instagram kullanmayan yazarlar veri tabanı
benim. ilk defa bir veri tabanına kaydoluyorum çok heyecanlıyım! var mı yapmam gereken bir şey esnaf zanaatkarlara kayıt falan ?
devamını gör...
14 şubat 2021 sözlük store indirimi
bir sonraki indirimlere göz kırpan bir indirim olabilir. kişisel ileti alarak ben de bu kervana katılmış bulunmaktayım. belirli günler ve haftalar takvimimi oluşturdum beklemekteyim.
devamını gör...
peki peki anladık
ülker'in peki ürününe ait reklamda kullanılan şarkıdır. ezbere bilinen reklamlardan biri oldu sonrasında.
devamını gör...
sülaledeki en başarılı kişi ve mesleği
kendisi amcam olur, çalışmıyor şu an. başarısı daima istediği gibi yaşamasıdır. denemekten korkmaz, hatalarıyla barışıktır, inandığının peşindedir. bugünün insanıdır. güldü mü gözlerinin içine kadar güler, öfkelendi mi yine aynısı olur. başkalarının hayatını mahvetmiştir, bazen güzellik katmıştır ama sadece kendi istediği için yapar bunları. mevki, makam, kazanç olarak ondan çok üstün insanlar var sülalemde ama benim için başarı onun hayat deneyimi ve kendi hayatını yaşamak için kendine izin vermesi.
devamını gör...
güne bir söz bırak
insan kalbinde ne taşıyorsa dünyayı öyle görür.*
goethe
goethe
devamını gör...
popüler kültür
sözlük anlamı belli bir dönem için geçerli olan hızlı üretilen ve hızlı tüketilen ögeler bütünü olan kavram. sık olarak duyuyoruz bu kavramı , hem de oldukça sık . benim nazarımda önemli bir kavram. mesela herkes stefan zweig kitaplarını över nedeni ise çoğunlukla çevresinden bu yazar ile ilgili olumlu görüşlerdir ama yazdığı eserlere baktığımızda aslında o kadar da eşsiz olmadığını ve abartılan eserlere sahip olduğunu söylemekte bir beis yok . aynı şekilde anlamsızca popüler olan nesneler de güzel bir örnek. stres çarkları aslında sıradan olan bir nesne ama oluşan algılar akabinde ilgi görüyor ve popüler oluyor. bir diğer parantez açılması gereken husus sosyal medya . etkileşim elde etmek ,dikkat çekmek maalesef acı ama gerçek olan bir durum. gangnam style adlı parça bunu güzel bir örnektir çünkü absürt olan bir şey kitleler vasıtası makul kılınmış ve hit olmuştur.
peki sonra ne oluyor bu kavramlara ? unutulup gidiyor aslında . süre olarak bazen oldukça kısa ,bazen de oldukça uzun . mesela yıllar önce popüler olan ya da tarz addedilen şeylere geriye dönüp bakıldığında nasıl popüler olduğunu çözemiyoruz çünkü popüler kültür tarafından sunulmuş ve tüketilmiş.
peki sonra ne oluyor bu kavramlara ? unutulup gidiyor aslında . süre olarak bazen oldukça kısa ,bazen de oldukça uzun . mesela yıllar önce popüler olan ya da tarz addedilen şeylere geriye dönüp bakıldığında nasıl popüler olduğunu çözemiyoruz çünkü popüler kültür tarafından sunulmuş ve tüketilmiş.
devamını gör...
güne bir başkent bırak
(bkz: reykjavik) atlas okyanusu’nda bulunan izlanda’nın başkentidir. ülkenin yaklaşık olarak yarısı bu şehirde yaşamaktadır. ayrıca yeryüzünde kutup bölgesine en yakın olan başkenttir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
büyük bir hayal kırıklığını taşıyorum yüreğimde
kapanmış yaramın, acı bir hançer saplandı üzerine
hiç bilmediğim ve beklemediğim bir anda
hissettim acı veren soğukluğu tenimde
ellerin hançerin üzerinde tüm acımasızlığıyla
gövdem, ruhum kanlar içinde
gözlerinde gördüğüm acımasızlık
şeytanca işledi ruhumun derinliklerine
sen, beni bitirmeye ant içmiş bir ruh
ben ise çoktan tükenmiş bir insan
bedenim alevler içerisinde yanıyor
yalvarırım ilya, kurtar beni bu yangından!
kapanmış yaramın, acı bir hançer saplandı üzerine
hiç bilmediğim ve beklemediğim bir anda
hissettim acı veren soğukluğu tenimde
ellerin hançerin üzerinde tüm acımasızlığıyla
gövdem, ruhum kanlar içinde
gözlerinde gördüğüm acımasızlık
şeytanca işledi ruhumun derinliklerine
sen, beni bitirmeye ant içmiş bir ruh
ben ise çoktan tükenmiş bir insan
bedenim alevler içerisinde yanıyor
yalvarırım ilya, kurtar beni bu yangından!

devamını gör...
kitap yazmış yazarlar
ilerde bir gün kitabımın görseli ile editlemek hayali ile bu tanımı buraya iliştiriyorum.
devamını gör...
sineklerin tanrısı
kitap , insan yaradılışının temelindeki vahşiliği ve vahşetin çirkin yüzünü ortaya koymuştur.
devamını gör...
toksik maskülinite
ataerkil toplum anlayışıyla ortaya çıkan ilkeleri irdeleyen terim. erkeğin, erkeğe zulmü.
aslında geleneksel toplumun bir yansıması olarak erkek hiyerarşisinde altta kalan ezilir, ezilmelidir. güçlü olan en iyisini kapar gibi aslında ilkel ve evrimsel açıdan olağan bir durumdur toksik maskülinite. ancak, bir bakıma sosyolojik ve entelektüel gelişmemişliğin de göstergesidir bana göre.
erkek asla ağlamamalıdır! duygularını göstermemelidir! cinsel olarak hep aktif olmalıdır! kadını ezmesi bir görevdir ister bilinçli ister bilinçsiz yapsın. bir kavga varsa mutlaka katılmalıdır yoksa korkağın tekidir! gerekirse yumruğunu indirecektir ama asla boyun eğmeyecektir! parası olmasa da ne yapıp ne edip o evi almalıdır yoksa evlenemeyecektir vs vs.
evet, bence de erkek güçlü olmalıdır ama erkek bir insandır. ağlar, duygusal olabilir ki bu, onun insan olduğunu gösterir. fakat, yukarıda birkaç örneğini verdiğim durum erkekler üzerinde yine erkekler ve birtakım kadınlar tarafından yapıştırılmış bu gereksiz misyonlar ister istemeden erkekler üzerinde bir baskı oluşturuyor ve gereksiz bir sorumluluk yüklüyor. bu baskı da gelip kadınları vuruyor. türk toplumu olarak bu durumun zehirli meyvelerini yiyoruz. cinayetler, kavgalar, tahammülsüzlükler... trafikte ufacık bir nedenden dolayı insanlar birbirini öldürüyor bu ülkede... zamanla bu durum da değişecektir diye umuyorum. yeni nesiller bizlerin eseri olacak. bu da yeni bir toplum inşa etmek demektir. kendimizi geliştirelim.
aslında geleneksel toplumun bir yansıması olarak erkek hiyerarşisinde altta kalan ezilir, ezilmelidir. güçlü olan en iyisini kapar gibi aslında ilkel ve evrimsel açıdan olağan bir durumdur toksik maskülinite. ancak, bir bakıma sosyolojik ve entelektüel gelişmemişliğin de göstergesidir bana göre.
erkek asla ağlamamalıdır! duygularını göstermemelidir! cinsel olarak hep aktif olmalıdır! kadını ezmesi bir görevdir ister bilinçli ister bilinçsiz yapsın. bir kavga varsa mutlaka katılmalıdır yoksa korkağın tekidir! gerekirse yumruğunu indirecektir ama asla boyun eğmeyecektir! parası olmasa da ne yapıp ne edip o evi almalıdır yoksa evlenemeyecektir vs vs.
evet, bence de erkek güçlü olmalıdır ama erkek bir insandır. ağlar, duygusal olabilir ki bu, onun insan olduğunu gösterir. fakat, yukarıda birkaç örneğini verdiğim durum erkekler üzerinde yine erkekler ve birtakım kadınlar tarafından yapıştırılmış bu gereksiz misyonlar ister istemeden erkekler üzerinde bir baskı oluşturuyor ve gereksiz bir sorumluluk yüklüyor. bu baskı da gelip kadınları vuruyor. türk toplumu olarak bu durumun zehirli meyvelerini yiyoruz. cinayetler, kavgalar, tahammülsüzlükler... trafikte ufacık bir nedenden dolayı insanlar birbirini öldürüyor bu ülkede... zamanla bu durum da değişecektir diye umuyorum. yeni nesiller bizlerin eseri olacak. bu da yeni bir toplum inşa etmek demektir. kendimizi geliştirelim.
devamını gör...
çocukken inanılmaz kıymetli olan şeyler
muz vallaha da muz billaha da muz benim için aşırı kıymetliydi çocukluğumun ve hatta biraz da ergenliğe doğru kıymetli meyveydi alamazdık temel ihtiyaçları zor alan annemden bir de onu istemek aşırı lükstü yiyenlere bakardım uzaktan biraz buruk meyvedir benim için alır dağıtırım hatta ama o vakitlerdeki gibi kıymetli gelmiyor şimdi evde kilolarca var ama yemiyorum kıymeti kalmadı
devamını gör...
bayramı buruk geçen yazarlar
benim arkadaşlar. bugünun de diğer günlerden hiçbir farkı yok benim için. ne bir bayramimizi kutlayan var ne başka bir şey. yine yalnızız.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
küllükte unutulmuş bir sigara gibi
yanıyor , kül oluyor sessizce zaman
öyle samimi ki akreple yelkovanın dansı
unut diyorlar, unutuldun diyorlar
bak saniyelik bile müptezel oldu aramızda
sen de bu tuvalde , yalanlar tablosunda
eski türküler gibi yaşlanıyorsun..
yanıyor , kül oluyor sessizce zaman
öyle samimi ki akreple yelkovanın dansı
unut diyorlar, unutuldun diyorlar
bak saniyelik bile müptezel oldu aramızda
sen de bu tuvalde , yalanlar tablosunda
eski türküler gibi yaşlanıyorsun..
devamını gör...
fotoğrafın hikayesi
işçi bir kedinin hikayesi.

bizim mahallenin kedisi olur kendisi. motorun sahibi olan arkadaş her gün iş çıkışı kendisine ıslak mama verir. kedimizde karşılıksız bırakmaz ve hemen her gün motorun başına bir şey gelmesin diye başında bekler. bir nevi iş gibi. motorun sahibi geldiğinde mesaisi biter maaşını alır. ertesi gün tekrar iş başı. bakalım altı aydır görev başında. herkes memnun.

bizim mahallenin kedisi olur kendisi. motorun sahibi olan arkadaş her gün iş çıkışı kendisine ıslak mama verir. kedimizde karşılıksız bırakmaz ve hemen her gün motorun başına bir şey gelmesin diye başında bekler. bir nevi iş gibi. motorun sahibi geldiğinde mesaisi biter maaşını alır. ertesi gün tekrar iş başı. bakalım altı aydır görev başında. herkes memnun.
devamını gör...
800 tanıma ulaşan ilk 100 yazar kitaplarını köy okuluna bağışlasın kampanyası
ayrıca bağışımı yaparım, burdan kazandığım kitap benim için hatıradır diye cevap verdiğim kampanya hareketi.
devamını gör...
aniden gelen hiçlik hissi
tanrı evreni hiçten yarattı ama hiç kendini belli ediyor, diyerek bu konuda son sözü soylemistir. paul valery.
devamını gör...
hayvan herif
öğretmenlerin genelde erkek öğrencileri için kullandığı tabir.
devamını gör...
kaş
"arkası daş, önü yaş; burası gaş."
kaşlılar böyle anlatırla kaş'ı. hakikaten de arkasında kocaman bir dağ, dağın bittiği yerde ise deniz başlar. aradaki daracık sahil şeridine ise kaş yerleşmiştir. buranın asıl adı kaş değildir aslında. 1930'larda "yer adlarının türkçeleştirilmesi" garabeti sonucunda burası ve çevresindeki pek çok yerleşimin güzelim isimlerinin ırzına geçilmiştir. bu kasabanın en son bilinen ve en uzun süre kullanılmış olan ismi andifli'dir ve bugün hala ilçenin merkez mahallesinin ismi olarak hayattadır.
çok kısaca geçmişten günümüze hangi isimleri kullandığını anlattıktan sonra kaş isminin kökenine gelelim. bilinen en eski ismi (bkz: habesos). likya dilinde* bir isim. zaten kelimenin yapısı anadolu ismi olduğunu bas bas bağırıyor. m.ö. 10 ve 9 yüzyıllarda başlayan yunan kolonizasyonu burada da etkisini hissettiriyor. ve 8. yüzyıldan bu yana buraya antiphellos ismi veriliyor. antiphellos esasen asıl yerleşim yeri değil. kaşın hemen yukarısındaki tepelerin üstünde yer alan ve bugün felen mevkii olarak bilinen yerde kurulu olan ve kayalık yer anlamına gelen phellos kenti savunma, tarım ve hayvancılığa elverişlilik açısından asıl yerleşim yeri olarak kullanılıyor. eski habesos ise "phellos'un karşısı" anlamına gelen antiphellos ismi ile bu ana kentin liman yerleşkesi halini alıyor. yaklaşık 3 bin yıl boyunca yunan, pers, iskender, mısır, roma, bizans, selçuklu, osmanlı ve erken cumhuriyet dönemleri boyunca burası antiphellos ismiyle biliniyor. türk hakimiyeti altındayken ismin söylenişi birazcık yuvarlanarak andifli'ye evriliyor. yukarıda da dediğim gibi bu isim merkez mahallenin ismi olarak günümüzde hala kullanılıyor.
şimdi gelelim en sevdiğim kısma. uydurma hikaye kısmına *.
kaş'ın yerlilerine "buraya niye kaş demişler" diye sorarsanız, size hemen güzel bir hikaye anlatırlar. kaş'tan bir taş atımı uzaklıkta olan meis adası da bu hikayeye suç ortaklığı eder. derler ki ada göze benzediği için ona yunanca güya göz anlamına gelen meis adını vermişler. kaş da bu adayı kuzeyden yay gibi sardığı için buraya da kaş adını vermişler. oysa ki ne ada göze benzer, ne kaş kaşa benzer; ne meis kelimesi yunanca'da göz anlamına gelir, ne de yunanca'da böyle bir kelime vardır. adanın asıl ismi kastellorizo'dur. kastello rizon*, yani "tepenin dibindeki kale" anlamına gelir. bu ismin "kastello rosso"dan* geldiğine dair rivayetler olsa da gerçeği yansıtmaz. buna rağmen, bu yanlış düşünce sebebiyle bir dönem fransızlar "château rouge", türkler ise "kızılhisar" gibi çeviri isimler kullanmışlar. diğer adı ise megisti'dir. yunanca'da "en büyük" anlamına gelir, ki bu bölgedeki irili ufaklı 14 kayalık adacığın en büyüğü olduğu için bu isim kullanılır. meis ise megisti'nin türkçe'de deforme olmuş halidir. bu hikaye yanlış hatırlamıyorsam rum bir şairin meis ve kaşı kaş ve göze benzettiği bir şiirinden doğma. bulursam eklerim buraya.
kaş-göz kaş-meis hikayemiz patladığına göre gelelim kaş'ın asıl kökenine. isim aslında kaş'ın coğrafi yapısından geliyor. kaş modern türkçe'de artık unutulmaya yüz tutsa bile "kıyı, kenar, keskin kenar, sarp yamaç" anlamına gelir. tam da başta verdiğimiz cümleyle uyumlu. bölgedeki türkmenlerin geçmişten bu yana bölgeyi ifade etmek için kullandığı bir isim. hele hele kaş ile kalkan arasındaki yoldan geçerseniz bu ismin neden verildiğini daha da iyi anlarsınız.
burası cumhuriyet dönemine kadar büyük ölçüde rum kasabası olarak kalmış. 1900-1915 arası nüfus kayıtlarına bakılacak olursa andifli kasabasına kayıtlı 200-300 müslüman ya var, ya yok. yaklaşık 1800'den fazla rum buranın ana sakinleri. türkler daha çok yukarıda yaylada yaşıyorlar. fakat 1922 senesinde türklerin kurtuluş savaşında inisiyatifi ele geçirip kazanan taraf olmaları sebebiyle başlayan büyük rum göçü 1923'te türk-yunan nüfus mübadelesine dönüyor ve bölgedeki rum nüfusu sıfıra iniyor. andifli kasabasında rumlardan boşalan yere de yine bölge halkı yerleşiyor. bölge çok uzun yıllar tarım, hayvancılık, balıkçılık ve kaçakçılık ile geçiniyor. yine çok uzun yıllar boyunca türk tarafında cinayet vb. büyük suçlara karışanlar hapse girmemek için meis'e kaçıp orada saklanıyorlar. hatta yılmaz güney'in de yurtdışına kaçmak için kaş-meis hattını kullanması buranın uzun yıllar merkezi otoritenin kontrolünden uzak, rahat rahat geçilebilen bir sınır kasabası olduğunu gösteriyor.
2000'lerin başında popülerleşmeye başlayan kasaba bugün kapasitesinin çok üzerinde misafir sayılarının yükü altında eziliyor ve yerel kültürünü ciddi anlamda yitirme tehdidi altında yaşıyor.
kaşlılar böyle anlatırla kaş'ı. hakikaten de arkasında kocaman bir dağ, dağın bittiği yerde ise deniz başlar. aradaki daracık sahil şeridine ise kaş yerleşmiştir. buranın asıl adı kaş değildir aslında. 1930'larda "yer adlarının türkçeleştirilmesi" garabeti sonucunda burası ve çevresindeki pek çok yerleşimin güzelim isimlerinin ırzına geçilmiştir. bu kasabanın en son bilinen ve en uzun süre kullanılmış olan ismi andifli'dir ve bugün hala ilçenin merkez mahallesinin ismi olarak hayattadır.
çok kısaca geçmişten günümüze hangi isimleri kullandığını anlattıktan sonra kaş isminin kökenine gelelim. bilinen en eski ismi (bkz: habesos). likya dilinde* bir isim. zaten kelimenin yapısı anadolu ismi olduğunu bas bas bağırıyor. m.ö. 10 ve 9 yüzyıllarda başlayan yunan kolonizasyonu burada da etkisini hissettiriyor. ve 8. yüzyıldan bu yana buraya antiphellos ismi veriliyor. antiphellos esasen asıl yerleşim yeri değil. kaşın hemen yukarısındaki tepelerin üstünde yer alan ve bugün felen mevkii olarak bilinen yerde kurulu olan ve kayalık yer anlamına gelen phellos kenti savunma, tarım ve hayvancılığa elverişlilik açısından asıl yerleşim yeri olarak kullanılıyor. eski habesos ise "phellos'un karşısı" anlamına gelen antiphellos ismi ile bu ana kentin liman yerleşkesi halini alıyor. yaklaşık 3 bin yıl boyunca yunan, pers, iskender, mısır, roma, bizans, selçuklu, osmanlı ve erken cumhuriyet dönemleri boyunca burası antiphellos ismiyle biliniyor. türk hakimiyeti altındayken ismin söylenişi birazcık yuvarlanarak andifli'ye evriliyor. yukarıda da dediğim gibi bu isim merkez mahallenin ismi olarak günümüzde hala kullanılıyor.
şimdi gelelim en sevdiğim kısma. uydurma hikaye kısmına *.
kaş'ın yerlilerine "buraya niye kaş demişler" diye sorarsanız, size hemen güzel bir hikaye anlatırlar. kaş'tan bir taş atımı uzaklıkta olan meis adası da bu hikayeye suç ortaklığı eder. derler ki ada göze benzediği için ona yunanca güya göz anlamına gelen meis adını vermişler. kaş da bu adayı kuzeyden yay gibi sardığı için buraya da kaş adını vermişler. oysa ki ne ada göze benzer, ne kaş kaşa benzer; ne meis kelimesi yunanca'da göz anlamına gelir, ne de yunanca'da böyle bir kelime vardır. adanın asıl ismi kastellorizo'dur. kastello rizon*, yani "tepenin dibindeki kale" anlamına gelir. bu ismin "kastello rosso"dan* geldiğine dair rivayetler olsa da gerçeği yansıtmaz. buna rağmen, bu yanlış düşünce sebebiyle bir dönem fransızlar "château rouge", türkler ise "kızılhisar" gibi çeviri isimler kullanmışlar. diğer adı ise megisti'dir. yunanca'da "en büyük" anlamına gelir, ki bu bölgedeki irili ufaklı 14 kayalık adacığın en büyüğü olduğu için bu isim kullanılır. meis ise megisti'nin türkçe'de deforme olmuş halidir. bu hikaye yanlış hatırlamıyorsam rum bir şairin meis ve kaşı kaş ve göze benzettiği bir şiirinden doğma. bulursam eklerim buraya.
kaş-göz kaş-meis hikayemiz patladığına göre gelelim kaş'ın asıl kökenine. isim aslında kaş'ın coğrafi yapısından geliyor. kaş modern türkçe'de artık unutulmaya yüz tutsa bile "kıyı, kenar, keskin kenar, sarp yamaç" anlamına gelir. tam da başta verdiğimiz cümleyle uyumlu. bölgedeki türkmenlerin geçmişten bu yana bölgeyi ifade etmek için kullandığı bir isim. hele hele kaş ile kalkan arasındaki yoldan geçerseniz bu ismin neden verildiğini daha da iyi anlarsınız.
burası cumhuriyet dönemine kadar büyük ölçüde rum kasabası olarak kalmış. 1900-1915 arası nüfus kayıtlarına bakılacak olursa andifli kasabasına kayıtlı 200-300 müslüman ya var, ya yok. yaklaşık 1800'den fazla rum buranın ana sakinleri. türkler daha çok yukarıda yaylada yaşıyorlar. fakat 1922 senesinde türklerin kurtuluş savaşında inisiyatifi ele geçirip kazanan taraf olmaları sebebiyle başlayan büyük rum göçü 1923'te türk-yunan nüfus mübadelesine dönüyor ve bölgedeki rum nüfusu sıfıra iniyor. andifli kasabasında rumlardan boşalan yere de yine bölge halkı yerleşiyor. bölge çok uzun yıllar tarım, hayvancılık, balıkçılık ve kaçakçılık ile geçiniyor. yine çok uzun yıllar boyunca türk tarafında cinayet vb. büyük suçlara karışanlar hapse girmemek için meis'e kaçıp orada saklanıyorlar. hatta yılmaz güney'in de yurtdışına kaçmak için kaş-meis hattını kullanması buranın uzun yıllar merkezi otoritenin kontrolünden uzak, rahat rahat geçilebilen bir sınır kasabası olduğunu gösteriyor.
2000'lerin başında popülerleşmeye başlayan kasaba bugün kapasitesinin çok üzerinde misafir sayılarının yükü altında eziliyor ve yerel kültürünü ciddi anlamda yitirme tehdidi altında yaşıyor.
devamını gör...