arkadaşlar kenevirle pamuktan çok daha kaliteli giysiler üretebilirsiniz.

araba üretebilir hatta o arabanın yakıtını da üretebilirsiniz.

kenevirle tüm plastik ürenleri petrolden çok daha sağlıklı bir şekilde üretebilirsiniz.

üretimi de zor değil bir kaç ayda kendi kendine büyüyor.

yani olay uyuşturucu değil. eğer türkiye kenevir kullansa dış dünyaya yani petrol şirketlerine bağımlı kalmayacak.
devamını gör...

tarih okumalarımdan öğrendiğim bir şey varsa, o da tarihi hep kazananların yazdığıdır. osmanlı devleti kazanandır, kuyucu da muzaffer komutan bu durumda elbette.
yalnız ilginç bir not düşeyim buraya. celali isyanları olarak bilinen isyanlar çoğunlukla alevi türkmen nüfusunun yoğun olduğu coğrafyalarda patlak vermiştir.
kuyucu murat paşa'yı ve osmanlı'nın anadolu politikasını konunun uzmanlarına bırakıp tanımı sonlandırayım.
devamını gör...

para harcamak ve kilo almaktır.
devamını gör...

konunun uzmanlarınca, yapıldığı halde istanbul' un su kaynaklarına büyük ölçüde zarar vereceği, beklenen deprem felaketinde avrupa yakasını yardım edilemez hale getireceği, boğazları tehlikeye atacağı ve bunun gibi hayati önem taşıyan daha onlarca tehlikesi olduğu açıklanmasına rağmen, iktidar tarafından, yapılması planlanan yerin çevresindeki arazilerin daha şimdiden katarlılara peşkeş çekildiğinin ortaya çıktığı rant projesi.
devamını gör...

kendini geliştirmek çok okumak çok gezmek gerekirse çok ölmek çok sevişmek gibi şeylerin yapılması gerekir. oğuz atay şöyle diyor --- alıntı ---

yatağımın karşısında bir pencere var. odanın duvarları bomboş. nasıl yaşadım on yıl bu evde? bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? ben ne yaptım? kimse de uyarmadı beni. işte sonunda anlamsız biri oldum. işte sonum geldi. kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım

--- alıntı --- durum böyle olmadan bir şeyler yapmalıyız hayat hakkında geç kalmamak lazım.
devamını gör...

yine pazarlama sektöründen bir yalan:

bize gelişi bu, pazarlık yok.

her esnaf her ürüne mutlaka pazarlık payı koyar, pazarlık yapın.

tanım: mesleki yalanları paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...

1859-1935 yılları arasında yaşamış, amerikan empresyonist ressam.
eserlerinde şehrin günlük hayatından kareleri broadway and 42nd street (1902), notre dame cathedral, paris (1888),
kırsal ve deniz manzaralarını the south ledges, appledore (1913), coast scene, isles of shoals (1901),
ve çok çok güzel çizilmiş çiçekleri görüyoruz. the water garden (1909),room of flowers (1894)
resimleri bana claude monet'yi hatırlatmakla beraber renklerin pastel tonları, çizdiği çiçeklerin ve manzaraların güzelliği baktıkça insana huzur veriyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel summer evening, paris (1889)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel poppies on the ısles of shoals (1890)

tüm eserlerini incelemek isterseniz buradan
devamını gör...

hastalığın tedavisiyle çelişmesidir bir nevi.
devamını gör...

özellikle bugün denk geldiğim başlıklardır.şunu yapan kız, imamhatipli kız,türbanlı kız vs . özellikle dış görünüşe dayalı başlıklar gördükçe moralimin bozulduğunu belirtmek istiyorum.lütfen insanları katagorize etmeyi bırakalım ,önyargılarımızı yıkalım.
devamını gör...

+ sid! geri ver şu yavruları, anneleri geldi!
- anneleri olduğunu nereden bileceğim?
+ ne yani, doğum belgesi mi lazım? kör müsün dinozor!
- ama ben bu tosunları büyütmek için saçımı süpürge ettim!
+ bir günde mi? ver şunları çatlak!
- hanım, hanım! bunlar benim yavrularım!

devamını gör...

şöyle kötü böyle berbat o kadar seviyesiz bu kadar kalitesiz... ee sen neden buradasın kardeş? güzelleştir hadi. otu b.ku eleştireceğine kendi güzelliğinden bir güzellik kat sözlüğe. biz de görelim diyelim vay be birey gibi birey nasılda bilgilendirici nasıl da elit nasıl da kültürlü?

karanlığa küfretme bir mum da sen yak demiş amcanın biri bildin mi? hadi meydan senin. boya bakalım kendi rengine sözlüğü engelleyen mi var?

açıkçası ben bu eleştirileri ciddiye bile almıyorum. komik geliyor hatta. ve ayrıca şuan sosyal medyalardan tut diğer sözlüklere kadar hangisinin seviyesi istenen yerde. terket abi bak kapı orda niye buradasın hala. misal ben buraya ismi lazım değil bir sözlükten geldim. rahat rahat yazamıyor sürekli küfür ya da sarkıntılık ya da ne bileyim saçma sapan aslı astarı olmayan eleştirilerle karşı karşıyaydım ve dedim ki aha da gidiyorum.

neyse efem işin özü şu beğenmiyorsan ya gidersin ya da kendi kendine bir çabaya girersin. bak çok basit amaç eğer gerçekten burayı güzelleştirmekse deneyebileceğin bir platform, sözlük, ortama vsvs burası.

valla ben pekte çok seviyorum. geliyorum yargımı dağıtıyorum, geliyorum acımı serpiyorum, geliyorum hüznümü paylaşıyorum, geliyorum huzurumu, umudumu, sevincimi saçıyorum, yahu geliyorum tanımım paşa paşa giriyorum... kimse zart zurt yapmıyor.

çok basit kuralları var. uyum sağla, iletişime ve uslübuna dikkat et kendi sözlüğünü yarat. hadi balım, hadi canım, hadi ağam akışa katıl. öpüldün mucukss.
devamını gör...

düşünüldüğü zaman insanı yersiz bir şekilde motive ediyor öncelikle bunu kabul etmek gerekir. elbette okumadan tanım beğenmek mantıklı bir eylem değildir keza sınır getirmek de çözüm değil, bir sürü nitelikli yazı oluyor eleme yapacak değiliz ya beğenmek için. çok değerli bulduğum yazıları favorileyip, takip ettiğim yazarların tanımlarını sözlükte süre geçirdiğim zaman zarfında okuyarak, beğeni atarak kaydediyorum bir nevi. toparlamak gerekirse, etkileşim için değil bir verip bin almak için yazmak gereklidir. etkileşim sadece hafif bir aroma katar.
devamını gör...

başlığı görünce aklıma gelen söz...sahi ne kadarını sustuk konuştuklarımızın?????
susuştu yüzün
bu ufukta bitiyor yüzün
ve başka bir gökyüzü başlıyor
komşu ellerle sarmalanıyorsun
yanıyorsun....
ne kadar övülsen az
avazım çıktığı kadar susuyorum
ismindeki sesli harfleri
mayınlı bir gülümsemeyle
senin karasularında olmak,
üstünde ilkbahar bir entari,
sanki
yeniden
eski bir öyküye başlamak...
yüzündeki o billur akşam kahvaltısı
sürgülerken özümü,
ne kadarını sustuk
konuştuklarımızın?....
yılmaz erdoğan
devamını gör...

avril lavigne'in under my skin albümünden nobody's home:

nobody is home dersem ‘evde kimse yok’ olur.
nobody’s home ‘kimsenin evi değil’.
‘kimsenin suçu yok’ dersem buray şarkısı olur, demeyeceğim. bu şarkı avril lavignein eseridir. bu şarkıyı bir dönem çok acı çekmekte olan arkadaşı için elinden başka şeyler gelmediği için yazmış. takdire şâyan hareket. muazzam bir acıda kavrulurken böyle ufak bir hareket bana acayip iyi gelir, fakat depresyonda olan birine fayda sağlar mı tartışılır. dinleyerek okuyalım;



acı barındıran sekiz yıl öncemin parçasıdır. kulaklık takılı, resim çizerken manyak gibi sarbaşa bunu dinlerdim. ergen dramaları… neyse ya ben bu şarkıyı anlatmak istedim. kırık dökük bir benlikten bahsediyor avril. neden böyle hissettiğini bilmiyorum ama her gün böyle hissediyor. elimden hiç bir şey gelmiyor. sadece yaptığı hataları tekrarlayışını izliyorum. hmm… neden kötü hissettiğinin sebebi gayet açık aslında. devam edeyim; ya da yok ya... çok matah bir şey yaptım ve türkçe altyazılı video buldum, izledim. ayıplı bir şey yok gönül ferahlığı ile açabilirsiniz. safe for work. video skam dizisinden kesitlermiş. izlemedim diziyi, bilmiyordum. ben de araştırmaya inanarak, youtube altyazısında fark ettim.



nereye ait olduğunu bilmeyen, kaybolmuş ve kalbi kırık bir kadın anlatılıyor. sığınacak kimsesi yok, göz yaşlarını silmek için saklanabileceği kendine ait bir yeri yok. * ardında neler bıraktığını bilmiyor. eve gitmek istiyor. hangi ev? ev mi var da gitsin? çaresiz. hislerini sakladıkça, duygularını gizledikçe aklını kaybetmekte olan, zarafetini yitiren bir kadın... güçlü ol diyor avril, güçlü ol.
devamını gör...

çünkü malum son bir aydır hepimiz yangınlar, salgınlar, seller, hükümetin saçmalıkları derken iyice depresif olduk. benim o insan lan. eğlenceli başlık açayım derken göbeğim çatlıyor. çünkü ortada çok da eğlenceli bir şey yok.
t: biraz rahatlaması gereken insandır.
devamını gör...

ing: moonbow.

gece meydana gelen gökkuşağına verilen isimdir. içinde birçok renk barındırsa da, renkleri loş olduğundan sanki beyazmış gibi gözükür.
çok nadir ortaya çıkar. umarım bir gün bu güzelliğe şahit olabilirim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

en geçimsiz arkadaşıyım bu baharın,bu mevsimler perdeleri kapalı durur denizleri asanların..
devamını gör...

"seviyorsan git konuş bence" milli sloganımız.
devamını gör...

nur yerlitaş'ın ünlü fotoğrafı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim