kendini kandırma sözleri
zaten bugün çok yürüdük spor yapmaya gerek yok.
devamını gör...
arthur schopenhauer
parerga und paralipomena'da milli gurur hakkında oldukça güzel noktalara değinmiş alman filozof. schopenhauer'in* bu çıkarımlarının bir benzerini daha sonra alexander otto weber'in durch die lupe eserinde de görürüz aynı zamanda. weber şu cümleleri kurarken şüphesiz kendisinden esinlenmiş:
"der nationalstolz ist der billigste stolz, den ich mir denken kann. auch die edelste nation besteht zum größten teil aus menschen, auf die man gar keinen grund hat, stolz zu sein." alexander otto weber, durch die lupe
weber'in -bence- esinlenmiş olduğu düşünceler ise schopenhauer'in parerga und paralipomena'da sözünü ettiği milli gurur arkasına sığınmış, bununla övünç duyan ama aslında yalnızca bundan başka kendisiyle gurur duyabileceği bir şeye sahip olmayan insanlar hakkında yaptığı çıkarımlardır. 360. sayfada şöyle söz ediyor bu durumdan schopenhauer:
"en değersiz gurur, milli gururdur. bu, onunla gurur duyandaki bireysel özelliklerin yoksunluğunu ele verir. çünkü insan neden milyonlarca insanlarla paylaştığı bir özelliğe tutunma gereği duyabilir ki başka türlü? dikkate değer kişisel niteliklere sahip olan, sürekli göz önünde bulundurduğu ülkesinin hatalarını açıkça görebilecektir. ama dünyada gurur duyabilecek hiçbir şeyi olmayan her zavallı aptal gurur duyabilmek için son çare olarak ait olduğu ülkesi ile gurur duyar.”
(die billigste art des stolzes ist hingegen der nationalstolz. denn er verrät in dem damit behafteten den mangel an individuellen eigenschaften, auf die er stolz sein könnte, indem er sonst nicht zu dem greifen würde, was er mit so vielen millionen teilt. wer bedeutende persönliche vorzüge besitzt, wird vielmehr die fehler seiner eigenen nation, da er sie beständig vor augen hat, am deutlichsten erkennen. aber jeder erbärmliche tropf, der nichts in der welt hat, darauf er stolz sein könnte, ergreift das letzte mittel, auf die nation, der er gerade angehört, stolz zu sein)
parerga und paralipomena, aphorismen zur lebensweisheit, von dem was einer vorstellt s.360
arthur schopenhauer
esasında weber'in esinlendiği düşünme sebebim, konu hakkında iki ismin de birbirine oldukça benzer bir giriş tercih etmiş olması. yalnız şu var ki türkçe çevirisi aşağı yukarı aynı olsa da orijinal dilinde baktığımız zaman farkı açıkça görebiliyoruz. yine de cümleler benim ifade ettiğim kadar benzer olmasa bile açıkça altında yatan düşünce aynıdır. weber, schopenhauer'in düşüncelerinin devamını aktarıyor ve pekiştiriyor gibi görünüyor.
"der nationalstolz ist der billigste stolz, den ich mir denken kann. auch die edelste nation besteht zum größten teil aus menschen, auf die man gar keinen grund hat, stolz zu sein." alexander otto weber, durch die lupe
weber'in -bence- esinlenmiş olduğu düşünceler ise schopenhauer'in parerga und paralipomena'da sözünü ettiği milli gurur arkasına sığınmış, bununla övünç duyan ama aslında yalnızca bundan başka kendisiyle gurur duyabileceği bir şeye sahip olmayan insanlar hakkında yaptığı çıkarımlardır. 360. sayfada şöyle söz ediyor bu durumdan schopenhauer:
"en değersiz gurur, milli gururdur. bu, onunla gurur duyandaki bireysel özelliklerin yoksunluğunu ele verir. çünkü insan neden milyonlarca insanlarla paylaştığı bir özelliğe tutunma gereği duyabilir ki başka türlü? dikkate değer kişisel niteliklere sahip olan, sürekli göz önünde bulundurduğu ülkesinin hatalarını açıkça görebilecektir. ama dünyada gurur duyabilecek hiçbir şeyi olmayan her zavallı aptal gurur duyabilmek için son çare olarak ait olduğu ülkesi ile gurur duyar.”
(die billigste art des stolzes ist hingegen der nationalstolz. denn er verrät in dem damit behafteten den mangel an individuellen eigenschaften, auf die er stolz sein könnte, indem er sonst nicht zu dem greifen würde, was er mit so vielen millionen teilt. wer bedeutende persönliche vorzüge besitzt, wird vielmehr die fehler seiner eigenen nation, da er sie beständig vor augen hat, am deutlichsten erkennen. aber jeder erbärmliche tropf, der nichts in der welt hat, darauf er stolz sein könnte, ergreift das letzte mittel, auf die nation, der er gerade angehört, stolz zu sein)
parerga und paralipomena, aphorismen zur lebensweisheit, von dem was einer vorstellt s.360
arthur schopenhauer
esasında weber'in esinlendiği düşünme sebebim, konu hakkında iki ismin de birbirine oldukça benzer bir giriş tercih etmiş olması. yalnız şu var ki türkçe çevirisi aşağı yukarı aynı olsa da orijinal dilinde baktığımız zaman farkı açıkça görebiliyoruz. yine de cümleler benim ifade ettiğim kadar benzer olmasa bile açıkça altında yatan düşünce aynıdır. weber, schopenhauer'in düşüncelerinin devamını aktarıyor ve pekiştiriyor gibi görünüyor.
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
-"okul biteli ne kadar oldu, ne zaman evleneceksin? taliplerini de beğenmiyorsun, gökten isa mi gelecek? yoksa mehdi mi?"
+sabır!
....
bırakın kardeşim. belki ben evlenmeyip kedili teyze olacağım. yatırımımı yapmışım, iki tane kedim var. evime de geçersem misss. sana ne benim dest-i izdivacimdan? sana ne?
sanki ben istemiyorum. lakin zemin ve şartlar uygun değil, laf olsun diye bir şey yapmaktansa; bunu tercih ediyorum.
ben diyor muyum? benimle yaşıt olup 16 yaşında kocaya kaçtıktan sonra 3 çocuk yaptığı halde; şimdi kocasını çatır çatır aldatan kızına "niye bunu yapıyorsun" diye?
alla allaa...

edit: hanımlar bu kişi robert de niro. sevgiler muuucks. *
+sabır!
....
bırakın kardeşim. belki ben evlenmeyip kedili teyze olacağım. yatırımımı yapmışım, iki tane kedim var. evime de geçersem misss. sana ne benim dest-i izdivacimdan? sana ne?
sanki ben istemiyorum. lakin zemin ve şartlar uygun değil, laf olsun diye bir şey yapmaktansa; bunu tercih ediyorum.
ben diyor muyum? benimle yaşıt olup 16 yaşında kocaya kaçtıktan sonra 3 çocuk yaptığı halde; şimdi kocasını çatır çatır aldatan kızına "niye bunu yapıyorsun" diye?
alla allaa...

edit: hanımlar bu kişi robert de niro. sevgiler muuucks. *
devamını gör...
matthaios tsahouridis
çok farklı telli ve yaylı çalgılara hakim bir sanatçı olsa da asıl uzmanlığı kemençe olan yunan müzisyen, kemençe virtüözü akademisyen.
mübadele döneminde yunanistan'a göç eden karadeniz asıllı bir aileden gelen, selanik yakınlarındaki karaferye şehrinde doğan bir isim matthaios tsahouridis. soyadı çakıridis şeklinde okunuyor ki, herhalde çakıroğlu falan gibi bir anlama geliyordur.
1987 yılında 9 yaşında başlamış enstrüman çalmaya. günümüzde hem yunanistan'da hem de türkiye'de en iyi kemençe sanatçısı olarak kabul ediliyor. düşünün ki türkiye'nin en büyük kemençe üstadlarından biri olan * yusuf cemal keskin bile matthaios tsahouridis için "adam kamençeyi yutmuş" diyor aşağıya linkini bırakacağım eğlence gecesinde.
çok farklı tarzlara hakimiyeti, birçok farklı ülkeden etnik sanatçılarla diyalogları ile ilginç bir sanat insanı matthaios tsahouridis. her fırsatta karadeniz'li yöresel sanatçılarla çeşitli etkinliklere, festivallere katılan, apolas lermi ile ortak çalışmalar yapan , sanki ne kadar yunan'sa bir o kadar da bizden biri gibi farklı bir sanat insanı.
şuraya yusuf cemal keskin'i mest eden kemençe show 'undan bir kesit koyalım.
biraz da levent yüksel'in → zalim'inden.
mübadele döneminde yunanistan'a göç eden karadeniz asıllı bir aileden gelen, selanik yakınlarındaki karaferye şehrinde doğan bir isim matthaios tsahouridis. soyadı çakıridis şeklinde okunuyor ki, herhalde çakıroğlu falan gibi bir anlama geliyordur.
1987 yılında 9 yaşında başlamış enstrüman çalmaya. günümüzde hem yunanistan'da hem de türkiye'de en iyi kemençe sanatçısı olarak kabul ediliyor. düşünün ki türkiye'nin en büyük kemençe üstadlarından biri olan * yusuf cemal keskin bile matthaios tsahouridis için "adam kamençeyi yutmuş" diyor aşağıya linkini bırakacağım eğlence gecesinde.
çok farklı tarzlara hakimiyeti, birçok farklı ülkeden etnik sanatçılarla diyalogları ile ilginç bir sanat insanı matthaios tsahouridis. her fırsatta karadeniz'li yöresel sanatçılarla çeşitli etkinliklere, festivallere katılan, apolas lermi ile ortak çalışmalar yapan , sanki ne kadar yunan'sa bir o kadar da bizden biri gibi farklı bir sanat insanı.
şuraya yusuf cemal keskin'i mest eden kemençe show 'undan bir kesit koyalım.
biraz da levent yüksel'in → zalim'inden.
devamını gör...
müteşekkir
her ne kadar çok eskilerden günümüze ulaşmış olsa bile, hala yaygın şekilde değerlendirilebilen minnet ve teşekkür etme sözü.
devamını gör...
bu pandemi artık aşılanmamışların pandemisi
çernobilde patlama olduğu zaman ünlü bir rus fizikçi radyasyon tehlikelisi yüzünden halkı marketlerde satılan çayları almamalarını, içtikleri çaya bulaşan radyasyon yüzünden sağlık sorunları yaşayabileceklerini söylemişti.
o zamanki diktatör, faşist sscb yönetimi de halka bizim çaylarımızda hiçbir sorun yok, sizi uyaran fizikçi sscb düşmanı bir vatan haini diyerek hem o bilimadamını topluma hedef göstermiş hem de çay üreticilerinin batmasını engellemişti. daha sonra hükumete inanıp o çaylardan içen çoğu insan da ölmüştü.
şimdi de aşı olmak istemeyenleri aforoz edip, hedef göstermek isteyen zihniyet aynı bu sscb yönetimine benziyor. içinde ne bok olduğu ve yan etkileri belli olmayan bir aşıyı vücudunuza sokun diye yaptırım uyguluyor. mrna aşısının mucidi bile bu teknoloji için çok erken olduğunu defalarca söyledi. anlamsız bir çaba. ben bunu olmak istemiyorum, içinde çip olduğuna inanan bir çomar da değilim.
o zamanki diktatör, faşist sscb yönetimi de halka bizim çaylarımızda hiçbir sorun yok, sizi uyaran fizikçi sscb düşmanı bir vatan haini diyerek hem o bilimadamını topluma hedef göstermiş hem de çay üreticilerinin batmasını engellemişti. daha sonra hükumete inanıp o çaylardan içen çoğu insan da ölmüştü.
şimdi de aşı olmak istemeyenleri aforoz edip, hedef göstermek isteyen zihniyet aynı bu sscb yönetimine benziyor. içinde ne bok olduğu ve yan etkileri belli olmayan bir aşıyı vücudunuza sokun diye yaptırım uyguluyor. mrna aşısının mucidi bile bu teknoloji için çok erken olduğunu defalarca söyledi. anlamsız bir çaba. ben bunu olmak istemiyorum, içinde çip olduğuna inanan bir çomar da değilim.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının sevmediği özellikleri
gece gece bir öz eleştiri yapalım bakalım, belki sonra imha ederiz.
-fazla kırılganım, bazen çok küçük noktalara bile üzüldüğüm oluyor.
-insanları kendim gibi sanıyorum, içinde kötülük olmayacağını düşünüyorum ve güveniyorum.
-sevdiğim insanların bana asla ihanet etmeyeceğini sanarak koşulsuz şartsız onları korumaya çalışıyorum.
-bir tatlı söze duvarlarımı yıkıp geçmelerine izin veriyorum.
daha fazla devam edemeyeceğim, yaptığım saflıklar ve sırtıma saplanan bıçaklar aklıma geldi, içim daraldı.
-fazla kırılganım, bazen çok küçük noktalara bile üzüldüğüm oluyor.
-insanları kendim gibi sanıyorum, içinde kötülük olmayacağını düşünüyorum ve güveniyorum.
-sevdiğim insanların bana asla ihanet etmeyeceğini sanarak koşulsuz şartsız onları korumaya çalışıyorum.
-bir tatlı söze duvarlarımı yıkıp geçmelerine izin veriyorum.
daha fazla devam edemeyeceğim, yaptığım saflıklar ve sırtıma saplanan bıçaklar aklıma geldi, içim daraldı.
devamını gör...
beverly hills 90210
orijinal adı beverly hills 90210
olan, 1990 ile 2000 yılları arasında yayımlanan ve tüm dünyada büyük ilgi gören gençlik dizisi. dizi sırasıyla interstar, kanal d, show tv ve cine 5'te gösterildi ve başrol oyuncuları o yillarda gençlerin idolleri olmuşlardı.
dizinin yakışıklı oyuncusu luke pery 2019 yılında 52 yaşında iken inme geçirip ölmüştür.
olan, 1990 ile 2000 yılları arasında yayımlanan ve tüm dünyada büyük ilgi gören gençlik dizisi. dizi sırasıyla interstar, kanal d, show tv ve cine 5'te gösterildi ve başrol oyuncuları o yillarda gençlerin idolleri olmuşlardı.
dizinin yakışıklı oyuncusu luke pery 2019 yılında 52 yaşında iken inme geçirip ölmüştür.
devamını gör...
lgbt'li ve hdp'li tayfanın haklı olan her muhalif hareketi baltalaması
lgbt bireyleri ve hdp’li seçmenlere ne türden saldıracağını bilmeyen yazarımızın açtığı manidar başlıktır. önemsiz ve içi boştur. nefretini kusmak için sözlüğü kullanmakta ayrı bir trajikomiktir.
devamını gör...
musicbuddy
devamını gör...
yeni bir insanla tanışmaya üşenmek
eğer üşeniyorsam yeni birine hazır değilim demektir. bazıları çabuk ısınır çabuk soğur bazıları da geç ısınır geç soğur. ben ikinci kısımda olduğum için eğer birine ısınacaksam gerçekten hazır olmayı bekliyorum malesef.. yorucu bir süreçtir üşenmek ama er ya da geç her şey geçiyor..
devamını gör...
akraba ilişkilerinin tek cümlelik özeti
devamını gör...
meja (yazar)
gerçekten bilgi dolu tanımları olan, ne zaman sayfasına girsem ufkumun genişlediği yazar büyüğümdür kendileri.
adeta bir mini ansiklopedi gibi.
adeta bir mini ansiklopedi gibi.
devamını gör...
sinir bozan şeyler
diş fırçası üzerine macun sürüp macunu suya tutarken macunun lavaboya düşmesi.
devamını gör...
kitap okuyan insanı belli eden detaylar
her şeyden önce benliğinin farkındadır. öğrenmenin sonsuz olduğunu bilir. hiçbir zaman 'ben oldum' demez. öğrenmeye ve dinlemeye açıktır karşısındaki insanı yormaz. dinlediğini ve okuduğunu nitelikli olarak algılar. bir araya gelindiğinde sohbet konusu aranmaz seçenek zaten çoktur. iç dünyası diğer insanlardan daha kabalıktır bu nedenle yalnızlıktan şikayet etmez.
devamını gör...
türkçe isimlerin yabancılardaki karşılığı
cameron- kâmuran.
tabi oğlum manyak mısın?
tabi oğlum manyak mısın?
devamını gör...
acaba 2000'lerde de yaşantı böyle miydi sorunsalı
yaşantı dediğin için biraz bahsedeyim. 2000 yılına girdiğimizde gölcük depreminin şoku üzerimizdeydi. marmara bölgesinde yaşayan biri olarak o depremin psikolojiyi çok kötü etkilediğini söyleyebilirim. hala bir çok insanın bilinç altına yerleşmiş ve bir şekilde gün yüzüne çıkmayı bekliyor olabilir. 2000 yılına girildiğinde her şeye milenyum adı konuyordu. milenyum internet cafe gibi. 2000 yılında balkanlarda karışıklı ve çatışmalar sürüyordu. o yıl galatasaray uefa kupasına yürüyerek insanları birleştirip sevindirmişti. o zaman insanlar, tutmadıkları takımları avrupada daha çok desteklerdi. bu arada 1999 yılında internet cafeler çoğalmıştı. 2000'de katlanarak arttı. bir internet cafeye girdiğinde herkes cs oynardı. kulaklıkta yoktu. hoparlörler açık içerisi savaş alanı gibi olurdu. herkes aynı server'a girer çatışırdı. neyse 1990'lı yıllarda sürekli seçim olur iktidar değişirdi. zaten kötü olan ekonomi bu istikrarsızlıktan kötü etkileniyordu. sonra nisan 1999'da üçlü koalisyon ile bir hükümet kuruldu. ağustosta deprem oldu. hükümetin başında yaşlanmış bülent ecevit vardı. deprem ekonomiyi çok kötü vurdu. 2000 kasım ayında bankacılık krizi yaşandı ve ekonomi bir darbe aldı. şubat 2001'de ise cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer, bülent ecevit ile tartışmasında anayasa kitapçığını fırlattı ve büyük bir ekonomik kriz yaşandı. dolar birden bire fırladı. bazı bankalar ve şirketler battı. ülkenin birikiminin çoğu eridi. 2001 krizinden sonra gazetelerde, haberlerde misyonerlik faaliyetlerini okur-dinler olduk. akabinde tv programlarında islam ve hristiyanlık tartışılıyordu. 11 eylül 2001 de new york ikiz kulelere ve pentagona saldırı oldu. amerika'da yaşanan bu olay türkiye ekonomisini de kötü etkiledi. sonra abd, afganistan'a girdi. 2002'de insanlar bu sefer türkiyenin dünya üçünlüğü ile neşe buldu. kasım 2002'de erken seçime gidildi ve akp hükümete geldi. yere düşmüş türkiye ekonomisi düşen herkes gibi toparlanıyor ve ayağa kalkarken gelen bu hükümet bu kalkışın üzerine kondu. 1990'larda terör ile uğraşan ordunun başlattığı birçok projenin sanki akp hükümetince yapılmış gibi gösterdikleri gibi bunu da kendilerine yonttular. 2003 mart ayında abd, ırak'a savaş açtı. bu aylarda kurtlar vadisi dizisi başladı. 1998'de deli yürek 1999'da yılan hikayesi ile bir mafya dizisi furyası başlamıştı. bu iki diziden başka başarısız mafya dizileri yapılmıştı. bu iki dizi bittiğinde mafya dizisi modası bitti diye düşündük ama kurtlar vadisi mafya dışında devlet-mafya ilişkisi ve istihbarat konularını da işliyordu. sonrasını zaten az çok biliyorsunuz. 2003 yılında önceki bir iki yılda artan cep telefonu kullanıcı sayısı renkli ekranlı telefonların gelmesiyle hızla arttı. internet ve bilgisayar kullanımı da hızla arttı. ilerleyen yıllarda bu teknolojik gelişmeler ile akp hükümeti daha kolay sistemler kurdu. yaptıkları en iyi şeylerden biri dağınık olan sağlık sistemini tek bir yerde toplamak oldu. ondan önce ssklının hastanesi ayrı, emeklinin ayrı, demir yolu işçisinin ayrı gibi bir mantık vardı. belki çok büyük birşey değil ama böylesi iyi oldu. bu dönemde merkez bankası döviz rezervlerini genişletti. ekonomi biraz geliştiği için borçlanma da arttı böylece daha iyi bir ekonomimiz olduğu izlenimi yaratıldı ancak 2008'de abd'de patlayan ekonomik kriz ile dolar 1.05 seviyesinden 1.85 seviyelerine fırladı. bir çok kişi yine işsiz kaldı. bu dönemde akıllı telefon ve sosyal medya yavaş yavaş başlamıştı ama hayatımıza o kadar da girmemişti. ergenekon, balyoz gibi davalar ile akp gücüne güç kattı. daha fazla düşman yaratıp korku saldı iktidarını güçlendirdi. açılım süreci ile kürtlerin de oylarını almaya başladı ama pkk'yı düşman tutmasını bildi. bu stratejiyi iyi yaptı. mesela chp pek beceremiyor. bunda akp'nin dezenformasyon yapması da katkı sağlıyor. gördüğünüz gibi o zamanlarda ekonomik sıkıntılar vardı. ancak hayat daha farklıydı tabi. film - dizi izlemek. müzik dinlemek daha zordu. şimdi istediğin yerde istediğin zamanda bunları yapabiliyorsun. ayrıca herkese daha rahat ulaşabiliyorsun.
tanım: 2000'lerde insanlar, hükümete karşı söyleyeceklerinden bu kadar korkmazlardı. bu nedenle yaşantı şimdikinden biraz daha özgürdü diyebileceğim sorunsal.
tanım: 2000'lerde insanlar, hükümete karşı söyleyeceklerinden bu kadar korkmazlardı. bu nedenle yaşantı şimdikinden biraz daha özgürdü diyebileceğim sorunsal.
devamını gör...
ket vurmak
ket vurma, bir bilginin diğer bilgilerle karıştırılmasını ifade eden bir öğrenme terimidir. zihinsel karışma da denir.
kısa süreli belleğe gelen bir bilgi yeteri kadar tekrar edilmezse yada art arda pek çok bilgi gelirse karışma olur. karışma olmaması adına gelen bilgiler yeterince tekrar edildikten sonra yeni bilgi gelmelidir.
ket vurma iki çeşittir: ileriye ket vurma ve geriye ket vurma.
geriye ket vurma, yeni öğrenilen bilginin, eski bilgiyi bozması ve unutturmasıdır. mesela, türkçe konuşan biri ingilizce öğrenir ve türkçe kelime kullanması gereken bir yerde ingilizce kelime kullanırsa bu geriye ket vurma olur. aslında öz olarak açıklarsak; unutulan kısım geride kalan (eski öğrenme) ise geriye ket vurulmuş (unutulmuş) olur.
ileriye ket vurma ise bunun tam tersidir. eski bilginin, yeni öğrenilen bilgiyi bozması ve unutturmasıdır. mesela, derste bir şiir ezberlemesi gereken çocuk şiirini ezberler ve okumak için tahtaya çıkar. ancak geçen yıl ezberlediği şiir aklına gelir ve onu okursa, ileriye ket vurma olur. yani özü; unutulan kısım yeni bilgi ise ileriye (yeni öğrenmeye) ket vurmuş (unutmuş) olur.
kısa süreli belleğe gelen bir bilgi yeteri kadar tekrar edilmezse yada art arda pek çok bilgi gelirse karışma olur. karışma olmaması adına gelen bilgiler yeterince tekrar edildikten sonra yeni bilgi gelmelidir.
ket vurma iki çeşittir: ileriye ket vurma ve geriye ket vurma.
geriye ket vurma, yeni öğrenilen bilginin, eski bilgiyi bozması ve unutturmasıdır. mesela, türkçe konuşan biri ingilizce öğrenir ve türkçe kelime kullanması gereken bir yerde ingilizce kelime kullanırsa bu geriye ket vurma olur. aslında öz olarak açıklarsak; unutulan kısım geride kalan (eski öğrenme) ise geriye ket vurulmuş (unutulmuş) olur.
ileriye ket vurma ise bunun tam tersidir. eski bilginin, yeni öğrenilen bilgiyi bozması ve unutturmasıdır. mesela, derste bir şiir ezberlemesi gereken çocuk şiirini ezberler ve okumak için tahtaya çıkar. ancak geçen yıl ezberlediği şiir aklına gelir ve onu okursa, ileriye ket vurma olur. yani özü; unutulan kısım yeni bilgi ise ileriye (yeni öğrenmeye) ket vurmuş (unutmuş) olur.
devamını gör...
kaçanın her zaman kovalanmaması
eskidenmiş kaçanın kovalandığı zamanlar.
günümüzde artan rekabet ve ulaşım kolaylığı, kaçanın sadece fırsatı kaçırmasına sebep olmakta.
z kuşağı iyi biliyor bunu ve bu kurallara göre göre oynuyorlar.
bu sorun biraz y kuşağını ilgilendiriyor.
z kuşağı bu döneme doğduğundan alışıklar yeni düzene
y kuşağı ise bir entegre olamadı tam olarak. ara dönem olarak kaldı.
çoğu hala kaçarsam, naz edersem gelir peşimden gibi düşüncelerde ama o işler geçeli çok oldu.
artık her şey çok hızlı ve insanlar sabırsız.
dediğim gibi kaçan fırsatı kaçırır, sonrada kafayı.
günümüzde artan rekabet ve ulaşım kolaylığı, kaçanın sadece fırsatı kaçırmasına sebep olmakta.
z kuşağı iyi biliyor bunu ve bu kurallara göre göre oynuyorlar.
bu sorun biraz y kuşağını ilgilendiriyor.
z kuşağı bu döneme doğduğundan alışıklar yeni düzene
y kuşağı ise bir entegre olamadı tam olarak. ara dönem olarak kaldı.
çoğu hala kaçarsam, naz edersem gelir peşimden gibi düşüncelerde ama o işler geçeli çok oldu.
artık her şey çok hızlı ve insanlar sabırsız.
dediğim gibi kaçan fırsatı kaçırır, sonrada kafayı.
devamını gör...
alkollüyken sözlüğe girmek
"biri bana sakin desin ortalık fena karışık
biri beni dinlesin
anlasın biri beni
biri gözlerime baksın
ortalık fena karışık..ayın boynu bükük, neden?
neden bulanık hep suyum?
sevmiyor işte beni, biriniz de anlayın
biriniz şarap getirin, yakarım yoksa ağaçları
su serpin, tuz dökün, bakın her yerim kanıyor
ne deseler kanıyorum, sahi ben aptal mıyım?"*
az önce yaptığım eylem.
yaptım valla, mis gibi de oldu.
ayılınca silerim belki, rahatsız ettiysem kusura bakmayın muhteremler. ajjsks
biri beni dinlesin
anlasın biri beni
biri gözlerime baksın
ortalık fena karışık..ayın boynu bükük, neden?
neden bulanık hep suyum?
sevmiyor işte beni, biriniz de anlayın
biriniz şarap getirin, yakarım yoksa ağaçları
su serpin, tuz dökün, bakın her yerim kanıyor
ne deseler kanıyorum, sahi ben aptal mıyım?"*
az önce yaptığım eylem.
yaptım valla, mis gibi de oldu.
ayılınca silerim belki, rahatsız ettiysem kusura bakmayın muhteremler. ajjsks
devamını gör...