hayatta bir kez olsun yapmak istenilen meslek
şimdi yazılanları okudumda, bende haber spikerliğine yükseldim, ama birgün bile yüreğim kaldırmazdı sanırım haberleri okumaya, ölenleri, sürünenleri okuduktan sonra şimdide hava durumu demekde ne biliyim, zor iş.
devamını gör...
mahlaslardan meslek tahmin etmek
sütçü değilim arkadaşlar, tişikkirlir.
devamını gör...
seni seviyorum cümlesine verilen en acı cevaplar
"sıfırla hangi sayıyı çarparsan çarp sonuç sıfır gelir x."
bir arkadaşım karşımda bu cevabı almıştı. ondan sonraki ağlamasını ne siz sorun, ne ben söyleyeyim. açıkça "sevmiyorum" desene kardeşim, niye caz yapıyorsun? ama yok, illa o kız üzülecek. illa o edebiyat yapılacak.
cidden sevilmesin böyle insanlar.
bir arkadaşım karşımda bu cevabı almıştı. ondan sonraki ağlamasını ne siz sorun, ne ben söyleyeyim. açıkça "sevmiyorum" desene kardeşim, niye caz yapıyorsun? ama yok, illa o kız üzülecek. illa o edebiyat yapılacak.
cidden sevilmesin böyle insanlar.
devamını gör...
göz
sevgili görme organımız. bir şeylerin kıymetini kaybedince anladığımız gibi organlarımızın kıymetini de iflas bayrağını çektiğinde anlıyoruz. sizden ricam karanlıkta dizi, film izlemeyin sevgili yazarlar inanılmaz saçma hastalıklar yaşayabilirsiniz ve göz çok ama çok önemli bir organ kesinlikle korunması gerekli. bilgisayarla çok ilgiliyseniz mutlaka filtreli bir gözlük yaptırın ve kullanın inanın küçücük alınan önlemler hayat kurtarıyor.
devamını gör...
profiline kendi fotoğrafını koyan yazar iticiliği
yapamadığınız ya da canınızın öyle istediği şeyi yapmayışınızın her şeyin fesadı olmuşsunuz yahu.
bırak isteyen istediğini yapsın. onun da çok umrunda itici bulman, sabaha kaaa uyuyamayacak şimdi.
özgürlük özgürlük diye paralananlar onu bunu itici bulup, demorolize etme peşinde.
bir süredir kendi resmim yok, karar veremedim verince en bi güzelini koyup cılaappss diye koycam efenim.
bırak isteyen istediğini yapsın. onun da çok umrunda itici bulman, sabaha kaaa uyuyamayacak şimdi.
özgürlük özgürlük diye paralananlar onu bunu itici bulup, demorolize etme peşinde.
bir süredir kendi resmim yok, karar veremedim verince en bi güzelini koyup cılaappss diye koycam efenim.
devamını gör...
radikal mastektomi
genişçe deri ile birlikte meme, m.pectoralis majör ve m.pectoralis minör ve aksilla (koltuk altı)'nın blok halinde çıkarılma operasyonuna verilen isimdir.
devamını gör...
en son kırıldığınız kişi
samimiyetimi anlamayan birisiydi maalesef.
devamını gör...
17 gün kapalı kaldık ama ne oldu sorunsalı
milyonlarca esnafın borç batağına batmasına sebep oldu.
devamını gör...
seyir
piraye erdoğan’ın yazdığı, bir kaç günde okunabilecek, zengin türü kişisel gelişim kitabı.
imkan ve eğitimi açısından eksiği olmayan, anne babasını bir kazada kaybeden bir kadının, yalnızlığını erkekler ile doldurmaya çalışmasını konu ediniyor. verici olmanın yeterli olduğunu sanıp, defalarca yanılan bir kadın kahraman...
kahramanının karşısına bir önce köpek çıkıyor, sahipsiz ama sevgi dolu bir köpek. ardından köpeği gezdirirken, ondan yaşça büyük olan,ama dinginliği sayesinde çok hoş görünen bir kadınla karşılaşıyor. kitap ya, kadın onun ciddi dertleri olduğunu anlıyor ve ona yardım teklif ediyor.
teklifi yapan kadının adı da dahil,çoğu şey avrupai bir şekilde akıyor. yılbaşı sofraları gibi.
kahramanın adı mina. ayşe, fatma olacak değil. kadın istanbul’un hali vakti yerinde bir ailesinden gelme.
kitapta bolca aforizma var. içerik aforizmalar ile oluşmuş neredeyse.
kitap, biz kadınların avrupai bile olsa, mistik olana, manevi olana, dini olana olan ihtiyacımızı gözler önüne seriyor.
biz kadınların hayatına, şükür sokunca bulduğu huzuru anlatıyor.
nasibe teslim olmayı anlatıyor.
eskiden bir dizi vardı, zenginlerde ağlar. kitaptaki dram biraz ondan.
benim için yaşadığım güncellemelerin altını çizmek için faydalı oldu. bende böyle yapmıştım dedim. kendime aferim dedim okudukça.
tam bir yaz kitabı. havuz kenarında, deniz kenarında, balkonda okumalık.
imkan ve eğitimi açısından eksiği olmayan, anne babasını bir kazada kaybeden bir kadının, yalnızlığını erkekler ile doldurmaya çalışmasını konu ediniyor. verici olmanın yeterli olduğunu sanıp, defalarca yanılan bir kadın kahraman...
kahramanının karşısına bir önce köpek çıkıyor, sahipsiz ama sevgi dolu bir köpek. ardından köpeği gezdirirken, ondan yaşça büyük olan,ama dinginliği sayesinde çok hoş görünen bir kadınla karşılaşıyor. kitap ya, kadın onun ciddi dertleri olduğunu anlıyor ve ona yardım teklif ediyor.
teklifi yapan kadının adı da dahil,çoğu şey avrupai bir şekilde akıyor. yılbaşı sofraları gibi.
kahramanın adı mina. ayşe, fatma olacak değil. kadın istanbul’un hali vakti yerinde bir ailesinden gelme.
kitapta bolca aforizma var. içerik aforizmalar ile oluşmuş neredeyse.
kitap, biz kadınların avrupai bile olsa, mistik olana, manevi olana, dini olana olan ihtiyacımızı gözler önüne seriyor.
biz kadınların hayatına, şükür sokunca bulduğu huzuru anlatıyor.
nasibe teslim olmayı anlatıyor.
eskiden bir dizi vardı, zenginlerde ağlar. kitaptaki dram biraz ondan.
benim için yaşadığım güncellemelerin altını çizmek için faydalı oldu. bende böyle yapmıştım dedim. kendime aferim dedim okudukça.
tam bir yaz kitabı. havuz kenarında, deniz kenarında, balkonda okumalık.
devamını gör...
yorgancı
el işi yorgan diken zanaatkara verilen isimdir.
eskiden, şehrin her mahallesine en az bir tane düşerdi. çarşıda birden fazla olurdu.
tertemiz bir dükkan olurdu. yorgan dikme için dev bir podyumu olurdu. podyumun duvarları rengarenk, farklı desenlerde atlas, saten yorganlarla dolu olurdu.
bir tane abi, bir elinde iğne, bir elinde yüksük, elinde yorgan dikerdi.
yorgancı, marifetine göre farklı farklı motiflerle, yorganlar hazırlar.
desendeki amaç, yün yada pamuğun yorganın her tarafına eşit yayılmasını, estetik bir görüntü haline getirmektir.
rengarenk saten yorganlar, beyaz çarşafla giydirilir-kaplanır. sateni ve deseni nevresim ile yok edilmezdi.
yorganlar pamuk ise yıkanmaz, her yaz mevsimi güneşlenerek temizlenir.
yün yorganlar, arzu edilirse yıkanabilir.
şimdilerde, mahalle aralarında, yorgancılar hazır yorgan satarak yada minder dikerek, devam etmeye çalışıyorlar hayata.
hazır tekstil ürünleri arttığı için,büyük bir ihtimalle, yorgancılık onlardan sonraya geçemeyecek.
trabzon'da kemeraltı'nda yorkancı levhası olan bir tane vardı. her geçişte ilgimi çekerdi. bizim oraların şivesi miydi, yoksa bir levhacının anlık icadı olan bir kekime miydi , allah bilir.
eskiden, şehrin her mahallesine en az bir tane düşerdi. çarşıda birden fazla olurdu.
tertemiz bir dükkan olurdu. yorgan dikme için dev bir podyumu olurdu. podyumun duvarları rengarenk, farklı desenlerde atlas, saten yorganlarla dolu olurdu.
bir tane abi, bir elinde iğne, bir elinde yüksük, elinde yorgan dikerdi.
yorgancı, marifetine göre farklı farklı motiflerle, yorganlar hazırlar.
desendeki amaç, yün yada pamuğun yorganın her tarafına eşit yayılmasını, estetik bir görüntü haline getirmektir.
rengarenk saten yorganlar, beyaz çarşafla giydirilir-kaplanır. sateni ve deseni nevresim ile yok edilmezdi.
yorganlar pamuk ise yıkanmaz, her yaz mevsimi güneşlenerek temizlenir.
yün yorganlar, arzu edilirse yıkanabilir.
şimdilerde, mahalle aralarında, yorgancılar hazır yorgan satarak yada minder dikerek, devam etmeye çalışıyorlar hayata.
hazır tekstil ürünleri arttığı için,büyük bir ihtimalle, yorgancılık onlardan sonraya geçemeyecek.
trabzon'da kemeraltı'nda yorkancı levhası olan bir tane vardı. her geçişte ilgimi çekerdi. bizim oraların şivesi miydi, yoksa bir levhacının anlık icadı olan bir kekime miydi , allah bilir.
devamını gör...
batlamyus
m.s. 100-108 civarı yıllarda doğmuş olan yunan bir astronom. oluşturduğu evren modeline göre merkezde güneş değil dünya var. batlamyus'un oluşturduğu bu yermerkezci (geosantrik) evren modeli, 14 asır yani 1400 yıl ileri gelen toplumlar tarafından bile, batı'da bile, islam aleminde bile kabul görmüştür. daha sonra fake * olduğu ispatlanmıştır. fakat burda ilgi çekici nokta, yanlış bir evren modeli 1400 yıl kabul görmüş, gerçek görülmüş. düşünsenize olm 1400 yıl kimse yanlışlığını kanıtlayamamış.
fakat bu evren modelinin farkı, sanırsam bu modelde de dünya küre diye biliyorum ben. neyse abiler-ablalar, bu modeli boşverelim. batlamyus bundan ilave, mekke şehrinden bahseden ilk insandır. yani, mekke ile ilgili en eski kaynaklar, ahanda batlamyus'a dayanıyor. tabii bu görüşü kabul etmeyip, hayır la, batlamyus'un bahsettiği yer mekke değil diyenler de var. neyse. batlamyus, mekke şehrinden "macoraba" olarak bahseder. haa beyler-bayanlar, peki neden bazı insanlar hayır la macoraba mekke değildir diyor diye soracak olursanız, çünkü akademik toplulukta, macoraba diye bahsedilen yerin mekke olduğuna dair bir görüş birliği yoktur. günümüzde hâlâ mekke-macoraba konusu tartışılıyor. fakat ben bu tartışmaları anlamsız buluyorum. mekke macoraba olmasa noolacak bilmiyorum. sanırsam insanlar macoraba'ya alışmış, ısınmışlar. ailelerinden biri olarak görmüşler. fakat bu beni bağlamaz. yani abicim, islam öncesi, adı ne olursa olsun bakın adı ne olursa olsun diyorum, günümüzdeki mekke şehri bölgesinde var olan bir bölge vardı değil mi? vardı tabii. alın eski haritayı, bakın arayın işte. bize ne macoraba'dan. daha adını yazamıyorum.
neyse batlamyus'a dönelim. batlamyus hakkındaki bilgiler, genelde islami kaynaklara dayanır çünkü, batlamyus, islam astronomisine etki etmiş bir şahıstır. bazı müslüman alimlerini etkilemiş bir şahıstır. o yüzden. yani, aristo diye bahsettiğimiz aristotelestir, eflatun diye bahsettiğimiz platondur, hah işte bu kervanda batlamyus el-kalûzî diye bahsettiğimiz ptolemy de vardır. aristo, eflatun, batlamyus. aa doğru ya sokrat diye bahsettiğimiz sokrates de var. neden islam aleminde yunan bilim adamları bu kadar rağbet görmüş bu da merak konusu. herhalde eski yunanların güzel işler çıkarmalarından dolayıdır.
neyse batlamyus abimize dönelim. batlamyus abiye göre, evrenin sonunda sabit yıldızlar topluluğu vardır. yani adam evrenin sonunu görmemiş ama sonda sabit yıldızlar olduğunu söyleyebilecek kadar mükemmel, babayiğit bir adam. şimdiki araştırmacılar da, uzayda uzaylı var mı onu araştırsın. adam evrenin sonunu tahmin ediyor, biz mars'a gidiyoruz diye övünelim. o değil de cidden mars gezegenine gidince ne olacak acaba. başımız göğe mi erecek. tabii ermiş olacak mantıken uzaydaysak neyse.
son olarak, fatih sultan mehmet, batlamyus'un dünyaca ünlü bir eserini arapçaya tercüme ettirmiştir. bu eser, geographike hyphegesis yani coğrafya kılavuzu adındaki muhteşem bir eserdir. umarım bu tanımı sonuna kadar okuyan herkes inşallah mutlu olur ve bu tanımı sonuna kadar okumayan herkesin allah bela....şaka yapıyorum elbette. selametle.
fakat bu evren modelinin farkı, sanırsam bu modelde de dünya küre diye biliyorum ben. neyse abiler-ablalar, bu modeli boşverelim. batlamyus bundan ilave, mekke şehrinden bahseden ilk insandır. yani, mekke ile ilgili en eski kaynaklar, ahanda batlamyus'a dayanıyor. tabii bu görüşü kabul etmeyip, hayır la, batlamyus'un bahsettiği yer mekke değil diyenler de var. neyse. batlamyus, mekke şehrinden "macoraba" olarak bahseder. haa beyler-bayanlar, peki neden bazı insanlar hayır la macoraba mekke değildir diyor diye soracak olursanız, çünkü akademik toplulukta, macoraba diye bahsedilen yerin mekke olduğuna dair bir görüş birliği yoktur. günümüzde hâlâ mekke-macoraba konusu tartışılıyor. fakat ben bu tartışmaları anlamsız buluyorum. mekke macoraba olmasa noolacak bilmiyorum. sanırsam insanlar macoraba'ya alışmış, ısınmışlar. ailelerinden biri olarak görmüşler. fakat bu beni bağlamaz. yani abicim, islam öncesi, adı ne olursa olsun bakın adı ne olursa olsun diyorum, günümüzdeki mekke şehri bölgesinde var olan bir bölge vardı değil mi? vardı tabii. alın eski haritayı, bakın arayın işte. bize ne macoraba'dan. daha adını yazamıyorum.
neyse batlamyus'a dönelim. batlamyus hakkındaki bilgiler, genelde islami kaynaklara dayanır çünkü, batlamyus, islam astronomisine etki etmiş bir şahıstır. bazı müslüman alimlerini etkilemiş bir şahıstır. o yüzden. yani, aristo diye bahsettiğimiz aristotelestir, eflatun diye bahsettiğimiz platondur, hah işte bu kervanda batlamyus el-kalûzî diye bahsettiğimiz ptolemy de vardır. aristo, eflatun, batlamyus. aa doğru ya sokrat diye bahsettiğimiz sokrates de var. neden islam aleminde yunan bilim adamları bu kadar rağbet görmüş bu da merak konusu. herhalde eski yunanların güzel işler çıkarmalarından dolayıdır.
neyse batlamyus abimize dönelim. batlamyus abiye göre, evrenin sonunda sabit yıldızlar topluluğu vardır. yani adam evrenin sonunu görmemiş ama sonda sabit yıldızlar olduğunu söyleyebilecek kadar mükemmel, babayiğit bir adam. şimdiki araştırmacılar da, uzayda uzaylı var mı onu araştırsın. adam evrenin sonunu tahmin ediyor, biz mars'a gidiyoruz diye övünelim. o değil de cidden mars gezegenine gidince ne olacak acaba. başımız göğe mi erecek. tabii ermiş olacak mantıken uzaydaysak neyse.
son olarak, fatih sultan mehmet, batlamyus'un dünyaca ünlü bir eserini arapçaya tercüme ettirmiştir. bu eser, geographike hyphegesis yani coğrafya kılavuzu adındaki muhteşem bir eserdir. umarım bu tanımı sonuna kadar okuyan herkes inşallah mutlu olur ve bu tanımı sonuna kadar okumayan herkesin allah bela....şaka yapıyorum elbette. selametle.
devamını gör...
en iyi türk rapçi
bu şu ana kadar tartışılmaz bir tabu gibiydi tanımladığı kişi kesinlikle ceza olan bir sıfattı ama şu günlerde bence ceza o panorama harem şaşkın oğlan rapstar medcezir i yapan cezanın çok gerisinde. sagopa kajmer gibi dramatik bir düşüş yaşamasa bile eski formunda değil bana şu an lirikalite olarak eski adı mozole mirach olan mirac ses ve flow olarak defkhan en iyisi gibi geliyor ama eskisi gibi bütün her şeyde bir numara olan ceza gibi bir efsanenin bir daha geleceğini düşünmüyorum.
yukarıda saydığım iki rapçi bir arada olunca tabi oyhşş son zamanların en iyi klibi çıkıyor ortaya.
yukarıda saydığım iki rapçi bir arada olunca tabi oyhşş son zamanların en iyi klibi çıkıyor ortaya.
devamını gör...
büyük saray mozaikleri müzesi
istanbul'da, sultanahmet camii külliyesi'nde yer alan, bugün arasta çarşısı'nın içinde bulunan mozaik müzesi.
i. konstantin istanbul'u kurup başkent ilan ettikten sonra, burada ayasofya ve hipodrom'dan sahil çizgisine kadar uzanan yapılar bütünüyle büyük saray'ı inşa etti. 1935'te başlayan kazılarla, büyük saray'ın güneyindeki sütunlu avluda ortaya çıkarılan ve m.s. 450-550 yıllarına tarihlenen mozaikler bu müzede sergileniyor.

müze iki kattan oluşuyor. fotoğrafta da görülebileceği üzere mozaiklerin büyük parçaları yerde, diğerleri ise duvarda sergileniyor. üst kattan aşağı bakıldığında mozaikleri çok iyi görebildiğimiz için güzel olmuş. sadece koridorlar çok dar, ayrıntılı inceleyebilmek için koridorların daha geniş olması lazım gibi.
mozaikler 90 farklı tema içeriyor, 150 insan ve hayvan figürü bulunuyor. av sahneleri, mitler, savaşan hayvanlar ve günlük hayattan sahneler görüyoruz. mozaiklerin hiç birinde dinsel konulardan bahsedilmiyor.
aslanla fil mücadelesi (solda), geyik ile yılanın mücadelesi (sağda)
mozaiklerde görebileceğimiz figürlerin, temaların neleri anlattığı ayrıntılı bir şekilde bilgi etiketlerinde anlatılmış. örneğin sağdaki mozaikte geyik ve yılanın savaştığını görüyoruz: erkek geyik yılanın en ezeli rakibiymiş çünkü nefesiyle yılanı deliğinden çıkarabilir ve zehrinden de etkilenmezmiş.
kadın başı (solda), ayva ağacı ve kenger yaprağı içinde sakallı baş mozaiğinden detay (sağda)
müze titiz bir restorasyon sürecinden sonra 1997'de son halini almış. fotoğraflarda da görebileceğimiz üzere mozaiklerin zamanla yok olmuş kısımlarına müdahale edilmemiş, olduğu gibi bırakılmış ve renkleri de hala capcanlı.
müzeye girdiğimde istanbul'un ortasında olmasına rağmen içeride kimse yoktu. doğu roma'ya kısa bir yolculuk yapmanızı sağlayacak çok değerli eserlerin bulunduğu, kesinlikle ziyaret edilmesi gereken bir müze.
kaynak: müzedeki bilgi etiketleri ama bir de site bırakayım.
görsel kaynak: ben.
i. konstantin istanbul'u kurup başkent ilan ettikten sonra, burada ayasofya ve hipodrom'dan sahil çizgisine kadar uzanan yapılar bütünüyle büyük saray'ı inşa etti. 1935'te başlayan kazılarla, büyük saray'ın güneyindeki sütunlu avluda ortaya çıkarılan ve m.s. 450-550 yıllarına tarihlenen mozaikler bu müzede sergileniyor.

müze iki kattan oluşuyor. fotoğrafta da görülebileceği üzere mozaiklerin büyük parçaları yerde, diğerleri ise duvarda sergileniyor. üst kattan aşağı bakıldığında mozaikleri çok iyi görebildiğimiz için güzel olmuş. sadece koridorlar çok dar, ayrıntılı inceleyebilmek için koridorların daha geniş olması lazım gibi.
mozaikler 90 farklı tema içeriyor, 150 insan ve hayvan figürü bulunuyor. av sahneleri, mitler, savaşan hayvanlar ve günlük hayattan sahneler görüyoruz. mozaiklerin hiç birinde dinsel konulardan bahsedilmiyor.
aslanla fil mücadelesi (solda), geyik ile yılanın mücadelesi (sağda)mozaiklerde görebileceğimiz figürlerin, temaların neleri anlattığı ayrıntılı bir şekilde bilgi etiketlerinde anlatılmış. örneğin sağdaki mozaikte geyik ve yılanın savaştığını görüyoruz: erkek geyik yılanın en ezeli rakibiymiş çünkü nefesiyle yılanı deliğinden çıkarabilir ve zehrinden de etkilenmezmiş.
kadın başı (solda), ayva ağacı ve kenger yaprağı içinde sakallı baş mozaiğinden detay (sağda)müze titiz bir restorasyon sürecinden sonra 1997'de son halini almış. fotoğraflarda da görebileceğimiz üzere mozaiklerin zamanla yok olmuş kısımlarına müdahale edilmemiş, olduğu gibi bırakılmış ve renkleri de hala capcanlı.
müzeye girdiğimde istanbul'un ortasında olmasına rağmen içeride kimse yoktu. doğu roma'ya kısa bir yolculuk yapmanızı sağlayacak çok değerli eserlerin bulunduğu, kesinlikle ziyaret edilmesi gereken bir müze.
kaynak: müzedeki bilgi etiketleri ama bir de site bırakayım.
görsel kaynak: ben.
devamını gör...
agust d
güney kore'nin en iyi rapper'larından biri olan min yoongi'nin 15 ağustos 2016'da bighit entertainment altında çıkardığı ilk mixtape'inin adı. parça listesi:
intro: dt suga (feat. dj friz)
agust d
give it to me
skit
724148
140503 at dawn (140503 새벽에)
the last
tony montana (feat. yankie)
interlude: dream, reality
so far away (feat. suran)
kaynak.
aynı zamanda mixtape'lerini yayınladığı sahne adı. agust-d tersten okunduğunda dt suga oluyor. (suga, sahne adı, dt ise doğduğu bölge daegu town'ı simgeliyor.)
ilk mixtape'ini yayınladığında diss atarken bir kısımda ''sıradaki billboard'' demişti, kısa bir süre sonra ise grubu billboard'da ödül aldı. yine başka bir seferinde ''maybe grammy?'' sözünden sonra grammy'de adaylıkları duyruldu. yani ''kahin suga'' olarak da bilinmektedir*
ilk mixtape'i:
daha önce kore'de eşi benzeri yapılmamış, arka planında birçok mesaj bulunduran geleneksel ile modern tarzı birleştirmiş ikinci mixtape'i d-2:
d-2 parça listesi:
moonlight
daechwita
what do you think?
strange (feat. rm)
28 (feat. niihwa)
burn it (feat. max)
people (사람)
honsool (혼술)
interlude: set me free
dear my friend (feat. kim jong wan of nell)
kaynak.
intro: dt suga (feat. dj friz)
agust d
give it to me
skit
724148
140503 at dawn (140503 새벽에)
the last
tony montana (feat. yankie)
interlude: dream, reality
so far away (feat. suran)
kaynak.
aynı zamanda mixtape'lerini yayınladığı sahne adı. agust-d tersten okunduğunda dt suga oluyor. (suga, sahne adı, dt ise doğduğu bölge daegu town'ı simgeliyor.)
ilk mixtape'ini yayınladığında diss atarken bir kısımda ''sıradaki billboard'' demişti, kısa bir süre sonra ise grubu billboard'da ödül aldı. yine başka bir seferinde ''maybe grammy?'' sözünden sonra grammy'de adaylıkları duyruldu. yani ''kahin suga'' olarak da bilinmektedir*
ilk mixtape'i:
daha önce kore'de eşi benzeri yapılmamış, arka planında birçok mesaj bulunduran geleneksel ile modern tarzı birleştirmiş ikinci mixtape'i d-2:
d-2 parça listesi:
moonlight
daechwita
what do you think?
strange (feat. rm)
28 (feat. niihwa)
burn it (feat. max)
people (사람)
honsool (혼술)
interlude: set me free
dear my friend (feat. kim jong wan of nell)
kaynak.
devamını gör...
üst üste hapşırmak
(bkz: alerjik rinit)
devamını gör...
aşık veysel şatıroğlu
çok büyük adammış rahmetli.
aşık veysel'in torunu çiğdem özer, üç yıl önce bir röportajda dedesinin ilk evliliğiyle ilgili pek bilinmeyen bir olayı böyle anlatmıştı:
köyün en güzel kızıyla evlendirilmiş dedem... yol arkadaşlıkları aileleri tarafından tayin edilmiş iki insan. hayat sürprizlerle dolu, gel zaman git zaman evdeki hizmetli hüseyin'e kayıyor gönlü güzeller güzeli esma'nın. aşk bu, insanın gözünü karartır.
aşıklar bir gün kaçmaya karar veriyor ve esma çocuğunu ve dedemi bırakıp kaçıyor. ama veysel de aşık ve kaçacakları gece görmeyen gözlerine rağmen her şeyi hissediyor.
neyse, bizim kaçaklar samsun'a vardıklarında bafra civarında soluklanmak için bir çeşmenin başında duruyorlar. bitkinler, açlar, ceplerinde bir kuruş para yok. esma çoraplarını çıkarıyor ve bir bakıyor ki içinde bir tomar para...
evet yaban ellerde kurda kuşa yem olmasınlar diye... işte bazılarımızın gönlü zengin... hikaye burada bitmiyor aslında. hüseyin'le esma günün birinde perişan vaziyette köye dönüyor. bu arada dedem ve esma annenin çocuğu da ölüyor.
dedem o zaman çok meşhur, "esma'ların bir ihtiyaçları var mı?" diye sorduruyormuş devamlı akrabalarına. o kadar içi acımış ki, bir şiir yazmış "zalim, kafir, yetim koydun kuzumu/ çocuğunu geride bırakıyor, zalim kafiri hüseyin" diye.
dedem ölüm döşeğindeyken helallik almak için kapıya kadar geliyor esma anne, ama "içeri girmeye yüzüm yok" deyip vazgeçiyor...
kaynak:
aşık veysel'in torunu çiğdem özer, üç yıl önce bir röportajda dedesinin ilk evliliğiyle ilgili pek bilinmeyen bir olayı böyle anlatmıştı:
köyün en güzel kızıyla evlendirilmiş dedem... yol arkadaşlıkları aileleri tarafından tayin edilmiş iki insan. hayat sürprizlerle dolu, gel zaman git zaman evdeki hizmetli hüseyin'e kayıyor gönlü güzeller güzeli esma'nın. aşk bu, insanın gözünü karartır.
aşıklar bir gün kaçmaya karar veriyor ve esma çocuğunu ve dedemi bırakıp kaçıyor. ama veysel de aşık ve kaçacakları gece görmeyen gözlerine rağmen her şeyi hissediyor.
neyse, bizim kaçaklar samsun'a vardıklarında bafra civarında soluklanmak için bir çeşmenin başında duruyorlar. bitkinler, açlar, ceplerinde bir kuruş para yok. esma çoraplarını çıkarıyor ve bir bakıyor ki içinde bir tomar para...
evet yaban ellerde kurda kuşa yem olmasınlar diye... işte bazılarımızın gönlü zengin... hikaye burada bitmiyor aslında. hüseyin'le esma günün birinde perişan vaziyette köye dönüyor. bu arada dedem ve esma annenin çocuğu da ölüyor.
dedem o zaman çok meşhur, "esma'ların bir ihtiyaçları var mı?" diye sorduruyormuş devamlı akrabalarına. o kadar içi acımış ki, bir şiir yazmış "zalim, kafir, yetim koydun kuzumu/ çocuğunu geride bırakıyor, zalim kafiri hüseyin" diye.
dedem ölüm döşeğindeyken helallik almak için kapıya kadar geliyor esma anne, ama "içeri girmeye yüzüm yok" deyip vazgeçiyor...
kaynak:
devamını gör...
kıvrık boynuzlu oriks
günümüzde maalesef soyu tükenmiş bir antilop türüdür. öncesinde gruplar halinde afrika'nın kuzeyi, sahra çölü kuzey ve güney sınırlarında yaşıyorlardı. gruptan kasıt ortalama koşullarda 40 civarı üye, su kıtlığı koşullarında 100'den fazla üyesiyle bir arada yaşayabiliyorlardı.

ortalama ağırlıkları 200 kg, ortalama yaşam süreleri 27 senedir. boynuzları ortalama 1 metredir ve hem erkek hem dişisinde bulunur, dişinin boynuzu nispeten daha ince olur. otçuldurlar, beslenme alışkanlıkları genelde çimen, ot ve meyve ağırlıklıdır. çöle yakın iklim koşullarında yaşayabildiklerinden çöl iklim adaptasyonuna sahiplerdir. birçok memeli için ölümcül olan sıcaklıkları vücutları tolere edebilir. susuzluk sıkıntısı yaşadıklarından yağmur sonrası çıkan çimenleri yiyebilmek için grup halinde kilometrelerce mesafe giderler.

1970'lerde tüm dünyada sayıları 6000 civarındaydı. ancak 2000 yılından itibaren vahşi doğada soylarının tamamen tükendiği kabul edildi. vahşi doğada olmasa da şu an bazı hayvanat bahçelerinde halen az sayıda üyesi bulunmaktadır. kimi zaman hayvanat bahçesinde yetiştirilip doğal yaşam alanlarına da salınıyorlar. kaynak

ortalama ağırlıkları 200 kg, ortalama yaşam süreleri 27 senedir. boynuzları ortalama 1 metredir ve hem erkek hem dişisinde bulunur, dişinin boynuzu nispeten daha ince olur. otçuldurlar, beslenme alışkanlıkları genelde çimen, ot ve meyve ağırlıklıdır. çöle yakın iklim koşullarında yaşayabildiklerinden çöl iklim adaptasyonuna sahiplerdir. birçok memeli için ölümcül olan sıcaklıkları vücutları tolere edebilir. susuzluk sıkıntısı yaşadıklarından yağmur sonrası çıkan çimenleri yiyebilmek için grup halinde kilometrelerce mesafe giderler.

1970'lerde tüm dünyada sayıları 6000 civarındaydı. ancak 2000 yılından itibaren vahşi doğada soylarının tamamen tükendiği kabul edildi. vahşi doğada olmasa da şu an bazı hayvanat bahçelerinde halen az sayıda üyesi bulunmaktadır. kimi zaman hayvanat bahçesinde yetiştirilip doğal yaşam alanlarına da salınıyorlar. kaynak
devamını gör...
google akademik
google arama motorunun sadece akademik araştırmalar içerisinden araştırma yapmanızı sağlayan arama bölümü.
devamını gör...

