçluyor, biraz da gerçekten içime sinen şeyler giymenin, ihtiyacım olan kitabı alıp okumamın, yeri gelince bir film izlememin ''makul şımarıklıklar'' olduğunu söyleyebilirim. ancak ''ühü ühü benim ztxgy30000 ekran kartım yok da norveçlinin var'' demenin çok ikiyüzlüce olduğunu düşünüyorum. gerçekten süt almakta zorlaanlar ve çile çekenler var bu zamlarla, ama onların sesi çıkmıyor niyeyse. adam ekmek sırasında ağlıyor, inandığı adama laf ettirmiyor. sırf ben bu adamın inandığı değere inanmıyorum diye bu adamın yaptığını görmezden gelecek değilim. bugün sosyal demokratlar kaybetmeye mahkumdur. bu seçimde kazansa, ötekisinde kaybetmeye mahkumdur. çünkü alacağı zafer ideolojik değil, zoraki şartlarla doğan iktisadi bir zafer. yozlaşmış, çirkinleşmiş kişilerle dolu bir düzenin yıllarca verdiği tahribatların sonucu doğan bir zafer. ancak kitleleri asla değişmedi. bugün akp değil bkp olsa yine verecek, yine örgütlenecek, yine gerekirse canlarını verecek, ölecek, öldürecek ve ezanlarını susturmayacaklar. bunu yenmenin tek yolu, muhaletefin de ''en az bu kadar inançlı'' bir ideoloji türetmesi. o da bu partilerle çok zor.
devamını gör...

herkesin bana almasını istediğim, kimseciklerin bana almadığı ve saatlarce izleyebildiğim huzur veren minnak kürecikler :) yazarken bile içim mutlandı.
devamını gör...

kyk borcu...
devamını gör...

yakın zamanda yaşadığım durum. ama hiç de bırakmak istemiyorum burda bir sürü kişiyle tanıştım falan.

daha çok yazmaya çalışcam.
devamını gör...

sonu daha da güzel olacak gibi olan durum. yalnızlık allah'a mahsus.
devamını gör...

en güzeli tarçınlısı olan şeker.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

böyle kadını bulsam en mutlu erkek olurum ama elimde imkan varsa her zaman en iyisini tercih ederim karşımdaki insan o kadar değersiz olamaz.
devamını gör...

üstteki yazarımıza katılıp 1 arttırıyor ve keşke kendimin bir erkek versiyonuyla karşılaşsaydım da onu çok sevseydim. dolaylı yoldan sadece kendimin en sevdiği olurdum galiba en azından. *
devamını gör...

şimdiye dek bir başlıkta 10 tane madalyalı tanım görmemiştim hiç. bu tanımlardan biri de çaylak. emek verip yazmışlar, sağolsunlar.

daha önce sinemaya uyarlanan david lynch imzalı film gerçekten doğru dürüst çıkmamıştı. zaten bu seriyi kim sinemaya aktarmaya çalışsa başarısız olmuş. bu anlamda yönetmen oldukça riskli bir işe girişmiş. ilk kitabı ikiye bölerek yapabildiği kadar detay vermeye çalışmış. ancak yine de filmde bir olmamışlık var benim açımdan. ikinci filmle birlikte bütünlüğü yakalar diye düşünüyorum.

kitapları okumayanlar için çok karmaşık bir evren. yine de yazıldığı dönemi düşünürsek çöl, baharat savaşları, ittifaklar, ihanetler, dinler ve felsefeleri hakkında oldukça fazla dünyamıza benzediğini söylemek gerek.

lotr, star wars gibi evrenlerle de karşılaştırılmış bir seri dune. gereksiz bir karşılaştırma bence. her biri edebiyat dünyamıza yepyeni bakış açıları getirmiş eserler.

uzatmak niyetinde değildim ama uzuyor sürekli. izleyin, okuyun ve etrafınıza reklamını yapın efendim. yaşadığımız dünyadan uzaklaşmaya ihtiyacımız var. dune bu işin hakkını veriyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sayın yazarın, yazdığı tanımları ilgi ile takip ediyorum. teşekkürler paylaşımları için. keyifli yazmalar sayın yazar.
devamını gör...

bakkal tezgahlarından tanıdığımız leblebi şekeri, kaynana dili, horoz ibiği gibi tuhaf ve korkutucu isimlere sahip şekerler.
80'li yılların püskevitleri ve o püskevit arasına kırmadan yerleştirilen lokum.
devamını gör...

