artık kimsenin kimseye aşık olmadığını fark ederek açtığım başlık.
herkes eski aşkına dönerse piyasanın canlanacağını düşünüyorum.
devamını gör...

iyi ki varsın eren .
devamını gör...

farklı sesler, farklı renkler, farklı kültürler,
hayatın belki de bir taraftan tatlısı, diğer taraftan tuzu biberi olan durum.

bireysel istekler, tercihler herkesin içinde azıcık da olsa varolan bencilliğin bir ürünü olarak, zaman zaman öne çıkabilmekte.

hepimiz yaptık, hala da yapabiliyoruz bu bencilce yaklaşımı.

yönetimin bu bağlamda elinden geldiğince iyiniyetli olduğunu düşünüyorum, zira istekler karşısında ellerinden geldiğince çözüm odaklı bir tavır sergilemekteler.

yani hiçbir yönetimin, bir yola girip, başına bela olacak meselelerin peşinden gittiğine veya gideceğine inanamıyorum.
durduk yere bu arkadaşlar neden böyle bir oluşumu hayata geçirip, bir de bir çok insanı karşılarına alsınlar.

haa, hata, eksik, yanlış her yerde herkeste olur, mesele hatada direnmemek, bundan dönmektir.

sürekli eleştirilen yönetim,
kimin, hangi cinsin, hangi yaş, eğitim grubunun, hangi dine mebsubun, hangi dili konuşanın, x , y, z , hangi kuşağın isteklerine cevap versin?

peki hal böyleyken, sözüm ona yazar ! olarak; kendimizi eleştirdik, sorguladık mı hiç? sanmıyorum, varsa da çok azdır bunu yapan.

ya adamlar, özellikle ben gibi sürekli eften püften başlıklardan yakınanlar için, bilgi kategorisi açtılar,
bizim bilgi kategorisi adeta tıbbi terimler ansiklopedisine döndü.
kim yaptı bunu, sen, ben, o.
3-5 puan fazla alacağım diye, tdk sözlüğünü kucağına kapan, ilim bilim tanımı girme yarışına girdi.

açık söylüyorum, bilim başlığını ilk başladığında bir kaç kez tıkladım, onun dışında girmedim, girmiyorum, böyle giderse girmeyi de düşünmüyorum. çünkü olay amacının dışına çıktı, birileri bilerek veya bilmeyerek bunu başardı. alsın tepe tepe kullansınlar bilgi başlığını şimdi. bunlara, bir kaç kez dikkat çekme anlamında imalı birşeyler de yazdım ama hiiiç oralı olan yok.
tam gaz devam..

şimdi soruyorum, ne yapsın yönetim buna , nasıl bir yol izlesin ?
haa, teşvik edici ekstra puan olmayabilirdi mesela, hatta hala bile kaldırılabilir o ekstra puan. bunu yapar en fazla , bu sefer de , iyice ayağa düşen yaklaşımlar, başlıklar kuşatıyor ortalığı.


ya bakın, kısaca biz buyuz ...
burasını rezil de vezir de edecek bizleriz.
o sebeple, sürekli eleştirmek, birilerini karalamak yerine, iyi, doğru, güzeli yapmaktan geri kalmayalım, bunda ısrarcı olalım, zaman içinde beğenmediğimiz o kötülerin de ya bize uyacağını, ya da buradan gideceğini düşünüyorum...
devamını gör...

tam olarak neden eleştirildiğini anlamadığım kadındır. cip alırken başörtü olmayacak diye bir kural mı var veya 500 bin liralık cip kullanan başı açık kadından ne farkı vardır yani eksiği nedir ki cip kullanmayı haketmesin.
devamını gör...

macar yazar arthur koestler'ın 40'lı yıllarda yayımladığı yarı-otobiyografik eseri. hepimiz arthur koestler'ın scum of the earth'ünde aşağılandık! güvensizliğin, aynı fikirleri paylaşıp aynı mücadeleyi versen de ırkı senden olmayanı hapsetmenin, ne tür bir çılgınlık olduğunu bildiği halde savaşa büyük bir açlık ile atılan insanoğlunun utanç madalyası olarak ingiliz edebiyatında yerini almıştır. savaş sırasında fransa'da olan koestler ingiltereye gidene kadar geçen süreçte ve sonrasında uğradığı haksız ve çirkin tutumun tüm detaylarını büyük bir ustalıkla kaleme alır bu eserde. eserin insana dair çıkarımları bir kenara altta dönen savaş etkileri de büyük bir huzursuzlukla beraber hissediliyor. zamanının bilinen en büyük faşizm karşıtlığını yapmış olan adamlardan biri olan koestler gittiği her yerde neredeyse bir suçlu gibi muamele görmüş ve neredeyse aşağılanmıştır. elbette söz konusu savaş şartarı olduğunda belki bu şaşılacak bir şey değil fakat insanın en çirkin yüzünün göründüğü kaotik bir ortamda dönemin politikalarına güzel bir bakış sağlıyor ve fransanın nasıl kendi kendini çökme noktasına getirdiğini görmek için de ideal bir okuma sağladığını söylemek yanlış olmaz. bu eser yalnızca bir ulusun onurunu nasıl kaybettiğinin değil insanoğlunun da ne denli kaotik bir yapıda olduğunun portresi.

yaşamının sonlarına doğru neredeyse 180 derece değişen düşüncelerini desteklemiyor olsam bile edebiyata - darkness at noon gibi bir şaheser bile tek başına yeter- bilime ve felsefeye tartışılmayacak kadar önemli katkıları olan bir sanatçının gördüğü muamele acınacak derecede kötü. eser hakkında ilginç olan bir diğer detay koestler'ın bu eseri yazdıktan yıllar sonra eseri sıkıcı ve kanıt eksikliğinden muzdarip bir eser olarak tanımlamasıdır ki eser aynı zamanda yazarın ingilizce olarak yazdığı ilk eser olma özelliğini de taşıyor. koestler çok sevdiğim bir alıntısında şöyle diyor: ""nothing is more sad than the death of an illusion." belki de savaş sonrası tutumunun değişikliği kendi yazdığı eseri; kızgınlık ile yazılmış haksız bir tutum, abartılı bir ön yargı ve ölmesi şart olan bir illüzyon olarak görmesine sebep olmuştur kim bilir ama koestler ne söylerse söylesin günün sonunda biliyoruz; hepimiz arthur koestler'ın scum of the earth'ünde aşağılandık!


“the communists at the works said that it was a purely imperialist war, that daladier and chamberlain were just as much enemies of the people as hitler, and that the duty of the proletariat was to fight against its enemies at home, instead of serving as gun-fodder for their purposes. put into practice, that would mean to surrender france to hitler and the french working class to the gestapo. but if you said so to a member of the c.p., you were a lackey of the bourgeoisie and a traitor. half a year ago they had said exactly the contrary; they had issued fiery proclamations, urging the entire french nation, workers and bosses, to unite for the fight against the nazi, and if you said anything critical about it, you were a gestapo agent and a traitor. ıt was impossible to argue with communists, they had a different party line every six months, and they were so fanaticized that they genuinely forgot what the last one had been; and if you reminded them, you were a trotskyist provocateur and a traitor.”
devamını gör...

atatürk'ü sonsuzluğa hapsetmiş olması.
devamını gör...

nâzım hikmet'in bursa tutukevi'ne nakledilişinin birkaç ay sonrasında, o vakitlerde evli olduğu piraye için yazdığı şiir:

***
mürdüm eriği
çiçek açmıştır,
ilk önce zerdali çiçek açar
mürdüm en sonra

sevgilim,
çimenin üzerine
diz üstü oturalım
karşı - be- karşı.
hava lezzetli ve aydınlık
fakat iyice ısınmadı daha
çağlanın kabuğu
yemyeşil tüylüdür
henüz yumuşacık....

bahtiyarız
yaşayabildiğimiz için.
herhalde çoktan öldürülmüştük
sen londra'da olsaydın
ben tobruk'ta olsaydım
bir ingiliz şilebinde yahut...

sevgilim,
ellerini koy dizlerine
bileklerin kalın ve beyaz
sol avucunu çevir:
gün ışığı avucunun içindedir
kayısı gibi...
dünkü hava akınında ölenlerin
yüz kadarı beş yaşından aşağı
yirmi dördü emzikte...

sevgilim,
nar tanesinin rengine bayılırım
nar tanesi, nur tanesi
kavunda ıtrı severim
mayhoşluğu erikte...

...yağmurlu bir gün
yemişlerden ve senden uzak
daha bir tek ağaç bahar açmadı
kar yağması ihtimali bile var
bursa cezaevinde
acayip bir duyguya kapılarak
ve kahredici bir öfke içinde
inadıma yazıyorum bunları,
kendime ve sevgili insanlara inat.
***

bu da kimsesizlerinkimiraikkonen'den küçük bi hatıra:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1987 yılında kurulan isveçli gotik metal grubudur. bu tarihi eski ama bir o kadar da şahane grup halkında sadece 2 entry girilmiş şiddetle kınıyorum sizleri metalciler. * grup ilk başta black metal tarzında olup sonra doom metale kaymışlardır ardından da gotik metal yapmaya karar vermişler. şarkıları cidden şahanedir, geçmişte de muhteşem albümler yapmışlardır. ilk kurulduğunda grubun adı aslında treblinka imiş. bir tane albüm yapmışlar ardından grubun kurucu üyesiyle birlikte bir gitarist gruptan ayrılmış diğerleri devam ettirmiş.

bazı albümleri beğenilmiş bazı albümleri de beğenilmemiş. metal dünyası böyle zaten, her grubun albümlerinin tamamı beğenilmiyor, eleştirmenler tarafından eleştiriliyor. bu grupta da aynısı olmuş. grup ismini, babil ve akad mitolojisi'ndeki okyanus tanrıçasından almış.

grubun favori albümleri şunlardır; the astral sleep, wildhoney, the scarred people gibi gibi. yalnız bazı şarkıları gerçekten enfes. misal vote for love olsun, on golden wings olsun, angels far beyond olsun teonanacatı falan filan.

bazı metalciler hep klişe müzik gruplarını beğeniyorlar dinliyorlar. aslında biraz farklılık yapmak lazım, her grubun tadına bakmak lazım. her ne kadar black metalci de olsam bütün metal müzik gruplarının tadına bakarım. sanırım dinlemediğim müzik grubu yok şu yaşıma kadar. demem o ki; tek bir gruba bağlı olmayın klişelerden uzak durun böyle şahane metal gruplarını da dinleyin arada.

bu gruba da eriyorum vallahi be. çok albüm yapsın çok dinleyeyim o derece.
devamını gör...

covid-19 aşılarının hâlâ yeterli düzey olmadığını gösteren durum.
-
italya'da 6 gün önce pfizer-biontech’in geliştirdiği covid-19 aşısını olan umberto ı hastanesi enfeksiyon hastalıkları departmanı direktörü dr. antonella franco, korona virüs testinin pozitif çıktığı açıkladı.

italya sağlık yüksek kurulu başkanı franca locatelli, "bilimsel araştırmalar 1’inci dozun tam koruma sağlamadığını ve ilk dozun ardından enfekte olan kişiler görüldüğünü açıkça belirtiyor. ikinci doz aşıdan sonra tam bir korumadan bahsetmek mümkün. bu nedenle aşı olanların da sorumlu davranışları bırakmamaları gerekiyor” dedi. cnnturk
devamını gör...

hidratlanmış magnezyum silikattan oluşan bir mineral.

mohs sertlik ölçeğine göre insan tırnağı 2.5 sertlik derecesine sahiptir, talk'ın mohs skalasına göre derecesi ise 1'dir ve bilinen en yumuşak mineraldir. dokunulduğunda kayganlık hissi verir kişiye. asitlerden etkilenmez. yarı saydam, opak görünüme sahiptir.

bazı preparatların hazırlanışında çözeltileri fikse etmek amacıyla kullanılır. suda çözünmediğinden preparat hazırlandıktan belli bir süre sonra çökerek görevini sona erdirir.

ayrıca tıpta, farmakolojide, kozmetikte, inşaat sektöründe, seramik sanayiinde, boya sanayiinde, kağıt sanayiinde, kauçuk sanayiinde, tarımda, hayvancılıkta... kullanılır.

talk minerali yeşil, gri, beyaz ve gümüş beyazı renklerinde olabilir.

resimag.com/p1/5133dfbd6618.jpeg
devamını gör...

ben bu olaydan da nefret ediyorum ha. ulan seviyorsanız sevgili olalım deyin, sevmiyorsanız ne oyalıyorsunuz? kelime oyunu yapmayın, insan olun.
devamını gör...

zordur. uzun bir süre maruz kalınca beynin devrelerini yakar.
devamını gör...

umurumda olmayan hadise.
dünya sözlük ne bir kere, aşık attığımız bir platform değil.
ekşi sözlük de keza öyle.
niçindir bu sürekli bir yerlerle versusa sokma olayı anlamak mümkün değil.

kafa sözlük'ün kulvarı ve çizgisi oldukça farklı.

son olarak, yayına gireli 1 ay 1 hafta kadar oldu.
3.500 üzerinde aktif yazara ulaştık.
toplam 10 yazar çıkar mı özgürlüğüme engel olundu bu sözlükte diyebilecek? sanmıyorum.

rahat olun lütfen.
yazmanıza, eğlenmenize bakın.

eğer gerçekten bir özgürlük kısıtlaması var ise "kanıt" ile beraber konuşalım, havada kalmasın.
öbür türlü yanlış anlaşılabiliyor.
devamını gör...

boynunuzu arkaya kuvvetlice eğip örneğin sol tarafa başınızla döndüğünüzde, boynunuzun sağ yan tarafında kasılan genişçe bir kas hissedersiniz; hatta aynanın karşısında bakarsanız görebilirsiniz, o kas bu kastır.

ben kısaca scm olarak bahsedeceğim. scm ile ilgili olarak herkesi ilgilendiren önemli sayılabilecek bir bilgi vermek istiyorum.*

günlük hayatımızda eğer diyafram solunumu yerine göğüs solunumu yapıyorsak, scm daha da güçleniyor. çok güçlü bir kas olduğundan bu sefer yakınındaki diğer kaslar güçsüzleşmeye başlıyor. güçlü güçsüzü yer. ama artık diyafram solunumu yapmaya karar verdik diyelim, ki olması gereken bu. bu sefer scm de dahil olmak üzere diğer kaslarda işlevsel oluyor ama bu diğer kaslar önceden yapılan göğüs solunumu nedeniyle daha az gelişmiş olduğu için beyne giden sinirsel iletim daha az oluyor. bu sebeple sanki diyafram solunumu yaparken yetersiz oksijen almışız gibi hissederiz aslında böyle bir durum söz konusu değil. bir süre sonra kaslarda gelişme ve kişide adaptasyon sağlanıyor. zaten verimli ve sağlıklı olan diyafram solunumunu daha da efektif uygulamaya başlıyoruz.

evet koşarken falan göğüs solunumu yapıyoruz ancak günlük hayatımızda diyafram solunumu yapmaya özen göstermeliyiz. yatın bir yere. karnınıza kitaplar koyun birkaç tane. nefes alıp verirken bu kitaplarında hareket etmesi lazım. o zaman diyafram çalışıyor demektir.
devamını gör...

televizyon.
devamını gör...

aşağılanması gereken aşağılanmalıdır. yanlış yapana yanlış denilmelidir. aman üzmeyelim, aman tadımız kaçmasın diye diye bu hale geldik. herkese gerektiği gibi davranılmalı.
devamını gör...

sevecen tavırları ile gönlümüzde taht kuran, sıcak kanlı tavırları ile insanın hemen kanının kaynadığı moderatörümüz. bir şey sorarsınız anında cevap verir, mesajınızı boş ve geri dönüşsüz bırakmaz. anladığım kadarıyla normalde de elinden geldiğince güler yüzlü bir insan. eylülingi sevmeyende ne biliyim be.
not: hani olmuşta sert bir tavır yada engel falan yediyseniz bazı şeylerin ipini kaçırmışsınız, çizgiyi aşmışsınız demektir. samimi olmak ile lakayıt olmak arasındaki ince çizgiyi kaçırmayın bence. yoksa yapmaz öyle şeyler ihihihhi.
devamını gör...

insanoğlu hep bir şeyleri daha iyi hatırlamak ister. günümüz ezbere dayalı eğitim sisteminde yetişen onlarca insanın böyle istemesi de oldukça doğaldır aslında. ancak kuvvetli bir hafızaya sahip olmanın hayatınızı kâbusa çevireceği aklınıza gelmiş miydi hiç ?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

insana verilmiş bir lütuftur unutmak.
seneler sonra dahi yaşadığınız acıyı o gün gerçekleşmişçesine hatırladığınızı düşünün.
o günkü duyguları aynen hissettiğinizi...
kulağa çok da hoş gelmiyor öyle değil mi?

işte karşınızda hypertimesia* hastalığı.
bu hastalığa sahip kişiler otobiyografik bellek denilen, * normal insanlardan çok daha fazla gelişmiştir.
bu da her şeyi normal insanlardan kat be kat daha iyi hatırlamalarını sağlar.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


ilk kez nöropsikoloji dergisi neurocase’de 2006 yılında elizabeth parker, larry cahill, dr paul tejera ve james mcgaugh tarafından kaleme alınan bir makalede tanımlandı. makaleye göre hipertimezinin iki belirleyici özelliği şunlardır;

1-) kişi kendi kişisel geçmişi hakkında düşünmeye anormal miktarda zaman harcamaktadır

2-) kişi kendi kişisel geçmişinden belirli olayları hatırlamak için olağanüstü bir kapasiteye sahiptir.

hipertimezili kişiler kendilerine bir tarih verildiğinde o tarihin hangi güne düştüğünü ve o tarihte kişisel bir bilgi olup olmadığını hatırlayabilirler. bu bireyler yaşadıkları günleri mükemmele yakın ayrıntılarla hatırlarlar. bunun yanı sıra bazı kişisel öneme sahip kamusal etkinlikleri de hatırlayabilirler. bu kontrol edilemeyen dürtü sayesinde bir tarihle karşılaştıklarında o günün anılarını tekrar yaşıyor gibi hatırlayabilirler. bu anımsama tereddüt ya da bilinçli bir çaba olmadan gerçekleşir.



buraya da konuya değinen hoş bir video bırakıyorum
devamını gör...

yanlış yöne doğru yürüdüğünü fark ettiğinde geri dönmeye çalışmak.
devamını gör...

mesajı nerdeyse hiç kullanmadığım için, başlık olmasa haberim olmayacak kısıtlamadır. olasılıkları değerlendirecek olursak:
1. mesajlar sunucuda çok yer kaplamasın diye olabilir.*
2. ya hu ne çok mesajlaştınız, sözlüğü unuttunuz gençler, bırakın mesajı da tanımlara devam edin diye olabilir.
3. bu kadar mesajlaşıyorlarsa ya kavga ediyorlardır veya birbirlerinden hoşlanıyorlardır ya da ortada ağır dedikodu vardır, düşünceleriyle sınırlama getirilmiş olunabilir.
bu tür kısıtlamalar hakikaten sinir bozucu oluyor. insan doğası gereği, engellenirse sinirleniyor/demoralize oluyor.
sayın başkan, sevgili moderatörler ve kıymetli yazarlar açın gençlerin önünü, gelin birlikte bir bir kaldıralım engelleri. gençlerimizi üzmeyelim. hemen havaya girdim* farkındayım, sayın yetkililer sesimizi duyuyorsanız bir işaret verin*.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim