evdekilere küsüp kızınca yapılanlar
ben direk iletişimi kesiyorum.
hiç bir şekilde konuşmuyorum yemeklerimide ayrı yiyorum zaten.genelde onlardan sonra.evde her ihtiyacımı kendim karşılarım.çayıma kadar kendim demlerim.yemeğimi kendim ısıtır, yerim.
aslında herkesi yok sayıp, tek yaşıyormuş gibi bir tavır sergilerim.
bu benim karakterimle alakalı biraz.ben asi ve özgürlüğüne düşkün biriyim.saygısızlığı kabul etmiyorum ailemde olsa.
ebeveynler cocuklarına istedikleri tavrı sergilemekte özgür değildir.her cocukta bir bireydir.onların doğumunu sağlamış olmak, üstün ve sınırsız bir hak tanımıyor bana sorarsanız.
herkesin çizgileri ayrıdır, herkes birbirine saygı duyabildiği sürece aile , aile olabilir.limitler geçilmediği sürece saygı ve sevgi baki olur.
yok ben seni yöneteyim, her şeyin en iyisini ben bilirim, senin yaşın kadar benim deneyimim var vb cümleleri kendi adıma çok saçma bulurum.
baba’da olsan anne’de sende insansın.senin mutlak doğruya her konuda erişmiş olma şansın bana sorarsan sıfır. eğer mutlak doğruya erişebilecek kadar limitsiz olsaydık, doğru ve yanlışlar olmazdı.
doğrular ve yanlışlar kişiseldir ve kimse diğerine kendi doğrusunu dayatamaz.
bu yüzden saygı önemli.
saygı full , destek full , sevgi full olmalı.
hiç bir şekilde konuşmuyorum yemeklerimide ayrı yiyorum zaten.genelde onlardan sonra.evde her ihtiyacımı kendim karşılarım.çayıma kadar kendim demlerim.yemeğimi kendim ısıtır, yerim.
aslında herkesi yok sayıp, tek yaşıyormuş gibi bir tavır sergilerim.
bu benim karakterimle alakalı biraz.ben asi ve özgürlüğüne düşkün biriyim.saygısızlığı kabul etmiyorum ailemde olsa.
ebeveynler cocuklarına istedikleri tavrı sergilemekte özgür değildir.her cocukta bir bireydir.onların doğumunu sağlamış olmak, üstün ve sınırsız bir hak tanımıyor bana sorarsanız.
herkesin çizgileri ayrıdır, herkes birbirine saygı duyabildiği sürece aile , aile olabilir.limitler geçilmediği sürece saygı ve sevgi baki olur.
yok ben seni yöneteyim, her şeyin en iyisini ben bilirim, senin yaşın kadar benim deneyimim var vb cümleleri kendi adıma çok saçma bulurum.
baba’da olsan anne’de sende insansın.senin mutlak doğruya her konuda erişmiş olma şansın bana sorarsan sıfır. eğer mutlak doğruya erişebilecek kadar limitsiz olsaydık, doğru ve yanlışlar olmazdı.
doğrular ve yanlışlar kişiseldir ve kimse diğerine kendi doğrusunu dayatamaz.
bu yüzden saygı önemli.
saygı full , destek full , sevgi full olmalı.
devamını gör...
atatürk'ün dinsiz olduğu iddiası
din, allah ile kul arasındadır. her insan inanıp inanmamak konusunda özgürdür. atatürk de bir insan olduğuna göre bu durum kendisini ilgilendirir sadece. inanış biçimine değil yaptıklarına bakmak lazım.
devamını gör...
zamanla eleştirilen ebeveyne benzemek
birçok kişi için kaçınılmaz bir durumdur. ben de bu durumdan çok korkan biriyim, sadece ebeveyn değil insan olarak benzemek istemiyorum birçok açıdan. o yüzden bilinçli olarak bazı şeyleri yapmaktan kaçındığım oluyor.
ancak üstüne çok da düşünmediğimiz bir durum var ki, o da zararsız açılardan benzemenin o kadar da korkunç olmaması. çünkü 'ben anneme/babama benzemeyeceğim' derken onlara hiç ama hiç benzememek istediğimizi düşünüyoruz. ama bu hem imkansız, hem de mantıksız. sonuçta onlarla büyüyoruz, bazı alışkanlıklarını fark etmeden içselleştiriyoruz. hem ne olacak ki bazı şeylere onlar gibi tepki versek, onların sahip olduğu birkaç alışkanlığa sahip olsak? dünyanın sonu değil ya. buradaki en önemli şey onların yanlışlarını fark edip onlardan kaçınmak, gerisi çok da kafaya takılmamalı.
bu durumu biraz daha irdeleyen bir yazıyı paylaşmak istiyorum:
neden ebeveynlerimiz gibi davranıyoruz?
aile hayatı, esasen gelecek nesil için bir provadır. her nesil, miras aldığımız ve çocuklarımıza aktardığımız uzun bir yaşam zincirinin başka bir parçasıdır.
ailelerin geleneklerini ve davranışlarını iletme şekli, aile senaryoları aracılığıyladır. bu senaryolar, davranmanın, konuşmanın ve hatta düşünmenin kabul edilebilir yollarını tanımlar. esasen hayatın nasıl olması gerektiğine dair paylaşılan beklentilerdir.
senaryolar, bulaşıkları yıkamanın tercih edilen yolu kadar spesifik ve kavga etme şeklimiz veya samimiyetimizi ifade etme şeklimiz kadar büyük olabilir.
genel olarak, üç tür senaryo vardır: yinelenen, düzeltici ve doğaçlama.
yinelenen senaryo
yinelenen senaryo, bilinçli veya bilinçsiz olarak tekrarladığınız bir senaryodur. örneğin, evinizi temizleme şekliniz, akşam yemeğinde görgü kuralları, tv izleme ile ilgili politika vb. bunlar genellikle bir çocukken tercih edilebilir veya olumlu olarak bize öğretilen davranışsal senaryolardır. diğer zamanlarda, insanlar ilk başta sevmedikleri davranışları veya tutumları, genellikle ebeveynlerine "sadık" olmanın bilinçsiz bir yolu olarak taklit ederler: aslında ailelerine ait senaryolarını kopyalayarak, esasen ebeveynlerine davranışlarının ne kadar arzu edilir olduğunu iletirler. örneğin, birçok insan kendilerini çocuklarına çocukken duymaktan nefret ettikleri şeyleri söylerken bulurlar.
düzeltici senaryolar
düzeltici senaryolar, bir kişi bilinçli olarak işleri çok farklı yapmayı seçtiğinde veya hatta büyürken deneyimledikleri senaryoların tam tersi olduğunda ortaya çıkar.
bazıları, büyüdükleri yerden coğrafi, dini veya ekonomik olarak "kaçarak" düzeltici senaryolar oluştururlar.
insanlar birçok şekilde miras aldıkları senaryolardan "kaçmaya" çalışırlar. dünyanın diğer tarafına geçebilirler. isimlerini değiştirebilirler. dinlerini değiştirebilirler veya olduklarından daha dindarlaşabilirler. aileleri ile bağlarını kesebilirler.
doğaçlama senaryolar
doğaçlama senaryolar gereklilikten (yeni gerçeklik veya yeni teknoloji) veya meraktan doğar. geçmişin bir kopyası ya da düzeltmesi değildirler. yenidirler ve genellikle kendiliğindendirler. bu senaryolarda, her partner aile hayatı için yeni bir senaryo başlatırken endişe ve belirsizlikle baş etmek durumundadır.
senaryolar ilişkilerde kendilerine nasıl yer bulurlar?
bir çift ilişkile kurduğunda, her bir partnerin tekrar eden ve düzeltici senaryolarını bilinçsizce müzakere eder ve bu senaryoların bir kombinasyonunu hayata geçirirler. bu müzakere bilinçli olmadığından, çiftler miras aldıkları senaryolardan dolayı çatışmalar yaşayabilir.
gerçek şu ki, ne kadar “anne baban gibi olmadığınızı” düşünürseniz düşünün ya da işleri farklı yapın, bu senaryolar tamamen kaybolmazlar. ilişki davranışlarınızın çoğu kalıtsaldır. davranışınızı değiştirmenin en iyi yolu, miras aldığınız senaryoları benimsemek ve bunlar üzerinde doğaçlama yapmaktır.
kaynak
ancak üstüne çok da düşünmediğimiz bir durum var ki, o da zararsız açılardan benzemenin o kadar da korkunç olmaması. çünkü 'ben anneme/babama benzemeyeceğim' derken onlara hiç ama hiç benzememek istediğimizi düşünüyoruz. ama bu hem imkansız, hem de mantıksız. sonuçta onlarla büyüyoruz, bazı alışkanlıklarını fark etmeden içselleştiriyoruz. hem ne olacak ki bazı şeylere onlar gibi tepki versek, onların sahip olduğu birkaç alışkanlığa sahip olsak? dünyanın sonu değil ya. buradaki en önemli şey onların yanlışlarını fark edip onlardan kaçınmak, gerisi çok da kafaya takılmamalı.
bu durumu biraz daha irdeleyen bir yazıyı paylaşmak istiyorum:
neden ebeveynlerimiz gibi davranıyoruz?
aile hayatı, esasen gelecek nesil için bir provadır. her nesil, miras aldığımız ve çocuklarımıza aktardığımız uzun bir yaşam zincirinin başka bir parçasıdır.
ailelerin geleneklerini ve davranışlarını iletme şekli, aile senaryoları aracılığıyladır. bu senaryolar, davranmanın, konuşmanın ve hatta düşünmenin kabul edilebilir yollarını tanımlar. esasen hayatın nasıl olması gerektiğine dair paylaşılan beklentilerdir.
senaryolar, bulaşıkları yıkamanın tercih edilen yolu kadar spesifik ve kavga etme şeklimiz veya samimiyetimizi ifade etme şeklimiz kadar büyük olabilir.
genel olarak, üç tür senaryo vardır: yinelenen, düzeltici ve doğaçlama.
yinelenen senaryo
yinelenen senaryo, bilinçli veya bilinçsiz olarak tekrarladığınız bir senaryodur. örneğin, evinizi temizleme şekliniz, akşam yemeğinde görgü kuralları, tv izleme ile ilgili politika vb. bunlar genellikle bir çocukken tercih edilebilir veya olumlu olarak bize öğretilen davranışsal senaryolardır. diğer zamanlarda, insanlar ilk başta sevmedikleri davranışları veya tutumları, genellikle ebeveynlerine "sadık" olmanın bilinçsiz bir yolu olarak taklit ederler: aslında ailelerine ait senaryolarını kopyalayarak, esasen ebeveynlerine davranışlarının ne kadar arzu edilir olduğunu iletirler. örneğin, birçok insan kendilerini çocuklarına çocukken duymaktan nefret ettikleri şeyleri söylerken bulurlar.
düzeltici senaryolar
düzeltici senaryolar, bir kişi bilinçli olarak işleri çok farklı yapmayı seçtiğinde veya hatta büyürken deneyimledikleri senaryoların tam tersi olduğunda ortaya çıkar.
bazıları, büyüdükleri yerden coğrafi, dini veya ekonomik olarak "kaçarak" düzeltici senaryolar oluştururlar.
insanlar birçok şekilde miras aldıkları senaryolardan "kaçmaya" çalışırlar. dünyanın diğer tarafına geçebilirler. isimlerini değiştirebilirler. dinlerini değiştirebilirler veya olduklarından daha dindarlaşabilirler. aileleri ile bağlarını kesebilirler.
doğaçlama senaryolar
doğaçlama senaryolar gereklilikten (yeni gerçeklik veya yeni teknoloji) veya meraktan doğar. geçmişin bir kopyası ya da düzeltmesi değildirler. yenidirler ve genellikle kendiliğindendirler. bu senaryolarda, her partner aile hayatı için yeni bir senaryo başlatırken endişe ve belirsizlikle baş etmek durumundadır.
senaryolar ilişkilerde kendilerine nasıl yer bulurlar?
bir çift ilişkile kurduğunda, her bir partnerin tekrar eden ve düzeltici senaryolarını bilinçsizce müzakere eder ve bu senaryoların bir kombinasyonunu hayata geçirirler. bu müzakere bilinçli olmadığından, çiftler miras aldıkları senaryolardan dolayı çatışmalar yaşayabilir.
gerçek şu ki, ne kadar “anne baban gibi olmadığınızı” düşünürseniz düşünün ya da işleri farklı yapın, bu senaryolar tamamen kaybolmazlar. ilişki davranışlarınızın çoğu kalıtsaldır. davranışınızı değiştirmenin en iyi yolu, miras aldığınız senaryoları benimsemek ve bunlar üzerinde doğaçlama yapmaktır.
kaynak
devamını gör...
bulut mu olsam
nazım hikmet şiiri olup, zülfü livaneli tarafından bestelenmiştir, son iki dizesi ayrı güzeldir.
denizin üstünde ala bulut,
yüzünde gümüş gemi,
içinde sarı balık,
dibinde mavi yosun,
kıyıda bir çıplak adam,
durmuş düşünür.
bulut mu olsam,
gemi mi yoksa?
balık mı olsam,
yosun mu yoksa?..
ne o, ne o, ne o.
deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla!
denizin üstünde ala bulut,
yüzünde gümüş gemi,
içinde sarı balık,
dibinde mavi yosun,
kıyıda bir çıplak adam,
durmuş düşünür.
bulut mu olsam,
gemi mi yoksa?
balık mı olsam,
yosun mu yoksa?..
ne o, ne o, ne o.
deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla!
devamını gör...
yazarların garip huyları
dizi film izlerken çoğu sahnede durdurup "ben olsam şöyle oynardım" diyip karakteri canlandırıyorum. e tabi 1 saatlik şeyi iki saatte anca bitiriyorum.
devamını gör...
normal sözlük'ün normali bir kısaltma olsaydı açılımı ne olurdu sorunsalı
kafayı arap faik'ten alıyorduk.
devamını gör...
klişe youtube yorumları
''şarkı kliplerinin altına yapılan prim amaçlı ''beğeninde bildirim geldikçe gelip tekrar dinliyim.'' tarzı yorumlardır.
bu kadar beğendiysen, dinlemek istiyosan aç dinle kardeşim ne tantana yapıyorsun demek istediğimdir.
(bkz: prim kokan hareketler)
bu kadar beğendiysen, dinlemek istiyosan aç dinle kardeşim ne tantana yapıyorsun demek istediğimdir.
(bkz: prim kokan hareketler)
devamını gör...
yazarlar uyansın diye beklemek
bir de aktif yazarları kontrol edip "bak bu bugün de uyumadı hala, akşam yatmak bilmezler sabah kalkmak bilmezler"diye serzeniş versiyonu var.analık mode on.
devamını gör...
dünyayı kurtaracak formül
e=mc^2
devamını gör...
en mutsuz olunan yer
hayatımın 18 ayını bir tugay dolusu sapla geçirmemi sağlayan tugay komutanlığı.
devamını gör...
saçı kazıtmak
bir kadın olarak çok gurur duyarak yaptığım bir eylemdi lakin çevreden çok olumlu bir tepki almadığım için tekrar yaptım.
devamını gör...
taliban'ın istanbul'da bayrak açması
neredesiniz sözlüğün hümanist baykuşları, aktrolleri gelin şu başlık altında bir insanlık dersi verin. yarın öbür gün annelerimiz, kadınlarımız, kız kardeşlerimiz bu onun bunun çocuklarının tacizine tecavüzüne saldırısına uğradığında vebali sizin boynunuza olacak. hep diyorum demeye devam edeceğim sizin yürüdüğünüz yolları s****m.
devamını gör...
bir derdim var bin dermana değişmem
erkan oğur'un seslendirdiği güzel türkülerimizdendir.
devamını gör...
kolgeyt
diş macunu gibin ferahlık veren yazar tanesi. hoş gelmiş.
--- kamu spotu ---
günde 2 defa dişlerinizi fırçalayınız.
--- kamu spotu ---
ayrıca;
(bkz: kafa sözlük formatı ve kuralları)
--- kamu spotu ---
günde 2 defa dişlerinizi fırçalayınız.
--- kamu spotu ---
ayrıca;
(bkz: kafa sözlük formatı ve kuralları)
devamını gör...
ams
açılımı arbeitsmarktservice olan bu kurum avusturya’nın tüm şehirlerinde ve bir çok semtlerinde yer almaktadır. işverenler ve iş arayanlar için bir nimet niteliğindedir. buraya başvurup eleman/iş bulabilirsiniz.
eğer işsizseniz hayatınıza biraz destek olmak namına işsizlik maaşı veriyorlar. yaptığınız mesleğe, çocuğunuz olup, olmadığına göre belirleniyor verdikleri miktar.
her şeyin bi karşılığı olduğu gibi burda da bi şart var tabii. deyimi yerindeyse keklenmemek adına size önerilen iş yerine başvurup, 8 gün içinde bi geri dönüş yapmanız gerekiyor kuruma.
uzun zamandır iş bulamadıysanız eğer, size bi kurs teklifinde bulunuyor. ister kendi mesleğinizde, ister merak ettiğiniz bi alan’da belli bi süre eğitim alabilirsiniz. bunun değerini de ams karşılıyor.
kendinizi geliştirirken bir yandan da iş aramaya devam etmelisiniz. kursa başladığınız da geç kalıp nerde olduğunuza dair izin kağıdı vermezseniz maaşınızdan bir günlük değeri kesebiliyorlar. aynı şekilde kursu yarım bırakmanıza da sıcak bakılmıyor.
bu küçük şartları yerine getirmediğiniz taktirde anında kesiliyor işsizlik maaşınız. tekrar evrak toplayıp başvurursanız 6 haftalık bi “ceza” (parasızlık) sonrası yeniden şans veriliyor size.
kendim bizzat epeydir işsizim ve ams ile uğraşmaktansa* hardcore çalışmayı yeğlerim. kriterlerime uygun olan bi işe denk gelemedim henüz.
eğer işsizseniz hayatınıza biraz destek olmak namına işsizlik maaşı veriyorlar. yaptığınız mesleğe, çocuğunuz olup, olmadığına göre belirleniyor verdikleri miktar.
her şeyin bi karşılığı olduğu gibi burda da bi şart var tabii. deyimi yerindeyse keklenmemek adına size önerilen iş yerine başvurup, 8 gün içinde bi geri dönüş yapmanız gerekiyor kuruma.
uzun zamandır iş bulamadıysanız eğer, size bi kurs teklifinde bulunuyor. ister kendi mesleğinizde, ister merak ettiğiniz bi alan’da belli bi süre eğitim alabilirsiniz. bunun değerini de ams karşılıyor.
kendinizi geliştirirken bir yandan da iş aramaya devam etmelisiniz. kursa başladığınız da geç kalıp nerde olduğunuza dair izin kağıdı vermezseniz maaşınızdan bir günlük değeri kesebiliyorlar. aynı şekilde kursu yarım bırakmanıza da sıcak bakılmıyor.
bu küçük şartları yerine getirmediğiniz taktirde anında kesiliyor işsizlik maaşınız. tekrar evrak toplayıp başvurursanız 6 haftalık bi “ceza” (parasızlık) sonrası yeniden şans veriliyor size.
kendim bizzat epeydir işsizim ve ams ile uğraşmaktansa* hardcore çalışmayı yeğlerim. kriterlerime uygun olan bi işe denk gelemedim henüz.
devamını gör...
pour over
drip coffee yönetmlerinden biri olan, drip brewing, filtered coffee, veya pour over 1900’lerin başından itibaren oldukça popüler olan ve özellikle nitelikli kahvenin yaygınlaşması ile yıldızı daha da parlayan ve temelinde kahve üzerine belirli bir süre ve sıcaklıktaki suyun gezdirilerek dökülmesi işleminden oluşur. baristanın kahve ile olan dansının en belirgin halidir. profesyonellik gerektirir, kahveyi tanımak gerekir. bir çeşit kahve ile 10’dan çok demleme profili oluşturarak farklı farklı tatlar çıkarmaya gayet müsaittir. çekirdek yapısını, karakterini tam olarak doğru çıkarttığınız bir demleme metodudur.
kaynak
kaynak
devamını gör...
vücuda krem sürmekten nefret etmek
alıştın mı kesinlikle bırakamıyorsun krem kokusu bile bağımlılık yapıyor zamanla.o yüzden ben nefret edenlerden değil sevenlerdenim.canım kremlerim..
devamını gör...
yazdığın şiirden bir parça bırak
..................
süngüye kalkmış balçık dolu siperden,
o beni görmeyişler ölecek birden.
süngüye kalkmış balçık dolu siperden,
o beni görmeyişler ölecek birden.
devamını gör...
la vie en rose
güllerin içinde hayat anlamına gelebilen şarkı, hayatımın şarkısı.. birçok kişi yorumlamıştır.
ama en güzeli edith piaf'ın yorumudur bence.
love me if you dare filminin tek soundtrackidir.
ama en güzeli edith piaf'ın yorumudur bence.
love me if you dare filminin tek soundtrackidir.
devamını gör...