geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
bakire olmayan kadınla evlenmek
hay senin dinini, günahını yesinler!
siz değil misiniz hezarfen'in kafasını kesen ve yine sizin barbar kafalarınızdaki kişiler değil mi ''bruno'yu'' roma meydanında diri diri yakan.
siz değil misiniz hezarfen'in kafasını kesen ve yine sizin barbar kafalarınızdaki kişiler değil mi ''bruno'yu'' roma meydanında diri diri yakan.
devamını gör...
kadınların çantasının içindekiler
cep kitap, kalem defter, ıslak mendil, radyo ve kulaklık, ve ekmek.
kuşlara vermesi zevkli oluyor.
kuşlara vermesi zevkli oluyor.
devamını gör...
arkadaşların yanlış karar almasına engel olmak
bütün yakın arkadaşların boynunun borcu, var oluş amacıdır. işin kötüsü kalkıp kendi hayatında yanlış kararlar almaktır.
devamını gör...
kadınların kendinden büyük erkeklere ilgi duyması
kadının kendi enerjisine ve karşı cinste çekici bulduğu kriterlere göre değişebileceğinden bir genellemedir.
*
*
devamını gör...
yazarların en eften püften başarıları
biyolojiden 20 alıp sınıfta herkese maskara olmam, sonraki sınav 100 alıp tüm sınıfı gt etmem.
devamını gör...
insanların zamanla değişmesi
güzel bir konu. bana göre cevabı “evet. insanlar değişir ancak...” diye devam eder.
ancak insan kendi isteğiyle değişirse anlamlı olur. bir başkasının isteğiyle, kişinin değişmesi pek mümkün görünmüyor. kaldı ki böyle bir değişim, kişiyi iyi bir noktaya götürmez düşüncesindeyim. insanlar zaten değişiyor ve yine ancak bu değişim biraz yavaş ilerliyor. ciddi anlamda değişim ise, hayatta yaşadığımız kırılma noktalarıyla alakalıdır. yaşadığımız travmalar bu değişimi hızlandırıyor sanırım. yaşanan acı tecrübeler, insanın hayata farklı bakmasına neden olabiliyor ve aslında bu bir tür değişimdir.
değişme sürecini etkileyen bir başka önemli husus ise, çevremiz. sizi geliştirecek, ileriye doğru taşıyacak bir çevre ve sizin çabalarınız ile, farkında olmadan o çevreye uyum sağlamak adına bir değişim sürecine girmiş oluyoruz. bu iyi bir değişim midir? cevabı; çevrenizle alakalıdır. değişmek, sanki bir parça alışmak anlamına da gelebilir. dostoyevski der ya “aşağılık insanoğlu, her şeye alışır.”
can yücel bir şiirinde bu değişimi güzel anlatır. 20 yaşını, 35 ve 40 yaşını ve şimdiki yaşlı halini evine davet ettiği şiir. son cümlesi değişimi anlatır. “kabahat bende, ne diye çağırırsın tanımadığın insanları evine.” der.
efendim, yazımda özellikle “düşüncesindeyim” ve “sanıyorum” dedim. kesin bilgi olmadığı ve tamamen kendi bakış açımı yansıtmak içindir.
bu vesile ile radyo yapımcısı sevgili makinist e seçtiği konu için teşekkür eder iyi yayınlar dilerim.
küçükler gözlerinden, büyüklerin.....
not: yazıyı bitiremedim, kıvranıp duruyorum son nokta için. ben en iyisi az değişip geleyim.
ancak insan kendi isteğiyle değişirse anlamlı olur. bir başkasının isteğiyle, kişinin değişmesi pek mümkün görünmüyor. kaldı ki böyle bir değişim, kişiyi iyi bir noktaya götürmez düşüncesindeyim. insanlar zaten değişiyor ve yine ancak bu değişim biraz yavaş ilerliyor. ciddi anlamda değişim ise, hayatta yaşadığımız kırılma noktalarıyla alakalıdır. yaşadığımız travmalar bu değişimi hızlandırıyor sanırım. yaşanan acı tecrübeler, insanın hayata farklı bakmasına neden olabiliyor ve aslında bu bir tür değişimdir.
değişme sürecini etkileyen bir başka önemli husus ise, çevremiz. sizi geliştirecek, ileriye doğru taşıyacak bir çevre ve sizin çabalarınız ile, farkında olmadan o çevreye uyum sağlamak adına bir değişim sürecine girmiş oluyoruz. bu iyi bir değişim midir? cevabı; çevrenizle alakalıdır. değişmek, sanki bir parça alışmak anlamına da gelebilir. dostoyevski der ya “aşağılık insanoğlu, her şeye alışır.”
can yücel bir şiirinde bu değişimi güzel anlatır. 20 yaşını, 35 ve 40 yaşını ve şimdiki yaşlı halini evine davet ettiği şiir. son cümlesi değişimi anlatır. “kabahat bende, ne diye çağırırsın tanımadığın insanları evine.” der.
efendim, yazımda özellikle “düşüncesindeyim” ve “sanıyorum” dedim. kesin bilgi olmadığı ve tamamen kendi bakış açımı yansıtmak içindir.
bu vesile ile radyo yapımcısı sevgili makinist e seçtiği konu için teşekkür eder iyi yayınlar dilerim.
küçükler gözlerinden, büyüklerin.....
not: yazıyı bitiremedim, kıvranıp duruyorum son nokta için. ben en iyisi az değişip geleyim.
devamını gör...
internetten tanışıp evlenmek
akraba dedikodularının harika malzemesidir. hatta ülkenin büyük bir kısmında bu tabuyu yıkabilecek ailelerin çocukları çok azdır oysa internet gayet büyük bir alan buradan bulunan kadına erkeğe neden hep ayni muamele ile yaklaşılır anlamak zor.
devamını gör...
alacakla borç ödenmez
kulağa küpe olması gereken altın gibi kıymetli bir atasözümüzdür. diğer versiyonu "alacakla verecek ödenmez" 'dir.
hesap yaparken elimizde olmayan kıymetlere güvenilmemesi gerektiğini anlatır.zira bize borçlu olanın borcunu geciktirmesi yaptığımız tüm hesapları bozacağından kendi borcumuzu ödemede sıkıntıya düşmemize yol açabilir. o yüzden borçlanırken sadece kendi imkanlarımıza güvenmeli ve ayağımızı yorganına göre uzatmayı tercih etmeliyiz.
*
hesap yaparken elimizde olmayan kıymetlere güvenilmemesi gerektiğini anlatır.zira bize borçlu olanın borcunu geciktirmesi yaptığımız tüm hesapları bozacağından kendi borcumuzu ödemede sıkıntıya düşmemize yol açabilir. o yüzden borçlanırken sadece kendi imkanlarımıza güvenmeli ve ayağımızı yorganına göre uzatmayı tercih etmeliyiz.
*
devamını gör...
sözlüğün faydaları
farklı bakış açıları görmektir.
bir olaya bir sürü insan farklı pencereden bakıyor ve siz görme fırsatı yakalıyorsunuz.
rahat hissetmektir size hakim olduğu konularda bilgi verip yardımcı olacak bir sürü insan var.
yazınızı geliştirmenize imkan tanır sözlük bol bol yazarsınız.
zaman kavramını öğrenirsiniz bir yazıyı bir sene sonra okursunuz kendinizi ölçüp biçersiniz düşüncelerim değişmiş diye görürsünüz.
bir olaya bir sürü insan farklı pencereden bakıyor ve siz görme fırsatı yakalıyorsunuz.
rahat hissetmektir size hakim olduğu konularda bilgi verip yardımcı olacak bir sürü insan var.
yazınızı geliştirmenize imkan tanır sözlük bol bol yazarsınız.
zaman kavramını öğrenirsiniz bir yazıyı bir sene sonra okursunuz kendinizi ölçüp biçersiniz düşüncelerim değişmiş diye görürsünüz.
devamını gör...
kemal sunal
çok ama çok büyük bir isimdir. kemal sunalı sadece komik biri zannetmek çok yanlıştır.
bu adam sanatçıdır bir kere büyük bir sanatçıdır hiç bir zaman hak ettiğini alamamıştır. filmleri televizyonda dolaşırken çıkıp bir şey dememiştir. (hala televizyonlarda dört dönüyor)
güldürü nedir ne değildir bütün meselelere hakim bir ustadır.
sinemada kemal sunal güldürüsü adlı makaleyi okuduktan sonra kendisine bakışım ve yaklaşımım değişti.
kendisini sadece komik biri zannedip izliyordum ama öyle değilmiş.
bir düşünmek lazım neden bu halk kemal sunal filmlerini sürekli izliyor yani bildiğin bir filmi neden sürekli izler bir insan? levent kırca bu konu hakkında şöyle diyor.
orada çok önemli bir şey var kemal sunal filmlerinde bizim halkımızın tavır ve davranışına yakın çok önemli geleneksel bir yapı var. kendi halkımızın bir parçası o bir demet yeşil soğan ,bir tencere kuru fasulye ,o bir dilim ekmek
bu aslında yıllardır sorduğumuz soruya bir cevap niteliğinde.
peki müjdat gezen kendisi hakkında neler diyor bir bakalım bu çok ayrı bir bakış açısı ve çok önemli.
bir kere kemal sunalın dünya çapında bir sinema suratı olduğu atlanıyor görmezlikten geliniyor. kemal sunal dünyanın neresinde olursa olsun ne kadar kötü film yaparsa yapsın tutar. çünkü sinemanın bir illüzyonu vardır. bütün mesele suratla ilgilidir.
kesinlikle çok büyük ve çok önemli bir söylem.
kendisinin filmlerinde komedi güldürü hep vardır ama izleriz çünkü dramatik bir tarafı da vardır bekleriz o dramatik tarafı.
yüzünü hep gülerken gördüğümüz kişinin dramatik bir şekilde üzülmesi veya kötü bir harekete maruz kalması seyirciyi çok derinden etkiler çünkü onu sahipleniriz.
kemal sunal hakkında bir sürü yorum var bir sürü söylem var ama bu iki söylemi ele almamın sebebi çok farklı.
herkes kendisinin iyi bir komedyen olduğunu biliyor ama suratını dramatik tarafını kaçırıyoruz.
not: alıntılar kemal sunal yüksek lisans tezinden alınmıştır.
bu adam sanatçıdır bir kere büyük bir sanatçıdır hiç bir zaman hak ettiğini alamamıştır. filmleri televizyonda dolaşırken çıkıp bir şey dememiştir. (hala televizyonlarda dört dönüyor)
güldürü nedir ne değildir bütün meselelere hakim bir ustadır.
sinemada kemal sunal güldürüsü adlı makaleyi okuduktan sonra kendisine bakışım ve yaklaşımım değişti.
kendisini sadece komik biri zannedip izliyordum ama öyle değilmiş.
bir düşünmek lazım neden bu halk kemal sunal filmlerini sürekli izliyor yani bildiğin bir filmi neden sürekli izler bir insan? levent kırca bu konu hakkında şöyle diyor.
orada çok önemli bir şey var kemal sunal filmlerinde bizim halkımızın tavır ve davranışına yakın çok önemli geleneksel bir yapı var. kendi halkımızın bir parçası o bir demet yeşil soğan ,bir tencere kuru fasulye ,o bir dilim ekmek
bu aslında yıllardır sorduğumuz soruya bir cevap niteliğinde.
peki müjdat gezen kendisi hakkında neler diyor bir bakalım bu çok ayrı bir bakış açısı ve çok önemli.
bir kere kemal sunalın dünya çapında bir sinema suratı olduğu atlanıyor görmezlikten geliniyor. kemal sunal dünyanın neresinde olursa olsun ne kadar kötü film yaparsa yapsın tutar. çünkü sinemanın bir illüzyonu vardır. bütün mesele suratla ilgilidir.
kesinlikle çok büyük ve çok önemli bir söylem.
kendisinin filmlerinde komedi güldürü hep vardır ama izleriz çünkü dramatik bir tarafı da vardır bekleriz o dramatik tarafı.
yüzünü hep gülerken gördüğümüz kişinin dramatik bir şekilde üzülmesi veya kötü bir harekete maruz kalması seyirciyi çok derinden etkiler çünkü onu sahipleniriz.
kemal sunal hakkında bir sürü yorum var bir sürü söylem var ama bu iki söylemi ele almamın sebebi çok farklı.
herkes kendisinin iyi bir komedyen olduğunu biliyor ama suratını dramatik tarafını kaçırıyoruz.
not: alıntılar kemal sunal yüksek lisans tezinden alınmıştır.
devamını gör...
kışı seven insanların biraz şey olması
üşümekten ve kışlık kıyafet giymekten neden zevk aldıklarına anlam veremediğim insanlardır. aralarından bazıları battaniye altında dizi izlerken, yağmur yağdığında kahve içerken story atmadan duramazlar. kar yağdığında sanki havadan para yağmış gibi sevinirler. kışın gelen doğalgaz faturaları içlerine oturmaz, popolarının donması umurlarında olmaz. gariplerdir.
devamını gör...
ilhan ilhan kitabevi
benim için ankara’nın gözbebeği olan kitabevidir.
dost kitabevine hiçbir zaman ısınamadım. dost bir kitabevinden ziyade bir kırtasiye olduğu için benim hiçbir zaman ilgimi çekmedi ve neredeyse hiç alışveriş yapmadım bu kitabevinden.
ben alışverişlerimi genellikle imge kitabevinden yapardım. hem iç dekorasyonunun daha kütüphane havasında olması, hem de elden taksit yapması benim için tercih sebebiydi. bir de üst katında kitapça’nın varlığı imge kitabevini dost kitabevinin birkaç adım önüne geçiriyordum.
ama doğuştan devrimci olduğum için ilhan ilhan kitabevine gitmek benim için devrimci bir hac ziyareti gibiydi her zaman. öyle aman aman büyük bir kitabevi değildi. dost kitabevi kadar kolay ulaşılabilen bir yerde değildi. imge gibi merkezi bir konumu da yoktu. ilhan ilhan’a gitmek için var olduğunu bilmek gerekirdi.
sol yayınlarının bir şeyler anlamak için uzun bir mesai harcadığım kitaplarını ilhan ilhan’dan alırdım her zaman. içer girdiğim zaman eylem kararlılığım yerine gelir ve zincirlerimden başka kaybedecek hiçbir şeyimin olmadığını fark ederdim. avrupa’nın üzerinde dolaşan hayalet benim de ruhuma sirayet etmişti. her 7 kasım’da mutlaka uğradığım ilhan ilhan kitabevi gelen herkesi en içten devrimci duyguları ile kucaklar.
dost kitabevine hiçbir zaman ısınamadım. dost bir kitabevinden ziyade bir kırtasiye olduğu için benim hiçbir zaman ilgimi çekmedi ve neredeyse hiç alışveriş yapmadım bu kitabevinden.
ben alışverişlerimi genellikle imge kitabevinden yapardım. hem iç dekorasyonunun daha kütüphane havasında olması, hem de elden taksit yapması benim için tercih sebebiydi. bir de üst katında kitapça’nın varlığı imge kitabevini dost kitabevinin birkaç adım önüne geçiriyordum.
ama doğuştan devrimci olduğum için ilhan ilhan kitabevine gitmek benim için devrimci bir hac ziyareti gibiydi her zaman. öyle aman aman büyük bir kitabevi değildi. dost kitabevi kadar kolay ulaşılabilen bir yerde değildi. imge gibi merkezi bir konumu da yoktu. ilhan ilhan’a gitmek için var olduğunu bilmek gerekirdi.
sol yayınlarının bir şeyler anlamak için uzun bir mesai harcadığım kitaplarını ilhan ilhan’dan alırdım her zaman. içer girdiğim zaman eylem kararlılığım yerine gelir ve zincirlerimden başka kaybedecek hiçbir şeyimin olmadığını fark ederdim. avrupa’nın üzerinde dolaşan hayalet benim de ruhuma sirayet etmişti. her 7 kasım’da mutlaka uğradığım ilhan ilhan kitabevi gelen herkesi en içten devrimci duyguları ile kucaklar.
devamını gör...
mustafa kemal atatürk
savaş dehası başkomutanımız.
türk'ün gücünü bütün dünyaya gösteren kutlu mareşal.
30 ağustos zafer bayramı şerefine yine yeniden yad ettiğimiz şükranla andığımız kurtarıcımız.
izin asla silinmeyecek.
sevgi saygı ve minnetle.
türk'ün gücünü bütün dünyaya gösteren kutlu mareşal.
30 ağustos zafer bayramı şerefine yine yeniden yad ettiğimiz şükranla andığımız kurtarıcımız.
izin asla silinmeyecek.
sevgi saygı ve minnetle.
devamını gör...
en son babalar duyar
2002 yılında trt 1'de yönetmenliğini
sibel kocataş, funda karagöz'ün senaristliğini necmi yapıcı, metin açıkgöz, birol güven, kenan kuzan, murat aras'ın yaptığı komedi, aile dizisidir.
1 sezon trt'de devam edip final yapıp sonra star tv'ye geçiş yapmış orada yeni bir dizi gibi başlamıştır. aslında ilk sezonu keyifle izlediğim için başlayacak olması beni çok heyecanlandırmıştı fakat dizi başlayıp yeni bir formatla geldiğini başrollerin değiştiğini görünce hayaller kırık kırık.
bir anne (ayşegül atik) bir baba (ali erkazan) bir oğul (ali sunal) ve üç kızları (hatice aslan) (burçak ışımer) (cansın özyosun) hah nasıl unutulur bir de hallederiz kadir damatlarıyla (levent ülgen)
sürülen bir hayat hem de aynı evde. aile içi, dışı, konu komşu ilişkileri, diyalogları komik halleri işlenmiştir.
1. sezon 2003'te 41 bölümle efsane bir şekilde bitiş yaptı.
2003'te tekrar yayına girdi fakat bu sefer star tv'de. bölüm numarası 1 den başladı ve 4 sezonda burada devam etti. ayşegül atik, ali erkazan ve ali sunal diziden ayrıldı ve levent ülgen yani hallederiz kadir'in üzerinden konular devam etmeye başladı. yaptığı türlü türlü üçkağıtçılıklarla izleyenleri güldürmeye çalıştılar. açıkçası ben bu tavrı, tarzı pek beğenmedim. gümbür gümbür devam eden dizi gidip yerine daha çiğ bir dizi gelmişti.
kadir'in babası (selahattin taşdöğen) ve annesi (zerrin epikmen) diziye dahil olmuş ve konular onların üzerinden devam etmişti. açıkçası ben buralara pek adapte olamamış bçve izlemeyi bırakmıştım. 200 bölümle star'da final yaptı.
sibel kocataş, funda karagöz'ün senaristliğini necmi yapıcı, metin açıkgöz, birol güven, kenan kuzan, murat aras'ın yaptığı komedi, aile dizisidir.
1 sezon trt'de devam edip final yapıp sonra star tv'ye geçiş yapmış orada yeni bir dizi gibi başlamıştır. aslında ilk sezonu keyifle izlediğim için başlayacak olması beni çok heyecanlandırmıştı fakat dizi başlayıp yeni bir formatla geldiğini başrollerin değiştiğini görünce hayaller kırık kırık.
bir anne (ayşegül atik) bir baba (ali erkazan) bir oğul (ali sunal) ve üç kızları (hatice aslan) (burçak ışımer) (cansın özyosun) hah nasıl unutulur bir de hallederiz kadir damatlarıyla (levent ülgen)
sürülen bir hayat hem de aynı evde. aile içi, dışı, konu komşu ilişkileri, diyalogları komik halleri işlenmiştir.
1. sezon 2003'te 41 bölümle efsane bir şekilde bitiş yaptı.
2003'te tekrar yayına girdi fakat bu sefer star tv'de. bölüm numarası 1 den başladı ve 4 sezonda burada devam etti. ayşegül atik, ali erkazan ve ali sunal diziden ayrıldı ve levent ülgen yani hallederiz kadir'in üzerinden konular devam etmeye başladı. yaptığı türlü türlü üçkağıtçılıklarla izleyenleri güldürmeye çalıştılar. açıkçası ben bu tavrı, tarzı pek beğenmedim. gümbür gümbür devam eden dizi gidip yerine daha çiğ bir dizi gelmişti.
kadir'in babası (selahattin taşdöğen) ve annesi (zerrin epikmen) diziye dahil olmuş ve konular onların üzerinden devam etmişti. açıkçası ben buralara pek adapte olamamış bçve izlemeyi bırakmıştım. 200 bölümle star'da final yaptı.
devamını gör...
çomarların ortak özellikleri
bir çomarın genel özellikleri:
1) kendi gibi düşünmeyenleri "çomar" diye yaftalar.
2) insanların inancına, değerlerine hakaret etmeyi görev bilinciyle yaşar.
3) belli bir görüşe saplantılı bir şekilde bağlanır ve değişime kapalı olur.
4) ağzı, huyu, mizacı, ahlakı, karakteri bozuk olur.
5) tarihi geçmişleri bir asrı geçmemiştir.
6) mensup olduğu ideolojinin liderini zorla sevdirmeye çalışır.
7) etik değeri zayıf olduğu için otokontrol mekanizması yok denecek kadar azdır.
8) köklü ve tarihi bir geçmişi olmadığı için sağdan soldan toplama kanunlar ile yönetilmek ister.
9) doğum oranları çok düşüktür, üremek yerine kedi köpek besler.
10) siroz olma ihtimali yüksektir.
......................
izmirde yaşayan çomarların gördüğüm özellikleri bunlar.
1) kendi gibi düşünmeyenleri "çomar" diye yaftalar.
2) insanların inancına, değerlerine hakaret etmeyi görev bilinciyle yaşar.
3) belli bir görüşe saplantılı bir şekilde bağlanır ve değişime kapalı olur.
4) ağzı, huyu, mizacı, ahlakı, karakteri bozuk olur.
5) tarihi geçmişleri bir asrı geçmemiştir.
6) mensup olduğu ideolojinin liderini zorla sevdirmeye çalışır.
7) etik değeri zayıf olduğu için otokontrol mekanizması yok denecek kadar azdır.
8) köklü ve tarihi bir geçmişi olmadığı için sağdan soldan toplama kanunlar ile yönetilmek ister.
9) doğum oranları çok düşüktür, üremek yerine kedi köpek besler.
10) siroz olma ihtimali yüksektir.
......................
izmirde yaşayan çomarların gördüğüm özellikleri bunlar.
devamını gör...
toprak ana (cengiz aytmatov)
isminden tutun da konunun işlenişine kadar "ben aytmatov'un kaleminden çıktım." diyen karakteristik bir roman.
ikinci dünya savaşı'nın yanı sıra; kolhoz sistemi, tarımda makineleşmenin etkileri, kadının toplumdaki yeri* gibi birçok önemli konuya değinmektedir.
en çok dikkatimi çeken; alt sosyoekonomik tabakadan bahsederken başka eserlerde görmeye alışık olduğumuz "kolay yönlendirilebilir, sığ" insan profilleri çizmenin aksine karakterleri yüceltmesi ve toplumu sınıfsal ayrım gözetmeden yansıtması oldu.* bunu en çok kadın-erkek rolleri üzerinde hissettim. aynı işleri yapıyor, aynı zorlukları yaşıyorlar ve bir üstünlük söz konusu değil.
ekonomik anlamda kadın ve erkeğin üstlendiği rollerin dışında "anne, eş, gelin" gibi toplumsal rollerin de tek tarafa yüklenmeden işlenmiş olmasını çok takdir ettim. özellikle kitabın sonlarına doğru aliman'ın yaşadıklarının hem tolgonay hem de çevredekilerce karşılanışı bunun en güzel örneğiydi. en önemlisi de tüm bahsettiklerimin kitap içinde açıkça vurgulanmıyor oluşu. aytmatov; kadın-erkek eşitliği hakkında tek bir söz etmeden, yani bir fikri ondan hiç bahsetmeden savunuyor.
birlikte yürürken gözümüzde bütün dünya değişirdi ve biz bir masal âleminde yüzerdik. ve, her tarafı sürülmüş boz toprak, dünyanın en güzel tarlası görünürdü bize. o sırada, önümüzden kalkan bir boz torgay da havalanırdı aydınlardan gökyüzüne doğru. çok yükseklere kadar çıkar, gökyüzünde bir nokta gibi görünür ve bir insan yüreği gibi çırpınarak mutlu mutlu ötmeye başlardı.
-bak bizim torgayımız ötüyor! derdi suvankul.
ne güzel değil mi? bir torgayımız vardı bizim!
boz torgay:
ikinci dünya savaşı'nın yanı sıra; kolhoz sistemi, tarımda makineleşmenin etkileri, kadının toplumdaki yeri* gibi birçok önemli konuya değinmektedir.
en çok dikkatimi çeken; alt sosyoekonomik tabakadan bahsederken başka eserlerde görmeye alışık olduğumuz "kolay yönlendirilebilir, sığ" insan profilleri çizmenin aksine karakterleri yüceltmesi ve toplumu sınıfsal ayrım gözetmeden yansıtması oldu.* bunu en çok kadın-erkek rolleri üzerinde hissettim. aynı işleri yapıyor, aynı zorlukları yaşıyorlar ve bir üstünlük söz konusu değil.
ekonomik anlamda kadın ve erkeğin üstlendiği rollerin dışında "anne, eş, gelin" gibi toplumsal rollerin de tek tarafa yüklenmeden işlenmiş olmasını çok takdir ettim. özellikle kitabın sonlarına doğru aliman'ın yaşadıklarının hem tolgonay hem de çevredekilerce karşılanışı bunun en güzel örneğiydi. en önemlisi de tüm bahsettiklerimin kitap içinde açıkça vurgulanmıyor oluşu. aytmatov; kadın-erkek eşitliği hakkında tek bir söz etmeden, yani bir fikri ondan hiç bahsetmeden savunuyor.
birlikte yürürken gözümüzde bütün dünya değişirdi ve biz bir masal âleminde yüzerdik. ve, her tarafı sürülmüş boz toprak, dünyanın en güzel tarlası görünürdü bize. o sırada, önümüzden kalkan bir boz torgay da havalanırdı aydınlardan gökyüzüne doğru. çok yükseklere kadar çıkar, gökyüzünde bir nokta gibi görünür ve bir insan yüreği gibi çırpınarak mutlu mutlu ötmeye başlardı.
-bak bizim torgayımız ötüyor! derdi suvankul.
ne güzel değil mi? bir torgayımız vardı bizim!
boz torgay:
devamını gör...
üniversiteye başlayacaklara tavsiyeler
üstten ders almayın. o derslerin o döneme konmasının bir nedeni var, tertemiz kalırsınız dersten. danışmanınız bu ders kolay geçersin derse de dinlemeyin almayın.
danışmanımın 2. dönemimde kolay bunu geçersin al dediği derste 3. dönem alacağım dersin bilgilerinin kullanıldığını görünce misler gibi kalmıştım. ben ettim siz etmeyin.
sonradan aklıma geldi editi:
okula başlar başlamaz sevgili bulmayın, hemen uzun ilişkiler yaşamayın, 4 yıl sevgili olup mezuniyette ayrılan da gördüm, 4 yıl sınıf arkadaşı olup mezuniyet sonrası sevgili olan da.
danışmanımın 2. dönemimde kolay bunu geçersin al dediği derste 3. dönem alacağım dersin bilgilerinin kullanıldığını görünce misler gibi kalmıştım. ben ettim siz etmeyin.
sonradan aklıma geldi editi:
okula başlar başlamaz sevgili bulmayın, hemen uzun ilişkiler yaşamayın, 4 yıl sevgili olup mezuniyette ayrılan da gördüm, 4 yıl sınıf arkadaşı olup mezuniyet sonrası sevgili olan da.
devamını gör...
kendini beğenmemek
kendimi beğenmediğimi söylediğim vakit çevremi buna inandıramıyorum
bu kendini beğenmediğin halinse gibi tepkiler alıyorum
kendimi beğenmiyorum ama kendimi seviyorum kusurlarımı görüyor onları kabul ediyorum kusurlarımla da güzel güçlü yada başarı olacağıma inanıyorum
kusurlarımızı beğenmek zorunda değiliz ama onlarla beraber kendimizi kabul etmez sevmezsek nasıl nefes alabiliriz ki...
bu kendini beğenmediğin halinse gibi tepkiler alıyorum
kendimi beğenmiyorum ama kendimi seviyorum kusurlarımı görüyor onları kabul ediyorum kusurlarımla da güzel güçlü yada başarı olacağıma inanıyorum
kusurlarımızı beğenmek zorunda değiliz ama onlarla beraber kendimizi kabul etmez sevmezsek nasıl nefes alabiliriz ki...
devamını gör...
