güne bir söz bırak
dost kara günde belli olur.*
devamını gör...
pazar günü sabah 8'de kalkan tip
3 yaşında çocuğu olmayan * ve 3 yaşında çocuğu olanların imrendiği aynı zamanda bu kişilere içten içe kin besleyen tip insanlardır.
devamını gör...
anın fotoğrafı
devamını gör...
normal sözlük web view
şimdilik siteyi “ana ekrana ekle” diyerek çözdüğüm hede. ama tabii kii uygulaması gelsin.
devamını gör...
cenaze evi
çok iyi insandı sözünü mutlaka duyarsınız. yaşarken iyi insanlar kalmadı denilirken, ölünce herkesin iyi olması durumunun çelişkisini yaşarsın o evde.
devamını gör...
kül tigin bilge kağan ve tonyuyuk ile eve çıkmak
eve çin malı eşya getirmeniz halinde bazı sıkıntılara sebebiyet verecek durum.
devamını gör...
karl benz
otomobili icat eden adam. bilgisiz cahil cühela kesime göre şirketine kızının ismini verdiği söylenir...
karl benz'in üç kızı var evet ama hiçbirinin ismi mercedes değil. zaten mercedes almanca bir isim değil.
kızlarının ismi sırasıyla ellen benz, clara benz ve thilde benz'dir.
şirketin asıl ismi gottlieb daimler ve karl benz'in ortaklığını içerdiğinden müvelletir "daimler - benz"dir.
bu şirketin ticari işlerini yöneten, finansman kısmıyla ilgilenen asıl kişi zaten karl benz'den ziyade gottlieb daimler'dir.
karl benz işin teknik tarrafındadır.
bu ikili otomobil üretmeye başladıktan sonra
- ki burada hemen ufak bir not vereyim size 'otomobil' kelimesi yunanca auto ( kendi kendine) ve latince mobil ( hareket edebilen ) anlamlarından türeyen bir kelimedir. motoru olan her taşıt otomobildir. araba ise tekerleri olmasına rağmen herhangi bir vasıta gücü ile ilerleyebilen taşıtlardır. fayton, vagon, trailer vs. gibi -
emille jellinek ismindeki avusturyalı bir iş adamı tarafından otomobilleri sürekli satın alınıyor ve yarışlarda katılıyordu. emillle jellinek'in mercedes jellinek isminde bir kızı vardı ve emille jellinek "daimler - benz motoren gesellschaft" şirketinden satın alıp yarışıp başarılı olduğu otomobillere kızının ismini veriyordu. mercedes.
kızının ismini verdiği otomobillerle yarışıp başarılı olan emille jellinek şirketin finans beyni olan gottlieb daimler'in aklına bir bir fikir getirmişti. gottlieb daimler mercedes isminin ürettiği otomobillere ve şirkete uğur ve şans getirdiğini düşünerek kendi isminden feragat ederek benz isminin hemen yanına şanslı ismi getirdi.
mercedes- benz.
işte tüm hikaye böyledir. karl benz'in şirketine kızının ismini koyma gibi bir durumu yoktur kısaca.
otomobiller babasıdır. otomobilin annesi için (bkz: bertha benz)
karl benz'in üç kızı var evet ama hiçbirinin ismi mercedes değil. zaten mercedes almanca bir isim değil.
kızlarının ismi sırasıyla ellen benz, clara benz ve thilde benz'dir.
şirketin asıl ismi gottlieb daimler ve karl benz'in ortaklığını içerdiğinden müvelletir "daimler - benz"dir.
bu şirketin ticari işlerini yöneten, finansman kısmıyla ilgilenen asıl kişi zaten karl benz'den ziyade gottlieb daimler'dir.
karl benz işin teknik tarrafındadır.
bu ikili otomobil üretmeye başladıktan sonra
- ki burada hemen ufak bir not vereyim size 'otomobil' kelimesi yunanca auto ( kendi kendine) ve latince mobil ( hareket edebilen ) anlamlarından türeyen bir kelimedir. motoru olan her taşıt otomobildir. araba ise tekerleri olmasına rağmen herhangi bir vasıta gücü ile ilerleyebilen taşıtlardır. fayton, vagon, trailer vs. gibi -
emille jellinek ismindeki avusturyalı bir iş adamı tarafından otomobilleri sürekli satın alınıyor ve yarışlarda katılıyordu. emillle jellinek'in mercedes jellinek isminde bir kızı vardı ve emille jellinek "daimler - benz motoren gesellschaft" şirketinden satın alıp yarışıp başarılı olduğu otomobillere kızının ismini veriyordu. mercedes.
kızının ismini verdiği otomobillerle yarışıp başarılı olan emille jellinek şirketin finans beyni olan gottlieb daimler'in aklına bir bir fikir getirmişti. gottlieb daimler mercedes isminin ürettiği otomobillere ve şirkete uğur ve şans getirdiğini düşünerek kendi isminden feragat ederek benz isminin hemen yanına şanslı ismi getirdi.
mercedes- benz.
işte tüm hikaye böyledir. karl benz'in şirketine kızının ismini koyma gibi bir durumu yoktur kısaca.
otomobiller babasıdır. otomobilin annesi için (bkz: bertha benz)
devamını gör...
ince memed
en vurucusu ilk kitaptır. en duygusalı da 4. kitaptır. okurken adeta lord of the rings misali film seyrediyormuş gibi dalar gidersiniz. o yüzden kitapların kalın yada uzun olmasına çok takılmayın okumaya başlayınca hemen bitmesin diye dua ediceksiniz.
kitaptaki bütün karakterler bir derinliği olan ilmek ilmek işlenmiş insanlardır. hürü ana, hatçe, topal ali, vs. sanki günlük hayatta karşınıza bir yerden çıkıp denk gelicek gibi hissedersiniz. içerisinde barındırdığı hikayenin muazzamlığı aynı zamanda bizim yansımamız olmaktan kaynaklanmaktadır. gereksiz romantizm ve duyusallık kasmaz mesajlarını ince ince verir. ben dahil birçok insanın türk edebiyatında okudu en iyi eserdir.
kitaptaki bütün karakterler bir derinliği olan ilmek ilmek işlenmiş insanlardır. hürü ana, hatçe, topal ali, vs. sanki günlük hayatta karşınıza bir yerden çıkıp denk gelicek gibi hissedersiniz. içerisinde barındırdığı hikayenin muazzamlığı aynı zamanda bizim yansımamız olmaktan kaynaklanmaktadır. gereksiz romantizm ve duyusallık kasmaz mesajlarını ince ince verir. ben dahil birçok insanın türk edebiyatında okudu en iyi eserdir.
devamını gör...
sokrates'in ölmeden önce baldıran zehrini üç yudumda ve çömelerek içmesi
platon'un devlet kitabında da kısaca geçmektedir.
"o anda hepimiz şaşa kalmış ve ne diyeceğimizi bilememiştik. gözleriyle gülümseyerek "bunun adı baldırandır evlatlarım, bunu üç yudumda içeceksiniz..." dedi ve başını tutarak çömeldi ve üç yudumda içti, oracıkta öldü. hepimiz şaşırdık. glaukon da şaşırdı. peki glaukon, sokrates'in üç yudumda içmesinin maksadı nedir? dedim, ekledim "yani üç yudumda içmesinin bir anlamı yoksa bunu söylemesinin bir etik değeri yoktur. o halde devletimize üç yudumda zehir içmek gibi bir kural getirmeyeceğiz" gözlerime bakarak "sen bilirsin moruk" dedi, ben bilirim tabii..."
platon - devlet / 10. kitap
"o anda hepimiz şaşa kalmış ve ne diyeceğimizi bilememiştik. gözleriyle gülümseyerek "bunun adı baldırandır evlatlarım, bunu üç yudumda içeceksiniz..." dedi ve başını tutarak çömeldi ve üç yudumda içti, oracıkta öldü. hepimiz şaşırdık. glaukon da şaşırdı. peki glaukon, sokrates'in üç yudumda içmesinin maksadı nedir? dedim, ekledim "yani üç yudumda içmesinin bir anlamı yoksa bunu söylemesinin bir etik değeri yoktur. o halde devletimize üç yudumda zehir içmek gibi bir kural getirmeyeceğiz" gözlerime bakarak "sen bilirsin moruk" dedi, ben bilirim tabii..."
platon - devlet / 10. kitap
devamını gör...
moderasyonun anlama kıtlığı yaşıyor olması
size söylenen kurallarda başlık açın tanım girin yeter, onların da isteği bu. niye her şeye baş kaldırıyorsunuz. ne yaparsanız yapın bu sözlüğün sistemini değiştiremeyeceksiniz. 2 kere 2 4 eder. bende kuralları kabul etmiyorum ama çokta kafaya takmadan yazıp geçiyorum, neden umursamıyorum kuralları sonuçta ben geldiğim sözlükte de küfürlü cinsiyetçi, ırkçı vs vs başlıklar açmıyordum, tanımlar girmiyordum. sözlüğün kızlarına da laf atmıyordum. karakter meselesi. altı üstü tanım gireceksiniz tabiri caizese ne caz yaptınız.
devamını gör...
yazarlara göre uzaktan eğitim
hiçbir verimi olmayan, derste odaklanmakta güçlük çektiğin için sonrasında iki kat daha fazla çalışmak zorunda olduğun bir eğitim. tek iyi yanı erken saatteki derse gitmek için daha erken kalkmamak fakat keşke şu olanlar yaşanılmasaydı da erkenden gidebilseydim dersime. o kadar çok özledim ki sınıflarımızı, kütüphanemizi, çalışma odamızı, sunumlarımızı...
devamını gör...
başarı
bana göre başarı, insanın yapmak ve başarmak istediği güzel bir şeyi yapabilmesi , ulaşmak istediği güzel bir hedefe varabilmesidir. istedigi hedefe ulaşabilen insan, elde ettiği netice sonunda huzur ve mutluluk duyabiliyorsa bu durum başarıya ulaşmak sayılır. kimi insanlar başarıyı, büyük bir makama yükselmek, çok para kazanmak, unvan ve şöhret elde etmek zannederler. para, mal, şöhret ve makamlar gelip geçicidir. bunlara ulaşmayı en büyük hedef kabul edenler, hedeflerine ulaştıkları zaman mutlu olmadıklarını görecekler ve hayal kırıklığına uğrayacaklardır. önemli işler başarmak için elbette bunlara ihtiyacımız var. ama bunlar amaç değil, araçtır." parayı sevenin hiç bir zaman yeteri kadar parası olmaz. " başarı , sık sık gülmek ve çok sevmektir.dürüst eleştirmenlerin onayını almak, sahte dostların arkadan vurmalarına dayanmaktadır. tek bir kişi bile olsa, birini sizin varlığınızdan ötürü daha rahat nefes aldığını bilmektir. işte bu başarılı olmaktır bence.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
sonra belki çay içeriz.
şansımız varsa yağmur da yağar.
damlalara huzur yüklemece oynarız.
benim damlam seninkini alnından öper.
güzel şeyler olur belki.
sen gel bence.
gel..
şansımız varsa yağmur da yağar.
damlalara huzur yüklemece oynarız.
benim damlam seninkini alnından öper.
güzel şeyler olur belki.
sen gel bence.
gel..
devamını gör...
muhafazakar ailenin farklı düşünen çocuğu olmak
bu konuda çok doluyum. küçüklüğümden beri mantığımın esiriyim ve ailemin görüşü bana aşırı mantıksız geldi hep. ben de camiye gittim, “kuran’ı söktüm” karşılığında bir lollypop verildi. çok sevinmiştim. hoca kendi çocuğuna afilli bir çikolata vermişti. ben göremem böyle şeyleri, arkadaşım göstermişti. bulutlara bakıp allah sanacak kadar küçüktüm.
caminin önünde öpüşen çiftlerden iğrenecek kadar küçüktüm, artık emindim: benim camiye gitmem, kuranı okuyabilmem, oruç tutmam yani vazifelerimi yerine getirmemin karşılığı bir şekerden ibaretti.
okuldan kaçmamın namussuzluk sayılacak kadar küçüktüm ve fark ettim ki dua’larım uzay boşluğunda kara deliklere varıp, dönmüyor, yok sayılıyordum.
ben tanrı olsam çocukların gönlünü eylerdim. bulutlara değil bana anlatmalarını isterdim, biraz şımarmayı hoş görürdüm.
aklımdan geçen dilime döküldüğün de yediğim okkalı tokatlar ve kaybolan bi tutam saçlarımın üzüntüsü ile, dinsel mevzuları ailemle konuşmamam gerektiğini, -mış gibi yapmanın hayat kurtardığını, mantığımın aile şefkatine olan ihtiyacıma yenik düşmesi gerektiğini anlayacak kadar büyümüştüm.
caminin önünde öpüşen çiftlerden iğrenecek kadar küçüktüm, artık emindim: benim camiye gitmem, kuranı okuyabilmem, oruç tutmam yani vazifelerimi yerine getirmemin karşılığı bir şekerden ibaretti.
okuldan kaçmamın namussuzluk sayılacak kadar küçüktüm ve fark ettim ki dua’larım uzay boşluğunda kara deliklere varıp, dönmüyor, yok sayılıyordum.
ben tanrı olsam çocukların gönlünü eylerdim. bulutlara değil bana anlatmalarını isterdim, biraz şımarmayı hoş görürdüm.
aklımdan geçen dilime döküldüğün de yediğim okkalı tokatlar ve kaybolan bi tutam saçlarımın üzüntüsü ile, dinsel mevzuları ailemle konuşmamam gerektiğini, -mış gibi yapmanın hayat kurtardığını, mantığımın aile şefkatine olan ihtiyacıma yenik düşmesi gerektiğini anlayacak kadar büyümüştüm.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
kafa sözlük çocuk korosu'nun bu şarkısının track dosyasını sözlüğe yüklememize uygun altyapıyı haağğğlaa hazırlamamış olan iko'ya teessüflerimi iletiyorum.......
10 dk oldu neredeyse. lütfen yani.
10 dk oldu neredeyse. lütfen yani.
devamını gör...
dışarıdan soğuk görünen insan
herkesle iyi geçinen samimiyetsiz biri olmaktansa sadece kendine yakın hissettiği insanlarla derin ve samimi iletişim kurmayı tercih eden insandır. onu yeterince tanıdığınızda söyleyeceğiniz şey “hiç de göründüğün gibi değilmişsin” olur.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hobileri
80lerde veya 90ların başında çekilmiş bir filmi izledikten sonra internette castin fotoğraflarına bakıp: "oha ne kadar yaşlanmışlar." demek.
(bkz: every single goddamn time)
(bkz: every single goddamn time)
devamını gör...
madalyalı yazarlar özelliğinin gelmesi
beni etkilemeyen özellik.ben hep 50 tllik alıyorum.
devamını gör...


