yerden kalkarken kafayı masanın sivri kenarına vurmak
tek çaresi oval kenarlı masa almak olan durumdur.
insana hayatı sorgulatır.
insana hayatı sorgulatır.
devamını gör...
başlayınca durdurulamayan şeyler
ağlamak.
devamını gör...
susun deli konuşuyor konuş deli
neden tam haliyle açılmamış diye şaşırdığım bizim toplum gündemi için hayat kurtarıcı bkz.
gün geçmiyor ki bir deli daha çıkıp açıklama yapmasın...
not: ben bu halini kullanmayı seviyorum, ne olur suikast düzenlemeyin. silmeyin, taşımayın modlar. reiss silme böyle seviyorum.
gün geçmiyor ki bir deli daha çıkıp açıklama yapmasın...
not: ben bu halini kullanmayı seviyorum, ne olur suikast düzenlemeyin. silmeyin, taşımayın modlar. reiss silme böyle seviyorum.
devamını gör...
dünyanın fani olduğunu farkına vardığın an
o anı yaşadıktan sonra yaşamanı anlamlaştıracak ve daha mutlu olacağın şeyleri yapacağın listeyi gözden geçirirsin.her defasında dünya boş bak bunuda yapacağım onuda yapacağım dersiniz peki ya sonra yine aynı terane.defalarca yaşarsın bu boşluk ve acı hissizlik duygusunu da kendini değiştiremezsin.insanoğlu ne zor, ne anlaşılmaz.
devamını gör...
öğrenmek
aslında herkeste aynı olan, sanılandan daha karmaşık bir süreçtir.
öncelikle öğrenmek hakkında bilinmesi gereken en önemli nokta, öğrendiğinizi uygulamazsanız öğrenmemiş sayılırsınız. bu uygulama şekli; bilgilerinizi paylaşarak olarak olabilir veya herhangi bir bölüm sonu testi çözerek olabilir; ama kesinlikle bilgiyi kullanacağınız günü beklemek değildir. bu süreçte üzerinde en ufak tereddüt bırakmaması gereken konu ise; bilginin paylaştıkça artacağıdır.
peki nasıl daha iyi öğrenilir ? zeka ne kadar önemlidir bu süreçte ? bilgilerinizi uygularken izlenebilecek yöntemler nelerdir ? yıllardır içinde bulunduğum öğrenme süreci hakkında sadece kendi tecrübelerime dayanarak bu sorulara cevap vereceğim. öğrenme sürecini başarıyla tamamlayan insanlar, bir araya geldiklerinde hepsinin aynı yollardan geçtiğini görmek çok şaşırtıcıdır. yani siz diğer başarılı insanlarla karşılaştığınızda onların da aynı karın ağrılarını çektiğini duyduğunuzda çok şaşırırsınız. bana göre, altını çiziyorum bana göre; çok zeki insanlar hariç, öğrenme süreci herkes için aynıdır, disiplinden disipline ya da kişiden kişiye göre değişiklik göstermez.
yıllarca bir şeyi ezberlemenin yanlış olduğunu düşündüm, ama sanılanın aksine ezber öğrenmenin en büyük parçasıymış. kendimden örnek verecek olursam; sürekli bak bu buradan çıkıyor, şu işlemleri yapar çıkarırım, sadece bunun buradan çıktığını bilsem yeter dedim, bu sefer de şu sorunla karşılaştım. karşımdaki insan çok ileri seviye bir şey anlattığı zaman, beynimin köşelerinden bir takım bilgiler çıkarıyorum ve bu burdan geldi, şu burdan geldi, diye yorumlarken konuyu kaçırıyorum. yani önce öğreneceğiniz şeyi ezberleyip daha sonra öğrenmeniz, öğrenmenin en güzel yöntemidir. sanırım bunu yapanlar sürekli ezberliyor diye eleştirdiğimiz; doktorlar, veterinerler vs.. varmış bir bildikleri, ezberlenen bilginin üzerine bilgi koymak çok daha kolaydır ve ezberledikten sonra bilginin içine girmek çok daha eğlencelidir. insanın ezber yeteneği de en hızlı gelişen özelliklerinden biridir.
diğer önemli nokta ise çalışma tekniğinizdir. bunun en etkili yöntemi de pomodoro tekniğinidir. ne kadar salakça gözükse de uygularken napıyorum lan ben deseniz de, diğer öğrenme tekniklerine göre en fayda sağlayanı budur. ben bunu 33 dakika çalışmaya 8 dakika dinlenme şeklinde uyguluyorum. işin en önemli kısmı ise; 8 dakikalık sürede rahatlayarak, 33 dakikada öğrendiklerinizi düşünmenizdir, bu düşünce çok yoğun olmamalı, sakince düşünmelisiniz. örnek verecek olursam, sonsuz boyut diyip duruyor kitabınızda, 8 dakikalık sürede bu sonsuz boyut kafanızda resimlendirmelisiniz. tam bu sırada bilgi kafanıza oturacaktır.
ayrıca yapılan en büyük hatalardan bir diğeri ise sadece tek bir konu üzerine çalışmaktır. bu bir süre sonra o çalıştığınız tek bir konuyu bile kullanmakta yetersiz olmanıza sebebiyet verecektir. bu bilgisizliğinizden değil, beyninizi kullanış şeklinizin yanlış olmasından kaynaklanır. bu yüzden bir konuda daha çok çalışmayı seçseniz bile, yanına başka konular da koymalısınız. flüt çalmayı öğrenin mesela, ama bu ikisini eş zamanlı yapın. mesela bir biyoloji alanındaysanız, matematik soruları çözün. özellikle sayısal alanlarda okuyanlar bu hatayı çok yapıyor, bunun sonucunda öğrenmesi çok basit olan şeyleri kompleks yöntemlerle öğremeye çalışıyor ve bir süre sonra tıkanıyorlar.
en büyük yanılgılardan birisi de öğrendim sanmaktır. bilgiyi nerede çıkarıp kullanacağınız bilmek, öğrenmenin en önemli parçasıdır. zaten bu oluşmadıysa henüz öğrenmiş sayılmazsınız. tekrar ediyorum bu öğrenmenin en büyük parçasıdır. eğer bir şeyi öğrenmişseniz uygulamaktan çekinmezsiniz çünkü bu sizin işinizi kolaylaştıracaktır bu yüzden uygulamaktan çekiyorsanız öğrenmiş sayılmazsınız.
öğrenmeyi hızlandırmanın bir çok güzel yöntemi vardır. birincisi hayal gücü öğrenme aşamasındaki en önemli silahınızdır. bunu şu şekilde düşünün; bizim atalarımızın derdi bir denklemi ya da bir formülü aklında tutmak değildi, avlanırken takip ettiği yolu aklında tutmak üzerine gelişmiş beyinleri vardı. günümüzde biz de aslında aynı böyle çalışıyoruz. öğrendiklerinizi hayal edin, saçma sapan nesnelere benzetseniz de hayal etmeyi sürdürün. bu sayede kafanızın içindeki bilgileri en derinden alıp getirmek yerine sadece o resmi kafanızda canlandırırsanız o size her şeyi hatırlacak büyük zahmetten kurtaracaktır. ikinci hızlandırıcı süreçse; fiziksel aktivitedir. bu gerçekten garip bir şey, kolumla bacağımla öğreniyorum sanki. bunu öğrendikten sonra yapmalısınız, öğrenmenizi ne kadar hızlandırdığınızı deneyimlediğinizde vazgeçemeyeceksinizdir. üçüncüsü ise ödüldür, kendinize ödül vermeyi bilmelisiniz, çok çalışan insanlarda gördüğüm genelde dinlenirken bile ruh gibi olduklarıdır, bu da çok büyük yanlış. fiziksel aktivite, ödüle benziyor gibi gözükse de sanırım ikisinin çalışma mekanizması farklı, yani kendinize ödül olarak fiziksel aktivite vermeyin bu çok işe yaramıyor, yani mesela sevişmek fiziksel aktivite değil ödüldür, yürüyüşe çıkmak ödül değil fiziksel aktivitedir. bu ayrım çok saçma bir ayrım gibi dursa da kendinizi geçiştirmemenizi sağlar.
zekanın başarıyla alakası olmadığı konusu tamamen yalan, bazı insanlar hiç efor harcamadan bir şeyleri öğrenebiliyorlar, adam hayal kurarak öğreniyor var mı ötesi. bunu sizden daha zeki insalarla aynı ortamda bulununca anlayabilirsiniz. kabullenmek tek çözümdür. buradaki motivasyonumuz, öğrenmeyi sevmemiz olabilir ancak.
genelde yapılan yanlışlardan biriyse bir konuyu tekrar tekrar okumak veya tekrar tekrar yazmaktır. yazmak en güzel öğrenme yöntemlerinden biri bu tartışmasız bir gerçek, fakat tekrar tekrar yazmak hatadır. bir kere yazdıktan sonra yazdıklarınızı, yazdıklarınıza bakmadan hatırlamaya çalışmalısınız ve ne kadar hatırladığınıza göre sadece eksikleriniz üzerine yoğunlaşmalısınız.
bir öğrenme sürecindeki diğer büyük hatalardan biri ise, ürüne odaklanmaktır. mesela dikkat edin, öğrenmeyi seven adamın ağzından "sınavda bunu sorar mısınız hocam" gibi saçma sorular duymazsınız. öğrenmeyi bilen insan ise gidecek hocasına ödev vermediği için sitem edecektir. öğrenme sürecine odaklanmanız, ürüne odaklanmaktan daha büyük başarılar elde etmenizi sağlayacaktır. ayrıca insanlar öğrenmeden saygınlık bekliyorlar, bu böyle olmaz. saygınlık en sonda gelecek süreçtir. size ne kadar saygı gösterileceği, öğrenme sürecini ne kadar başarılı geçireceğinizle ilintilidir, bu da öğrenmeye odaklanmanızı gerektirir.
öğrenme sürecinde benim en çok zorlandığım konu ise; olaylar arasında geçiş yapmak, hala zor geliyor. örneğin; akşam kahve içmeye çıktıysam, dönüp çalışmaya odaklanamıyordum. dikkat ettiğim kadarıyla bunu başarabilen insanlar gerçekten başarılı oluyorlar, mesela bazı arkadaşlarım içip evlerine dönüp çalışmalarına devam edebiliyorlar. bu özelliğinizi geliştirmeniz öğrenme hızınızı çok arttıracaktır. size stres atmanız için imkanlar sağlayacaktır.
şunu da unutmayın, bir şeyi öğrenmek, diğer düşüncelerinizi bile değiştirecektir. aslında yaptığınız tüm salaklıklar bilgisizliğinizden kaynaklanır, o yüzden ne kadar çok öğrenirseniz o kadar yerinde kararlar vermeye başlarsınız.
son olarak; soru veya sorun çözme tekniği herkeste farklılık gösterebilir. burada benim dikkat ettiğim her zaman işe yarayan bir yöntem ise; zor olandan başlamaktır. zor olanı 'çözememek' bakış açınızı geniş bir perspektifte tutmanızı sağlar. zoru genelde çözemezsiniz, hemen arkasına kolayı alın. bunu yapmak daha geniş düşünmenize yardımcı oluyor, kolaylardan başlamaksa daha dar bir bakış açısına itiyor sizi.
öncelikle öğrenmek hakkında bilinmesi gereken en önemli nokta, öğrendiğinizi uygulamazsanız öğrenmemiş sayılırsınız. bu uygulama şekli; bilgilerinizi paylaşarak olarak olabilir veya herhangi bir bölüm sonu testi çözerek olabilir; ama kesinlikle bilgiyi kullanacağınız günü beklemek değildir. bu süreçte üzerinde en ufak tereddüt bırakmaması gereken konu ise; bilginin paylaştıkça artacağıdır.
peki nasıl daha iyi öğrenilir ? zeka ne kadar önemlidir bu süreçte ? bilgilerinizi uygularken izlenebilecek yöntemler nelerdir ? yıllardır içinde bulunduğum öğrenme süreci hakkında sadece kendi tecrübelerime dayanarak bu sorulara cevap vereceğim. öğrenme sürecini başarıyla tamamlayan insanlar, bir araya geldiklerinde hepsinin aynı yollardan geçtiğini görmek çok şaşırtıcıdır. yani siz diğer başarılı insanlarla karşılaştığınızda onların da aynı karın ağrılarını çektiğini duyduğunuzda çok şaşırırsınız. bana göre, altını çiziyorum bana göre; çok zeki insanlar hariç, öğrenme süreci herkes için aynıdır, disiplinden disipline ya da kişiden kişiye göre değişiklik göstermez.
yıllarca bir şeyi ezberlemenin yanlış olduğunu düşündüm, ama sanılanın aksine ezber öğrenmenin en büyük parçasıymış. kendimden örnek verecek olursam; sürekli bak bu buradan çıkıyor, şu işlemleri yapar çıkarırım, sadece bunun buradan çıktığını bilsem yeter dedim, bu sefer de şu sorunla karşılaştım. karşımdaki insan çok ileri seviye bir şey anlattığı zaman, beynimin köşelerinden bir takım bilgiler çıkarıyorum ve bu burdan geldi, şu burdan geldi, diye yorumlarken konuyu kaçırıyorum. yani önce öğreneceğiniz şeyi ezberleyip daha sonra öğrenmeniz, öğrenmenin en güzel yöntemidir. sanırım bunu yapanlar sürekli ezberliyor diye eleştirdiğimiz; doktorlar, veterinerler vs.. varmış bir bildikleri, ezberlenen bilginin üzerine bilgi koymak çok daha kolaydır ve ezberledikten sonra bilginin içine girmek çok daha eğlencelidir. insanın ezber yeteneği de en hızlı gelişen özelliklerinden biridir.
diğer önemli nokta ise çalışma tekniğinizdir. bunun en etkili yöntemi de pomodoro tekniğinidir. ne kadar salakça gözükse de uygularken napıyorum lan ben deseniz de, diğer öğrenme tekniklerine göre en fayda sağlayanı budur. ben bunu 33 dakika çalışmaya 8 dakika dinlenme şeklinde uyguluyorum. işin en önemli kısmı ise; 8 dakikalık sürede rahatlayarak, 33 dakikada öğrendiklerinizi düşünmenizdir, bu düşünce çok yoğun olmamalı, sakince düşünmelisiniz. örnek verecek olursam, sonsuz boyut diyip duruyor kitabınızda, 8 dakikalık sürede bu sonsuz boyut kafanızda resimlendirmelisiniz. tam bu sırada bilgi kafanıza oturacaktır.
ayrıca yapılan en büyük hatalardan bir diğeri ise sadece tek bir konu üzerine çalışmaktır. bu bir süre sonra o çalıştığınız tek bir konuyu bile kullanmakta yetersiz olmanıza sebebiyet verecektir. bu bilgisizliğinizden değil, beyninizi kullanış şeklinizin yanlış olmasından kaynaklanır. bu yüzden bir konuda daha çok çalışmayı seçseniz bile, yanına başka konular da koymalısınız. flüt çalmayı öğrenin mesela, ama bu ikisini eş zamanlı yapın. mesela bir biyoloji alanındaysanız, matematik soruları çözün. özellikle sayısal alanlarda okuyanlar bu hatayı çok yapıyor, bunun sonucunda öğrenmesi çok basit olan şeyleri kompleks yöntemlerle öğremeye çalışıyor ve bir süre sonra tıkanıyorlar.
en büyük yanılgılardan birisi de öğrendim sanmaktır. bilgiyi nerede çıkarıp kullanacağınız bilmek, öğrenmenin en önemli parçasıdır. zaten bu oluşmadıysa henüz öğrenmiş sayılmazsınız. tekrar ediyorum bu öğrenmenin en büyük parçasıdır. eğer bir şeyi öğrenmişseniz uygulamaktan çekinmezsiniz çünkü bu sizin işinizi kolaylaştıracaktır bu yüzden uygulamaktan çekiyorsanız öğrenmiş sayılmazsınız.
öğrenmeyi hızlandırmanın bir çok güzel yöntemi vardır. birincisi hayal gücü öğrenme aşamasındaki en önemli silahınızdır. bunu şu şekilde düşünün; bizim atalarımızın derdi bir denklemi ya da bir formülü aklında tutmak değildi, avlanırken takip ettiği yolu aklında tutmak üzerine gelişmiş beyinleri vardı. günümüzde biz de aslında aynı böyle çalışıyoruz. öğrendiklerinizi hayal edin, saçma sapan nesnelere benzetseniz de hayal etmeyi sürdürün. bu sayede kafanızın içindeki bilgileri en derinden alıp getirmek yerine sadece o resmi kafanızda canlandırırsanız o size her şeyi hatırlacak büyük zahmetten kurtaracaktır. ikinci hızlandırıcı süreçse; fiziksel aktivitedir. bu gerçekten garip bir şey, kolumla bacağımla öğreniyorum sanki. bunu öğrendikten sonra yapmalısınız, öğrenmenizi ne kadar hızlandırdığınızı deneyimlediğinizde vazgeçemeyeceksinizdir. üçüncüsü ise ödüldür, kendinize ödül vermeyi bilmelisiniz, çok çalışan insanlarda gördüğüm genelde dinlenirken bile ruh gibi olduklarıdır, bu da çok büyük yanlış. fiziksel aktivite, ödüle benziyor gibi gözükse de sanırım ikisinin çalışma mekanizması farklı, yani kendinize ödül olarak fiziksel aktivite vermeyin bu çok işe yaramıyor, yani mesela sevişmek fiziksel aktivite değil ödüldür, yürüyüşe çıkmak ödül değil fiziksel aktivitedir. bu ayrım çok saçma bir ayrım gibi dursa da kendinizi geçiştirmemenizi sağlar.
zekanın başarıyla alakası olmadığı konusu tamamen yalan, bazı insanlar hiç efor harcamadan bir şeyleri öğrenebiliyorlar, adam hayal kurarak öğreniyor var mı ötesi. bunu sizden daha zeki insalarla aynı ortamda bulununca anlayabilirsiniz. kabullenmek tek çözümdür. buradaki motivasyonumuz, öğrenmeyi sevmemiz olabilir ancak.
genelde yapılan yanlışlardan biriyse bir konuyu tekrar tekrar okumak veya tekrar tekrar yazmaktır. yazmak en güzel öğrenme yöntemlerinden biri bu tartışmasız bir gerçek, fakat tekrar tekrar yazmak hatadır. bir kere yazdıktan sonra yazdıklarınızı, yazdıklarınıza bakmadan hatırlamaya çalışmalısınız ve ne kadar hatırladığınıza göre sadece eksikleriniz üzerine yoğunlaşmalısınız.
bir öğrenme sürecindeki diğer büyük hatalardan biri ise, ürüne odaklanmaktır. mesela dikkat edin, öğrenmeyi seven adamın ağzından "sınavda bunu sorar mısınız hocam" gibi saçma sorular duymazsınız. öğrenmeyi bilen insan ise gidecek hocasına ödev vermediği için sitem edecektir. öğrenme sürecine odaklanmanız, ürüne odaklanmaktan daha büyük başarılar elde etmenizi sağlayacaktır. ayrıca insanlar öğrenmeden saygınlık bekliyorlar, bu böyle olmaz. saygınlık en sonda gelecek süreçtir. size ne kadar saygı gösterileceği, öğrenme sürecini ne kadar başarılı geçireceğinizle ilintilidir, bu da öğrenmeye odaklanmanızı gerektirir.
öğrenme sürecinde benim en çok zorlandığım konu ise; olaylar arasında geçiş yapmak, hala zor geliyor. örneğin; akşam kahve içmeye çıktıysam, dönüp çalışmaya odaklanamıyordum. dikkat ettiğim kadarıyla bunu başarabilen insanlar gerçekten başarılı oluyorlar, mesela bazı arkadaşlarım içip evlerine dönüp çalışmalarına devam edebiliyorlar. bu özelliğinizi geliştirmeniz öğrenme hızınızı çok arttıracaktır. size stres atmanız için imkanlar sağlayacaktır.
şunu da unutmayın, bir şeyi öğrenmek, diğer düşüncelerinizi bile değiştirecektir. aslında yaptığınız tüm salaklıklar bilgisizliğinizden kaynaklanır, o yüzden ne kadar çok öğrenirseniz o kadar yerinde kararlar vermeye başlarsınız.
son olarak; soru veya sorun çözme tekniği herkeste farklılık gösterebilir. burada benim dikkat ettiğim her zaman işe yarayan bir yöntem ise; zor olandan başlamaktır. zor olanı 'çözememek' bakış açınızı geniş bir perspektifte tutmanızı sağlar. zoru genelde çözemezsiniz, hemen arkasına kolayı alın. bunu yapmak daha geniş düşünmenize yardımcı oluyor, kolaylardan başlamaksa daha dar bir bakış açısına itiyor sizi.
devamını gör...
çocukların sorduğu garip sorular
- mavi gözlüler her şeyi mavi mi görüyor?
- sen her şeyi kahverengi mi görüyorsun? karşı sorusuyla çözülebiliyor bu problem.
yalnız vücudunuzun herhangi bir yerindeki beni görüp "bu ne?" dediklerinde işler sarpa sarabiliyor. zira öğrendiğini zannedip onun benini işaret ederek "neymiş bu?" dediğinizde "sen" cevabını alabiliyorsunuz.
- sen her şeyi kahverengi mi görüyorsun? karşı sorusuyla çözülebiliyor bu problem.
yalnız vücudunuzun herhangi bir yerindeki beni görüp "bu ne?" dediklerinde işler sarpa sarabiliyor. zira öğrendiğini zannedip onun benini işaret ederek "neymiş bu?" dediğinizde "sen" cevabını alabiliyorsunuz.
devamını gör...
online yazarlara abuk sabuk mesaj yazmak
bir türlü alamadigim mesaj turudur.
devamını gör...
vazelin
müstehzi gülüşlere sebebiyet veren krem. halkımızca mizah unsuru olarak kullanılmaktadır.
devamını gör...
bisküvi arası lokum
hele bir de güllü lokum ise insana yaşama sevinci nakşeder.
fıstıklı hindistan cevizli lokumla yapan var hoş olmuyor o fıstık sert ve ağzına katır kutur geliyor falan.
ccc güllü lokumlu püskevit ccc.
fıstıklı hindistan cevizli lokumla yapan var hoş olmuyor o fıstık sert ve ağzına katır kutur geliyor falan.
ccc güllü lokumlu püskevit ccc.
devamını gör...
spotify podcast önerileri
korku/fantezi edebiyatı ve filmlerine ilgi duyuyorsanız gerisi hikaye, hukuk hakkında iki avukat kardeşten ufuk açıcı şeyler öğrenmek istiyorsanız gereği düşünüldü, saçma ama komik muhabbetlere gülüyorsanız kalt, bilimi çürüttüklerini sanan yobazlardan bıktıysanız yalansavar, yazarların nasıl yazmaya başladıklarını merak ediyorsanız ilk sayfası, araştırma yapmayı seven ve kendini geliştirmiş birinin çeşitli konular hakkındaki özet niteliğinde değerlendirmeleri için fularsız entellik, medyadaki gelişmeleri takip eden ve yeni nesil haberciliğe uyum sağlamış bir grubun fikirlerini öğrenmek için j raporu....
devamını gör...
sözlükten uzaklaşmak isteyen yazarı sözlük kapısında elinde terlikle bekleyen mod
tataminin üzerinde bekleyip kata dori men uchi (omuzdan tutup baş aşağı yere çalmak, popo tam yukarıda balıklama yere düşüş) tekniğini uygulamayı sabırsızlıkla bekleyen, çarpraz diz bağları kopuk, menüsküsünde de bir şeyler bir şeyler çıkan aikidocu mod kadar tehlikeli olmayan moddur.
devamını gör...
sözlük radyosu toplantısı
apartman dairesinde büyüdüm. apartmanda 2 bloğu birbirine bağlayan "mutfak boşluğu" denen, yaklaşık 2 mt2 olan, tüm dairelerin mutfaklarının ve sadece birer çocuk odasının pencerelerinin baktığı, sesin eko yapıp hep karanlıkta kalan bir boşluğa bakan odam vardı.
ortaokul-lise arasındaydı sanırım, bilgisayarımın hoparlörlerini o camın önüne çıkarıp elimde mikrofonla "radyo" yayını yapıyordum apartmana. okuldan geldikten 1 saat sonra yayınım başlıyordu.
apartmanda da sevilen çocuktum, zaten herkes birbirini tanırdı. mahalle kültürü gibiydi. o yüzden kimse şikayetçi de olmazdı. o zamanlar msn vardı, msn'den komşular istek parça gönderirdi çalardım.
birden aklıma geldi duygulandım. napsak, biz de mi girsek bilemedim ki. :)
ortaokul-lise arasındaydı sanırım, bilgisayarımın hoparlörlerini o camın önüne çıkarıp elimde mikrofonla "radyo" yayını yapıyordum apartmana. okuldan geldikten 1 saat sonra yayınım başlıyordu.
apartmanda da sevilen çocuktum, zaten herkes birbirini tanırdı. mahalle kültürü gibiydi. o yüzden kimse şikayetçi de olmazdı. o zamanlar msn vardı, msn'den komşular istek parça gönderirdi çalardım.
birden aklıma geldi duygulandım. napsak, biz de mi girsek bilemedim ki. :)
devamını gör...
bakire kadınla evlenmek isteyen erkek
kalbin bakire olsun dedin bana, bana dedin ben senin kalbini sevdim, bana dedin kalbin lazım.
bir başkadır dizisinde geçen diyaloğu akıllara getiren başlık. olması gereken budur efenim.
bir başkadır dizisinde geçen diyaloğu akıllara getiren başlık. olması gereken budur efenim.
devamını gör...
zor günlerden geçenlerin en iyi bildiği şey
bu geçer diyorsun. gerçekten delip geçiyor.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
nisan
imkansız şey
şiir yazmak,
aşıksan eğer;
ve yazmamak,
aylardan nisansa.
arzular ve hâtıralar
arzular başka şey,
hâtıralar başka.
güneşi görmeyen şehirde,
söyle, nasıl yaşanır?
böcekler
düşünme,
arzu et sade!
bak, böcekler de öyle yapıyor.
dâvet
bekliyorum
öyle bir havada gel ki,
vazgeçmek mümkün olmasın.*
istanbul için - orhan veli kanık.
imkansız şey
şiir yazmak,
aşıksan eğer;
ve yazmamak,
aylardan nisansa.
arzular ve hâtıralar
arzular başka şey,
hâtıralar başka.
güneşi görmeyen şehirde,
söyle, nasıl yaşanır?
böcekler
düşünme,
arzu et sade!
bak, böcekler de öyle yapıyor.
dâvet
bekliyorum
öyle bir havada gel ki,
vazgeçmek mümkün olmasın.*
istanbul için - orhan veli kanık.
devamını gör...
şu ana kadar yazılan ilk sözlüğün normal sözlük olması
küfürsüz olduğu için ilk. bir tercih meselesi tabii.
devamını gör...
aferinle kaldım kapıda yenlerim döndü çaputa
aşırı övgü sonucunda yapabileceğinin ve yeteneğinin üzerinde iş yapmaya çalışan kişilerin, yaşadığı pişmanlığı anlatan bir atasözü.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın dünya günaydın sözlük. bugün benim doğum günüm. (bkz: bugün benim doğum günüm insanı) yaşım kaç olursa olsun şu konuyu aşamıyorum, çocuklar gibi şenim. önümde 7 ders beni bekliyor ama hiç sorun değil. bugün güzel bir gün olacak.
devamını gör...
kuantum biyoloji
önce kısa bir tanım yapalım ve sonra birlikte yorumlayalım.*
kuantum biyoloji, kuantum mekaniği ve teorik kimyanın biyolojik mekanizmalarda rol oynayıp oynamadığını inceleyen bir uygulama alanıdır.
bir gün ateşin başında oturuyordum.* aklıma bir düşünce geliverdi. sürekli kuantum fiziğini duyuyorduk. kuantum, kuantum.. falcılara kadar inen bir terim olsa da, aslında yaşamın temelini anlamamızda, atom altı parçacıkların davranışlarını incelememizde bize ışık olan bir terimdir kuantum.* yüceltilmesi gerekir. peki biz, yani canlı hücrelerden oluşan bu büyük organizma da aslında atomlardan oluşuyoruz. e o zaman neden kuantum biyolojisi olmasın? hemen araştırdım. zaten araştırılmaya başlanmış bir konu olduğunu gördüm.*
atom altı parçacıklar farklı durumlarda farklı davranışlar sergiliyorsa (bkz: çift yarık deneyi), atomlardan oluşan hücrelerimize ve doğal olarak bize bunun yansıması nasıl olacak? nasıl oluyor? işte bu soruları inceler kuantum biyolojisi...
ben ile etiyopya'da yaşayan biri arasında bir etkileşim olabilir.. aslında 5 duyu ile algıladığımız bu dünyada göremediğimiz farklı şeyler de var ve bunu henüz bilememek ve belki de bilemeden ölmek en acısı olsa gerek..
kuantum biyolojisine kısa bir giriş yaptık.. eşsiz bir konu.. fazla uzatmamak adına burada keselim.. ben söz veriyorum.. daha derinlere ineceğiz burada..
kuantum biyoloji, kuantum mekaniği ve teorik kimyanın biyolojik mekanizmalarda rol oynayıp oynamadığını inceleyen bir uygulama alanıdır.
bir gün ateşin başında oturuyordum.* aklıma bir düşünce geliverdi. sürekli kuantum fiziğini duyuyorduk. kuantum, kuantum.. falcılara kadar inen bir terim olsa da, aslında yaşamın temelini anlamamızda, atom altı parçacıkların davranışlarını incelememizde bize ışık olan bir terimdir kuantum.* yüceltilmesi gerekir. peki biz, yani canlı hücrelerden oluşan bu büyük organizma da aslında atomlardan oluşuyoruz. e o zaman neden kuantum biyolojisi olmasın? hemen araştırdım. zaten araştırılmaya başlanmış bir konu olduğunu gördüm.*
atom altı parçacıklar farklı durumlarda farklı davranışlar sergiliyorsa (bkz: çift yarık deneyi), atomlardan oluşan hücrelerimize ve doğal olarak bize bunun yansıması nasıl olacak? nasıl oluyor? işte bu soruları inceler kuantum biyolojisi...
ben ile etiyopya'da yaşayan biri arasında bir etkileşim olabilir.. aslında 5 duyu ile algıladığımız bu dünyada göremediğimiz farklı şeyler de var ve bunu henüz bilememek ve belki de bilemeden ölmek en acısı olsa gerek..
kuantum biyolojisine kısa bir giriş yaptık.. eşsiz bir konu.. fazla uzatmamak adına burada keselim.. ben söz veriyorum.. daha derinlere ineceğiz burada..
devamını gör...

