sabah sigarası
sabahları uyandığında ilk içilen sigaranın tadı bana göre tüm gün diğer içilen dallardan daha zevklidir. bedenimde resmen bir mutluluk hissi olur, gün içerisinde zaman zaman peş peşe yakılan sigaraların aksine sabah sigarasının o muhteşem tadının nedeni saatler sonra içildiği içindir tahminimce. bir de öğlene kadar uyuduysan elin ayağın titreyerek içersin sigarayı bunun zevkini hiçbir şeye değişmem.
devamını gör...
acaba sadece bana mı oluyor diye düşünülen şeyler
şarkı çalarken kulaklığı kulaktan çıkarınca şarkının duyulabilen son kısmının sanki ağır çekimde söyleniyor gibi işitilmesi.
salt bana özgü bişiyse benim telefon kafa buluyor da olabilir, çünkü her seferde yaşıyorum bunu
salt bana özgü bişiyse benim telefon kafa buluyor da olabilir, çünkü her seferde yaşıyorum bunu
devamını gör...
tanrı'nın size verdiği en önemli yetenek
sanırım güleçliğim ve içimden geldiği gibi konuşmam /davranmam. benimle konuşanlar iyi bilir bunu. bir de kötü olaylara karşı inanılmaz sabırlıyım..
devamını gör...
utangaç balıklar için buzlu camdan akvaryum
(bkz: m.kutlukhan perker) tarafından yazılan şiir. normalde şiiri pek sevmeyen bünyemi ilk okuduğum anda etkisine aldı, bu başlığı açıyor olmam anonimliğime zeval getirme ihtimali taşısa da siz de okuyun isterim.
bir mucize olsa da geri dönsen
yine sabah uyanınca ağzıma girse saçların
yan yatarak dönsek birbirimize.
üşümüş ayaklarını, bacaklarımın arasına yerleştirsen.
şaklaban olsa gözlerin.
kapı çalmasın diye dua etsen, ellerini kaldırıp göğe.
bir tek senin dua ettiğin tanrıya inanırım ben.
bir mucize olsa da geri dönsen.
sen; yatakta şımarırken, deri ceketimi giyip hafız bakkala gitsem
ekmek ve gazete almaya.
merdivenlerden inerken karate yapan çocuklara uydurma hareketler gösterip,
bunu nasıl anlatacağımı tasarlasam sana daha komik.
hava güzel çarşının içinden geçeyim.
bir dilim pasta alıp -kahvaltıda pasta seversin- sürpriz yapsam.
içerisi kalabalık. olsun, beklerim...
senin için bir tek yağ kokan bir pastanede beklerim...
bir mucize olsa da geri dönsen...
ekmekleri, gazeteleri ve bir de kısa kemıl alıp -hatırlatmadığın halde- cebime atsam...
kahvaltıdan sonra donnie brasco'yu 20. kez izlerken
eyvah sigara dediğinde gözlerin çaresiz,
hemen çıkarıp zulamdan uzatsam paketi...
sen boynuma sarıldığında ağır gibi davransam.
senin çakmağınla sigaranı yaksam, salak gibi..
hayıflansam, 'keşke zippoyu doldurtmayı unutmasaydım dün' diye.
çünkü zippoyla sigaranı yaktıktan sonra
kapatınca kapağını çıkan "çlank" sesi nasıl da katlardı karizmamı ikiye..
film başladığında warner biraderlerin amblemi görününce hep yaptığın espriyi beklesem.
sen "ben bu filmi gördüm" diyince önceden biriktirdiğim kahkahayı koyversem...
birtek senin yaptığın kötü espriye gülerim...
bir mucize olsa da geri dönsen...
yine uyanıp birbirimize anlatsak gördüğümüz rüyayı...
büyük, çok büyük bir vadinin ortasında renkli şezlonklarda otursak
anneannelerin, dedelerin kahvaltı yaptığı mutfaklarda otursak
öğle uykusundan yeni uyanmış çocuklar gibi, kemiklerimiz sıcak..
taksiye binecek paraları olduğu halde
bir tane bile geçmediği için minibüse binmek zorunda kalan insanlar gibi
hafif yan otursak.
içimizde hep bir neye niyet neye kısmet.
bir tek senin gördüğün rüyanın tabiri yok kitapta.
bir tek senin gördüğün rüyada varlığım hayra alamet.
bir mucize için boşuna bekliyorum biliyorum,
seni ben terkettim.
"ruh hastasısın sen!" diye bağırman boşuna değil.
ama yine de dua et sen bana
biliyorum benim için dua edenler çoktur.
ama bir tek senin dua ettiğin tanrıya inanırım ben.
çünkü hayvanların tanrısı yoktur.
bir mucize olsa da geri dönsen
yine sabah uyanınca ağzıma girse saçların
yan yatarak dönsek birbirimize.
üşümüş ayaklarını, bacaklarımın arasına yerleştirsen.
şaklaban olsa gözlerin.
kapı çalmasın diye dua etsen, ellerini kaldırıp göğe.
bir tek senin dua ettiğin tanrıya inanırım ben.
bir mucize olsa da geri dönsen.
sen; yatakta şımarırken, deri ceketimi giyip hafız bakkala gitsem
ekmek ve gazete almaya.
merdivenlerden inerken karate yapan çocuklara uydurma hareketler gösterip,
bunu nasıl anlatacağımı tasarlasam sana daha komik.
hava güzel çarşının içinden geçeyim.
bir dilim pasta alıp -kahvaltıda pasta seversin- sürpriz yapsam.
içerisi kalabalık. olsun, beklerim...
senin için bir tek yağ kokan bir pastanede beklerim...
bir mucize olsa da geri dönsen...
ekmekleri, gazeteleri ve bir de kısa kemıl alıp -hatırlatmadığın halde- cebime atsam...
kahvaltıdan sonra donnie brasco'yu 20. kez izlerken
eyvah sigara dediğinde gözlerin çaresiz,
hemen çıkarıp zulamdan uzatsam paketi...
sen boynuma sarıldığında ağır gibi davransam.
senin çakmağınla sigaranı yaksam, salak gibi..
hayıflansam, 'keşke zippoyu doldurtmayı unutmasaydım dün' diye.
çünkü zippoyla sigaranı yaktıktan sonra
kapatınca kapağını çıkan "çlank" sesi nasıl da katlardı karizmamı ikiye..
film başladığında warner biraderlerin amblemi görününce hep yaptığın espriyi beklesem.
sen "ben bu filmi gördüm" diyince önceden biriktirdiğim kahkahayı koyversem...
birtek senin yaptığın kötü espriye gülerim...
bir mucize olsa da geri dönsen...
yine uyanıp birbirimize anlatsak gördüğümüz rüyayı...
büyük, çok büyük bir vadinin ortasında renkli şezlonklarda otursak
anneannelerin, dedelerin kahvaltı yaptığı mutfaklarda otursak
öğle uykusundan yeni uyanmış çocuklar gibi, kemiklerimiz sıcak..
taksiye binecek paraları olduğu halde
bir tane bile geçmediği için minibüse binmek zorunda kalan insanlar gibi
hafif yan otursak.
içimizde hep bir neye niyet neye kısmet.
bir tek senin gördüğün rüyanın tabiri yok kitapta.
bir tek senin gördüğün rüyada varlığım hayra alamet.
bir mucize için boşuna bekliyorum biliyorum,
seni ben terkettim.
"ruh hastasısın sen!" diye bağırman boşuna değil.
ama yine de dua et sen bana
biliyorum benim için dua edenler çoktur.
ama bir tek senin dua ettiğin tanrıya inanırım ben.
çünkü hayvanların tanrısı yoktur.
devamını gör...
kol kesmek
eskiden hırsızlık yapan insanlara karşı uygulanan bir yaptırımdır.
hırsızlık yapan kişi hangi kolu ile hırsızlık yapmışsa o kolu kesilirmiş.
hırsızlık yapan kişi hangi kolu ile hırsızlık yapmışsa o kolu kesilirmiş.
devamını gör...
ilkay akkaya dinlemek
sesinde öyle bir şey var ki, kendisini dinletiyor, dinleyeni dinlendiriyor. çok bunaldığınız zaman bir ilkay şarkısı dinleyin. terapi gibi gelecektir.
sustum.
sustum.
devamını gör...
dün gece sözlük'ün çok eğlenceli olması
harbiden en keyif aldığım gecelerden birisiydi. bir tanıma 5 favori oy düşüyordu. akış sürekli akıyordu. rezalet espriler havada uçuşuyordu. müthiş keyifli bir geceydi.
devamını gör...
normal sözlük hikayesi
o sıra gürültüyle kapı çalmaya başladı. küfretmek yasak olmasaydı benjamin küfrü basacaktı.
devamını gör...
reşat nuri güntekin
acımak kitabını okumanızı tavsiye ederim. en sevdiğim kitapları arasındadır.
devamını gör...
eşkıya dünyaya hükümdar olmaz
atv'nin yeni sezonda yayınlamayacağı mafya dizisi.
senaryosunu, oyunculuklarını vs. bilemem. kimileri silahlardan ve çatışma sahnelerinden dolayı diziyi yadırgayabilir, anlarım... ancak atv için bu karar bir yıkımdır. altı sezondur yayınlanmasına rağmen hala reytinglerde tepeye oynayan, tv izleyicisini uzun soluklu ekrana bağlayan bir diziden bahsediyoruz. türkiye'de beş sezonun üstünde yayınlanıp izleyiciyi bu denli ekrana bağlayan dizi sayısı azdır. ek olarak edho, tahmin edileceği üzere youtube yerine televizyonda tercih ediliyor. yani dizi, reklamları izleyen, her yayın günü çayını, kahvesini, meyvesini alıp televizyonun başına kurulan ve gece 12 buçuğa kadar kanalı değiştirmeyen bir izleyici kitlesi barındırıyor. diziyi illaki youtube'dan izleyenler de vardır ancak genel izleyici portresi, hafta boyu edho ile alakalı tek kare takip etmeyip yayın gününde televizyonun başına kurulan bir kitle. günümüz televizyoncularının youtube ve dijital platformlar karşısında uğradığı hezimeti de düşünürsek, edho ulusal bir kanal için bulunmaz nimet.
atv'nin diziyi yayından kaldırmasının iki sebebi olabilir:
1 - oyuncu maaşlarının çok yüksek olması: edho, maliyetli bir dizi değil. tarihi diziler gibi herhangi bir platforma, ya da bilim kurgu dizileri gibi video efektlerine ihtiyaç duymuyor. olup olabilecek en büyük efekt, silahlardan çıkan ateşleme efekti ya da bomba/patlama efekti. bunların haricinde efekt ya da prodüksiyon olarak ağır masraflar istemiyor. ancak yapım şirketinin ya da kanalın belini kırabilecek bir alternatif var: oyuncu maaşları! türkiye'de özellikle mafya dizilerinin oyuncuları, gerçek mafya babası gibi muamele görüyor ve izleyici tarafından hürmet görüyor. mesela ilyas karakterini canlandıran ozan akbaba... kuzey güney dizisinde dakika başı kıvanç tatlıtuğ'dan dayak yiyen bir karakteri canlandırırken hiç de göz önünde değildi ve tahminimce cüzi bir ücret alıyordu. ancak bugün, sokağa çıktığında sanki bir mafya ailesinin lideriymişçesine ilgi ve hürmet görüyor.
2 - siyasi sebepler
özellikle sedat peker mevzularının patlamasının ardından, dizi pek çok insan için (dolaylı olarak da kanal için) bambaşka bir anlam ihtiva etmeye başladı. dizi bu sebeple de, büyük yerlerden gelen emirler doğrultusunda yayından kaldırılmış olabilir.
ben bir kanal sahibi olsaydım edho'nun kendi kanalımda yayınlanması için elimden geleni yapardım. izleyici kitlesinin youtube'a ve netflix gibi dijital platformlara kaydığı şu günlerde, 200 bölüm boyunca reytingde tepeye oynamış, deli gibi reklam geliri olan ve pek de masraflı olmayan bir diziden bahsediyoruz. belki yayınlanır, belki yayınlanmaz bilemem. ancak yayınlanmadığı takdirde pek çok kişi üzülecek ve atv'yi boykot bile edecek.
senaryosunu, oyunculuklarını vs. bilemem. kimileri silahlardan ve çatışma sahnelerinden dolayı diziyi yadırgayabilir, anlarım... ancak atv için bu karar bir yıkımdır. altı sezondur yayınlanmasına rağmen hala reytinglerde tepeye oynayan, tv izleyicisini uzun soluklu ekrana bağlayan bir diziden bahsediyoruz. türkiye'de beş sezonun üstünde yayınlanıp izleyiciyi bu denli ekrana bağlayan dizi sayısı azdır. ek olarak edho, tahmin edileceği üzere youtube yerine televizyonda tercih ediliyor. yani dizi, reklamları izleyen, her yayın günü çayını, kahvesini, meyvesini alıp televizyonun başına kurulan ve gece 12 buçuğa kadar kanalı değiştirmeyen bir izleyici kitlesi barındırıyor. diziyi illaki youtube'dan izleyenler de vardır ancak genel izleyici portresi, hafta boyu edho ile alakalı tek kare takip etmeyip yayın gününde televizyonun başına kurulan bir kitle. günümüz televizyoncularının youtube ve dijital platformlar karşısında uğradığı hezimeti de düşünürsek, edho ulusal bir kanal için bulunmaz nimet.
atv'nin diziyi yayından kaldırmasının iki sebebi olabilir:
1 - oyuncu maaşlarının çok yüksek olması: edho, maliyetli bir dizi değil. tarihi diziler gibi herhangi bir platforma, ya da bilim kurgu dizileri gibi video efektlerine ihtiyaç duymuyor. olup olabilecek en büyük efekt, silahlardan çıkan ateşleme efekti ya da bomba/patlama efekti. bunların haricinde efekt ya da prodüksiyon olarak ağır masraflar istemiyor. ancak yapım şirketinin ya da kanalın belini kırabilecek bir alternatif var: oyuncu maaşları! türkiye'de özellikle mafya dizilerinin oyuncuları, gerçek mafya babası gibi muamele görüyor ve izleyici tarafından hürmet görüyor. mesela ilyas karakterini canlandıran ozan akbaba... kuzey güney dizisinde dakika başı kıvanç tatlıtuğ'dan dayak yiyen bir karakteri canlandırırken hiç de göz önünde değildi ve tahminimce cüzi bir ücret alıyordu. ancak bugün, sokağa çıktığında sanki bir mafya ailesinin lideriymişçesine ilgi ve hürmet görüyor.
2 - siyasi sebepler
özellikle sedat peker mevzularının patlamasının ardından, dizi pek çok insan için (dolaylı olarak da kanal için) bambaşka bir anlam ihtiva etmeye başladı. dizi bu sebeple de, büyük yerlerden gelen emirler doğrultusunda yayından kaldırılmış olabilir.
ben bir kanal sahibi olsaydım edho'nun kendi kanalımda yayınlanması için elimden geleni yapardım. izleyici kitlesinin youtube'a ve netflix gibi dijital platformlara kaydığı şu günlerde, 200 bölüm boyunca reytingde tepeye oynamış, deli gibi reklam geliri olan ve pek de masraflı olmayan bir diziden bahsediyoruz. belki yayınlanır, belki yayınlanmaz bilemem. ancak yayınlanmadığı takdirde pek çok kişi üzülecek ve atv'yi boykot bile edecek.
devamını gör...
bobiler.org
ezgi ve ozan tüzün kardeşlerin, 2005 yılında temellerini attığı ve bir döneme damgasını vuran, efsane internet sitesidir. bobiler.org
akranı olan bir çok sitenin birer birer yok olduğu ortamda, o eski şöhreti olmasa bile hala dimdik ayakta durmaktadır.
gündem, popüler kültür ve yaratıcı fikirleri konu alan envai çeşit içerik üyeler tarafından üretilir ve bu içerikler "monte" adını alır. (şahsım da bu sitenin deneyimli bir üyesidir, seviyoruz kendilerini)
akranı olan bir çok sitenin birer birer yok olduğu ortamda, o eski şöhreti olmasa bile hala dimdik ayakta durmaktadır.
gündem, popüler kültür ve yaratıcı fikirleri konu alan envai çeşit içerik üyeler tarafından üretilir ve bu içerikler "monte" adını alır. (şahsım da bu sitenin deneyimli bir üyesidir, seviyoruz kendilerini)
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
semiramis pekkan-bana yalan söylediler.
devamını gör...
birçok yazarın siyasi başlıklara değinmemesi
kimsenin yoğurdum ekşi demediği bir ortam var. fanatik parti yandaşları her yerde kol geziyor. siyaset başlıkları dediğiniz başlıklar ne yazık ki sözlüklerde kin ve nefret kusma mekanizması hâline gelmiş durumda.
hal böyleyken siz bir şeyi anlatmak için 50 parende 32 takla atıyorsunuz amma velakin bu durum bile yeterli olmuyor. muhatabınız sizden üçlü salto bekliyor.
bu kadar katı politik tutum gösteren parti fanatiklerine, bir şey anlatmaya çalışmak, bir yerden sonra insana zül geliyor. kaldı ki, ben tosbağayım bana daha da zül geliyor.
dışarıda ayşe teyzeye, mehmet amcaya laf anlatmaya çalışırım ki öyle yapıyorum. inanın daha az yorucu.
deveye hendek atlatmaya çalışmak, bu mecralardaki katı politik taķıntıları olanlara laf anlatmaktan emin olunuz ki daha kolay.
hal böyleyken siz bir şeyi anlatmak için 50 parende 32 takla atıyorsunuz amma velakin bu durum bile yeterli olmuyor. muhatabınız sizden üçlü salto bekliyor.
bu kadar katı politik tutum gösteren parti fanatiklerine, bir şey anlatmaya çalışmak, bir yerden sonra insana zül geliyor. kaldı ki, ben tosbağayım bana daha da zül geliyor.
dışarıda ayşe teyzeye, mehmet amcaya laf anlatmaya çalışırım ki öyle yapıyorum. inanın daha az yorucu.
deveye hendek atlatmaya çalışmak, bu mecralardaki katı politik taķıntıları olanlara laf anlatmaktan emin olunuz ki daha kolay.
devamını gör...
tesla küresi
plazma küresi düşük basınçlı özel cam küredir. çalıştırıldığında, içindeki gaz elektromanyetik olarak uyarılır ve gaz karışımına göre belirlenen renklerde rastlantısal ışımalar meydana gelir.plazma küresi düşük basınçlı gaz karışımı içeren ve yüksek frekanslı değişken akımla çalışan bir cihazdır.
insanın elektrik dalgalarını gördüğü harika ötesi bir aksesuar. fanusun içinde elektrik hareket ediyor ve sen dokunduğunda çarpmıyor bence gece odada mükemmel oluyor.
insanın elektrik dalgalarını gördüğü harika ötesi bir aksesuar. fanusun içinde elektrik hareket ediyor ve sen dokunduğunda çarpmıyor bence gece odada mükemmel oluyor.
devamını gör...
zumba
videoları bile insanı eğlendiren, görsel olarak çok zevkli, yapması yeni başlayanlar için çok zor gelen dans.
devamını gör...
kendime saygım var davranışları
rahatsız edici durumlarda ortamı terkedebilmek, küfürlü ,argo konuşan kişileri "üslubu böyle" deyip geçiştirmek yerine iletişimi kesebilmek, kalbimi kırarken onurumu da kıran insanı affetmemek.(fakat sonunda affettim, ona olan sevgim kendime saygımdan fazlaymış).
devamını gör...
çok fena cehaletin döndüğü düşünülen yerler
son zamanlarda, klişe konulardan oluşan türk dizileri.
devamını gör...

