habertürk sunucusunun işçiye tokat atması
çalışanın yerinde olsaydım ben de ona kafa atardım...
savunmam da şu olurdu, ağırıma gitti. kendimi tutamadım. bir anda böyle bir tepki verdim.
ama öyle bir kafa atmak değil. öylesine bir kafa geçirirdim ki, o puştu oturduğu koltuktan 2 saat kaldıramazlardı. gözünü belki hastanede bile açamazdı bir daha...
gençlerimiz kendilerini ezdiriyorlar. sokayım işine de parasına da.. ekerim biçerim yine karnım doyar. bu kölelik ne be abicim!
muharrem'in narin narin konuşmaya kaldığı yerden devam etmesi, fatma şahin'in de hiçbir şey olmamış gibi konuşması...
fatma şahin hanım! sen koskoca yetkileri olan bir insansın. ne yapıyorsunuz muharrem bey! çabuk kendinize gelin ve çalışanınızdan özür dileyin ve bu röportaja da burada son veriyoruz. diye saydırması gerekirdi...
bu herifin işine son verilmesi gerekiyor.
savunmam da şu olurdu, ağırıma gitti. kendimi tutamadım. bir anda böyle bir tepki verdim.
ama öyle bir kafa atmak değil. öylesine bir kafa geçirirdim ki, o puştu oturduğu koltuktan 2 saat kaldıramazlardı. gözünü belki hastanede bile açamazdı bir daha...
gençlerimiz kendilerini ezdiriyorlar. sokayım işine de parasına da.. ekerim biçerim yine karnım doyar. bu kölelik ne be abicim!
muharrem'in narin narin konuşmaya kaldığı yerden devam etmesi, fatma şahin'in de hiçbir şey olmamış gibi konuşması...
fatma şahin hanım! sen koskoca yetkileri olan bir insansın. ne yapıyorsunuz muharrem bey! çabuk kendinize gelin ve çalışanınızdan özür dileyin ve bu röportaja da burada son veriyoruz. diye saydırması gerekirdi...
bu herifin işine son verilmesi gerekiyor.
devamını gör...
tüm gününü normal sözlük’te geçirmek
ilk günler yaptığım ve şu anda da yaptığım sanılsa da aslında yapmadığım şey.
sabah kalkınca bir bakıyorum sözlüğe. sonra pc'de başka şeylere dalıyorum ama sekme açık kalıyor tarayıcıda. arada okuyup yazıyorum da ama bazen unutuyorum sözlüğün açık olduğunu orada. pc başından kalkıyorum, başka işler yapıyorum, dışarıya çıktığım bile oluyor. dönüşte bakıyorum ki sözlük açık. yani bazı günler sürekli online görünsem de aslında burada değilim.
ben aslında yoğuuuum...
sabah kalkınca bir bakıyorum sözlüğe. sonra pc'de başka şeylere dalıyorum ama sekme açık kalıyor tarayıcıda. arada okuyup yazıyorum da ama bazen unutuyorum sözlüğün açık olduğunu orada. pc başından kalkıyorum, başka işler yapıyorum, dışarıya çıktığım bile oluyor. dönüşte bakıyorum ki sözlük açık. yani bazı günler sürekli online görünsem de aslında burada değilim.
ben aslında yoğuuuum...
devamını gör...
nefret ile yaşayan insan
hayatımda bir defa hissettiğim, beni çok yıpratmış olan şeydir.
herkeste vardır nefret ama fazlası insanı eritir, yok eder.
hani derler ya sevgi zayıflıktır diye, asıl nefrettir o sizi zayıflatan.
arınmak için kendinizi veya malum kişiyi affetmek çok önemlidir.
en başta cehennem gibidir fakat zamanla ruhunuzu hafiflettiğini fark edeceksinizdir.
herkeste vardır nefret ama fazlası insanı eritir, yok eder.
hani derler ya sevgi zayıflıktır diye, asıl nefrettir o sizi zayıflatan.
arınmak için kendinizi veya malum kişiyi affetmek çok önemlidir.
en başta cehennem gibidir fakat zamanla ruhunuzu hafiflettiğini fark edeceksinizdir.
devamını gör...
küşleme
zor bulunan bir ettir. kuzunun sırt kısmında bulunan bonfilesidir.
küşlemeyi kalın jülyen şeklinde doğrarız ardında bir kap içine koyarız. kabın içine süt, tuz ve kabuğu soyulmamış sarımsakları ezerek atarız.
1 gün beklettikten sonra harlı bir ateşte en fazla 1 - 1.5 dk çevirerek pişiririz. ben az pişmiş tercih ederim doğal olarak ama zevke göre pişirilebilir. servis ederken de tane kekik ile tabaklanır. yanında da taneli hardal varsa güzel bir lezzet sizi bekliyor demektir.
afiyet olsun...
küşlemeyi kalın jülyen şeklinde doğrarız ardında bir kap içine koyarız. kabın içine süt, tuz ve kabuğu soyulmamış sarımsakları ezerek atarız.
1 gün beklettikten sonra harlı bir ateşte en fazla 1 - 1.5 dk çevirerek pişiririz. ben az pişmiş tercih ederim doğal olarak ama zevke göre pişirilebilir. servis ederken de tane kekik ile tabaklanır. yanında da taneli hardal varsa güzel bir lezzet sizi bekliyor demektir.
afiyet olsun...
devamını gör...
güne bir şiir bırak
bir zamanlar okumuş olduğunuz kitapları özlersiniz
sıcak odaları, beyaz temiz yastıkları
ahşap panjurları
yaz bitti
bitmeyen şeyler kaldı geride
yaz bitti
yaz bitti
yüksek sesle söylüyorum bunu kendime
her yerde söylendiği gibi
yaz bitti
yaz bitti
hiç bir şey hiç bir şey
hiç bir şey
yalnızca üşüyorum şimdi…
murathan mungan - yaz bitti
bu şiiri, benim gibi murathan mungan’ı ve şiirleri çok seven; şiir gibi yüreği güzel olan, okudukça güzelleşen bir insana armağan etmek istiyorum. o kendini biliyordur nasıl olsa, biliyorsun değil mi?*
devamını gör...
dil
>dil (organ)
>dil (lisan)
>tdk'ya göre farsça gönül, yürek demektir.
bazı dil bilimcilere göre eski toplumlar hakkında tahmin edilenden çok daha fazla bilgi veren anlaşma yöntemidir. kaynağı hatırlayamamakla birlikte toplumlarda özellikle de eski toplumlarda en çok telaffuz edilen kelimeler genelde kısa (az harfli) ve/veya kolay telaffuzlu olurdu.
-ana,
-ata,
-su,aş,
- ya da türkçe'deki kişi ve/veya işaret zamirleri,
-ova,
-ada,
-kan,
-at,et,
-al, ak, kara,
-şen/şan/ün,
-han, kaan,
-han/hane, ev
-ulu, kut, vb...
elbette buradaki ölçüt en azından bilindiği kadarıyla öz türkçe olmasıdır. dolayısıyla türkler'in göçebelik, aile vb. ya da iktidara bakışları üzerine görece bilgi edinmek görece mümkündür.
daha da enteresanı her ne kadar tdk en azından sözlüğünde tanımlamasa da türkçe'de anti/a ekleri vardır. mesela?
eylemlere, me/ma ya da meme/mama ekleri getirilerek anti-tersi anlamı ekler. elbettte her me/ma/meme/memek bu anlama gelmeye de bilir ancak
ör:
yap->-/+
yapma->+/-
yapmama(n/k/sı..)->+/-
et->-/+
etme->+/-
etmeme(n/k/si..)->-/+
+/- yazmanın sebebi ise eylemden önce gelen kelime olumsuzsa eylem olumsuz, tersinde de olumlu olur.
-yemek yaptım ya da tembellik yaptım. gibi..
dahası ingilizce öğrenirken bize hep denen ingilizce'de: özne+yüklem+nesne+belirteç+zaman şeklindeyken türkçe de özne .... yüklemdir. yani işi yapanlar ortakken ingiliz eylemi ortaya koyup sonrasında açıklıyor. biz ise tersine özneyi belirtip diğer detayları verip en son eylemi söylüyoruz. yani yabancılar gibi olanı önce değil en son söylüyoruz..yani biz işi yapanı, sonrasında olanları ve en sonunda da işi(eylemi) söylüyoruz. ingilzce de yapan ve iş sonrasında olanları veriyor. bu açıdan ingilize kıyasla işi uzatıyoruz. bu açıdan da lafı uzatmayı secdiğimiz ya da işin olup-olmadığındansa önceliğimiz işin nasıl olduğu çıkarımı yapılabilir. ve bu durum tdk'nın mı müdahalesi yoksa eskiden beri mi bilmemekle birlikte bu duruma ilk getiren/lerin aklı.
edit: bu kısaltma ile çok kullanım arasındaki bağ çok mu ütopik geldi? hâlâ yapıyoruz.. mustafa'yı musti, mehmet ali'yi mali, mehmet'i memo vb.. kısaltmaları samimi olduklarımıza karşı hâlâ kullanmıyormuyuz?
>dil (lisan)
>tdk'ya göre farsça gönül, yürek demektir.
bazı dil bilimcilere göre eski toplumlar hakkında tahmin edilenden çok daha fazla bilgi veren anlaşma yöntemidir. kaynağı hatırlayamamakla birlikte toplumlarda özellikle de eski toplumlarda en çok telaffuz edilen kelimeler genelde kısa (az harfli) ve/veya kolay telaffuzlu olurdu.
-ana,
-ata,
-su,aş,
- ya da türkçe'deki kişi ve/veya işaret zamirleri,
-ova,
-ada,
-kan,
-at,et,
-al, ak, kara,
-şen/şan/ün,
-han, kaan,
-han/hane, ev
-ulu, kut, vb...
elbette buradaki ölçüt en azından bilindiği kadarıyla öz türkçe olmasıdır. dolayısıyla türkler'in göçebelik, aile vb. ya da iktidara bakışları üzerine görece bilgi edinmek görece mümkündür.
daha da enteresanı her ne kadar tdk en azından sözlüğünde tanımlamasa da türkçe'de anti/a ekleri vardır. mesela?
eylemlere, me/ma ya da meme/mama ekleri getirilerek anti-tersi anlamı ekler. elbettte her me/ma/meme/memek bu anlama gelmeye de bilir ancak
ör:
yap->-/+
yapma->+/-
yapmama(n/k/sı..)->+/-
et->-/+
etme->+/-
etmeme(n/k/si..)->-/+
+/- yazmanın sebebi ise eylemden önce gelen kelime olumsuzsa eylem olumsuz, tersinde de olumlu olur.
-yemek yaptım ya da tembellik yaptım. gibi..
dahası ingilizce öğrenirken bize hep denen ingilizce'de: özne+yüklem+nesne+belirteç+zaman şeklindeyken türkçe de özne .... yüklemdir. yani işi yapanlar ortakken ingiliz eylemi ortaya koyup sonrasında açıklıyor. biz ise tersine özneyi belirtip diğer detayları verip en son eylemi söylüyoruz. yani yabancılar gibi olanı önce değil en son söylüyoruz..yani biz işi yapanı, sonrasında olanları ve en sonunda da işi(eylemi) söylüyoruz. ingilzce de yapan ve iş sonrasında olanları veriyor. bu açıdan ingilize kıyasla işi uzatıyoruz. bu açıdan da lafı uzatmayı secdiğimiz ya da işin olup-olmadığındansa önceliğimiz işin nasıl olduğu çıkarımı yapılabilir. ve bu durum tdk'nın mı müdahalesi yoksa eskiden beri mi bilmemekle birlikte bu duruma ilk getiren/lerin aklı.
edit: bu kısaltma ile çok kullanım arasındaki bağ çok mu ütopik geldi? hâlâ yapıyoruz.. mustafa'yı musti, mehmet ali'yi mali, mehmet'i memo vb.. kısaltmaları samimi olduklarımıza karşı hâlâ kullanmıyormuyuz?
devamını gör...
hayatın bir renk olsa olacağı renk
gokkusagi olurdu..
rengarenk..
rengarenk..
devamını gör...
30 nisan 2022 bağdat caddesindeki olaylar
trabzon'a gidince kurşun mu sıktılar diyecekmişiz... arkadaşlar halis mi görüyorum yoksa bu yazı gerçek mi? fenerbahçe otobüsüne kurşun atılalı 8 sene oldu ve failleri saklanıyor. asıl o olaylar yaşandığı için bugün bunlar yaşanıyor. sebep sonuç ilişkinize ayağımı sokayım salak herifler.
trabzon'da fener formasıyla adam gezdirmemekle övünüp cadde'de kutlama yapmaya kalkışmak nasıl iki yüzlülüktür? fenerbahçe taraftarı kalesini savunuyor. chelsea, liverpool, milan, porto, napoli tribünlerinin yaptığı gibi. hayatında tribün nedir bilmeyen, bu kültüre uzak tiplerin "en medeni benim" adlı yarışmasına kaba etimle gülüyorum. bunlar her avrupa ülkesinde olan ve gerizekalı olmayanların bildiği, yazılı olmayan kurallardır. siz hangi gs, bjk şampiyonluğunda caddede kutlamaya izin verildiğini gördünüz? salak olmayan, bu kültüre saygısı olan hiç kimse böyle bir şeye kalkışmaz zaten.
"bize her trabzon" şımarıklığının bizi getirdiği nokta bu. hayır kardeşim size her yer trabzon değil. gidin köyünüzde yapın kutlamanızı. öyle bir şımartılma ki bu, maçlarını 4 bakan izlemeye gelir, maç bitmeden taraftarı sahayı basar, sahayı basan taraftar rakip kaleciyi yumruklar, takımı geri çekmek isteyen rakip teknik direktör engellenir...
fenerbahçe taraftarını, bu şımarıklığa dur dedikleri için kutlarım. bugün cadde'de kutlamaya göz yumarsın yarın gelir stadın yanında kutlamak ister. adamların olayı, trabzonlu oldukları için dilediklerini yapma zorbalığını kendilerinde hak bilmeleri. dur diyen olmayınca çünkü normaldir bu davranış. yüz verirsin ayıya gelir sıçar halıya.
yallah doğu karadeniz'e.
trabzon'da fener formasıyla adam gezdirmemekle övünüp cadde'de kutlama yapmaya kalkışmak nasıl iki yüzlülüktür? fenerbahçe taraftarı kalesini savunuyor. chelsea, liverpool, milan, porto, napoli tribünlerinin yaptığı gibi. hayatında tribün nedir bilmeyen, bu kültüre uzak tiplerin "en medeni benim" adlı yarışmasına kaba etimle gülüyorum. bunlar her avrupa ülkesinde olan ve gerizekalı olmayanların bildiği, yazılı olmayan kurallardır. siz hangi gs, bjk şampiyonluğunda caddede kutlamaya izin verildiğini gördünüz? salak olmayan, bu kültüre saygısı olan hiç kimse böyle bir şeye kalkışmaz zaten.
"bize her trabzon" şımarıklığının bizi getirdiği nokta bu. hayır kardeşim size her yer trabzon değil. gidin köyünüzde yapın kutlamanızı. öyle bir şımartılma ki bu, maçlarını 4 bakan izlemeye gelir, maç bitmeden taraftarı sahayı basar, sahayı basan taraftar rakip kaleciyi yumruklar, takımı geri çekmek isteyen rakip teknik direktör engellenir...
fenerbahçe taraftarını, bu şımarıklığa dur dedikleri için kutlarım. bugün cadde'de kutlamaya göz yumarsın yarın gelir stadın yanında kutlamak ister. adamların olayı, trabzonlu oldukları için dilediklerini yapma zorbalığını kendilerinde hak bilmeleri. dur diyen olmayınca çünkü normaldir bu davranış. yüz verirsin ayıya gelir sıçar halıya.
yallah doğu karadeniz'e.
devamını gör...
15 temmuz 2016 darbe girişimi
tek güzel getirisi, artık fetullah gülen ile ilgili espri yapabilme özgürlüğüdür. hoca bu durur mu, yapıştırmış kalkışmayı.* *
devamını gör...
tarihi şahsiyetler yazar olsa açacağı başlıklar
distopyanın gerçek olması sorunsalı
george orwell
george orwell
devamını gör...
spiral
bir defter-kitap ciltleme çeşididir.
telli defter dediğimiz şey aslında spiralli defterdir.
kullanım açısından rahatlık sağlar.
telli defter dediğimiz şey aslında spiralli defterdir.
kullanım açısından rahatlık sağlar.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
az önce bir hanım ile muhabbet etme girişiminde bulundum ve sanırım reddedildim.
devamını gör...
köpektapar
dünyaya bir katkısı olmayan kişilerin, hayvan severlere taktıkları lakap.
bu zihniyette olanlar köpeklere zehirli mama da verir, patilerini de keser, her şeyi yapar... hayvan vahşeti haberlerinin bir numaralı şüphelisidirler.
bu zihniyette olanlar köpeklere zehirli mama da verir, patilerini de keser, her şeyi yapar... hayvan vahşeti haberlerinin bir numaralı şüphelisidirler.
devamını gör...
cinnet geçirten yazım yanlışları
ekonomik kriz buhrana dönüştü.
kemal kılıçdaroğlu'nun yukarıdaki sözünde yaptığı yazım yanlışı. kriz ve buhran sözcükleri anlamdaş sözcükler. birincisi fransızca ikincisi de arapça kökenli. türkçe karşılığı ise bunalım. krizin büyüyüp ekonominin dara düştüğünü anlatmak için kriz buhrana dönüştü demek devrim inkilaba dönüştü demeye benzer. doğrusu olarak kriz derinleşiyor denilir.
kemal kılıçdaroğlu'nun yukarıdaki sözünde yaptığı yazım yanlışı. kriz ve buhran sözcükleri anlamdaş sözcükler. birincisi fransızca ikincisi de arapça kökenli. türkçe karşılığı ise bunalım. krizin büyüyüp ekonominin dara düştüğünü anlatmak için kriz buhrana dönüştü demek devrim inkilaba dönüştü demeye benzer. doğrusu olarak kriz derinleşiyor denilir.
devamını gör...
yazarların kimseye söyleyemediği dertleri
yazıyorum
derin derin baktı gözlerime, öyle sıcak öyle içten. elimdeki kalem deftere takıldı sonra gözleri, biraz şaşkın bir eda ile sordu;
"ne yapıyorsun?"
"yazıyorum."
"ne yazıyorsun?"
"bilmem yazıyorum işte! öyle içimden ne gelirse… aklımdan, fikrimden ne akarsa yazıyorum işte, sadece yazıyorum."
"nasıl yani? yazar değil misin?"
"bilmem, hiç düşünmedim bunu. sadece yazıyor olduğumu biliyorum. öyle zaman oluyor ki sanki o an yazı yazmasam boğulacağım, ölecek gibi oluyorum. ama yazdığım an geçiyor hepsi. yazdıkça kendimi buluyorum. satırlar, kağıtlar dinliyor beni; acılarımı, hüzünlerimi, solup giden gülüşümü dinliyorlar. hissedebiliyorum, sarılıyorlar bana. onlarla konuşmak bana çok iyi geliyor. hatta sadece kağıtlarla değil kitaplarla da konuşurum ben. çevirdiğim her sayfada mutluluğu bulurum. müziğe sarılırım, sonra her bir notasında dans eder ruhum. bir anda umulmaz bir canlılık gelir bana. içimdeki küçük çocuk şenlenir bir anda."
bir an baktı öyle yüzüme boş boş, "deli sandı galiba beni," diye düşündüm içimden. sustu, ben de sustum. sadece baktık öyle birbirimize. acaba ne geçiyordu şu an aklından?
~
öylece bakakalmış, konuşurkenki ses tonuna takılmıştım. söyledikleri alıp götürmüştü beni buralardan. bir insan ancak bu kadar güzel anlatabilirdi duygularını. o an sımsıkı sarmak geldi içimden onu; ellerini tutup gözlerine bakmak sonra daha da sıkı sarılmak hiç konuşmadan. ona burada yanında olacağımı söylemek geldi içimden. ama yapamadım. çünkü o çoktan kaçmıştı insanlardan, soyutlamıştı kendini. sığınacak bir limanı vardı onun. kendini seviyordu ve en önemlisi insanlardan bir beklentisi yoktu. gözlerinin içi gülüyordu konuşurken. bazen melankolik bir havaya bürünüyordu ama anlıyordunuz hemen. o gülüşün arkasında saklı olanlara gıpta etmiştim. ona bakarken "bir insan ancak bu kadar güçlü olabilir!" diye düşündüm. onu anlamak için konuşmasını dinlemek şart değildi aslında, uzaklara dalan hülyalı bakışlarını yakalamak yeterliydi. sonra istemsizce, içindeki o küçük kız çocuğuna bir sevgi duyuyordu insan ve o anda başlıyordunuz onun için okumaya, ardından sesindeki melodiye takılıp kalıyordunuz.
*
sozumoki.com(havinmohul)
devamını gör...
beni kırdığın için özür dilerim
beni kırma imkanını sana verdiğim için
kendimden özür dilerim.
kendimden özür dilerim.
devamını gör...



