sevgililer gününüz kutlu olsun
sevgili yazar arkadaşlarım, hepinizin sevgililer gününü enişten dileklerimle kutlarım swh.
devamını gör...
türkiye'de 9 milyon suriyeli mülteci olması
yakın tarihte aktif siyaset sahnesinde temsilcilerini görebilme ihtimalimiz yüksektir. akkebee temsilcilerinden fırsat buldukları gibi girişeceklerini düşünüyorum. yeni anayasa çalışmalarına bakınca, insan hakları adı altında yüce tayyibin özgürlükçü 11 maddelik toplum sözleşmesiyle* önlerinin açılacağını düşünüyorum. bu ülkede yerliler olarak azınlık kalacaksınız arkadaşlar. imkanınız varsa çıkın gidin, ben gitçem inş.
devamını gör...
bebeklerin kusmuk gibi kokması
bende 1 tane var. kusmuk gibi kokmuyor. kustuğu zaman öyle kokuyor.
gerçi artık kusmuyor. büyüdü 15 aylık oldu abisi.
gerçi artık kusmuyor. büyüdü 15 aylık oldu abisi.
devamını gör...
20 mart 2021 türkiye'nin istanbul sözleşmesi'nden ayrılması
yarın bir kadın öldürüldüğünde televizyonlara çıkıp açıklama yapacak yüzü nereden bulacaklarını merak ettiğim hükümetin son icraatıdır.
devamını gör...
omnia mutantur nihil interit
latince bir deyiştir. her şey değişir ama hiçbir şey yok olmaz anlamına gelmektedir. duygularımızı ifade ettiğini düşünmekteyim bu deyişin. kaybettiğimiz birine, duyulan sonsuz sevgi gibi.
devamını gör...
burada yaşarsam çok huzurlu olurum denilen yerler
yeni zelanda veya iskandinav ülkeleri.
devamını gör...
son feci mars
"birer birer masadan eksiliyor dostlar."
devamını gör...
coco
anlamlıdır. görsel şölendir. hem gözünüz hem ruhunuz hem kulaklarınız bayram eder. çok yönlü herkesin sevebileceği bir animasyon filmidir. her detay ince ince işlenmiş, büyüleyici. dublajlı izlemiyorsanız ve benim gibi diller, aksanlarla ilgiliyseniz arada yapılan aksan vurgusuna bayılabilirsiniz.
devamını gör...
biontech aşısını yaparken numarasını veren hemşire
bu kadar alternatif arasında sana sıra gelmez peşmergee! git yüzünü yıka evladım bir yan etki daha keşfettik sayende evlerden ırak valla!
devamını gör...
beynin yaratıcılık işlevini kısa süreli yitirmesi sorunsalı
kafatasını yarıp,içinden beyni çıkarıp atma isteği uyandırır insanda.
''ulan ben ki yaratıcılıkta çığır açan bir insanım,ne oldu bana'' dedirtir,sinir bozar, her şey güzel gitse bile sırf bu durumdan tüm gün veya gece çöp olur.
insanlarla konuşma isteği olmaz,resim çizdirmez, envai çeşit müzik dinleyip hayaller kurdurmaz.
edit:ama ağlama isteği uyandırır.
''ulan ben ki yaratıcılıkta çığır açan bir insanım,ne oldu bana'' dedirtir,sinir bozar, her şey güzel gitse bile sırf bu durumdan tüm gün veya gece çöp olur.
insanlarla konuşma isteği olmaz,resim çizdirmez, envai çeşit müzik dinleyip hayaller kurdurmaz.
edit:ama ağlama isteği uyandırır.
devamını gör...
sözlük yazarlarının etkilendiği hikayeler
ernest hemingway'in 6 kelimelik hikayesi, "satılık: bebek ayakkabısı. hiç giyilmedi."
devamını gör...
geceye bir söz bırak
umma ki küsmeyesin.
abibikim var sözlük benim; dünyanın en güzel abisi. cağnım abim. anlat, anlat bitiremem ki ben onu, insan dünyada en sevdiği insanı nasıl anlatsın diğ mi?
onun wp durumunda yazdı yıllarca. öğrenciyim, aklım 100 karış yukarıda bulutlara yakın, kalbimde aşk; etmiş beni leyla, sevdiğim bölüm, dünyanın en güzel arkadaşları yanımda, cebime de para, hayat bana güzel be!
günlük sıkıntılarım olan vakitlerde manasının anlamını arayıp, arayıp bulamadım. abimdi yazan dünyanın en manalı sözü bu olmalıydı aslında. kıt tecrübelerim buna el vermiyordu ki sırrına ereyim!
ben geçen sene umdum ki emeğim karşılık bulsun sözlük. bulmadı, ben de küstüm.
hiçbir şey ummazsan küsmezmişsin meğer sözlük. ben de artım ummuyorum ki ne kimseye gönlüm kırılsın ne olmadı diye bir şeycik günlerce yaş akıtayım!
ben bugün bir şey umdum sözlük, yine toy heveslerime yenildim, içimde umut galip geldi. sonra ne mi oldu! küstüm. patatese de köfteye de küstüm, en çok ama portakallı kekim küsmüştür; üstü azıcık kızarık diye çöpe attı o kısımlarını!
abibikim var sözlük benim; dünyanın en güzel abisi. cağnım abim. anlat, anlat bitiremem ki ben onu, insan dünyada en sevdiği insanı nasıl anlatsın diğ mi?
onun wp durumunda yazdı yıllarca. öğrenciyim, aklım 100 karış yukarıda bulutlara yakın, kalbimde aşk; etmiş beni leyla, sevdiğim bölüm, dünyanın en güzel arkadaşları yanımda, cebime de para, hayat bana güzel be!
günlük sıkıntılarım olan vakitlerde manasının anlamını arayıp, arayıp bulamadım. abimdi yazan dünyanın en manalı sözü bu olmalıydı aslında. kıt tecrübelerim buna el vermiyordu ki sırrına ereyim!
ben geçen sene umdum ki emeğim karşılık bulsun sözlük. bulmadı, ben de küstüm.
hiçbir şey ummazsan küsmezmişsin meğer sözlük. ben de artım ummuyorum ki ne kimseye gönlüm kırılsın ne olmadı diye bir şeycik günlerce yaş akıtayım!
ben bugün bir şey umdum sözlük, yine toy heveslerime yenildim, içimde umut galip geldi. sonra ne mi oldu! küstüm. patatese de köfteye de küstüm, en çok ama portakallı kekim küsmüştür; üstü azıcık kızarık diye çöpe attı o kısımlarını!
devamını gör...
doğum kontrol teknikleri
bazı insanları tanıdıkça keşke ailesi daha fazla önlem alsaymış diye düşündüren , çoğu nafile sonuçlanmış teknik .
devamını gör...
türklerin öğrenemediği şeyler
islamiyet ve arap yaşam tarzını ayırt edememeleri. öğrenemedikleri şeyler içinde bence başında gelir..
devamını gör...
yağmur kaçağı
şair attilâ ilhan'ın yayınlanan üçüncü şiir kitabının ismi (ilk ikisi duvar ve sisler bulvarı). şair bu kitap için şöyle diyor:
"sisler bulvarı yayımlandı, çok da ilgi gördü, gel gör ki o gün bugün içimde ukde olan bir değişiklikle: şengil (salim şengil-yayıncı), gönderdiğim müsveddeyi fazla kalın bulmuş, şiirlerden bazılarını ikinci bir şiir kitabı için ayırmıştı. kısacası, sonradan yağmur kaçağı adıyla yayımlanan şiir kitabı, gerçekte benim ilk derlediğim sisler bulvarı'nın içinden bölünmüş bir parçaydı. başkalarını bilmem ama, benim için hep öyle kaldı."
aynı isimli bir de şiir vardır kitapta: yağmur kaçağı. şair, bu eseri ile ilgili de şöyle demiştir:
"yağmur kaçağı da, pia gibi, üçüncü şahsın şiiri gibi, böyle bir sevmek gibi bir kerede yazdığım şiirlerdendir. ünü büyük. 50 ve 60 yılları boyunca, kim bilir kaç delikanlı, kaç genç kıza bu şiiri okumuş, ya da yazmıştır? şimdi toplum hayatının yüksek kademelerinde seyreden bazı kişiler, özel söyleşilerimizde, diğer bazıları gibi bu şiiri de ezberden okumuşlar, ilk gençlik yıllarında sevdalarını bununla ifade ettiklerini söylemişlerdir..."
yağmurluysa hava ve yanımdaysa sevdiğim*, bu şiiri mırıldanmam kaçınılmazdır:
elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek
eğer şairsem, beni tanırsan
yağmurdan korktuğumu bilirsen
gözlerim aklına gelirse
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek, yoksa beni
geceleri bir çarpıntı duyarsan
telaş telaş yağmurdan kaçıyorum
sarayburnu'ndan geçiyorum
akşamsa, eylülse, ıslanmışsam
beni görsen belki anlayamazsın
içlenir gizli gizli ağlarsın
eğer ben yalnızsam, yanılmışsam
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek, yoksa beni
"sisler bulvarı yayımlandı, çok da ilgi gördü, gel gör ki o gün bugün içimde ukde olan bir değişiklikle: şengil (salim şengil-yayıncı), gönderdiğim müsveddeyi fazla kalın bulmuş, şiirlerden bazılarını ikinci bir şiir kitabı için ayırmıştı. kısacası, sonradan yağmur kaçağı adıyla yayımlanan şiir kitabı, gerçekte benim ilk derlediğim sisler bulvarı'nın içinden bölünmüş bir parçaydı. başkalarını bilmem ama, benim için hep öyle kaldı."
aynı isimli bir de şiir vardır kitapta: yağmur kaçağı. şair, bu eseri ile ilgili de şöyle demiştir:
"yağmur kaçağı da, pia gibi, üçüncü şahsın şiiri gibi, böyle bir sevmek gibi bir kerede yazdığım şiirlerdendir. ünü büyük. 50 ve 60 yılları boyunca, kim bilir kaç delikanlı, kaç genç kıza bu şiiri okumuş, ya da yazmıştır? şimdi toplum hayatının yüksek kademelerinde seyreden bazı kişiler, özel söyleşilerimizde, diğer bazıları gibi bu şiiri de ezberden okumuşlar, ilk gençlik yıllarında sevdalarını bununla ifade ettiklerini söylemişlerdir..."
yağmurluysa hava ve yanımdaysa sevdiğim*, bu şiiri mırıldanmam kaçınılmazdır:
elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek
eğer şairsem, beni tanırsan
yağmurdan korktuğumu bilirsen
gözlerim aklına gelirse
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek, yoksa beni
geceleri bir çarpıntı duyarsan
telaş telaş yağmurdan kaçıyorum
sarayburnu'ndan geçiyorum
akşamsa, eylülse, ıslanmışsam
beni görsen belki anlayamazsın
içlenir gizli gizli ağlarsın
eğer ben yalnızsam, yanılmışsam
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek, yoksa beni
devamını gör...
dünyanın en pahalı ayakkabısı
dünyanın en pahalı ayakkabısı olarak anılan ‘passion diamond’ adlı ayakkabı tam 17 milyon dolar değerinde.
resimag.com/p1/6e5a2ad17602.jpeg
(bkz: passion diamond)
yüzlerce elmas, altın ve 2 adet 15 kıratlık elmasla süslenen ayakkabı burj el arab otelinde sergilendi. the passion diamond, daha önce dünyanın en pahalı ayakkabısı olarak bilinen ve 5.1 milyon dolar değerindeki debbie wingham topuklu ayakkabıyı geride bırakarak dünyanın en pahalısı olacak.
resimag.com/p1/816c7c3d8a22.jpeg
(bkz: debbie wingham)
sergilenen ayakkabının 36 numara olduğu, ancak sipariş veren kişinin ayağına özel olarak üretileceği açıklandı.
buradan ayakkabıyı alanlara sesleniyorum allah gözünüzü doyursun vicdansızlar.
teşekkürler.
resimag.com/p1/6e5a2ad17602.jpeg
(bkz: passion diamond)
yüzlerce elmas, altın ve 2 adet 15 kıratlık elmasla süslenen ayakkabı burj el arab otelinde sergilendi. the passion diamond, daha önce dünyanın en pahalı ayakkabısı olarak bilinen ve 5.1 milyon dolar değerindeki debbie wingham topuklu ayakkabıyı geride bırakarak dünyanın en pahalısı olacak.
resimag.com/p1/816c7c3d8a22.jpeg
(bkz: debbie wingham)
sergilenen ayakkabının 36 numara olduğu, ancak sipariş veren kişinin ayağına özel olarak üretileceği açıklandı.
buradan ayakkabıyı alanlara sesleniyorum allah gözünüzü doyursun vicdansızlar.
teşekkürler.
devamını gör...
günün sözü
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
victor hugo hiç görmemesine rağmen izmir için la captive diye bir şiir yazmıştır.
la captive
si je n'étais captive,
j'aimerais ce pays,
et cette mer plaintive,
et ces champs de maïs,
et ces astres sans nombre,
si le long du mur sombre
n'étincelait dans l'ombre
le sabre des spahis.
je ne suis point tartare
pour qu'un eunuque noir
m'accorde ma guitare,
me tienne mon miroir.
bien loin de ces sodomes,
au pays dont nous sommes,
avec les jeunes hommes
on peut parler le soir.
pourtant j'aime une rive
où jamais des hivers
le souffle froid n'arrive
par les vitraux ouverts,
l'été, la pluie est chaude,
l'insecte vert qui rôde
luit, vivante émeraude,
sous les brins d'herbe verts.
smyrne est une princesse
avec son beau chapel ;
l'heureux printemps sans cesse
répond à son appel,
et, comme un riant groupe
de fleurs dans une coupe,
dans ses mers se découpe
plus d'un frais archipel.
j'aime ces tours vermeilles,
ces drapeaux triomphants,
ces maisons d'or, pareilles
a des jouets d'enfants ;
j'aime, pour mes pensées
plus mollement bercées,
ces tentes balancées
au dos des éléphants.
dans ce palais de fées,
mon coeur, plein de concerts,
croit, aux voix étouffées
qui viennent des déserts,
entendre les génies
mêler les harmonies
des chansons infinies
qu'ils chantent dans les airs !
j'aime de ces contrées
les doux parfums brûlants,
sur les vitres dorées
les feuillages tremblants,
l'eau que la source épanche
sous le palmier qui penche,
et la cigogne blanche
sur les minarets blancs.
j'aime en un lit de mousses
dire un air espagnol,
quand mes compagnes douces,
du pied rasant le sol,
légion vagabonde
où le sourire abonde,
font tournoyer leur ronde
sous un rond parasol.
mais surtout, quand la brise
me touche en voltigeant,
la nuit j'aime être assise,
etre assise en songeant,
l'oeil sur la mer profonde,
tandis que, pâle et blonde,
la lune ouvre dans l'onde
son éventail d'argent.
la captive
si je n'étais captive,
j'aimerais ce pays,
et cette mer plaintive,
et ces champs de maïs,
et ces astres sans nombre,
si le long du mur sombre
n'étincelait dans l'ombre
le sabre des spahis.
je ne suis point tartare
pour qu'un eunuque noir
m'accorde ma guitare,
me tienne mon miroir.
bien loin de ces sodomes,
au pays dont nous sommes,
avec les jeunes hommes
on peut parler le soir.
pourtant j'aime une rive
où jamais des hivers
le souffle froid n'arrive
par les vitraux ouverts,
l'été, la pluie est chaude,
l'insecte vert qui rôde
luit, vivante émeraude,
sous les brins d'herbe verts.
smyrne est une princesse
avec son beau chapel ;
l'heureux printemps sans cesse
répond à son appel,
et, comme un riant groupe
de fleurs dans une coupe,
dans ses mers se découpe
plus d'un frais archipel.
j'aime ces tours vermeilles,
ces drapeaux triomphants,
ces maisons d'or, pareilles
a des jouets d'enfants ;
j'aime, pour mes pensées
plus mollement bercées,
ces tentes balancées
au dos des éléphants.
dans ce palais de fées,
mon coeur, plein de concerts,
croit, aux voix étouffées
qui viennent des déserts,
entendre les génies
mêler les harmonies
des chansons infinies
qu'ils chantent dans les airs !
j'aime de ces contrées
les doux parfums brûlants,
sur les vitres dorées
les feuillages tremblants,
l'eau que la source épanche
sous le palmier qui penche,
et la cigogne blanche
sur les minarets blancs.
j'aime en un lit de mousses
dire un air espagnol,
quand mes compagnes douces,
du pied rasant le sol,
légion vagabonde
où le sourire abonde,
font tournoyer leur ronde
sous un rond parasol.
mais surtout, quand la brise
me touche en voltigeant,
la nuit j'aime être assise,
etre assise en songeant,
l'oeil sur la mer profonde,
tandis que, pâle et blonde,
la lune ouvre dans l'onde
son éventail d'argent.
devamını gör...

