ağlarken neyin var demeyip mutlu olunca kızan anne
günlerce ağlasam -işlerimi aksatmadığım sürece- 'neyin var?' demez.
biraz mutlu olayım, bir şeye güleyim o anı zehir eder çatar. kendi halime ya da kardeşlerimle dans edeyim gelir hemen 'ayranın kabarmasın, rahat dur, kudurdun bunları da kendine benzetme!' diye kızar.
e benim annem niye hiç sevinmezsin? evladını mutlu görmeye katlanamaz. ben bu kadını anlamlandıramıyorum. istiyor ki herkes kendisi gibi olsun. maalesef narsisistik annesi olan her kız çocuğu bunu yaşıyor. doç. dr. şafak nakajima'nın bu makalesini görene kadar bilmezdim ne ile mücadele ettiğimi...
şimdi onun inadına daha şen kahkahalarım, baktım ki sınır oluyor nefesim kesilene kadar dans ediyorum.
işte o makale... annesinden yana talihsiz hissedenlere ilham olması için paylaşmak istedim.
doç. dr. şafak nakajima
anne zihnimizde, koşulsuz sevgiyle özdeşleştirebileceğimiz yegâne kişidir.
kim olursak olalım, ne yaparsak yapalım, yaşamın fırtınalarından bizi koruyacak, ruh üşümelerimizi ısıtacak kucaktır anne.
bir kız çocuğunun başına gelebilecek en büyük talihsizliklerden birisi, narsisistik yani kendine âşık bir annenin kızı olmaktır.
maalesef narsisistik annelerin kızları ne koşulsuz sevgiyi, ne de güvenli anne kucağını tanır.
bir ömür boyu o sevgiyi tadacağını ve o kucağın kendisine açılacağını umarak, pervane gibi döner annesinin etrafında.
her kötü muameleyi, her dışlanmayı, her ayrımcılığı, her hakareti sineye çeker.
narsisistik anne benmerkezci, samimiyetsiz, yargılayıcı, çıkarları için yalan söylemeye ve gerçekleri çarpıtmaya eğilimli, inatçı, bencil ve soğuktur.
dünya onun etrafında döner.
çocuklarının ihtiyaçlarını, duygularını ve seçimlerini kontrol ve manipüle eder; bunu yapamadığı zamansa cezalandırır.
çocukları arasında ayrımcılık yapar, evde kamplar, düşmanlıklar yaratır.
kızının babasıyla güçlü bağlar kurmasını kıskanır.
eşini ve erkek çocuklarını kızından uzak tutmak, düşman etmek için elinden geleni yapar; çünkü kızıyla rekabet içindedir.
kız çocuğu böyle bir rekabeti aklına bile getiremediğinden, erkek kardeşinden gördüğü kötü muameleye akıl erdiremez.
kız çocuklarının anneyle ilişkisi, oğullardan farklıdır.
kızlar genellikle anneleriyle daha fazla zaman geçirir ve onu rol modeli olarak görürler.
narsisistik anne kızının eğitim ve fiziksel gereksinimlerine duyarlı ve özverili olabilir ama onu duygusal olarak yalnız bırakır.
kızının duygularını paylaştığı her durumda, kendi duygularından bahsederek onu susturur; konu dönüp dolaşıp yine anneye gelir.
kızının başına bir talihsizlik geldiğinde bile, onun için öncelikli mesele kızının ne hissettiği değil, yaşanan olaydan kendisinin nasıl etkilendiğidir.
narsisistik anne kızına hem bir tehdit hem de kendi egosunun bir uzantısı olarak bakar.
evin içinde izole ederken bir yandan da ağır eleştiri ve yönlendirmeleriyle kızını, kendi olmak istediği biçime sokmaya çalışır.
“iyiliği için” neyi sevdiğini veya istediğini, anne belirler.
kızının istediği beden ölçülerine sahip olmaması, beklediği tarzda giyinmemesi, ‘’yanlış’’ erkek arkadaş, eş ya da meslek seçimi gibi durumların cezası, hakaret, lakap takma gibi sözel saldırganlıktan, dışlama, yok sayma ve tüm bağları kesmeye kadar uzanabilir.
narsisistik annenin etrafa göstermek istediği ''mükemmel aile'' imajı, kızının duygularından daha önemlidir!
annemin, yaşamımla ilgili yaptığım bir seçimi onaylamayarak bana, ‘’senin mutluluğun beni ilgilendirmiyor!’’ deyişini, üzerinden geçen on yıllardan sonra bile hala, tüylerim ürpererek hatırlıyorum.
kız, kendi istek ve beklentilerini feda etmekle, annesinin sevgisini kaybetmek arasında bir seçim yapmak durumunda bırakılır.
gerçek benliği önce annesi, sonra kendisi tarafından reddedilir.
sonuç, gerçek benliğinin sevilemez olduğu inancına dayanan içsel utançtır.
kendi annesi onu sevip kabul etmediğine göre, o nasıl iyi ve sevilebilir bir insan olabilir!
narsisistik annenin kızına yönelik bencil, soğuk, katı ve saldırgan tutumu, kızının çocuklarına bile uzanabilir.
narsisistik anne, oğluna da farklı biçimlerde zarar verir.
ona, eşiyle sağlıklı bir bağ kurmasını sağlayacak temel değerleri öğretmez; zaten oğlunun eşi, bir başka rakibidir.
oğluyla duygusal ensest yaşar; onu yüceltir, kimseyle paylaşmak istemez.
oğlunu kızına karşı bir tehdit aracı olarak kullanır; kışkırtır, biler ve saldırtır.
baba genellikle iyi niyetli ama pasiftir.
annenin manipülasyonlarına, saldırılarına ve hasedine karşı kızını koruyamaz.
sürekli eleştiri, utandırma ve dışlama, kız çocuğunun öz güvenini erken yaşlardan itibaren kemirmeye başlar.
kendi duygularına ve dürtülerine güvenemez.
annesinin hiçbir zaman memnun olmamasının, kötü hissetmesinin ve hastalanmasının kendi suçu olduğuna inanır.
ciddi duygusal, fiziksel istismar veya ihmal durumlarında ise, var olma hakkının olmadığını, annesine yük olduğunu ve asla doğmamış olması gerektiğini düşünebilir.
narsisistik anneler kızlarının hayatlarını kontrol altına almak için onların tüm mahremiyetini ihlal eder, kendilerine ait özel alan bırakmaz.
narsisistik annenin kızında açtığı yaraların iyileşmesi çok zordur.
mizacı güçlü değilse, baba yeterince destek olmuyorsa, kendini savunmayı, kendi gücüne güvenmeyi öğrenmesi hiç kolay olmaz.
bu tür annelerin, kızları için empati duymadıklarını unutmamak önemlidir.
annenin acımasız sesi, zamanla kızının içsel eleştirmenine dönüşür.
annesinin olmadığı yerde bile onu eleştiren, aşağılayan, utandıran, mutlu olmasını engelleyen bir iç ses vardır beyninde…
ve karmaşık iyileşme yolculuğu da zaten, bu iç sesin farkına varmak ve onu susturmakla başlar.
ikinci adım, kendisini annesinden ayıran sınırları belirlemektir.
kendisine öncelik vermeyi ve hak ettiği alanı açmayı öğrenmelidir.
nefes alabilmek ve kendini yeniden inşa edebilmek için bazı durumlarda anneden tamamen uzaklaşması gerekebilir.
tüm bunlar zor değişimlerdir; acı verir, kanatır; zaman ve emek gerektirir.
sonuçsa, yaşamda ilk kez narsisistik anneyi gerçek anlamda hayal kırıklığına uğratmak ama hem kendi benliğini ve hem de gelecek kuşakları kurtarmaktır."
biraz mutlu olayım, bir şeye güleyim o anı zehir eder çatar. kendi halime ya da kardeşlerimle dans edeyim gelir hemen 'ayranın kabarmasın, rahat dur, kudurdun bunları da kendine benzetme!' diye kızar.
e benim annem niye hiç sevinmezsin? evladını mutlu görmeye katlanamaz. ben bu kadını anlamlandıramıyorum. istiyor ki herkes kendisi gibi olsun. maalesef narsisistik annesi olan her kız çocuğu bunu yaşıyor. doç. dr. şafak nakajima'nın bu makalesini görene kadar bilmezdim ne ile mücadele ettiğimi...
şimdi onun inadına daha şen kahkahalarım, baktım ki sınır oluyor nefesim kesilene kadar dans ediyorum.
işte o makale... annesinden yana talihsiz hissedenlere ilham olması için paylaşmak istedim.
doç. dr. şafak nakajima
anne zihnimizde, koşulsuz sevgiyle özdeşleştirebileceğimiz yegâne kişidir.
kim olursak olalım, ne yaparsak yapalım, yaşamın fırtınalarından bizi koruyacak, ruh üşümelerimizi ısıtacak kucaktır anne.
bir kız çocuğunun başına gelebilecek en büyük talihsizliklerden birisi, narsisistik yani kendine âşık bir annenin kızı olmaktır.
maalesef narsisistik annelerin kızları ne koşulsuz sevgiyi, ne de güvenli anne kucağını tanır.
bir ömür boyu o sevgiyi tadacağını ve o kucağın kendisine açılacağını umarak, pervane gibi döner annesinin etrafında.
her kötü muameleyi, her dışlanmayı, her ayrımcılığı, her hakareti sineye çeker.
narsisistik anne benmerkezci, samimiyetsiz, yargılayıcı, çıkarları için yalan söylemeye ve gerçekleri çarpıtmaya eğilimli, inatçı, bencil ve soğuktur.
dünya onun etrafında döner.
çocuklarının ihtiyaçlarını, duygularını ve seçimlerini kontrol ve manipüle eder; bunu yapamadığı zamansa cezalandırır.
çocukları arasında ayrımcılık yapar, evde kamplar, düşmanlıklar yaratır.
kızının babasıyla güçlü bağlar kurmasını kıskanır.
eşini ve erkek çocuklarını kızından uzak tutmak, düşman etmek için elinden geleni yapar; çünkü kızıyla rekabet içindedir.
kız çocuğu böyle bir rekabeti aklına bile getiremediğinden, erkek kardeşinden gördüğü kötü muameleye akıl erdiremez.
kız çocuklarının anneyle ilişkisi, oğullardan farklıdır.
kızlar genellikle anneleriyle daha fazla zaman geçirir ve onu rol modeli olarak görürler.
narsisistik anne kızının eğitim ve fiziksel gereksinimlerine duyarlı ve özverili olabilir ama onu duygusal olarak yalnız bırakır.
kızının duygularını paylaştığı her durumda, kendi duygularından bahsederek onu susturur; konu dönüp dolaşıp yine anneye gelir.
kızının başına bir talihsizlik geldiğinde bile, onun için öncelikli mesele kızının ne hissettiği değil, yaşanan olaydan kendisinin nasıl etkilendiğidir.
narsisistik anne kızına hem bir tehdit hem de kendi egosunun bir uzantısı olarak bakar.
evin içinde izole ederken bir yandan da ağır eleştiri ve yönlendirmeleriyle kızını, kendi olmak istediği biçime sokmaya çalışır.
“iyiliği için” neyi sevdiğini veya istediğini, anne belirler.
kızının istediği beden ölçülerine sahip olmaması, beklediği tarzda giyinmemesi, ‘’yanlış’’ erkek arkadaş, eş ya da meslek seçimi gibi durumların cezası, hakaret, lakap takma gibi sözel saldırganlıktan, dışlama, yok sayma ve tüm bağları kesmeye kadar uzanabilir.
narsisistik annenin etrafa göstermek istediği ''mükemmel aile'' imajı, kızının duygularından daha önemlidir!
annemin, yaşamımla ilgili yaptığım bir seçimi onaylamayarak bana, ‘’senin mutluluğun beni ilgilendirmiyor!’’ deyişini, üzerinden geçen on yıllardan sonra bile hala, tüylerim ürpererek hatırlıyorum.
kız, kendi istek ve beklentilerini feda etmekle, annesinin sevgisini kaybetmek arasında bir seçim yapmak durumunda bırakılır.
gerçek benliği önce annesi, sonra kendisi tarafından reddedilir.
sonuç, gerçek benliğinin sevilemez olduğu inancına dayanan içsel utançtır.
kendi annesi onu sevip kabul etmediğine göre, o nasıl iyi ve sevilebilir bir insan olabilir!
narsisistik annenin kızına yönelik bencil, soğuk, katı ve saldırgan tutumu, kızının çocuklarına bile uzanabilir.
narsisistik anne, oğluna da farklı biçimlerde zarar verir.
ona, eşiyle sağlıklı bir bağ kurmasını sağlayacak temel değerleri öğretmez; zaten oğlunun eşi, bir başka rakibidir.
oğluyla duygusal ensest yaşar; onu yüceltir, kimseyle paylaşmak istemez.
oğlunu kızına karşı bir tehdit aracı olarak kullanır; kışkırtır, biler ve saldırtır.
baba genellikle iyi niyetli ama pasiftir.
annenin manipülasyonlarına, saldırılarına ve hasedine karşı kızını koruyamaz.
sürekli eleştiri, utandırma ve dışlama, kız çocuğunun öz güvenini erken yaşlardan itibaren kemirmeye başlar.
kendi duygularına ve dürtülerine güvenemez.
annesinin hiçbir zaman memnun olmamasının, kötü hissetmesinin ve hastalanmasının kendi suçu olduğuna inanır.
ciddi duygusal, fiziksel istismar veya ihmal durumlarında ise, var olma hakkının olmadığını, annesine yük olduğunu ve asla doğmamış olması gerektiğini düşünebilir.
narsisistik anneler kızlarının hayatlarını kontrol altına almak için onların tüm mahremiyetini ihlal eder, kendilerine ait özel alan bırakmaz.
narsisistik annenin kızında açtığı yaraların iyileşmesi çok zordur.
mizacı güçlü değilse, baba yeterince destek olmuyorsa, kendini savunmayı, kendi gücüne güvenmeyi öğrenmesi hiç kolay olmaz.
bu tür annelerin, kızları için empati duymadıklarını unutmamak önemlidir.
annenin acımasız sesi, zamanla kızının içsel eleştirmenine dönüşür.
annesinin olmadığı yerde bile onu eleştiren, aşağılayan, utandıran, mutlu olmasını engelleyen bir iç ses vardır beyninde…
ve karmaşık iyileşme yolculuğu da zaten, bu iç sesin farkına varmak ve onu susturmakla başlar.
ikinci adım, kendisini annesinden ayıran sınırları belirlemektir.
kendisine öncelik vermeyi ve hak ettiği alanı açmayı öğrenmelidir.
nefes alabilmek ve kendini yeniden inşa edebilmek için bazı durumlarda anneden tamamen uzaklaşması gerekebilir.
tüm bunlar zor değişimlerdir; acı verir, kanatır; zaman ve emek gerektirir.
sonuçsa, yaşamda ilk kez narsisistik anneyi gerçek anlamda hayal kırıklığına uğratmak ama hem kendi benliğini ve hem de gelecek kuşakları kurtarmaktır."
devamını gör...
alemdağ'da var bir yılan
sait faik abasıyanık'ın siroz hastalığı ile uğraşırken, içinde ölüm korkusu olduğu için karamsar bir bakış açısı ve dille yazdığı, ölümünden önce yayınlanan son öykü kitabıdır. yani yazdığı son eserdir.
sait faik'in doğa, hayvan ve insan sevgisini ve bunlara olan kendine has bakış açısını bilmeyen yoktur. içinde sonsuz bir sevgi besler o. fakat içinde bu tatlı duyguları barındıran kişi ölümle burun buruna gelince duygularına engel olamasa gerek, birden karamsarlaşmış ve bunu eserinde de göstermiştir. o çok sevdiği şeyleri bir daha göremeyeceği düşüncesi küstürmüştür belki onu. hatta istanbul'a bile küsmüştür yazar. nitekim şu sözünde içindeki kırgınlığı ve umutsuzluğu görebiliriz. evet, her şey sevgiyle başlamıştır fakat burada (istanbul'da) bir insanı sevmekle bitmiştir:
''yalnızlık dünyayı doldurmuş. sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. burada her şey bir insanı sevmekle bitiyor.''
karamsar bir bakış açısı ile yazmış diye kitabın ve içerisindeki öykülerin sakın can sıktığını sanmayın. tam tersi, o kadar kendimizden birer parça gördüğümüz, bize bir şeyler katan öykülerle dolu ki... özellikle benim kitaptaki favori öyküm dülger balığının ölümü'nden bir alıntı paylaşarak tanımımı sonlandırmak istiyorum şimdi.
elimize görünüşü dehşetli, korkunç, çirkin ama aslında küser huylu, pek sakin, pek korkak, pek hassas, iyi yürekli, tatlı ve korkak bakışlı bir yaratık geçirdiğimizden böbürlenerek onu üzmek için elimizden geleni yapacağız... bir kere suyumuza alışmayagörsün. onu canavar haline getirmek için hiçbir fırsatı kaçırmayacağız.
sait faik'in doğa, hayvan ve insan sevgisini ve bunlara olan kendine has bakış açısını bilmeyen yoktur. içinde sonsuz bir sevgi besler o. fakat içinde bu tatlı duyguları barındıran kişi ölümle burun buruna gelince duygularına engel olamasa gerek, birden karamsarlaşmış ve bunu eserinde de göstermiştir. o çok sevdiği şeyleri bir daha göremeyeceği düşüncesi küstürmüştür belki onu. hatta istanbul'a bile küsmüştür yazar. nitekim şu sözünde içindeki kırgınlığı ve umutsuzluğu görebiliriz. evet, her şey sevgiyle başlamıştır fakat burada (istanbul'da) bir insanı sevmekle bitmiştir:
''yalnızlık dünyayı doldurmuş. sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. burada her şey bir insanı sevmekle bitiyor.''
karamsar bir bakış açısı ile yazmış diye kitabın ve içerisindeki öykülerin sakın can sıktığını sanmayın. tam tersi, o kadar kendimizden birer parça gördüğümüz, bize bir şeyler katan öykülerle dolu ki... özellikle benim kitaptaki favori öyküm dülger balığının ölümü'nden bir alıntı paylaşarak tanımımı sonlandırmak istiyorum şimdi.
elimize görünüşü dehşetli, korkunç, çirkin ama aslında küser huylu, pek sakin, pek korkak, pek hassas, iyi yürekli, tatlı ve korkak bakışlı bir yaratık geçirdiğimizden böbürlenerek onu üzmek için elimizden geleni yapacağız... bir kere suyumuza alışmayagörsün. onu canavar haline getirmek için hiçbir fırsatı kaçırmayacağız.
devamını gör...
full house
ailevi değerlere yönelik konsepte sahip komik, sıcak ve dayanışma dolu güzel bir diziydi.
zevkle izlerdik.
zevkle izlerdik.
devamını gör...
goodnotes
halihazırda appstoreda bulunan paralı not alma uygulaması. tabletime yüklediğimden beri ders takibinde o kadar büyük bir kolaylık sağladı ki anlatamam. her ders için ayrı bir defter yaptım ve ders notlarımı, slaytlarımı oraya yükledim.
f/p olarak notability ile karşılaştırılır, ben görselliğe biraz düşkün olduğum için goodnotes u seçtim, defter kapakları ve tasarımı daha güzel. her iki uygulama da el yazınızı okuyabiliyor, aradığınız bir sözcüğü notlarınız içinden size gösteriyor.
notability nin artı bir özelliği notun üzerine ses kaydı alabiliyor olmak.
almadan önce özelliklerini baya bir araştırmıştım, buraya da arayan olursa diye bırakıyorum.
f/p olarak notability ile karşılaştırılır, ben görselliğe biraz düşkün olduğum için goodnotes u seçtim, defter kapakları ve tasarımı daha güzel. her iki uygulama da el yazınızı okuyabiliyor, aradığınız bir sözcüğü notlarınız içinden size gösteriyor.
notability nin artı bir özelliği notun üzerine ses kaydı alabiliyor olmak.
almadan önce özelliklerini baya bir araştırmıştım, buraya da arayan olursa diye bırakıyorum.
devamını gör...
çin'in kamplarda tuttuğu uygur türklerinin bbc'ye konuşması
bu olaylar herkesin gözü önünde yaşanıyor ve yazık sesimiz çıkmıyor. soydaş dediğimiz insanlar zulüm görüyor, protesto için çin büyükekçiliği önüne gidiyor, biz bu zulüme sessiz kaldığımız yetmez gibi sesini çıkarmaya çalışanlara polis marifetiyle müdahele ediyoruz.
hani haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandı, hani mazlumun yanındaydık, hani ensardık, hani o kardeşlerimizi o zorlukların içerisinde bırakamazdık? yoksa bunları yapmamız için o mazlumun arap kökenli mi olması gerekiyor? türk ise bizim tavrımız mı değişiyor?
bana bile ırk muhabbeti yaptırdınız ya helal olsun size...
hani haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandı, hani mazlumun yanındaydık, hani ensardık, hani o kardeşlerimizi o zorlukların içerisinde bırakamazdık? yoksa bunları yapmamız için o mazlumun arap kökenli mi olması gerekiyor? türk ise bizim tavrımız mı değişiyor?
bana bile ırk muhabbeti yaptırdınız ya helal olsun size...
devamını gör...
virüs yüzünden gerçekleştirilemeyen istekler
-yurt dışı tatil planım vardı.
- pastacılık kursuna başlayacaktım.
ağlıyorum şu an ne hayallerim vardı oysa.
- pastacılık kursuna başlayacaktım.
ağlıyorum şu an ne hayallerim vardı oysa.
devamını gör...
yoldaş'ın bu saatte minnoşluklar yapması
ne yapsa yaranamayan yoldaşın bir jestidir.
devamını gör...
yalın’ın cornetto reklamı için tekrar şarkı yapması
yalın - yaz gülü
yalın’ın emaneti olan dondurma-yı cornetto’yu almasıyla ülkemiz normale döner mi dersiniz?
yalın’ın emaneti olan dondurma-yı cornetto’yu almasıyla ülkemiz normale döner mi dersiniz?
devamını gör...
norveç deyince akla gelenler
huzur, sakin doğa, kavgasız insanlar, mavi göz, para için bas' itleşmeyen siyasetçiler, eşszi manzaralar, kaliteli yaşam.
devamını gör...
trans yağ yoktur ibaresinin yasaklanacak olması
akp'nin icraatıdır. gerçekten inanılmaz. halk sağlığı için bu kadar önemli olan bir olay, sırf sermaye ve yandaşlar istedi diye kalkıyor. halk ise sağlıksız ve sağlıklarını tehdit eden ürünler ile baş başa kalacak. cidden inanılmaz. ama olsun yok yaptılar.
--! spoiler !--
çikolata, bisküvi, cips gibi pek çok gıda maddesinin ambalajında yer alan 'trans yağ yoktur' ibaresi çıkartılıyor. ayrıca etiketlerden de kaldırılacak.
www.gercekgundem.com/saglik...
--! spoiler !--
--! spoiler !--
çikolata, bisküvi, cips gibi pek çok gıda maddesinin ambalajında yer alan 'trans yağ yoktur' ibaresi çıkartılıyor. ayrıca etiketlerden de kaldırılacak.
www.gercekgundem.com/saglik...
--! spoiler !--
devamını gör...
beni öp sonra doğur beni
sevgilisine "bana önce sevgili ol, beni öpüp kokla sonra da annem ol sarıp sarmala" demek isteyen şairin, cemal süreya'nın dizeleridir.
devamını gör...
sevmek
dostoyevski'ye göre sevmek, bir kişide, beklemediğin bir zamanın beklemediğin bir anında kendini bulmaktır.
devamını gör...
üç kelimede türkiye
patinaj yapan ülke.
devamını gör...
kendine aşık olur muydun sorunsalı
zaten öyleyim diyerek narsistliğin dibini sıyırma imkanım varken yapmıyorum.*
ciddi düşününce... merak ederdim belki, iyi de anlaşırdık şimdi aynıyız sonuçta da yok galiba uğraşmazdım, yorardı yani.
ciddi düşününce... merak ederdim belki, iyi de anlaşırdık şimdi aynıyız sonuçta da yok galiba uğraşmazdım, yorardı yani.
devamını gör...
z kuşağının genellikle dinsiz olması
oldukça normal olandır. artık dünya dinlerin sorgulanma evresini geride bıraktı. pozitif ve sosyal bilimler temellerini tamamen din dışı bakış açısı ve yöntemlere göre kurdu. gelişmiş demokrasilerde yönetim erkleri laiklik ilkesine koşulsuz olarak riayet ediyorlar.
hayat değişiyor ve gelişiyor. şehirleşme ve bireyselleşme güç kazanıyor. vatandaşlar sosyal ve gündelik hayatlarında realist gerçeklere göre kararlar alıyor. profesyonel yaşam diye bir şey var artık. çalışan bir insan günde beş kere abdest alıp namaz kılmaya bile eminim zaman ve enerji bulamıyordur.
semavi dinlerden önce de dinler vardı. paganizmin kökenleri de arkaik inançlardan besleniyordu. elbette hristiyanlığın, yahudiliğin ve islamın da sonu gelecek. büyük ihtimalle yakın gelecekte insanlar deizm-ateizm kutbuna ayrılacaklar. öte yandan neo-paganizm, neo-şamanizm gibi tanrıya büyük kutsiyet atfetmeyen, evren-doğa-tanrı temalı niş inançlar da var olacaktır.
ama hepsinin ortak işlevi büyük ihtimalle bir tanrıya inanmanın getirdiği güven hissinden ibaret olacak. insanlara uymaları gereken bir kurallar bütünü, sosyal normlar yüklemeyecekler. nitekim mevcut dinlerin tamamı hali hazırda oldukça eski ve sahip oldukları kurallar bütünü toplum tarafından çoktan aşıldı. artık hukuk kuralları var. asırlar öncesinden çok daha farklı bir toplum var.
bu açıdan bakınca mevcut dinler çoktan işlevlerinin büyük kısmını yitirdi. hatta insanların özgürlüğüne ket vuran, geri bıraktıran dogmalar bütünü olarak algılanmaya başlandı. içinde bulunduğumuz iletişim çağında, gençliğin gözünde bu algının kırılma ihtimali yok. yani dindarlar kaçınılmaz sona hazır olmak zorunda.
hayat değişiyor ve gelişiyor. şehirleşme ve bireyselleşme güç kazanıyor. vatandaşlar sosyal ve gündelik hayatlarında realist gerçeklere göre kararlar alıyor. profesyonel yaşam diye bir şey var artık. çalışan bir insan günde beş kere abdest alıp namaz kılmaya bile eminim zaman ve enerji bulamıyordur.
semavi dinlerden önce de dinler vardı. paganizmin kökenleri de arkaik inançlardan besleniyordu. elbette hristiyanlığın, yahudiliğin ve islamın da sonu gelecek. büyük ihtimalle yakın gelecekte insanlar deizm-ateizm kutbuna ayrılacaklar. öte yandan neo-paganizm, neo-şamanizm gibi tanrıya büyük kutsiyet atfetmeyen, evren-doğa-tanrı temalı niş inançlar da var olacaktır.
ama hepsinin ortak işlevi büyük ihtimalle bir tanrıya inanmanın getirdiği güven hissinden ibaret olacak. insanlara uymaları gereken bir kurallar bütünü, sosyal normlar yüklemeyecekler. nitekim mevcut dinlerin tamamı hali hazırda oldukça eski ve sahip oldukları kurallar bütünü toplum tarafından çoktan aşıldı. artık hukuk kuralları var. asırlar öncesinden çok daha farklı bir toplum var.
bu açıdan bakınca mevcut dinler çoktan işlevlerinin büyük kısmını yitirdi. hatta insanların özgürlüğüne ket vuran, geri bıraktıran dogmalar bütünü olarak algılanmaya başlandı. içinde bulunduğumuz iletişim çağında, gençliğin gözünde bu algının kırılma ihtimali yok. yani dindarlar kaçınılmaz sona hazır olmak zorunda.
devamını gör...
evli sözlük yazarlarının sözlükte neden yazdığı sorunsalı
çünkü hayat eve sığmaz.
devamını gör...
küfürbaz olan insanların kafasının çalışmaması
tam aksini düşünüyorum. o yaratıcı küfürlerin çıktığı beyinler kesinlikle daha fazla çalışıyor olmalı.
devamını gör...
yazarları korkutan unsurlar
temel haklarımızın dahi korunamadığı bu ülkede korkudan çok ne hissedebiliyoruz ki?
hayallerin kurulması çocukluğumuzda başlar ve sınırsızdır. yaş aldıkça gerçekleri kavrarız ve bunlar evrensel gerçekler değil, toplumun bize dayattığı gerçeklerdir. cesaretimiz yavaş yavaş kırılılır, toplum anlaşmış gibi el birliği ile kırar.
benim en büyük engelim, ne yazık ki yaşadığım ülkede kadın olmaktır. kimse bana maval okumasın.
eylemlerimle hayallerimin arasına toplumun dayatlamalarına ek olarak ekonomik şartlar koca bir duvar örüyor. dünyada kripto para ile uğraşan üçüncü ülkeyiz. bunların çoğu günü kurtarmak için kısa vadeli uğraşılardır.
adalet, hak, hukuk mücadeleleri de cabası. hayal kurmaya vaktimiz yok ki!!!
her doğum günümde dilek tutma hakkımı '' tanrım, sene boyunca dileyeceğim bütün dilekleri gerçekleştir'' şeklinde kullanırdım. son yıllarda tanrım, başımı şu ülkeden çıkarmama yardım et, daha da bir şey istemem şekline indirgedim.
insana insan gibi davranıldığı, insanın insanca yaşayabildiği bir noktaya gidebildiğimde , gerçekten hayal kurma lüksüne sahip olabileceğime inanıyorum.
en büyük korkum ise bu ülkeden gidemeden hayatımın son bulma ihtimalidir.
hayallerin kurulması çocukluğumuzda başlar ve sınırsızdır. yaş aldıkça gerçekleri kavrarız ve bunlar evrensel gerçekler değil, toplumun bize dayattığı gerçeklerdir. cesaretimiz yavaş yavaş kırılılır, toplum anlaşmış gibi el birliği ile kırar.
benim en büyük engelim, ne yazık ki yaşadığım ülkede kadın olmaktır. kimse bana maval okumasın.
eylemlerimle hayallerimin arasına toplumun dayatlamalarına ek olarak ekonomik şartlar koca bir duvar örüyor. dünyada kripto para ile uğraşan üçüncü ülkeyiz. bunların çoğu günü kurtarmak için kısa vadeli uğraşılardır.
adalet, hak, hukuk mücadeleleri de cabası. hayal kurmaya vaktimiz yok ki!!!
her doğum günümde dilek tutma hakkımı '' tanrım, sene boyunca dileyeceğim bütün dilekleri gerçekleştir'' şeklinde kullanırdım. son yıllarda tanrım, başımı şu ülkeden çıkarmama yardım et, daha da bir şey istemem şekline indirgedim.
insana insan gibi davranıldığı, insanın insanca yaşayabildiği bir noktaya gidebildiğimde , gerçekten hayal kurma lüksüne sahip olabileceğime inanıyorum.
en büyük korkum ise bu ülkeden gidemeden hayatımın son bulma ihtimalidir.
devamını gör...

