normal sözlük'ü 3 kelime ile anlat
altyapıdaki yetenekli futbolcu
devamını gör...
whatsapp durumu yapılacak sözler
konuşamam, sadece telegram!, yapılabilir artık bence.
devamını gör...
kris kuksi
eserleriyle fantastik gerçekçilik akımının en dikkat çeken isimlerinden biri olan amerikalı ressam ve heykeltraş.
1973 yılında springfield'da dünyaya gelen sanatçı aslında resim eğitimi almış ancak zamanla heykel onun asıl odağı haline gelmiş. çizmektense inşa etmenin onu daha mutlu ettiğini ifade eden sanatçı benzersiz asamblaj (üç boyutlu kolaj) eserleriyle kendisine hayran bırakıyor.
sanatçının işlerinde kullandığı sıradan materyaller, onun müthiş hayal gücü ve yaratım yeteneğiyle sıradışı sanat eserlerine dönüşüyor.
eserlerinde bütünü oluşturan her bir detay, onun yaptığı işe ne kadar tutkuyla bağlı olduğunun kanıtı da aslında. rokoko ve barok dönemlerinden etkilendiğini ifade eden heykeltraşın aylarını, hatta yıllarını alan girift çalışmaları zihinlerde tanımlanması güç kompozisyonlar çiziyor. her zihinde farklı bir lezzet ve etki bırakıyor.

eserler sanatçının popüler kültüre olan tahammülsüzlüğünün de birer yansıması gibi aslında. geçmişe özlem duyan, geçmişe dönük bir ifade biçimi var çalışmalarında.
tanıdığımdan beri çok saygı duyduğum ve özel bir ruh taşıdığına inandığım muazzam bir sanatçı kuksi. 2015 yılında türkiye'ye de uğrayan ve contemporary istanbul'da yer alan "sedation" isimli işi için ise şunları ifade ediyor sanatçı: "sedation, insanlar arasındaki aşk ve düşmanlık gibi sarhoş edici bağlılık duyumlarını işliyor. kadının üzerindeki parçalı ok, duygu ve huzur gibi yapay etkileri hatırlatıyor. bu, artan teknoloji sonucu sahip olduğumuz kısıtlı yüz yüze etkileşimin yer aldığı modern dünyada birbirimizden nasıl etkilendiğimize dair bir fikir sunuyor. unuttuğumuz bu bağlılık duygusunu hatırlamak için neye ihtiyacımız var? sonuçta her birimiz güçsüz yönlerimizi o kadar gizledik ki artık sadece yalnız bir kabuktan ibaretiz. ya da eros’un attığı ok hikayesi bizi birbirimize çeken kimyasallardan başka bir şey değil mi?"
son olarak da sanatçı "disputed kingdoms" isimli satranç setini sınırlı sayıda satışa sunmuş ve çok konuşulmuştu. gerçekten de her satranç severin ve koleksiyonerin sahip olmak isteyeceği türden, çok etkileyici bir set.


yönetmen guillermo del toro ise şöyle tanımlamış ünlü heykeltraşı: "bir post endüstriyel rokoko üstadı".
mitolojiden, tarihten, mimariden, aslında geçmişe dair her şeyden beslenen ve bunu çalışmalarına ilmek ilmek işleyen bu adamın eserlerine bakmanızı öneririm naçizane.
1973 yılında springfield'da dünyaya gelen sanatçı aslında resim eğitimi almış ancak zamanla heykel onun asıl odağı haline gelmiş. çizmektense inşa etmenin onu daha mutlu ettiğini ifade eden sanatçı benzersiz asamblaj (üç boyutlu kolaj) eserleriyle kendisine hayran bırakıyor.
sanatçının işlerinde kullandığı sıradan materyaller, onun müthiş hayal gücü ve yaratım yeteneğiyle sıradışı sanat eserlerine dönüşüyor.
eserlerinde bütünü oluşturan her bir detay, onun yaptığı işe ne kadar tutkuyla bağlı olduğunun kanıtı da aslında. rokoko ve barok dönemlerinden etkilendiğini ifade eden heykeltraşın aylarını, hatta yıllarını alan girift çalışmaları zihinlerde tanımlanması güç kompozisyonlar çiziyor. her zihinde farklı bir lezzet ve etki bırakıyor.

eserler sanatçının popüler kültüre olan tahammülsüzlüğünün de birer yansıması gibi aslında. geçmişe özlem duyan, geçmişe dönük bir ifade biçimi var çalışmalarında.
tanıdığımdan beri çok saygı duyduğum ve özel bir ruh taşıdığına inandığım muazzam bir sanatçı kuksi. 2015 yılında türkiye'ye de uğrayan ve contemporary istanbul'da yer alan "sedation" isimli işi için ise şunları ifade ediyor sanatçı: "sedation, insanlar arasındaki aşk ve düşmanlık gibi sarhoş edici bağlılık duyumlarını işliyor. kadının üzerindeki parçalı ok, duygu ve huzur gibi yapay etkileri hatırlatıyor. bu, artan teknoloji sonucu sahip olduğumuz kısıtlı yüz yüze etkileşimin yer aldığı modern dünyada birbirimizden nasıl etkilendiğimize dair bir fikir sunuyor. unuttuğumuz bu bağlılık duygusunu hatırlamak için neye ihtiyacımız var? sonuçta her birimiz güçsüz yönlerimizi o kadar gizledik ki artık sadece yalnız bir kabuktan ibaretiz. ya da eros’un attığı ok hikayesi bizi birbirimize çeken kimyasallardan başka bir şey değil mi?"
son olarak da sanatçı "disputed kingdoms" isimli satranç setini sınırlı sayıda satışa sunmuş ve çok konuşulmuştu. gerçekten de her satranç severin ve koleksiyonerin sahip olmak isteyeceği türden, çok etkileyici bir set.


yönetmen guillermo del toro ise şöyle tanımlamış ünlü heykeltraşı: "bir post endüstriyel rokoko üstadı".
mitolojiden, tarihten, mimariden, aslında geçmişe dair her şeyden beslenen ve bunu çalışmalarına ilmek ilmek işleyen bu adamın eserlerine bakmanızı öneririm naçizane.
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
hindistan'da mumbai kentinde fakir ve zenginlerin yaşadığı yerleri birbirinden ayıran bir sınır bulunur.
bu fotoğraf pranshu dubey tarafından çekilmiş.

görselin kaynağı
bu fotoğraf pranshu dubey tarafından çekilmiş.

görselin kaynağı
devamını gör...
kadınların kışın mini etek giymesi
herkesin aklındaki bir soruyu çözmek için bu başlığı açmak zorundaydım.
bu entryi okuyan çoğu türk genci astrolojide bahsedilen kova yani aydınlanma çağına giriş yapacak sayemde erkekler, kadınlara 100 yıl daha yaklaşabilecek medeniyet konusunda.
kadınlar kışın mini etek ve çorap giyince üşümüyor mu diye soran erkeklerimizin olduğunu biliyorum malum kendileri kadınlarla konuşamaz ama sorsan hepsi tam bir don juan, fındık kıran...
kışın giydiğimiz o çoraplar aslında termal olduğu için üşümüyoruz ama erkekler o çoraplara bakarken maddenin arkasını görmeye yani bacaklarımızı görmeye çalıştıklarından ( suphanallah her biri bi süperman sanki) bu ayrıntıyı hiç anlamayacaklar onlar sadece hafızalarını gördüğü görüntüyü nakşedip akşam için stok görüntü atıyorlar.
bu entryi okuyan çoğu türk genci astrolojide bahsedilen kova yani aydınlanma çağına giriş yapacak sayemde erkekler, kadınlara 100 yıl daha yaklaşabilecek medeniyet konusunda.
kadınlar kışın mini etek ve çorap giyince üşümüyor mu diye soran erkeklerimizin olduğunu biliyorum malum kendileri kadınlarla konuşamaz ama sorsan hepsi tam bir don juan, fındık kıran...
kışın giydiğimiz o çoraplar aslında termal olduğu için üşümüyoruz ama erkekler o çoraplara bakarken maddenin arkasını görmeye yani bacaklarımızı görmeye çalıştıklarından ( suphanallah her biri bi süperman sanki) bu ayrıntıyı hiç anlamayacaklar onlar sadece hafızalarını gördüğü görüntüyü nakşedip akşam için stok görüntü atıyorlar.
devamını gör...
yoldaş sizi takip etmeye başladı
herkes dua ediyor, ben farklı bir şey yapayım gidip 2 rekat hacet namazı kılayım da işimi garantiye alayım. *
devamını gör...
biliklibilge
sinema. sinema bilgim sağlamdır.
kamera acıları, çekim teknikleri bunlarla da gelebilirsiniz.
sanat tarihi o da çok iyidir.
türk dili ve diyalektleri
türk tarihi
runik harfli yazıtlar.
ve tabii rik'a ve divanî okumalar. ( tarihçi bebelere tez yazmam ) okuyamadığını okurum ama.
kamera acıları, çekim teknikleri bunlarla da gelebilirsiniz.
sanat tarihi o da çok iyidir.
türk dili ve diyalektleri
türk tarihi
runik harfli yazıtlar.
ve tabii rik'a ve divanî okumalar. ( tarihçi bebelere tez yazmam ) okuyamadığını okurum ama.
devamını gör...
türklerin birinci olduğu konular
heves kırmak.
devamını gör...
sözlük kulüpleri
hayırlı olsun çelengiyle geldiğim başlıktır. kafa sözlük çalışıyor, vatandaşlar mutlu.
devamını gör...
kurtlarla koşan kadınlar
masallarla kadın arketipine ait mitler konu alınır. kitapta en etkileyici yer şirin bir kadının asla büyümeyen, kandırılmaya müsait bir çocuk olduğu saptamasıdır. o yüzden kadınlara kendi vahşi doğalarını kabul etmeleri ve ortaya çıkarmalarını söyler. kurt denilen kadının özgün doğasıdır ve bu da vahşidir. ancak binlerce yıllık yazalı ya da sözlü kurallar ve yasalarla boyun eğdirilen kadın bu özünü unutmuştur. tekrar o damarı bulup beslemek gereklidir.
her kadının hatta erkeklerin de okuması gereken küçük masalardan oluşan harika ötesi bir kitap.
her kadının hatta erkeklerin de okuması gereken küçük masalardan oluşan harika ötesi bir kitap.
devamını gör...
elon musk
güney afrika doğumlu bir girişimcidir. marsa gitmekle kafasını bozmuştur. elon abimiz yakın geleceğe yön verme hedefi olan bir çok şirketin başındadır. kendisinin şu ana kadar yaptıklarıyla ve vadettiği şeylerle dünyaya yön verdiği bir kesin. gelecekte düşündüğümüz icatların kendisi sayesinde çok yakınımızda olduğunu anlıyoruz. şu anda da jeff bezos la birlikte dünyanın en zengin ikilisi. tesla hisselerine bağlı olarak elon bir birinci oluyor bir ikinci oluyor.
tabii ki elon abimizin bu kadar vaadi ve olduğu konum kendisinin bazı olaylarda çok kuvvetli bir pozisyonda bulunmasını sağlıyor. özellikle geçen birkaç aydan bu zamanlara kripto para piyasasına yaptığı manipülasyonun etkisi büyük. hatta tesla bitcoin ile araç satışına bile başladı.
şirketlerinden tesla ve space x i bilmeyen kalmadı zaten. daha bitmemiş bir projesi olan starlink (uzaydan uydularla internet projesi) in internet hızı türkiye deki herhangi bir yerin çok üstündedir. yakın zamanda neuralink in projesiyle beyne yerleştirilecek çiple alzheimer, parkinson gibi hastalıkları bitireceğini de söylemektedir. bunun yanında güneş enerjisini yaygınlaştırmak ve tünellerle ulaşımı rahatlatmak üzere de şirketleri vardır.
sonuç olarak kendisi büyük bir vizyon sahibi ara ara manipülasyon yapan, sağı solu belli olmayan bir abimizdir. yaptıklarını ve yapacaklarını sürekli takip ediyorum.
edit: bitcoin ile artık tesla satışı yapmayacağını biraz önce twitter adresinden duyurdu ve son zamanlarda çok daha da arttırdığı manipülasyonları artık çok can sıkmaya da başladı. çizilen grafikler, beklentiler bu adam yüzünden artık doğru sonuç vermekten çok uzak. insanların uğraşıları boşa çıkıyor, ceplerinden paraları gidiyor. bu abartılı manipülasyonlarının artık kesinlikle bir cezası olması gerek!!
tabii ki elon abimizin bu kadar vaadi ve olduğu konum kendisinin bazı olaylarda çok kuvvetli bir pozisyonda bulunmasını sağlıyor. özellikle geçen birkaç aydan bu zamanlara kripto para piyasasına yaptığı manipülasyonun etkisi büyük. hatta tesla bitcoin ile araç satışına bile başladı.
şirketlerinden tesla ve space x i bilmeyen kalmadı zaten. daha bitmemiş bir projesi olan starlink (uzaydan uydularla internet projesi) in internet hızı türkiye deki herhangi bir yerin çok üstündedir. yakın zamanda neuralink in projesiyle beyne yerleştirilecek çiple alzheimer, parkinson gibi hastalıkları bitireceğini de söylemektedir. bunun yanında güneş enerjisini yaygınlaştırmak ve tünellerle ulaşımı rahatlatmak üzere de şirketleri vardır.
sonuç olarak kendisi büyük bir vizyon sahibi ara ara manipülasyon yapan, sağı solu belli olmayan bir abimizdir. yaptıklarını ve yapacaklarını sürekli takip ediyorum.
edit: bitcoin ile artık tesla satışı yapmayacağını biraz önce twitter adresinden duyurdu ve son zamanlarda çok daha da arttırdığı manipülasyonları artık çok can sıkmaya da başladı. çizilen grafikler, beklentiler bu adam yüzünden artık doğru sonuç vermekten çok uzak. insanların uğraşıları boşa çıkıyor, ceplerinden paraları gidiyor. bu abartılı manipülasyonlarının artık kesinlikle bir cezası olması gerek!!
devamını gör...
sen hiç ateşböceği gördün mü
kız istemeye geldikleri sahne izleyen herkesi güldürmüştür sanırım. demet akbağ, salih kalyon arka sokaklarda ki hüsnü'nün karısı suat tam bir yıldızlar topluluğuydu.
devamını gör...
süper hücre
malum, fırtına mevsimi açıldı, bugün mevsimin ilk dolu yağışını istanbul'da yaşadık. ben de bu fırtına mevsimi ile ilgili bir kaç şeyden bahsetmek istedim. şimdiden keyifli okumalar.
kendi etrafında dönme, uzun ömür ve yoğun dikey-yukarı hareketlerle tanımlanan kuvvetli oraj. süper hücreler neden oldukları büyük çaptaki dolu taneleri ve doğrusal rüzgar nedeniyle oldukça fazla hasar yaratırlar ve yaşamı olumsuz yönde etkilerler.

sıcak ve nemli hava ile birlikte soğuk esen rüzgar sayesinde oluşan ani karşılaşma sonucunda önce yatay, sonra dikey olarak da dönmeye başlar ve hücre yağışları başlar.
kararsızlık kat sayısının büyümesi ile dolu tanelerinin büyüklüğü doğru orantıda olur. yani ağırlıkla yere düşmeye çalışan dolu taneleri, alçak basıncın gücüyle tekrar yükselir ve etrafında bir kat daha buz tabaksı oluşur. dolayısıyla dolu taneleri bu git gel sayesinde büyür.
2017’de temmuz ayında istanbul’u vuran süper hücrede dolu taneleri mandalina büyüklüğüne kadar büyümüştü ve ağır hasarlara yol açmıştı.

süper hücrelerde yağış başlamadan önce de bazen hortum da meydana gelebilir ve şiddeti f1 ( 120 km/h ) dan f5 ( 500 km/h)’a kadar çıkabilir.
kendi etrafında dönme, uzun ömür ve yoğun dikey-yukarı hareketlerle tanımlanan kuvvetli oraj. süper hücreler neden oldukları büyük çaptaki dolu taneleri ve doğrusal rüzgar nedeniyle oldukça fazla hasar yaratırlar ve yaşamı olumsuz yönde etkilerler.

sıcak ve nemli hava ile birlikte soğuk esen rüzgar sayesinde oluşan ani karşılaşma sonucunda önce yatay, sonra dikey olarak da dönmeye başlar ve hücre yağışları başlar.
kararsızlık kat sayısının büyümesi ile dolu tanelerinin büyüklüğü doğru orantıda olur. yani ağırlıkla yere düşmeye çalışan dolu taneleri, alçak basıncın gücüyle tekrar yükselir ve etrafında bir kat daha buz tabaksı oluşur. dolayısıyla dolu taneleri bu git gel sayesinde büyür.
2017’de temmuz ayında istanbul’u vuran süper hücrede dolu taneleri mandalina büyüklüğüne kadar büyümüştü ve ağır hasarlara yol açmıştı.

süper hücrelerde yağış başlamadan önce de bazen hortum da meydana gelebilir ve şiddeti f1 ( 120 km/h ) dan f5 ( 500 km/h)’a kadar çıkabilir.
devamını gör...
ilga
mevcut bir yasanın geçerliliğine son verilmesi ve yürürlükten kaldırılmasına verilen ad.
devamını gör...
kocasının aldığı abur cuburları kıskanın kudurun yazarak paylaşan kadın
mutlu değiller mi? meseleye öyle bir odaklanalım. hani şu kıymalı poşeti ayıcığa dönüştürüp buzluğa atan, her yere sim döken, kocişine pembeli kahveler kurdeleli çokalatlar ikram eden, hayatlarını bunun üzerine kuran bu insanlar mutlu değil mi? bence o kadar mutlular ki bizim bu mutluluğu kıskandığımızı düşünüyorlar. bu çok ilginç bir şey. bir an nefretten ve acıma hissinden uzaklaşırsanız çok başka şeyler görüyorsunuz bu durumun arkasında.
meseleye başka bir noktadan bakalım, 5 kutu piskübeyt, bimden alınmış 13 gofret ve hespini yesen düz duvara tırmanmana neden olan o abucuburcular ile mutlu olabilmeleri, bunu büyük bir zenginlik olarak sunabiliyor olmaları çok ilginç bir şey değil mi? istiyoruz ki bizim başarılar! ile dolu hayatımızı örnek alsınlar ve utansınlar kendilerinden. bence biz şunu sorgulayalım, neden onlar kadar basit şekilde mutlu olamıyoruz?
bilen bilir. 28 yaşındayım. aksini asla kabul etmem. bu sene yeniden eğitim almaya başladım. şimdi yeniden sınava gireceğim bi bölüm daha seçeceğim. sonra başka bir bölüm. ölene kadar okuyup öğreneceğim. taktım buna. bir sürü farklı iş yaptım, hâlâ ne iş yapmam gerektiğini bilmiyorum çünkü beni mutlu edecek işi bulamadım. gel yeni proje var diyorlar gitmiyorum. biriyle flört ediyorum olmuyor. mutlu olamıyorum. ne yapsam bir türlü tamam ya oldu işte diyemiyorum. daha fazlasını istiyorum. boşlukta süzülüp duruyorum.
sonra bir kadın çıkıyor ve şöyle diyor. kocam bana yemek yedirdi, kudurun. kocam bana toplam 145 lira turan çohalata kutusu yaptı popomu yiyin ahahaha. 6 tane oje almış sevgilisi, kadın mutluluktan kafayı yemiş. havasını atıyor bize. arkadaşa gidiyorum, eşi pembe mutfak aleti almış nasıl mutlu onu gösteriyor bana. su ısıtıyor alt tarafı ama nasıl özel o kadına göre. alıp onu sosyal medya üzerinden gösteriyor herkese. sanki koçişi ona müstakil bahçeli ev aldı, öyle bir gurur. böylesine bir mutluluk.
ve artık sorgulamanın zamanı geldi sevgili bebeksilerim. bu insanlar bu kadar basit ve ucuz şeylerden nasıl mutlu oluyor? neden mutlu oluyor? biz neden mutlu ve başarılı olmak için çabalayıp bir türlü doyduğumuzu hissedemiyoruz? neden biz hep fazlası için çabalarken onlar daha azı ile mutlu oluyor?
ben takılıyorum bu meseleye kusura bakmayın. lütfen bu nedenle vurmayın bana. hatta niye vurmuyorsunuz. vurun banaa. vuruunnn. efendiler vuruuun.
nasıl mutlular ya. arkadaş çok basit bir şey ya, kocası ciğer falan yediriyor, mesele bize dönüyor, hepiniz kudurun sidikliler falan diyor. çok acayip. öyle aykü 100 üzeri olmayacak bak. en fazla 80 olacak, misler gibi mutlusun. ben bunu gördüm.
hakkat ilginç kafalar ya. çok sorgulanası.
meseleye başka bir noktadan bakalım, 5 kutu piskübeyt, bimden alınmış 13 gofret ve hespini yesen düz duvara tırmanmana neden olan o abucuburcular ile mutlu olabilmeleri, bunu büyük bir zenginlik olarak sunabiliyor olmaları çok ilginç bir şey değil mi? istiyoruz ki bizim başarılar! ile dolu hayatımızı örnek alsınlar ve utansınlar kendilerinden. bence biz şunu sorgulayalım, neden onlar kadar basit şekilde mutlu olamıyoruz?
bilen bilir. 28 yaşındayım. aksini asla kabul etmem. bu sene yeniden eğitim almaya başladım. şimdi yeniden sınava gireceğim bi bölüm daha seçeceğim. sonra başka bir bölüm. ölene kadar okuyup öğreneceğim. taktım buna. bir sürü farklı iş yaptım, hâlâ ne iş yapmam gerektiğini bilmiyorum çünkü beni mutlu edecek işi bulamadım. gel yeni proje var diyorlar gitmiyorum. biriyle flört ediyorum olmuyor. mutlu olamıyorum. ne yapsam bir türlü tamam ya oldu işte diyemiyorum. daha fazlasını istiyorum. boşlukta süzülüp duruyorum.
sonra bir kadın çıkıyor ve şöyle diyor. kocam bana yemek yedirdi, kudurun. kocam bana toplam 145 lira turan çohalata kutusu yaptı popomu yiyin ahahaha. 6 tane oje almış sevgilisi, kadın mutluluktan kafayı yemiş. havasını atıyor bize. arkadaşa gidiyorum, eşi pembe mutfak aleti almış nasıl mutlu onu gösteriyor bana. su ısıtıyor alt tarafı ama nasıl özel o kadına göre. alıp onu sosyal medya üzerinden gösteriyor herkese. sanki koçişi ona müstakil bahçeli ev aldı, öyle bir gurur. böylesine bir mutluluk.
ve artık sorgulamanın zamanı geldi sevgili bebeksilerim. bu insanlar bu kadar basit ve ucuz şeylerden nasıl mutlu oluyor? neden mutlu oluyor? biz neden mutlu ve başarılı olmak için çabalayıp bir türlü doyduğumuzu hissedemiyoruz? neden biz hep fazlası için çabalarken onlar daha azı ile mutlu oluyor?
ben takılıyorum bu meseleye kusura bakmayın. lütfen bu nedenle vurmayın bana. hatta niye vurmuyorsunuz. vurun banaa. vuruunnn. efendiler vuruuun.
nasıl mutlular ya. arkadaş çok basit bir şey ya, kocası ciğer falan yediriyor, mesele bize dönüyor, hepiniz kudurun sidikliler falan diyor. çok acayip. öyle aykü 100 üzeri olmayacak bak. en fazla 80 olacak, misler gibi mutlusun. ben bunu gördüm.
hakkat ilginç kafalar ya. çok sorgulanası.
devamını gör...
asistanının kalçasını okşayan azerbaycan milletvekili
devamını gör...
erkeği erkek kadını kadın muayene eder diyerek doktoru darbetmek
aydın'ın nazilli ilçesinde, rahatsızlanan eşini hastaneye getiren bir kişi, yardım etmek için iğne yapılan bölüme giren tıp teknisyeni mehmet gürkan ören'i iddiaya göre, "sen niye içeriye giriyorsun, erkeği erkek, kadını da kadın muayene eder" diyerek darbetti.
tarafların birbirlerinden şikayetçi olduğu öğrenildi.
t24.com.tr/haber/erkegi-erk...
tarafların birbirlerinden şikayetçi olduğu öğrenildi.
t24.com.tr/haber/erkegi-erk...
devamını gör...
ruh eşini bekleyenler kulübü
o geldiğinde umarım hala ruhum vardır.
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
tepende karabulutlar olsa bile gökyüzünün maviliğinden kuşku duyma.
devamını gör...
