l'autopsie de satan
luis de la higuera'nın 2006 yılında piyasaya sürdüğü, harika bir konusu olsa da bunu hiç etmiş eseri. bu romanı yıllar önce antalya migros avm'nin d&r'ında görmüş ve almak istemiştim ama param yetmemişti, o süre zarfından sonra unutmuştum varlığını, geçen sene bir şekilde hatırlayıp sipariş ettim ve bir köşede okunmayı beklemişti, gün itibariyle bitti.
spoiler vermeden anlatmaya çalışacak olur isem, 1600'lü yıllarda tuhaf bir köye bir kilise inşa ediliyor ve temel atılma kısmında iskelet bulunuyor, bu iskeletin bir azizeye ait olduğu düşünülüyor ama iskelet araştırılmaya başlanıyor, papalık olaya el koyuyor ve işler karışıyor.
bu iskeletin tarihi, kim olduğu, gerçekten bir azizeye mi yoksa başka bir şeye mi ait olduğu kısmını bir güzel merak ettiriyor yazar ama son 20 sayfaya kadar hiçbir şey öğrenemeden bir oraya, bir buraya, "bir an önce bitsin artık..." diyeceğimiz gereksiz ve bir şey kazandırmayan detaylarda boğmuş bizi sevgili yazar. üstüne hiç tatmin edecek bir son olmayınca da kitap oldukça başarısız bir hale bürünmüş...
spoiler vermeden anlatmaya çalışacak olur isem, 1600'lü yıllarda tuhaf bir köye bir kilise inşa ediliyor ve temel atılma kısmında iskelet bulunuyor, bu iskeletin bir azizeye ait olduğu düşünülüyor ama iskelet araştırılmaya başlanıyor, papalık olaya el koyuyor ve işler karışıyor.
bu iskeletin tarihi, kim olduğu, gerçekten bir azizeye mi yoksa başka bir şeye mi ait olduğu kısmını bir güzel merak ettiriyor yazar ama son 20 sayfaya kadar hiçbir şey öğrenemeden bir oraya, bir buraya, "bir an önce bitsin artık..." diyeceğimiz gereksiz ve bir şey kazandırmayan detaylarda boğmuş bizi sevgili yazar. üstüne hiç tatmin edecek bir son olmayınca da kitap oldukça başarısız bir hale bürünmüş...
devamını gör...
aurora (yazar)
nadide yazarlardan biridir. yayınladığı resimleri saatlerce inceleyip başka alemlere gidiyorum.*.
devamını gör...
günün ünlüsü olamayan yazar
gönüllerin ünlüsü yazardır.
ben bir kere olmuştum ama kimse imza istemeye gelmedi, "bir fotoğraf çektirebilir miyiz?" diye soran bile olmadı, yolda görenler tanımadı. ee hani ünlüydük?
işte sırf bu yüzden; "mühim olan günün ünlüsü olmak değil yeğen, mühim olan gönüllerin ünlüsü olmaktır."
ben bir kere olmuştum ama kimse imza istemeye gelmedi, "bir fotoğraf çektirebilir miyiz?" diye soran bile olmadı, yolda görenler tanımadı. ee hani ünlüydük?
işte sırf bu yüzden; "mühim olan günün ünlüsü olmak değil yeğen, mühim olan gönüllerin ünlüsü olmaktır."
devamını gör...
fosforlu kalemle tüm sayfayı çizmek
başta önemli yerleri çizeyim şeklinde düşünülen, sonrasında neyse okurken bir yandan çizmek de iyi oluyormuş diyip çizmeye devam edilen eylemdir. hiç çizmesem sanki okuduğumu daha az anlarmışım gibi hissediyorum.
devamını gör...
bavul hazırlamak
ah hele ki bunu üniversite için hazırlıyorsanız tadından yenmez. ilk defa üniversiteye gideceksin, kafan karmakarışık ama mutlusun. bavula iki eşya koyup üç düşünürsün. sanki eşyalarını değil duygularını katlayıp koyuyorsundur valize. heyecan hat safhada zaten biraz da hüzün ekleyelim oraya hıhh oldu işte...
devamını gör...
hinterland
geride topraklar, gerideki ülke anlamına gelen almanca kökenli bir terim. bu ulaşım kaynağına, limana, özellikle ekonomik anlamda, bağımlı durumda bulunan toprak parçaları birer hinterland oluştururlar.
devamını gör...
1 mayıs 2021 normal sözlük mobil görünümünün güncellenmesi
anladığım kadarıyla çoğunluk beğenmiş . ben beğenemedim daral geldi kalabalıktan her tarafta bir şey. önceden ne güzel ferah ferah oturuyormuşuz. neyse yenilik güzeldir diyelim belki sonra alışırız.*
devamını gör...
on adımda on iki adım
bir yiğit özgür karikatüründe karşımıza çıkan ve okunmaya değer olduğunu düşündüğüm kişisel gelişim kitabı olma ihtimali kuvvetli bir kitaptır.

kitaba asla ulaşamayanlar için bulunmaz bir hizmet sunma isteğindeyim zira sözlükteki rütbem bibliyofil olduğuna göre bu bir anlamda da benim görevim sayılır. yalnızlar için çok özel bir hizmet sunuyorum ve size kitabın içeriğini spoilera doyurarak veriyorum.
birinci bölümde -ki kitap üç bölümden oluşmakta- gerçekten bütün matematiksel gerçeklere kafa tutarak sadece on adım atarak on iki adım atmış hissiyatı uyandırmanın yolları anlatılmakta. çeşitli alt başlıklar ve bazı illüzyon illüstrasyonları içeren bölümlerde özellikle houdini’ye yapılan atıfların oldukça başarılı olduğunu söylemeliyim.
ikinci bölümde ise daha doğal bir süreç işlenmekte. on adım atarak on iki adımlık bir mesafeyi kat etmenin yollarını anlatan bu bölüm bazı anatomik gerçeklikleri de okuyanlar için anlaşılır kılıyor. daha gerçekçi bir anlatımla yazılmış olan bu bölümde bilinç akışı tekniğinin kullanılmış olması bazı bölümleri zor okunur hale getirse de anlatmak istediği her şeyi anlamak mümkün.
son bölüm ise sözcüklerden birinin yan anlamı ile kullanılması ile kitabın adına yeni bir bakış kazandırıyor. on adımda derken yazar aslında on bölümde, on hamlede anlamı vermek istiyor. yani on iki adım atmak için gereken on hareket.
1. on iki adım atmaya karar verin.
2. adımlar konusunda kararlılığınızı kaybetmeyin.
3. adımları atacağınız yönü belirleyin.
4. adım hızınızın ne olacağını belirleyin.
5. kollarınızı yürüyüşe uygun hale gelecek şekilde doğal konumlarına getirin.
6. önce hangi adımla başlayacağınızı belirleyin.
7. beyninizi kullanarak bacaklarınıza hareket etmek için komut verin.
8. bacaklarınızın bu komuta uymasını sağlayın.
9. hareket etmeye başladığınızda vücut dengenizi koruyun.
10. on iki adım atın.
bu tanım sonrasında kitabı okumak için yanıp tutuştuğunuzu biliyorum ama önce dünya üzerinde kitabı okumuş olan tek insanın da fikir beyan etmek için konuşmasını istiyorum. konuş deli!

kitaba asla ulaşamayanlar için bulunmaz bir hizmet sunma isteğindeyim zira sözlükteki rütbem bibliyofil olduğuna göre bu bir anlamda da benim görevim sayılır. yalnızlar için çok özel bir hizmet sunuyorum ve size kitabın içeriğini spoilera doyurarak veriyorum.
birinci bölümde -ki kitap üç bölümden oluşmakta- gerçekten bütün matematiksel gerçeklere kafa tutarak sadece on adım atarak on iki adım atmış hissiyatı uyandırmanın yolları anlatılmakta. çeşitli alt başlıklar ve bazı illüzyon illüstrasyonları içeren bölümlerde özellikle houdini’ye yapılan atıfların oldukça başarılı olduğunu söylemeliyim.
ikinci bölümde ise daha doğal bir süreç işlenmekte. on adım atarak on iki adımlık bir mesafeyi kat etmenin yollarını anlatan bu bölüm bazı anatomik gerçeklikleri de okuyanlar için anlaşılır kılıyor. daha gerçekçi bir anlatımla yazılmış olan bu bölümde bilinç akışı tekniğinin kullanılmış olması bazı bölümleri zor okunur hale getirse de anlatmak istediği her şeyi anlamak mümkün.
son bölüm ise sözcüklerden birinin yan anlamı ile kullanılması ile kitabın adına yeni bir bakış kazandırıyor. on adımda derken yazar aslında on bölümde, on hamlede anlamı vermek istiyor. yani on iki adım atmak için gereken on hareket.
1. on iki adım atmaya karar verin.
2. adımlar konusunda kararlılığınızı kaybetmeyin.
3. adımları atacağınız yönü belirleyin.
4. adım hızınızın ne olacağını belirleyin.
5. kollarınızı yürüyüşe uygun hale gelecek şekilde doğal konumlarına getirin.
6. önce hangi adımla başlayacağınızı belirleyin.
7. beyninizi kullanarak bacaklarınıza hareket etmek için komut verin.
8. bacaklarınızın bu komuta uymasını sağlayın.
9. hareket etmeye başladığınızda vücut dengenizi koruyun.
10. on iki adım atın.
bu tanım sonrasında kitabı okumak için yanıp tutuştuğunuzu biliyorum ama önce dünya üzerinde kitabı okumuş olan tek insanın da fikir beyan etmek için konuşmasını istiyorum. konuş deli!
devamını gör...
diyanet'in günlüğü 35 bin lira olan gemiyi kiralaması
gerçek olamayacak kadar ironik olaylar yaşadığımız bu dönemde şaşırtmayan olaylar bütünlerinden sadece biridir.
(bkz: aklımızla dalga geçen açıklamalar)
(bkz: aklımızla dalga geçen açıklamalar)
devamını gör...
yemek seçen insan
buyrun benim.
sebzelerin her türlüsünü yerim ve severim. hiç birini ayırt etmem.
ama şu et mevzusu biraz karışık. yemeğin içinde asla yemem. ızgara olursa yerim. balıklardan hamsi ve somonu severim. onun dışındakileri bazen yerim bazen yemem, o gün onlardan tiksinme gelip gelmemesine göre değişiyor. tavuk ise yine yemeğin içinde yemem. et suyu, tavuk suyu olan hiç bir yemeği, pilavı , çorbayı, vb yemem.
bitti mi? hayır…
ev yoğurdu yemem, hazır yoğurt. o da her marka değil. peynir olayı daha karışık, bir markanın süzme peyniri, bulursam isli çerkes peyniri,lor, kaşar peyniri(o da eritilmiş olursa), hellim peyniri yerim. süt içmem, hayatımda kaymak ağzıma koymadım.
bitti sanıyorsunuz ama daha değil…
sakatat yemem, sadece kokoreç, o da her yerde değil. deniz ürünlerini yemem; iki üç kere az bir parça karides yedim, o kadar. lahmacun yerim amma kıymalı pide yemem( evet çok garip biliyorum).
böyle olunca da zor oluyor işte. misafirliğe gittiğimizde özellikle. neyse ki etrafımdakiler tanıyor beni de üstlerine alınmıyorlar.
sebzelerin her türlüsünü yerim ve severim. hiç birini ayırt etmem.
ama şu et mevzusu biraz karışık. yemeğin içinde asla yemem. ızgara olursa yerim. balıklardan hamsi ve somonu severim. onun dışındakileri bazen yerim bazen yemem, o gün onlardan tiksinme gelip gelmemesine göre değişiyor. tavuk ise yine yemeğin içinde yemem. et suyu, tavuk suyu olan hiç bir yemeği, pilavı , çorbayı, vb yemem.
bitti mi? hayır…
ev yoğurdu yemem, hazır yoğurt. o da her marka değil. peynir olayı daha karışık, bir markanın süzme peyniri, bulursam isli çerkes peyniri,lor, kaşar peyniri(o da eritilmiş olursa), hellim peyniri yerim. süt içmem, hayatımda kaymak ağzıma koymadım.
bitti sanıyorsunuz ama daha değil…
sakatat yemem, sadece kokoreç, o da her yerde değil. deniz ürünlerini yemem; iki üç kere az bir parça karides yedim, o kadar. lahmacun yerim amma kıymalı pide yemem( evet çok garip biliyorum).
böyle olunca da zor oluyor işte. misafirliğe gittiğimizde özellikle. neyse ki etrafımdakiler tanıyor beni de üstlerine alınmıyorlar.
devamını gör...
müşterisine müşteri demeyen meslekler
interaktif sözlük sahipleri.
(bkz: yoldaş benjamin franklin)
(bkz: yoldaş benjamin franklin)
devamını gör...
yazarların koleksiyonunu yaptığı şeyler
plak.
devamını gör...
sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görseller

ilk iki evreyi sağ selamet atlattım. üçüncü evrenin sonlarını yaşıyorum, dördüncü evre için iki seçenek var gibi görünüyor. "başlarım böyle hayata" ile "sktret" arasında kalıp ikinci seçeneğe yöneldim. selectranın marifetlerini göreceğiz bakalım.
devamını gör...
10 türk dizisinden 9’unun konusunun aynı olması
buna rağmen on insandan on birinin bu dizileri izlemesi
devamını gör...
bilinen en şaşırtıcı tarihi bilgi
osmanlı hamamları ve tuvaletleriyle temizliğin başkentiyken avrupa'da yıkanmanın yasak olması. kastilya kraliçesi isabella'nın ömründe iki defa yıkandığı için avrupanın en temiz insanı ünvanı verilmesi. fötr şapka ve parfümün fransa'da camlardan sokağa dökülen dışkılar yüzünden icat edilmiş olması.
devamını gör...
yazarların bıktığı durumlar
hayatımda hiçbir şeyin yolunda gitmemesinden bıktım. istediğim hiçbir şeyin, başta her şey yolunda giderken, sonunda olmamasından bıktım. çabaladığım hiçbir şeyin olmamasından bıktım. duygularımın bile beni terk etmesinden bıktım. yaşamaktan bıktım kısaca.
devamını gör...
kadınların kibar erkeklerden nefret etmesi
kibar erkek delisiyimdir. bu genellemeye uymuyorum... evet bana da kibarı denk gelmiyor, ben de kaderime küskünüm. *
devamını gör...
angela merkel'in seks hayatı
gençken çıplaklar kampında çekilen fotoğrafı bütün dünyaya servis edilmiş, dünyanın en güçlüsü olmuş, güçten zehirlenmemiş, hep ülkesinin çıkarlarını korumuş, zamanı gelince kibarca ve iyi dileklerle ayrılmasını bilmiş bir kadınla ilgili merak edilen en gereksiz hayat parçası.
devamını gör...
yazarların zenginlik ölçütü
birisi yardıma muhtaç birine yardım edebiliyorsa dünyanın en zengin insanıdır bence.
devamını gör...