2009 yılında last & gledhill (2009) tarafından tanımlanmış latince si brachiopsilus dianthus olan brachionichthyidae familyasında içinde olan aslında bir fener balığı türüdür . ismindeki
brachiopsilus , latince brachium (kol) ve yunanca psilos (çıplak veya pürüzsüz) sözcüklerinin birleşiminden , vücutlarının pürüzsüz yüzeylerine ve kol benzeri göğüs yüzgeçlerine atıfta bulurken, dianthus ise renklendirmeyi refere etmektedir. demersal bir deniz canlısı olan bu tür 38 m derinliğe kadar yaşamakta olup, genelde 0°c ve üstü sularda ve coğrafik olarak hint okyanusu, avustralyave tazmanya sularında dağılım gösterdiği tahmin edilmektedir. bu canlının şuana kadar 10 cm standart boya (sl) eriştiği, total boy (fl) yaklaşık 13.6 cm, ve minimum 6. 95 cm sl yakalandığı rapor edilmiştir. bu balıklardaki, yüzmek yerine deniz tabanında yürür gibi kendilerini itme hareketleri doğa severler tarafından ilginç bulunmaktadır. bu balığa ilişkin tek literatür aşağıda yer almaktadır. balığın biyolojisi, popülasyon dinamiği, üreme biyolojisi , yumurta ve larva surveyleri gibi konularda yapılacak araştırmalar çok atıf almasa da ( türün sayısının az olmasından dolayı) veri eksikliği sebebiyle kesinlikle yüksek impact factor lü dergilerde yayımlanma şansı yüksektir.

last, p. and d.c. gledhill, 2009. a revision of the australian handfishes (lophiiformes: brachionichthyidae), with descriptions of three new genera and nine new species. zootaxa 2252:1-77.

not: balık boyuna ilişkin sınıflandırmalara buradan ulaşabilirsiniz
devamını gör...

- (eski) ismimi bana veren seri: kara büyücü the black magician üçlemesi. sonea ile tanışınca büyücülere bakışınızın değişeceğine eminim. şu kitapları okuduktan sonra saygı duyduğum tek büyücü raistlin kaldı. laika’nın bastığı dönemde okumuştum, şimdi aslına uygun olarak 3 kitap şeklinde basılıyor pegasus tarafından. keşke the traitor spy da türkçeye çevrilse de okusak.

- büyü az olsun ama teknoloji ve ortaçağ harmanlansın (hala at arabalarının kullanıldığı, ahşap konaklarda oturulan fakat bilgisayarların, yapay zekanın ve boyutsal bir takım transformasyonların olduğu bir dönem) istiyorsanız: incarceron ve devam kitabı sapphique. filmi de çıkacaktı ama ne oldu bilmiyorum. özünde bir hapisten kaçış hikayesi fakat incarceron kimmiş, sapphique neler yapmış okumanız lazım.

- ben uzaylı şeyler okumak istiyorum, ciddi ve kaliteli olsun istiyorum: the expanse. piyasada bulup bulabileceğiniz en kaliteli space opera günümüzde bu. dizisi de amazon tarafından kurtarıldıktan sonra (#savetheexpanse) gayet güzel para getirmeye devam ediyormuş. dizisini de izleyin, kitaplarını da okuyun. ilk 3 kitap dışındakiler çevrilmedi zaten, ithaki’ye buradan saygılarımı tekrar sunuyorum.

- uzaylı olsun ama biraz daha komikli olsun istiyorum: yaşlı adamın savaşı serisi. zihin transferi, telepatik konuşma, çeşitli yüksek teknoloji bilimkurgu öğeleri vs içeriyor. hızlı akan ve yormayan bir okunuşa sahip.

- uzaylı olsun, yer yer gersin ama güldürünce de tam güldürsün: the martian. bayanlar ve baylar, filmini izlemeyen yoktur diye düşünüyorum. filmdeki esprilerin çoğu kitapta da var, kitapta çok daha ince zeka ürünü espriler var. mark watney çok zeki ve komik biri. tanıştığım en kaliteli karakterlerin başındadır heralde. (bkz: tanışılmak istenen roman karakterleri)

- uzay olsun, ama çok olmasın. daha fazla felsefe olsun, bitirince dolu hissedeyim: ay zalim bir sevgilidir the moon is a harsh mistress. bir süperbilgisayar ve espri yapma çabasının nasıl devrim ve bağımsızlıkla sonuçlandığını anlatır. özgürlüğün ne olduğunu, devrimin nasıl yapıldığını falan işler. mesajı güzeldir.

- mesajı bol olsun, felsefeden bayılayım: yıldız gemisi askerleri starship troopers. felsefeden boğuldum, onun dışında güzel bilimkurgu. öğretilerini görmezden gelmeyi başarabilirseniz seversiniz. ay zalim bir sevgilidir de bu adamın kitabı, yıldız gemisi askerleri de… ama birine bayılırken diğerini hiç beğenmiyorum. ilginç.

- distopya okuycam ben: biz mıy. yevgeni zamyatin’in kitabı. cesur yeni dünya’nın esinlenildiği kitap bu işte. her ne kadar aldous huxley kabul etmese de bal gibi esinlenmiş, hatta bayağı bayağı esinlenmiş. bunu okuyan şunu da okudu: cesur yeni dünya, 1984 (bu fantastik hiç değil ama bilimkurgu olup olmadığını tartışırım. azıcık bilim elementleri var), fahrenheit 451.

- içimi baydın çocuk. beni distopyayla değil zombiyle korkut: zombi savaşı world war z. world war z diye izlediğiniz filmin kitabı işte bu. kitapla filmin alakası yok. kitapta sağa sola gezip, gezdiği insanlarla röportaj yapan birini okuyoruz. kitap bildiğiniz röportaj.

- başka zombili yok mu: günbegün mahşer day by day armageddon. çıt diye bitiverecek çerez kitap. devamı da var ama dilimize çevrilmedi diye biliyorum. uzun zaman önce okudum, devam kitapları ne alemde bilmiyorum. basan yayınevi de kapanmıştı zaten: resif

- çıtır çerez kitaplar öneriyon, başka tür yok mu: uzaktan kumandalı kız the girl who was plugged in. avatar (film olan) gibi bir teknolojiyi anlatır fakat altındaki psikolojik bölünmeyi işler. çok güzel sorular sorar. birkaç saatte bitirebileceğiniz (ya da otobüste okumak için yanınızda taşıyabileceğiniz) bir kitap.

- sanal gerçeklikten girdim madem: başlat ready player one. ernest cline’ın kitabı, orijinal ismi ready player one. aynı isimli filmi de var (ki ben çok severim. matrix severseniz onun eğlenceli hali. tron ya da matrix gibi sanal bir ortama login olup orada yaşanan hayatı konu alıyor özetle).

- çok umutlu olduğum ama yarıda kesilen bir seri: karanlığa doğru fade to black. francis knight’ın kitabı, elf yayınları basıyordu. ne olduysa fantastik edebiyattan twilight edebiyatına kaydılar. sorularıma da cevap vermediler. yazık ettiler gül gibi kitaba bence. kitapta anlatılan şehir, biraz coruscant’ı anımastıyordu bana. aşağısı-yukarısı falan. serinin adı rojan dizon, ingilizce okurum derseniz buyrun.

- son zamanlarımın en büyük eğlencesi: katilbot günlükleri the murderbot diaries. çıtır çerez ile eğlenceli kategorilerine sokabileceğim bir kitap. kendi idari birimini hackleyip televizyon izleyen bir güvenlik robotunun maceralarını ve konforbotları “seksbot” diye aşağılamalarını okuyoruz hehe. katilbot, seviyorum seni.

- defalarca kez orada burada yazılmış olan 2 seriden bahsetmezsem allah çarpar: yerdeniz earthsea ve dragonlance. hem ged ile, hem de raistlin ile tanışmalısınız. okuyun mutlaka. ursula k. leguin’in bütün kitaplarını okuyun. mesela sürgün gezegeni planet of exile. aynı gezegeni paylaşan iki farklı türün kendilerine “insan” deyip diğer türü ötekileştirmesini metafor olarak kullanıp “hayatta kalmak” mı yoksa “modernizasyon” mu insanı asıl tanımlayan şeydir diye soruyor (bence). çok farklı soruları var aslında içinde ama okuyalı uzun zaman oldu, hatırlamıyorum tam olarak.

- alıp henüz okumadığım kitaplardan kötü çıkmasına asla ihtimal vermediğim sürü der schwarm ve [limit] (frank schatzing’in kitapları). 2001: a space odyssey, solaris ve fantastik kategorisine aday kanlı kızıl baron the bloody red baron (kim newman) da önerilerim arasına girebilir. henüz okumadım ama dediğim gibi, beğenmeyeceğime ihtimal dahi vermiyorum.

-çoluğunuza çocuğunuza okutursunuz: momo (michael ende) ve yeraltı günlükleri the underland chronicles (suzanne collins) güzel çocuk kitapları. yeraltı günlükleri deyince aklıma hep anansi çocukları anansi boys ve yazarı neil gaiman gelir. o da değişik bir deha tabii.

- ben bunu nasıl atlarım: labirent the maze runner. james dashner'ın yazdığı çokzel seri. açlık oyunları the hunger games havası var birazcık ama bayılmıştım ben. filmleri de çok güzel, her duyuru yapıldığında heyecanla beklemiştim.
devamını gör...

kılıçdaroğlu’na kaç yıldır akp’yi iktidar yaptın artık git diyen yok ama birisi farklı alternatif sununca oy bölüyor diyorlar. muhalefet seçmeni de akp seçmeninin laciverdi.

millet ittifakı politika üretmiyor sadece saçmalıyor. demirtaş dışarıda olsa sadece ekonomi siyasetiyle akp’yi hizaya getirirdi. bizimkiler helalleşme vb. gibi hala saçma solcu ve kürtçü politikalar peşinde.

ümit özdağ’a her şeyi dersin ama akp adamı demezsin. adam tek başına akp’ye taviz verdirdi sığınmacı açıklamalarını tersine çevirdi.

ümit özdağ benim için nötr bir isim ama her zaman diyorum ki sırf düzgün politika ürettiği için oy vereceğim. oy bölünmesin diye oyumun boşuna gitmesini sebep olmayacağım. oyun bölünmesi de siyasi partilerin sorumluluğu oy istiyorsa ekonomi ve sığınmacı konusunda istikrarlı bir tavır gösterecek oy alacak. benim oyumun karşılığı budur. yıllar sonra vicdan azabıyla baş başa kalmak istemiyorum çünkü sığınmacı sorunu bu ülkenin 20-30 yıl sonra kaderini ve kimliğini değiştirecek etkiye sahip her vatan evladının da böyle düşünmesi gerekiyor.
devamını gör...

yanlış açılmış başlık.
büyülü gerçekçilik değil, büyülü gerçeklik olmalı.
ne fark var, diyeceksiniz?
o aradaki 'nüans' her şeyin açıklaması aslında.
(bu akımda gerçeklik gerçeğin ötesinde bir yerlerdedir. anlatılan her şeyi gerçek algılamanız, yazılanların genel-geçer gerçekler olduğu anlamına gelmez.)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim