yavuz çetin
oyuncak dünya adlı parçasını ilk dinlediğimde gitara başlamaya karar verdim ve bir akustik gitar sipariş ettim. işte böyle büyük bir adamdır kendisi.
şimdi ise parçalarını çalmayı en çok sevdiğim adamdır. mesele sadece iyi gitar çalmak değil, o sahneye çıktığında gitarı eline aldığında, onun içindeki ruh hepimizi sarmalıyor. huzur içinde uyu yavuz abi...
şimdi ise parçalarını çalmayı en çok sevdiğim adamdır. mesele sadece iyi gitar çalmak değil, o sahneye çıktığında gitarı eline aldığında, onun içindeki ruh hepimizi sarmalıyor. huzur içinde uyu yavuz abi...
devamını gör...
üşümemek için öneriler
yün kazak, kaz tüyü mont ve kesinlikle boynu korumak.
devamını gör...
11 kasım 2020 sokakta sigara içmenin yasaklanması
elbette bazı arkadaşlara hak veriyorum bilinçsiz insanlarımız yüzünden ancak ben bazen gün boyu dışarıda olmak zorunda kalıyorum.insanların rahatsız olmayacağı bir köşe de kullanıyorum. başka bir çaresi yok bunun.komple yasakladım bitti olayı yerine çözümler üreterek yasaklama devam edebilir.hangi taraf olursa olsun tek taraflı düşünmek bencilliktir.
devamını gör...
apocalypse now
değişik bir savaş filmi izlemek ister misiniz? ama çokça sembolizm az biraz da mistisizm ile bezenmiş. yönetmen francis ford coppola‘nın 1979 yılında heart of darkness kitabının büyük ölçüde uyrlanması ile ortaya çıkan mükemmel film.
filmde sizleri ilk karşılayan sahnede the doors‘un psychedelic efsane şarkısı the end'i dinleyip tavana boş boş bakan yüzbaşı willard'ı görürüz. tavandaki pervane'ye takılmıştır aslında gözü tavanda olan pervane ile helikopter pervanesi arasında olan geçiş ile sembolik bir film olacağının ilk sinyallerini vermiştir aslında film.
willard kafa izninde boş boş takılmaktadır aslında evliliği bitmiş ama kendi hataları yüzünden olduğunun farkında savaşa ve savaşmaya o kadar alışmıştır ki vietnam'da olmayı özlediğini söyler ama bunu söylerken olan ruh hali pek iyi değildir farkeder izleyen kişiler. sonrasında willard yanına gelen 2 asker ile beraber oradan ayrılır.gittiği yerde komutanlarından zorluk düzeyinin söyleyen komutanların acıklı ifadelerinden belli olduğu bir görev verilir willard’a . yüzbaşının görevi, askerlikte giderek yükselen fakat savaş ilerledikçe kendi kurallarıyla oynadığı için komutanlarını tarafından aforoz edilip kamboçya’da kendi kolonisini kurup savaşan iki tarafa da karşı çıkan albay kurtz’u bulup, öldürmektir. kamboçya'ya giderken kurtz'u almış olduğu belgelerden mektuplardan tanımaya çalışmaktadır aslında willard ne ile karşılaşacağını bilmiyordur. başlarda aklını kemiren ne oldu lan bu adama düşüncesi, kendisinin de yolda karşılaştığı olaylar neticesinde değişir. kurtz'a sonuna kadar hak vermeye başlayacaktır.
kurtz değişik bir adamdır bunu willard'ı karşıladığı mistik bir ortamdan anlarız. willard daha ilk karşılaşmalarında etkilenmiştir kurtz'un sen emir alıyorsun ben özgürüm sözlerinden, kurtz aslında ordunun en iyi albayı olduğu halde ve istediği zeman general olabliecekken kendi özgürlüğü için bunları bir kenara koyup yeşil bereliler’e katılmıştır.
filmde bir çok dikkat çeken detay var kurtz'un yaşadığı yerde ki yerlilerin onu çok sevip peygamber gibi davranması, pagan inancı ile ilgili mistik öğeler, nerede olduğunu bilmeyen ve dünyadan bi haber olan gerizekalı amerikan gençliği askerler üzerinden çok güzel tasvir edilmiştir.
hele bazı sahneler var ki kurtz'un deliliği sonuna kadar yaşayan komutanları olmayan askeri grubu. helikoptere bomba atan genç kız, kamboçya'da sörf yapan kurtz , bana göre tarihin en iyi kalabalık sahnelerinden olan kapı açma sahnesi.
güzel film aslında aksiyon sahneleri de dozajında durağan ilerleyen sembolik ve mistik bir film seviyorsanız izleyiniz efendim.
filmde sizleri ilk karşılayan sahnede the doors‘un psychedelic efsane şarkısı the end'i dinleyip tavana boş boş bakan yüzbaşı willard'ı görürüz. tavandaki pervane'ye takılmıştır aslında gözü tavanda olan pervane ile helikopter pervanesi arasında olan geçiş ile sembolik bir film olacağının ilk sinyallerini vermiştir aslında film.
willard kafa izninde boş boş takılmaktadır aslında evliliği bitmiş ama kendi hataları yüzünden olduğunun farkında savaşa ve savaşmaya o kadar alışmıştır ki vietnam'da olmayı özlediğini söyler ama bunu söylerken olan ruh hali pek iyi değildir farkeder izleyen kişiler. sonrasında willard yanına gelen 2 asker ile beraber oradan ayrılır.gittiği yerde komutanlarından zorluk düzeyinin söyleyen komutanların acıklı ifadelerinden belli olduğu bir görev verilir willard’a . yüzbaşının görevi, askerlikte giderek yükselen fakat savaş ilerledikçe kendi kurallarıyla oynadığı için komutanlarını tarafından aforoz edilip kamboçya’da kendi kolonisini kurup savaşan iki tarafa da karşı çıkan albay kurtz’u bulup, öldürmektir. kamboçya'ya giderken kurtz'u almış olduğu belgelerden mektuplardan tanımaya çalışmaktadır aslında willard ne ile karşılaşacağını bilmiyordur. başlarda aklını kemiren ne oldu lan bu adama düşüncesi, kendisinin de yolda karşılaştığı olaylar neticesinde değişir. kurtz'a sonuna kadar hak vermeye başlayacaktır.
kurtz değişik bir adamdır bunu willard'ı karşıladığı mistik bir ortamdan anlarız. willard daha ilk karşılaşmalarında etkilenmiştir kurtz'un sen emir alıyorsun ben özgürüm sözlerinden, kurtz aslında ordunun en iyi albayı olduğu halde ve istediği zeman general olabliecekken kendi özgürlüğü için bunları bir kenara koyup yeşil bereliler’e katılmıştır.
filmde bir çok dikkat çeken detay var kurtz'un yaşadığı yerde ki yerlilerin onu çok sevip peygamber gibi davranması, pagan inancı ile ilgili mistik öğeler, nerede olduğunu bilmeyen ve dünyadan bi haber olan gerizekalı amerikan gençliği askerler üzerinden çok güzel tasvir edilmiştir.
hele bazı sahneler var ki kurtz'un deliliği sonuna kadar yaşayan komutanları olmayan askeri grubu. helikoptere bomba atan genç kız, kamboçya'da sörf yapan kurtz , bana göre tarihin en iyi kalabalık sahnelerinden olan kapı açma sahnesi.
güzel film aslında aksiyon sahneleri de dozajında durağan ilerleyen sembolik ve mistik bir film seviyorsanız izleyiniz efendim.
devamını gör...
hızlı gonzales
(bkz: speedy gonzales)
devamını gör...
mobbing
tanım: ıspatı zor, yıldırma eylemi.
genelde mobbinge maruz kalanlar, bunu farkeden iş yeri çalışanları tarafından yüzüne karşı desteklenir gibi görünüp yalnız bırakılarak arkasından hançerlenir. bunun için "kırık cam teorisi"ni okumanız önerilir. uzun süredir bu konunun mağduru olan ben, henüz ıspat edemeyeceğim noktada olduğum için harekete geçemiyorum.
dunning kruger sendromuna sahip yöneticilerin bu acımasız tavrına gözyuman astlar sebebiyle de katlanarak artıyor. aslında uzun süredir fırsat bulmak için sessiz durmam içimdeki öfkeyi de tehlikeli noktalara taşıyor. neyse, birazdan aynı ortama gitmek için bu kör karanlıkta yarı uykulu bir geceden sonra uyandım ve bu başlığı görüp biraz içimi döktüm. şimdilik cehennem gibi iş ortamına gitmek için hazırlanmalıyım.
bu gün okuduğum bir vakayı da buraya eklemek istedim:
buradan
genelde mobbinge maruz kalanlar, bunu farkeden iş yeri çalışanları tarafından yüzüne karşı desteklenir gibi görünüp yalnız bırakılarak arkasından hançerlenir. bunun için "kırık cam teorisi"ni okumanız önerilir. uzun süredir bu konunun mağduru olan ben, henüz ıspat edemeyeceğim noktada olduğum için harekete geçemiyorum.
dunning kruger sendromuna sahip yöneticilerin bu acımasız tavrına gözyuman astlar sebebiyle de katlanarak artıyor. aslında uzun süredir fırsat bulmak için sessiz durmam içimdeki öfkeyi de tehlikeli noktalara taşıyor. neyse, birazdan aynı ortama gitmek için bu kör karanlıkta yarı uykulu bir geceden sonra uyandım ve bu başlığı görüp biraz içimi döktüm. şimdilik cehennem gibi iş ortamına gitmek için hazırlanmalıyım.
bu gün okuduğum bir vakayı da buraya eklemek istedim:
buradan
devamını gör...
geceye psikolojik bir telkin bırak
gözlerini kapatıp dünyada en fazla istedigin birseyi imgele, o gerçeklesmis ne hissedersin? modun düstügünde gün içinde tekrarla, sevinci içinde hisset ister gülümse ister kahkaha at. eyyorlamam bu kadar.
devamını gör...
bir kadının tehlikeli olduğunu gösteren detaylar
bir kadın derken..
ablanız dan
annenizden
kız kardeşiniz den
kuzeniniz den
yıllarca birlikte okuduğunuz çalıştığınız dostunuzdan,
eşinizden..tam olarak nasıl bir tehlike beklentisi içine girmiş olabilirsiniz ki?
tehlike beklerken nasıl güven ve sevgiyle gözlerine baktınız ki?
dedirten başlıktır.
ablanız dan
annenizden
kız kardeşiniz den
kuzeniniz den
yıllarca birlikte okuduğunuz çalıştığınız dostunuzdan,
eşinizden..tam olarak nasıl bir tehlike beklentisi içine girmiş olabilirsiniz ki?
tehlike beklerken nasıl güven ve sevgiyle gözlerine baktınız ki?
dedirten başlıktır.
devamını gör...
kender
kilitleri bir eğlence olarak gören, en baba kapıyı 1 dakika içinde açan, "kapıyı kilitleyerek neden amacını aşağılayım ki" vecizesinin sahibi olan sevimli yaratıklardır.
moralleri çok ama çok zor bozulur. hapishanelerde "eğlenceli" olduğu için kalırlar. hapishane dışında bir kavga gürültü duyarlarsa aralarından biri "hadi kapıyı açıp bakalım!" der, topluca kapıyı açıp dışarı çıkarlar.
bu nedenle çoğu şehir kenderleri almaz, suç işleyen kenderleri ise hapse atmak yerine şehir dışına atmayı tercih ederler.
bulundukları mekanların en minik kovuğunu bile bilir, her şehrin hapishane yemekleri konusunda eğlenceli muabbetler yaparlar.
bir kenderi bir yerden atarsanız ve o kender orada bulunmak istiyorsa tekrar girmesi 30 saniyesini alacaktır.
çok konuşurlar, o kadar çok konuşurlar ki bazen ölmemek için nefes almak amacıyla durmak zorunda kalırlar. aşırı iyi niyetlidirler.
üzerlerinde binlerce incik-boncuk, harita, gerekli gereksiz sayısız nesne bulunur.
konsantrasyonları inanılmaz düşüktür. bulutlardan konuşurken bir anda duvarcı ustalarına geçebilirler.
hiçbir şeyden korkmazlar. ejdarhaların kuyruğunu çekecek kadar korkusuzlardır. ama bu korkusuzlukları cesaretten değil, "korku" denilen duyguyu hissetmemelerinden ileri gelir. bu nedenle kenderlerin çoğu fazla yaşamazlar. yaşlı kenderler çok nadirdir.
o kadar korkusuzlardır ki, tasslehoff üzerinde ejderhaları delirten bir korku büyüsü olan sohikan korusunu bile (zor da olsa) geçebilmiştir.
her yeni şey gibi ölümü de eğlenceli ve yaşanması gereken muhteşem bir deneyim olarak görürler.
dillerinin kemiği yoktur. karşılarında bir tanrı olsa bile "naber" diye muhabbete girerler, hatta tass girmiştir.
süper mal aşırırlar. yanınızdan bir kender geçtiğinde muhtemelen cüzdanınız artık yoktur. ama asla "hırsızlık" amacı gütmezler. onların yaptığı aslında "ödünç almaktır"
kenderlerin kitabında "mülkiyet" denilen kavram yoktur. herşey herkese aittir. bir kender evinize girip sürahinizi alıp gidebilir, aynısını siz ona yaparsanız asla da umrunda olmaz.
bu yüzden bir kendere "hırsız" dediğinizde inanılmaz alınır, üzülür, kalbi kırılır hatta sinirlenir. bir kenderi sinirlendirmenin ya da üzmenin ender yollarından biri ona "hırsız" demek ya da sevdiklerine zarar vermektir.
daima gezdikleri, yıllarca kıtaları dolaştıkları için yerleşik hayata fazla alışamazlar.
korkunç meraklılardır. önlerinde cehennem kapısı açılsa bakmak için düşünmeden girerler. (ki [yine] tasslehoff girmiştir de)
değerleri farklı olduğu (daha doğrusu hemen hemen hiç değerleri olmadığı) için hemen hemen hiç evlenmezler de.
ama bütün bunlara rağmen şefkatli, duygulu, sevdiklerine sadık ve iyi kalpli, sevimli yaratıklardır.
dragonlance evreninin tartışmasız en eğlenceli ırkıdır kenderler. kalplerinde asla kötülük taşımazlar.
(bkz: tasslehoff burrfoot)
moralleri çok ama çok zor bozulur. hapishanelerde "eğlenceli" olduğu için kalırlar. hapishane dışında bir kavga gürültü duyarlarsa aralarından biri "hadi kapıyı açıp bakalım!" der, topluca kapıyı açıp dışarı çıkarlar.
bu nedenle çoğu şehir kenderleri almaz, suç işleyen kenderleri ise hapse atmak yerine şehir dışına atmayı tercih ederler.
bulundukları mekanların en minik kovuğunu bile bilir, her şehrin hapishane yemekleri konusunda eğlenceli muabbetler yaparlar.
bir kenderi bir yerden atarsanız ve o kender orada bulunmak istiyorsa tekrar girmesi 30 saniyesini alacaktır.
çok konuşurlar, o kadar çok konuşurlar ki bazen ölmemek için nefes almak amacıyla durmak zorunda kalırlar. aşırı iyi niyetlidirler.
üzerlerinde binlerce incik-boncuk, harita, gerekli gereksiz sayısız nesne bulunur.
konsantrasyonları inanılmaz düşüktür. bulutlardan konuşurken bir anda duvarcı ustalarına geçebilirler.
hiçbir şeyden korkmazlar. ejdarhaların kuyruğunu çekecek kadar korkusuzlardır. ama bu korkusuzlukları cesaretten değil, "korku" denilen duyguyu hissetmemelerinden ileri gelir. bu nedenle kenderlerin çoğu fazla yaşamazlar. yaşlı kenderler çok nadirdir.
o kadar korkusuzlardır ki, tasslehoff üzerinde ejderhaları delirten bir korku büyüsü olan sohikan korusunu bile (zor da olsa) geçebilmiştir.
her yeni şey gibi ölümü de eğlenceli ve yaşanması gereken muhteşem bir deneyim olarak görürler.
dillerinin kemiği yoktur. karşılarında bir tanrı olsa bile "naber" diye muhabbete girerler, hatta tass girmiştir.
süper mal aşırırlar. yanınızdan bir kender geçtiğinde muhtemelen cüzdanınız artık yoktur. ama asla "hırsızlık" amacı gütmezler. onların yaptığı aslında "ödünç almaktır"
kenderlerin kitabında "mülkiyet" denilen kavram yoktur. herşey herkese aittir. bir kender evinize girip sürahinizi alıp gidebilir, aynısını siz ona yaparsanız asla da umrunda olmaz.
bu yüzden bir kendere "hırsız" dediğinizde inanılmaz alınır, üzülür, kalbi kırılır hatta sinirlenir. bir kenderi sinirlendirmenin ya da üzmenin ender yollarından biri ona "hırsız" demek ya da sevdiklerine zarar vermektir.
daima gezdikleri, yıllarca kıtaları dolaştıkları için yerleşik hayata fazla alışamazlar.
korkunç meraklılardır. önlerinde cehennem kapısı açılsa bakmak için düşünmeden girerler. (ki [yine] tasslehoff girmiştir de)
değerleri farklı olduğu (daha doğrusu hemen hemen hiç değerleri olmadığı) için hemen hemen hiç evlenmezler de.
ama bütün bunlara rağmen şefkatli, duygulu, sevdiklerine sadık ve iyi kalpli, sevimli yaratıklardır.
dragonlance evreninin tartışmasız en eğlenceli ırkıdır kenderler. kalplerinde asla kötülük taşımazlar.
(bkz: tasslehoff burrfoot)
devamını gör...
kimliksiz hikayeler
garip bir hava var. sisli. sis biraz bana bilinmezliği hatırlatıyor. duygularıma güvenim azaldığında ise rahatsız hissediyorum.
içimde de garip bir his var. gecikeceğimi bile bile o sokağa değil, diğerine saptım. gerçi köpekler de etkendi burada. otobüs geldi saatinde. ben geç kalmıştım ama onun hızlı gitmesini istedim gecikmemek için. oysaki hatalı olan ve düzeltmesi gereken otobüs değildi. ben hayattan bana güzellik yapmasını bekledim. yapmadı. yapmadığı için de küsmedim, kırılmadım. sadece kabul ettim. iskeleye yaklaştığımda vapuru gördüm. hala hareket etmemişti. koşup yakalayabilirdim, koşmadım. arkasından diğer vapur geçiyordu, benim binmem gereken vapur beklemek zorunda diye düşündüm. beklemedi. kaptan cesur çıktı. vapur benim binmeme tam 20 saniyelik yol kalmışken ya da zaman kalmışken hareket etti. vapur hareket etti. ben izlemedim. geri döndüm.
dalgasız, rüzgarsız, puslu bir havada geç kalacağım diğer vapurda metal kokusu eşliğinde merdivenleri çıktım. geç kalıyordum. geç kaldığım şey sadece bir işte bulunmaktı. varlığımın yeteceği bir göreve geç kalıyordum. orada bulunmadığım için görev gerçekleşmiyordu.
yolcu salonuna geçtim. etrafa baktım. bir sürü boş koltuk vardı. içine serpiştirilmiş birkaç insan. içim gibi. derimin altında olması gereken hisler yok. ya dondular ya da yok oldular. belki de endişe hepsini yedi, emin değilim. duygular, duyguları yiyebilir ya da yenebilir mi? yoksa onlar da benim vapurla olan anım gibi sadece izlediler ve kaçırdılar mı beni?
etraf kalbalıklaştı. sesler de... bir adam geldi. yüksek sesle konuşmaya başladı. zihnimin pusları dağıldı. hikaye olmayan hikaye de bitti.
içimde de garip bir his var. gecikeceğimi bile bile o sokağa değil, diğerine saptım. gerçi köpekler de etkendi burada. otobüs geldi saatinde. ben geç kalmıştım ama onun hızlı gitmesini istedim gecikmemek için. oysaki hatalı olan ve düzeltmesi gereken otobüs değildi. ben hayattan bana güzellik yapmasını bekledim. yapmadı. yapmadığı için de küsmedim, kırılmadım. sadece kabul ettim. iskeleye yaklaştığımda vapuru gördüm. hala hareket etmemişti. koşup yakalayabilirdim, koşmadım. arkasından diğer vapur geçiyordu, benim binmem gereken vapur beklemek zorunda diye düşündüm. beklemedi. kaptan cesur çıktı. vapur benim binmeme tam 20 saniyelik yol kalmışken ya da zaman kalmışken hareket etti. vapur hareket etti. ben izlemedim. geri döndüm.
dalgasız, rüzgarsız, puslu bir havada geç kalacağım diğer vapurda metal kokusu eşliğinde merdivenleri çıktım. geç kalıyordum. geç kaldığım şey sadece bir işte bulunmaktı. varlığımın yeteceği bir göreve geç kalıyordum. orada bulunmadığım için görev gerçekleşmiyordu.
yolcu salonuna geçtim. etrafa baktım. bir sürü boş koltuk vardı. içine serpiştirilmiş birkaç insan. içim gibi. derimin altında olması gereken hisler yok. ya dondular ya da yok oldular. belki de endişe hepsini yedi, emin değilim. duygular, duyguları yiyebilir ya da yenebilir mi? yoksa onlar da benim vapurla olan anım gibi sadece izlediler ve kaçırdılar mı beni?
etraf kalbalıklaştı. sesler de... bir adam geldi. yüksek sesle konuşmaya başladı. zihnimin pusları dağıldı. hikaye olmayan hikaye de bitti.
devamını gör...
herkes hoşlandığı sözlük yazarını itiraf etsin etkinliği
devamını gör...
geceye bir poyraz karayel repliği bırak
+sinan'in bir kardeşi olacak
- aaa begüm hamile miymiş
+ gerizekalı ben hamileyim
-aa valla mı tebrik ederim allah analı babalı...
- aaa begüm hamile miymiş
+ gerizekalı ben hamileyim
-aa valla mı tebrik ederim allah analı babalı...
devamını gör...
komşu gürültüsü
ses yalıtımının yeterli olmadığı binalarda insanı canından bezdiren durumdur.
daha önce üst katta idik, problem olmuyordu, kendimiz de alt kat komşularımız için özen gösteriyorduk.
şimdi üst katımızda, bir afacan var, daha bir odaya yürüyerek gittiğini görmedim. anne babası da sürekli kavga halinde. bizim çocukların uyku vaktine denk gelmezse problem yok ama öbür türlü her seferinde uyarmak zorunda kalıyorum.
bir de üst kat çaprazda bir komşu var. özellikle 22.00-02.00 arası her türlü arabesk, türkü ve damar türkçe şarkıyı dinliyor, hem de ne dinlemek. komşu mahalleler artık eşlik ediyor esere.
umarım ev satma sebebimiz olmaz.
daha önce üst katta idik, problem olmuyordu, kendimiz de alt kat komşularımız için özen gösteriyorduk.
şimdi üst katımızda, bir afacan var, daha bir odaya yürüyerek gittiğini görmedim. anne babası da sürekli kavga halinde. bizim çocukların uyku vaktine denk gelmezse problem yok ama öbür türlü her seferinde uyarmak zorunda kalıyorum.
bir de üst kat çaprazda bir komşu var. özellikle 22.00-02.00 arası her türlü arabesk, türkü ve damar türkçe şarkıyı dinliyor, hem de ne dinlemek. komşu mahalleler artık eşlik ediyor esere.
umarım ev satma sebebimiz olmaz.
devamını gör...
uzaylılar müslüman mı sorusu
onlara daha kutsal kitap inmemiş, biz götürecez ama 2023'te inşallah evelallah! selam ve dua ile.
devamını gör...
yazarların duyduğu en efsane isim kısaltmaları
emre - emro.
devamını gör...
yazarların duyduğu en efsane isim kısaltmaları
umut-ume
zeynep-zey
bir de mert- merdo var ama bu daha çok uzatma olmuş.*
zeynep-zey
bir de mert- merdo var ama bu daha çok uzatma olmuş.*
devamını gör...
cinsel başlıklardan rahatsız olan hafif yobaz yazar
rahatsız değilim ama her şeyin aşırısı rahatsız ediyor.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
madonna-frozen.
devamını gör...

