garip bir selamlaşma biçimi. boynuzlu hayvan misali güç gösterisi mi yapılıyor acaba merak etmiyor deģilim hani 2 kadın birbirini görünce öpüşür falan ki sevgi ve özlem göstergesidir anlarımda kafaları tokuşturmayı asla bir yere koyamıyorum.
devamını gör...

dar ara sokaklar,
görüş mesafesi tanımayan binalar,
piyangodan çıkmış gibi her yerden fırlayan insanlar...

bu hengamenin içinde sakin kalabilmek, kafanın rahat olabilmesi mümkün mü?

ya da tam tersi olsa?
sokaklar geniş, gökyüzü alabildiğine açık alabildiğine mavi olsa.
kimse piyangodan çıkmasa, çıkanlar da hep bizden olsa.

o zaman sakin kalabilir miydik, kafamız rahat olur muydu?

...

yılların taksicisiydi ama istanbul işte o kadar karışıktı ki aşina olmadığınız bir muhitte sizi çaresiz bırakabiliyordu.
öyle de oldu. her zamankinden daha fazla araca ev sahipliği yapan sokağa girdi. amacı kestirmeden gitmekti.
ama hesap etmediği bir şey vardı. o gün her zamanki gibi pazar kurulmuştu. yani çıkmaz sokaktaydı.

sokağın ortasına geldiğinde ise yavaşladı. çünkü o gün zaten yer bulması zor olan sokakta bir hareketlilik vardı. yer paylaşımı önemliydi.
bazı araç sahiplerinden araçlarının yerini değiştirmeleri istenmişti. sokağınıza pazar kuruluyorsa bu tarz fedakarlıklar gerekliydi.

aracını durdurduğunda ise önündeki araçtan inen genç kendisine daha fazla ilerleyemeyeceğini, sokağın sonunun pazara çıktığını anlatmaya çalıştı. anlayamamıştı.
'gitsene işte' dedi gence.
genç, taksicinin isteğinin anlamsızlığını fark etmiş olacak ki gidecek pek bir yeri olmadığı halde diretmedi.
öyle ya burnunun ucundaki pazarı göremeyen, pazardan gelen seslere kulak tıkayan birine laf anlatamazdı.
çaresiz aracını biraz ileriye aldı. sonra indi ve taksiciye daha fazla ileri gidemeyeceğini önündeki aracın da pazarcılardan birine ait olduğunu söyledi.
aracından inme sırası taksicideydi. bir keşif çalışması işe yarayabilirdi.
bu sefer en öndeki aracın sahibi olan pazarcıyla müzakerelere başladı.
bak dedi ben yılların taksicisiyim, senin aracını çizdirmeden kaldırıma alırım. o esnada da pazar toplanmaktaydı. pazarın kestiği karşı sokaktan devam edebileceğini düşünüyordu.
pazarcı ikna olmadı. araç çekilse bile taksicinin yoluna devam edemeyeceğini öne sürdü.
hakikaten de taksici boşuna ısrar ediyordu. çünkü herkes evine dönmenin peşindeydi. bu kadar anlayışsız bir direniş onları yıpratmıştı.

sonra ne olduysa sokaktaki araçlar geri gitmek suretiyle yolu açtı.

taksici, anlamsız ısrarının sonuna gelmişti.
geri vites ve yabancısı olduğu sokaktan ayrılış.

gider gitmez pazarcı ve genç taksiciyi çekiştirmeye başladı. böyle iş olur muydu? hayret bi şeydi yani! pesti doğrusu!

sonra herkes evine gitti. fakat gencin aklına bir şey takılmıştı.
taksiciyle yüz yüze geldiği o an karşısındaki kişinin patlamaya hazır bir bomba gibi sabırsız olduğunu hissetmişti.
o an saniyeler içinde sanki bir çehov hikayesindeymiş gibi hissetmişti.

edit: anlamsal.
devamını gör...

kişisel tercihten öte bir durum değildir. madalya bekleyen hayatın gerçeğiyle karşı karşıya kalacaktır. *
devamını gör...

(bkz: k-pop)
sevenleri kusuruma bakmasın.*
devamını gör...

eski kafa radyo yayını'nın bu hafta olmaması sebebiyle oluşan boşluğu gomercan ile dolduracağımız, şarkı çalacağımız, radyo işleyişinden ve yeni planlarımızdan bahsedeceğimiz, varsa sorularınızı ve istek parçalarınızı* alacağımız yayındır. süppppriz konuklara açıktır.*
20:00 gibi başlayacaktır.

blog.kafasozluk.com/
devamını gör...

evlenmek başarı değil ama evliliği sürdürmek ciddi bir başarıdır.
devamını gör...

terörize olmaya bayılan bir millet. komşusunu boğazlamak için fırsat kollar. türkiye'nin güneyinden itibaren yaşayan araplardan uzak durmakta fayda vardır.
devamını gör...

2017 estonya yapımı rainer sarnet'e ait siyah beyaz ve gotik tarzda çekilmiş fantastik/korku filmi.

film eston yazar andrus kivirahk’ın aynı adlı romanından uyarlanmış.

film veba, yoksulluk, pagan inancı ve hıristiyanlığın henüz yayılmaya başladığı avrupa 'da geçiyor. yani benim tahminim o yönde. masalsı görüntülere ve insanı zorlayan metaforik, şiirsel bir dile sahip . estonya mitolojisinde de yer alan krattlar çok enteresan mesela.

benim gibi meraklısı olmayan biri için bile izlemeye değer güzel film.
devamını gör...

can yakan durum, nasıl kıyabiliyorsunuz tarihin şahidi olmuş izlere, eserlere.
devamını gör...

"benim hastalığım yalnızca şu ki, tüm şehirde yirmi yılda sadece tek bir akıllı adam buldum, o da bir deli ! "
anton çehov - altıncı koğuş .
devamını gör...

efsanelerde yer alan utopik mi yoksa gercek mi oldugu bilinmeyen kita parcasi - uygarlik. ilk kez james churchward adli ingiliz arastirmaci/tarihci tarafindan varligi ileri surulmustur. kita hakkinda ingiliz arastirmaci yaklasik 50 yil suren arastirmalar yapmis, kitayla alakali 5 kitap yazmistir...

1883'te churchward hindistan ziyaretinde bulunur. gezdigi bir manastirda, rahibin gosterdigi tabletleri incelemeye baslar. 12 sene icerisinde tabletin dilini cozumlemeyi basarir. tabletler 15 bin yil oncesinde yazilmis olup, elde ettigi sonuca gore de mu kitasi'nin konumunun buyuk okyanus'ta amerika ve asya kitalari arasinda ve neredeyse avusturalya kitasi'nin bir kac misli buyuklugunde oldugu sonucuna varir. hatta hawaii, fiji, malezya gibi adalarinda bu kitadan arta kalan adalar oldugunu one surer.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

elde edilen bilgiler dahilinde mu kitasi'nda 50 bin yil once 64 milyon kisi yasiyordu. halkin geneli tek tanrili bir inanca sahiplerdi. teknolojileri cok gelismis olup (oyle ki telepati, astral seyahat, dedubluman gibi doga ustu yeteneklere sahiplerdi) 70 bin yil oncesinde diger uygarliklarda da koloni kurmuslardir. hindistan, babil, misir, pers gibi uygarliklar, arastirmalar sonucunda elde edilen kolonilerden bir kaci. keza uygur imparatorluguyla baglantili olduklari, dolayisiyla turklerle de akraba olduklari churchward tarafindan iddia edilmektedir. iddialar vakti zamaninda ataturk'un bile ilgisini cekmis olacak ki, mu kitasi'ni arastirmasi icin bir heyet olusturdugu bilinmektedir.

mu'nun nasil yok oldugu hakkinda bircok iddia bulunmaktadir lakin kitanin varligi bile henuz kanitlanmamistir. churchward'in cozumledigi tabletlerde kitanin depremler, tsunamiler ve tufanlardan dolayi yok oldugu sonucuna ulasmis. bir diger buldugu bir piramidin uzerine kazinmis yazi ise şöyledir;


6 kaan yılı zak ayı ıı maluk günü başlayan korkunç yer sarsıntısı, 13 şuen'e kadar devam etti. mu kıtası felakete kurban gitti. mu ülkesi iki kere kalktıktan sonra bir gece çöktü, üstünü sular kapladı. toprak birkaç defa havaya kalktı ve oturdu. felaket, 64 milyon insanın ölümüne sebep oldu


donen diger soylentilere gore ise, bir diger kayip kita atlantis halkiyla aralarinda savas ciktigi savasta cok yuksek duzeyde silahlarin kullanimi sonucu dev dalgalarin olustugu ve ayni anda battiklari soyleniyor. hatta yine atlantis kitasi'yla beraber tanriya ortak kosma, azginlik ve sapkinlik gibi nedenlerden cezalandirilip yok edildikleri bir diger teoriler arasinda...
kaynak
devamını gör...

şaka olmalı, bu başlıklardan kaçıp geldim.
dakika bir gol bir 30 yaş üstü gömme çetesi buraya da musallat olmuş. birileri bu arkadaşları aydınlatabilir mi acaba?
biz 30-40-50 yaşındaki insanlar ölmüyoruz.

ayrıca dünya sağlık örgütü'nün * listesine göre;
0-17 yaş arası "ergen",
18-65 yaş arası "genç",
66-79 yaş arası "orta yaş",
80-99 yaş arası da "yaşlı" olarak güncellendi *.
buradan
devamını gör...

etrafınızdaki insanların ölebileceklerini fark ettiğiniz andır.
devamını gör...

hayat bir hikayedir.
ve bir insanı sevmek,
onun hikayesini sevmektir.
devamını gör...

kullanmıyorum ama kullansaydım, gözlük takılıyken yüzüme gelen bir darbeden,gözlüğün camlarının kırılıp, gözüme girmesi olurdu.
devamını gör...

azer bülbül - duygularım.


tanım: hayatımızın şarkısını paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...

rahatsız edici bir davranış biçimidir. eğer ki motivasyonları halka inmek, samimi iletişim kurmaksa ben o üstten bakan, aptal gibi hissettiren tavrı istemiyorum.
devamını gör...

çocuklarının annesini mutsuz etmesi
devamını gör...

daha okula başlamamış bir çocukken bir iki kez kaybolmuştum. her seferinde de bulanlar karakola götürmüşlerdi. tabi çocuğum ya polisler de para, çikolata vs verip başımı okşamışlardı. bu durum hoşuma gittiği için evden uzaklaşıp yoldan geçen birisine "abi kayboydum beni kayakola götüyüymüsün" diyerek kendimi karakola atıyordum. sonra da sezercik gibi "paya vay mı? çikolata vay mı?" diyordum.

bu zamanda kaldı mı böyle iyi polisler bilmem ama babam bir daha karakola gidersen seni almayacağım diye tehdit etmişti. yazık adama çikolata sevdasına her seferinde işini bırakıp beni almaya geliyordu onca yoldan.
devamını gör...

yerli aşının ismi 'turkovac' olmuş. çok yaratıcı gerçekten.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim