çok sevgili z kuşağı yazarları, umudunuzu hiçbir zaman kaybetmeyin. unutmayın ki direnmek devrimdir. sevgiyle kalın
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

tablo: cihat aral
devamını gör...

dünya tarihinde ilk (bkz: beyin bypass ameliyatı)nı yapan çok değerli bilim insanı. ayrıca şair (bkz: can yücel)in çocukluk arkadaşıdır.
devamını gör...

#564657 numaralı tanımda belirtildiği gibi taciz değildir. bende temas var gibi gördüm. ani ve kesintili olduğu için de en basit tabiriyle ortada sarkıntılık var ki, bu da yabana atılacak bir şey değil.

ama benim asıl söylemek istediğim nokta şu; bu işin kadını erkeği olmaz. kişilerin rızası hilafına yapılan bu hareketlerin cezalandırılması gerekir. dil, din, ırk, cinsiyet fark etmeksizin bu tarz hareketler kime karşı yapılıyorsa tepki gösterilmelidir. hem de bu tepki gayet sert olmalıdır. bu yüzden başlıkta komiklik yapanları görünce, ergen efendilerin gündüz düşleri klanına mensup oldukları düşüncesine kapıldım.

ikinci nokta şu; öyle bir coğrafya da yaşıyorsunuz ki, taciz nedir, cinsel saldırı nedir, tecavüz nedir bilmek zorundasınız. çoğunuz mürekkep yalayıp yutmuş insanlarsınız. bu ayrımları öğrenmezseniz haklarınızı nasıl arayacaksınız? başınıza neyin geldiğinin ayırdını dahi yapamayacak durumda olursanız yandı gülüm keten helva. bu kavramları anlayabilmek için hukukçu olmanıza gerek yok. az çok okuyup aralarındaki farkları öğrenebilirsiniz ki bu sizin için avantaj olur. başlığında değiştirilmesi gerekir. bana göre cinsel saldırı suçunun daha hafif hali vuku bulduğu için sarkıntılık tabiri daha uygun olur diye düşünüyorum.
devamını gör...

"mammillaria herrerae" olarak da bilinen ve sadece meksika'nın queretaro dağlarında yetişen bir bitki. golf topuna olan benzerliğinden dolayı bu ismi almış. küçük pembe çiçekler açmasıyla bilinen bu bitki aynı zamanda nesli tükenme karşı karşıya olan türler arasında yer alıyor. neslinin tükenmesine sebep olan canlı ise tabiki "insan".
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
beyle..
devamını gör...

dillerde gezen adım:
bir seciyesiz, bir it.
nedense olamadım,
sizin gibi bir yiğit...

ne gaye taşıyorum,
ne bir dağ aşıyorum;
delice yaşıyorum,
ne ihtiras, ne ümit...

yuh...eğer hayat buysa,
bu ahmakça uykuysa...
bana kim sokulduysa
hadi dedim, hadi git!...

bende çok şey var ama,
akıl filan arama...
ciddiyetle arama
koydum dikenli bir çit.

saçıma düşen aklar,
ne bir macera saklar;
çıkarmaz bu dudaklar,
ne bir küfür ne tevhit...

korkutmaz beni ölüm,
bir şeytan kadar hürüm.
süremez bende hüküm
ne allah, ne de nahit...

sabahattin ali- bütün insanlara.
devamını gör...

" iyi insanlar kırıldıkları zaman sevmeyi bırakmazlar, göstermeyi bırakırlar." sözünü söylemiş, insanları çözmüş üstattır.
devamını gör...

şahsım ifadesinin benzerleri;

(bkz: ingiltere)
(bkz: almanya)
(bkz: fransa)

ayrıca bazı vatandaşlar şahsım devletinin var olup olmadığını sorgulamaktadır

(bkz: şahsım devleti)

şahsım ifadesini keşfeden kişinin konuşması
devamını gör...

dışarı çıkıp yürümek, sohbetinden keyif alabileceğim her hangi biriyle.
devamını gör...

insan organizmasında
yüzde doksan su var,
paganini'de belki
yüzde doksan aşk!

ayrıca, bir istisna olarak
kalabalık eziyorsa sizi,
insan tutumunda
yüzde doksan iyilik...

yüzde doksan müzik
külfet olsa bile,
içimdeki çer çöpe rağmen,
yüzde doksan sen.

en sevdiğim şiiridir andrey voznesenski'nin.
devamını gör...

saçmalığa bakar mısınız? bu nedir ya, çocuk kitabı bir de bu. efendime söyleyim bahsi geçen kitabımızda çocuğu olmayan bir baba hocaya gittikten sonra çocuk sahibi oluyormuş. kız çocuğu olan baba yeniden hocaya gidince hocaya şöyle bir soru yöneltiyor "hocam, yetiştirdiğin meyveyi önce kendin mi yersin, yoksa başkasına mı yedirirsin" şu işe bakın ki hoca da şöyle cevap veriyor: "evvela kendin yersin" eve gelip durumu kızına anlatan babaya kızının cevabı ise şu oluyor:"baba hiç öyle şey olur mu, ben senin kızınım, babanın kızıyla evlenmesi olur mu" babası da diyor ki: "olur kızım ben hocaya danıştım"
kanım dondu bu nasıl bir hikayedir ya? fark edilince tabii 6 bine yakın baskısı imha edilmiş. kim bilir böyle iğrenç alt metinleri olan kaç tane kitap var piyasada. rica ediyorum çocuklarınıza kendinizin okumadığı hiçbir kitabı okutmayın.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
buradan
devamını gör...

güneş'e olan yakınlık bakımından 4. sırada bulunan, kızıl gezegen adıyla da bilinen gezegen. teleskop ya da dürbün kullanmadan gece göğünde görebileceğiniz birkaç gezegenden biri.

gezegenin ismi roma mitolojisindeki savaş tanrısı olan mars'tan geliyor. bunun nedeni, gezegenin yüzeyindeki pas nedeniyle kırmızı görünmesinin, kanlı bir savaş ortamını çağrıştırması. her ne kadar genel olarak kırmızı görünse de, tabii ki gezegenin her yeri kırmızı değil.

***

mars'ın güneş'ten uzaklığı yaklaşık 230 milyon kilometre. güneş'in etrafındaki 1 turunu 687 dünya gününde tamamlıyor. gezegenin 1 günü, dünya'daki 1 günden yaklaşık 40 dakika daha uzun.

eski yunancada dehşet anlamına gelen deimos ve yine eski yunancada korku anlamına gelen phobos isimli 2 uydusu var. bunlardan phobos'un, izlediği yörünge nedeniyle çok uzak bir gelecekte mars'ın çekim etkisi nedeniyle parçalanarak gezegenin etrafında bir halka oluşturması bekleniyor. deimos ise büyük ihtimalle gezegenin çekim etkisinden kurtulup ondan uzaklaşacak.

***

mars da dünyamız gibi kayalık bir gezegen. demir, nikel, sülfür gibi elementlerden oluşan bir çekirdeği var. bu çekirdek manyetik alan üretemiyor çünkü büyük ölçüde katı bir yapısı var. çekirdeğin üzerinde, volkanik aktivitelerin de kökeni olan manto tabakası var. ancak büyük ihtimalle en son volkanik hareketlilik milyonlarca yıl önce gerçekleşmiş gezegende. bu arada, güneş sistemi'nin en büyük yanardağı olan olympus mons, mars üzerinde bulunuyor. bu dağ o kadar büyük ki, zirvesinde dursaydınız eteklerinin nerede bittiğini göremezdiniz.

manto tabakasının üstünde demir, kalsiyum gibi bazı elementlerden oluşan kabuk tabakası var. işte buradaki demir, gezegenin ince atmosferindeki oksijenle bir araya geldiğinde oksitlendiği için gezegen pas renginde görünüyor. yüzey büyük ölçüde regolit adı verilen çok ince bir kumla kaplı.

gezegenin özellikle kutuplarında kuru buz adı verilen karbondioksit buzu ve bunun hemen altında da su buzu bulunuyor.

mevsimler dünyadaki gibi eşit süreli değil. bahar ve yaz ayları uzun sürerken kış daha kısa sürüyor. bahar aylarında ısınan gazlar, jetler halinde püskürüyor gezegen yüzeyine. sıcaklıklar 20 derece ile -150 derece arasında seyrediyor.

özellikle yaz aylarında büyük toz fırtınaları çıkıyor ortaya. bu fırtınalar, gezegen üzerinde araştırma yapan uzay araçları için son derece sıkıntılı sonuçlara neden olabiliyor. ayrıca yüzeyde bulunan toz tabakasının manyetik özellikler gösterdiği de biliniyor. bu nedenle uzay araçlarının rahat çalışabilmesi için kameralarının yakınında bir yerlere mıknatıs yerleştirmek gerekebiliyor.

atmosferi dünya atmosferinden hemen hemen 100 kat daha ince. üstelik %95'i karbondioksitten oluşan bir atmosfer bu. bu nedenle gezegen üzerinde koloni kurma konusundaki en büyük sorunlardan birini oluşturuyor bu iki durum. ince atmosferine rağmen bir ozon tabakası bulunduruyor. gün batımlarında gökyüzüne mor renk hakim oluyor.

***

uzay araçlarının mars'a ulaşması ortalama 6-8 ay kadar sürüyor. bugüne dek mars görevlerinin yarıdan biraz fazlası başarıyla tamamlandı. bu konuyla ilgili (bkz: mars laneti)

mariner 4, opportunity, curiosity, spirit, mars reconnaissance orbiter ve daha birçok uzay aracı ve son olarak da gezegene henüz yeni ulaşan perseverance gibi araçlarla çok önemli veriler elde ettik/edeceğiz. ayrıca orion kapsülü de insanlı uçuşlar için çalışmalar konusunda kullanılıyor.

aşağıdaki uzay giysisi, mars için özel tasarlandı:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(görsel, twitter. com'dan alıntıdır.)

bu giyside eklem kısımları özellikle hareketli olarak tasarlandı. arka tarafında gördüğünüz sırt çantası benzeri kısım da bir kilitlenme kapısı ve uzay gemisine kilitlenmek için kullanılıyor.

gezegenle ilgili anlatılacak çok bilgi var. ancak genel özellikleri bu şekilde özetlenebilir.
devamını gör...

fark edilen ve şaşırtmayan bir durumdur. bizim gibi memleketlerde akıl ve mantık yerine eğlencenin tercih edilmesi yüzünden
ortaya çıkar. ne eğlenceymiş arkadaş!
devamını gör...

sadece online satranç oynama fırsatıyla değil sade arayüzü, reklam içermiyor oluşu ve sayısız pratik yapma imkanıyla da gözdem olan site ve uygulama. stratejik hamleler ve bakış açısı geliştirmek için harika. dar vakitlerde birkaç hamlelik pratiklerini bayıla bayıla oynuyorum.

oyuncu performansını istatiksel olarak sunan bir sekmesi de mevcut. tabii bu kısmı yalnız hesap sahibi görebiliyor. pratikler sonunda yanlış ve doğru hamleleri açıklayan bir metin beliriyor, tespit açısından büyük kolaylık. insan bazen ne yapsa kendi kendine göremiyor çünkü. bu yönleriyle de oldukça kullanışlı bir uygulama benim için.
devamını gör...

esad yönetimine destek veren şiilerle muhalefetin yanında olan sünniler arasında şiddetli çatışmaları yaşayarak, sınır komşusu suriye’ deki iç savaştan en fazla etkilenen ülkelerden biridir.
‘70’lerde filistin yanlısı savaş unsurlarının lübnan’ da örgütlenmesi ve ardından gelişen israil güdümlü korkunç sabra ve şatilla katliamı ‘na sahne olarak israil-filistin meselesinden de yine en fazla etkilenen ülkelerin başındadır.

1975 lübnan iç savaşından bu yana kalıcı barışı yaşayamamış bir zamanların insan mozaiği, renkli ülkesi...
amin maalouf ve feyruz gibi kalplerin, evrensel yeteneklerin acı dolu vatanı...
benim hafızamda, müziğiyle, feyruz ’ un ülkesi için söylediği, tüyleri diken diken eden şarkısı “le beyrut” ile kalacak.

devamını gör...

1. nesil yazarım diye çevreme hava atma nedenimdir.
devamını gör...

"erkekleri adam etme düşüncesini bıraksak da kendimiz mi adam olmaya çalışsak acaba?" diye düşündüren başlık.
devamını gör...

an itibari ile uzunlar çalıyor.

uykusunda her biri.
yorma sakın kendini,
anlatıp derdimizi onlara.
sen, ben, bi’ kaç kişi
bırakmışız bütün işi,
vurmuşuz kendimizi yollara.

uzunlar yanıyor arabamızdaaa
bu ışık hepimize fazla.

ah tam da şuan ihtiyacım olan şey bu yazdığım kısmı yaşamak.
devamını gör...

müptelası olduğumuz bu harika içeceğin, tarih sahnesine çıkışı 850 yılında oluyor. aslında her şeyi bir keçi sürüsüne ve çobana borçluyuz. bir kahve tiryakisi olarak, yazıma başlamadan önce burdan sonsuz teşekkürlerimi iletmek isterim. bach'ın "coffee cantata" eserini de şuraya bıraktıktan sonra başlayalım.


her şey, kaldı adındaki çobanın güttüğü keçilerin bir meyveyi yedikten sonra canlanmaları ile başlıyor. bunu gören çoban meyveyi kendisi de deniyor. kahve sevgisinin bu kadar büyüyeceğini o zaman fark etmiş midir acaba?

daha sonraki durağımız keşişler oluyor. bu gizemli meyveyi onlar da deniyor. tadı çok acı geldiği için hepsini ateşe atıyorlar. daha sonra öyle güzel bir koku yayılır ki keşişler mest olur. keşişler daha sonra bu kavrulmuş meyvelerden bir içecek hazırlamışlar. keşişler kahveyi içtikten sonra bütün gece ayık kalmışlar. daha sonra bu sihirli içecek, kısa sürede yayılmış dört bir yana. 1000 yıllarında yemen'de üretilmeye başlanmış bile.

kahvenin istanbul'a gelişi kanuni sultan süleyman döneminde gerçekleşmiş. sınırları yemen'e kadar uzayan osmanlı, yemen valisi özdemir paşa sayesinde kahve ile tanışmıştır. bu tanışıklık gittikçe ilerlemiş ve artık sarayda kırk kişilik kadrolu kahveci ustaları çalışmaya başlamış.

efendim kahvenin ünü sarayın dışına da taşmış tabii ki. 1550 yılında ilk kahvehane açılmış istanbul'da. daha sonraki her mahallede bir kahvehane olmuş. insanlar burda oturur, muhabbet eder, tartışır, iş konuşur, ticaret yapar bir yandan da kahvesini yudumlarmış.

kahve tutkunu italyanlar da kahve ile osmanlı sayesinde tanışmıştır. venedikli tacirler 1615 yılında ilk kahve tohumlarını venedik'e götürerek bu harika içeceği bir kıtaya daha taşımışlardır. 1683 viyana kuşatması sırasında osmanlı'nın kahve tohumlarını cephede bırakması ile avrupa'ya da kahvehaneler açılmaya başlamıştır. polonyalı bir girişimci bu çuvallar dolusu kahveler ile ilk kahvehaneyi açmış.

istanbul'da olduğu gibi avrupa'da da çok sevilmiş kahvehaneler. voltaire, balzac, beethoven ve mozart da bu kahvehanelerin müdavimlerinden. balzac'ın kahve tutkusunu bilmeyen yoktur zaten. günlük 50 fincan kahve içtiği söylenir.

tabii ki o zaman kahve üretimi arabistan, afrika topraklarında. avrupa'ya da yayılması ile orda da kahve bitkisi yetiştirilmeye çalışılmış. 17. yüzyılın sonlarına doğru seralarda üretilen bitkiler, çeşitli yerlere gönderilmiş. bir tanesi de paris'te xıv. louis'e hediye edilmiş. bu hediye milyonlarca kahve bitkisinin atası olmuş.

şüphesiz kahve bizim kültürümüzde bambaşka bir noktaya yerleşmiştir. telvesi ile içilen tek kahve türü olan türk kahvesi de bu kültürün çok önemli bir parçası aynı zamanda insanlığa bir hediyemiz. sabahların mutluluk sebebi kahvaltı bile kahvenin altına yenilen yemekten alır ismini. bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır sözü de belki de sevgimizi gösteren en büyük kanıttır.
devamını gör...

gıda sektöründe faaliyet gösteriyorum. turistik bir belde de bir restoran açma planımız var.
sarı siteye girilir, ilanlar tek tek kontrol edilir.en sonunda uygun bir ilan bulunur.
ilan sahibiyle iletişime geçtim biraz yaşlıca biri, restoran , gazino ve pansiyonu aynı anda kiraya verecek kira da uygun sayılır. ruhsat problemi var mı? v.s bir çok bilgi alınır ve yola çıkılır.
yüzlerce km yol yaptıktan sonra tarif edilen yere gittim, bahsedilen hiç bir şey yok, neyse biz amcayı bulduk
- amca bahsettiğin yer neresi
* burası oğlum
-amca orada bir taş var
* heh orası gazino
- restoran,pansiyon nerede
* (yıkık bir dam gösterip) burası , şuraya uzanıp yatarsın şurada duş alırsın, ben de çatıya taşınırım(çatı yok)
beynin 15 dk lığına kendini kapadı.
amca bize bir şiir okudu.1992 yılında basılmış kendi şiir kitabını imzalayıp verdi.
şizofren bir amcamız bizi dumura uğratıp yüzlerce km yol yaptırdı.
işin garibi o kadar ciddi anlatıyorki telefonda anlamak imkansız.
her işte bir hayır varmış diyip geri döndük, şiir kitabını da okudum.yaklaşık 30 yılda yazmış.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim