bu başlıkta kendimizi kandırıyoruz
şöyle yapsaydım şöyle olurdu.
olmazdı gülüm. bazı şeylerde senlik bir şey yok, kabullen istersen.
olmazdı gülüm. bazı şeylerde senlik bir şey yok, kabullen istersen.
devamını gör...
(tematik)
bos dolaşımı
bos = beyin omurilik sıvısıdır.
csf = cerebro spinal fluid
vücutta hemen hemen her dokuda lenf sistemi olmasına rağmen, beyinde lenf dolaşımı bulunmaz.
ancak beynin kendine özgü, bos denilen özel bir korunma ve yenilenme-temizlenme sistemi bulunur. bu sıvı beynin ve medulla spinalisin etrafında subarachnoid boşluk denen bölgede, beynin içinde ventriküler sistem içerisinde, medulla spinaliste ise canalis vertebralis denilen bölgede bulunur.
bu sıvı vücudun birçok yerinde olduğu gibi, sürekli yapım-dolaşım-emilim döngüsüne sahiptir.
bos'un üretim yerleri şuralardır:
1. ve 2. ventriküller(lateral ventriküller)'de lateral posterior horn(arka yan boynuz)'da bulunan choroid plexus (bos'un %70'i burada üretilir)
choroid plexus dışı (bos'un %30'u burada üretilir.) transependimal ve transpial üretimler.
##bos dolaşımının önemli bir parçası olan ventriküler sistem şunlardan meydana gelir:
lateral ventriküller ( 2 hemisfere ait birer ventriküldür. ön ve arka boynuzları mevcuttur.)
foramen monro (2 tanedir, bos'un lateral ventriküllerden 3. ventriküle geçiş kapılarıdır)
3. ventrikül (diencephalon seviyesinde bulunur. 2 thalamus arasındadır.)
aquaductus cerebri =aquaductus sylvius (bos'un 3. ventrikülden 4. ventriküle geçiş yoludur)
4. ventrikül (fossa rhomboidea'da bulunur. santral kanalı oluşturabilmek için bulbusun kaudal kısmında sonlanır)
foramen luschka (2 tanedir) + foramen magendie(mediana) (bos'un 4. venrikülden cisternalara geçiş kapılarıdır.)
##bos dolaşımın bir diğer parçası olan cisterna'lar ise subarachnoid aralığın belli bölgelerde genişleyerek rezervuar görevi gördüğü yerlerdir. foramen magendie ile 4. ventrikülden subarachnoid aralığa geçişte ilk karşılaşılan bölge cisterna magna'dır. sonrasında bos, cerebellum(beyincik) ve cerebrum(beyin)u çepeçevre sarar. ayrıca aşağı doğru inerek lumbar cisterna'yı oluşturur ki, burası lumbar ponksiyon yapılan yerdir.
##bos dolaşımının bir diğer parçası sinüslerdir. sinüsler dura mater ile subarachnoid mater arası boşlukta bulunurlar. bu sinüsler de bir çeşit drenaj sistemidir. sinüsler şunlardır:
sinus sagittalis superior = beyin yüzeyel venleri ve subarachnoid aralıktaki bos drene olur.
sinus sagittalis inferior = galen veni ile birleşerek sinus rectus'u oluşturur.
sinus occipitalis
confluence sinium = sinüslerin birleşme noktasıdır.
sinus transversus
sinus sigmoideus = vena jugulare interna'ya drene olur.
bos'un dolaşımı şu şekilde gerçekleşir:
--bos lateral ventriküllerden üretilen bos, venriküler sistem ile, 4. ventriküle ulaşır.
--buradan foramen(delik) magendie ile subarachnoid aralığa geçer.
--subarachnoid aralıkta bulunan 'arachnoid granülasyonlar' ile superior sagittal sinüs'e bos'un drenajı olur. sonrasında confluence sinium, sinus transversus, sinus sigmoideus yollarını takip eder ve vena jugulare interna'ya drene olur.
kaynak
bos dolaşımı için görsel
dural venöz sinusler videosu
(bkz: ventriküler sistem)
(bkz: cisterna magna)
(bkz: beyin sinüsleri)
(bkz: choroid plexus)
(bkz: lumbar ponksiyon)
csf = cerebro spinal fluid
vücutta hemen hemen her dokuda lenf sistemi olmasına rağmen, beyinde lenf dolaşımı bulunmaz.
ancak beynin kendine özgü, bos denilen özel bir korunma ve yenilenme-temizlenme sistemi bulunur. bu sıvı beynin ve medulla spinalisin etrafında subarachnoid boşluk denen bölgede, beynin içinde ventriküler sistem içerisinde, medulla spinaliste ise canalis vertebralis denilen bölgede bulunur.
bu sıvı vücudun birçok yerinde olduğu gibi, sürekli yapım-dolaşım-emilim döngüsüne sahiptir.
bos'un üretim yerleri şuralardır:
1. ve 2. ventriküller(lateral ventriküller)'de lateral posterior horn(arka yan boynuz)'da bulunan choroid plexus (bos'un %70'i burada üretilir)
choroid plexus dışı (bos'un %30'u burada üretilir.) transependimal ve transpial üretimler.
##bos dolaşımının önemli bir parçası olan ventriküler sistem şunlardan meydana gelir:
lateral ventriküller ( 2 hemisfere ait birer ventriküldür. ön ve arka boynuzları mevcuttur.)
foramen monro (2 tanedir, bos'un lateral ventriküllerden 3. ventriküle geçiş kapılarıdır)
3. ventrikül (diencephalon seviyesinde bulunur. 2 thalamus arasındadır.)
aquaductus cerebri =aquaductus sylvius (bos'un 3. ventrikülden 4. ventriküle geçiş yoludur)
4. ventrikül (fossa rhomboidea'da bulunur. santral kanalı oluşturabilmek için bulbusun kaudal kısmında sonlanır)
foramen luschka (2 tanedir) + foramen magendie(mediana) (bos'un 4. venrikülden cisternalara geçiş kapılarıdır.)
##bos dolaşımın bir diğer parçası olan cisterna'lar ise subarachnoid aralığın belli bölgelerde genişleyerek rezervuar görevi gördüğü yerlerdir. foramen magendie ile 4. ventrikülden subarachnoid aralığa geçişte ilk karşılaşılan bölge cisterna magna'dır. sonrasında bos, cerebellum(beyincik) ve cerebrum(beyin)u çepeçevre sarar. ayrıca aşağı doğru inerek lumbar cisterna'yı oluşturur ki, burası lumbar ponksiyon yapılan yerdir.
##bos dolaşımının bir diğer parçası sinüslerdir. sinüsler dura mater ile subarachnoid mater arası boşlukta bulunurlar. bu sinüsler de bir çeşit drenaj sistemidir. sinüsler şunlardır:
sinus sagittalis superior = beyin yüzeyel venleri ve subarachnoid aralıktaki bos drene olur.
sinus sagittalis inferior = galen veni ile birleşerek sinus rectus'u oluşturur.
sinus occipitalis
confluence sinium = sinüslerin birleşme noktasıdır.
sinus transversus
sinus sigmoideus = vena jugulare interna'ya drene olur.
bos'un dolaşımı şu şekilde gerçekleşir:
--bos lateral ventriküllerden üretilen bos, venriküler sistem ile, 4. ventriküle ulaşır.
--buradan foramen(delik) magendie ile subarachnoid aralığa geçer.
--subarachnoid aralıkta bulunan 'arachnoid granülasyonlar' ile superior sagittal sinüs'e bos'un drenajı olur. sonrasında confluence sinium, sinus transversus, sinus sigmoideus yollarını takip eder ve vena jugulare interna'ya drene olur.
kaynak
bos dolaşımı için görsel
dural venöz sinusler videosu
(bkz: ventriküler sistem)
(bkz: cisterna magna)
(bkz: beyin sinüsleri)
(bkz: choroid plexus)
(bkz: lumbar ponksiyon)
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
vay arkadaş, bunca zamandır beklediğimize değen program sonunda başladı.
yürüyedur bengaripsengüzeldünyaumutlu!
yürüyedur bengaripsengüzeldünyaumutlu!
devamını gör...
kar yağdığında yapılacaklar listesi
bir antalyalı olarak sadece hayran hayran izlerim tabi soğuktan donmazsam.
devamını gör...
hackathon
''hack'lemek'' ve ''marathon'' kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuş bir çeşit kodlama yarışmasıdır.yazılımcılar,bilgisayar programcıları ve arayüz tasarımcılarından oluşan küçük çalışma grupları,bir odada toplanarak 24-48 saat gibi bir süre boyunca bir sorunun çözümü veya yeni bir proje üzerinde çalışırlar.
bu yarışmaları birçok şirket düzenler.örneğin facebook,3 ayda bir düzenlediği hackathonlarda yapılan çalışmalar sonucunda birçok ürününü çıkartmaktadır.
hackathonların bir diğer amacı da elbette genç yetenekleri keşfetmektir.piyasanın en başarılı teknoloji şirketlerinden iş veya staj teklifi yakalamak için büyük kariyer fırsatlarıdır hackathonlar.
bu yarışmaları birçok şirket düzenler.örneğin facebook,3 ayda bir düzenlediği hackathonlarda yapılan çalışmalar sonucunda birçok ürününü çıkartmaktadır.
hackathonların bir diğer amacı da elbette genç yetenekleri keşfetmektir.piyasanın en başarılı teknoloji şirketlerinden iş veya staj teklifi yakalamak için büyük kariyer fırsatlarıdır hackathonlar.
devamını gör...
hayatın akışında başımıza gelen küçük mutluluklar
küçük kardeşimin bazı kelimeleri telaffuz edemeyişi beni kahkaha krizine sokuyor. mesela lunaparka 'lülüpark' diyor. ya da ismini bilmediği ev aletlerini ".. mıdır nedir?" deyip ona en çok benzettiği nesneyi kullanarak söylüyor.
bir de kahvemin köpüklü oluşu ve mutfağı tertemiz yaptıktan sonra ellerimi yıkayıp, havlu ile kurulamam.. ardından : "eserim bitti, harikayım yine." diyerek sigaramı yakmam.. bunlar aklıma geldi şimdilik.
bir de kahvemin köpüklü oluşu ve mutfağı tertemiz yaptıktan sonra ellerimi yıkayıp, havlu ile kurulamam.. ardından : "eserim bitti, harikayım yine." diyerek sigaramı yakmam.. bunlar aklıma geldi şimdilik.
devamını gör...
108 şüphelinin 101'i boğaziçili değil
“yanılıyorsun a dostum.” bugün bu hukuksuzluğa ses çıkmazsa yarın daha beteri olacaktır. boğaziçi bu hukuksuzluğun döndüğü ilk üniversite değil diğer üniversiteler söz konusuyken bu kadar gür çıkamadı bu sesler o yüzden bugünlere geldik. illa aktif öğrencisi olmasına gerek yok boun mezunu olabilir, başka bir üniversitedeki öğrenci arkadaşlarına destek vermeye gitmiş olabilir, haksızlığa hukuksuzluğa adaletsizliğe dur demek tepki koymak istemiş olabilir bu uzar gider böyle.
ahh biraz vicdanlı ve yürekli olsanız da o çocukları orda yalnız hissettirmeseniz siz de.
#aşağıbakmayacağız
ahh biraz vicdanlı ve yürekli olsanız da o çocukları orda yalnız hissettirmeseniz siz de.
#aşağıbakmayacağız
devamını gör...
bayan yanı
konu sıkıntılı,isim manidardır.
geçen birisi yazmıştı en ilginç otobüs yolculuğu şoförün sen şuraya sen buraya geç demesiydi diye..
yer:köy otobüsü,şehir mühim değil.
otobüse binen amca:ya kadınlar yanına kimseyi almıyor ama böyle oturmayın dedi.
başka bir adam: hanımlara laf söyleme abi alınıyorlar sonra.
beriki: tamam demeyeyim ama olmaz ki böyle.
...
sonra şoför devereye girer.
yav kızım sen şu ablanın yanına geç.(sessizce itaat edildi)
kadınlar rahat etmiyor özellikle belli bir yaşı geçmiş belirli bir kesim..o yüzden siz kadınlar:yanyana oturunuz.*
geçen birisi yazmıştı en ilginç otobüs yolculuğu şoförün sen şuraya sen buraya geç demesiydi diye..
yer:köy otobüsü,şehir mühim değil.
otobüse binen amca:ya kadınlar yanına kimseyi almıyor ama böyle oturmayın dedi.
başka bir adam: hanımlara laf söyleme abi alınıyorlar sonra.
beriki: tamam demeyeyim ama olmaz ki böyle.
...
sonra şoför devereye girer.
yav kızım sen şu ablanın yanına geç.(sessizce itaat edildi)
kadınlar rahat etmiyor özellikle belli bir yaşı geçmiş belirli bir kesim..o yüzden siz kadınlar:yanyana oturunuz.*
devamını gör...
türk kızları vs kolombiya kızları
sıktı artık bunlar. farklı bir şey görmek için buraya giriyorum ekşiye döndü iyice.
kolombiyada siyasal islam diye bir şey yok.
orada seks yapanlara kaşar, yollu gibi yaftalar yapıştırmıyorlar.
orada din baskısıyla zina, namus gibi kavramlar dayatılmıyor.
alkol sudan ucuz, barlar gibi sosyalleşme alanlarına kolaylıkla erişilebiliyor. alkol yasağı koymuyor hükümet. burada en boktan bira 17 tl.
özet olarak kimse anasının karnından özelliklerle yüklü olarak doğmuyor. çevresi onu şekillendiriyor.
kolombiyada siyasal islam diye bir şey yok.
orada seks yapanlara kaşar, yollu gibi yaftalar yapıştırmıyorlar.
orada din baskısıyla zina, namus gibi kavramlar dayatılmıyor.
alkol sudan ucuz, barlar gibi sosyalleşme alanlarına kolaylıkla erişilebiliyor. alkol yasağı koymuyor hükümet. burada en boktan bira 17 tl.
özet olarak kimse anasının karnından özelliklerle yüklü olarak doğmuyor. çevresi onu şekillendiriyor.
devamını gör...
kuran’ın insan yapısı olduğu gerçeği
meryem suresinde isa'nın annesi bakire meryem'den uzun uzun bahsederken 28. ayette birden bire "ey harun'un kız kardeşi" şeklinde bir giriş yapar. halbuki harun ve musa'nın kardeşi olan meryem ile isa'nın annesi olan meryem farklı kişilerdir. hatta aralarında 1500 yıl falan var. burada açıkça muhammed'in tarihi bir olaydan bahsederken kişileri karıştırdığı görülüyor.
garanik hadisesi olarak geçen olayda muhammed peygamber, o sıralar halen putperest olan kureyş kabilesinin desteğini almak için kabe'deki 3 büyük putu öven ayetler (necm 19-20-21) okumuş ve bunun üzerine müşrikler de secde etmiş fakat bir grup mümin putlara tapılmasını kabul etmeyince ortalık karışmış bunun üzerine ayetlere tekzip getirilmiş ve muhammed'in şeytan tarafından yanıltıldığı için bu ayetleri okuduğu ifade edilmiştir.
kuran'daki miras ayetleri matematiksel olarak hatalıdır. mirasçıların paylarını topladığınızda çoğu zaman 1'den büyük bazen de 1'den küçük çıkar, nadiren 1'e eşit çıkar. bu hata daha ilk zamanlar farkedilmiş ama kimse ağzını açıp da bu hatalıdır diyememiş fakat sorun öylesine içinden çıkılmaz bir hal almış ki çok geçmeden daha hz. ömer'in halifeliği sırasında (muhammed'in ölümünden bir kaç yıl sonrası) avliye yöntemi denen bir yöntemle sorun giderilmeye çalışılmış. fakat bu yöntemin sorunu kuran'da vadedilen oranları değiştirmesidir. yani aslında kuran'ın apaçık emrine karşı gelmektedir. öte yandan matematiğin de şakası yoktur.
hz muhammed'in pek çok eşi var. sayıları tam bilinmiyor fakat cariyeleri hariç en az 9 evlilik yaptığı düşünülüyor. 16 diyen de var. bütün eşlerin bir sırası var, her geceyi farklı biriyle geçiriyor. eşleri içinde en çok bildiğimiz ve bence çok ilginç bir karakter olan ayşe biraz inatçı, sözünü asla sakınmıyor. muhammed ile daha fazla gece geçirmek için ayrıcalık istediğinde bir anda ahzab 51 suresi iniyor: "(ey muhammed) onlardan (yani karılarından) diledigini geriye bırakır, diledigini öne alabilirsin..." yani kişiye özgü ve cimayla ilgili bir ayet iniyor?!?!
peygambere helal kılınan kadınlar muhteviyatlı ahzab 50 inince ise hz. ayşe dayanamıyor ve "görüyorum ki rabbin senin keyfine koşturuyor" diyor. ahzab 50 o günün standartlarına göre bile skandal bir ayet: "ey peygamber! mehirlerini verdigin eşlerini , allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve peygamber nikâhlamayı diledigi takdirde -müminlerden ayrı, sırf sana mahsus olmak üzere- kendisinin mehrini peygambere hibe eden mü'min kadını almanı helâl kılmışızdır..”
peygamber, cariyesi mariya ile cima halindeyken eşlerinden biri ve aynı zamanda hz. ömer'in de kızı olan hafsa tarafından basılır. olay hafsa'nın evinde ve hatta hafsa'nın yatağında gerçekleştiği için hafsa hakarete uğramış hisseder ve bu olaydan sonra deyim yerindeyse çarşı karışır. hz muhammed bir daha mariya ile yatmayacağına dair hafsa'ya yemin eder, olayı da kimseye anlatma der ama hafsa gidip ayşe'ye anlatır. hz muhammed eşlerini terkeder. onları boşadığı dedikodusu yayılır. bunun üzerine bir anda tahrim suresi'nin ilk beş ayeti iner. kaynak: taberi, camiu’l-beyân, 28/102
peygamber evlat edindiği zeyd'in karısını beğenir. zeyd bunu anlayınca durumu kendine yediremez ve karısını boşar. normalde o günün arap toplumu için bile yuh denebilecek bir girişim olan kendi evladının hanımıyla evlenme olayının önünü açmak için ahzab 37 iner.
pek çok ayette "allah'a andolsun ki" diyerek allah kendine and içer: meryem 68, mearic 40, nahl 56, nahl 63. bu ayetlerin apaçık bir insan tarafından söylendiği ortadadır.
hicr 72'de allah peygambere and içmektedir: “resulüm! ömrüne yemin olsun ki gerçekten onlar, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı”
kuran'da kimin konuştuğu belli değil. bazı yerlerde allah konuşuyor. bazı yerlerde "o" diyor. bazı yerlerde muhammed konuşurken bazı yerlerde biz diyor?!?!
kaf 1 "şanı yüce kur’an’a yemin olsun!" diye başlar. fakat ortada henüz bir kuran yoktur. ayetlerin toplanıp ciltlenmesi ve kuran adının verilmesi çok sonraları olduğundan bu ayet ciltleme sırasında eklenmiş olabilir.
pek çok ayette gündüze, geceye, güneşe, aya, göğe, şafağa yemin etmektedir. allah niçin bunlara yemin etmektedir ki?
kuran sayısız yerde yemin ediyor, bazen yeminler yetmiyor olacak ki pekiştirme ihtiyacı hissediyor: "nasıl, bunlarda bir akıl sahibi için yemin var değil mi?" (fecr 5)
tevbe 30: "yahudiler üzeyir allah’ın oğludur dediler, hıristiyanlar da "mesih (isa) allah’ın oğludur" dediler. bunlar, daha önceki inkârcıların söylediklerine benzer biçimde ağızlarından çıkan sözlerdir. allah onları kahretsin! (gerçeklerden) nasıl da yüz çeviriyorlar!" bu ayette allah, "allah onları kahretsin" diyor?!?
kalem ve müdessir surelerinde velid için pek çok kereler sövüyor. soysuz diyor, aşağılık diyor, piç diyor, kaba saba diyor, saldırgan diyor. peki kim bu velid? acaba o mu? evet ta kendisi: halid bin velid. müminlerin yenilmez komutanı. aslında babasından bahsediyor ama ayette oğlundan da bahis var. kendisi olmasa bu kadar yayılamayacak olan, mükemmel bir askeri kariyeri olan, islami perspektiften bakınca çok değerli ve mübarek bir şahıs olması gereken halid bin velid'in islam sancağını zaferlere taşıyacağını önceden göremiyor allah ve babasına küfrediyor!
ay, güneş, dünya ve bunların hareketlerine dair son derece kafa karıştırıcı bilgiler vermektedir. bırakın sıradan bir insanı, eğitimli bir insanın dahi bu ayetleri okuyup bütünlüklü bir sonuca ulaşması imkansızdır. zaten ayetlerin tefsiri konusunda her kafadan ayrı bir ses çıkmaktadır. muhammed'in astronomi bilgisinin kulaktan dolma olduğu barizdir.
sperm ve yumurta hücrelerinin kaynağını yanlış vermektedir. (tarık 5-7)
göğü tıpkı antik filozoflar ve pagan dinlerindeki gibi tasvir etmektedir. yani dik duran ve düşmeyen bir kubbe gibi. hacc 65 "görmüyor musun ki, allah yeryüzündekileri ve o’nun emriyle denizde akıp giden gemileri sizin hizmetinize verdi! kendi izni olmadıkça yerkürenin üzerine düşmemesi için göğü tutan da o’dur."
bakara 62'de yahudilere ve hristiyanlara korkmasınlar, onlar da doğru yolda derken diğer pek çok ayette bu dedikleriyle çelişiyor. örneğin ali imran 85, tevbe 30, maide 64
nahl 101'de açıkça ayetlerin değişebileceğinden bahsediyor. bu da haliyle pek çok ayetin değiştirilmiş olabileceğine işarettir.
pek çok ayette göğü ve yeri 6 günde yarattığından bahsediyor. burada klasik savunma orada zaman algısı farklıdır şeklinde. peki bir de şu ayetlere bakalım:
mearic 4: “melekler ve ruh, miktarı ellibin yıl süren bir gün içinde ona çıkar”
hacc 47: “..muhakkak ki, rabbinin nezdinde bir gün sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir.”
secde 5: “allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. sonra (bütün bu işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde o'nun nezdine çıkar.”
fussilet 9-10'da sabit dağlar yerleştirdiğinden bahsediyor fakat dağlar sabit değildir, jeolojik oluşumlardır.
anlayın diye arapça indirdik diyor. zaten araplara inen bir kitap için neden bunu söylüyor? evrensel bir dinse o zaman neden arapça indiriyor?
kamer suresi ayın yarılmasından bahseder. ne var ki islam alimleri 1400 yıldır bu işin içinden çıkamamıştır. ayeti herkes farklı yorumlamakta ve bir sonuca varılamamaktadır. kuran'da bunun gibi yüzlerce ihtilaflı ayet vardır. mezhepler de zaten böyle doğmuştur. birinin ak dediğine diğeri kara demektedir. oysa ki kuran bizzat kendi ifadesiyle apaçıktır. hiçbir yardımcıya da ihtiyacı yoktur. pratikte ise bir satırlık ayetler paragraflarca süren tefsirlerle açıklanmaktadır. üstelik her mezhep ve mezheplerin de her kolu kendi bildiğince açıklamaktadır.
ahzab 53'te zırt pırt peygamberin evine gelip de çok oturmayın der. peygamber kendisi söylemekten çekindiği için allah'a söyletiyor.
kuran'da 29 ayet sadece harflerden oluşmaktadır. evet bildiğiniz harfler. yani kelime, cümle falan yok. elif lam mim (e-l-m) ya da ya sin (y-s) gibi. bunların ne olduğuna dair bugüne kadar doyurucu bir açıklama yapılmış değil. kimileri bunları allah ile elçisi arasında şifreli bir mesajlaşma olarak kabul ediyor. kimilerine göreyse bunlar hz muhammed'in sara krizlerine girdiği sırada ağzından çıkan anlamsız sözler. bu konuda bir kanıt yok fakat her konuda soru sormaktan çekinmeyen, gusül nasıl alınır bize göstersene diye hz ayşe'nin kapısına bile giden müminlerin bu harflerin anlamlarını bir kere bile sormaması ilginç.
kuran'da en sık geçen ve tekrardan ibaret olan ayetlerin sayısı yaklaşık 2 bin. toplam 6 bin küsür ayet olduğunu düşünürsek çok fazla boşluk doldurma var diyebiliriz. "her şey kuran'da anlatılamazdı, bu bir biyoloji ya da astronomi kitabı değil" diyenler için üzerinde düşünülmesini gerektirecek kadar büyük bir sayı.
bunların haricinde kuran'da pek çok gramer hatası var, arapça bilmediğim için o konulara girmek istemedim.
garanik hadisesi olarak geçen olayda muhammed peygamber, o sıralar halen putperest olan kureyş kabilesinin desteğini almak için kabe'deki 3 büyük putu öven ayetler (necm 19-20-21) okumuş ve bunun üzerine müşrikler de secde etmiş fakat bir grup mümin putlara tapılmasını kabul etmeyince ortalık karışmış bunun üzerine ayetlere tekzip getirilmiş ve muhammed'in şeytan tarafından yanıltıldığı için bu ayetleri okuduğu ifade edilmiştir.
kuran'daki miras ayetleri matematiksel olarak hatalıdır. mirasçıların paylarını topladığınızda çoğu zaman 1'den büyük bazen de 1'den küçük çıkar, nadiren 1'e eşit çıkar. bu hata daha ilk zamanlar farkedilmiş ama kimse ağzını açıp da bu hatalıdır diyememiş fakat sorun öylesine içinden çıkılmaz bir hal almış ki çok geçmeden daha hz. ömer'in halifeliği sırasında (muhammed'in ölümünden bir kaç yıl sonrası) avliye yöntemi denen bir yöntemle sorun giderilmeye çalışılmış. fakat bu yöntemin sorunu kuran'da vadedilen oranları değiştirmesidir. yani aslında kuran'ın apaçık emrine karşı gelmektedir. öte yandan matematiğin de şakası yoktur.
hz muhammed'in pek çok eşi var. sayıları tam bilinmiyor fakat cariyeleri hariç en az 9 evlilik yaptığı düşünülüyor. 16 diyen de var. bütün eşlerin bir sırası var, her geceyi farklı biriyle geçiriyor. eşleri içinde en çok bildiğimiz ve bence çok ilginç bir karakter olan ayşe biraz inatçı, sözünü asla sakınmıyor. muhammed ile daha fazla gece geçirmek için ayrıcalık istediğinde bir anda ahzab 51 suresi iniyor: "(ey muhammed) onlardan (yani karılarından) diledigini geriye bırakır, diledigini öne alabilirsin..." yani kişiye özgü ve cimayla ilgili bir ayet iniyor?!?!
peygambere helal kılınan kadınlar muhteviyatlı ahzab 50 inince ise hz. ayşe dayanamıyor ve "görüyorum ki rabbin senin keyfine koşturuyor" diyor. ahzab 50 o günün standartlarına göre bile skandal bir ayet: "ey peygamber! mehirlerini verdigin eşlerini , allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve peygamber nikâhlamayı diledigi takdirde -müminlerden ayrı, sırf sana mahsus olmak üzere- kendisinin mehrini peygambere hibe eden mü'min kadını almanı helâl kılmışızdır..”
peygamber, cariyesi mariya ile cima halindeyken eşlerinden biri ve aynı zamanda hz. ömer'in de kızı olan hafsa tarafından basılır. olay hafsa'nın evinde ve hatta hafsa'nın yatağında gerçekleştiği için hafsa hakarete uğramış hisseder ve bu olaydan sonra deyim yerindeyse çarşı karışır. hz muhammed bir daha mariya ile yatmayacağına dair hafsa'ya yemin eder, olayı da kimseye anlatma der ama hafsa gidip ayşe'ye anlatır. hz muhammed eşlerini terkeder. onları boşadığı dedikodusu yayılır. bunun üzerine bir anda tahrim suresi'nin ilk beş ayeti iner. kaynak: taberi, camiu’l-beyân, 28/102
peygamber evlat edindiği zeyd'in karısını beğenir. zeyd bunu anlayınca durumu kendine yediremez ve karısını boşar. normalde o günün arap toplumu için bile yuh denebilecek bir girişim olan kendi evladının hanımıyla evlenme olayının önünü açmak için ahzab 37 iner.
pek çok ayette "allah'a andolsun ki" diyerek allah kendine and içer: meryem 68, mearic 40, nahl 56, nahl 63. bu ayetlerin apaçık bir insan tarafından söylendiği ortadadır.
hicr 72'de allah peygambere and içmektedir: “resulüm! ömrüne yemin olsun ki gerçekten onlar, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı”
kuran'da kimin konuştuğu belli değil. bazı yerlerde allah konuşuyor. bazı yerlerde "o" diyor. bazı yerlerde muhammed konuşurken bazı yerlerde biz diyor?!?!
kaf 1 "şanı yüce kur’an’a yemin olsun!" diye başlar. fakat ortada henüz bir kuran yoktur. ayetlerin toplanıp ciltlenmesi ve kuran adının verilmesi çok sonraları olduğundan bu ayet ciltleme sırasında eklenmiş olabilir.
pek çok ayette gündüze, geceye, güneşe, aya, göğe, şafağa yemin etmektedir. allah niçin bunlara yemin etmektedir ki?
kuran sayısız yerde yemin ediyor, bazen yeminler yetmiyor olacak ki pekiştirme ihtiyacı hissediyor: "nasıl, bunlarda bir akıl sahibi için yemin var değil mi?" (fecr 5)
tevbe 30: "yahudiler üzeyir allah’ın oğludur dediler, hıristiyanlar da "mesih (isa) allah’ın oğludur" dediler. bunlar, daha önceki inkârcıların söylediklerine benzer biçimde ağızlarından çıkan sözlerdir. allah onları kahretsin! (gerçeklerden) nasıl da yüz çeviriyorlar!" bu ayette allah, "allah onları kahretsin" diyor?!?
kalem ve müdessir surelerinde velid için pek çok kereler sövüyor. soysuz diyor, aşağılık diyor, piç diyor, kaba saba diyor, saldırgan diyor. peki kim bu velid? acaba o mu? evet ta kendisi: halid bin velid. müminlerin yenilmez komutanı. aslında babasından bahsediyor ama ayette oğlundan da bahis var. kendisi olmasa bu kadar yayılamayacak olan, mükemmel bir askeri kariyeri olan, islami perspektiften bakınca çok değerli ve mübarek bir şahıs olması gereken halid bin velid'in islam sancağını zaferlere taşıyacağını önceden göremiyor allah ve babasına küfrediyor!
ay, güneş, dünya ve bunların hareketlerine dair son derece kafa karıştırıcı bilgiler vermektedir. bırakın sıradan bir insanı, eğitimli bir insanın dahi bu ayetleri okuyup bütünlüklü bir sonuca ulaşması imkansızdır. zaten ayetlerin tefsiri konusunda her kafadan ayrı bir ses çıkmaktadır. muhammed'in astronomi bilgisinin kulaktan dolma olduğu barizdir.
sperm ve yumurta hücrelerinin kaynağını yanlış vermektedir. (tarık 5-7)
göğü tıpkı antik filozoflar ve pagan dinlerindeki gibi tasvir etmektedir. yani dik duran ve düşmeyen bir kubbe gibi. hacc 65 "görmüyor musun ki, allah yeryüzündekileri ve o’nun emriyle denizde akıp giden gemileri sizin hizmetinize verdi! kendi izni olmadıkça yerkürenin üzerine düşmemesi için göğü tutan da o’dur."
bakara 62'de yahudilere ve hristiyanlara korkmasınlar, onlar da doğru yolda derken diğer pek çok ayette bu dedikleriyle çelişiyor. örneğin ali imran 85, tevbe 30, maide 64
nahl 101'de açıkça ayetlerin değişebileceğinden bahsediyor. bu da haliyle pek çok ayetin değiştirilmiş olabileceğine işarettir.
pek çok ayette göğü ve yeri 6 günde yarattığından bahsediyor. burada klasik savunma orada zaman algısı farklıdır şeklinde. peki bir de şu ayetlere bakalım:
mearic 4: “melekler ve ruh, miktarı ellibin yıl süren bir gün içinde ona çıkar”
hacc 47: “..muhakkak ki, rabbinin nezdinde bir gün sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir.”
secde 5: “allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. sonra (bütün bu işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde o'nun nezdine çıkar.”
fussilet 9-10'da sabit dağlar yerleştirdiğinden bahsediyor fakat dağlar sabit değildir, jeolojik oluşumlardır.
anlayın diye arapça indirdik diyor. zaten araplara inen bir kitap için neden bunu söylüyor? evrensel bir dinse o zaman neden arapça indiriyor?
kamer suresi ayın yarılmasından bahseder. ne var ki islam alimleri 1400 yıldır bu işin içinden çıkamamıştır. ayeti herkes farklı yorumlamakta ve bir sonuca varılamamaktadır. kuran'da bunun gibi yüzlerce ihtilaflı ayet vardır. mezhepler de zaten böyle doğmuştur. birinin ak dediğine diğeri kara demektedir. oysa ki kuran bizzat kendi ifadesiyle apaçıktır. hiçbir yardımcıya da ihtiyacı yoktur. pratikte ise bir satırlık ayetler paragraflarca süren tefsirlerle açıklanmaktadır. üstelik her mezhep ve mezheplerin de her kolu kendi bildiğince açıklamaktadır.
ahzab 53'te zırt pırt peygamberin evine gelip de çok oturmayın der. peygamber kendisi söylemekten çekindiği için allah'a söyletiyor.
kuran'da 29 ayet sadece harflerden oluşmaktadır. evet bildiğiniz harfler. yani kelime, cümle falan yok. elif lam mim (e-l-m) ya da ya sin (y-s) gibi. bunların ne olduğuna dair bugüne kadar doyurucu bir açıklama yapılmış değil. kimileri bunları allah ile elçisi arasında şifreli bir mesajlaşma olarak kabul ediyor. kimilerine göreyse bunlar hz muhammed'in sara krizlerine girdiği sırada ağzından çıkan anlamsız sözler. bu konuda bir kanıt yok fakat her konuda soru sormaktan çekinmeyen, gusül nasıl alınır bize göstersene diye hz ayşe'nin kapısına bile giden müminlerin bu harflerin anlamlarını bir kere bile sormaması ilginç.
kuran'da en sık geçen ve tekrardan ibaret olan ayetlerin sayısı yaklaşık 2 bin. toplam 6 bin küsür ayet olduğunu düşünürsek çok fazla boşluk doldurma var diyebiliriz. "her şey kuran'da anlatılamazdı, bu bir biyoloji ya da astronomi kitabı değil" diyenler için üzerinde düşünülmesini gerektirecek kadar büyük bir sayı.
bunların haricinde kuran'da pek çok gramer hatası var, arapça bilmediğim için o konulara girmek istemedim.
devamını gör...
fifty shades of grey
e.l. james tarafından yazılan ve dakota johnson ile jamie dornanın baş rollerini paylaştığı kitap serisinin ilk filmidir.
masum ve saf anastasia steele in, zengin, başarılı ve gizemli iş adamı christian grey ile tanıştıktan sonra değişen hayatı anlatılar.
christian grey hayatının her cephesinde kontrolü en önemli prensibi haline getirmiş zengin bir iş adamıdır. aynı zamanda genç, yakışıklı gizemli ve zengindir.
christianın gizimleri tavırları, iş hayatında ki başarısı ve zenginliğinden etkilenen anastasia tanıdıkça kendini christiana aşık olurken bulur.
fakat anastasian'ın bilmediği bir sır vardır. christian başarılı, gizemli ve zengin olmanın yanı sıra aynı zamanda bir (bkz: bdsm) cidir. bilmeyenler için kısaca tutkularının esidir diyebiliriz dbsm için. öyle fakir adam gibi sapık değil yeni.
tabi ki ilk başta christian bir sapık gibi gözükebilir fakat, kendisi oldukça gizemli başarılı ve zengin olduğundan asla sapık değildir.
o tutkularının esiridir. aynı zamanda christian da iyi para vardır.
sonra aşık falan olurlar işte. fragmanı izleseniz yeter zaten.
masum ve saf anastasia steele in, zengin, başarılı ve gizemli iş adamı christian grey ile tanıştıktan sonra değişen hayatı anlatılar.
christian grey hayatının her cephesinde kontrolü en önemli prensibi haline getirmiş zengin bir iş adamıdır. aynı zamanda genç, yakışıklı gizemli ve zengindir.
christianın gizimleri tavırları, iş hayatında ki başarısı ve zenginliğinden etkilenen anastasia tanıdıkça kendini christiana aşık olurken bulur.
fakat anastasian'ın bilmediği bir sır vardır. christian başarılı, gizemli ve zengin olmanın yanı sıra aynı zamanda bir (bkz: bdsm) cidir. bilmeyenler için kısaca tutkularının esidir diyebiliriz dbsm için. öyle fakir adam gibi sapık değil yeni.
tabi ki ilk başta christian bir sapık gibi gözükebilir fakat, kendisi oldukça gizemli başarılı ve zengin olduğundan asla sapık değildir.
o tutkularının esiridir. aynı zamanda christian da iyi para vardır.
sonra aşık falan olurlar işte. fragmanı izleseniz yeter zaten.
devamını gör...
nilgün marmara
"ülkem yok, cinsim yok, soyum yok, ırkım yok; ve bunlara mal ettirici biricik güç, inancım yok. hiçlik tanrısının kayrasıyla kutsanmış ben yalnızca buna inanabilirim, ben."
yıllar önce bir dergide bu sözüne denk gelmiş, tam olarak anlayamamıştım neden böyle dediğini. şimdi o kadar iyi anlıyorum ki; hiçbir yere ait olamama duygusunu, varoluş sancılarını, içine düştüğü boşluğu. başta tatlı gelen o özgürlük hissinin yerini zamanla yalnızlığa bırakmasını ve artık o sancıları çekmiyormuş gibi yaşamanın ne kadar zor olduğunu.
yıllar önce bir dergide bu sözüne denk gelmiş, tam olarak anlayamamıştım neden böyle dediğini. şimdi o kadar iyi anlıyorum ki; hiçbir yere ait olamama duygusunu, varoluş sancılarını, içine düştüğü boşluğu. başta tatlı gelen o özgürlük hissinin yerini zamanla yalnızlığa bırakmasını ve artık o sancıları çekmiyormuş gibi yaşamanın ne kadar zor olduğunu.
devamını gör...
sevişmek isteyen kızlar
sevişirler. en doğal haklarıdır. kilit vursanız işlemez.
devamını gör...
geceye bir sanat eseri bırak
devamını gör...
hayatınızın rengi
ne kötü siyah ne iyi beyaz hayatımızın rengi gri.
devamını gör...
eski sevgilinin fotoğrafını saklamanın suç olması
severek ayrılanlar için ne yapmak lazım o zaman? ne yapalım yani, kalbimizi söküp çöpe mi atalım?
devamını gör...









