birkaç saat öncesine kadar kesinlikle desteklediğim kampanya idi. fakat artık desteklemiyorum. sözlük dedik, tanım dedik, bilgi içersin dedik ve yazılarımızı en doğru bilgilerle, en yalın haliyle sunmaya çalıştık. sadece 1 tane tanım için 3 makale, 6 tane bilim dergisi okudum ve sonunda istediğim gibi bir tanım çıkaramayınca paylaşmaktan geri durdum. çünkü biliyorum ki bir anlam ifade etmeyecek.
ayrıca bilgi içeren, formata uyan, beğendiğiniz tanımları ne kadar artılıyorsunuz ki beğenmediklerinizi ya da formata uymayanları eksilemek için buton istiyorsunuz? eksileme ihtiyacı duyduğunuzda bir başkasının fikri üzerinde fikrinizi belirtmek yerine yeni bir tanımda "kendi" fikrinizi yazabilirsiniz. eminim ki, sözlük böyle daha güzel olacaktır.
tavrımı gereksiz ya da fazla bulacak yazarlarımızdan ricam meja kullanıcı adlı yazarımızın tanımlarına bir göz gezdirmeleri. sayın yazar çok güzel bir dille tanımlar yazıyor, emek ayırıyor fakat tanım başı artı sayısı* 1,15. sizce bu sayı bu yazarımız için yeterli mi?
devamını gör...

bence şimdi sen de herkes gibisin şiirinde nazım hikmet bunun belki de en ağırlarından birini yapmıştır ama kimi kaynaklarda va nu ( vala nurettin) için kimi kaynaklarda necip fazıl için yazıldığı söylenen sen şiiri vardır ki tek bir küfür bile içermemesine rağmen insanı suratının ortasına sert bir yumruk yemiş gibi çarpar. bir provokatör üstünde hiciv denemeleri'ni okuduktan sonra peyami safa'nın suratını ise hayal dahi etmek istemiyorum ben insan içine çıkamazdım utancımdan*. yani özetle nazım hikmet çok aranızı bozmak isteyeceğiniz bir insan değilmiş ama neyzen tevfik gerçeğini de es geçmemek gerek.

kime sordumsa seni doğru cevap vermediler;
kimi hırsız, kimi alçak, kimi deyyus! dediler…
künyeni almak için, partiye ettim telefon:
bizdeki kayda göre, şimdi o meb’us dediler!.
neyzen tevfik

o kadar nazım hikmet diyip o şiirlerden alıntı bırakmamak ayıp olur.

bir provokatör üstünde hiciv denemeleri

bir düşün oğlum,
bir düşün ey yetimi safa
bir düşün ki, son defa
anlıyabilesin :
sen bu kavgada
bir nokta bile değil,
bir küçük, eğri virgül,
bir zavallı vesilesin!..
ben, kızabilir miyim sana?
sen de bilirsin ki, benim âdetim değildir
bir posta tatarına
bir emir kuluna sövmek,
efendisine kızıp
uşağını dövmek!.
sen de bilirsin ki, jurnal esnafı, senin gibiler
tutulup kulaklarından birer birer
teşhir edilirler..
ben, sadece söküp
bir fitnenin otuz iki dişini,
ve babıâli kaldırımlarına döküp
geleceğini, geçmişini
aldım omuzuma işte bu teşhir işini....



sen
sana gelince, sen o günleri -
kendi oğluyla yatan,
kızlarının körpe etini satan
bir ana gibi satıyorsun!.
satıyorsun:
günde on kaat,
bir çift rugan pabuç,
sıcak bir döşek
ve üç yüz papellik rahat
için...
en güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
biri sensin,
biri o,
biri ötekisi...
kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi...
sana gelince...
ne ben sezarım,
ne de sen brütüssün...
ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
artık seninle biz,
düşman bile değiliz.



bence sen de herkes gibisin

büsbütün unuttum seni eminim
maziye karıştı şimdi yeminim
kalbimde senin için yok bile kinim
bence sen de şimdi herkes gibisin
devamını gör...

"şunu iyi bil ana, insanlar korktukça bataklık içinde çürüyen ağaçlar gibi ölüp, yok olurlar."
gorki-ana
devamını gör...

bana göre türkiyedeki en iyi rap sanatçılarından biridir; arkadaşları onu, çok iyi bir şairdir diye tanımlarlar.
popüler olayım gibi bi kaygı gütmeden sadece müziğini yapma derdindedir.
mükemmel söz yazar, bazı sevdiği sözleri farklı şarkılarda kullanmak gibi hoş bi özelliği vardır.
kelime oyunlarını sever. *
enstrumental parçaları çok başarılıdır.
devamını gör...

yerli ve milli.
devamını gör...

iki tanesini bırakayım buraya.
- evde yapmayacağın hiçbir şeyi dışarıda yapma. (yere sigara söndürmek, yere tükürmek vb.)
- tanımadığın kimsenin yanında meyve, sebze soyma. (ince soyduysan pinti görür, kalın soyduysan müsrif görür)
devamını gör...

el öpmek. hadi öptün neden başını koyuyorsun? şükür virüs başladığından beri kurtulduk.
devamını gör...

içerisinde kurgu ırklar, diyarlar, genellikle sihir ve büyünün bulunduğu, birçok konunun gerçek hayata paralel olarak işlendiği zor bir yazın türüdür.

#38588 şeklinde bu edebiyat türünü tanımlayanlar, hayal gücünden yoksun, düşünüp üretemeyen ve en önemlisi her şeyin merkezine parayı koymuş, yaşamını bu yolda heba edenlerdir. kendilerinin fantastik edebiyat türünden anlamasını beklemek abesle iştigaldir. toplum içinde bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan insanlar şeklinde tanımlanırlar.

sadece tolkien - yüzüklerin efendisi ekseninde bu dünyayı tanımlamaya kalkmak, resimden ve ressamdan bahsederken bir tek mona lisa konuşmaktır.

bu türün önemli yazarları arasında ursula le guin, r.a. salvatore, david edding, terry brooks, brandon sanderson, george r.r. martin, raymond e. feist, patrick rothfuss, terry pratchett, tracy hickman, margaret weis, nail gaiman, scott lynch gibi isimler vardır.

üstelik bu isimlerden bazıları sir ünvanı ile onurlandırılmıştır.

kaçış edebiyatı olduğu bir noktada doğrudur. ancak hangi roman, hangi öykü, hangi şiir ya da sanatın hangi dalı sizi içinde bulunduğunuz ortamdan, duygusal durumunuzdan ya da o anki sıkıntılı halinizden uzaklaştırmıyor? insanların sanata ve edebiyata yönelmesinin tek sebebi, gerçekliği dibine kadar yaşamak istemesi midir?

iyi ki kitaplar var.
devamını gör...

akista bilgi içerikli tanım aramaya son, güzel özellik. şimdi bilgi içerikli tanım yazma vakti. bir tanım yazmak 30 saatimi alıyor ama olsun.
devamını gör...

burayı ele geçirme çalışmalarım son gaz devam ediyor. bugün uyanıp biraz kendi kendime reggae çaldıktan sonra, neden bir kaçak yayınla radyo dinleyicilerinin de kulaklarına farklı tonlar katmayayım diye düşünüp, baskın basanındır diyerek bir anda yayına girme kararı aldım.

benim için biraz radyo software'ine ısınma turu olacak olan yayında az konuşup* sizlere bol bol rastalılık tattıracağım. malesef bu yayında robnaja'nın kahkahası sizlerle olamayacak, eğer uygun olursa ve ben ses ayarlarını yapabilirsem belki minik bir sürpriz olabilir ama o güzel kahkahalar için pazartesiyi iple çekmeniz gerekecek gibi görünüyor.

15:30'da baskın için hazırım. kahvemi içip geliyorum, dinleyecek olanlara şimdiden bol keyif ve özür dileyerekten.
devamını gör...

şekere artık uyuşturucu muamelesi yapıldığından dolayı gizlice atıyorum. yakalanırsam şifa sadece içicinin diyorum.
devamını gör...

girdiği tanımlarla hayat dolu birisi olduğunu düşündüğüm ve beğenerek takip ettiğim kıymetli bir yazar.
devamını gör...

gemi, sahil, pusula, deniz, hedef...
hepimizin ruh halini bu gibi denizci tabirleri ile anlatabiliriz sanırım.

aylar, günler, haftalar...
yıllar hatta,
sanki hiçbiri birbirine benzemiyor,
sanki her an her şey değişecekmiş gibi,
sanki de hiçbir şey değişmeyecekmiş gibi.

bir bakmışsın en şiddetli dalgalar üzerine üzerine geliyor,
diyorsun ki işte şimdi battık!
bütün gemi okyanusun sularıyla bütünleşiyor,
ama batmıyor.
sen de ne hissedeceğini şaşırıyorsun.
"batsa iyiydi, ama batmadığına da şükür!"

sonra zaman geçiyor senin o dalga zannettiğin şey,
sana artık dalga gibi gelmiyor.
sonra diyorsun ki: evet bu geminin kaptanı benim!

o an için öyle düşünüyorsun.
sonra farklı bir dalga geliyor.
bu sefer tekrar alabora olma tehlikesi yaşıyorsun.
dertler bitmiyor yani.
ama zamanla daha iyi bir kaptan oluyorsun,
galiba.

yok yahu! yine de zor iş bu kaptanlık!
idare etmek, rota çizmek,
doğru yolu bulmaya çalışmak...

ne olurdu şöyle bulutlar gibi süzülsek...

neyse yeter bu kadar metafor.
bir rota çizildi: market.
devamını gör...

(bkz: darth vader)
devamını gör...

geldikleri yerlere göre daha sıcak olan rüzgarlardır. (bkz: föhn) rüzgarı hariç enlem ve sıcaklık ilişkisine dayanırlar. 5 tanedirler:

1)(bkz: sirocco).

2) (bkz: hamsin).

3) (bkz: keşişleme).

4) (bkz: lodos).

5) (bkz: föhn).
devamını gör...

öncelikle bütün genellemelerin aptalca olduğunu kabullenerek başlayalım. "z kuşağı akıllıdır", "y kuşağı gerizekalıdır", "x kuşağı gün görmemiş dinazorlardır" vs. gibi genellemelerin doğru olamayacağı çok açık. her kuşaktan, her yaştan; akıllı, sağduyulu, özgüvenli, ileri görüşlü ve akla gelebilecek diğer bütün iyi niteliklere sahip insanlar çıkabilir, çıkmıştır ve çıkacaktır da. burada önemli olan, her yeni nesille birlikte daha çok kaliteli insanı çıkarabilmektir.

şimdi bu kabullenmenin ardından, müsaadenizle, son zamanlarda çok gördüğüm "bizi kurtarırsa z kuşağı kurtaracak" söylemlerine bir çift kelamım var: o kadar da emin olmayın.

geçenlerde (bayağı da geçti aslında) twitter'da gezinirken, ara sıra gündeme gelen "okullar yüz yüze eğitime açılsın" hashtag'lerinden birine rast geldim. dedim bakayım. ne gördüm? artvin çoruh üniversitesi'nde* edebiyat öğretmenliği okuyan bir genç kızın "okulları açmazsanız intihar edeceğiz yeter artık" minvalinde bir şeyler yazdığını.

bundan sonra bu genç kızımıza misalen ayşe diyelim ve şimdi basit bir çok yönlü düşünme icra edelim:

ayşe, akademik anlamda hiçbir niteliği olmayan, bir paçavra taşra üniversitesinde* okuyor. bölümünün, sonradan yapacağı staj harici*, hiçbir uygulamalı dersi yok. bir laboratuvar gereksinimi yok. herhangi bir anlık hocaya danışma ihtiyacı yok. derslerinin tamamı sözel dersler. ve bunları alırken ihtiyacı olan her şey ona uzaktan eğitim aracılığıyla da gayet sunulabilir. lütfen kimse "uzaktan eğitim yüz yüze eğitimin yerini tutmuyor ama ühühü" demesin, edebiyat öğretmenliğinden ve zaten vasat bir okuldan bahsediyoruz, kalbinizi kırarım.

artık bu gerçekleri kabullendiğimizde, meselenin eğitimle uzaktan yakından alakası olmadığını herhalde çok iyi anlıyoruz. asıl sorunu direkt cinsel ihtiyaçlara, libidoya yoran çok fazla insan gördüm ama yine genellemelerden uzak tutalım kendimizi madem. ve olası gerekçeler sunalım:

1. ayşe gerçekten de sevgilisini özlemiş olabilir.
2. ayşe arkadaşlarını özlemiş olabilir.
3. ayşe okuduğu şehri* özlemiş olabilir.
4. ayşe aile evinde kalmaktan sıkılmış olabilir.
5. ayşe olası muhafazakar ailesinin söylemlerinden sıkılmış olabilir.

ya da bütün bunların hepsi de olabilir. herhalde bu kadar yeterli. gerekçeler çoğaltılabilir de ama önem seviyesinin çok da yükseleceğini zannetmiyorum. şimdi, bütün bu gerekçeler aklımızdayken, şöyle bir düşünelim:

artvin çoruh üniversitesi'nde; çevre illerden, oradan buradan, tahminen 20 farklı şehirden öğrenci okuyor. bakın daha farklı farklı ilçeleri, yerleşim birimlerini falan dahil etmedik bile. bu kadar geniş bir skaladan muhakkak hasta ya da taşıyıcı olan da çıkacaktır, burası kesin. taşra üniversitelerinin hocalarının devam zorunluluğu saçmalığı da malum, o öğrenciler seve seve artvin'e gidecekler. artvin'de yalnızca okuldaki diğer öğrencilerle değil; esnafı, memuru bilmemnesi derken şehrin yerlisiyle de haşır neşir olacaklar. peki bu ne demek? şehirde sil baştan bir salgın demek. ihtimali yok.

hadi diyelim ki bütün öğrenciler şehirden ve yerlisinden kendilerini uzak tuttular ve sadece okula gidip geldiler. o halde, kaba bir hesapla devam edelim:

artvin çoruh üniversitesi'nde, kendi rakamlarına göre, 900 küsür personel görev yapıyor. ve 11 bin de öğrencileri var. yuvarlayalım, 12 bin insan diyelim. bu cepte. covid-19 pandemisi nedeniyle şimdiye kadar 105 milyon küsür insan hastalanmış ve 2 milyon küsür insan da ölmüş. yaklaşık olarak, tekrar ediyorum ki oldukça kaba bir hesapla elbette, %2 gibi bir ölüm oranına ulaşıyoruz. şimdi bu rakamları açü'ye uyarlayalım.

dedik ya, o okulda kesinlikle bir salgın görülecek. diyelim ki yine erken davranıldı, okul erkenden kapatıldı ve öğrencilerin yalnızca yarısı hasta olmakla kaldı. bu ihtimalde 120 kişi ölecek. ama okullar bir daha açıldı mı kapatılması gibi bir lüksü yok kimsenin, kelimenin tam anlamıyla rezalet olur çünkü. bu ne demek? yalnızca okuldan 240 kişinin ölmesi demek.

peki, yukarıdaki aşırı iyimser tahmine uygun olarak, o öğrenciler kendilerini yerli halktan sakınacak mı? hepimiz biliyoruz ki, hayır. ne kadar iyimser olursak olalım o şehirde salgın, 2020 mart'ına benzer şekilde, hatta öğrenciler gidip gelmiş olacakları için daha da fazla sayılarla yeniden görülecek.

şimdi, bir "neydik ne olduk?" ve sonuçlamaya girişelim. ayşe yalnızca ve yalnızca özlediği, sıkıldığı ya da bunaldığı için en iyi ihtimalle 120 kişi ölecek. peki, bir z kuşağı temsilcisi olarak akıllı olduğu iddia edilen ayşe, insanları intiharla tehdit ettiği iğrenç tweet'ini atmadan önce bunları düşünebildi mi? hayır. bir insanın intihar edebilmesi bu kadar kolay mı? hayır. peki bu söylem, neresinden tutsanız elinizde kalacak çirkin, iğrenç ve aptal bir söylem mi? evet.

bakın hepimiz kabulleniyoruz, insanlar sosyal canlılardır. bu salgının ve eve kapanma döneminin insanların psikolojisinde derin yaralar bıraktığı ve bırakacağı da çok açık. fakat herkesin kendi kişisel özgürlüklerinden feragat ettiği bu dönemde, "kişisel özgürlük" adı altında insanların hayatlarına kastedebilmek akıllı bir insanın yapacağı iş değildir. bir de, rica ediyorum "ama miting yapıyorlar ühühü" falan da demeyin. bir yanlışın, başka bir yanlışın da yapılabileceği anlamına gelmediğini çoktan öğrenmiş, kavramış ve benimsemiş olmalısınız.

her neyse. uzun lafın kısası, kuşaklar değil bazı insanlar akıllıdır. aptal yine aptaldır ve aptal kalacaktır. en güzel tatlı da tulumba tatlısıdır. aksini iddia eden de damaksızdır.**
devamını gör...

kişinin her ne olursa olsun hayata karşı duruşunu ortaya koyan seçiminin
tecelli ettiği ömürlük ruh hali.
yaşam mottom olan (bkz: caps).
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tesadüf yoktur; tevafuk vardır!

ben de tesadüfe inanmayanlardanım.
devamını gör...

acayip derecede başlık çöplüğü oluştu. çok nadir doluyor başlıklar. yazılabilir kaliteli başlıklar sol framede kayboluyo bunun sebebi de bir tanım girilen başlık kaynaması. rastgele kısmından entry giriyorum ben artık. adam akıllı dolmuyor başlıklar zaten.
devamını gör...

zıt kutuplar sataşmadan tartışabilinsin isterim. he beceremiyorsanız da herkes kendi “timeline”nını* oluşturabiliyorken bunca strese gerek yok vatandaşlar. akışta denk düşerseniz de gözlerinizi yumun ve scroll yapıverin. herkesin ne paylaşacağına da biz karar vermeyelim bi zahmet. *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim