1984
george orwell tarafından 1948 yılında kaleme alınmış (bitirilmiş), ismi de(yazarın beyanıyla) bu tarihin son iki rakamının yerlerinin değiştirilmesi ile 1984 olmuş olan distopik kitap. george orwell'ın kitabı yazarken bulunmuş olduğu döneme bakıldığında sovyetler birliği ve nazi almanya'sının etkilerini kitaba yansıtmış olduğunu görebiliriz. kitapta anlatılan olaylar size hiç uzak gelmeyecektir. hatta kendinizi kitabın içinde de bulabilirsiniz. okudukça sizi sarsar bunları ben de yaşıyorum dersiniz.
devamını gör...
her şey çok güzel olacak
-abi tabureleri aldım. mekânı da ayarlıyorum.
açacam o barı.
açacam o barı.
devamını gör...
persepolis
fransız yapımı animasyon/dram filmi. uzun bir zaman oldu ben izleyeli ama filmin içten ve hazin bir hikayesi var diyebilirim. bize distopya gibi gelen, başka bir ülkenin acı tarihi aslında ve bu bilinçle izlendiğinde insanı sarsmaya yetiyor.
devamını gör...
lise zamanında yazarların okuldan eve geldiğinde ilk yaptığı şey
çantamı çoğu zaman okulda unuturdum. eve girince annem sürekli çantan yanında mı? diye sorduğundan sürekli çantamı kontrol ederdim. unuttuğum zaman okula geri gider ve alırdım. lise hayatı beni çok yormuştu.
devamını gör...
misafir çocuğu
geneli tazmanya canavarı kıvamında olan ve bu nedenle pek sevilmeyen çocuktur.
asıl sinir bozan, çocuk bu kıvamdayken gamsız gamsız, sakin bir şekilde oturabilen ebeveyndir.
asıl sinir bozan, çocuk bu kıvamdayken gamsız gamsız, sakin bir şekilde oturabilen ebeveyndir.
devamını gör...
başörtülü biri ile evlenmek
ayrımcılık ile ilgili kafaların ne kadar da karışık olduğunu gösteren, saçma salak yanıtların geldiği bir başlık olmuştur.
insanların seçerek edindikleri kimlikler dolayısıyla onları hayatına katıp katmamak ayrımcılık değildir.
doğru anlayın, seçtikleri yüzünden de zararlı olmayan kimseye müdahale hakkımız olmaz, bu ayrı bir mesele. istersen dünyadaki en sevmediğin görüşlere, akımlara ait hissetsin, kötü davranmak hakkımız olmaz, en fazla münakaşa edebiliriz.
kaldı ki başörtüsü eğer kişinin seçerek yaptığı bir tercih ise beraberinde hayatın her alanında kişinin nasıl davranacağıyla ilgili birçok şart getiren bir şeydir. dinin emirlerini yerine getiren bir kişi misal içki konusunda, gidilecek restoranlar konusunda, gidilecek tatiller konusunda ve en önemlisi çocuklara verilecek değerler konusunda vs. vs. belli bir çerçeve içinde olacaktır.
evleneceğiniz insanın hayata bakış açısı ve davranışlarının çerçevesi sizin için önemli olmamalı yani, bunu mu diyorsunuz?
işbu entry başörtüsü emrine inanmak ve inanmamak, dindar veya inançsız olmakla ilgili hiçbir olumlu/olumsuz görüş içermemektedir. ancak herkes kendine denk olanı bulmalıdır.
hatta küçük bir anektod düşeyim, seküler sülalemde çok da sevdiğim bir gelinimiz evlendikten sonra dini değerlere düştüğü ve eşiyle hayat görüş ve günlük pratiklerinde sürekli çatışma yaşadığı için birkaç sene sonra boşandılar ne yazık ki…
insanların seçerek edindikleri kimlikler dolayısıyla onları hayatına katıp katmamak ayrımcılık değildir.
doğru anlayın, seçtikleri yüzünden de zararlı olmayan kimseye müdahale hakkımız olmaz, bu ayrı bir mesele. istersen dünyadaki en sevmediğin görüşlere, akımlara ait hissetsin, kötü davranmak hakkımız olmaz, en fazla münakaşa edebiliriz.
kaldı ki başörtüsü eğer kişinin seçerek yaptığı bir tercih ise beraberinde hayatın her alanında kişinin nasıl davranacağıyla ilgili birçok şart getiren bir şeydir. dinin emirlerini yerine getiren bir kişi misal içki konusunda, gidilecek restoranlar konusunda, gidilecek tatiller konusunda ve en önemlisi çocuklara verilecek değerler konusunda vs. vs. belli bir çerçeve içinde olacaktır.
evleneceğiniz insanın hayata bakış açısı ve davranışlarının çerçevesi sizin için önemli olmamalı yani, bunu mu diyorsunuz?
işbu entry başörtüsü emrine inanmak ve inanmamak, dindar veya inançsız olmakla ilgili hiçbir olumlu/olumsuz görüş içermemektedir. ancak herkes kendine denk olanı bulmalıdır.
hatta küçük bir anektod düşeyim, seküler sülalemde çok da sevdiğim bir gelinimiz evlendikten sonra dini değerlere düştüğü ve eşiyle hayat görüş ve günlük pratiklerinde sürekli çatışma yaşadığı için birkaç sene sonra boşandılar ne yazık ki…
devamını gör...
eseno
kitaplar arası insan manzaralarını,
tüm tanımların da doya doya bulduğum güzel yürekli insan..
kahvenizi alıp
kitapların içinde seyahat haline girmek ve sonsuzluk içmiş anlatımları okumak isteyen gözlere,
şidetle tavsiye ettiğim manzara..
virginia woolf un "elbetteki diğerlerinden farklı:içinde daha fazla gerçek yaşam,
daha fazla can var" cümlesi ile kelimelerimi adına taçlandırmak istediğim yazar..
kaleminiz,
sözlükte varlığınız daim olsun.
tüm tanımların da doya doya bulduğum güzel yürekli insan..
kahvenizi alıp
kitapların içinde seyahat haline girmek ve sonsuzluk içmiş anlatımları okumak isteyen gözlere,
şidetle tavsiye ettiğim manzara..
virginia woolf un "elbetteki diğerlerinden farklı:içinde daha fazla gerçek yaşam,
daha fazla can var" cümlesi ile kelimelerimi adına taçlandırmak istediğim yazar..
kaleminiz,
sözlükte varlığınız daim olsun.
devamını gör...
bir ailenin çocuğuna yapacağı en büyük kötülük
ona yetersiz olduğunu hissettirmek gerisi çorap söküğü gibi geliyor zaten.
devamını gör...
veshya
çok fazla tanım yazmamış olsa da şimdiye kadar yazdıklarını beğenip takibe aldığım yazar arkadaşımızdır.
hoş geldiniz sayın yazar, nice güzel tanımlara..
hoş geldiniz sayın yazar, nice güzel tanımlara..
devamını gör...
başa gelen
bir bodo kirchhoff kitabıdır.
yaşı ilerledikçe geçmişe derin bakışlar atmaya, sorgulamalar yapmaya, hesaplaşmalara girmeye, çıkarımlar yapıp sonuçlar çıkarmaya başlar insan. bu kaçınılmaz bir andır. yaptığı hataların bir dökümünü çıkarır bir yandan, bir yandan da mutlu anların ince sızısını duyar. her insan hayatının bir anında kendine dair bir mahkeme kurar zihninin bir köşesinde.
edebiyatla ilgili bir insansa bu, geçmişle hesaplaşma girdabına düşen, işte o zaman işler daha da karışır. yazsan bir dert olur yazmasan bir dert. edebiyatın insana sağladığı iç görü her zaman güzel şeylere neden olmayabilir.
yolculuk yapmak, amaçsız bir yolculuğa çıkmak hesaplaşmalar için en uygun zemini oluşturur. ama yanınızda güzel bir kadın olmalıdır. güzel bir kadın olmazsa olmazıdır yolculuğun - güzel bir kadın her durumun olmazsa olmazıdır aslında - ama dilini bile bilmediğiniz yabancı bir çocuk da varsa arabada o zaman zaten karışmış işler iyice arapsaçına döner. bu andan itibaren bir çözüm bulmak için insan içindeki düğümü çözmeye başlama görevi ile karşı karşıya gelir.
ne diyelim o zaman: başa gelen çekilir.
yaşı ilerledikçe geçmişe derin bakışlar atmaya, sorgulamalar yapmaya, hesaplaşmalara girmeye, çıkarımlar yapıp sonuçlar çıkarmaya başlar insan. bu kaçınılmaz bir andır. yaptığı hataların bir dökümünü çıkarır bir yandan, bir yandan da mutlu anların ince sızısını duyar. her insan hayatının bir anında kendine dair bir mahkeme kurar zihninin bir köşesinde.
edebiyatla ilgili bir insansa bu, geçmişle hesaplaşma girdabına düşen, işte o zaman işler daha da karışır. yazsan bir dert olur yazmasan bir dert. edebiyatın insana sağladığı iç görü her zaman güzel şeylere neden olmayabilir.
yolculuk yapmak, amaçsız bir yolculuğa çıkmak hesaplaşmalar için en uygun zemini oluşturur. ama yanınızda güzel bir kadın olmalıdır. güzel bir kadın olmazsa olmazıdır yolculuğun - güzel bir kadın her durumun olmazsa olmazıdır aslında - ama dilini bile bilmediğiniz yabancı bir çocuk da varsa arabada o zaman zaten karışmış işler iyice arapsaçına döner. bu andan itibaren bir çözüm bulmak için insan içindeki düğümü çözmeye başlama görevi ile karşı karşıya gelir.
ne diyelim o zaman: başa gelen çekilir.
devamını gör...
özdemir erdoğan'ın zeki müren'le ilgili açıklamaları
gereksiz bir söylemdir.
yaşananlar üzerine geriye dönüp konuşmak, tespitlerde bulunmak, özellikle de bireysel konuları ele almak ve bunu şu an yaşamayan birinin arkasından yapmak,
bence ahlaksızlığın en büyüğü budur.
bu inandığın ve savunduğun düşünceleri, zeki müren yaşarken neden dile getirmedin de şimdi konuşuyorsun derler adama.
yaşananlar üzerine geriye dönüp konuşmak, tespitlerde bulunmak, özellikle de bireysel konuları ele almak ve bunu şu an yaşamayan birinin arkasından yapmak,
bence ahlaksızlığın en büyüğü budur.
bu inandığın ve savunduğun düşünceleri, zeki müren yaşarken neden dile getirmedin de şimdi konuşuyorsun derler adama.
devamını gör...
akp'li birisiyle siyaset tartışmak
dağa laf anlatmak gibidir.
devamını gör...
ödünç verilen kitabın bir türlü geri gelmemesi
çare: ödünç vermemek
devamını gör...
ağzının ortasına kürekle vurulası insan
fotoğraf çekilirken ağzını vatoz balığı gibi yapanlar. evet tam o an yapıştıracaksın küreği.
devamını gör...
aldatmayan erkeğin olmaması
doğrusu aldatmayan insanın olmamasıdır. herkes aldatır ve aldatılır. bazısı eyleme döker bazısı fikirde yaşar. arada fark yoktur, kim karşısındakinin fikrini öğrense aynı derece de kırılır. mesele hayatı dengede yürütmek ve irade kontrolünde yatmaktadır zannımca.
devamını gör...









