tarihte bugün
1- rönesans dönemi ressamı (bkz: sandro botticelli)'nin (1445-1510) doğum günü.
2- piyanist (bkz: chopin)'in (1810-1849) doğum günü.
botticelli- the birth of venus (c. 1484-86) tablosundan detay.
chopin - nocturne no.20, in c sharp minor
2- piyanist (bkz: chopin)'in (1810-1849) doğum günü.
botticelli- the birth of venus (c. 1484-86) tablosundan detay.chopin - nocturne no.20, in c sharp minor
devamını gör...
ıraksak düşünme
ıraksak düşünme, ortak düşünceden hareketle farklı düşüncelere ulaşabilmeye dayalı bir düşünme becerisidir.
ıraksak düşünme, mevcut bilgiden çoklu veya alternatif cevaplar üretmeyi içermektedir. farklı yaklaşımlar denemeyi, uzak kavramlar arasındaki bağlantıları tanımayı, bilgileri alışılmadık formlara dönüştürmeyi gerektirmektedir. aynı soruya verilen cevaplar farklı düşünce yollarıyla gelebilir, kişiden kişiye büyük ölçüde değişebilir; ancak hepsi eşit değerdedir.
ıraksak düşünme, mevcut bilgiden çoklu veya alternatif cevaplar üretmeyi içermektedir. farklı yaklaşımlar denemeyi, uzak kavramlar arasındaki bağlantıları tanımayı, bilgileri alışılmadık formlara dönüştürmeyi gerektirmektedir. aynı soruya verilen cevaplar farklı düşünce yollarıyla gelebilir, kişiden kişiye büyük ölçüde değişebilir; ancak hepsi eşit değerdedir.
devamını gör...
medeni yıldırım
lice'de öldü medeni. 28 mayıs 2013'te. gezi şehidimiz dememiz bile battı birilerine. olay diyarbakır'da oldu diye. medeni kurşunla, gerçek kurşunla öldü diye!
ayrıştırıcı diliniz, zihniyetiniz batsın! size rağmen siz biz değiliz! olmayacağız! gönlünüz kaldırırsa açın görüntüleri izleyin. medeni 18 yaşındaydı henüz...
ayrıştırıcı diliniz, zihniyetiniz batsın! size rağmen siz biz değiliz! olmayacağız! gönlünüz kaldırırsa açın görüntüleri izleyin. medeni 18 yaşındaydı henüz...
devamını gör...
birbiriyle karıştırılan mahlaslar
lilithli nicklerde görülen benzerlik. lilith akrabalarını sözlüğe aldırmış herhalde.
devamını gör...
mahlastan dolayı pislik gibi görünmek
sözlükte sırf şu lanet mahlası/nicki aldım diye yemediğim hakaret, görmediğim itham kalmadı.
arkadaşım ! siz önce yaşadığınız gezegende ne olaylar dönüyor onlara bakın, neler neler yaşanıyor bu gezegende bilmem farkında mısınız ?
o filmi mahlas yapmamın sebebi, sırp asıllı olmam ve farkettiyseniz arada ı var, ı harfi kiril alfabesinde yoktur ı harfini koymamın sebebi, deforme olmuş ülkemin berbat yönetim şekli ve hastalıklı zihinlerine atıfta bulunmam, hem de filmin senaryosu ve akışının yine kendi ülkemin zamanında yapmış olduğu savaş suçlarıyla bağdaştırmam. teşekkürler iyi günler.
edit:teşekkür ederim teselli edici tanımlarınız ve özel mesajlarınız için sözlük.
arkadaşım ! siz önce yaşadığınız gezegende ne olaylar dönüyor onlara bakın, neler neler yaşanıyor bu gezegende bilmem farkında mısınız ?
o filmi mahlas yapmamın sebebi, sırp asıllı olmam ve farkettiyseniz arada ı var, ı harfi kiril alfabesinde yoktur ı harfini koymamın sebebi, deforme olmuş ülkemin berbat yönetim şekli ve hastalıklı zihinlerine atıfta bulunmam, hem de filmin senaryosu ve akışının yine kendi ülkemin zamanında yapmış olduğu savaş suçlarıyla bağdaştırmam. teşekkürler iyi günler.
edit:teşekkür ederim teselli edici tanımlarınız ve özel mesajlarınız için sözlük.
devamını gör...
cinayete kurban giden ünlüler
çok tartışmalı bir konudur,
defne joy foster demek istiyorum.
defne joy foster demek istiyorum.
devamını gör...
ankara
gözlerimi ilk kez açtığım ancak bana öyle geliyor ki, son kez kapatamayacağım şehirdir. şair der ya “hiç şikayet etmezler, doğdukları yerde ölenler.”
doğduk ama doyamamış olacağız ki, göçtük. göçmen kuşlar gibi. uzun bir süre ankara ile arama bir “es” girmişti. ancak bu dönemi kayıp olarak görmem. benim için kişiliğimin oluşmasında, dünyayı tanımamda büyük bir kazançtır.
döndüm. ankara ne de büyümüştü! ancak sonradan fark ettim ki, şehir büyüdükçe, insanları küçülmüş. ve artık öyle bir noktaya gelindi ki, nefes alınamaz oldu. ben bu duyguyu iyi bilirim. ama bu sefer farklıydı. sanki ankara beni değil, ben onu boğuyor gibiyim. iki elimle yapışmışım boğazına hiç bırakmıyorum. sanki bana yapılanların intikamını alırcasına. oysa yoktu şehrin bir suçu. talihsizlik, siz fizan’da bile olsanız gelir bulur.
ve sonunda anladım ki, ben gidersem ankara yeniden nefes almaya başlar.
uzun düşünceler, planlar, karar alma, gerekli görüşmeleri yapma... umarım uzun sürmez. çoğu bitti azı kaldı. ve size kısa bir süre sonra yazılarımı, martı sesleriyle açık bir denize bakarken yazarım.
doğduk ama doyamamış olacağız ki, göçtük. göçmen kuşlar gibi. uzun bir süre ankara ile arama bir “es” girmişti. ancak bu dönemi kayıp olarak görmem. benim için kişiliğimin oluşmasında, dünyayı tanımamda büyük bir kazançtır.
döndüm. ankara ne de büyümüştü! ancak sonradan fark ettim ki, şehir büyüdükçe, insanları küçülmüş. ve artık öyle bir noktaya gelindi ki, nefes alınamaz oldu. ben bu duyguyu iyi bilirim. ama bu sefer farklıydı. sanki ankara beni değil, ben onu boğuyor gibiyim. iki elimle yapışmışım boğazına hiç bırakmıyorum. sanki bana yapılanların intikamını alırcasına. oysa yoktu şehrin bir suçu. talihsizlik, siz fizan’da bile olsanız gelir bulur.
ve sonunda anladım ki, ben gidersem ankara yeniden nefes almaya başlar.
uzun düşünceler, planlar, karar alma, gerekli görüşmeleri yapma... umarım uzun sürmez. çoğu bitti azı kaldı. ve size kısa bir süre sonra yazılarımı, martı sesleriyle açık bir denize bakarken yazarım.
devamını gör...
geri tepme etkisi
insanların inançları ile çelişen kanıtlarla karşılaştığında inançlarını bu yeni kanıta göre düzenlemek yerine kanıtı reddetme eğilimi göstermesine verilen isimdir. maalesef ki bu durum dayanaksız inançların daha da derinleşmesine yol açar. bu bilişsel ön yargı çeşidine, geri tepme etkisi denir. insanın inançlarını doğrulayan bilgileri değerli bulması, doğrulamayan bilgilere karşı ise tam aksi bir tutum benimsemesidir.
örnek verece olursak: seçim tercihleri üzerinde yapılan bir araştırmada; oy kullanacak olan kişilere, destekledikleri aday hakkında olumsuz bilgiler verildiğinde, o adayı daha da güçlü bir şekilde destekledikleri gözlenmiştir. hayatın içinde oldukça sık karşılaştığımız bir durum.
diğer bir örneğe gelecek olursak: ebeveynlerin aşılama ile ilgili görüşlerini inceleyen bir araştırmada; aşıya karşı olan ebeveynlere, aşının faydaları ile ilgili bilgiler verildiğinde, aşıya karşı duruşlarının daha da keskinleşmiş olduğu, hatta verilen bilgilerde aşılama ile otizmin ilişkisinin olmadığı yönünde birçok kanıt sunulmuş olmasına rağmen, aşılamanın otizme neden olduğuna dair sahip oldukları inançların güçlendiği gözlenmiştir. bununda ötesinde aşılamanın otizme neden olduğu yönündeki kuşkuların tamamen ortadan kaldırılması sonrasında bile bu ebeveynler, çocuklarının aşılanmasını istemediklerini bildirmişlerdir.
"o kadar kanıt var hala bu saçmalığı nasıl savunuyorlar" diye serzenişte bulunduğumuz olaylarda kanıtların pek de bir anlamı olmadığını anlamış oluyoruz böylece.
örnek verece olursak: seçim tercihleri üzerinde yapılan bir araştırmada; oy kullanacak olan kişilere, destekledikleri aday hakkında olumsuz bilgiler verildiğinde, o adayı daha da güçlü bir şekilde destekledikleri gözlenmiştir. hayatın içinde oldukça sık karşılaştığımız bir durum.
diğer bir örneğe gelecek olursak: ebeveynlerin aşılama ile ilgili görüşlerini inceleyen bir araştırmada; aşıya karşı olan ebeveynlere, aşının faydaları ile ilgili bilgiler verildiğinde, aşıya karşı duruşlarının daha da keskinleşmiş olduğu, hatta verilen bilgilerde aşılama ile otizmin ilişkisinin olmadığı yönünde birçok kanıt sunulmuş olmasına rağmen, aşılamanın otizme neden olduğuna dair sahip oldukları inançların güçlendiği gözlenmiştir. bununda ötesinde aşılamanın otizme neden olduğu yönündeki kuşkuların tamamen ortadan kaldırılması sonrasında bile bu ebeveynler, çocuklarının aşılanmasını istemediklerini bildirmişlerdir.
"o kadar kanıt var hala bu saçmalığı nasıl savunuyorlar" diye serzenişte bulunduğumuz olaylarda kanıtların pek de bir anlamı olmadığını anlamış oluyoruz böylece.
devamını gör...
feminizm herkes içindir
t: bell hooks'un ilk olarak 2000 yılında yayınlanan kitabının ismidir. orijinal ismi ''feminism is for everybody''dir.
yazar, kısa bir girişten sonra feminizmi ''feminizm cinsiyetçiliği, cinsiyetçi sömürüyü ve baskıyı sona erdirmeye çalışan bir harekettir.'' sözleriyle tanımlıyor. bu sözlerden, feminizmin erkek düşmanlığı olmadığını ve sadece kadınlar için de var olmadığını anlıyoruz. zaten bence feminizm'i çok yanlış anlayıp yanlış bir şekilde temsil eden fazla kişi var günümüzde. feminizm, sadece tüylerini almamak ya da 'bayan demeyeceksin' demek olamaz. daha büyük amaçları var lakin dediğim gibi günümüzde hem yanlış temsil edilmesinden hem de ön yargıdan dolayı yanlış anlaşılıyor.
feminizm, erkekleri ya da kadınları değil, düşüncelerinde yer edinen ve doğdukları andan itibaren kendilerine cinsiyet rolü empoze edilen cinsiyetçiliği eleştiriyor. yazar, bu cinsiyetçiliğin sadece kadınları etkilemediğini, erkekleri de fazlaca olumsuz etkilediğinden bahsediyor. tabii bu hareketin içerisinde zaman zaman kendi çıkarını düşünenler olmuş, bazı sarsılmalar yaşanmış ve amaçlarını tam olarak aktaramamışlar fakat ataerki medyanın da feminizmin yanlış lanse edilmesinde çok büyük payı olduğu vurgulanıyor.
yazarın cinsiyetçilik, eşitsizlik, ataerki kavramı gibi konuları, başka konulara da değinerek (ırkçılık, sınıf eşitsizliği vb.) yazması ve yalın bir dil kullanması hoşuma gitti. zaten yazar, literatürde feminizm ile ilgili anlaşılır, yalın dille yazılan bir eser bulunmadığından bu kitabı yazmaya karar vermiş ve adına da ''feminizm herkes içindir'' demiş.
yazar, kısa bir girişten sonra feminizmi ''feminizm cinsiyetçiliği, cinsiyetçi sömürüyü ve baskıyı sona erdirmeye çalışan bir harekettir.'' sözleriyle tanımlıyor. bu sözlerden, feminizmin erkek düşmanlığı olmadığını ve sadece kadınlar için de var olmadığını anlıyoruz. zaten bence feminizm'i çok yanlış anlayıp yanlış bir şekilde temsil eden fazla kişi var günümüzde. feminizm, sadece tüylerini almamak ya da 'bayan demeyeceksin' demek olamaz. daha büyük amaçları var lakin dediğim gibi günümüzde hem yanlış temsil edilmesinden hem de ön yargıdan dolayı yanlış anlaşılıyor.
feminizm, erkekleri ya da kadınları değil, düşüncelerinde yer edinen ve doğdukları andan itibaren kendilerine cinsiyet rolü empoze edilen cinsiyetçiliği eleştiriyor. yazar, bu cinsiyetçiliğin sadece kadınları etkilemediğini, erkekleri de fazlaca olumsuz etkilediğinden bahsediyor. tabii bu hareketin içerisinde zaman zaman kendi çıkarını düşünenler olmuş, bazı sarsılmalar yaşanmış ve amaçlarını tam olarak aktaramamışlar fakat ataerki medyanın da feminizmin yanlış lanse edilmesinde çok büyük payı olduğu vurgulanıyor.
yazarın cinsiyetçilik, eşitsizlik, ataerki kavramı gibi konuları, başka konulara da değinerek (ırkçılık, sınıf eşitsizliği vb.) yazması ve yalın bir dil kullanması hoşuma gitti. zaten yazar, literatürde feminizm ile ilgili anlaşılır, yalın dille yazılan bir eser bulunmadığından bu kitabı yazmaya karar vermiş ve adına da ''feminizm herkes içindir'' demiş.
devamını gör...
normal sözlük'e bir daha gelinse alınacak nickler
şehadeath getiren kedi.
devamını gör...
boza
vefa'dan alınır, oradan yürüye yürüye süleymaniye'ye çıkılır. istanbul'un neden bir semtine bile bir ömrün yetmeyeceğini böyle anlar insan.
devamını gör...
aurora (yazar)
sayın yazarı yeni fark ettim ve paylaşımlarını da eksik bırakmadan okuyacağım. sağolsun bu arada beğenilerini de eksik etmemiş. sözlüğe değer kattığı belli. keyifli yazmaları olsun.
devamını gör...
sözlük yazarlarının çocuklarına vermek istedikleri isimler
yardıray.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
3000 yıl önce yazılmış bir likya şiirinden;
"beni bulamazsan üzülme,
eşyalarımı bulacaksın,
kestiğim taşları, açtığım yolları,
işlediğim heykelleri bulacaksın,
ve göreceksin ki binlerce yıl öteden,
parmak izlerimiz değecek birbirine..."
çok naif değil mi?
"beni bulamazsan üzülme,
eşyalarımı bulacaksın,
kestiğim taşları, açtığım yolları,
işlediğim heykelleri bulacaksın,
ve göreceksin ki binlerce yıl öteden,
parmak izlerimiz değecek birbirine..."
çok naif değil mi?
devamını gör...
kafa filmler radyo yayını
sözlüğün sinema fenomeni haluk bilginer sesli karizmatik yazarı ile cool cool takılalım o vakit.
sinema sever olduğum için radyo başında olacağım tabikine.
edit: alice kardeşi unutmuşum utandım.
tatliş alice seni de merakla bekliyorum.
sinema sever olduğum için radyo başında olacağım tabikine.
edit: alice kardeşi unutmuşum utandım.
tatliş alice seni de merakla bekliyorum.
devamını gör...
geceye sürekli bir şeyler bırakmamızın nedeni
çünkü geceleri seviyoruz azizim! mesela gündüz herkes ayaktadır, herkes vardır zira geceler öyle mi? geceler, zihinlerinin ateşini bedenine sığdıramayıp gecenin boşluğunda kaybolmayı düstur edinmiş insanlarla doludur.
devamını gör...
40 yaşında adamsın sözlükte ne işin var sözü
neyse ki daha 5 senem var dedirtmiştir.
devamını gör...
01 var dahası yok
tanımlarımı hunharca beğenen yazar. eksik olmasın.
devamını gör...

