selectra
anksiyete, depresyon, obsesif kompulsif bozukluk gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan bir ilaç.
ne zaman içsem duygularım körelir, ama bana ağırlık veren düşünceler de puf oluverir.
ne zaman içsem duygularım körelir, ama bana ağırlık veren düşünceler de puf oluverir.
devamını gör...
sidney opera evi

sidney'in sembolü olan bu yapı danimarkalı mimar jørn utzon tarafından tasarlanmıştır. utzon bu eseri ile pritzker mimarlık ödülü'nü kazanmıştır. utzon binayı tasarlarken, kuş kanatlarından, bulutlardan, deniz kabuklarından, palmiye ağaçlarından ilham almıştır. ünlü eser, 2007'de unesco dünya kültür mirasları listesi'ne eklenmiştir. binanın inşasında on bin işçi çalışmıştır. 20 ekim 1973'te kraliçe ıı.elizabeth tarafından açılışı gerçekleştirilmiştir.

inşasına 1959 yılında başlanmış olan yapı, 1973 yılında resmi olarak açılmıştır. 7 milyon dolara mal olması beklenirken, tam olarak 102 milyon avustralya dolarına mal olmuştur.
devamını gör...
film önerileri
1-) başlat: ready player one (bilim kurgu/macera)
2-) aşk ve canavarlar( bilim kurgu/fantastik/komedi)
3-) akıl oyunları (biyografi)
4-) kingsman: gizli servis (aksiyon/komedi)
5-) pokémon: dedektif pikachu (animasyon/macera)
6-) bugün aslında dündü (romantik komedi)
7-) umudunu kaybetme (dram)
8-) focus (romantik/suç)
2-) aşk ve canavarlar( bilim kurgu/fantastik/komedi)
3-) akıl oyunları (biyografi)
4-) kingsman: gizli servis (aksiyon/komedi)
5-) pokémon: dedektif pikachu (animasyon/macera)
6-) bugün aslında dündü (romantik komedi)
7-) umudunu kaybetme (dram)
8-) focus (romantik/suç)
devamını gör...
portakal suyundan bir yudum alıp işe gitmek
yerli dizilerdeki zenginlerin sabah sporu. kahvaltıya zaten hep geç kalır bunlar. dubleks evin merdivenlerinden inerken eyvah geç kaldım şeklinde hayıflanıp özenle hazırlanmış kahvaltıdan sadece portakal suyunu tadıp yüzbinlerce liralık arabalarıyla holdinge giderler. müsrif köpekler sizi.
devamını gör...
sözlük yazarlarının başucu kitapları
devamını gör...
günün sözü
“hatalar kötü değildir. onları düzeltmemek bile kötü değil. kötü olan onları gizlemektir.”
- bertolt brecht
- bertolt brecht
devamını gör...
bir yazarın tüm entrylerini okumak
buraya geldiğimden beri yaptığım bir şey. birinin bir entry'sini beğeniyorum ve bu kafadan acaba başka hangi sesler çıkmış diyip dalıyorum profiline. pek bir keyifli.
devamını gör...
kadınların hiç umutlarının tükenmemesi
kadınların umudu tükenirse her şeyin umudunun tükenir ve dünya umutsuz bir yer olur çünkü.
sabah erkenden kalkıp herkesi işine okuluna uğurlayan kadındır;
evdeki çiçekleri sulayan da,
kendi dahil herkesi süsleyen,
evdeki herkes yorulsa bile kendinde yorulma hakkı görmeyen,
çevresine mücadele gücü aşılayandır aynı zamanda.
kadınlar yaşamdır, özgürlüktür, mücadeledir; onların umudunu tüketmeyin.
sabah erkenden kalkıp herkesi işine okuluna uğurlayan kadındır;
evdeki çiçekleri sulayan da,
kendi dahil herkesi süsleyen,
evdeki herkes yorulsa bile kendinde yorulma hakkı görmeyen,
çevresine mücadele gücü aşılayandır aynı zamanda.
kadınlar yaşamdır, özgürlüktür, mücadeledir; onların umudunu tüketmeyin.
devamını gör...
yeni zelanda'da 8.1 büyüklüğünde deprem olması
yeni zelenda’da aynı gün içinde 3 deprem meydana geldi. abd jeoloji araştırmaları kurumu (usgs), yeni zelanda açıklarında 7.3 ve 7.4 büyüklüğündeki depremlerin ardından 8.1 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini bildirdi. bölgede tsunami uyarısı yapıldı.
yeni zelanda'da aynı gün içinde 3 büyük deprem meydana geldi. abd jeoloji araştırmaları kurumu (usgs) gisborne kentine yaklaşık 238 kilometre uzaklıkta ve 10 kilometre derinlikteki 7.3 büyüklüğündeki depremin ardından yeni zelanda'ya bağlı kermadec adaları açıklarında 7.4 büyüklüğünde ikinci bir depremin meydana geldiğini bildirmişti.
usgs tarafından yapılan açıklamada, kermadec adaları açıklarında 20 kilometre derinlikte 8.1 büyüklüğünde 3'üncü bir deprem meydana geldiği aktarıldı. yeni zelanda ulusal acil durum yönetimi ajansı tarafından yapılan açıklamada ise, depremin yerel saatle 08.45'te meydana geldiği ve 8 büyüklüğünde olduğu aktarıldı. ajans, depremin ardından tsunami uyarısı yaparak, kuzey adası ve great barrier adası'nın doğu kıyısına yakın olanların derhal "en yakın yüksek yere veya mümkün olduğunca iç kesimlere" gitmesi yönünde çağrıda bulundu.
depremde can ve mal kaybına ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.
haber linki
depremin yeri
yeni zelanda'da aynı gün içinde 3 büyük deprem meydana geldi. abd jeoloji araştırmaları kurumu (usgs) gisborne kentine yaklaşık 238 kilometre uzaklıkta ve 10 kilometre derinlikteki 7.3 büyüklüğündeki depremin ardından yeni zelanda'ya bağlı kermadec adaları açıklarında 7.4 büyüklüğünde ikinci bir depremin meydana geldiğini bildirmişti.
usgs tarafından yapılan açıklamada, kermadec adaları açıklarında 20 kilometre derinlikte 8.1 büyüklüğünde 3'üncü bir deprem meydana geldiği aktarıldı. yeni zelanda ulusal acil durum yönetimi ajansı tarafından yapılan açıklamada ise, depremin yerel saatle 08.45'te meydana geldiği ve 8 büyüklüğünde olduğu aktarıldı. ajans, depremin ardından tsunami uyarısı yaparak, kuzey adası ve great barrier adası'nın doğu kıyısına yakın olanların derhal "en yakın yüksek yere veya mümkün olduğunca iç kesimlere" gitmesi yönünde çağrıda bulundu.
depremde can ve mal kaybına ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.
haber linki
depremin yeri
devamını gör...
sözlük içi mesajlaşma kapatılsın kampanyası
"2 mesaj da bana atın yalnızlıktan ölüyorum anuna koyayım" alt metni taşıyan fikir.
devamını gör...
david lynch
yazılmamış olmasına şaşırdığım imgelerin deli yönetmeni. kült film denilince ilk akla gelenlerden
hem ressam, hem müzisyen olan bu yönetmen anlaşılacağı üzere yetenek kumkuması, on parmağında on marifet bir insandır. filmlerinde kullandığı enteresan yaratıklar rüya alemine bir yolculuğa işaret eder. ilk uzun metraj filmi 1977 yılında çektiği eraserhead' dir. mulholland drive ve lost highway en bilindik, en önemli filmleridir. bilinçaltına feci yatırım yaptığı filmlerini çözümlemeye çalışmak bazen kaybolmuşluk hissi yaratır; zaten kendi de bir süre sonra ne anlatacağını unutup filme devam ettiğini itiraf etmiştir. özetle filmleri izlenesi ama müzisyen kimliğinin de yabana atılmaması gereken sanatçıdır.
hem ressam, hem müzisyen olan bu yönetmen anlaşılacağı üzere yetenek kumkuması, on parmağında on marifet bir insandır. filmlerinde kullandığı enteresan yaratıklar rüya alemine bir yolculuğa işaret eder. ilk uzun metraj filmi 1977 yılında çektiği eraserhead' dir. mulholland drive ve lost highway en bilindik, en önemli filmleridir. bilinçaltına feci yatırım yaptığı filmlerini çözümlemeye çalışmak bazen kaybolmuşluk hissi yaratır; zaten kendi de bir süre sonra ne anlatacağını unutup filme devam ettiğini itiraf etmiştir. özetle filmleri izlenesi ama müzisyen kimliğinin de yabana atılmaması gereken sanatçıdır.
devamını gör...
adriadankadın
yazılarını keyifle takip ettiğim, çoğu zaman yeni bir şeyler öğrendiğim başarılı bir yazar. uzun uzun tanimlarıyla kıskandırıyor, helal olsun dedirtiyor efenim.. kalemi daim olsun, hep yazsın..
kendisini sevgiyle kucaklıyor, güzel yanaklarından öpüyorum.
kendisini sevgiyle kucaklıyor, güzel yanaklarından öpüyorum.
devamını gör...
slipknot
1995 yılında kurulmuş epey popüler metal grubu.
devamını gör...
allah'ını seven anket başlığı açmasın
forum başlıklarıyla sol frame'i coşturan yazarlar için kullanabileceğimiz haklı yakarış nidasıdır.
(bkz: yapmayın etmeyin)
(bkz: yapmayın etmeyin)
devamını gör...
öyle bir şarkı önerin ki yerimizde duramayalım
eski düğüncülerden kim kaldı beeee.
devamını gör...
türk dizi tarihinin en orijinal karakteri
firdevs yöreoğlu bir , yılan hikayesi gülsüm iki .
devamını gör...
kızların espri yapmayı becerememesi
kadın-erkek diye hiçbirşeyin kategorize edilmesini istemiyorum aslında,
ama maalesef erkeklerin çoğu (%99,999 :) komikle, belden aşağı kavramlarını ayırt edemiyor,
bir kadın bir erkeğe espri yapabiliyormu zannediyorsunuz, hele gülmek filan..
allah muhafaza yanılıp da ağzınızdan biraz samimi bir kelime çıkmaya görsün, yanlışlıkla bir gülmeyiverin yani,
işte orada birdenbire espriyle karışık, seviyede düşüyor, muhabbet de düşüyor,
bir insan her saniye, her dakikamı aç olur,
alarmı kurulu olur, uzaktan yakından tek bir kelime ile zıplar ya..
espiri anlayışları hep aynı yönde zaten, ve gerçekten, ne yaşadıkları muhit, ne aldıkları eğitim, ne gördükleri ülkeler, bulundukları makam, mevki, hiçbirşey, bu belki doğuştan gelen, hormonlarına bağlı çalışan mekanizmayı değiştirmiyor, yaşamları boyunca,
o yüzden kendilerine kadar
bir "çap" daki mizahı anlayabiliyorlar..
yukarısı matematiksel olarak anlamadıklarından (!) "becerememektir" onlar için, çıta orda...
mizah yapan erkeklerin çok olması ;
erkekler "sadece" kendileri için birşeyler yapmak üzere imkanlar verilerek, yaptıklarına değer verilerek, iyi olacaklarına, başaracaklarına dair yüreklendirilerek yetiştiriliyor,
buna inandırılıyorlar,
onlarda yaptıkları, mizah, yemek herneyse, değer verildiği için, para ettiği için, takdir edildiği için, üretme ve hakkını isteme, satma, pazarlama cesareti ile, istemeyi biliyorlar, öğreniyorlar... ortaya çıkma hakkı öğretiliyor, cesaretlendiriliyorlar, (en başta anneleri tarafından sonra baba, abla, kızkardeş vs) onlarda daha çok ortalarda oluyorlar, çünkü kendilerine o haklar veriliyor, bu duyguyu küçük yaşlarda tanıyıp öğreniyorlar, ileriki yaşlarda da herşeyi kendilerine hak görüyorlar....
daha rahatlar heryerde,
orasını burasını kapatma, delil olarak kullanılacak bir saati, bir mekanı, bir dekolteyi sürekli hesaplamak yada kollamak gibi bir mesaileri de yok,
bir erkeğin, çook daha fazla vakti olması, çok daha fazla dinlenip, özenilip, daha fazla enerjisinin olması, övülüp, sevilip, daha fazla cesaretinin olması çok önemli bir etken değilmidir sizce de?
peki kadınlar....
yaptıkları herşey, zaten görevi, zaten yapması gereken, zaten ailesine "erkek kardeşlerine, babasına hep hizmet etmesi, konforunu sağlaması gereken olduğu öğretiliyor, okula da gitse, işe de gitse, bunlar bedelsizmiş gibi, doğuştan borçluymuşuz gibi öğretiliyor...
o yüzden kadınlar, yaptığı ürettiği birşeyi değersiz bedelsiz zannediyor, karşılığı olduğunu görmüyorki, istemeyi bilmiyor, zaten susması, söyleneni yapması fazla konuşmaması, gülmemesi öğretiliyor...
birşey yapıp, karşılığı hakkını bilmek, beklemek, satmak tan önce, karşılıksız o kadar çok şey yaptırılmış/yapmanın normal olduğu öğretilmiş bir insan, nasıl ortaya çıkıp, kendi emeği/ürettiğinin değerini isteyebilir, nasıl ürettiği her hangi birşeyin, karşılığı olduğunu, değerli olduğunu düşünebilirki....
görmemiş ve alışmamıştır...
bu kodlar değişmediği sürece, erkekler de böyle, "ee o zaman niye ahçılar, komedyenler hep erkek" demeye devam edecekler.
bu kadar pohpohlanmaya, yıllardır yemeği yiyip televizyonun karşısına geçmenize rağmen, bu kadar konfora yüreklendirmeye, bu kadar imkana kayırmaya rağmen, yinede çok da uzaya çıkarmadınız memleketi, hiçbir alanda...
ama maalesef erkeklerin çoğu (%99,999 :) komikle, belden aşağı kavramlarını ayırt edemiyor,
bir kadın bir erkeğe espri yapabiliyormu zannediyorsunuz, hele gülmek filan..
allah muhafaza yanılıp da ağzınızdan biraz samimi bir kelime çıkmaya görsün, yanlışlıkla bir gülmeyiverin yani,
işte orada birdenbire espriyle karışık, seviyede düşüyor, muhabbet de düşüyor,
bir insan her saniye, her dakikamı aç olur,
alarmı kurulu olur, uzaktan yakından tek bir kelime ile zıplar ya..
espiri anlayışları hep aynı yönde zaten, ve gerçekten, ne yaşadıkları muhit, ne aldıkları eğitim, ne gördükleri ülkeler, bulundukları makam, mevki, hiçbirşey, bu belki doğuştan gelen, hormonlarına bağlı çalışan mekanizmayı değiştirmiyor, yaşamları boyunca,
o yüzden kendilerine kadar
bir "çap" daki mizahı anlayabiliyorlar..
yukarısı matematiksel olarak anlamadıklarından (!) "becerememektir" onlar için, çıta orda...
mizah yapan erkeklerin çok olması ;
erkekler "sadece" kendileri için birşeyler yapmak üzere imkanlar verilerek, yaptıklarına değer verilerek, iyi olacaklarına, başaracaklarına dair yüreklendirilerek yetiştiriliyor,
buna inandırılıyorlar,
onlarda yaptıkları, mizah, yemek herneyse, değer verildiği için, para ettiği için, takdir edildiği için, üretme ve hakkını isteme, satma, pazarlama cesareti ile, istemeyi biliyorlar, öğreniyorlar... ortaya çıkma hakkı öğretiliyor, cesaretlendiriliyorlar, (en başta anneleri tarafından sonra baba, abla, kızkardeş vs) onlarda daha çok ortalarda oluyorlar, çünkü kendilerine o haklar veriliyor, bu duyguyu küçük yaşlarda tanıyıp öğreniyorlar, ileriki yaşlarda da herşeyi kendilerine hak görüyorlar....
daha rahatlar heryerde,
orasını burasını kapatma, delil olarak kullanılacak bir saati, bir mekanı, bir dekolteyi sürekli hesaplamak yada kollamak gibi bir mesaileri de yok,
bir erkeğin, çook daha fazla vakti olması, çok daha fazla dinlenip, özenilip, daha fazla enerjisinin olması, övülüp, sevilip, daha fazla cesaretinin olması çok önemli bir etken değilmidir sizce de?
peki kadınlar....
yaptıkları herşey, zaten görevi, zaten yapması gereken, zaten ailesine "erkek kardeşlerine, babasına hep hizmet etmesi, konforunu sağlaması gereken olduğu öğretiliyor, okula da gitse, işe de gitse, bunlar bedelsizmiş gibi, doğuştan borçluymuşuz gibi öğretiliyor...
o yüzden kadınlar, yaptığı ürettiği birşeyi değersiz bedelsiz zannediyor, karşılığı olduğunu görmüyorki, istemeyi bilmiyor, zaten susması, söyleneni yapması fazla konuşmaması, gülmemesi öğretiliyor...
birşey yapıp, karşılığı hakkını bilmek, beklemek, satmak tan önce, karşılıksız o kadar çok şey yaptırılmış/yapmanın normal olduğu öğretilmiş bir insan, nasıl ortaya çıkıp, kendi emeği/ürettiğinin değerini isteyebilir, nasıl ürettiği her hangi birşeyin, karşılığı olduğunu, değerli olduğunu düşünebilirki....
görmemiş ve alışmamıştır...
bu kodlar değişmediği sürece, erkekler de böyle, "ee o zaman niye ahçılar, komedyenler hep erkek" demeye devam edecekler.
bu kadar pohpohlanmaya, yıllardır yemeği yiyip televizyonun karşısına geçmenize rağmen, bu kadar konfora yüreklendirmeye, bu kadar imkana kayırmaya rağmen, yinede çok da uzaya çıkarmadınız memleketi, hiçbir alanda...
devamını gör...
sevgi günü
bu günü daha kapsamlı kutlamak adına günün 'sevgililer' şeklinde değil 'sevgi' günü olarak değiştirilmesi gerekliliğine inanıyorum. önce kendimizi severek başlıyoruz. biz kendimize değer verelim ki pozitif gücümüz tüm evrene yayılsın, kucak kucak mutluluk getirsin kalplerimize. şimdi en yakınınızda olmazsa olmazınız olan kişilerle gününüzü kutlayabilirsiniz gönül rahatlığıyla.
önce kendini sev
önce kendini sev
devamını gör...

