şüpheden doğan düşünce.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

elif naci, 1898 doğumlu türk ressamdır. ilk kişisel sergisini 1930'da açmıştır. d grubu ressamları denince akla ilk gelen isimlerdendir. zaten bu birlik kurulduktan sonra elif naci'nin ismi ve çalışmaları daha çok duyulmuştur. dönemin önemli birçok sanatçısı elif naci hakkında yorumlarda bulunmuştur fakat benim en hoşuma giden, elif naci'nin resimleriyle şiir yazdığı görüşüdür.

topkapı sarayı akağalar kapısı:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

peyzaj çalışması:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

enteriyör çalışması:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

felsefe.
devamını gör...

eğlenceli olacağını düşündüğüm başlık.
gebesh girl için
sketchtoy.com/69221972
devamını gör...

haftada bir gazetelerdeki güzin abla köşesi gibi bir program yapılsa nasıl olur ki bilemedim.insan ordakileri okuyunca içinden saçma saçma cevap veresi geliyor,eğlenceli bir güzin abla neden olmasın.
devamını gör...

ikinci dünya savaşı'nın ortalarında almanlar'ın ürettiği tank modeli. düşman ordularının adeta korkulu rüyası olmuştur. vurulan bir tankın hurdasını ülkelerine götüren amerikalılar, üzerinde inceleme yapmışlar ve çok geçmeden m4 sherman model tanklarını üretmeye başlamışlar.
bir hafta içinde kopyaladıkları bu tankın planlarını müttefikleri olan ruslar'a da vermişler. onlar da bir traktör fabrikasını yeniden yapılandırarak t-34 model tanklarını yapmışlar. bunun sonucunda bir ay içinde savaşın seyri değişiyor ve o tanklar, alman tanklarını kovalıyorlar.
devamını gör...

bir derdim var bin dermana değişmem ile katıldığım yayın oldu. geç geldim ama yetiştim tuttum bir ucundan..türküler deyişler derken gezdiniz mi diyar diyar? oblomovreis ben de teşekkür ederim sana radyoculuk yakışıyor sana.benden hep tam destek.*
devamını gör...

övünmek istemiyorum ama edebiyat dünyasından çok arkadaşım var. çoğu eskiden beri var olan dostluklar fakat yeni tanışıp hemen kaynaştıklarım, uzun yıllar süreceğine içten inandığım arkadaşlıklar kurduklarımın sayısı da az değil. sürekli görüşemiyoruz tabii hepsiyle, herkesin kendine göre işi gücü var. ama bu özlem dönemleri arkadaşlıklarımızı olduğundan çok daha güçlü bir hale getiriyor ki bu beni çok mutlu ediyor.

birkaçını sıralamam gerekirse bu arkadaşlarımı holden caufield ile başlamak hakkaniyetli olur bence. sonra oblomov gelir, zatı şahaneleri sabah yataktan kalkabilirse uzun sohbetler ediyoruz. huck ile çok nadir görüşüyoruz ama birbirimizi çok severiz.don quixote büyüğümdür ve çok saygı dolu bir arkadaşlığımız var, yanında sancho yokken tabii ki. christopher boone ile arkadaşlığımız görece olarak yeni ama çok güçlü bir bağ kurduk genç kardeşimle. kien ile ruh ikizi olabileceğimizi düşündüğümüz için, arada sırada bir kitabevinde selamlaşmakla yetiniyoruz.

bunların içinde biri daha var ki yeri hep ayrı oldu ve hep ayrı olacak. küçük prens. onunla dostluğumuz başladığında onun en yakın dostu exupery ile tanışmıyordum henüz. uçağı düşünce kaybolmuştu exupery. küçük prensle bir gün sohbet ederken veda eder gibi konuştu benimle ve gideceğini anladım ama çok üzülmedim çünkü herkes kendi gezegeninde olsa da bizim dosluğumuz ebediyen sürecekti, buna emindim.

sonra bir gazetecinin exupery’nin izine düştüğünü ve bu ize latin amerika’da bir köyde rast geldiğini öğrendim. oradaki köylülerin dediğine göre exupery’nin tarifine tam uyan biri birkaç yıl bu köyde yaşamış. birkaç gün önce köyden ayrılan exupery’nin yanında bir süredir köyde birlikte kaldığı sarışın, sürekli atkı takan arkadaşı varmış. köylüler kitabı okumuş olamayacağına göre yalan da söylüyor olamazlardı. bu da bana büyük bir umut ışığı oldu.

eğer exupery ile küçük prens kavuştu ise ben de onlarla bir gün kavuşabilirim.
devamını gör...

antalya körfezi'nin iki yanında, kuzeye doğru birbirine yaklaşarak uzanan doğuda geyik dağları ve batıda bey dağları'ndan oluşan sıradağlardır.
devamını gör...

(bkz: ahahahahhahahha)
devamını gör...

nalan-sök kalbini.
devamını gör...

insanoğlunun vahşiliğinin en büyük göstergelerinden birisidir.

kendinden olmayanı kendi gibi düşünmeyeni öldürecek kadar vahşileşenlerin yaşattıklarıdır.
acı tarafı ise bu zihniyet değişmedi. geçenlerde kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıda oradan bir kaç kişi “yakın la yakın” diyordu. kaç sene geçmiş üstünden hala aynı rezalet hala aynı cahillik devam ediyor.
devamını gör...

bana atabilirsiniz.
devamını gör...

iyiyim
sonra arayacağım
bi ara kesin görüşelim
sensiz ben yapamam
seni seviyorum
seni sonsuza dek seveceğim...vb.
devamını gör...

almanca bir kelime olup ;başkasının adına utanmak manasına gelir. fremşemiın şeklinde telaffuz edilebilir.avusturya’da 2010 yılında yılın en iyi kelimesi seçilmiştir.
özellikle tv programlarına telefonla bağlanan ya da bizzat katılan kişilerin saçmalaması ve farkında olmadıkları için uzatması beni tam da bu şekile sokuyordu.ben utandıkça kişi uzatır uzattıkça da saçmalar ya ,işte artık en sonunda kanalı zaplamamla son bulurdu. tv’deki rezilliklere katlanamayıp uzun zamandır izlemediğim için, artık pekte fazla yaşamadığım his.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
memnun kaygısız?
devamını gör...

hani nerde?
160 geldim 160 gidecem.
uzun süre topuklu da giyemiyorum.*
devamını gör...

bir an önce büyüme düşüncesi. olayın bu noktalara geleceğini tahmin etmemişiz tabi .
devamını gör...

metal müzikle çok da arası olmayan beni bile ekrana bağlamış, bol müzikli bir film.

sayın ateist kaplumbağa’nın film yorumuyla merak uyandı bende. kim ne derse desin, zevk meselesi tabi, absürd filmleri seviyorum. yazısında hem absürd, hem jack black olunca , bir de şeytanla atışma videosunu izleyince ilgimi çekti haliyle.

eşimle genelde pazarları kahvaltıda film seçer, izleriz. o da ben de çok sevdik filmi. şunu diyeyim önce, diyalog yok denecek kadar az filmde. bütün diyaloglar şarkıların içinde; bu nedenle müzikal diyebilir miyim? dedim gitti.

ama kaçırmış olabilirim tabi, sanki penayı büyücü değil, demirci yapıyordu. bir kıza aşıktı, onu etkilemek için bu dişle bir pena yapıp, balkonunun altında gitarıyla serenat yapıyordu.

sayın kaplumbağaya katılıp, en iyi sahnesinin şeytanla aşık atmaları diyebilirim*. bir de filmin başlangıcında , jack küçükken ailesinin karşısına çıkıp, gitarıyla yaptığı gösteri de iyiydi. üstteki yorumla aynı fikirdeyim; mantık hataları var, ama adı üstünde absürd diyoruz. ben bu tür filmlerde zaten mantık aramıyorum, sadece filmin akışına bırakıyorum kendimi.

filmde ayrıca sürpriz isimler de var; tim robbins’e gerçekten güldüm. özellikle müze çıkışı bıçak çekmesinden polise yakalanmasına kadar. bir de diğer sürpriz isim de ben stiller. rolleri kısa ama gerçekten renk katmışlar diyebilirim.

son olarak d şunu belirtmeden geçemeyeceğim. şeytanla aşık attıkları sahnede, jack’in ‘eğer kzanırsak cehennemin dibine gideceksin’ sözünü söylediği andaki ses iniş çıkışına ve tonuna bayıldım. sadece burasını bile açar açar dinlerim.

benden bu kadar. sayın tospik gibi biz de beğendik ailece. izleyecek olanlara iyi seyirler.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim