islamın türk dili ve kültürünün bir parçası olduğu gerçeği
“türkler arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. arap dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne arapların, ne aynı dinde bulunan acemlerin ve ne de mısırlıların vesairenin türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir etkide bulunmadı. aksine, türk milletinin milli bağlarını gevşetti; milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu. bu pek tabii idi. çünkü, muhammed'in kurduğu dinin gayesi, bütün fevkinde kapsayıcı bir arap milliyeti siyasetine indirgeniyordu. bu arap fikri, ümmet kelimesi ile ifade olundu. muhammedin dinini kabul edenler, kendilerini unutmağa, hayatlarını allah kelimes, her yerde yükseltilmesine hasretmeğe mecburdular. bununla beraber, allaha kendi milli dilinde değil, allahın arap kavmine, gönderdiği arapça kitapla ibadet ve yakarıda bulunacaktı. arapça öğrenmedikçe, allaha ne dediğini bilmeyecekti. bu vaziyyet karşısında türk milleti bir çok yüzyıllar, ne yaptığını, ne yapacağını bilmeksizin, adeta, bir kelimesinin anlamını bilmediği halde kuran'ı ezberlemekten beyni sulanmış, hafızlara döndüler."
mustafa kemal atatürk, medeni bilgiler
mustafa kemal atatürk, medeni bilgiler
devamını gör...
interstellar
her bilim kurgu film gibi, biraz bilim, biraz da kurgu içeren bir christopher nolan filmi.
gerçekçi mi? bakalım:
1- filmin en önemli olayı olan kara delik sahnesinden başlayayım. filmdeki gibi bir kara delik ve ona filmdeki şekilde bir giriş mümkün mü?
öncelikle, şekil bakımından filmdeki kara delik epey gerçekçi bir görünüme sahip diyebiliriz. tabi ki bunu modellemelerden ve 2019'daki olay ufku fotoğrafının o modellemeleri doğrulamasından dolayı bilebiliyoruz.
filmdeki astronotların bildiğimiz kadarıyla, bir kara deliğin içerisine tek parça girmeleri pek mümkün görünmüyor. kara deliğin olay ufkundan içeriye düşen bir insanın "spagettileşme" sürecine maruz kalacağı tahmin ediliyor. yani gittikçe uzamak, sünmek ve sonunda atomlarına ayrılmak da diyebiliriz buna. ancak son derece büyük bir kara delikte, bunun olmayacağını söyleyen fizikçiler de var. brian greene gibi...
ikinci nokta, kara deliğin olay ufkunda sıkıntısız şekilde yörüngede kalabilmeleri. eğer bir birikim diski olay ufkundan içeriye düşmeye başlamışsa, bu diskin enerjisi ve dolayısıyla da son derece yüksek sıcaklığı nedeniyle kızarırsınız. fakat dikkat ettiyseniz filmde böyle bir birikim diski yok. daha doğrusu, olay ufkundan içeriye düşen bir disk yok. görünürdeki tek disk, yutulan her neyse, ondan geriye kalmış olan ve yörüngede "sabit" olan ve görece soğuk bir disk.
2- solucan deliği mevzusu
solucan deliği, yani uzayda kestirme bir yol gerçekte mümkün mü? aslında bunun 2 cevabı var: genel göreliliğe göre mümkün değil, kuantum mekaniğine göre mümkün olabilir.
bir solucan deliği, bir kara delik ile onun tersinin bir bileşimi diyebiliriz. ilgili başlıktan detayları okuyabilirsiniz. böyle bir yapının bir tarafından girip diğer tarafından çıkabilmeniz için ortadaki geçidin, geçiş süresi boyunca açık kalabilmesi gerekir. bunun için de negatif enerjiye ihtiyaç duyarsınız. bunu öyle açık tutabilecek şekilde bir negatif enerjiye, genel görelilik "bu mümkün değil." der.
fakat elinizde "yeterli" miktarda egzotik madde varsa, o zaman bu mümkün olabilir. o zaman buradaki esas soru "egzotik madde diye bir şey var mı?" şekline dönüşür ki bunun cevabını belki de sanal parçacıklarda bulabiliriz. tabi önemli olan, ufak miktarlarda ortaya "çıkıveren" bu parçacıkların, bir anda tek bir noktada aynı anda, bir solucan deliğini yeteri kadar açık tutabilecek uzun zaman aralıklarında var olup olamayacağı ihtimalinin ne kadar yüksek (daha doğrusu düşük) olduğu bence.
3- kara delik yörüngesinde zaman yavaşlar mı?
cevap: evet. kütle çekimi uzayı büktüğü gibi zamanı da büker ve kütle ne kadar büyük olursa, yakınındaki uzay dokusu ve zaman boyutu da o kadar fazla bükülür. bu da, kara deliğe yaklaştıkça, zamanın da sizin için yavaşlayacağı ve bir noktada durabileceği anlamını taşır. bu durumda dünyadaki biri şakır şakır yaşlanırken, siz orada yaşlanmadan kalabilir ve hemen geri dönmeyi başarabilirseniz, dünyadaki yaşıtlarınızın, artık yaşıtınız değil, amcanız, halanız yaşında olduğunu görebilirsiniz.
4- satürn'e 2 yılda gidilir mi?
hızınıza göre değişir. filmdeki gibi birtakım teknolojilere sahipseniz, neden olmasın?
5- kara deliğin yörüngesindeki gibi gezegenlerin varlığı mümkün mü?
burası, yukarıdaki şıkların aksine, bilimden daha çok kurgunun rol aldığı bir yer olmuş bana göre. bir kara deliğe bu kadar yakın bir gezegende bu denli yüksek dev dalgaların var olabilmesi için, gezegenin kara delik etrafında kütle çekim kilidi nedeniyle senkronize dönme yapıyor olması gerekir (ki kip thorne da bunu varsaymıştı nolan ile birlikte çalışırken.) ancak bu öyle bir senkronize dönme olmalı ki, tam bir senkronizelik durumu olmamalı, gezegen sağa ola hafifçe "çalkalanmalı" ve gargantua gezegen sağa yalpalarken onu sola doğru çekmeli kendi kütle çekimiyle, sola yalpalarken de sağa... çünkü ancak bu şartlar altındaki sürtünme kuvveti, ortaya çıkardığı ısı nedeniyle gezegenin parçalanmasına neden olmadan onun hafif bir salınım yapmasıyla sonuçlanır.
ayrıca filmdeki dalgalarda, en azından hatırladığım kadarıyla, o tür bir hareket görünmüyor. yani sağa yahut sola doğru kayma durumu yok. bodoslama dümdüz geliyorlardı bizimkilerin üzerine. bu da demektir ki salınımlı bir senkronize dönme yok ortada.
ha bir de şu var: gezegen epey ışıklıydı hatırlarsanız. kara delikler ışık saçmaz, ancak etraflarındaki birikim diskinden bir miktar ışınım gelebilir. eğer o ışınım, gezegeni öyle gündüz gibi pasparlak yapacak kadar fazla olsaydı, atmosferi de büyük ihtimalle soyup atmış olurdu uzaya.
o halde bu gezegen genel olarak pek de ihtimal dahilinde değil gibi.
6- kara delik içerisinden dünya ile haberleşmek mümkün mü?
neden olmasın? içeride neyin nasıl işlediğini tam olarak bilmiyoruz. fakat hawking ışınımı ile bazı anti parçacıklar kara delikten kaçabiliyorsa ve eğer enerji ile bilgi kodlayıp gönderebiliyorsak (ki haberleşmede kullandığımız elektromanyetik dalgaların da belirli enerji karşılıkları var) kara delikten de bilgiyi "sızdırmamız" belki mümkün olabilir.
benim aklıma gelen "acaba"lı sahneler şu an için bu kadar. gerisini de izlemiş olan diğer arkadaşlara bırakıyorum.
gerçekçi mi? bakalım:
1- filmin en önemli olayı olan kara delik sahnesinden başlayayım. filmdeki gibi bir kara delik ve ona filmdeki şekilde bir giriş mümkün mü?
öncelikle, şekil bakımından filmdeki kara delik epey gerçekçi bir görünüme sahip diyebiliriz. tabi ki bunu modellemelerden ve 2019'daki olay ufku fotoğrafının o modellemeleri doğrulamasından dolayı bilebiliyoruz.
filmdeki astronotların bildiğimiz kadarıyla, bir kara deliğin içerisine tek parça girmeleri pek mümkün görünmüyor. kara deliğin olay ufkundan içeriye düşen bir insanın "spagettileşme" sürecine maruz kalacağı tahmin ediliyor. yani gittikçe uzamak, sünmek ve sonunda atomlarına ayrılmak da diyebiliriz buna. ancak son derece büyük bir kara delikte, bunun olmayacağını söyleyen fizikçiler de var. brian greene gibi...
ikinci nokta, kara deliğin olay ufkunda sıkıntısız şekilde yörüngede kalabilmeleri. eğer bir birikim diski olay ufkundan içeriye düşmeye başlamışsa, bu diskin enerjisi ve dolayısıyla da son derece yüksek sıcaklığı nedeniyle kızarırsınız. fakat dikkat ettiyseniz filmde böyle bir birikim diski yok. daha doğrusu, olay ufkundan içeriye düşen bir disk yok. görünürdeki tek disk, yutulan her neyse, ondan geriye kalmış olan ve yörüngede "sabit" olan ve görece soğuk bir disk.
2- solucan deliği mevzusu
solucan deliği, yani uzayda kestirme bir yol gerçekte mümkün mü? aslında bunun 2 cevabı var: genel göreliliğe göre mümkün değil, kuantum mekaniğine göre mümkün olabilir.
bir solucan deliği, bir kara delik ile onun tersinin bir bileşimi diyebiliriz. ilgili başlıktan detayları okuyabilirsiniz. böyle bir yapının bir tarafından girip diğer tarafından çıkabilmeniz için ortadaki geçidin, geçiş süresi boyunca açık kalabilmesi gerekir. bunun için de negatif enerjiye ihtiyaç duyarsınız. bunu öyle açık tutabilecek şekilde bir negatif enerjiye, genel görelilik "bu mümkün değil." der.
fakat elinizde "yeterli" miktarda egzotik madde varsa, o zaman bu mümkün olabilir. o zaman buradaki esas soru "egzotik madde diye bir şey var mı?" şekline dönüşür ki bunun cevabını belki de sanal parçacıklarda bulabiliriz. tabi önemli olan, ufak miktarlarda ortaya "çıkıveren" bu parçacıkların, bir anda tek bir noktada aynı anda, bir solucan deliğini yeteri kadar açık tutabilecek uzun zaman aralıklarında var olup olamayacağı ihtimalinin ne kadar yüksek (daha doğrusu düşük) olduğu bence.
3- kara delik yörüngesinde zaman yavaşlar mı?
cevap: evet. kütle çekimi uzayı büktüğü gibi zamanı da büker ve kütle ne kadar büyük olursa, yakınındaki uzay dokusu ve zaman boyutu da o kadar fazla bükülür. bu da, kara deliğe yaklaştıkça, zamanın da sizin için yavaşlayacağı ve bir noktada durabileceği anlamını taşır. bu durumda dünyadaki biri şakır şakır yaşlanırken, siz orada yaşlanmadan kalabilir ve hemen geri dönmeyi başarabilirseniz, dünyadaki yaşıtlarınızın, artık yaşıtınız değil, amcanız, halanız yaşında olduğunu görebilirsiniz.
4- satürn'e 2 yılda gidilir mi?
hızınıza göre değişir. filmdeki gibi birtakım teknolojilere sahipseniz, neden olmasın?
5- kara deliğin yörüngesindeki gibi gezegenlerin varlığı mümkün mü?
burası, yukarıdaki şıkların aksine, bilimden daha çok kurgunun rol aldığı bir yer olmuş bana göre. bir kara deliğe bu kadar yakın bir gezegende bu denli yüksek dev dalgaların var olabilmesi için, gezegenin kara delik etrafında kütle çekim kilidi nedeniyle senkronize dönme yapıyor olması gerekir (ki kip thorne da bunu varsaymıştı nolan ile birlikte çalışırken.) ancak bu öyle bir senkronize dönme olmalı ki, tam bir senkronizelik durumu olmamalı, gezegen sağa ola hafifçe "çalkalanmalı" ve gargantua gezegen sağa yalpalarken onu sola doğru çekmeli kendi kütle çekimiyle, sola yalpalarken de sağa... çünkü ancak bu şartlar altındaki sürtünme kuvveti, ortaya çıkardığı ısı nedeniyle gezegenin parçalanmasına neden olmadan onun hafif bir salınım yapmasıyla sonuçlanır.
ayrıca filmdeki dalgalarda, en azından hatırladığım kadarıyla, o tür bir hareket görünmüyor. yani sağa yahut sola doğru kayma durumu yok. bodoslama dümdüz geliyorlardı bizimkilerin üzerine. bu da demektir ki salınımlı bir senkronize dönme yok ortada.
ha bir de şu var: gezegen epey ışıklıydı hatırlarsanız. kara delikler ışık saçmaz, ancak etraflarındaki birikim diskinden bir miktar ışınım gelebilir. eğer o ışınım, gezegeni öyle gündüz gibi pasparlak yapacak kadar fazla olsaydı, atmosferi de büyük ihtimalle soyup atmış olurdu uzaya.
o halde bu gezegen genel olarak pek de ihtimal dahilinde değil gibi.
6- kara delik içerisinden dünya ile haberleşmek mümkün mü?
neden olmasın? içeride neyin nasıl işlediğini tam olarak bilmiyoruz. fakat hawking ışınımı ile bazı anti parçacıklar kara delikten kaçabiliyorsa ve eğer enerji ile bilgi kodlayıp gönderebiliyorsak (ki haberleşmede kullandığımız elektromanyetik dalgaların da belirli enerji karşılıkları var) kara delikten de bilgiyi "sızdırmamız" belki mümkün olabilir.
benim aklıma gelen "acaba"lı sahneler şu an için bu kadar. gerisini de izlemiş olan diğer arkadaşlara bırakıyorum.
devamını gör...
rabarba
mesut süre'nin canımız, ciğerimiz, emektar radyo programı.
podcast halini çok daha beğendiğim radyo programı olmaktadır kendileri. akmayan sorularla akmayan cevapları dinlemek çok yorucu oluyordu. simdi her saniyesi dolu dolu. podcast sohbetleri haline evrilmiş olan spotify de bulunan şekliyle yayınlanan bölümleri çok daha eğlenceli, çok daha keyifli. eminim eski rabarbacılar bunu pek beğenmeyecekler, eski tadını alamadıklarını söyleyecekler ama şahsen böylesi çok daha dolu dolu ve çok daha eğlenceli.
anlatan adam, barış akyüz, ilker gümüşoluk, cem işçiler, zeynep atakül, buse durak gibi isimlerin konuk olduğu ve çiçek gibi bölümlere sahip olan, dinledikçe insana neşe veren bölümlere sahip bir program bence bu. şahsen ben tüm podcast bölümlerini dinleyip eskiden de fırsat buldukça rabarba dinleyen biri olarak bu podcastlerden çok keyif aldım. daha dolu dolu ve daha nitelikli sohbetler daha keyifli diyaloglar ile donatılmış gibi geldi bana. mesut süreyi de ilişki testi ile de severek takip eden biri olarak günün stresinden sıyrılmak isteyenlere bu rabarba podcastlerini şiddetle tavsiye ediyorum efendim.
odamdayım, kafamda türlü düşünceler, içimde abuk subuk meselelerle ilgili sıkıntılar, işimle ilgili tatminsizlik ve kararsızlıklar, özel hayatımdaki bütün saçmalıklar, yıllardır gelmeyen fenerbahçe şampiyonluğu, insanlardan bıkmışlık. bu podcastleri açıyorum ve kafam bir dağılıyor ki anlatamam. dinleyiniz ve dinletiniz dostlar.
podcast halini çok daha beğendiğim radyo programı olmaktadır kendileri. akmayan sorularla akmayan cevapları dinlemek çok yorucu oluyordu. simdi her saniyesi dolu dolu. podcast sohbetleri haline evrilmiş olan spotify de bulunan şekliyle yayınlanan bölümleri çok daha eğlenceli, çok daha keyifli. eminim eski rabarbacılar bunu pek beğenmeyecekler, eski tadını alamadıklarını söyleyecekler ama şahsen böylesi çok daha dolu dolu ve çok daha eğlenceli.
anlatan adam, barış akyüz, ilker gümüşoluk, cem işçiler, zeynep atakül, buse durak gibi isimlerin konuk olduğu ve çiçek gibi bölümlere sahip olan, dinledikçe insana neşe veren bölümlere sahip bir program bence bu. şahsen ben tüm podcast bölümlerini dinleyip eskiden de fırsat buldukça rabarba dinleyen biri olarak bu podcastlerden çok keyif aldım. daha dolu dolu ve daha nitelikli sohbetler daha keyifli diyaloglar ile donatılmış gibi geldi bana. mesut süreyi de ilişki testi ile de severek takip eden biri olarak günün stresinden sıyrılmak isteyenlere bu rabarba podcastlerini şiddetle tavsiye ediyorum efendim.
odamdayım, kafamda türlü düşünceler, içimde abuk subuk meselelerle ilgili sıkıntılar, işimle ilgili tatminsizlik ve kararsızlıklar, özel hayatımdaki bütün saçmalıklar, yıllardır gelmeyen fenerbahçe şampiyonluğu, insanlardan bıkmışlık. bu podcastleri açıyorum ve kafam bir dağılıyor ki anlatamam. dinleyiniz ve dinletiniz dostlar.
devamını gör...
kitap hediye notu
hayatımda çok kitap hediye ettim, çok kitap ödünç verdim (hiç biri geri gelmedi ama neyse) ancak hiç birine not yazmadım. fekaaat bana hediye edilen (bkz: erich von manstein)'ın (bkz: kaybedilen zaferler) kitabında "albay seyfi" notunu buldum. o albay seyfi'yi hep merak ederim, kimdi nasıl biriydi vs.
glad you ask. şu an çaıştığım ajansa başlayalı 3 ay vs olmuştu ve doğum günüm gelmişti. canım kreatif direktörüm daha önceki muhabbetlerimizden o kitabı bulamadığımı/ulaşamadığımı biliyodu ve bana o kitabı hediye etmişti. o zamanlar türkiye'de sadece 1960'lı yıllardan tsk'nın çevirisi vardı. sağolsun, buldu hediye etti ve ben kendimi oraya ait hissettim. ama merakımı da yenemedim. kimdi acaba o albay seyfi?
önümüzdeki günlerde/yıllarda da o kitabın çevirisi sanırım (bkz: kastaş yayınevi)'nden çıkacak bu arada. ww2 meraklılarına duyurulur.
glad you ask. şu an çaıştığım ajansa başlayalı 3 ay vs olmuştu ve doğum günüm gelmişti. canım kreatif direktörüm daha önceki muhabbetlerimizden o kitabı bulamadığımı/ulaşamadığımı biliyodu ve bana o kitabı hediye etmişti. o zamanlar türkiye'de sadece 1960'lı yıllardan tsk'nın çevirisi vardı. sağolsun, buldu hediye etti ve ben kendimi oraya ait hissettim. ama merakımı da yenemedim. kimdi acaba o albay seyfi?
önümüzdeki günlerde/yıllarda da o kitabın çevirisi sanırım (bkz: kastaş yayınevi)'nden çıkacak bu arada. ww2 meraklılarına duyurulur.
devamını gör...
normal sözlük için öneriler
seri artı sistemi kaldırıldı, arka arkaya beğeni yapılmıyor, orası kabul ve hak verdim. ama arka arkaya üç beğeni hakkı da sistem tıkanıklığına yol açmış resmen. bunun ortası bulunsun ve arka arkaya 10 beğeni hakkı verilsin. bu yeni sistem ve değişiklik sonucu, ciddi beğeni ve puan kaybı yaşadım.
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
gökyüzünde de çok gülümseniyordu, ama her zaman meleksi bir şekilde ve hafif bir hoşnutsuzluk ifadesiyle birlikte, sanki mutlu olmaktan özür diler gibi, tabii buna mutluluk denebilirse. *
devamını gör...
kırmızı pazartesi
gabriel garcia marquez kitabı. seveni olduğu kadar sevmeyeni de var; bir kısım harika bulurken, bir kısım vasat buluyor.
ben severek okudum. bazı yazarları okurken olayın geçtiği yeri kafamda canlandırmakta zorlanırken, kimi yazarda da betimlemeye boğuluyorum. bunun ince dengesini sağlayabilen fazla sayıda yazar yok maalesef.
kırmızı pazartesi, malumunuz, işleneceği kesin olan ve herkesin bildiği (maktul hariç) bir cinayeti kimsenin önleyememesi/önlememesini anlatır. asıl önleyecek kişinin ise haberi çok geç olmuş, kurtarmak için çok geç kalmıştır artık. yani kitabın sonu baştan bellidir ama spoiler içermesine rağmen yine de okurken heyecan vermeyi başarmıştır ki bu gerçekten büyük bir başarıdır.
betimleme konusuna gelirsem, sanırım ilk defa bir kitapta olayı bu kadar iyi canlandırdım kafamda. öyle ki çizimin iyi olsa ve bana kitapta geçen yeri çiz deseler mükemmel bir şekilde çizerim. bunu da 108 sayfada başarmıştır yazar, altını çizerim .
1987’defilme de çevrilmiş kitabı. filmini izlemedim ama ,önyargımı bağışlayın, çok severek okuduğum kitaplarda hayal kırıklığına uğramamak adına filmlerini izlemiyorum. bu hüsranı ‘baba’ ve ‘körlük’ te yaşadım daha önce, düşmanımın başına gelmesin, öyle bir hüsran işte.
ben severek okudum. bazı yazarları okurken olayın geçtiği yeri kafamda canlandırmakta zorlanırken, kimi yazarda da betimlemeye boğuluyorum. bunun ince dengesini sağlayabilen fazla sayıda yazar yok maalesef.
kırmızı pazartesi, malumunuz, işleneceği kesin olan ve herkesin bildiği (maktul hariç) bir cinayeti kimsenin önleyememesi/önlememesini anlatır. asıl önleyecek kişinin ise haberi çok geç olmuş, kurtarmak için çok geç kalmıştır artık. yani kitabın sonu baştan bellidir ama spoiler içermesine rağmen yine de okurken heyecan vermeyi başarmıştır ki bu gerçekten büyük bir başarıdır.
betimleme konusuna gelirsem, sanırım ilk defa bir kitapta olayı bu kadar iyi canlandırdım kafamda. öyle ki çizimin iyi olsa ve bana kitapta geçen yeri çiz deseler mükemmel bir şekilde çizerim. bunu da 108 sayfada başarmıştır yazar, altını çizerim .
1987’defilme de çevrilmiş kitabı. filmini izlemedim ama ,önyargımı bağışlayın, çok severek okuduğum kitaplarda hayal kırıklığına uğramamak adına filmlerini izlemiyorum. bu hüsranı ‘baba’ ve ‘körlük’ te yaşadım daha önce, düşmanımın başına gelmesin, öyle bir hüsran işte.
devamını gör...
gece karanlık koridorda yürürken oluşan korku
karanlık korkusu evrimseldir çünkü. aslında bilinmeyen korkusudur. etrafta ne olup bittiğini göremeyiz ve bu durum bizi gergin yapar.* hayal gücümüz boşluğu en kötü şeylerle doldurur. kaç yaşında insanım. hâlâ karanlık koridordan koşarak geçiyorum.*
devamını gör...
sizin hiç babanız öldü mü
cemal süreya'nın genel sanılanın aksine babası hayattayken yazdığı infial barındıran şiiri.
amma velakin babası sağ olana dahi yaşatır ızdırabı.
amma velakin babası sağ olana dahi yaşatır ızdırabı.
devamını gör...
hastaneye tek başına giden kişi
benimdir defalarca yaşadım, ailem uzakta kendi başıma ilaçlı emarlar, tıp öğrencilerine doppler ultrason mezesi olmalar yaşadım da yaşadım. doktorun hımm çekişlerinde tek başıma, lan gittim kesin çekmeler... ama güzel tecrübe yalnız öleceksin dersi resmen.
devamını gör...
nasa'nın yarışmasını van gölü fotoğrafının kazanması
malumunuz nasanın duzenledigi yarışmada van gölü birinci oldu buradan
devamını gör...
günü kendinden bir cümle ile sonlandır
kalbinin sesini duyduğum o anlar benim huzurumun kaynağı. iliklerime kadar, damarlarıma kadar özledim...
devamını gör...
sözlük radyosu
sevinç gözyaşları pıt, pıt, pıt....
devamını gör...
sözlük içi başlıklar
bu ara iyice ayyuka çıkan başlık türü.
yaratıcı olamıyor muyuz çocuklar? nedir bu aynı konular etrafında dönüp tornadan çıkmış gibi aynı boy başlıklar açmaya olan heves? yok mudur şöyle mesela ülkede yaşanan komik durumlar ile ilgili troll başlıklar yahut benim aklıma gelmeyen türden komikli bir şeyler? bıkmadık mı aynı yazarlara benzer konular üzerinden sataşmaktan? *
gerçekten var olan konulardan bahsediyorum ama. bilmem ne yapan kız falan gibi saçma ve hayal ürünü şeylerden değil...
beğenmiyorsan kendin aç diyecekler olacaktır. evet beğenmiyorum ama benim olayım troll başlık açmak değil, açılmışlara yazmak. yaratıcılığı sizden bekliyorum. haydi bakalım, pamuk eller klavyeye!
yaratıcı olamıyor muyuz çocuklar? nedir bu aynı konular etrafında dönüp tornadan çıkmış gibi aynı boy başlıklar açmaya olan heves? yok mudur şöyle mesela ülkede yaşanan komik durumlar ile ilgili troll başlıklar yahut benim aklıma gelmeyen türden komikli bir şeyler? bıkmadık mı aynı yazarlara benzer konular üzerinden sataşmaktan? *
gerçekten var olan konulardan bahsediyorum ama. bilmem ne yapan kız falan gibi saçma ve hayal ürünü şeylerden değil...
beğenmiyorsan kendin aç diyecekler olacaktır. evet beğenmiyorum ama benim olayım troll başlık açmak değil, açılmışlara yazmak. yaratıcılığı sizden bekliyorum. haydi bakalım, pamuk eller klavyeye!
devamını gör...
firdevs yöreoğlu
yatağını,kıyafetlerini,banyosunu bile katya'ya hazırlatan ruh hastası.
devamını gör...
siz öğrenci misiniz yoksa terörist mi
bende ona burdan sormak istiyorum o zaman.
siz siyasetçi misiniz, yoksa diktatör mü?
siz siyasetçi misiniz, yoksa diktatör mü?
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
yemek siparişi getiren kuryenin sesine aşık olmam sonucunda son bir haftada 5 gün tavuk yedim, yakında gıdaklamaya başlayacağım.
işin kötü tarafı o da bana boş değil galiba, dün gece kaskını çıkardı, filmlerdeki gibi saçlarını savurarak "tatlıyı değiştirmişsiniz bugün hıyar bey?" dedi, "her gün senin geleceğini bilsem zaten tatlıya ihtiyacım olmaz" dedim, kikir kikir güldü.
hayırlısı bakalım, kır düğünü düşünüyoruz.

edit : biriciğimin ticari hayatı sıkıntıya girmesin diye görseli sansürledim, ama halim ortada işte?
işin kötü tarafı o da bana boş değil galiba, dün gece kaskını çıkardı, filmlerdeki gibi saçlarını savurarak "tatlıyı değiştirmişsiniz bugün hıyar bey?" dedi, "her gün senin geleceğini bilsem zaten tatlıya ihtiyacım olmaz" dedim, kikir kikir güldü.
hayırlısı bakalım, kır düğünü düşünüyoruz.

edit : biriciğimin ticari hayatı sıkıntıya girmesin diye görseli sansürledim, ama halim ortada işte?
devamını gör...
sade sodaya limon sıkmak vs limonlu soda
limonlu soda denen şey bildiğimiz gazoz. limon sıkılmış soda ile arasında büyük fark var. ayrıca soda değil maden suyu olsa daha iyi olur.
devamını gör...

