alttaki yazar hakkında varsayım yap
doğru.
bence alttaki yazar sınavlardan nefes alamıyor.
bence alttaki yazar sınavlardan nefes alamıyor.
devamını gör...
19 yaşındakilere tavsiyeler
ben hayata, kendime, insanlara dair bugün bildiğim çoğu şeyi 19 yaşımda öğrendim. her insan geri dönüp baktığında bunu 19 yaşı için diyebilir mi, bilmiyorum, aslında yaş pek önemli değil. yine de benden bir tavsiye beklense sanırım şunu derdim: öğreneceğin pek çok şeyi acı ya da üzücü olaylar sonrasında elde ediyor olman, bir şeyler öğrenmek için illa acı ya da üzücü şeyler yaşamanın gerektiği anlamına gelmiyor. canını yakarak deneyim edinme veya bu amaç için canının yanmasını göze alma huyunu bir kenara bırak; ve sana kötü hissettiren, yanlış gelen bağlamlardan ve insanlardan kaçın. senin ve hayatın için doğruluğuyla sana birçok şey katacak insanlara hayatında yer aç. doğru insanlar da tek başına seni düzlüğe çıkaramayacak, ama artık daha anlamlı, daha güzel manzaralı bir yokuşun olacak.
devamını gör...
gereğinden fazla abartılan kitaplar
küçük prens ve kürk mantolu madonna'dır bana göre. kitaplar çok kötü diyemem ama abartılıyor. hem de çok.
devamını gör...
gerdek gecesi öncesi namaz kılmak
o namaz kılınmalı şüphesiz ama o sana yoldaş olmaya, yar olmaya, yaren olmaya gelen hanıma karı diyecek kadar hayasızsan muhtemelen kıldığın namazında sana ve kurduğun yuvaya hiç bir getirisi olmayacaktır.
devamını gör...
yırttık abicim yırttık (yazar)
ha yırttık ha yırtacağız derken ortaya çıkıp tamam tamam sakin ben halledeceğim diye ortamı yumuşatacak yazarımızdır.. bu ulvi görevi yerine getireceğine eminim hadi çık bir yerden ve tamam bu sefer yırttık de artık.
devamını gör...
bloodborne
steam punk/gotik bir evrende kurgulanan, bana göre from software'in en iyi oyunu. aynı zamanda ilk ve son kez platin kupa aldığım oyundur. bloodborne'u oynadıktan sonra dark souls üçlemesi hantal gelir. bloodborne'daki ateşli silahlar parry mekaniğini katlanılır kılıyor diyebilirim. diğer from software oyunlarında olduğu gibi, bloodborne'da da ödül-ceza sistemi acımasızca kurgulanmış. bu da, gerçekten başardığınızı hissettiriyor. 30 fps'te oynamak da cabası.
from software'in hikaye anlatım tercihi, kurguladıkları evrenler için biçilmiş kaftan. uzun diyaloglar yok, ara sahneler size hikayeyi anlatmıyor. npc'lerin ağzından laf alıp eşyaların üzerindeki açıklamalardan öğreniyorsunuz hikayeyi. spoiler vermemek adına hikayeden hiç bahsetmeyeceğim -trailer'dan başka bir şey izlemeyin- fakat gırla plot twist'e hazır olun.
oyunun sonlarına doğru usb'ye save almayı unutmayın, oyunda üç farklı son var.
hunter's dream, güvende hissettiğiniz ve plain doll'un size yarenlik ettiği mitik yer. burada avarelik yapmak bile hoştur.
jestlerinize tepki veren, içi geçip uyuyakalan plain doll... uyandırmaya kıyamazsınız.
ve yine plain doll'dan:
"hunters have told me about the church. about the gods, and their love. but... do the gods love their creations? i am a doll, created by you humans. would you ever think to love me? of course... i do love you. isn't that how you've made me?"
"what... what is this? i-i can't remember, not a thing, only... i feel... a yearning... something i've never felt before... what's happening to me? ahh... tell me hunter, could this be joy? ahh..."
bir video oyunun sanatsal esere dönüştüğü yerde müzikten konuşmadan edemeyiz. boss dövüşlerinde çalan orkestral parçalar nabız artırır, sizi koltuğa çiviler. hunter's dream'de çalan moonlit melody dinginleştirir.
from software'in hikaye anlatım tercihi, kurguladıkları evrenler için biçilmiş kaftan. uzun diyaloglar yok, ara sahneler size hikayeyi anlatmıyor. npc'lerin ağzından laf alıp eşyaların üzerindeki açıklamalardan öğreniyorsunuz hikayeyi. spoiler vermemek adına hikayeden hiç bahsetmeyeceğim -trailer'dan başka bir şey izlemeyin- fakat gırla plot twist'e hazır olun.
oyunun sonlarına doğru usb'ye save almayı unutmayın, oyunda üç farklı son var.
hunter's dream, güvende hissettiğiniz ve plain doll'un size yarenlik ettiği mitik yer. burada avarelik yapmak bile hoştur.
jestlerinize tepki veren, içi geçip uyuyakalan plain doll... uyandırmaya kıyamazsınız.
ve yine plain doll'dan:
"hunters have told me about the church. about the gods, and their love. but... do the gods love their creations? i am a doll, created by you humans. would you ever think to love me? of course... i do love you. isn't that how you've made me?"
"what... what is this? i-i can't remember, not a thing, only... i feel... a yearning... something i've never felt before... what's happening to me? ahh... tell me hunter, could this be joy? ahh..."
bir video oyunun sanatsal esere dönüştüğü yerde müzikten konuşmadan edemeyiz. boss dövüşlerinde çalan orkestral parçalar nabız artırır, sizi koltuğa çiviler. hunter's dream'de çalan moonlit melody dinginleştirir.
devamını gör...
uyku kalitesini düşüren şeyler
stres .
devamını gör...
(tematik)
lilongwe
normal sözlük konseyi
akış sekmesine sefir aramakta olan konsey, bana ulaştılar ama yok dedim.
başlık açmak bazen çok yorucu oluyor çünkü.
bir de yoldaş diye bi baronu varmış bu konseyin, tapınakçılarla yatıp kalkıyomuş, valla.
benden duymadınız.
başlık açmak bazen çok yorucu oluyor çünkü.
bir de yoldaş diye bi baronu varmış bu konseyin, tapınakçılarla yatıp kalkıyomuş, valla.
benden duymadınız.
devamını gör...
yazarların yüz yüze olsa bu kadar cesur olmayacağı gerçeği
samimiyet ile laubalilik arasını ayıramayan, ergen akıllı, züğürt gönüllü olmanın neticesi.
sözlüğün yaş sınırı olsa keşke.
ya da bebeler başka yerde oynasa.
bu gün çok tatlı bir yazar bundan çıktı kafa iznine.
çarpasım geliyor böylelerine, her başlığa bel altı yazanlara.
bi akıllı olun.
sözlüğün yaş sınırı olsa keşke.
ya da bebeler başka yerde oynasa.
bu gün çok tatlı bir yazar bundan çıktı kafa iznine.
çarpasım geliyor böylelerine, her başlığa bel altı yazanlara.
bi akıllı olun.
devamını gör...
z kuşağının hiçbir değer yargısının olmaması
hiç katılmadığım başlıktır.
tersini ispatlamak için birçok gerekçem var çünkü.konunun gelenek göreneklerle ilgili olduğunu da düşünmüyorum. z kuşağı ile çalışıyorum ve onları çok seviyorum.
herhangi bir kuşağı değersiz hale getirmek zaten mantığın kabul edemeyeceği bir şey.
özeleştiri ile başlamalı ve bize önceki kuşaklardan neler geldiğine bakmalıyız.biz neydik ve gelecek kuşağa ‘moruklar’ olarak ne teslim ettik?
bütün bir nesli ‘tiktokçu’ olarak nitelendirmek altın gibi yüreği, pırıl pırıl zihinleriyle karşılaştığımız gencecik canları yok saymaktır.
bir huzur evi ziyareti yapmıştık,kendilerinden 2 -3 kuşak öncesiyle oturup söyleşen onların gönüllerini hoş eden, onlar mutlu olsun diye bütün enerjilerini harcayan gençler gördüm.
engelliler merkezine okulun hep sorun kabul ettiği çocuklarla gittik, kırk kere öğütledik, aman bir sorun çıkmasın diye.sonuç : 20 den fazla çeşitli engelleri olan 10-30 yaş arası kimselerle harika vakit geçirdiler, onlara kek bile pişirdiler.iki grup da birbirinden zar zor ayrıldı.bu,okulda onlara verilmeye çalışanlardan çok daha eğiticiydi ve vicdaniydi.
ve elbette buraya yazmakla yetiştirmeyeceğim ülkemizde ve dünyada harika işler başarmış ‘z kuşağı’ gençlerimiz de var.
hemen her şeyde olduğu gibi ‘kötü’ örnekler buluyoruz. belki de sadece beklentimizi karşılamadığı için öyle etiketliyoruz, ne dersiniz?
tersini ispatlamak için birçok gerekçem var çünkü.konunun gelenek göreneklerle ilgili olduğunu da düşünmüyorum. z kuşağı ile çalışıyorum ve onları çok seviyorum.
herhangi bir kuşağı değersiz hale getirmek zaten mantığın kabul edemeyeceği bir şey.
özeleştiri ile başlamalı ve bize önceki kuşaklardan neler geldiğine bakmalıyız.biz neydik ve gelecek kuşağa ‘moruklar’ olarak ne teslim ettik?
bütün bir nesli ‘tiktokçu’ olarak nitelendirmek altın gibi yüreği, pırıl pırıl zihinleriyle karşılaştığımız gencecik canları yok saymaktır.
bir huzur evi ziyareti yapmıştık,kendilerinden 2 -3 kuşak öncesiyle oturup söyleşen onların gönüllerini hoş eden, onlar mutlu olsun diye bütün enerjilerini harcayan gençler gördüm.
engelliler merkezine okulun hep sorun kabul ettiği çocuklarla gittik, kırk kere öğütledik, aman bir sorun çıkmasın diye.sonuç : 20 den fazla çeşitli engelleri olan 10-30 yaş arası kimselerle harika vakit geçirdiler, onlara kek bile pişirdiler.iki grup da birbirinden zar zor ayrıldı.bu,okulda onlara verilmeye çalışanlardan çok daha eğiticiydi ve vicdaniydi.
ve elbette buraya yazmakla yetiştirmeyeceğim ülkemizde ve dünyada harika işler başarmış ‘z kuşağı’ gençlerimiz de var.
hemen her şeyde olduğu gibi ‘kötü’ örnekler buluyoruz. belki de sadece beklentimizi karşılamadığı için öyle etiketliyoruz, ne dersiniz?
devamını gör...
zor okunan kitaplar
- anna karenina.
konusundan dolayı biraz ağır bir roman ama okurken heyecanlandırdığı kısımlar da bir hayli fazla.
konusundan dolayı biraz ağır bir roman ama okurken heyecanlandırdığı kısımlar da bir hayli fazla.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının meslekleri
öğrenciyim , bir gün şiddete maruz kalmayan bir doktor olucam umarım.
devamını gör...
disfori
latince: dysphoría, dys: dis, phoria: tasimak/ icermek
genel belirtileri: üzüntü, ilgisizlik, yorgunluk, endise, huzursuzluk, kendinden ve yasamdan tatmin olmama hali.
disfori genel anlamda bir ruh sagligi hastaligi olarak görülmemektedir. bu nedenle alt türlere tam olarak ayrilamasada, bazi ruh sagligi hastaliklari ve durumlari disfori ile iliskili oldugundan asagida ki alt türlerde toplanabilmektedir:
- cinsiyet disforisi
kisinin dogumda belirlenen cinsiyetiyle kendini bagdastiramamasidir. transseksüel bazi kisiler dogumla gelen biyolojik cinsiyetlerini ve cinsiyet kimliklerinin uyumsuzlugundan kaynaklanan cinsiyet disforisi yasayacaklardir. cinsiyet disforisi genellikle cocuk yasta baslasada, bazi insanlar bunu ergenlikte veya daha ileriki yaslarda da yasabilirler.
- reddedilmeye duyarli disfori
genelde dikkat eksikligi hiperaktivite bozuklugu (dehb) ile görülmektedir. reddedilmeye duyarli disfori yasayan kisiler baskalarini hayal kirikligina ugrattiklarini düsündükleri anda, cok yogun izdirap cekerler.
- gec disfori
uzun süre psikotropik ilaclarin kullanimi sonu, hastanin bünyesinin ilaclara direnc göstermesi sonucu olusan depresyondur.
- cilsel iliski sonrasi disfori
cinsel iliskiden hemen sonra kisilerde olusan üzüntü veya öfke durumudur. sebebi hala bilinmemektedir.
- premenstrüel disforik bozukluk
pms (premenstrüel sendrom) ile karistirilsada aslinda daha siddetlidir. kisinin hayatini ciddi sekilde yogun depresyon ve ruh hali sorunlariyla etkiledigi durumdur.
daha detayli bilgi isteyenler icin
genel belirtileri: üzüntü, ilgisizlik, yorgunluk, endise, huzursuzluk, kendinden ve yasamdan tatmin olmama hali.
disfori genel anlamda bir ruh sagligi hastaligi olarak görülmemektedir. bu nedenle alt türlere tam olarak ayrilamasada, bazi ruh sagligi hastaliklari ve durumlari disfori ile iliskili oldugundan asagida ki alt türlerde toplanabilmektedir:
- cinsiyet disforisi
kisinin dogumda belirlenen cinsiyetiyle kendini bagdastiramamasidir. transseksüel bazi kisiler dogumla gelen biyolojik cinsiyetlerini ve cinsiyet kimliklerinin uyumsuzlugundan kaynaklanan cinsiyet disforisi yasayacaklardir. cinsiyet disforisi genellikle cocuk yasta baslasada, bazi insanlar bunu ergenlikte veya daha ileriki yaslarda da yasabilirler.
- reddedilmeye duyarli disfori
genelde dikkat eksikligi hiperaktivite bozuklugu (dehb) ile görülmektedir. reddedilmeye duyarli disfori yasayan kisiler baskalarini hayal kirikligina ugrattiklarini düsündükleri anda, cok yogun izdirap cekerler.
- gec disfori
uzun süre psikotropik ilaclarin kullanimi sonu, hastanin bünyesinin ilaclara direnc göstermesi sonucu olusan depresyondur.
- cilsel iliski sonrasi disfori
cinsel iliskiden hemen sonra kisilerde olusan üzüntü veya öfke durumudur. sebebi hala bilinmemektedir.
- premenstrüel disforik bozukluk
pms (premenstrüel sendrom) ile karistirilsada aslinda daha siddetlidir. kisinin hayatini ciddi sekilde yogun depresyon ve ruh hali sorunlariyla etkiledigi durumdur.
daha detayli bilgi isteyenler icin
devamını gör...
benedict cumberbatch
hayranlarına"cumberbitches" denilen aktör. 4 sezon üst üste sherlock izleyince ister istemez cumberbitch olabiliyor insan. bir arkadaşım diyor.
devamını gör...
köşe yazarının meral akşener'i genelev patronuna benzetmesi
mevzu bir kadın siyasetçiye laf atmak olunca akıllarına direkt tek bir şey geliyor tabii. bu rezilliğin sonucunda başına hiçbir şey gelmeyecektir buradan
iktidara yakın star gazetesi yazarı aziz üstel, iyi parti genel başkanı meral akşener’in, cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan’ı, israil başbakanı benyamin netanyahu’ya benzetmesini eleştirdi.
iyi parti lideri meral akşener, “sayın erdoğan'ın israil versiyonu olan binyamin netanyahu, siyasi rakiplerini baltalamak ve bu şekilde koltuğunu koruyabilmek için, gözünü kırpmadan, sivillerin ve çocukların hayatlarına kastetmekten geri durmadı” ifadelerini kullanmıştı.
bu sözlere bugünkü köşesinde yanıt veren aziz üstel, akşener’e genelev patronu matild manukyan’ı hatırlatarak, “ben sizi manukyan'a benzetsem ne dersiniz hanımefendi” ifadelerini kullandı.
aziz üstel yazısında akşener’e çıkışarak, “cb tayyip erdoğan'ı, örneğin joe biden'a benzetebilirsiniz ya da ingiltere bb'nına...ya da ne bileyim almanya şansölyesine. beğenmese de, kimsenin sesi fazla çıkmaz. amma benim ülkemin cumhurbaşkanını, bebek katili netanyahu'ya benzetirseniz size hooop deriz ham'fendi. tabi siz ve kılıçdaroğlu kemal bey batılılarla has dost olduğunuzdan onlara benzetemezsiniz” diye yazdı.
yazının tamamı için
iktidara yakın star gazetesi yazarı aziz üstel, iyi parti genel başkanı meral akşener’in, cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan’ı, israil başbakanı benyamin netanyahu’ya benzetmesini eleştirdi.
iyi parti lideri meral akşener, “sayın erdoğan'ın israil versiyonu olan binyamin netanyahu, siyasi rakiplerini baltalamak ve bu şekilde koltuğunu koruyabilmek için, gözünü kırpmadan, sivillerin ve çocukların hayatlarına kastetmekten geri durmadı” ifadelerini kullanmıştı.
bu sözlere bugünkü köşesinde yanıt veren aziz üstel, akşener’e genelev patronu matild manukyan’ı hatırlatarak, “ben sizi manukyan'a benzetsem ne dersiniz hanımefendi” ifadelerini kullandı.
aziz üstel yazısında akşener’e çıkışarak, “cb tayyip erdoğan'ı, örneğin joe biden'a benzetebilirsiniz ya da ingiltere bb'nına...ya da ne bileyim almanya şansölyesine. beğenmese de, kimsenin sesi fazla çıkmaz. amma benim ülkemin cumhurbaşkanını, bebek katili netanyahu'ya benzetirseniz size hooop deriz ham'fendi. tabi siz ve kılıçdaroğlu kemal bey batılılarla has dost olduğunuzdan onlara benzetemezsiniz” diye yazdı.
yazının tamamı için
devamını gör...
dini bir şey anlatırken şiir okuyor gibi konuşan insanlar
baygın baygın, duygusal bir şiir okurmuş gibi, dini bir şeyler anlatırken, ara ara kelimeleri yükseltip, düşürmeleriyle dikkat çeken insanlardir.
devamını gör...
türkistan serisi
19. yüzyılın sonunda rusya imparatorluğu ve buhara emirliği arasında olan savaşta bulunmuş rus ressam vasili verensçagin'in ürettiği 13 tablodan oluşan bir koleksiyondur. eserler moskova'da tretyakov galerisi'nde ve saint petersburg'da rus müzesi'ne bulunmaktadır. yüz-yüz elli yıl önceki türkistan'ı tuvaline resmeden ressam, türkistan'ın renkleri ve canlılığı yanında savaş yılgınlığını ve hüznünü de yansıtır resimlerine.
koleksiyona ulaşmak için.
koleksiyona ulaşmak için.
devamını gör...
kafası kesilen öğrencinin babasının açıklamaları
açıkçası beni çok şaşırtmayan açıklamalar bunlar. aksini söylemesini düşünmüyordum. söyletmezler zira. malum yurt denetimsiz, izinsiz hizmet veren bir yurt. yurdu işleten alimder diye sikko bir dernek. ama arkasındaki vakıf aziz mahmud hüdayi vakfı. yani epey bir ta**klı vakıf, hükümete yakın istediğini alan yaptıran bir vakıf.
gelelim yurt binasının sahibine. yurt binasının sahibi ise adı henüz açıklanmayan 1.sınıf bir emniyet müdürünün babası. yani dolaylı olarak kendisi. 657'ye tabii bir devlet memurunun yurt işletmesi bir yana, yurdun kaçak ve denetimsiz olması, ilaveten büyük bir vakfın fason şirketi gibi faaliyet göstermesi daha absürt bir durum ama ülkemiz için değil tabii.
zaten olay olur olmaz paldır küldür yayın yasağı aldılar. ulan bu ülkede anam babam kayboldu, reşit çocuğum kayboldu kaçırıldı mı acaba diye polise gitsen 24 saat bekle öyle gel derler. dakikasına yayın yasağı çıkardı adamlar, sen buradan anla işte bu işin arkasında ne tür pislikler olduğunu.
bu kadarla yetinmediler tabii. devletin polisini eli silahlı mafya örgütü gibi civardaki esnafın üzerine saldılar, aman kimse gazetelere, serbest çalışan muhabirlere konuşmasın, daha fazla foyamız açığa çıkmasın diye.
süleyman soylu gibi her yasadışı faaliyeti olan adamla fotoğrafı olan bir insan(!)'ın bakan olduğu yerde bunlar çok normal şeyler tabii. şimdi bu kadar olay oluyor, herkes üç maymunu oynuyor, biride o arada o acılı babaya gider, yapması gerekeni söyler zaten, bu çark bu ülkede böyle işler. yani bu zamana kadar bunu idrak edemediyseniz, iyi bir insan olursanız şirinleri göreceğinize de inanıyor olabilirsiniz.*
son sözüm siz değerli arkadaşlarıma. arkadaşlar şansa yaşıyorsunuz bu ülkede ciddi söylüyorum bakın. hani öyle devlet varmış, polis varmış, adalet hukuk varmış falan güvenmeyin kimseye. kendi kişisel önlemlerinizi kendiniz mutlaka alın. alabilen silah ruhsatı, onu alamayan sağlam bir bıçak biber gazı vs. ciddi söylüyorum çünkü yarın herhangi birimiz bu şekilde şaka gibi bir olaya kurban gidebiliriz. katil içeriye girmeyedebilir yani, hukuk ne noktada siz anlayın gerisini...
gelelim yurt binasının sahibine. yurt binasının sahibi ise adı henüz açıklanmayan 1.sınıf bir emniyet müdürünün babası. yani dolaylı olarak kendisi. 657'ye tabii bir devlet memurunun yurt işletmesi bir yana, yurdun kaçak ve denetimsiz olması, ilaveten büyük bir vakfın fason şirketi gibi faaliyet göstermesi daha absürt bir durum ama ülkemiz için değil tabii.
zaten olay olur olmaz paldır küldür yayın yasağı aldılar. ulan bu ülkede anam babam kayboldu, reşit çocuğum kayboldu kaçırıldı mı acaba diye polise gitsen 24 saat bekle öyle gel derler. dakikasına yayın yasağı çıkardı adamlar, sen buradan anla işte bu işin arkasında ne tür pislikler olduğunu.
bu kadarla yetinmediler tabii. devletin polisini eli silahlı mafya örgütü gibi civardaki esnafın üzerine saldılar, aman kimse gazetelere, serbest çalışan muhabirlere konuşmasın, daha fazla foyamız açığa çıkmasın diye.
süleyman soylu gibi her yasadışı faaliyeti olan adamla fotoğrafı olan bir insan(!)'ın bakan olduğu yerde bunlar çok normal şeyler tabii. şimdi bu kadar olay oluyor, herkes üç maymunu oynuyor, biride o arada o acılı babaya gider, yapması gerekeni söyler zaten, bu çark bu ülkede böyle işler. yani bu zamana kadar bunu idrak edemediyseniz, iyi bir insan olursanız şirinleri göreceğinize de inanıyor olabilirsiniz.*
son sözüm siz değerli arkadaşlarıma. arkadaşlar şansa yaşıyorsunuz bu ülkede ciddi söylüyorum bakın. hani öyle devlet varmış, polis varmış, adalet hukuk varmış falan güvenmeyin kimseye. kendi kişisel önlemlerinizi kendiniz mutlaka alın. alabilen silah ruhsatı, onu alamayan sağlam bir bıçak biber gazı vs. ciddi söylüyorum çünkü yarın herhangi birimiz bu şekilde şaka gibi bir olaya kurban gidebiliriz. katil içeriye girmeyedebilir yani, hukuk ne noktada siz anlayın gerisini...
devamını gör...
eksomis
antik yunan ve roma'da; esnaf, zanaatkar, köle ve askerlerin giydiği, sağ kol hareketini engellememesi için sağ omuzu açıkta bırakan bir tür iş giysisi.
devamını gör...