kerem bürsin'in yıldız teknik üniversitesi ödül törenini terk etmesi
yıldız teknik üniversitesi 2021 ödül töreninde yılın enlerine ve ünlü isimlerine ödüller verilirken saçma bir olay yaşandı. kerem bürsin ödülünü alıp sahneden inerken sunucu bay j'nin
"kerem bey zor şartlarda çalışıyor. gözleriniz dolacak ama geçen yıl bölüm başı 120 bin tl alarak çalışmaya devam etti" söylemlerine hedef oldu. bu hadisenin üzerine kerem bürsin sessizce salonu terk etti.
işin garibi ödül alan herkes ünlü, ödüle layık görülen adaylar da ünlü
organizasyon asgari ücretlilere ödül veriyordu da kerem bürsin'in mi haberi yoktu ?
buradan
"kerem bey zor şartlarda çalışıyor. gözleriniz dolacak ama geçen yıl bölüm başı 120 bin tl alarak çalışmaya devam etti" söylemlerine hedef oldu. bu hadisenin üzerine kerem bürsin sessizce salonu terk etti.
işin garibi ödül alan herkes ünlü, ödüle layık görülen adaylar da ünlü
organizasyon asgari ücretlilere ödül veriyordu da kerem bürsin'in mi haberi yoktu ?
buradan
devamını gör...
engellenen yazarın açtığı başlıkların görünmesi
hiç istemesek te katlandığımız bir durum. gerçi artık başlığa girmeden kimin açtığını anlamak mümkün. malum ne kadar eli nasırlı suratı sivilce dolu trol varsa sözlükte. anasının evde eldivenle bile sevemediği tiplerin açtığı başlıklara biz burada maruz kalıyoruz çok acı.
devamını gör...
kış mevsiminin daha şık olması
600 tl doğalgaz faturası gelince pek şık durmuyor yalnız.
devamını gör...
gülüver uyar
devamını gör...
arabada bir şarkıya bağırarak eşlik etmek
dışarıya rahatsızlık verilmediği sürece yapılması oldukça normal ve güzel olan eylemdir.
aksi takdirde güzel olmaktan çıkar ve oldukça çirkinleşir.
aksi takdirde güzel olmaktan çıkar ve oldukça çirkinleşir.
devamını gör...
badi parmak
bu yaşıma kadar hep serçe parmak diye bildiğim parmaktı. fakat işaret parmağıymış.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
geri verin dalgaların
kıyılara çarparak
herhangi bir makamda
bir şarkı söylediği
akasya kokulu sabahlarımı
nuri ercan

akasya kokulu sabahlar
kıyılara çarparak
herhangi bir makamda
bir şarkı söylediği
akasya kokulu sabahlarımı
nuri ercan

akasya kokulu sabahlar
devamını gör...
bizans askeri
türk kahramanlık filmlerinde bolca karşımıza çıkan ve ölmek için gönüllü olan askerdir.
çok ayırt edici özellikleri vardır. bir bizans askerini bir kilometreden tanıyabilirsiniz. özelliklerini şöyle özetleyebiliriz:
bizans askeri asla giyimine kuşamına önem vermez, genelde üzerine bol gelen kıyafetlerle kahramanın üzerine paytak paytak koşar ve giydiği kıyafetin üzerinde asla simetrik durmayan bir kaç işareti vardır. kafasına taktığı kask ise sanki onu korumak için değil de görüş açısını engellemek ve daha kolay öldürülmesini sağlamak için tasarlanmıştır.
bizans askeri bireysellikten çok uzaktır, genelde kalabalık bir ekibin parçası olur ve onlarca arkadaşı ölürken asla kendi ölümünü düşünmez. tek başına gezinen bir bizans askeri görmek cesur olmayan bir türk cengaver görmek kadar zordur.
yerli yersiz güler. bazen o kadar güler ki sanki acıyı bal eylemiştir. bahsettiğim şey gülümseme değildir, dolu dolu bir kahkahadır. gören de zanneder ki kara murat birazdan bir tokatla ölümüne neden olmayacak.
aslında çok kolay ölse de garip ve tarihi bir lazarus tavrı vardır. öldükten birkaç dakika sonra sanki ölümün tadı damağında kalmış gibi koşa koşa yeniden gelir. ölmelere duyamaz.
artık gerekli bilgilere sahip olduğunuza göre bir bizans askeri gördüğünüzde şaşırmayacaksınız.
çok ayırt edici özellikleri vardır. bir bizans askerini bir kilometreden tanıyabilirsiniz. özelliklerini şöyle özetleyebiliriz:
bizans askeri asla giyimine kuşamına önem vermez, genelde üzerine bol gelen kıyafetlerle kahramanın üzerine paytak paytak koşar ve giydiği kıyafetin üzerinde asla simetrik durmayan bir kaç işareti vardır. kafasına taktığı kask ise sanki onu korumak için değil de görüş açısını engellemek ve daha kolay öldürülmesini sağlamak için tasarlanmıştır.
bizans askeri bireysellikten çok uzaktır, genelde kalabalık bir ekibin parçası olur ve onlarca arkadaşı ölürken asla kendi ölümünü düşünmez. tek başına gezinen bir bizans askeri görmek cesur olmayan bir türk cengaver görmek kadar zordur.
yerli yersiz güler. bazen o kadar güler ki sanki acıyı bal eylemiştir. bahsettiğim şey gülümseme değildir, dolu dolu bir kahkahadır. gören de zanneder ki kara murat birazdan bir tokatla ölümüne neden olmayacak.
aslında çok kolay ölse de garip ve tarihi bir lazarus tavrı vardır. öldükten birkaç dakika sonra sanki ölümün tadı damağında kalmış gibi koşa koşa yeniden gelir. ölmelere duyamaz.
artık gerekli bilgilere sahip olduğunuza göre bir bizans askeri gördüğünüzde şaşırmayacaksınız.
devamını gör...
üniversitede yaşanmış en büyük pişmanlık
daha fazla gezmek, daha çok görmek isterdim...
devamını gör...
hiçbir şey olmadıysa bile kesinlikle bir şeyler oldu
şu an sözlüğü en iyi anlatan cümle. anlamadığım bişiler oluyor. herkes birbirine girmiş durumda olayları kaçırıyorum. annesiyle babasının kavgasını izleyen küçük çocuklar gibiyim.
devamını gör...
mustafa fehmi kubilay
giritli türk göçmeni bir ailenin, kozan 1906 doğumlu öğretmen ve asker çocuğudur. şeriat isteyen yobazların başını keserek öldürdüğü bir devrim şehitidir. derviş mehmed denilen ve kendini mehdi ilan eden bugünkü işidçiler ile aynı kafa yapısına sahip bir şeriatçının hilafet sancağını menemen meydanına dikmesiyle başlayan olayları yatıştırmak için gönderilmiş ve kahpece yaralandıktan sonra sığındığı gazez camii'sinin avlusunda başı kesilerek öldürülmüştür. atatürk’ün bu olaya tepkisi sert olmuş, isyana karışan 100’den fazla yobazı divan-ı harp’te yargılatmış, 28 tanesini bizzat kubilay’ın şehit edildiği avluda astırmıştır.
devamını gör...
moderasyona soru sor
pavlov'u seksi bir yönetici kadın sanıyordum. affet hocam.
nickaltına yazmayacağım bir daha. yada yazarım alırım bi gıdık, belki son defa... bazı şeyleri bilemezsin hocam, ben de bilemedim. ama kırıldım. insan sadece kendi yaşanmışlıklarını, kırgınlıklarını hatırlıyor anımsayınca. eylulıngın kahkahaları üstüne tuz biber oldu. zaten hiç tatlı gelmez burukluklar.
kadın olmalıydın sen. çok yakıştırmıştım sana bu kimliği. çok yakındın kafamdaki sitenin en seksi hanımı idealime.. sürekli sitenin istatistliklerine göz attığından dolayı, inişli çıkışlı performans grafiğinin yansıtıldığı bir projeksiyon kutusunun mavi ışığı altında elinde sunum çubuğu tuttuğunu, 'lucifer dikkatimizi verelim lütfen' dediğini hayal ediyordum. evet dedim evet.. bu kadın çekip alır beni koparırım kafayı. meğerse sen de sitedeki her erkek gibiymişsin, gözümden bir damla istatistlik düştü zemine. kayboldu. güneşin yakıcılığında uçtu. günün anlamsızlığına karıştı. 3 kat aşağıda anlamsızca koşturan çocuklar vardı. defolun dedim gözümün önünden defolunn...
gerçeklik uyuşturuyormuş hocam. sabah kahve içerken farkettim. uyanmıştım artık radyo gecesinin ertesinde. hiçbir şey bir daha eskisi gibi olmayacak der gibiydi o sabah. tül perdenin genişleyip şişerek dolduğu salonda, ürpertiyle bir şeylere hazırlıksız yakalanmıştım, ilk sigaram da tatsız geldi. ben yoldaş gibi sarmam hocam üşengeç adamım paketten çıkarır yakarım. bir çırpıda çıkarıp yaktım. o havayı yakaladım anında. bozulan gizemin buruk soluğuydu alıp verdiğim karışan tütün dumanına. bir insan ancak bu kadar hiçbir şey yapmadan bir yazarı yok edebilirdi. belki de yok olmaya hazırdım. sen sennnn istatistlik kurabiyesi.. bunu sen yaptın.
anca istatistlikmiş, anca veriymiş. aşk böyle rakamsal databaselerden mi oluşuyor sanıyorsun bayım? en çok tanım girilen başlık mıydı? kim çok yazmıştı? ben söyleyeyim hiçbirisi..
hayalleriyle oynanan bir lucifer bıraktın bu sitede. en baştan dm'yi çakıp 'abisi erkeğim ben' deme nezaketini gösterebilirdin. yapmadın bunu.
boşluk oluştu içimde. bana bir yönetici kadın borçlusun, bunu unutma... unutmaaağğ oh noo.
nickaltına yazmayacağım bir daha. yada yazarım alırım bi gıdık, belki son defa... bazı şeyleri bilemezsin hocam, ben de bilemedim. ama kırıldım. insan sadece kendi yaşanmışlıklarını, kırgınlıklarını hatırlıyor anımsayınca. eylulıngın kahkahaları üstüne tuz biber oldu. zaten hiç tatlı gelmez burukluklar.
kadın olmalıydın sen. çok yakıştırmıştım sana bu kimliği. çok yakındın kafamdaki sitenin en seksi hanımı idealime.. sürekli sitenin istatistliklerine göz attığından dolayı, inişli çıkışlı performans grafiğinin yansıtıldığı bir projeksiyon kutusunun mavi ışığı altında elinde sunum çubuğu tuttuğunu, 'lucifer dikkatimizi verelim lütfen' dediğini hayal ediyordum. evet dedim evet.. bu kadın çekip alır beni koparırım kafayı. meğerse sen de sitedeki her erkek gibiymişsin, gözümden bir damla istatistlik düştü zemine. kayboldu. güneşin yakıcılığında uçtu. günün anlamsızlığına karıştı. 3 kat aşağıda anlamsızca koşturan çocuklar vardı. defolun dedim gözümün önünden defolunn...
gerçeklik uyuşturuyormuş hocam. sabah kahve içerken farkettim. uyanmıştım artık radyo gecesinin ertesinde. hiçbir şey bir daha eskisi gibi olmayacak der gibiydi o sabah. tül perdenin genişleyip şişerek dolduğu salonda, ürpertiyle bir şeylere hazırlıksız yakalanmıştım, ilk sigaram da tatsız geldi. ben yoldaş gibi sarmam hocam üşengeç adamım paketten çıkarır yakarım. bir çırpıda çıkarıp yaktım. o havayı yakaladım anında. bozulan gizemin buruk soluğuydu alıp verdiğim karışan tütün dumanına. bir insan ancak bu kadar hiçbir şey yapmadan bir yazarı yok edebilirdi. belki de yok olmaya hazırdım. sen sennnn istatistlik kurabiyesi.. bunu sen yaptın.
anca istatistlikmiş, anca veriymiş. aşk böyle rakamsal databaselerden mi oluşuyor sanıyorsun bayım? en çok tanım girilen başlık mıydı? kim çok yazmıştı? ben söyleyeyim hiçbirisi..
hayalleriyle oynanan bir lucifer bıraktın bu sitede. en baştan dm'yi çakıp 'abisi erkeğim ben' deme nezaketini gösterebilirdin. yapmadın bunu.
boşluk oluştu içimde. bana bir yönetici kadın borçlusun, bunu unutma... unutmaaağğ oh noo.
devamını gör...
saatlerin olmadığı bir dünya
"saatin kendisi mekan, yürüyüşü zaman, ayarı insandır. bu da gösterir ki zaman ve mekan, insanla mevcuttur."
biz varsak bir anlamı vardır saatlerin. yoksak istediği kadar akabilir. hatta nerede ve kim olduğumuza göre bile değişir akışı.
biz varsak bir anlamı vardır saatlerin. yoksak istediği kadar akabilir. hatta nerede ve kim olduğumuza göre bile değişir akışı.
devamını gör...
balina ile mandalina
fazıl hüsnü dağlarca'nın "dağlarca çocuklarda" serisinden bir çocuk kitabı.
denize düşen bir mandalinacık ile bir balinanın dostluğunu anlatıyor diye son derece klişe bir tanım cümlesi yazayım önce. dağlarca'nın yıldızlardan bahsederek başladığı, dalgalara, ağaçlara, dallara, bembeyaz köpüklere öyle özgün anlamlar yükleyerek yazdığı bir kitap ki, bu dostluk sadece iki çocuğun değil, iki aşığın da dostluğu olabilir mi diye sormadan edemiyor insan kendine. örneğin mandalinanın balinanın sesini tanımlayışı:
a a güzel bir ses
sanki ırmak
sanki türkü
sanki ilkyaz yeli
ses mi belli değil
beni beklediği mi belli değil
sonra mandalina ile balinanın tanışmasının üzerine balinanın içinden geçen sözler:
ne mutlu ağaçmış o
çocukları böylesine
tatlı
ne mutlu ağaçmış o
çocukları böylesine
sıcak
derken kavuşma üzerine:
denize yeşim yeşim
yansırken
mandalina ağaçları
sanki yaşlı bir anneye
mektup gelir
ta uzaklardaki çocuğundan
ve son olarak yalnızlığa dair:
çocuklar uyur uyumaz
sallanır uzaklarda ağaçlar
güneşli gecede
sever balığın biri
ağacın birini
kim yalnızsa
o daha çok duyar
ıssız yerleri
ister balina olsun
ister mandalina
kim yalnızsa o daha çok
en eski bir türkü
kim yalnızsa çocuklar
o daha çok benzer
başkasına
yıl 1977, bu kitap belki de sevgiyi en iyi sezen çocuklar için yazılmış. bir devrin çocukları böyle güzel öykülerle büyümüş. hem düşleyecek bir dünya dolusu şey vermiş yazar okurlarına, hem de olanca naifliği ve sadeliği içeren sözcükleri yan yana koyup belki dört beş yaşından seksen doksanına dek nesillere edebi bir tat sunmuş bu şiirsel hikayeyle. yapı kredi yayınları'ndan edinilebilir, hem çocuklara hem de biraz çocuk kalmışlara.
denize düşen bir mandalinacık ile bir balinanın dostluğunu anlatıyor diye son derece klişe bir tanım cümlesi yazayım önce. dağlarca'nın yıldızlardan bahsederek başladığı, dalgalara, ağaçlara, dallara, bembeyaz köpüklere öyle özgün anlamlar yükleyerek yazdığı bir kitap ki, bu dostluk sadece iki çocuğun değil, iki aşığın da dostluğu olabilir mi diye sormadan edemiyor insan kendine. örneğin mandalinanın balinanın sesini tanımlayışı:
a a güzel bir ses
sanki ırmak
sanki türkü
sanki ilkyaz yeli
ses mi belli değil
beni beklediği mi belli değil
sonra mandalina ile balinanın tanışmasının üzerine balinanın içinden geçen sözler:
ne mutlu ağaçmış o
çocukları böylesine
tatlı
ne mutlu ağaçmış o
çocukları böylesine
sıcak
derken kavuşma üzerine:
denize yeşim yeşim
yansırken
mandalina ağaçları
sanki yaşlı bir anneye
mektup gelir
ta uzaklardaki çocuğundan
ve son olarak yalnızlığa dair:
çocuklar uyur uyumaz
sallanır uzaklarda ağaçlar
güneşli gecede
sever balığın biri
ağacın birini
kim yalnızsa
o daha çok duyar
ıssız yerleri
ister balina olsun
ister mandalina
kim yalnızsa o daha çok
en eski bir türkü
kim yalnızsa çocuklar
o daha çok benzer
başkasına
yıl 1977, bu kitap belki de sevgiyi en iyi sezen çocuklar için yazılmış. bir devrin çocukları böyle güzel öykülerle büyümüş. hem düşleyecek bir dünya dolusu şey vermiş yazar okurlarına, hem de olanca naifliği ve sadeliği içeren sözcükleri yan yana koyup belki dört beş yaşından seksen doksanına dek nesillere edebi bir tat sunmuş bu şiirsel hikayeyle. yapı kredi yayınları'ndan edinilebilir, hem çocuklara hem de biraz çocuk kalmışlara.
devamını gör...
abdülhamid han yalnızlığı
yalnız falan değil. herkese küsüp kendini saraya kapatmış. ondan sonra kimse benimle oynamıyor.
oynamazlar tabi, sen jurnallerle milletin birbirine olan güveni yok edersen, elbette kimse seninle oynamaz yalnız kalırsın.
oysa halk çok defa yıldız sarayının önüne gelip;
-" hamiiit pabucu yarım, çık dışarıya oynayalım." demişlerdi.
oynamazlar tabi, sen jurnallerle milletin birbirine olan güveni yok edersen, elbette kimse seninle oynamaz yalnız kalırsın.
oysa halk çok defa yıldız sarayının önüne gelip;
-" hamiiit pabucu yarım, çık dışarıya oynayalım." demişlerdi.
devamını gör...
düşün ki adolf hitler normal sözlük'te yazılanları okuyor
çay var içersen, ben var seversen, auf var wiedersehen.
devamını gör...
renkli çorap giyen insan
mesut süre'dir.
ben de giyerim ama bende onda durduğu gibi durmuyor. 2 metre bir adam takım elbisenin altına rengarenk çoraplar giyiyor. hatta ben onların kilotlu olduğunu düşünüyorum hahah. (kusura bakma mesutcuğum hayallerimin önüne geçemezsin.)
t: ruhunun rengini bir şekilde göstermeyi başaran insan.
ben de giyerim ama bende onda durduğu gibi durmuyor. 2 metre bir adam takım elbisenin altına rengarenk çoraplar giyiyor. hatta ben onların kilotlu olduğunu düşünüyorum hahah. (kusura bakma mesutcuğum hayallerimin önüne geçemezsin.)
t: ruhunun rengini bir şekilde göstermeyi başaran insan.
devamını gör...
annesinin yakışıklı oğlum dediği çocuğun tipsiz olması
tip denen kavram insanların pis zihnine göre şekillenen bir durum olduğu için bir annenin oğluna yakışıklı oğlum demesi oğlunun yakışıklı olduğundandır.
sizin tip standartlarınıza uymayan bir kimse çirkin değildir.
bir annenin evladı onun için en güzel evlattır.
sizin tip standartlarınıza uymayan bir kimse çirkin değildir.
bir annenin evladı onun için en güzel evlattır.
devamını gör...
nisa bölükbaşı
oldukça gereksiz fanlara sahip kişi.
devamını gör...


