her şeyin yarım kalması. kaç yaşında ölürsen öl hep yarım kalmış sayılırsın.
örneğin;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kıyıcısınız böyle düşünenler.

dediğiniz şey şundan ibaret: vae victis! – altta kalanın canı çıksın!

kör olasın demiyorum, kör olma da gör beni.
devamını gör...

kızçe 21 yaşına gelmiş ya
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

millet instagram'da hesabi silinmesin diye memesidir poposudur açıp para kazanmaya çalışırken bastı bacak bir cimcime tek pozuyla meşhur oldu ve fotosu 500 bin dolara satıldı.


zoë roth'un ismini duymadınız ama muhtemelen resmini birçok kez internette gördünüz.

ingilizcede 'meme' genellikle esprili ve yaratıcı bir biçimde bir konuya ilişkin temsili görsellerin veya kısa sözlerin birleştirip günlük durumlara ilişkin hissiyat ve yorum olarak paylaşılmasına verilen ad.

işte zoë de böyle bir 'meme' ile çehresi üne kavuşmuş genç bir kız. 2005 yılında mahallesinde itfaiye tarafından bilinçli ve kontrollü şekilde başlatılan bir yangını seyrederken babası tarafından fotoğraflanmıştı.

işte bu fotoğraf şimdi bir 'non fungible token' (nft) yani 'değiştirilemez kripto varlık' olarak 180 ether'e satıldı. bu kriptopara biriminin bugünkü değeri ile 'felaket kızı' nft'si 495 bin dolardan fazla bir paraya alıcı bulmuş oldu.

blockzinciri sistemi ile el değiştiren fotoğrafın haklarını @3fmusic rumuzlu bir kullanıcı aldı ancak zoe'nin babası dave roth ikonik fotoğrafın gelecekti kazançlarından yüzde 10 pay almaya devam edecek.

üniversite masrafları ve bağış için harcanacak
bugün 21 yaşında olan ve kuzey carolina üniversitesi'ne giden zoe ise kazandıkları para ile üniversite masraflarını karşılayacak ve bir kısmını da yardım kuruluşlarına bağışlayacak.

zoe'nin babası dave ilk kez 2007 yılında bu fotoğrafla bir yarışmaya katılmış ve ödül almıştı. o zamandan bu yana fotoğraf sayısız felaket için, tarihi ve günlük siyasi olaylar için kolajlanarak kullanıldı

sadece yakın çevresi biliyor
baba dave "bir şeyi kez internete koyduğunuzda artık orada ve kontrolünüz dışında. çok sayıda yaratıcı insanın yaptıklarını görmek hoşuma gidiyor. bazılarına çok gülüyorum." diyor.

zoe'nin sadece yakın çevresi fotoğraftaki küçük kız olduğunu biliyor ve elbette başkaları onu tanıyamıyor ancak zoe bu tecrübeden memnun.


buradan
devamını gör...

çok geçmiş olsun kardeşim. bu saldırıları ben de çok yaşadım. nerede işsiz, arsız varsa bu işlerle uğraşıyor işte.
ne diyelim, tekrar geçmiş olsun.
devamını gör...

migren, başta zonklama, ışık ve sese hassasiyet ve hatta mide bulantıları belirtileri ile birlikte günlük yaşamı insanlar için oldukça zorlaştıran bir rahatsızlıktır. migren için reçete ile satılan ilaçlar bulunsa da yan etkileri nedeniyle çoğu kişi bu ilaçları kullanmaktan kaçınır.
bazı gıda maddeleri; eskimiş peynir, tuzlu ve işlenmiş gıdalar, birçok yiyecekte bulunan tatlandırıcı aspartam ve koruyucu monosodyum glutamatın, migreni tetikleyebilir.
stres, migren ataklarında önemli bir rol oynar. yüksek sesler, parlak ışıklar ya da güneş ışığına maruz kalmak migren atağını başlatabilir.
bazı koku çeşitleri; parfüm de dahil olmak üzere, tiner, sigara dumanı gibi bazı kokular migren atağını tetikleyebilir.
uykusuzluk, aşırı uyku, uyku kalitesindeki bozulmalar, yoğun fiziksel efor migren atağının sıklaşmasına ya da ortaya çıkmasına neden olabilir. lodoslu havalar migren ataklarını tetikler.
migren ataklarını engellemek için düzenli egzersiz yapın. keskin kokuların ve parlak ışıkların yoğun olduğu ortamlardan, bilhassa yüksek sesten uzak durun. günde 2-3 litre su için.
sinirleri koruyucu etkiye sahip omega-3 zengini olan başta somon, hamsi, uskumru ve ton balığını tüketin.
serotonin zengini kabuklu yemişler olan badem ve ceviz, süt, susam ve kepekli tahıllar yiyin.
migren ataklarına karşı müzik
devamını gör...

soner canözer'in kuruculuğunu yaptığı türk senfonik rock grubudur.

maalesef ki dağılmışlardır. geride mükemmel eserler bırakmışlardır.

almora - cehennem geceleri
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

buralar hep bizim!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

at, avrat, silah
devamını gör...

başlık açınca kimsenin başlığına tanım girmediği yazardır.
devamını gör...

yemekleri ben yaptım, bulaşıklar sizde.
devamını gör...

geçen gün yine dolup taşmışım işte
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ayak diyince hemen aklına ayak gelen insanla aynı zekaya sahiptir. uzak durun ve 155 i arayın. evet.
devamını gör...

monokoryonik ikizlerde görülür ve plasental vasküler anastomozlardan kaynaklanır.
tanı monokoryonik diamniyotik ikiz gebeliğin olması,bir bebekte polihidroamniyos diğerinde ise olighidroamniyos olmasıyla konur.
değerlendirilmesinde (bkz: quintero sınıflaması) kullanılır.
alıcı fetüs daha iri,kalp yetmezlikli,hipertansif,polisitemik,polihidramniotik görünümdedir.
verici fetüs ise gelişme gerilikli,anemik,dehidrate,hipovolemik,oligohidroamniotik haldedir.
devamını gör...

"kalbim egede kaldı" diye söze girecek oldu. dik dik bakıyordu arkadaşı o sırada, kulaklarına inanamamış gibi. "lan bırak!" diye cevap verdi, "sanki bilmiyoruz huyunu..."

"ege demişken..." diye devam etti beriki, hiç duymamış gibi. "ne demişti teyzen nevfik..."

arkadaşı gülmeye başladı. "teyzen nevfik değil, neyzen tevfik. yine fazla kaçırdın, içme artık"

"o halde konuyu değiştirelim. zaten şimdi şiire falan dilim dönmez. çok içtim. içkiden midir nedir, sevişilinebilizitem de arttı sanırım."

arkadaşı artık kahkahalarını tutamıyordu. "abdulseyidbincabbar geldi aklıma. o da kafayı bulunca dili dönmediği için epilepsi diyemez öpülepsi derdi". şimdi birlikte gülmeye başlamışlardı.

"nevada'ya gitmek istiyorum" dedi birden.

"hani ege'deydin az önce?"

"bak şimdi o öyle değil... fiziksel olarak nerede olursam olayım, kalbim yine de ege'de olacak. ozgur ruhlu mahkumlar hayatı böyle yaşar. gerçi ben mahkûm ruhlu özgürüm sanırım. ege'ye mahkûm bir ruh..."

içerken piyano dinlemeyi severlerdi. çok saygı duyarlardı piyanistlere. "ille de ege diyerek noktalıyorum" dediği sırada idilbiret'in piyano resitali çalıyordu teypte...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
boyle seyler de var
devamını gör...

bir diğer adıyla iç denge olarak da bilinir.
canlıların iç ve dış değişimlerden zarar görmemek için belirli sınırlar içinde tutmak istediği değerlerdir. canlıların vücut içi değerlerini belirli sınırlar içinde tutma eğilimine homeostazi (iç denge) denir.

örneğin,

- paramesyumlar tatlı suda yaşayan bir hücreli canlılardır. hücrelerinin içine giren fazla suyu, kontraktil kofullarının çalışmasıyla hücre dışına atarlar. böylelikle iç dengelerini korumuş olurlar.

- insanlarda açlık durumunda kan şeker değeri düşer, gözlerde kararma olur. karaciğerden kana glikoz verilerek kan şekeri değeri normal değere getirilir.

kaynak: biyoloji dersi notlarıdır. bana ait değildir.
devamını gör...

umay umay- mete özgencil şarkısıdır.
devamını gör...

zeki alasya'nın metin akpınar'sız ilk filmi, ayrıca bir nesli çölgeçen filmi. belki de eksiği doldurmak için olacak, filmdeki diğer erkek başrolün* adı da metin olmuştu.

filmdeki ikisi kadın üç önemli rolü de (kötü adam, kötü adamın sevgilisi ve zeki abinin kızı) yunanlı oyuncuların oynaması da ilginç bir nokta.



istanbul'un bir kenar mahallesinde oturan metin*, taksicilik yapan ve nişanlısıyla çeyiz düzmeye çalışan bir mahalle delikanlısıdır. sekiz yıldır, cezaevinden kanser hastalığı nedeniyle tahliye edilen şair kemal yılmaz'ı* her sabah evinden hastaneye götürür ve aralarında böyle bir ahbaplık doğar. yine her sabah, aynı noktada beklemesine aynı trafik polisi* engel olur.

bir gün metin, yine "burda bekleme yapma" diyen polise "abi üşümüşsün, sabah ayazında burda dikilmek de kolay değil, gel içeriye bin, termosum dolu çay da içersin" diye zarf atarak onu arabasına alır. tam bu esnada önlerinden hızlıca bir mercedes geçince polisin fbı aşkı tutar, metin'e "takip et şunu" der. mercedes'ten adını film boyunca öğrenemedimiz bir mafya babası, babanın metresi ve iki de koruma inerek infaz yaparlar, tam bu esnada yetişen polis "atın lan silahları" diye bağırınca elemanlar onu da öldürür. şehit cenazesini arabasına alan metin hızla bir karakola sığınsa da takip eden çete "deli bu deli" diye onu kaçırır, arabayı da içindeki cesetle birlikte yakarak metin'in cenazesini kaldırırlar.

diğer taraftan metin, sürekli adı sanı belirsiz kendisi çok şişman büyük patrondan (gıdığı buldog gibi sallanan bir soner ağın) emirler alan adsız baba tarafından denenir. önce kendisine cinayet silahı elletilir, sonra da "artık parmak izin bir suç aletinin üstünde, bu cinayeti yatmak istemiyorsan bizim için adam öldüreceksin" denilir. ilk görevi de kemal yılmaz'ı öldürmektir. ama metin yüz yüze geldiği abonesini vuramaz. kemal amcayla ikisi mafyanın elinden kaçarak kartalkaya'da saklanmaya başlarlar.

diğer taraftan, metin'i elinden kaçırdığı gibi şişko patrondan da fırçayı yiyen adsız reis, metin'in ailesini sorgulayarak izini arar. neden sonra kartalkaya'da saklandığı yeri bulur, adamları ve metresiyle gelir, kavgada tüm mafya elemanları ölürken polis metin'i gözaltına alır, kemal amca "teslim oluyorum" diye suçu üstlenmeye çalışsa da o bir ambulansla aşağı indirilir...



aksiyon sahneleri, kovalamacalar gayet iyi çekilmiş olsa da filmde bir şeyler yerine oturmamış. eksik nedir bilemedim.

son olarak, filmin müziklerini nadir göktürk yapmış. final şarkısında da, sakallı nadir'in grubunun* o dönemki kadın vokali feyza erenmemiş mikrofonlara geliyor. şarkının güftesi şöyle:

deniz gider tuzu kalır,
aşk biter sızı kalır,
söz uçar yazı kalır,
onu da eskiciler alır.

gül kokar sevda yakar,
su akar deli bakar,
şu dünyanın seyrine doyum olmaz hiç,
dönsün dönebildiği kadar...

ah aman aman bu ne oyunmuş?
kedi kuyruğundan korkmuş
ah aman aman bu ne oyunmuş?
bülbülün dili tutulmuş
ah aman aman aşk yalanmış?
dilimize nerden dolanmış?
ah aman aman hayat ne hoşmuş?
ama bir varmış bir yokmuş
devamını gör...

dilimizde kazıbilim diye yanlış bir şekilde tanımlanan sosyal bilim dalıdır. onun yerine eskibilim ya da eskiyi bilmek desek daha açıklayıcı olur.

avrupa burjuvazisinin babası olan ortaçağı reddedip dedesi olan antikçağı kucaklaması ile ortaya çıkmıştır eskiyi bilme arzusu... buna binaen de arkeoloji doğmuştur. 20. yüzyılda biraz seyyahlık, biraz kolleksiyonerlik, biraz da casusluktan türeme bir meslektir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim