yetti artık denilen şeyler
siyasetçilerin yalanları dan, çocukların geleceğini düşünmekten, bencil insanlardan.
devamını gör...
gözlüklü şirin'in şirinler köyünün tek umudu olması
benim oyum somurtkan şirine.gözlüklü şirin'den nefret ederim.nefret etmektende nefret ederim.
devamını gör...
ömür boyu yetecek paran olsa çalışır mısın sorunsalı
şu an yaptığımız işler, ilgi alanımız olmasa dahi, bize para kazandırdığı için "çalışmak" olarak adlandırılıyor. eğer ömür boyu yetecek param olsaydı ve hoşuma giden aktivitelerle uğraşıyor olsaydım bunlar "hobi"m olurdu, "iş"im değil. yani teknik olarak çalışmıyor olurdum.
devamını gör...
aşık olmakla sevmek arasındaki fark
aşk 1 kere olur ve sadece 1 kişiye karşı olur. aynı zamanda aşk karşılıklıdır.
sevmek ise defalarca olabilecek bir duygudur ve her şeye karşı olabilir. aynı zamanda sevgi genellikle karşılıksızdır.
her aşk sevgiden doğar ama her sevgi aşk değildir.
eyyorlamam bu kadar.
sevmek ise defalarca olabilecek bir duygudur ve her şeye karşı olabilir. aynı zamanda sevgi genellikle karşılıksızdır.
her aşk sevgiden doğar ama her sevgi aşk değildir.
eyyorlamam bu kadar.
devamını gör...
zdzislaw beksinski
1929-2005 yılları arasında yaşamış polonyalı sürrealist-distopik-gotik ressam.
önce fotoğrafçılıkla ilgilenmiş, rüyaları fotoğraflamak istediği için resme geçmiştir.
eserleri korkunçtur. görebileceğiniz en karanlık kabusların fotoğrafının çekilmiş hali gibidir. hem korkutur hem kendine hayran bırakır.
eserlerinin hiç birine isim vermemiştir.
76 yaşında, bakıcısının oğlu tarafından borç vermeyi reddettiği için bıçaklanarak öldürülmüştür.
eserlerini incelemek isterseniz buradan.
verdiği röportajları izlemek için buradan.
kendisini ve ailesini anlatan ''the last family'' (ostatnia rodzia) filmini de önermiş olayım.
önce fotoğrafçılıkla ilgilenmiş, rüyaları fotoğraflamak istediği için resme geçmiştir.
eserleri korkunçtur. görebileceğiniz en karanlık kabusların fotoğrafının çekilmiş hali gibidir. hem korkutur hem kendine hayran bırakır.
eserlerinin hiç birine isim vermemiştir.
76 yaşında, bakıcısının oğlu tarafından borç vermeyi reddettiği için bıçaklanarak öldürülmüştür.
eserlerini incelemek isterseniz buradan.
verdiği röportajları izlemek için buradan.
kendisini ve ailesini anlatan ''the last family'' (ostatnia rodzia) filmini de önermiş olayım.
devamını gör...
öğretmen mi öğretemez yoksa öğrenci mi öğrenemez sorunsalı
bir öğretmenin "öğretmen öğretemez" netliği tek taraflı bakmak olur bu sorunsala. öğrenci çok ister öğretmen öğretemez, öğretmen çok isteklidir öğrenci kapılarını kapatmıştır öğrenci öğrenemez. sorunlara tek taraflı faktörlerle bakılmamasını tavsiye ediyorum.
devamını gör...
ilginç etimolojik bağlantılar
dilimizde yanlış yer edinmiş fransızca kökenli kelimelerden biridir ''restoran''.* bu kelime birçok yerde ne yazık ki ''restaurant'' olarak kullanılmaktadır. kökü latince olan ''restaurare'' kelimesine dayanmaktadır; bu kelime, re- “tekrardan” anlamında ön ek ile –staurare “kurmak, yenilemek, onarmak” kökünün birleşimiyle oluşmaktadır. kelimenin tarihine göz atarsak bu yanlış kullanımın önüne geçebiliriz kanısındayım. paris'te, kaynaklardaki bilgiye göre 1765 yılında m. boulanger* mahlaslı biri tarafından çorba hatta daha doğrusu et suyu satılan bir dükkan açılıyor. açmış olduğu dükkanın önüne ise ''boulanger débite des restaurants divins”* yazılı bir tabela asmış. çevirisini not düşmüş olduğum tabeladan da anlaşıldığı üzere o zamanlar restoran kelimesi aslında et suyu çorbalarına deniliyormuş. 18. yüzyıl fransasında ise o dönemler halk tarafından zayıf, zarif ve tabiri caizse çıtkırıldım olmaya özeniliyordu ve bu sebeple de boulanger, bu kişilerin güçlerini yeniden toplamalarına yarayan, onları ''onaran'' et suyu çorbaları satmaya başlamış. bir zaman sonra bu tarz yerler açanlara restoran sahibi denilmeye başlandığından olsa gerek, kelime artık bir ürünün değil mekânın adına dönüşüvermiş. türkçe'de ilk kullanımı ise abdülhak hamid tarafından 1878 yılında kullanıldığı iddia ediliyor. günümüzde türkçe karşılığı ''restoran'' olarak bilinse de aslında ''lokanta'' veya ''aşevi'' daha doğru kullanımlardır.
devamını gör...
koca adam olup hala yapılan şeyler
kremalı püskevitin(:) kremasını yerim önce.
devamını gör...
kendine nickaltı girmek
400 kişinin eğlendiği bir ortamda kendi kendini eğlendirmektir. bazen gereklidir bazen sırf eğlence içindir.
devamını gör...
türk gençliğinin ev partisi yapmaması
sosyal etkileşimi ve karşı cinsle olan münasebeti ta en başından en heyecanlı yerinden baltalayan hata.
elin avrupalı genci amerikalı genci cayır cayır ev partisi yapıp plastik bardakta bira icme yarışması düzenleyip bir yandan betty'i en kısa yoldan yatağa atmayı düşünürken bizim gençlik dört sap bir araya gelip sabaha kadar sigara dumanının altında batak dönüyor.
adalet istiyoruz. gençlerimiz gençlik kollarına gitmemeli gençlerimiz doğrudan partilemeli.
elin avrupalı genci amerikalı genci cayır cayır ev partisi yapıp plastik bardakta bira icme yarışması düzenleyip bir yandan betty'i en kısa yoldan yatağa atmayı düşünürken bizim gençlik dört sap bir araya gelip sabaha kadar sigara dumanının altında batak dönüyor.
adalet istiyoruz. gençlerimiz gençlik kollarına gitmemeli gençlerimiz doğrudan partilemeli.
devamını gör...
sözlük yazarlarının tanışmak istedikleri normal sözlük yazarları
bunu okuyan yazar.*
devamını gör...
geceye bir anı bırak
güzel bir anımı hatırlayamadım ama babamın bir anısını yazayım.
sene 1998 babam ve 5 arkadaşı çok güzel bir kadroyla dershane açıyorlar. dershane açıldıktan sonra tek yapılması gereken öğrencilere ulaşmak ve kayıt yaptırmaları için ikna etmek. o dönemlerde de dershaneler arası bir moda varmış, dereceye giren ogrencilere hediye vermek gibi. bizimkiler de düşünmüşler ve reklam panolarına bu yaziyi yazdırmışlar
" üniversite giriş sınavında ilk 3'e giren öğrencimize 0 km doğan slx vereceğiz"
tabi bu kampanyadan dolayı bütün sınıflar dolmuş bunun heyecanıyla bir sene eğitim vermişler ve sınav zamanı gelmiş bütün öğrenciler sınava girmiş. yaklaşık olarak 2 ay sonra sınav sonuçları açiklanmiş.
ertesi hafta bir öğrenci bu reklam projesini hatirlamiş ve dershaneyi ziyarete gelmiş belgelerle babama ve diğer hocalara türkiye'de fen kısmında 3 matematik kisminda 2. olarak derece yaptığını söylemiş ve arabayi istemiş.
tabi bizimkiler öyle bir reklam yaptiklarini bile unutmuşlar. neyse sadete geleyim
1999 yılında sıfir km doğan slx'i almış babamgil ve öğrenciye vermiş. öğrenci şuanda başarili bir endüstri mühendisi.
bu da böyle bir anımız buraya kadar okuduysan teşekkür ederim.*
sene 1998 babam ve 5 arkadaşı çok güzel bir kadroyla dershane açıyorlar. dershane açıldıktan sonra tek yapılması gereken öğrencilere ulaşmak ve kayıt yaptırmaları için ikna etmek. o dönemlerde de dershaneler arası bir moda varmış, dereceye giren ogrencilere hediye vermek gibi. bizimkiler de düşünmüşler ve reklam panolarına bu yaziyi yazdırmışlar
" üniversite giriş sınavında ilk 3'e giren öğrencimize 0 km doğan slx vereceğiz"
tabi bu kampanyadan dolayı bütün sınıflar dolmuş bunun heyecanıyla bir sene eğitim vermişler ve sınav zamanı gelmiş bütün öğrenciler sınava girmiş. yaklaşık olarak 2 ay sonra sınav sonuçları açiklanmiş.
ertesi hafta bir öğrenci bu reklam projesini hatirlamiş ve dershaneyi ziyarete gelmiş belgelerle babama ve diğer hocalara türkiye'de fen kısmında 3 matematik kisminda 2. olarak derece yaptığını söylemiş ve arabayi istemiş.
tabi bizimkiler öyle bir reklam yaptiklarini bile unutmuşlar. neyse sadete geleyim
1999 yılında sıfir km doğan slx'i almış babamgil ve öğrenciye vermiş. öğrenci şuanda başarili bir endüstri mühendisi.
bu da böyle bir anımız buraya kadar okuduysan teşekkür ederim.*
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
içinde olmasam da böyle tatlı jestlere bayılıyorum ya. bi kaç tanıdık sima var, bazıları ne yazık ki artık aramızda değil. biraz buruk bi detay. kalanlar ışıl, ışıl ne güzel.
begasu’nun -ses kaydı at ısrarlarına- inatla karşı çıktım, biraz sesimden çekindiğimden, biraz delisi dışına biri olduğumdan, * biraz da ya gerçek hayattan tanıdığım biri şans eseri yayını dinlerse diye. şans eseri diyorum çünkü araştırmaya inanmayan, keşif sevmeyen akbabalarım var. yine de eserikli hallerimden birine denk gelirsem ilerde bende ses kaydı atabilirim.
uzunca yazıyorum çünkü biraz da karma ihtiyacım var. * malum beklediğim o uzak yollardaki kafa store indirimi günlerine dürbünle bakıyorum. *
evet, konuya döneyim; bir aydır beklenen yayın sonunda bugün gerçekleşicek. heeeyt be! sonundaaaaa. kelimenin tam anlamıyla dört gözle bekliyorum. umarım heyecanını yenmende az da olsa payım olmuştur yeni arkadaşım. başarıların bol, heyecanın az, dinleyenin çok olsun. *
begasu’nun -ses kaydı at ısrarlarına- inatla karşı çıktım, biraz sesimden çekindiğimden, biraz delisi dışına biri olduğumdan, * biraz da ya gerçek hayattan tanıdığım biri şans eseri yayını dinlerse diye. şans eseri diyorum çünkü araştırmaya inanmayan, keşif sevmeyen akbabalarım var. yine de eserikli hallerimden birine denk gelirsem ilerde bende ses kaydı atabilirim.
uzunca yazıyorum çünkü biraz da karma ihtiyacım var. * malum beklediğim o uzak yollardaki kafa store indirimi günlerine dürbünle bakıyorum. *
evet, konuya döneyim; bir aydır beklenen yayın sonunda bugün gerçekleşicek. heeeyt be! sonundaaaaa. kelimenin tam anlamıyla dört gözle bekliyorum. umarım heyecanını yenmende az da olsa payım olmuştur yeni arkadaşım. başarıların bol, heyecanın az, dinleyenin çok olsun. *
devamını gör...
sivas katliamı
"o gün yanan ateş, o gün kaybettiklerimiz, hala yüreğimizde, unutma, unutturma..."
yumrukluyorum duvarları, yumrukluyorum kara gecenin bedenini
ellerim kan içinde, nehirler taşmış yanaklarımda
37 can, 37 gül çatlamış susuzluktan sivas’ın içinde
nasıl uyku tutar gözlerimi
döne döne semaha duranlar tutuştu önce
sonra türküler sonra da şiir çığlıksız düştü türkülerin yanı başına
sivas sivas yiğitlik midir emanet cana kıymak
yiğitlik midir bir tutam ışığı kör bıçakla güneşten koparıp karanlığa kuban etmek
söyle hangi kitapta vardır elleri kolları bağlıyı yakmak
var mıdır kardelen akınında bir avuç inciyi ateşte tutmak
böyle garip düştüğüme bakma, böyle mahsun durduğuma
varsın ateşim suskunlukla beslensin
benimde yüreğim gençliğini almış yanına yürür başı dik
senin de dağların var sivas senin de dağların
dağlarında şahanların!
gün tutuşur canım gece tutuşur
yangınlarda tutsak canlar tutuşur
gülüm toprak olur yele karışır
yürür gelir canlar yollar tutuşur
sivas ellerinde sazım tutuşur
söz tutuşur canım türkü tutuşur
teller bizi söyler diller yarışır
özgürlüğü yazan kalem tutuşur
canlar can olurda eller tutuşur
dost evinde canım sevda tutuşur
pir sultanlar ölmez binler yetişir
akar gelir canlar tarih tutuşur -grup yorum-
not : arkadaşlar gerçek sayı 33 aydının katledilişidir. diğer 4 kişiden 2 si otel çalisanı, 2 si ise o cani, yobaz güruhtandır. şiirin orjinal halini bozmamak adına dokunmadım.
yumrukluyorum duvarları, yumrukluyorum kara gecenin bedenini
ellerim kan içinde, nehirler taşmış yanaklarımda
37 can, 37 gül çatlamış susuzluktan sivas’ın içinde
nasıl uyku tutar gözlerimi
döne döne semaha duranlar tutuştu önce
sonra türküler sonra da şiir çığlıksız düştü türkülerin yanı başına
sivas sivas yiğitlik midir emanet cana kıymak
yiğitlik midir bir tutam ışığı kör bıçakla güneşten koparıp karanlığa kuban etmek
söyle hangi kitapta vardır elleri kolları bağlıyı yakmak
var mıdır kardelen akınında bir avuç inciyi ateşte tutmak
böyle garip düştüğüme bakma, böyle mahsun durduğuma
varsın ateşim suskunlukla beslensin
benimde yüreğim gençliğini almış yanına yürür başı dik
senin de dağların var sivas senin de dağların
dağlarında şahanların!
gün tutuşur canım gece tutuşur
yangınlarda tutsak canlar tutuşur
gülüm toprak olur yele karışır
yürür gelir canlar yollar tutuşur
sivas ellerinde sazım tutuşur
söz tutuşur canım türkü tutuşur
teller bizi söyler diller yarışır
özgürlüğü yazan kalem tutuşur
canlar can olurda eller tutuşur
dost evinde canım sevda tutuşur
pir sultanlar ölmez binler yetişir
akar gelir canlar tarih tutuşur -grup yorum-
not : arkadaşlar gerçek sayı 33 aydının katledilişidir. diğer 4 kişiden 2 si otel çalisanı, 2 si ise o cani, yobaz güruhtandır. şiirin orjinal halini bozmamak adına dokunmadım.
devamını gör...
rene
özellikle ressamlar hakkında tanımlarını görünce hemen takibe aldığım yazar. daha çok tanımlarını görmeyi bekliyorum. nickaltini da açmış olayım.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
yanında olsa saçını fiti fiti fiti severken sıpaya bak diyeceğin ses tonuyla yayına başlamış...
e ne diyelim, haydi dans!
e ne diyelim, haydi dans!
devamını gör...
perdenin ardındakiler
yeni yeni popülerleşmeye başlayan perdenin ardındakiler grubu, ankara’da yaşayan iki üniversite öğrencisi doruk ereşter ve direnç tarafından 1 ağustos 2017 yılında kurulmuştur. grubun altyapı müziklerini ve teknik aşamalarını direnç, vokal ve söz yazım işlerini doruk ereşter yürütüyor. kendilerinin de söylediği gibi perdenin ardındakiler’in yaptığı müzik alternatif müzik denebilir.
grubun isim seçimi de kendileri kadar oldukça mütevazi ve güzel. yolculuk sırasında bir metinden veya kitaptan gördükleri ”perdenin ardındakiler” ismini benimseyen arkadaşlar, perdenin önünde olmak uğruna kalitesiz işler yapmak istemiyorlar. ömür boyu perdenin arkasında kalmaya razı olup, hikayelerini insanlara aktarmayı felsefe edinmişler.
2020 yılında en çok dinlenen 10 grup arasında yer almışlardır. vokalistin sesi (doruk) her ne kadar sesinden dolayı kadın zannedilse de erkektir ve birçok dinleyicisini ses tonundan dolayı şaşırtmıştır. (grubun youtube da bulunan videolarına denk geldiğinizde sıkça rastlayacağınız yorumlar arasında doruk'un kız sanılması ile ilgili yorumlardır.) (bkz: aaaa erkekmiş)
grup için en özel şarkılarısorulmuştur ve röportajlarında;
direnç : benim için en özel şarkımız “ankara’yla bozuşuruz”. şarkıyı yaptığımız zamandaki duygu durumum ve yaparken hissettiğim duygular bu şarkıyı benim için çok ayrı bir yere taşıyor demiştir. ankara'yla bozuşuruz
grubun en sevdiğim şarkısı ise anıl piyancı ile yaptıkları düet olan yağmurlar şarkısıdır.buradan
grubun isim seçimi de kendileri kadar oldukça mütevazi ve güzel. yolculuk sırasında bir metinden veya kitaptan gördükleri ”perdenin ardındakiler” ismini benimseyen arkadaşlar, perdenin önünde olmak uğruna kalitesiz işler yapmak istemiyorlar. ömür boyu perdenin arkasında kalmaya razı olup, hikayelerini insanlara aktarmayı felsefe edinmişler.
2020 yılında en çok dinlenen 10 grup arasında yer almışlardır. vokalistin sesi (doruk) her ne kadar sesinden dolayı kadın zannedilse de erkektir ve birçok dinleyicisini ses tonundan dolayı şaşırtmıştır. (grubun youtube da bulunan videolarına denk geldiğinizde sıkça rastlayacağınız yorumlar arasında doruk'un kız sanılması ile ilgili yorumlardır.) (bkz: aaaa erkekmiş)
grup için en özel şarkılarısorulmuştur ve röportajlarında;
direnç : benim için en özel şarkımız “ankara’yla bozuşuruz”. şarkıyı yaptığımız zamandaki duygu durumum ve yaparken hissettiğim duygular bu şarkıyı benim için çok ayrı bir yere taşıyor demiştir. ankara'yla bozuşuruz
grubun en sevdiğim şarkısı ise anıl piyancı ile yaptıkları düet olan yağmurlar şarkısıdır.buradan
devamını gör...
24 ağustos 2021 orhan osmanoğlu'nun tweeti
alaka kurmaya çalışırken bayılmışım, acilden yazıyorum.
devamını gör...
apoloji
hristiyan dininin doğruluğunu, haklılığını ussal temelde savunan metinlerdir. hristiyanlığın çok tanrılı dinlere karşı zayıf durumda olduğu dönemlerde yazımına başlanan apolojik metinler, hem inananların kuşkularını dağıtmayı, hem de inanmayanları hristiyanlığa çekmeyi hedefliyordu.
aslında sadece hristiyanlığa özgü bir kavram değildir. genel olaral savunma anlamına gelir.
hristiyan tarih yazımının başladığı geç antikçağ, antikite’den ortaçağ’a geçiş sancılarının yaşandığı ve günümüzü dahi etkileyen önemli bir kaç yüzyılı kapsamaktadır. siyasi, ekonomik, kültürel ve toplumsal değişimlerin hızla gerçekleştiği bu dönemde akdeniz’in dört bir yanına yayılmış hıristiyanlar, ıv.yüzyıldan itibaren kendilerine tanınan geniş haklar çerçevesinde kendi itikatlarını apolojilerle ve yazdıkları tarih kitapları ile savunmaya çalışmışlardır. bu apolojiler ve tarihlerde hıristiyanların sapkın bir grup olmadığını ya da hıristiyanlığın sadece bir
felsefe okulu olmadığını savunmuşlar ve aynı zamanda kendilerine eski ahit’ten faydalanarak köklü bir geçmiş oluşturmuşlardır. bu süreçte karşımıza çıkan eusebius, augustinus ve orosius gibi önde gelen erken dönem hıristiyanlar, aynı zamanda dönemin siyasi gelişmeleri de eserlerine kaydederek hıristiyanlık- siyaset ve kilise bağlamında yeni edebi türler ve teoriler ortaya koymuşlardır. bunları yaparken yazım tekniğini de dikkate almış ve antik yunan tarih yazım geleneğinden faydalanmanın yanı sıra bu geleneği birçok noktada eleştirmişler ve eleştirdikleri bu noktaları kendi inanç ve ahlak sistemlerine göre tanzim etmişlerdir.
kaynak: sosyal bilimler dergisi
aslında sadece hristiyanlığa özgü bir kavram değildir. genel olaral savunma anlamına gelir.
hristiyan tarih yazımının başladığı geç antikçağ, antikite’den ortaçağ’a geçiş sancılarının yaşandığı ve günümüzü dahi etkileyen önemli bir kaç yüzyılı kapsamaktadır. siyasi, ekonomik, kültürel ve toplumsal değişimlerin hızla gerçekleştiği bu dönemde akdeniz’in dört bir yanına yayılmış hıristiyanlar, ıv.yüzyıldan itibaren kendilerine tanınan geniş haklar çerçevesinde kendi itikatlarını apolojilerle ve yazdıkları tarih kitapları ile savunmaya çalışmışlardır. bu apolojiler ve tarihlerde hıristiyanların sapkın bir grup olmadığını ya da hıristiyanlığın sadece bir
felsefe okulu olmadığını savunmuşlar ve aynı zamanda kendilerine eski ahit’ten faydalanarak köklü bir geçmiş oluşturmuşlardır. bu süreçte karşımıza çıkan eusebius, augustinus ve orosius gibi önde gelen erken dönem hıristiyanlar, aynı zamanda dönemin siyasi gelişmeleri de eserlerine kaydederek hıristiyanlık- siyaset ve kilise bağlamında yeni edebi türler ve teoriler ortaya koymuşlardır. bunları yaparken yazım tekniğini de dikkate almış ve antik yunan tarih yazım geleneğinden faydalanmanın yanı sıra bu geleneği birçok noktada eleştirmişler ve eleştirdikleri bu noktaları kendi inanç ve ahlak sistemlerine göre tanzim etmişlerdir.
kaynak: sosyal bilimler dergisi
devamını gör...
