erkekler başvurabiliyor mu? başvurabiliyorsak ben de paylaşayım.

gençliğimden...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözlüğün ilk zamanları bu konuda harikaydı dostlar. bir anda 100 200 beğeni gelebiliyordu, sınırsız beğeni hakkı vardı. çok daha aktif bir sözlüktü kafa sözlük.
ama gitgide bu şartlar değişti. önce beğeniye sınır geldi, sonra tenhalaşmaya başladı.
sizin şanssızlığınız artık. kısmet diyelim.
devamını gör...

daha çok hristiyan topluluğun ellerinde gerçekleşen dramatik ölümüyle ünlü olan hypatia (ms 355-415 civarı), matematiksel ve astronomik çalışmalarıyla hayranlık uyandıran neoplatonik bir öğretmendi.

öğrencilerinden biri olan hristiyan piskopos synesius; hypatia’ya hararetli mektuplar yazıyor, bu mektuplarda onunla sadece felsefe alanında değil aynı zamanda anlaşılması zor matematiksel ölçümler hakkında da bilgi değiş tokuşu yapıyordu.

hypatia, babası theon’un halk tarafından kabul görmesini sağlayan astronomik yorumunu da düzenledi.

antik dönemde yaşamış kadınların zekasını hatırlamak, hem tarihe bakış açımızı genişletiyor hem de bize modern karmaşık düşüncenin cinsiyetçi ögelerini anımsatıyor.

bu, özellikle de felsefe alanı için geçerli; felsefenin, modern üniversitelerde öğretilen beşeri bilimler arasında cinsiyet eşitsizliğini en fazla barındıran alan olduğu konusunda devamlı bir fikir birliği mevcut.

antik dünya, kadınların seslerini felsefe dalına dahil edecek alanı yaratabilmişti; antik dünyayı geleceğe taşımak bizim elimizde.
devamını gör...

sinan akçıl. emel sayın expo 2016 konseri öncesi bunu ön sanatçı diye koymuşlar. mecburen dinledik yemin ediyorum kulaklarım kanadı.
devamını gör...

hayal gücü kuvvetli sanatçıdır.
genç kızların sevgilisi olduğu için kendisini sevmiyorum.
ayrıca hangi yüzyılda nalan diye bir kız buldun ona aşık oldun şovu bırak.
evet kıskanıyorum.
devamını gör...

geçen gün nuit et brouillard belgeselini izlerken kafamda bi şimşek çaktı.

filmin sonlarına doğru elisabeth'in, alma'nın yataktaki çıldırışı sahnesinden önce baktığı bi fotoğraf vardı. daha önce dikkat etmediğim için ne kafa yordum ne de araştırdım elisabeth'in neden fotoğrafı bu kadar dikkatli incelediğini, ya da bergman'ın neden bu kadar üzerinde durduğunu. fotoğrafı belgeselde görünce şimşek çaktı. 2. dünya savaşına ait bi fotoğraf. sona eklerim.

elleri havada olan küçük yahudi çocuğu acaba kendisi olarak mı yoksa doğurmak istemeyip de doğurduğu çocuğu olarak mı düşündü? kamera silahını çocuğa doğrultan askere zoomlayınca anladım mevzuyu; çocuğu doğurmak istemediği ve doğurunca da ilgisiz bıraktığı için duyduğu suçluluk.. kendini askerin yerine koydu abla. ki prologta çocuk ölü gibi uzanır bi ara, özünde asker, çocuğu öldürmüş yani.

bergman'ın bi ara nazileri desteklediğini biliyoruz. film 1955, savaş mevzuları bitmiş ama enkazlar devam ediyor. o ara hala nazileri destekliyor muydu, bilmiyorum açıkçası. destekleseydi bu fotoğraf üzerinden anlatmazdı bu durumu bence.

başka yüzlere de zoomlanıyor ama bu fotoğraf mevzsunun filmdeki temelinde yukarıda bahsettiğim şeyin yattığını düşünüyorum. belki de savaş eleştirisidir..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görsel kaynağı
devamını gör...

muhtelif radyo yayınlarında sesini duydukça tanıdım merdumkaptan'ı.
bir gece 03.05'te, kaçak yayında patlıcanlı kebap övgüsü ile zihnime kazıdım kendisini.
bütün yayınları dinlediğini ve takip ettiğini bildiğimden arada laflaşırız.
her daim merak etmiştim,
neden merdum? neden kaptan?
ayrıca ''çok merdum'' annecim diye bağırasım geliyor arada.
çetelere, tarikatlara savaş açan süleyman soylu'nun bu tarikata el atmasını engellemek için,
tarikatın bütün işleyişi, bağlı olduğu vakıf, yapılan yardımlar, para akışı, inşa edilmiş hayratlar-yurtlar bütün şeffaflığı ile gece yarısına on beş dakika kala açıklanmalıdır.
devamını gör...

aslı kral arthur efsanelerine ve chrétien de troyes'un perceval'ına dayanan 1991 yapımı terry gilliam filmi. filmden bahsetmeden önce filmin iskeletini oluşturan efsaneye biraz göz atmakta fayda var. pek çok varyasyonu bulunan efsanenin en bilineni film ile pek bağdaşmaz. troyes'un fisher king anlatısı perceval'ın gölde balık tutan yaşlı ve hasta kral ile tanışması ve kralın onu kalesine davet etmesi ile başlar. geceyi geçirmek için kaleye giden perceval yapılan küçük şölende oldukça sıradışı bir ritüelin ortasında bulur kendisini ve ne kadar merak ederse etsin bu konu hakkında kimseye bir şey sormaya cesaret edemez. sabah uyandığında kalenin boş olduğunu gören perceval kaleden ayrılır ve daha sonra aslında ritüel hakkında doğru soruları sormuş olsaydı kaledeki kralın kurtulabileceğini öğrenir. kimi anlatılarda perceval sorması gereken soruyu sorar ve kralı kurtarır kimi hikayelerde ise perceval ne yazık ki soruyu krala sormayı akıl edemez. filmde ise efsanenin başka bir versiyonunu dinleriz; henüz oldukça küçük bir yaşta olan kral cesaretini kanıtlamak için ormana gider ve burada ona koruması için kutsal kase sunulur fakat küçük çocuk ona sunulan bu gücün karşısında kutsal kaseyi korumak değil kullanmak niyetiyle elini ona uzatır fakat eli yanar. zamanla bu yara vücuduna yayılır. tamamen acı içinde, sevmeden sevilmeden hasta bir biçimde hayatını geçirir ve neredeyse ölmek üzeredir. bir gün kaleye gelen bir soytarı bu hasta ve yaşlı adam ile karşılaşır ve onun kral olduğunu anlayamaz. susadığını söyleyen krala oradaki sıradan bir kase ile suyu uzatır ve kral suyu içince iyileşir. daha detaylı bir anlatım için filmdeki anlatıyı da eklerim. t.s. eliot'ın the waste land'inde de kendine dönemin buhranını simgelemek için yer bulan oldukça geniş çaplı bir anlatıdır balıkçı kral ve aslında bir bakıma gilliam da modern bir uyarlama yaratır filminde.

"begins with the king as a boy having to sleep alone in the forrest to prove his courage so he can become king. while he's spending the night alone he's visited by a sacred vision. out of the fire appears the holy grail, symbol of god's divine grace. a voice said to him, 'you shall be the keeper of the grail so that it may heal the hearts of men.' but the boy was blinded by greater visions of a life filled with power and glory and beauty. and in this state of radical amazement, he felt for a brief moment, not like a boy. but invincible. like god. so he reached in the fire to take the grail and the grail vanished leaving him with his hand in the fire to be terribly wounded. now, as this boy grew older his wound grew deeper. until one day life for him lost its reason. he had no faith in any men, not even himself. he couldn't love or feel loved. he was sick with experience. he began to die. one day, a fool wandered into the castle and found the king alone. and being a fool, he was simple-minded. he didn't see a king. he only saw a man alone and in pain. and he asked the king, 'what ails you, friend?' and the king replied: ' i'm thirsty and i need some water to cool my throat.' so the fool took a cup from beside his bed, filled it with water and handed it to the king. and as the king began to drink he realized his wound was healed. he looked and there was the holy grail that which he sought all of his life. he turned to the fool and said: 'how could you find that which my brightest and bravest could not?' the fool replied: 'i don't know. i only know that you were thirsty."



klişeler ile dolu bir finale sahip olsa bile ve zaman zaman verilmek istenen mesaj sığ kalsa da gerek oyunculuk performansları gerek ise atmosferi ile vasatın üstünde bir film. işin güzel kısmı nereden bakarsak bakalım soytarı ve balıkçı kral sembolizmi her iki ana karaktere de uyuyor yani parry ve jack hem soytarı hem balıkçı kral olarak değerlendirilebiliyorlar. parry hikayeyi anlattığında kendisi fisher king olarak görünüyor ve hatta zaten hastanedeki kutsal kase göndermesinde film de açıkça fisher king olarak parry'i sunuyor bize ama hikayenin gidişatına ve parry'nin jack üzerindeki etkisine baktığımız zaman bir noktada bunun çift taraflı bir gösteri olduğunu söylemek işten bile değil. iyileşmesi gereken balıkçı kral aynı zamanda jack'in kendisi de. robin williams'ın şahane oyunculuğu ve michael jeter'ın dans sahnesi için bile izlenilesi güzel bir film. yine de çocuk yaşta çıplak bir robin williams ile karşılaşmak benim için travmatikti. * ayrıca mercedes ruehl'in filmdeki görünümü de son derece ikonik ve güzeldir.


jack: where would king arthur be without guinevere?
parry: happily married, probably.

“ı told you about these people, they only mate with their own kind, it's called yuppie inbreeding. that's why so many of them are retarded and wear the same clothes. they're not human, they don't feel love, they only negotiate love moments. they're evil, they're repulsed by imperfection, horrified by the banal, everything that america stands for, everything that you and ı fight for! they must be stopped before it's too late! ıt's us or them.”

“- anne: didn't you say that what you liked about our relationship is that we didn't have to think? we could just be there for each other.
- jack: suicidal paranoiacs'll say anything to get laid.”
devamını gör...

duyulmamış hiçbir yerde
söylenmemiş kimselere...
gitar solosu yavuz çetin 'e ait kıraç bestesidir ayrıca kıraç'ın 1999 yılında yayınlanan albümününde adıdır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

youtube'a belgeseli düşmüş, beni gülmekten yarım yarım yaran efsanedir.

devamını gör...

evet, insanlar garip gelebilir jim'e. sonuçta adam insan üstü bir varlık. tuhaf gelmesin de nasıl gelsin?
devamını gör...

(bkz: türkçe)
(bkz: türkiyede konuşulan dil)
(bkz: nedensizce araya ingilizce sıkıştırmak)
misal;
(bkz: irrite)
(bkz: overrated)

moda ikonu olmak istemeyen, sonradan görme olmayan, dikkat çekmek istemeyen, belki de dış görünüşe önem vermeyen kişidir.
cimri olması da ihtimaller dahilindedir.
devamını gör...

kafa sözlükte dünyanın en kötü mizahının döndürüldüğünden haberim yoktu. keşke karşılaşmasaydım bu başlıkla, engelliyorum hatta. inanın hiç komik değilsiniz arkadaşlar. ama yine de iyi eğlenceler size.

t: 2011 mizahının 2021 kafa sözlüğünde diriltilme çabasıdır.
devamını gör...

gittim baktım, kankacılık yaptığı için puan toplamış olan birileri var evet ama genelleme yapmak için yeterli değil.

mademki liste başındayım ve sürekli olarak bu olayın lafı yapılıyor, bu konuda konuşmaya hakkım vardır diye düşünüyorum ama ben kendi adıma konuşabilirim sadece. diğer kişiler beni bağlamaz.

çok açık ve net söylüyorum, sözlükte kankam yok. en çok muhabbetim olan kişi artık sözlükte yazar bile değil. * onun dışında takipçi listemde olup da sık konuştuğum 3-5 kişi dışında öyle koyu muhabbetim olan kimse de yok. yani? yanisi şu; hatır gönül için oy veren yok. varsa da bu puanı almama yetecek kadar değil. son günlerde, bilgi tanımları girenleri küstürmemek için özellikle beğenenler var sadece, onlar da bana özel değil. herkesi beğeniyorlar.

***

sözlükten ayrılırken "isteklerimi geri çevirmeyen moderatörler"e teşekkür etmiştim. onu da yeri gelmişken açıklayayım. isteklerim dediklerim "bu tanım bilgi kategorisine giriyor, oraya alır mısınız?" ya da "bu başlık zaten açılmış, tanımları ona taşımak mümkün mü?"gibi mantıklı dayanağı olan isteklerdi. "şu kişiyi sevmedim, tanımını silsenize" ya da "bu başlık beni rahatsız etti, kapatın gitsin" gibi abes ve canımın istediği şeylere bağlı istekler değildi. özetle; moderatörlerde de kankam yok.

aldığım puanların yaklaşık 42 bini sözlüğü 3 aylığına bırakmadan önce aldığım, fizik, astronomi ve benzeri konulardaki tanımlarımdan geldi (ki bunların %90'ı madalyalı tanım. madalya olayı sözlüğe getirilmeden önce yazıldılar, madalya için değil. madalya geldiğinde ben sözlükte yoktum.) ilk başlarda nickaltında bana sataşıldığında, sataşan kişiye laf edenlerle de o dönemler doğru dürüst muhabbetim bile yoktu. uzun uzun emek verip yazdığım ve yazdıklarımı sağ olsunlar zaman ayırıp okudukları için haksızlık yapıldığını düşünüp tepki vermişti insanlar.

hele hele gerçek düşüncelerimi söylemiyor olmakla itham edileceksem gülerim buna. tabii bunu anlamak için beni gerçekten tanıyor olmak gerekir ki burada beni sözlükle alakası olmaksızın reelde tanıyan 1 kişi dışında, kimsenin bunu anlamasını beklemiyorum. kimseden çekinecek değilim. sadece siyasi başlıklardan biraz uzak duruyorum. o da "aman şu küsmesin" düşüncesinden değil, adli mercilerle başıma iş almak istemediğimden.

***

puan sistemini umursamıyorum. siz de umursamayın. madalyalı olması gereken tanımları bildirmek dışında bir şey yapmıyorum. sonuçta siz ne kadar geyik için kullanıyor olursanız olun, buraya bir şeyler öğrenmek için tıklayacak insanlar olacak ve sadece benimkiler değil, tüm madalyalı tanımlar o insanlara bir şeyler verebilecek.

canınız neyi çekiyorsa, sözlük kuralları dahilinde onu yazın, okuyun. ben yeri geliyor trollük de yapıyorum, yeri geliyor doktora tezi uzunluğunda tanım da gidiyorum ki alay konusu bile oluyor bazıları tarafından. herkes vakti varken buraya gelip iki eğlenip, zevk aldığı şeyi yapıp gidiyor. sekmeyi kapattığınızda sözlük falan yok. bu puanları hak ettim ya da etmedim, kapattığınızda ben de yokum. sürekli bu konuyu açmanın bir alemi yok. hatta keşke kaldırılsa tüm bu puandı, ödüldü bilmem neydi sistemleri de artık kafamızı dinlesek bu konuda. cidden sıkıldım çünkü saçma sapan ithamlara maruz kalmaktan.
devamını gör...

cemal tollu-pamuk toplayanlar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

buna hiç gerek yok ki, hepimiz işsiziz , tahmine gerek yok.
devamını gör...

katılıyorum, daha istanbul bile fethedilmemişti bizanslılar izin verirse ekmek almaya gidebiliyorduk ama kaldırımdan yürümemiz yasaktı.
devamını gör...

fikri ve vicdanı hür yazardır; yolu açık kalemi keskin olsun.

bu işler hava sirkülasyonu gibi. sürekli olarak birileri hayatınızdan çıkarken yeni birileri hayatınıza giriyor. bazen ufak bir kırgınlık bazen görüş ayrılığı... sonuçta herkes kaldığı yerden devam ediyor. gerçek hayatın sözlük simülasyonu işte.
devamını gör...

tayt giymenin bile anormal karşılanması türk toplumu olarak ne kadar vahim bir durumda olduğumuzun göstergesi aslında. tayt giyme, elbise giyme, etek giyme, pantalon giyme... ne giyelim çarşaf mı?
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim